Konusunu Oylayın.: Hazreti Ali'nin kılıcı bulundu

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hazreti Ali'nin kılıcı bulundu
  1. 05.Ağustos.2010, 06:52
    1
    Misafir

    Hazreti Ali'nin kılıcı bulundu






    Hazreti Ali'nin kılıcı bulundu Mumsema Topkapı Sarayı Müzesi, bazı hazineleri ilk kez teşhir etmeye hazırlanıyor. Bunların arasında Hz. Fatma'nın hırkası, Hz. Hüseyin'in kanlı cübbesi ve Hz. Ali'nin kılıcı da var.

    Topkapı Sarayı, 27 Ağustos-24 Kasım arasında farklı bir sergiye ev sahipliği yapacak. “Osmanlı Devleti’nde Ehl-i Beyt Sevgisi” adını taşıyan sergide Mukaddes Emanetler Dairesi’nde kat kat bohçalar içinde korunan Hazreti Peygamber’in ailesine ait hatıralar ilk kez ziyarete açılacak.

    Bunlar arasında Hz. Fatma'nın hırka ve seccadesi, Hz. Hüseyin'in kanlı cübbesi yer alıyor. Ehl-i Beyt'e ait eşyalar ve yazma eserlerin yüzyıllar sonra görülebileceği serginin en büyük sürprizi ise Hz. Ali'ye ait olduğu belirtilen kılıç. Alınan bilgilere göre, "Osmanlı Devleti'nde Ehl-i Beyt Sevgisi" için envanter çalışması yapan uzmanlar, araştırma sırasında tarihî bir kılıca rastladı. Kılıç Kutsal Emanetler bölümünde envantere başka bir isimle kaydedilmişti. Ancak yapılan incelemeler ve laboratuvar çalışmaları sonucunda kutsal emanetin Hz. Ali'nin kılıcı olduğu belirlendi. 27 Ağustos'ta açılacak ve 24 Kasım 2008 tarihine kadar sürecek sergide Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethi sırasında Osmanlı Devleti'ne intikal eden eserler ilk kez görülebilecek

    Hz. Fatma'nın hırkası ilk kez sergilenecek

    Topkapı Sarayı Müzesi’nde gerçekleştirilecek “Osmanlı Devleti’nde Ehl-i Beyt Sevgisi” isimli sergide Hz. Hüseyin’in cübbesi, Hz. Fatma’nın hırka ve seccadesi ilk kez teşhir edilecek. Serginin en büyük sürprizi ise Hz. Ali’nin kılıcı. Envantere başka bir isim olarak kaydedilen bu kılıcın Hz. Ali’ye ait olduğu sergi çalışmaları sırasında tespit edilmiş. TÜRKKAD-İstanbul Şubesi’nin katkılarıyla düzenlenecek sergide, Ehl-i Beyt’e âit olan eşyalar ile Ehl-i Beyt ile ilgili yazma eserler yüzyıllar sonra görülebilecek. 27 Ağustos tarihinde açılacak ve 24 Kasım 2008 tarihine kadar sürecek sergide Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethiyle Osmanlı Devleti’ne intikal eden ya da daha sonra saraya gelen eserler yer alıyor. Bugüne kadar Topkapı Sarayı’nın Kutsal Emanetler Dairesi’nde Hz. Peygamber’in (sas) aziz hatıralarıyla birlikte özenle saklanan Ehl-i Beyt’e ait eşyaların sergileneceği serginin küratörlüğünü Sevgi Ağca yapıyor.

    Osmanlı’dan günümüze kadar gelen Ehl-i Beyt sevgisini en güzel şekliyle yansıtacak olan bu özel sergide yer alacak eserlerin önemli bir bölümünü, müzede korunan ancak teşhir edilmeyen eserler oluşturuyor. Hz. Hüseyin’in cübbesi, Hz. Fatma’ya atfedilen seccade bunlardan yalnızca bir kaçı. Yine sergide ziyarete arz edilecek Kısas-ı Enbiya ve Siyer-i Nebi isimli elyazması kitaplar da oldukça heyecan verici. Siyer-i Nebi’de Peygamberimiz döneminde yaşanan tarihi olaylar, minyatürlerle anlatılıyor.

    Keşke sergide Kısas-ı Enbiya ve Siyer-i Nebi kadar önemli olan Fuzûlî’nin Hazreti Hüseyin ve ailesinin din uğruna çektikleri sıkıntıları, şehit edilmelerini ve özellikle Kerbelâ olayını konu alan Hadîkatü’s-Sü’edâ adlı kitabının yazma bir nüshası da olsaydı. Eser, Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde olduğu için bu sergide yer almıyor. Nedeni de sürekli sergilendiği ortamdan başka bir ortama geçmesi durumunda oluşabilecek riskler. Ancak sergi kataloğunda Sevgi Ağca uzun uzun bu eserin tahlilini yapmış, minyatürlerden örnekler vermiş.

    Bilindiği gibi Ehl-i Beyt, Hz. Muhammed’in ev halkı anlamına geliyor. Ehl-i Beyt dendiğinde ilk akla gelen isimler ise Hz. Fatma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin. İşte bu eserde Hz. Fatma, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve 12 imamlardan Zeynel Abidin’in yaşadıkları minyatürler yardımıyla anlatılıyor. Hz. İsa ve Hz. Musa’nın hayat hikayesinin de yer aldığı kitapta hikayeleri üzerinde en çok durulan peygamberler Adem, Nuh, İbrahim, özellikle de Yakup. Ancak Hadîkatü’s-Sü’edâ’nın asıl yazılış amacı Hz. Hüseyin’in şehit edilmesini anlatmak. Bu nedenle bu eser tekkeler kapanıncaya yani 1925 yılına kadar Muharrem ayında tekkelerde ve evlerde Mevlid cemiyeti gibi özel cemiyetler düzenlenerek okunmuş.

    Kitaptaki Peygamberin en küçük çocuğu Hz. Fatma’nın ölümünü anlatan resim de gerçekten hüzün verici. Resimde, kapısı perdeyle kapalı bir odanın önünde iki kadın yer alıyor. Bunlardan yüzü peçeli olan ve perdeyi açan Hz. Esma; perdenin arkasında yatan Hz. Fatma ise tasvir edilmemiş. Solda merdivenlerin başında, yeşil sarıklı, alev haleli Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin bulunuyor. Yine başka bir resimde de Hz. Ali’nin Nehrivan zaferi betimlenmiş. Minyatürün sağ tarafında Hz. Ali ve askerleri, sol tarafında ise Hâricîler yer alıyor. Düldül adlı atının üzerinde yer alan Hz. Ali, alev halelidir ve yüzü peçelidir. Yanında atlı, sancak taşıyan, savaş giysili askerler görülüyor

    Yine sergide yer alan yazmadaki eserlerin birinde de Hz. Ali’nin ölümü resimlenmiştir. Namaz kılarken şehit edilen Hz. Ali, son nefesini verirken çocukları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin betimlenmemiş

    Hadîkatü's-Sü'edâ'da yer alan olaylardan bazıları şunlar: Hz. Fatma'nın ölümü, Hz. Ali'nin Nehrivan zaferi, Hz. Ali'nin ölümü, Hz. Ali'nin ölümünden sonra Hz. Hasan'ın ilk vaazı, Hz. Hasan'ın ölümü, Hz. Hüseyin'in Kerbelâ 'da Yezid'in askerleriyle konuşması, Zeynel Abidin'in camideki vaazıyla, Şam halkını etkilemesi.

    Hazreti Hüseyin’in bu cübbesi de ilk kez ziyarete açılıyor.

    Hazreti Fatma’nın seccadesi olarak muhafaza edilen beyaz kumaşın üzeri sonradan yazılarla bezenmiş


    Hazreti Fatma’ya ait hırka, kahverengi yünlü kumaştan yapılmış

    Kim seyyid, kim değil bu defterlerde

    İslâmiyet'in ilk dönemlerinde Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin, seyyid unvanıyla anılmaktaydı. Mısır'daki Fatımî halifeleri döneminde ise (910-1171) Hz Hasan soyundan gelenlere şerif, Hz Hüseyin soyundan gelenlere ise seyyid denilmesi gelenek haline geldi. Seyyidlik kurumunun oluşmasıyla birlikte, halk nazarında sahip oldukları saygınlık ve derin bağlılığı kullanmak isteyenler, düzmece belgeler ile soylarını Hz. Peygamber'in soyuyla bağlandığını iddia etmeye başladılar. 10. yüzyılda Ensab Nikabeti (Nakibü'l-Ensâb) adı altında bir teşkilat kuruldu Hz Ali'nin Hz. Hasan ve Hüseyin'den devam eden soyu ile Hz Peygamber'in amcası Hz. Abbas b. Abdülmuttalib'in soyu iki ayrı deftere kaydedilmeye başlandı. İşte bir aksilik olmazsa yüzyıllardır kaleme alınan ‘ensab' defterleri de bu sergide yer alacak.

    Kaynak:
    Zaman Cumartesi Eki, Timeturk


  2. 05.Ağustos.2010, 06:52
    1
    Hz.Ali kılıcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Hz.Ali kılıcı
    Misafir



    Topkapı Sarayı Müzesi, bazı hazineleri ilk kez teşhir etmeye hazırlanıyor. Bunların arasında Hz. Fatma'nın hırkası, Hz. Hüseyin'in kanlı cübbesi ve Hz. Ali'nin kılıcı da var.

    Topkapı Sarayı, 27 Ağustos-24 Kasım arasında farklı bir sergiye ev sahipliği yapacak. “Osmanlı Devleti’nde Ehl-i Beyt Sevgisi” adını taşıyan sergide Mukaddes Emanetler Dairesi’nde kat kat bohçalar içinde korunan Hazreti Peygamber’in ailesine ait hatıralar ilk kez ziyarete açılacak.

    Bunlar arasında Hz. Fatma'nın hırka ve seccadesi, Hz. Hüseyin'in kanlı cübbesi yer alıyor. Ehl-i Beyt'e ait eşyalar ve yazma eserlerin yüzyıllar sonra görülebileceği serginin en büyük sürprizi ise Hz. Ali'ye ait olduğu belirtilen kılıç. Alınan bilgilere göre, "Osmanlı Devleti'nde Ehl-i Beyt Sevgisi" için envanter çalışması yapan uzmanlar, araştırma sırasında tarihî bir kılıca rastladı. Kılıç Kutsal Emanetler bölümünde envantere başka bir isimle kaydedilmişti. Ancak yapılan incelemeler ve laboratuvar çalışmaları sonucunda kutsal emanetin Hz. Ali'nin kılıcı olduğu belirlendi. 27 Ağustos'ta açılacak ve 24 Kasım 2008 tarihine kadar sürecek sergide Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethi sırasında Osmanlı Devleti'ne intikal eden eserler ilk kez görülebilecek

    Hz. Fatma'nın hırkası ilk kez sergilenecek

    Topkapı Sarayı Müzesi’nde gerçekleştirilecek “Osmanlı Devleti’nde Ehl-i Beyt Sevgisi” isimli sergide Hz. Hüseyin’in cübbesi, Hz. Fatma’nın hırka ve seccadesi ilk kez teşhir edilecek. Serginin en büyük sürprizi ise Hz. Ali’nin kılıcı. Envantere başka bir isim olarak kaydedilen bu kılıcın Hz. Ali’ye ait olduğu sergi çalışmaları sırasında tespit edilmiş. TÜRKKAD-İstanbul Şubesi’nin katkılarıyla düzenlenecek sergide, Ehl-i Beyt’e âit olan eşyalar ile Ehl-i Beyt ile ilgili yazma eserler yüzyıllar sonra görülebilecek. 27 Ağustos tarihinde açılacak ve 24 Kasım 2008 tarihine kadar sürecek sergide Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethiyle Osmanlı Devleti’ne intikal eden ya da daha sonra saraya gelen eserler yer alıyor. Bugüne kadar Topkapı Sarayı’nın Kutsal Emanetler Dairesi’nde Hz. Peygamber’in (sas) aziz hatıralarıyla birlikte özenle saklanan Ehl-i Beyt’e ait eşyaların sergileneceği serginin küratörlüğünü Sevgi Ağca yapıyor.

    Osmanlı’dan günümüze kadar gelen Ehl-i Beyt sevgisini en güzel şekliyle yansıtacak olan bu özel sergide yer alacak eserlerin önemli bir bölümünü, müzede korunan ancak teşhir edilmeyen eserler oluşturuyor. Hz. Hüseyin’in cübbesi, Hz. Fatma’ya atfedilen seccade bunlardan yalnızca bir kaçı. Yine sergide ziyarete arz edilecek Kısas-ı Enbiya ve Siyer-i Nebi isimli elyazması kitaplar da oldukça heyecan verici. Siyer-i Nebi’de Peygamberimiz döneminde yaşanan tarihi olaylar, minyatürlerle anlatılıyor.

    Keşke sergide Kısas-ı Enbiya ve Siyer-i Nebi kadar önemli olan Fuzûlî’nin Hazreti Hüseyin ve ailesinin din uğruna çektikleri sıkıntıları, şehit edilmelerini ve özellikle Kerbelâ olayını konu alan Hadîkatü’s-Sü’edâ adlı kitabının yazma bir nüshası da olsaydı. Eser, Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde olduğu için bu sergide yer almıyor. Nedeni de sürekli sergilendiği ortamdan başka bir ortama geçmesi durumunda oluşabilecek riskler. Ancak sergi kataloğunda Sevgi Ağca uzun uzun bu eserin tahlilini yapmış, minyatürlerden örnekler vermiş.

    Bilindiği gibi Ehl-i Beyt, Hz. Muhammed’in ev halkı anlamına geliyor. Ehl-i Beyt dendiğinde ilk akla gelen isimler ise Hz. Fatma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin. İşte bu eserde Hz. Fatma, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve 12 imamlardan Zeynel Abidin’in yaşadıkları minyatürler yardımıyla anlatılıyor. Hz. İsa ve Hz. Musa’nın hayat hikayesinin de yer aldığı kitapta hikayeleri üzerinde en çok durulan peygamberler Adem, Nuh, İbrahim, özellikle de Yakup. Ancak Hadîkatü’s-Sü’edâ’nın asıl yazılış amacı Hz. Hüseyin’in şehit edilmesini anlatmak. Bu nedenle bu eser tekkeler kapanıncaya yani 1925 yılına kadar Muharrem ayında tekkelerde ve evlerde Mevlid cemiyeti gibi özel cemiyetler düzenlenerek okunmuş.

    Kitaptaki Peygamberin en küçük çocuğu Hz. Fatma’nın ölümünü anlatan resim de gerçekten hüzün verici. Resimde, kapısı perdeyle kapalı bir odanın önünde iki kadın yer alıyor. Bunlardan yüzü peçeli olan ve perdeyi açan Hz. Esma; perdenin arkasında yatan Hz. Fatma ise tasvir edilmemiş. Solda merdivenlerin başında, yeşil sarıklı, alev haleli Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin bulunuyor. Yine başka bir resimde de Hz. Ali’nin Nehrivan zaferi betimlenmiş. Minyatürün sağ tarafında Hz. Ali ve askerleri, sol tarafında ise Hâricîler yer alıyor. Düldül adlı atının üzerinde yer alan Hz. Ali, alev halelidir ve yüzü peçelidir. Yanında atlı, sancak taşıyan, savaş giysili askerler görülüyor

    Yine sergide yer alan yazmadaki eserlerin birinde de Hz. Ali’nin ölümü resimlenmiştir. Namaz kılarken şehit edilen Hz. Ali, son nefesini verirken çocukları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin betimlenmemiş

    Hadîkatü's-Sü'edâ'da yer alan olaylardan bazıları şunlar: Hz. Fatma'nın ölümü, Hz. Ali'nin Nehrivan zaferi, Hz. Ali'nin ölümü, Hz. Ali'nin ölümünden sonra Hz. Hasan'ın ilk vaazı, Hz. Hasan'ın ölümü, Hz. Hüseyin'in Kerbelâ 'da Yezid'in askerleriyle konuşması, Zeynel Abidin'in camideki vaazıyla, Şam halkını etkilemesi.

    Hazreti Hüseyin’in bu cübbesi de ilk kez ziyarete açılıyor.

    Hazreti Fatma’nın seccadesi olarak muhafaza edilen beyaz kumaşın üzeri sonradan yazılarla bezenmiş


    Hazreti Fatma’ya ait hırka, kahverengi yünlü kumaştan yapılmış

    Kim seyyid, kim değil bu defterlerde

    İslâmiyet'in ilk dönemlerinde Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin, seyyid unvanıyla anılmaktaydı. Mısır'daki Fatımî halifeleri döneminde ise (910-1171) Hz Hasan soyundan gelenlere şerif, Hz Hüseyin soyundan gelenlere ise seyyid denilmesi gelenek haline geldi. Seyyidlik kurumunun oluşmasıyla birlikte, halk nazarında sahip oldukları saygınlık ve derin bağlılığı kullanmak isteyenler, düzmece belgeler ile soylarını Hz. Peygamber'in soyuyla bağlandığını iddia etmeye başladılar. 10. yüzyılda Ensab Nikabeti (Nakibü'l-Ensâb) adı altında bir teşkilat kuruldu Hz Ali'nin Hz. Hasan ve Hüseyin'den devam eden soyu ile Hz Peygamber'in amcası Hz. Abbas b. Abdülmuttalib'in soyu iki ayrı deftere kaydedilmeye başlandı. İşte bir aksilik olmazsa yüzyıllardır kaleme alınan ‘ensab' defterleri de bu sergide yer alacak.

    Kaynak:
    Zaman Cumartesi Eki, Timeturk


    Benzer Konular

    - Hazreti Ali ile Hazreti Fatma’nın Düğün Yemeği

    - Hazreti Muhammet hiç intihar teşebbüsünde bulundu mu ?

    - Hazreti Meryem ve Hazreti Hacer karıştırılıyor mu?

    - Hazreti İbrahim(a.s)'a gönderilen iki meleğin diğer meleklerden farkı ne idi? Niçin Hazreti Cebrail

    - Hazreti Ali'nin Rüyası ve Hazreti Ömer'in Kerameti ...

  3. 05.Ağustos.2010, 13:32
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: Hazreti Ali'nin kılıcı bulundu




    Verdiğin bilgiler için teşekkürler kardeş sağol


  4. 05.Ağustos.2010, 13:32
    2
    Silent and lonely rains



    Verdiğin bilgiler için teşekkürler kardeş sağol


  5. 29.Ocak.2011, 13:04
    3
    gönülgözü
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Kasım.2007
    Üye No: 4331
    Mesaj Sayısı: 271
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: Hazreti Ali'nin kılıcı bulundu

    Hazreti Ali'nin kılıcı bulundu


    Verdiğin bilgiler için teşekkürler kardeş sağol


  6. 29.Ocak.2011, 13:04
    3
    Devamlı Üye
    Hazreti Ali'nin kılıcı bulundu


    Verdiğin bilgiler için teşekkürler kardeş sağol





+ Yorum Gönder