Konusunu Oylayın.: İçki ve domuz eti satmak

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İçki ve domuz eti satmak
  1. 01.Ağustos.2010, 23:48
    1
    Misafir

    İçki ve domuz eti satmak

  2. 02.Ağustos.2010, 12:29
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: içki ve domuz eti satmak




    Kur'ân'da, hadis ve fıkıh kitaplarında "hınzır" olarak geçen domuz, "necisü'l-ayn"dir. Yani her yeri, her tarafı necistir. Ondan hiçbir şekilde istifade edilemez. Temiz bir yere temas etse, bir kuyuya düşse, ağzının suyu aksa, orayı tamamen pislettiği gibi, eti yenilen diğer hayvanlar gibi kesilmekle de temiz olmaz; eti yenmez, parçaları kullanılmaz, derisinden istifade edilmez.

    Bu hususta Kur'ân'ın ifadesi çok açıktır. Kur'ân-ı Kerimin Bakara Sûresi, 173; Mâide Sûresi 3; En'âm Sûresi 145 ve Nahl Sûresi 115. âyet-i kerimelerinde domuzun necis olduğu ve etinin yenilmesinin haram olduğu bildirilir.

    Bakara Süresindeki âyetin meali şöyle: "O size leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası için kesilen hayvanların etini haram kıldı. Her kim çaresiz kalır da bunlardan yemeye mecbur olursa, kendisi gibi zorda kalmış birisinin hakkına tecavüz etmeden ve zaruret miktarını aşmaksızın yemesinde günah yoktur..."

    En'âm Sûresinde bu hayvanın necis olduğu bildirilerek meâlen şöyle buyurulur: "De ki: Bana vahyolunanlar arasında yiyecek bir kimseye, sizin dediğiniz gibi yemesi haram edilmiş bir şey bulmuyorum. Ancak murdar oldukları için leş, akmış kan ve domuz eti ile, Allah'a itaatten çıkarak Allah'tan başkasının adına kesilen hayvanlar haramdır."

    Âyet-i kerimede geçen şeylerin yenmesi haram olduğu gibi,satılması da haramdır: Müslümanlar bu işleri yapmaktan kesinlikle sakındırılmıştır.

    Bu hususta Peygamber Efendimizin (a.s.m.) yasaklayıcı ifadeleri de kesinlik arz etmektedir.

    Cabir bin Abdullah (r.a.) Peygamberimizin şöyle buyurduğunu rivayet eder:

    "Resulullah (a.s.m.) Fetih yılı Mekke'de iken şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah ve Resulü, içkinin, murdar hayvanın, domuzun ve putların satılmasını haram kıldı. (Buhari, Buyu, 102; Müslim, Müsakat, 71; Tirmizî, Buyu, 60)

    Bu hadisin izahında İmam Nevevî şu açıklamayı getirir:

    "Murdar hayvanın, şarabın ve domuzun satılmasının haramlığının hikmet ve sebebi, bunların necis olmasıdır. Sebep bu olunca, bu hüküm bütün necis maddeleri kaplar. Murdar hayvanın, şarabın ve domuzun satılmasının haramlığı hususunda Müslümanların icmâı vardır."

    Bu durumda bir Müslümanın nerede ve hangi ülkede olursa olsun, domuz etini yemesi; gerek etini, gerekse etinden yapılmış olan ürünleri satması haramdır, ondan istifade etmesi caiz değildir. Çünkü "Haram her yerde haramdır" kaidesi İslâm hukukunun önemli bir prensibidir. Bunun için Müslümanlar kazançlarını meşru ve helâl yoldan temin etmeleri gerekir. Çünkü helâl dairesi ihtiyaca ve keyfe kâfidir, harama girmeye ihtiyaç yoktur.

    Domuzun bir ücret karşılığında taşınması caiz midir?

    Mevcut fıkhı kaynaklarda her ne kadar bu mesele ile ilgili bir kayda rastlamadıysak da, benzer fetva ve görüşlere yer verilmektedir. Çünkü, eskiden nakliye hizmetleri bugünkü kadar yaygın değildi.

    Bu meseleye ışık tutacak bazı fetvaları zikredelim:

    Bir kimse şarap taşıtmak için birisini tutsa, İmam-ı Azama göre işçinin bu taşımadan dolayı aldığı para helâldir, fakat İmam-ı Muhammed'le İmam-ı Ebû Yusuf a göre caiz değildir. Yine ehl-i kitap bir gayr-ı müslim, bir Müslümanın hayvanını veya gemisini şarap taşımak için kiralasa; Müslümanın aldığı para İmam-ı Azama göre helâl, İmameyne göre caiz değildir.

    Tatbikatta görülmese de, kitaplarımızda şöyle bir fetvaya da yer verilmektedir:

    Bir Müslüman gütmüş olduğu domuzların karşılığında ücret alabilir. Bu İmam-ı Âzamin görüşüdür, fakat İmameyne göre alması caiz olmaz. (Feteva'l-Hindiyye, 4:449-450)

    Fakat olayın değişik yönlerini de değerlendirmek gerekiyor:

    Yurtdışında Müslümanların sosyal ilişkilerinde İslam ahlakını yaşamaları, yurtiçindeki Müslümanlara göre daha fazla ehemmiyetli bulunmaktadır. Çünkü yurtdışındaki gayrimüslimler İslamiyet’i doğrudan Müslümanların şahsında görüyorlar ve onların güzel ahlakları hidayetlerine de vesile olabiliyor.

    Bediüzzaman (ra) İslam ahlakını bizzat yaşayarak örneklik edebildiğimiz takdirde diğer dinlerin tabilerinin İslamiyet’e cemaatlerle girebileceğini bildirirken İslam’ı doğru temsil etmemenin de mesuliyeti mucip olduğuna işaret buyuruyor.

    Gayrimüslim ülkeleri “darü’-l harp” olarak niteleyen İslam fakihleri, bu ülkelerde yaşayan Müslümanlarla gayrimüslimlerin münasebetlerini düzenleme konusunda muhtelif görüşler ileri sürmüşlerdir.

    Bir Müslüman’ın gayrimüslim ülkelerde gayrimüslimden faiz alması, gayrimüslime içki ve domuz eti satması ve hatta kazanacağı kesin olmak şartıyla kumar oynaması, bu fiillerin gayrimüslimlerce meşru olduğu ve Müslüman’ın da bu meşruiyetten faydalanmasının bir ölçüde ganimet mantığıyla açıklanabildiği esasına binaen, İmam-ı Azam ve İmam-ı Muhammed’e göre caiz bulunmakla beraber, İmam-ı Şafii, İmam-ı Malik, İmam-ı Ahmed bin Hanbel, Evzai, İshak ve Hanefi’lerden Ebu Yusuf’un da içinde bulunduğu fukahanın ekserisi, Müslüman’ın her yerde İslam ahkamı ile bağlı bulunduğunu ifade ederek, böyle batıl ve fasit akit ve alışverişleri caiz bulmamışlardır!.

    En uygun olanı da çoğunluğun bu görüşüdür!.

    Zira artık günümüzde Müslüman ülkeler de dahil dünya ülkeleri, umumi bir barış ve sulhu esas almışlardır. Müslümanlar gayrimüslim ülkelere izinli ve müsaadeli olarak girebilmektedirler ve bu ülkelerde emniyet ve güvenlik içinde yaşayabilmektedirler. Harp durumu ise söz konusu değildir. Binaenaleyh, İmam-ı Azam’ın fetvasında esas aldığı şartlar da, artık günümüz itibariyle mevcut değildir. Muharebe yok ki ganimet söz konusu olsun!

    Esasen, Kuran ve Sünnet, zaruret dışında haramlara izin de vermemiştir. Zaruret olmadığı takdirde haram, her yerde haramdır.

    O halde özetleyecek olursak diyebiliriz ki: Günümüzde Müslüman, dünyanın neresinde bulunursa bulunsun; İslam ahkamını ve ahlakını yaşamakla mükelleftir. İki Müslüman arasında caiz olmayan bir alışveriş, Müslüman ile gayrimüslim arasında da uygun olmamalıdır.

    Bu itibarla, gayrimüslim ülkelerde yaşayan Müslümanlar da (zaruret dışında) faiz almamalıdır, içki, domuz eti, laşe gibi İslam’ın haram kıldığı herhangi bir şeyi satmamalıdır.” Alimlerin çoğunluğunun şüpheden uzak görüşleri bu doğrultudadır.

    Ancak yukarıdaki fetvalar dikkate alınırsa, içki ve domuz taşımak suretiyle karşılık almak, İmam-ı Azama göre caizdir denilebilir; fakat imameyne ve diğer müçtehitlere göre caiz değildir, haramdır.

    Mecbur kalmadıkça böyle işlerde çalışmamak gerekir.

    Kaynaklar: Mehmed Paksu, Meseleler ve Çözümleri 1, Nesil yayınları, İstanbul, ss. 135-138; Süleyman Kösmene, (Günümüz Meselelerine Çözümler), Yeni Asya Yayınları.



    Sorularla İslamiyet



  3. 02.Ağustos.2010, 12:29
    2
    Silent and lonely rains



    Kur'ân'da, hadis ve fıkıh kitaplarında "hınzır" olarak geçen domuz, "necisü'l-ayn"dir. Yani her yeri, her tarafı necistir. Ondan hiçbir şekilde istifade edilemez. Temiz bir yere temas etse, bir kuyuya düşse, ağzının suyu aksa, orayı tamamen pislettiği gibi, eti yenilen diğer hayvanlar gibi kesilmekle de temiz olmaz; eti yenmez, parçaları kullanılmaz, derisinden istifade edilmez.

    Bu hususta Kur'ân'ın ifadesi çok açıktır. Kur'ân-ı Kerimin Bakara Sûresi, 173; Mâide Sûresi 3; En'âm Sûresi 145 ve Nahl Sûresi 115. âyet-i kerimelerinde domuzun necis olduğu ve etinin yenilmesinin haram olduğu bildirilir.

    Bakara Süresindeki âyetin meali şöyle: "O size leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası için kesilen hayvanların etini haram kıldı. Her kim çaresiz kalır da bunlardan yemeye mecbur olursa, kendisi gibi zorda kalmış birisinin hakkına tecavüz etmeden ve zaruret miktarını aşmaksızın yemesinde günah yoktur..."

    En'âm Sûresinde bu hayvanın necis olduğu bildirilerek meâlen şöyle buyurulur: "De ki: Bana vahyolunanlar arasında yiyecek bir kimseye, sizin dediğiniz gibi yemesi haram edilmiş bir şey bulmuyorum. Ancak murdar oldukları için leş, akmış kan ve domuz eti ile, Allah'a itaatten çıkarak Allah'tan başkasının adına kesilen hayvanlar haramdır."

    Âyet-i kerimede geçen şeylerin yenmesi haram olduğu gibi,satılması da haramdır: Müslümanlar bu işleri yapmaktan kesinlikle sakındırılmıştır.

    Bu hususta Peygamber Efendimizin (a.s.m.) yasaklayıcı ifadeleri de kesinlik arz etmektedir.

    Cabir bin Abdullah (r.a.) Peygamberimizin şöyle buyurduğunu rivayet eder:

    "Resulullah (a.s.m.) Fetih yılı Mekke'de iken şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah ve Resulü, içkinin, murdar hayvanın, domuzun ve putların satılmasını haram kıldı. (Buhari, Buyu, 102; Müslim, Müsakat, 71; Tirmizî, Buyu, 60)

    Bu hadisin izahında İmam Nevevî şu açıklamayı getirir:

    "Murdar hayvanın, şarabın ve domuzun satılmasının haramlığının hikmet ve sebebi, bunların necis olmasıdır. Sebep bu olunca, bu hüküm bütün necis maddeleri kaplar. Murdar hayvanın, şarabın ve domuzun satılmasının haramlığı hususunda Müslümanların icmâı vardır."

    Bu durumda bir Müslümanın nerede ve hangi ülkede olursa olsun, domuz etini yemesi; gerek etini, gerekse etinden yapılmış olan ürünleri satması haramdır, ondan istifade etmesi caiz değildir. Çünkü "Haram her yerde haramdır" kaidesi İslâm hukukunun önemli bir prensibidir. Bunun için Müslümanlar kazançlarını meşru ve helâl yoldan temin etmeleri gerekir. Çünkü helâl dairesi ihtiyaca ve keyfe kâfidir, harama girmeye ihtiyaç yoktur.

    Domuzun bir ücret karşılığında taşınması caiz midir?

    Mevcut fıkhı kaynaklarda her ne kadar bu mesele ile ilgili bir kayda rastlamadıysak da, benzer fetva ve görüşlere yer verilmektedir. Çünkü, eskiden nakliye hizmetleri bugünkü kadar yaygın değildi.

    Bu meseleye ışık tutacak bazı fetvaları zikredelim:

    Bir kimse şarap taşıtmak için birisini tutsa, İmam-ı Azama göre işçinin bu taşımadan dolayı aldığı para helâldir, fakat İmam-ı Muhammed'le İmam-ı Ebû Yusuf a göre caiz değildir. Yine ehl-i kitap bir gayr-ı müslim, bir Müslümanın hayvanını veya gemisini şarap taşımak için kiralasa; Müslümanın aldığı para İmam-ı Azama göre helâl, İmameyne göre caiz değildir.

    Tatbikatta görülmese de, kitaplarımızda şöyle bir fetvaya da yer verilmektedir:

    Bir Müslüman gütmüş olduğu domuzların karşılığında ücret alabilir. Bu İmam-ı Âzamin görüşüdür, fakat İmameyne göre alması caiz olmaz. (Feteva'l-Hindiyye, 4:449-450)

    Fakat olayın değişik yönlerini de değerlendirmek gerekiyor:

    Yurtdışında Müslümanların sosyal ilişkilerinde İslam ahlakını yaşamaları, yurtiçindeki Müslümanlara göre daha fazla ehemmiyetli bulunmaktadır. Çünkü yurtdışındaki gayrimüslimler İslamiyet’i doğrudan Müslümanların şahsında görüyorlar ve onların güzel ahlakları hidayetlerine de vesile olabiliyor.

    Bediüzzaman (ra) İslam ahlakını bizzat yaşayarak örneklik edebildiğimiz takdirde diğer dinlerin tabilerinin İslamiyet’e cemaatlerle girebileceğini bildirirken İslam’ı doğru temsil etmemenin de mesuliyeti mucip olduğuna işaret buyuruyor.

    Gayrimüslim ülkeleri “darü’-l harp” olarak niteleyen İslam fakihleri, bu ülkelerde yaşayan Müslümanlarla gayrimüslimlerin münasebetlerini düzenleme konusunda muhtelif görüşler ileri sürmüşlerdir.

    Bir Müslüman’ın gayrimüslim ülkelerde gayrimüslimden faiz alması, gayrimüslime içki ve domuz eti satması ve hatta kazanacağı kesin olmak şartıyla kumar oynaması, bu fiillerin gayrimüslimlerce meşru olduğu ve Müslüman’ın da bu meşruiyetten faydalanmasının bir ölçüde ganimet mantığıyla açıklanabildiği esasına binaen, İmam-ı Azam ve İmam-ı Muhammed’e göre caiz bulunmakla beraber, İmam-ı Şafii, İmam-ı Malik, İmam-ı Ahmed bin Hanbel, Evzai, İshak ve Hanefi’lerden Ebu Yusuf’un da içinde bulunduğu fukahanın ekserisi, Müslüman’ın her yerde İslam ahkamı ile bağlı bulunduğunu ifade ederek, böyle batıl ve fasit akit ve alışverişleri caiz bulmamışlardır!.

    En uygun olanı da çoğunluğun bu görüşüdür!.

    Zira artık günümüzde Müslüman ülkeler de dahil dünya ülkeleri, umumi bir barış ve sulhu esas almışlardır. Müslümanlar gayrimüslim ülkelere izinli ve müsaadeli olarak girebilmektedirler ve bu ülkelerde emniyet ve güvenlik içinde yaşayabilmektedirler. Harp durumu ise söz konusu değildir. Binaenaleyh, İmam-ı Azam’ın fetvasında esas aldığı şartlar da, artık günümüz itibariyle mevcut değildir. Muharebe yok ki ganimet söz konusu olsun!

    Esasen, Kuran ve Sünnet, zaruret dışında haramlara izin de vermemiştir. Zaruret olmadığı takdirde haram, her yerde haramdır.

    O halde özetleyecek olursak diyebiliriz ki: Günümüzde Müslüman, dünyanın neresinde bulunursa bulunsun; İslam ahkamını ve ahlakını yaşamakla mükelleftir. İki Müslüman arasında caiz olmayan bir alışveriş, Müslüman ile gayrimüslim arasında da uygun olmamalıdır.

    Bu itibarla, gayrimüslim ülkelerde yaşayan Müslümanlar da (zaruret dışında) faiz almamalıdır, içki, domuz eti, laşe gibi İslam’ın haram kıldığı herhangi bir şeyi satmamalıdır.” Alimlerin çoğunluğunun şüpheden uzak görüşleri bu doğrultudadır.

    Ancak yukarıdaki fetvalar dikkate alınırsa, içki ve domuz taşımak suretiyle karşılık almak, İmam-ı Azama göre caizdir denilebilir; fakat imameyne ve diğer müçtehitlere göre caiz değildir, haramdır.

    Mecbur kalmadıkça böyle işlerde çalışmamak gerekir.

    Kaynaklar: Mehmed Paksu, Meseleler ve Çözümleri 1, Nesil yayınları, İstanbul, ss. 135-138; Süleyman Kösmene, (Günümüz Meselelerine Çözümler), Yeni Asya Yayınları.



    Sorularla İslamiyet



  4. 03.Ağustos.2010, 13:12
    3
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    --->: içki ve domuz eti satmak

    bilgiler için Allah c.c. razı olsun kardeşim,emeğine sağlık


  5. 03.Ağustos.2010, 13:12
    3
    Hüvel Baki..
    bilgiler için Allah c.c. razı olsun kardeşim,emeğine sağlık





+ Yorum Gönder