Konusunu Oylayın.: Sen ve malın babanındır, hadisine göre, anne veya baba çocuklarının mallarından istedikleri gibi tas

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Sen ve malın babanındır, hadisine göre, anne veya baba çocuklarının mallarından istedikleri gibi tas
  1. 30.Haziran.2010, 12:21
    1
    Misafir

    Sen ve malın babanındır, hadisine göre, anne veya baba çocuklarının mallarından istedikleri gibi tas






    Sen ve malın babanındır, hadisine göre, anne veya baba çocuklarının mallarından istedikleri gibi tas Mumsema Sen ve malın babanındır, hadisine göre, anne veya baba çocuklarının mallarından istedikleri gibi tasarruf edebilirler mi?


  2. 30.Haziran.2010, 18:57
    2
    meçhul_100
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2007
    Üye No: 626
    Mesaj Sayısı: 2,162
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Diyar-ı Sivas

    --->: Sen ve malın babanındır, hadisine göre, anne veya baba çocuklarının mallarından istedikleri gi




    Peygamber efendimiz aleyhissalatü vesselam şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz sizin yediğinizin en helâli, (meşru) kazancınızdan olan (lokma) dır. Şüphesiz sizin çocuklarınız da sizin kazancınızdandır." (İbn Mace, Ticaret 64)

    Bîr adam, ya Resûlallah! Benim (biraz) malım ve çocuğum vardır. Babam da cidden benim malımı kökünden tüketmek ister, dedi. Bunun üzerine Resûİ-i Ekrem (a.s.m.): “Sen babanın (kazancı) sın, malın da babana (helal) dır.” buyurdu. (İbn Mace, Ticaret 64)

    Diğer bir rivayette ise: “Sen ve malın babana aitsiniz. Şunu bilin ki evlâtlarınız kazançlarınızın en temizlerindendir. Öyleyse evlâtlarınızın kazançlarından yiyin” (Ebû Davud, Büyû, 79) buyurulmuştur.

    Ana-babanın ihtiyaçları oldukları takdirde israf ve savurganlık yapmamak şartıyla oğullarının mallarından yararlanmaları caizdir.

    Hadislerde geçen “babanındır” lafzı, elbetteki mülkiyet için değil, mubah olduğunu belirtmek için. Yoksa mal çocuğundur. Zekatı o verir. Malı miras bırakan da odur.

    Yine hadiste geçen "babam malımı kökünden tüketmek ister" anlamına gelen “ictiyâh” kelimesi, bazı nüshalarda "muhtaçtır" şeklindedir. Buna göre cümle, "babam malıma ihtiyaç duyuyor" şeklinde olur. Bu cümle "ihtiyaç duyuyor" şeklinde kabul edilirse hadisin manası izaha ihtiyaç duymayacak kadar açıktır. Fakat "bitirecek, tüketecek" şeklinde olduğu takdirde kelimenin tevili gerekecektir. Bu kelimenin izahı sadedinde Hattâbî şöyle demektedir:

    "Hz. Peygamber'e soru soran zâtın; babasının, malını tüketeceği tarzındaki sözlerinden maksadı, babasına vereceği nafaka sebebiyle malının tükenmesidir. Yani, babasına vereceği nafakaya, malının fazlası ve geliri kâfi gelmemekte, malın kalanını da almak istemektedir. Ama Rasûlullah (a.s.m), adamın mazeretini kabul etmemiş, babasının nafakasını vermeme konusunda ruhsat vermemiştir. Aksine, sen ve malın babana aitsiniz, buyurmuştur. Bu sözün manası şudur: Eğer malın kâfi geliyorsa, baban senin malından ihtiyacı kadarını alır. Ama senin malın yoksa veya kâfi gelmiyorsa o zaman çalışacaksın ve babanın nafakasını vereceksin. Baban kendi malı gibi senin malını da ihtiyacı nisbetinde alır. Senin malın bulunmadığında çalışarak mal kazanabilirsen, çalışıp babanın nafakasını ödemen gerekir." (bk. Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 13/97

    Diğer taraftan Hadiste çocuk babanın bir kazancı sayılmıştır. Çocuğa kazanç demek, mecazî mânâdadır. Çünkü çocuk babasının bir parçasıdır.

    Şevkânî, bu rivayetleri dikkate alarak, evlâdın malına babanın ortak olduğunu, bu nedenle baba, evlâdının malından ondan izin almadan da yiyebileceğini ve kendi malında tasarruf ettiği gibi onun malında da tasarruf edebileceğini söyler. Ancak, israf yollarında ve sefihçe harcayamaz. Fakir olan baba ve anaya nafaka vermenin zengin olan çocuk üzerine farzdır.

    İbnü'l-Hümâm ise, Hadîste geçen “Sizin evlâdınız da sizin kazancınızdandır” anlamına gelen mealindeki cümlenin mânâsı "Çocuğun malı babanın malıdır" şeklinde değildir. Çünkü Allah Teâlâ ölen kişinin çocukları olduğu zaman, ölenin babasına sâdece altıda bir, nisbetinde bir miras payı vermiştir. Eğer kişinin malının mülkiyet hakkı babasına âit olmuş olsaydı kişi öldüğü zaman malının tamamının babasına verilmesi gerekecekti, demiştir."

    Avnü'l-Mabûd yazarı da bu hadîsin şerhinde özetle şöyle der: "Baba, evlâdın dünyaya gelmesine sebep olduğu için, evlâd onun bir nevi kazancı sayılmış ve dolayısıyla evlâdın kazancından yemek ona helâl kılınmıştır.

    Hattâbi: Bu hadîs, nafaka verebilir durumda olan evlâdın, kendi baba ve anasının nafakasını vermekle mükellef olduğuna delâlet eder. İyi durumda olan baba ye anaların nafakalarının evlâdına farz olduğu konusunda âlimler arasında ihtilâf vardır: İmam Şâfii'ye göre baba fakir ve çalışamaz durumda olursa, nafakası evlâdına farzdır. Eğer babanın öz malı varsa veya vücutça bir sakatlığı bulunmayıp çalışabilir durumda ise nafakası evlâdına farz değildir. Diğer fıkıhçılar ise: Baba ve ananın nafakası evlâdın üzerinde farzdır, demişlerdir.

    Tıybi de, İmam Şâfi'ye göre, muhtaç ve çalışamaz durumda olan baba ve ananın nafakası evlâda (yâni erkek çocuklara) farzdır. Fakat muhtaç olmayan veya çalışabilenlerin nafakası evlâda farz değildir. Şafi'den başkası böyle bir şart koşmadan baba ve ananın nafakasının evlâda farz olduğuna hükmetmişlerdir, demiştir.

    Buna göre ilgili hadislerde, babanın ve annenin bir ihtiyacı yok iken ve nafakadan ayrı olarak evlâdının malını elinden alıp dilediği gibi kullanma manası yoktur. (bk. Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 6/333-335)

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör


  3. 30.Haziran.2010, 18:57
    2
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙



    Peygamber efendimiz aleyhissalatü vesselam şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz sizin yediğinizin en helâli, (meşru) kazancınızdan olan (lokma) dır. Şüphesiz sizin çocuklarınız da sizin kazancınızdandır." (İbn Mace, Ticaret 64)

    Bîr adam, ya Resûlallah! Benim (biraz) malım ve çocuğum vardır. Babam da cidden benim malımı kökünden tüketmek ister, dedi. Bunun üzerine Resûİ-i Ekrem (a.s.m.): “Sen babanın (kazancı) sın, malın da babana (helal) dır.” buyurdu. (İbn Mace, Ticaret 64)

    Diğer bir rivayette ise: “Sen ve malın babana aitsiniz. Şunu bilin ki evlâtlarınız kazançlarınızın en temizlerindendir. Öyleyse evlâtlarınızın kazançlarından yiyin” (Ebû Davud, Büyû, 79) buyurulmuştur.

    Ana-babanın ihtiyaçları oldukları takdirde israf ve savurganlık yapmamak şartıyla oğullarının mallarından yararlanmaları caizdir.

    Hadislerde geçen “babanındır” lafzı, elbetteki mülkiyet için değil, mubah olduğunu belirtmek için. Yoksa mal çocuğundur. Zekatı o verir. Malı miras bırakan da odur.

    Yine hadiste geçen "babam malımı kökünden tüketmek ister" anlamına gelen “ictiyâh” kelimesi, bazı nüshalarda "muhtaçtır" şeklindedir. Buna göre cümle, "babam malıma ihtiyaç duyuyor" şeklinde olur. Bu cümle "ihtiyaç duyuyor" şeklinde kabul edilirse hadisin manası izaha ihtiyaç duymayacak kadar açıktır. Fakat "bitirecek, tüketecek" şeklinde olduğu takdirde kelimenin tevili gerekecektir. Bu kelimenin izahı sadedinde Hattâbî şöyle demektedir:

    "Hz. Peygamber'e soru soran zâtın; babasının, malını tüketeceği tarzındaki sözlerinden maksadı, babasına vereceği nafaka sebebiyle malının tükenmesidir. Yani, babasına vereceği nafakaya, malının fazlası ve geliri kâfi gelmemekte, malın kalanını da almak istemektedir. Ama Rasûlullah (a.s.m), adamın mazeretini kabul etmemiş, babasının nafakasını vermeme konusunda ruhsat vermemiştir. Aksine, sen ve malın babana aitsiniz, buyurmuştur. Bu sözün manası şudur: Eğer malın kâfi geliyorsa, baban senin malından ihtiyacı kadarını alır. Ama senin malın yoksa veya kâfi gelmiyorsa o zaman çalışacaksın ve babanın nafakasını vereceksin. Baban kendi malı gibi senin malını da ihtiyacı nisbetinde alır. Senin malın bulunmadığında çalışarak mal kazanabilirsen, çalışıp babanın nafakasını ödemen gerekir." (bk. Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 13/97

    Diğer taraftan Hadiste çocuk babanın bir kazancı sayılmıştır. Çocuğa kazanç demek, mecazî mânâdadır. Çünkü çocuk babasının bir parçasıdır.

    Şevkânî, bu rivayetleri dikkate alarak, evlâdın malına babanın ortak olduğunu, bu nedenle baba, evlâdının malından ondan izin almadan da yiyebileceğini ve kendi malında tasarruf ettiği gibi onun malında da tasarruf edebileceğini söyler. Ancak, israf yollarında ve sefihçe harcayamaz. Fakir olan baba ve anaya nafaka vermenin zengin olan çocuk üzerine farzdır.

    İbnü'l-Hümâm ise, Hadîste geçen “Sizin evlâdınız da sizin kazancınızdandır” anlamına gelen mealindeki cümlenin mânâsı "Çocuğun malı babanın malıdır" şeklinde değildir. Çünkü Allah Teâlâ ölen kişinin çocukları olduğu zaman, ölenin babasına sâdece altıda bir, nisbetinde bir miras payı vermiştir. Eğer kişinin malının mülkiyet hakkı babasına âit olmuş olsaydı kişi öldüğü zaman malının tamamının babasına verilmesi gerekecekti, demiştir."

    Avnü'l-Mabûd yazarı da bu hadîsin şerhinde özetle şöyle der: "Baba, evlâdın dünyaya gelmesine sebep olduğu için, evlâd onun bir nevi kazancı sayılmış ve dolayısıyla evlâdın kazancından yemek ona helâl kılınmıştır.

    Hattâbi: Bu hadîs, nafaka verebilir durumda olan evlâdın, kendi baba ve anasının nafakasını vermekle mükellef olduğuna delâlet eder. İyi durumda olan baba ye anaların nafakalarının evlâdına farz olduğu konusunda âlimler arasında ihtilâf vardır: İmam Şâfii'ye göre baba fakir ve çalışamaz durumda olursa, nafakası evlâdına farzdır. Eğer babanın öz malı varsa veya vücutça bir sakatlığı bulunmayıp çalışabilir durumda ise nafakası evlâdına farz değildir. Diğer fıkıhçılar ise: Baba ve ananın nafakası evlâdın üzerinde farzdır, demişlerdir.

    Tıybi de, İmam Şâfi'ye göre, muhtaç ve çalışamaz durumda olan baba ve ananın nafakası evlâda (yâni erkek çocuklara) farzdır. Fakat muhtaç olmayan veya çalışabilenlerin nafakası evlâda farz değildir. Şafi'den başkası böyle bir şart koşmadan baba ve ananın nafakasının evlâda farz olduğuna hükmetmişlerdir, demiştir.

    Buna göre ilgili hadislerde, babanın ve annenin bir ihtiyacı yok iken ve nafakadan ayrı olarak evlâdının malını elinden alıp dilediği gibi kullanma manası yoktur. (bk. Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 6/333-335)

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör





+ Yorum Gönder