Konusunu Oylayın.: Hz. Ebu Zerr (r.a)'in zenginlerden zekat ve sadakayı fazlasıyla vermelerini istemesini nasıl değerle

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz. Ebu Zerr (r.a)'in zenginlerden zekat ve sadakayı fazlasıyla vermelerini istemesini nasıl değerle
  1. 21.Temmuz.2010, 14:52
    1
    Misafir

    Hz. Ebu Zerr (r.a)'in zenginlerden zekat ve sadakayı fazlasıyla vermelerini istemesini nasıl değerle






    Hz. Ebu Zerr (r.a)'in zenginlerden zekat ve sadakayı fazlasıyla vermelerini istemesini nasıl değerle Mumsema Hz. Ebu Zerr (r.a)'in zenginlerden zekat ve sadakayı fazlasıyla vermelerini istemesini nasıl değerlendirmeliyiz?


  2. 21.Temmuz.2010, 14:52
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 21.Temmuz.2010, 22:17
    2
    meçhul_100
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2007
    Üye No: 626
    Mesaj Sayısı: 2,162
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Diyar-ı Sivas

    --->: Hz. Ebu Zerr (r.a)'in zenginlerden zekat ve sadakayı fazlasıyla vermelerini istemesini nasıl d




    Hz. Ebu Zer zekât fazlasını istemesi zora dayanan bir şey değildi. Kur’an’da zekât kelimesi yanında “infak, sadaka” kelimeleri de kullanılmıştır. Bu son iki sözcük zekâtla beraber “teberru, farz olmayan fazladan sadaka”yı da içine almaktadır. “Allah yolunda infak edin” emrini yerine getirmeye çalışan sahabe sadece zekatı değil tetavvu/sünnet cinsinden sadakaları da veriyorlardı. Hz. Ebu Zer de hali vakti yerinde olan zenginlerden yalnız farz olan zekatı vermekle yetinmemelerini, bunun yanında nafile sadakalarla da muhtaç olanların yardımına koşmalarını istiyordu. Bu tavrında bir cebir değil, nasihat, öğüt vardı.
    Züht ve takvayı prensip edinen Hz. Ebu Zer Özellikle Hz. Osman devrindeki fütuhatın sonucunda insanların genel olarak –eskiye göre-daha zengin bir hayata sahip olması, özellikle de Şam’da kaldığı süreçte oradaki şaşalı, debdebeli hayata karşı tavrı çok sert olmuştu. Hatta Hz. Muaviye ile arasında tartışmalar da oluyordu. Hz. Ebu Zer aşağıda mealini verdiğimiz ayete dayanarak insanların aile geçimini sağlayan miktardan fazla kalan mallarını da fakirlere infak etmelerini söylüyordu.
    “Ey iman edenler! Doğrusu hahamların ve rahiplerin çoğu halkın mallarını haksız yollardan yerler ve insanları Allah’ın yolundan uzaklaştırırlar.Altını, gümüşü yığıp Allah yolunda harcamayanlar var ya, işte onları acı bir azabın beklediğini müjdele! Yığılan bu altın ve gümüş cehennem ateşinde kızdırılarak, bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün onlara:“İşte! denilecek, sizin nefisleriniz için yığıp hazineye tıktıklarınız! Haydi tadın bakalım o tıktığınız şeyleri!”(Tevbe, 9/34-35).
    Hz. Muaviye ise, bu ayetin sadece ehl-i kitap için söz konusu olduğunu söylüyordu. Hz. Ebu Zer bunun Müslümanlara da bir ders olduğunu sölüyordu. Bunun üzerine Hz. Muaviye kendisini Hz. Osman’a şikayet etti, Halife kendisini Medine’ye çağırdı. O da gitti, bir süre sonra da Sosyal hayattan bıkıp Rezebe denilen bir çölde yaşamaya başladı ve orada vefat etti(Taberî, İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri).
    Hz. Ebu Zer’in “dayanarak insanların aile geçimini sağlayan miktardan fazla kalan mallarını da fakirlere infak etmelerini zorunlu görmesi”ne dair içtihadı İslam alimleri tarafından uygun görülmemiştir. Fakat bu onun ayete dayanarak yaptığı bir içtihattır.
    Şiaların onu fazla sevmeleri, onun Hz. Osman ve Hz. Muaviye’yi eleştirmesi ve onların siyasetlerin benimsemesinden ötürüdür.


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  4. 21.Temmuz.2010, 22:17
    2
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙



    Hz. Ebu Zer zekât fazlasını istemesi zora dayanan bir şey değildi. Kur’an’da zekât kelimesi yanında “infak, sadaka” kelimeleri de kullanılmıştır. Bu son iki sözcük zekâtla beraber “teberru, farz olmayan fazladan sadaka”yı da içine almaktadır. “Allah yolunda infak edin” emrini yerine getirmeye çalışan sahabe sadece zekatı değil tetavvu/sünnet cinsinden sadakaları da veriyorlardı. Hz. Ebu Zer de hali vakti yerinde olan zenginlerden yalnız farz olan zekatı vermekle yetinmemelerini, bunun yanında nafile sadakalarla da muhtaç olanların yardımına koşmalarını istiyordu. Bu tavrında bir cebir değil, nasihat, öğüt vardı.
    Züht ve takvayı prensip edinen Hz. Ebu Zer Özellikle Hz. Osman devrindeki fütuhatın sonucunda insanların genel olarak –eskiye göre-daha zengin bir hayata sahip olması, özellikle de Şam’da kaldığı süreçte oradaki şaşalı, debdebeli hayata karşı tavrı çok sert olmuştu. Hatta Hz. Muaviye ile arasında tartışmalar da oluyordu. Hz. Ebu Zer aşağıda mealini verdiğimiz ayete dayanarak insanların aile geçimini sağlayan miktardan fazla kalan mallarını da fakirlere infak etmelerini söylüyordu.
    “Ey iman edenler! Doğrusu hahamların ve rahiplerin çoğu halkın mallarını haksız yollardan yerler ve insanları Allah’ın yolundan uzaklaştırırlar.Altını, gümüşü yığıp Allah yolunda harcamayanlar var ya, işte onları acı bir azabın beklediğini müjdele! Yığılan bu altın ve gümüş cehennem ateşinde kızdırılarak, bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün onlara:“İşte! denilecek, sizin nefisleriniz için yığıp hazineye tıktıklarınız! Haydi tadın bakalım o tıktığınız şeyleri!”(Tevbe, 9/34-35).
    Hz. Muaviye ise, bu ayetin sadece ehl-i kitap için söz konusu olduğunu söylüyordu. Hz. Ebu Zer bunun Müslümanlara da bir ders olduğunu sölüyordu. Bunun üzerine Hz. Muaviye kendisini Hz. Osman’a şikayet etti, Halife kendisini Medine’ye çağırdı. O da gitti, bir süre sonra da Sosyal hayattan bıkıp Rezebe denilen bir çölde yaşamaya başladı ve orada vefat etti(Taberî, İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri).
    Hz. Ebu Zer’in “dayanarak insanların aile geçimini sağlayan miktardan fazla kalan mallarını da fakirlere infak etmelerini zorunlu görmesi”ne dair içtihadı İslam alimleri tarafından uygun görülmemiştir. Fakat bu onun ayete dayanarak yaptığı bir içtihattır.
    Şiaların onu fazla sevmeleri, onun Hz. Osman ve Hz. Muaviye’yi eleştirmesi ve onların siyasetlerin benimsemesinden ötürüdür.


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder