Konusunu Oylayın.: Bir insanda büyü nasıl bilinir

5 üzerinden 4.67 | Toplam : 3 kişi
Bir insanda büyü nasıl bilinir
  1. 12.Ağustos.2010, 00:46
    1
    Misafir

    Bir insanda büyü nasıl bilinir






    Bir insanda büyü nasıl bilinir Mumsema ablam da bazı hareketler sergiliyorum uyumuyo sürekli banyoda ve ellerini sürekli yıkıyo ve anlamsız davranıyo.ne yaptığını çözemiyoruz


  2. 12.Ağustos.2010, 00:46
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    ablam da bazı hareketler sergiliyorum uyumuyo sürekli banyoda ve ellerini sürekli yıkıyo ve anlamsız davranıyo.ne yaptığını çözemiyoruz


    Benzer Konular

    - Bir insana büyü yapıldığını nasıl anlarız ve büyü bozmak için ne yapmamız gerekir

    - Bir insanda büyü olduğu nasıl anlaşılır

    - Seyyidlik nasıl bilinir?

    - Bir insanda sihir belirtileri nasıl bilinir?

    - Büyü oldu nasıl bilinir çözmek için ne yapılır

  3. 12.Ağustos.2010, 01:46
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    --->: bir insanda büyü nasıl bilinir




    Büyü yapıldığını nasıl anlarız,Yapılmışsa bunu nasıl çözebiliriz?

    Bugünkü adıyla büyü, geçmişteki adıyla sihir, tarihin derinliklerinden gelen söylentileriyle bazı kesimlerde halen baskısını sürdürmektedir.

    Kur'an-ı Kerim'de geçmişte sihir yapanlardan söz edilir.

    Hadislerde de sihir, büyük günahlardan sayılır.

    - Allah'a şirk koşmak, adam öldürmek, zina etmek, ana babaya saygısızlıkta bulunmak, sihir yapmak.. büyük günahlardandır, denir.

    Hatta İslam hukukunda, büyü ve sihir yaptığını iddia ederek insanları aldatmaya kalkışanlar, yakalanıp hapse atılması gerekir ki, sıkıntısı olan insanlar büyücü ve sihircilerin aldatmasına maruz kalmasınlar...

    Bu sebeple bizler büyücü ve sihircilerin iddialarına itibar etmiyoruz.

    Çünkü büyü ve sihir ilmi günümüze kadar gelmemiş, tarihin derinliklerinde o güne mahsus ilim olarak kaybolup gitmiştir. Böyle bir bilginin yokluğu sebebiyledir ki, bugün hiçbir büyücü çıkıp da:

    - Elimdeki bilgi ve bulgular kesindir, dilediğim kimseyi büyü ile perişan ederim, dilediğimi de kurtarır, iyi ederim!? diyemez. Allah hiçbir kuluna böyle kesin bir salahiyet vermemiştir.

    Daha açık ifadesiyle büyücüler ne bir karı kocanın arasını açabilirler ne de birini ötekine vazgeçilmez halde âşık yapabilirler. Yani ne sevdirebilir ne de nefret ettirebilirler. Bu gibi duygusal durumlar, tarafların kendi istek ve iradeleriyle sağlayacakları kazanımlarıdır. Birileri büyüyle sevdirip, büyüyle nefret ettiremez...

    Şayet böyle kesin bir büyü bilgisi mevcut olsaydı, sıhhatli kitaplarda yazılı olacak, yazılı olan bilgiyi de okuma yazması olan herkes okuyup bilecek, kıyıda köşede kırsal bölgelerde geçim vasıtası yapanların şahıslarına mahsus özel bir bilgi haline gelmeyecekti...

    Buna rağmen bazı semtlerde büyü yaptığı, yahut da bozduğu iddia edilen kimseler görülmektedir. Akla, mantığa ters düşen büyü yapma, bozma çareleri de ileri sürmekteler.

    - Şu kadar domuz yağı; şu kadar keçiboynuzu, falan mezardan şu kadar toprak.. gibi gizemli isteklerle çaresizleri etkilemeye çalışmaktalar.

    Kesin olan odur ki, para ortadan kalksın ne büyü yapan kalır meydanda ne de büyü çözen...

    İnsanlar neden yine de büyücünün peşine düşerler?

    Söylentilere, bir çözüm olabilir ümidiyle bakarlar da ondan...

    Halbuki, bu gibi konularda esas olan, en önce büyücüye gitmeye sebep olan rahatsızlığa doğru teşhis koymak!..

    Olabilir ki, büyü sanılan sıkıntının mahiyetinde ne büyü ne de sihir vardır. Olay ya bir sinirsel rahatsızlıktır. Yani doktor işidir. Yahut da tarafların kendi anlayışsız tutumlarıyla meydana getirdikleri sinir zayıflatıcı gerginlikleri, kırıcı, incitici davranışlarıdır!..

    Büyü sandıkları rahatsızlıklarını kendi davranışları meydana getirmiştir. Öyle ise bunu çözecek olan da yine kendi davranışlarıdır... Tutumlarını düzeltmeleri, rahatsızlık sebebi anlayışsızlıklarından vazgeçmeleri... Yani önce saygı, hemen arkasından da sevgi ihtiyacının karşılanması...

    Ne var ki, kimse kendi kusuruna, hatasına bakmamakta, ille de yakınlarından birinin büyü yaptığını düşünüp suçu onların üzerine yıkmayı kolay bir çıkış yolu olarak görmekteler.

    İnceleseniz ya beyin hanıma karşı ya da hanımın beye karşı rahatsızlık meydana getirecek ihmal ve tepkisellikleri.. gibi davranışları söz konusudur olayın kökünde.

    Ama kimse böyle bir davranış düzeltmesine taraftar değil, suçu büyücülere yükleme kolaylığı varken...

    Bununla beraber, böyle ihtimallerde manevi çare büsbütün de yok sayılmaz. Kur'an-ı Kerim'in son iki (Felak ve Nas) sûreleri ile birlikte bilinen tüm duaları rahatsızlığı duyan da, yakınları da okuyabilirler. Bunları ille de başkaları değil, kendileri okurlarsa daha gönülden dua etmiş, şifa dilemiş olurlar. Çünkü üzüntüyü kendileri yaşıyorlar, duayı da kendileri yapmalılar.

    Bu konuda sözün özü olarak denilebilir ki: Önce büyücüye değil ilgili psikolog ve sinir doktoruna durumu anlatıp gerekli ilaçları alarak sinirler kuvvetlendirilmelidir.

    Ayrıca sıkıntı sebebi olan kendi tepkili tutumlarını da gözden geçirmeli, gerginlik meydana getiren davranışlarını (Felak ve Nas) sûrelerini de okuyarak terk etmeli, geçmişi unutup geleceğe yeniden bir beyaz sayfa açmalılar...

    Göreceklerdir ki, büyüyü de kendileri yapmakta, büyüyü bozan ilaç da kendilerinde bulunmaktadır.

    Ahmet Şahin



  4. 12.Ağustos.2010, 01:46
    2
    Hüvel Baki..



    Büyü yapıldığını nasıl anlarız,Yapılmışsa bunu nasıl çözebiliriz?

    Bugünkü adıyla büyü, geçmişteki adıyla sihir, tarihin derinliklerinden gelen söylentileriyle bazı kesimlerde halen baskısını sürdürmektedir.

    Kur'an-ı Kerim'de geçmişte sihir yapanlardan söz edilir.

    Hadislerde de sihir, büyük günahlardan sayılır.

    - Allah'a şirk koşmak, adam öldürmek, zina etmek, ana babaya saygısızlıkta bulunmak, sihir yapmak.. büyük günahlardandır, denir.

    Hatta İslam hukukunda, büyü ve sihir yaptığını iddia ederek insanları aldatmaya kalkışanlar, yakalanıp hapse atılması gerekir ki, sıkıntısı olan insanlar büyücü ve sihircilerin aldatmasına maruz kalmasınlar...

    Bu sebeple bizler büyücü ve sihircilerin iddialarına itibar etmiyoruz.

    Çünkü büyü ve sihir ilmi günümüze kadar gelmemiş, tarihin derinliklerinde o güne mahsus ilim olarak kaybolup gitmiştir. Böyle bir bilginin yokluğu sebebiyledir ki, bugün hiçbir büyücü çıkıp da:

    - Elimdeki bilgi ve bulgular kesindir, dilediğim kimseyi büyü ile perişan ederim, dilediğimi de kurtarır, iyi ederim!? diyemez. Allah hiçbir kuluna böyle kesin bir salahiyet vermemiştir.

    Daha açık ifadesiyle büyücüler ne bir karı kocanın arasını açabilirler ne de birini ötekine vazgeçilmez halde âşık yapabilirler. Yani ne sevdirebilir ne de nefret ettirebilirler. Bu gibi duygusal durumlar, tarafların kendi istek ve iradeleriyle sağlayacakları kazanımlarıdır. Birileri büyüyle sevdirip, büyüyle nefret ettiremez...

    Şayet böyle kesin bir büyü bilgisi mevcut olsaydı, sıhhatli kitaplarda yazılı olacak, yazılı olan bilgiyi de okuma yazması olan herkes okuyup bilecek, kıyıda köşede kırsal bölgelerde geçim vasıtası yapanların şahıslarına mahsus özel bir bilgi haline gelmeyecekti...

    Buna rağmen bazı semtlerde büyü yaptığı, yahut da bozduğu iddia edilen kimseler görülmektedir. Akla, mantığa ters düşen büyü yapma, bozma çareleri de ileri sürmekteler.

    - Şu kadar domuz yağı; şu kadar keçiboynuzu, falan mezardan şu kadar toprak.. gibi gizemli isteklerle çaresizleri etkilemeye çalışmaktalar.

    Kesin olan odur ki, para ortadan kalksın ne büyü yapan kalır meydanda ne de büyü çözen...

    İnsanlar neden yine de büyücünün peşine düşerler?

    Söylentilere, bir çözüm olabilir ümidiyle bakarlar da ondan...

    Halbuki, bu gibi konularda esas olan, en önce büyücüye gitmeye sebep olan rahatsızlığa doğru teşhis koymak!..

    Olabilir ki, büyü sanılan sıkıntının mahiyetinde ne büyü ne de sihir vardır. Olay ya bir sinirsel rahatsızlıktır. Yani doktor işidir. Yahut da tarafların kendi anlayışsız tutumlarıyla meydana getirdikleri sinir zayıflatıcı gerginlikleri, kırıcı, incitici davranışlarıdır!..

    Büyü sandıkları rahatsızlıklarını kendi davranışları meydana getirmiştir. Öyle ise bunu çözecek olan da yine kendi davranışlarıdır... Tutumlarını düzeltmeleri, rahatsızlık sebebi anlayışsızlıklarından vazgeçmeleri... Yani önce saygı, hemen arkasından da sevgi ihtiyacının karşılanması...

    Ne var ki, kimse kendi kusuruna, hatasına bakmamakta, ille de yakınlarından birinin büyü yaptığını düşünüp suçu onların üzerine yıkmayı kolay bir çıkış yolu olarak görmekteler.

    İnceleseniz ya beyin hanıma karşı ya da hanımın beye karşı rahatsızlık meydana getirecek ihmal ve tepkisellikleri.. gibi davranışları söz konusudur olayın kökünde.

    Ama kimse böyle bir davranış düzeltmesine taraftar değil, suçu büyücülere yükleme kolaylığı varken...

    Bununla beraber, böyle ihtimallerde manevi çare büsbütün de yok sayılmaz. Kur'an-ı Kerim'in son iki (Felak ve Nas) sûreleri ile birlikte bilinen tüm duaları rahatsızlığı duyan da, yakınları da okuyabilirler. Bunları ille de başkaları değil, kendileri okurlarsa daha gönülden dua etmiş, şifa dilemiş olurlar. Çünkü üzüntüyü kendileri yaşıyorlar, duayı da kendileri yapmalılar.

    Bu konuda sözün özü olarak denilebilir ki: Önce büyücüye değil ilgili psikolog ve sinir doktoruna durumu anlatıp gerekli ilaçları alarak sinirler kuvvetlendirilmelidir.

    Ayrıca sıkıntı sebebi olan kendi tepkili tutumlarını da gözden geçirmeli, gerginlik meydana getiren davranışlarını (Felak ve Nas) sûrelerini de okuyarak terk etmeli, geçmişi unutup geleceğe yeniden bir beyaz sayfa açmalılar...

    Göreceklerdir ki, büyüyü de kendileri yapmakta, büyüyü bozan ilaç da kendilerinde bulunmaktadır.

    Ahmet Şahin



  5. 16.Ağustos.2010, 23:36
    3
    myavuz006
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Ağustos.2010
    Üye No: 78043
    Mesaj Sayısı: 2
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: bir insanda büyü nasıl bilinir

    iyi günler bana bir konuda yardımcı olmanızı istiyorum
    bundan beş yıl önce eşimden ayrıldım ayrıldığımda fazla bir tepkim olmadı son 3 aydır hergün eşimim oturduğu apartmanın akrasında park var oraya gidip otuyorum oturduğu oda parka bakıyor ışığı yanıncaya kadar bekliyorum yandığını görünce tekrar eve dönüyorum geceleri uyku düzenim kalmadı ve onu düşünmekten başka bir şey yapamıyorum bir günü gttikten sonra tamam yağrın gitmiyeceğim diyorum ama saat akşam 20:00 oldumu tekrar yola düşüyor gidiyorum sizce hocam bu bir büyümü
    ilginize alakanıza teşekür ederim


  6. 16.Ağustos.2010, 23:36
    3
    myavuz006 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    iyi günler bana bir konuda yardımcı olmanızı istiyorum
    bundan beş yıl önce eşimden ayrıldım ayrıldığımda fazla bir tepkim olmadı son 3 aydır hergün eşimim oturduğu apartmanın akrasında park var oraya gidip otuyorum oturduğu oda parka bakıyor ışığı yanıncaya kadar bekliyorum yandığını görünce tekrar eve dönüyorum geceleri uyku düzenim kalmadı ve onu düşünmekten başka bir şey yapamıyorum bir günü gttikten sonra tamam yağrın gitmiyeceğim diyorum ama saat akşam 20:00 oldumu tekrar yola düşüyor gidiyorum sizce hocam bu bir büyümü
    ilginize alakanıza teşekür ederim





+ Yorum Gönder