Konusunu Oylayın.: Allaha ve ahiret gününe inandığımız halde neden dünya işlerine bu kadar çok ehemmiyet veriyoruz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Allaha ve ahiret gününe inandığımız halde neden dünya işlerine bu kadar çok ehemmiyet veriyoruz?
  1. 24.Temmuz.2010, 20:51
    1
    Misafir

    Allaha ve ahiret gününe inandığımız halde neden dünya işlerine bu kadar çok ehemmiyet veriyoruz?

  2. 24.Temmuz.2010, 21:10
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: Allaha ve ahiret gününe inandığımız halde neden dünya işlerine bu kadar çok ehemmiyet veriyoru




    İnsan da kör hissiyatlar bulunmaktadır. Kör hissiyat mertebesi adeta mazi ve müstakbelden habersizdir. Geleceği düşünmez. Anlık lezzeti düşünür. Nefis ve heva gibi duygular hazır zamandaki lezzetleri düşünür.
    Bediüzzaman Hazretleri bu hususu şöyle açıklamaktadır: "Hem insanda hissiyat galip olsa, aklın muhakemesini dinlemez. Heves ve vehmi hükmedip, en az ve ehemmiyetsiz bir lezzet-i hazırayı ileride gayet büyük bir mükâfâta tercih eder. Ve az bir hazır sıkıntıdan, ileride büyük bir azâb-ı müeccelden ziyade çekinir. Çünkü tevehhüm ve heves ve his, ileriyi görmüyor, belki inkâr ediyorlar. Nefis dahi yardım etse, mahall-i ımân olan kalb ve akıl susarlar, mağlûp oluyorlar. şu halde, kebâiri işlemek imansızlıktan gelmiyor, belki his ve hevesin ve vehmin galebesiyle akıl ve kalbin mağlûbiyetinden ileri gelir."(Lemalar, s. 70).




    Sorularla İslamiyet


  3. 24.Temmuz.2010, 21:10
    2
    Silent and lonely rains



    İnsan da kör hissiyatlar bulunmaktadır. Kör hissiyat mertebesi adeta mazi ve müstakbelden habersizdir. Geleceği düşünmez. Anlık lezzeti düşünür. Nefis ve heva gibi duygular hazır zamandaki lezzetleri düşünür.
    Bediüzzaman Hazretleri bu hususu şöyle açıklamaktadır: "Hem insanda hissiyat galip olsa, aklın muhakemesini dinlemez. Heves ve vehmi hükmedip, en az ve ehemmiyetsiz bir lezzet-i hazırayı ileride gayet büyük bir mükâfâta tercih eder. Ve az bir hazır sıkıntıdan, ileride büyük bir azâb-ı müeccelden ziyade çekinir. Çünkü tevehhüm ve heves ve his, ileriyi görmüyor, belki inkâr ediyorlar. Nefis dahi yardım etse, mahall-i ımân olan kalb ve akıl susarlar, mağlûp oluyorlar. şu halde, kebâiri işlemek imansızlıktan gelmiyor, belki his ve hevesin ve vehmin galebesiyle akıl ve kalbin mağlûbiyetinden ileri gelir."(Lemalar, s. 70).




    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder