Konusunu Oylayın.: İctihat alimlerinin birbirlerini mürted ilan etmesi doğru mudur?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İctihat alimlerinin birbirlerini mürted ilan etmesi doğru mudur?
  1. 04.Ağustos.2010, 16:48
    1
    Misafir

    İctihat alimlerinin birbirlerini mürted ilan etmesi doğru mudur?

  2. 05.Ağustos.2010, 13:26
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: İctihat alimlerinin birbirlerini mürted ilan etmesi doğru mudur?




    Bu iddialar tamamen uydurmadır. Ehl-i sünnet alimleri “fırka-i dalle” dedikleri mutezile, cehmiye, Mürcie, Şia gruplarını bile toptan tekfir etmemişlerdir. Prensip olarak “-yanlış bir yorumla da olsa-herhangi bir ayet veya hadise dayanarak –ehl-i sünnete aykırı-bir yorum yapan ehl-i sünnet dışı fırkaları” tekfir etmemeyi ön görmüşlerdir. Bazen onlara “dalalet ehli” demeleri bile bir tekfir değil, “yanlış, doğruluktan sapmış düşünce/Ehl-i sünnetin çizgisinin dışına çıkmış “manasında kullanılmıştır.
    Sorudaki müşahhas/somut misallere bakacak olursak, rahatlıkla bunların yanlış olduğunu söyleyebiliriz: Örneğin; “İmam Maturidi ile İmam- ı Azam birbirlerini onlarca konuda mürted ilan etti..” iddiasının uydurma olduğunu izah etmeye bile gerek yoktur. Çünkü;
    Ehel-i sünnetin itikadî iki büyük imamlarından biri olan İmam Eşarî, hayatı boyunca İmam Şafii’yi imam olarak kabul ettiği gibi, bir diğer imam olan İmam Maturidî de, hayatı boyunca İmam-ı Azamı kendine imam olarak kabul eden ve onun çizgisini takip eden bir kimsedir. Böyle bir zatın kalkıp kendi önderini tezyif ve tekfir etmesini düşünmek gerçekten akla ziyan bir hezeyandır.
    İmam Azam’ın vefatı hicrî 150; İmam Maturidî’nin vefat tarihi ise hicrî 333’tür. Acaba, İmam Azam’ın ölümünden yaklaşık 150-180 yıl sonra kabrinden çıkarak gelip –üstelik en samimi bir takipçisi olan-İmam Maturidî’yi tekfir etmesi mümkün müdür? Yani, bizim başka işimiz mi yok; kargaları güldürmek gibi fantastik bir görevimiz mi var?
    “…(Hanbeli, Şafiî, Ebu Hanife) de birbirlerini mürted ilan ettiği..” iddiasına gelince, bu iddianın da ne kadar çürük olduğunu şu basit mantıkla kolayca anlamak mümkündür: Önce İmam Azam’ın İmam Şafii ve İmam Hanbeli’yi tekfir etmesi imkânsızdır. Çünkü, İmam Azam hicrî 150’de vefat etmiş, aynı yılda İmam Şafii daha yeni dünyaya gelmiştir. İmam Ahmed b. Hanbel ise İmam Azam’ın vefatından 14 yıl sonra hicrî 164 tarihinde doğmuştur. Bu durumda İmam Azam’ın bu iki imamı tekfir ettiğini düşünenleri bir tımarhaneye yerleştirmek büyük bir insanlık görevidir.
    İmam Şafiî’nin; “bütün insanlar fıkıhta İmam-ı Azam’a borçludur” şeklindeki sözü kaynaklarda çarşaf çarşaf boy gösterirken ve İmam Azam’ın kabrinin bulunduğu İmam Azam mescidinde sabah namazını kılarken, kendi içtihadını bırakıp, İmam Azam’a hürmeten kunut duasını okumadığı bilinen “İmam Şafiî’nin İmam Azam’ı tekfir ettiğini” söylemek, cehaletin bataklığında boğulmak anlamına gelir.
    Keza “Hiç bir göz İmam Şafiî gibi bir insan görmemiştir, kendisi de kendi gibi bir kimseyi görmemiştir” diyen İmam Ahmed b. Hanbel’in, hocası olan İmam Şafiî’yi tekfir ettiğini düşünen kimsenin aklından şüphe etmek gerekir.
    Hulasa, bu iddia bir kısım dinsizler tarafından ortaya altmış, tamamen uydurma ve kuyruklu bir yalandır.



    Selam ve dua ile...

    Sorularla İslamiyet


  3. 05.Ağustos.2010, 13:26
    2
    Silent and lonely rains



    Bu iddialar tamamen uydurmadır. Ehl-i sünnet alimleri “fırka-i dalle” dedikleri mutezile, cehmiye, Mürcie, Şia gruplarını bile toptan tekfir etmemişlerdir. Prensip olarak “-yanlış bir yorumla da olsa-herhangi bir ayet veya hadise dayanarak –ehl-i sünnete aykırı-bir yorum yapan ehl-i sünnet dışı fırkaları” tekfir etmemeyi ön görmüşlerdir. Bazen onlara “dalalet ehli” demeleri bile bir tekfir değil, “yanlış, doğruluktan sapmış düşünce/Ehl-i sünnetin çizgisinin dışına çıkmış “manasında kullanılmıştır.
    Sorudaki müşahhas/somut misallere bakacak olursak, rahatlıkla bunların yanlış olduğunu söyleyebiliriz: Örneğin; “İmam Maturidi ile İmam- ı Azam birbirlerini onlarca konuda mürted ilan etti..” iddiasının uydurma olduğunu izah etmeye bile gerek yoktur. Çünkü;
    Ehel-i sünnetin itikadî iki büyük imamlarından biri olan İmam Eşarî, hayatı boyunca İmam Şafii’yi imam olarak kabul ettiği gibi, bir diğer imam olan İmam Maturidî de, hayatı boyunca İmam-ı Azamı kendine imam olarak kabul eden ve onun çizgisini takip eden bir kimsedir. Böyle bir zatın kalkıp kendi önderini tezyif ve tekfir etmesini düşünmek gerçekten akla ziyan bir hezeyandır.
    İmam Azam’ın vefatı hicrî 150; İmam Maturidî’nin vefat tarihi ise hicrî 333’tür. Acaba, İmam Azam’ın ölümünden yaklaşık 150-180 yıl sonra kabrinden çıkarak gelip –üstelik en samimi bir takipçisi olan-İmam Maturidî’yi tekfir etmesi mümkün müdür? Yani, bizim başka işimiz mi yok; kargaları güldürmek gibi fantastik bir görevimiz mi var?
    “…(Hanbeli, Şafiî, Ebu Hanife) de birbirlerini mürted ilan ettiği..” iddiasına gelince, bu iddianın da ne kadar çürük olduğunu şu basit mantıkla kolayca anlamak mümkündür: Önce İmam Azam’ın İmam Şafii ve İmam Hanbeli’yi tekfir etmesi imkânsızdır. Çünkü, İmam Azam hicrî 150’de vefat etmiş, aynı yılda İmam Şafii daha yeni dünyaya gelmiştir. İmam Ahmed b. Hanbel ise İmam Azam’ın vefatından 14 yıl sonra hicrî 164 tarihinde doğmuştur. Bu durumda İmam Azam’ın bu iki imamı tekfir ettiğini düşünenleri bir tımarhaneye yerleştirmek büyük bir insanlık görevidir.
    İmam Şafiî’nin; “bütün insanlar fıkıhta İmam-ı Azam’a borçludur” şeklindeki sözü kaynaklarda çarşaf çarşaf boy gösterirken ve İmam Azam’ın kabrinin bulunduğu İmam Azam mescidinde sabah namazını kılarken, kendi içtihadını bırakıp, İmam Azam’a hürmeten kunut duasını okumadığı bilinen “İmam Şafiî’nin İmam Azam’ı tekfir ettiğini” söylemek, cehaletin bataklığında boğulmak anlamına gelir.
    Keza “Hiç bir göz İmam Şafiî gibi bir insan görmemiştir, kendisi de kendi gibi bir kimseyi görmemiştir” diyen İmam Ahmed b. Hanbel’in, hocası olan İmam Şafiî’yi tekfir ettiğini düşünen kimsenin aklından şüphe etmek gerekir.
    Hulasa, bu iddia bir kısım dinsizler tarafından ortaya altmış, tamamen uydurma ve kuyruklu bir yalandır.



    Selam ve dua ile...

    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder