Konusunu Oylayın.: Bilimler Akademisi’nin evrimle ilgili bildirisinin hakikati nedir? Bu kadar imzanın olması, bu teori

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Bilimler Akademisi’nin evrimle ilgili bildirisinin hakikati nedir? Bu kadar imzanın olması, bu teori
  1. 01.Haziran.2010, 22:30
    1
    Misafir

    Bilimler Akademisi’nin evrimle ilgili bildirisinin hakikati nedir? Bu kadar imzanın olması, bu teori






    Bilimler Akademisi’nin evrimle ilgili bildirisinin hakikati nedir? Bu kadar imzanın olması, bu teori Mumsema Bilimler Akademisi’nin evrimle ilgili bildirisinin hakikati nedir? Bu kadar imzanın olması, bu teorinin ne kadar güçlü olduğunu göstermez mi? Müslüman düşünürlerden evrimi kabul edenler var mı?


  2. 01.Haziran.2010, 22:30
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Bilimler Akademisi’nin evrimle ilgili bildirisinin hakikati nedir? Bu kadar imzanın olması, bu teorinin ne kadar güçlü olduğunu göstermez mi? Müslüman düşünürlerden evrimi kabul edenler var mı?


    Benzer Konular

    - İslami bilimler nedir?

    - Bilim Hakikati Ne Kadar Bilebilir ?

    - Diyanet Akademisi Nedir? Diyanet Akademisi Hakkında Bilgi

    - Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi’nin yayımladığı bilim ve yaratılışçılık kitabı hakkında bilgi ver

    - Ölümün Hakîkati Kabrinden Kalkıncaya Kadar Ölünün Kabirdeki Ahvâli

  3. 01.Haziran.2010, 23:08
    2
    meçhul_100
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2007
    Üye No: 626
    Mesaj Sayısı: 2,162
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Diyar-ı Sivas

    --->: Bilimler Akademisi’nin evrimle ilgili bildirisinin hakikati nedir? Bu kadar imzanın olması, bu




    Bilimler Akademisi’nin evrimle ilgili bildirisinin hakikati nedir? Bu kadar imzanın olması, bu teorinin ne kadar güçlü olduğunu göstermez mi? Müslüman düşünürlerden evrimi kabul edenler var mı?

    Bu sorulara cevap vermeden önce, yukarıda sözü edilen Bilimler Akademisi’nin evrim eğitimi konusunda bildirisine bir göz atmamız gerekiyor Bildiri aşağıdaki gibidir:

    Akademilerarası panelin evrim eğitimi konusunda bildirisi

    Bizler, aşağıda isimleri bulunan Bilimler Akademileri olarak, dünyanın çeşitli yerlerinde bazı kamu eğitim kurumlarında verilen fen derslerinde, dünyada yaşamın kökenleri ve evrimi konusunda bilimsel kanıt, veri ve test edilebilir kuramların örtbas edildiğini, inkar edildiğini ya da bilimsel olarak sınanması mümkün olmayan kuramlarla karıştırıldığını öğrenmiş bulunuyoruz Yetkilileri, öğretmenleri ve velileri tüm çocukları bilimsel yöntemler ve buluşlar konusunda eğitmeye ve doğa bilimlerini daha iyi anlamalarına yardımcı olmaya çağırıyoruz Yaşadıkları dünyanın doğasına ilişkin bilgiler, insanları beşeri gereksinimlerini karşılama ve gezegeni koruma konularında daha yetkin kılacaktır

    Dünyanın kökenleri ve evrimi ile bu gezegendeki yaşam hakkında aşağıdaki kanıtlara dayalı olguların, çok sayıda gözlem ile çeşitli bilimsel disiplinlerin birbirinden bağımsız deneylerinden kaynaklanan bulgularla doğrulandığı konusunda görüş birliğine sahibiz Evrimsel değişimin ince ayrıntıları konusunda bugün hâlâ yanıtlanmamış sorular olsa bile, bilimsel kanıtlar aşağıdaki sonuçlarla tam bir uyum içindedir:

    1 Şu andaki şekline son on bir ile on beş milyar yılda evrim geçirerek gelmiş olan evren içinde bizim dünyamız, yaklaşık dört buçuk milyar yıl önce oluşmuştur

    2 Oluşumundan itibaren dünya - jeolojisi ve çevresi ile birlikte - sayısız fiziksel ve kimyasal gücün etkisiyle değişmiştir ve değişmeye devam etmektedir

    3 Dünyada yaşam en az iki buçuk milyar yıl önce ortaya çıkmıştır Bundan kısa bir süre sonra, fotosentez yapan canlıların evrimleşmesi, en az iki milyar yıl öncesinden başlayarak atmosferin yavaş yavaş önemli miktarlarda oksijen içeren bir biçime dönüşmesine yol açmıştır Soluduğumuz oksijeni açığa çıkarmasının ötesinde, fotosentez süreci, gezegenimizde insan yaşamının bağımlı olduğu sabit enerji ve besinin son kertedeki kaynağını oluşturur

    4 Dünyada ilk ortaya çıktığından beri yaşam birçok biçim almıştır Bunların tümü paleontoloji ile modern biyoloji ve biyokimya bilimlerinin tanımladığı ve birbirlerinden bağımsız olarak ve artan bir kesinlikte doğruladığı gibi, evrilme süreçlerini sürdürmektedir İnsanlar dahil olmak üzere bugün yaşayan tüm canlıların kalıtsal şifrelerinin ortaklığı, açıkça onların ortak kökenlerine işaret etmektedir

    Bizler, evrim eğitimi ve daha genel olarak herhangi bir bilimsel bilgi alanının eğitimi bağlamında, bilimin niteliğine ilişkin olarak aşağıdaki bildirgenin altına da imzamızı atmaktayız:

    Bilimsel bilgi, evrenin doğasına ilişkin çok başarılı olmuş ve çok önemli sonuçlar doğurmuş bir sorgulama biçiminin ürünüdür Bilim i) doğal dünyayı gözlemleyerek ve ii) sınanabilir ve çürütülebilir hipotezler oluşturarak gözlemlenebilir olgular için daha derin açıklamalar türetir Gözlemler yeterince ikna edici hale geldiklerinde, bu olguları açıklayan bilimsel kuramlar geliştirir ve daha gözlenmemiş olguların olası yapısı ve sürecine ilişkin öngörüler getirir

    İnsanın değer ve amaç anlayışı doğa bilimlerinin kapsamı dışındadır Yine de, doğayı kavrayışımıza bilimsel, sosyal, felsefi, dinsel, kültürel ve siyasal öğeler de katkıda bulunur Bu farklı alanların her biri, kendi etkinlik alanının sınırları ve kısıtlılıklarının ayrımında olarak, diğerlerine karşı özenli davranmak zorundadır

    Mevcut sınırlarını kabul etmekle birlikte, bilim açık uçludur ve kuramsal ya da deneysel yeni bilgiler ışığında, sürekli olarak kendini geliştirir ve yeni alanlara açılır

    İmzası olanlar:

    1 Afrika Bilimler Akademisi
    2 Alman Bilim ve İnsani Bilimler Akademileri Birliği
    3 Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Akademisi
    4 Arjantin Pozitif, Fizik ve Doğa Bilimleri Ulusal Akademisi
    5 Arnavutluk Bilimler Akademisi
    6 Avustralya Bilimler Akademisi
    7 Avusturya Bilimler Akademisi
    8 Bangladeş Bilimler Akademisi
    9 Belçika Kraliyet Bilim, Edebiyat ve Güzel Sanatlar Akademisi
    10 Londra Kraliyet Topluluğu, Birleşik Krallık
    11 Bosna-Hersek Bilim ve Sanat Akademisi
    12 Brezilya Bilimler Akademisi
    13 Bulgaristan Bilimler Akademisi
    14 Çek Cumhuriyeti Bilimler Akademisi
    15 Çin Bilimler Akademisi
    16 Academia Sinica, Çin, Tayvan
    17 Danimarka Kraliyet Bilim ve İnsani Bilimler Akademisi
    18 Endonezya Bilimler Akademisi
    19 Fas Krallık Akademisi
    20 Ulusal Bilim ve Teknoloji Akademisi, Filipinler
    21 Filistin Bilim ve Teknoloji Akademisi
    22 Académie des Sciences, Fransa
    23 Güney Afrika Bilimler Akademisi
    24 Hırvatistan Bilimler Akademisi
    25 Hindistan Ulusal Bilim Akademisi
    26 Hollanda Kraliyet Sanatlar ve Bilimler Akademisi
    27 İran İslam Cumhuriyeti Bilimler Akademisi
    28 İrlanda Kraliyet Akademisi
    29 İspanya Kraliyet Pozitif, Fizik ve Doğa Bilimleri Akademisi
    30 İsrail Bilim ve İnsani Bilimler Akademisi
    31 İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi
    32 İsviçre Bilim Akademileri Konferansı
    33 Academia National dei Lincei, İtalya
    34 Japonya Bilim Konseyi
    35 Kanada Kraliyet Topluluğu (RSC): Kanada Sanat ve Bilim Akademileri
    36 Karayip Bilimler Akademisi
    37 Kenya Ulusal Bilimler Akademisi
    38 Kolombiya Pozitif, Fizik ve Doğa Bilimleri Akademisi
    39 Küba Bilimler Akademisi
    40 Kırgız Cumhuriyeti Ulusal Bilimler Akademisi
    41 Letonya Bilimler Akademisi
    42 Litvanya Bilimler Akademisi
    43 Macar Bilimler Akademisi
    44 Makedonya Bilimler ve Sanatlar Akademisi
    45 Academia Mexicana de Ciencias, Meksika
    46 Bilimsel Araştırma ve Teknoloji Akademisi, Mısır
    47 Moğolistan Bilimler Akademisi
    48 Nijerya Bilimler Akademisi
    49 Özbekistan Bilimler Akademisi
    50 Pakistan Bilimler Akademisi
    51 Academia Nacional de Ciencias del Peru
    52 Polonya Bilimler Akademisi
    53 Académie des Sciences et Techniques du Sénégal
    54 Sırbistan Bilimler ve Sanatlar Akademisi
    55 Singapur Bilimler Akademisi
    56 Slovak Bilimler Akademisi
    57 Slovenya Bilimler Akademisi
    58 Sri Lanka Ulusal Bilimler Akademisi
    59 Academia Chilena de Ciencias, Şili
    60 Tacikistan Cumhuriyeti Bilimler Akademisi
    61 Türkiye Bilimler Akademisi
    62 Uganda Ulusal Bilimler Akademisi
    63 Venezüella Ulusal Fizik, Matematik ve Doğal Bilimleri Akademisi
    64 Yeni Zelanda Kraliyet Topluluğu Akademi Konseyi
    65 Atina Akademisi, Yunanistan
    66 Zimbabwe Bilimler Akademisi
    67 Gelişmekte olan Dünya Bilimler Akademisi (TWAS)
    68 Uluslararası Bilim Konseyi (ICSU) Yönetim Kurulu (IAP’de gözlemci kuruluş)

    Cevap 1:

    Bu bildiride kısaca; insan da dâhil, bütün canlıların birbirinden meydana geldiği düşüncesinin bilimsel olduğu, bazı yerlerde bu görüşün tam manasıyla okutulmadığı, bunun sağlanması gerektiği deklere ediliyor

    Her şeyden önce, bilimsel çalışma veya düşüncenin sonucu delilleriyle ortaya konur O konuda farklı görüşü olanların da değerlendirmesi dikkate alınır Her hangi bir görüşün veya bir teorinin doğruluğu yönünde oy kullanıldığına, evrim teorisi hariç, bilim tarihi şahit olmamıştır

    Geçmişte, kazların köknar ağaçlarından meydana geldiği görüşü İKİ YÜZ ELLİ yıl doğru bilgi olarak kabul edildi O zaman bu düşünce oylansa idi, o günün düşünce kuruluşları kazların köknar ağaçlarının dallarından meydana geldiği yönünde oy kullanacaktı

    Galile; “Dünya dönüyor” dediği için muhakeme edildi Galile’nin düşüncesi oya sunulsa idi, muhtemelen kendisinden başka bu görüşe oy veren olmayacaktı

    Yakın geçmişte atom, “Maddenin parçalanamayan en küçük parçası” olarak tarif ediliyordu O zaman atom hakkındaki bu kabul oya sunulsa idi, bilimsel kuruluşların hepsi, atomun parçalanamayacağı yönünde oy kullanacaktı Hâlbuki bugün atom; proton, nötron, nötrio ve kuarklar gibi o kadar çok alt parçaya ayrıldı ki, daha ayrılacağından başka

    Kısaca şunu söylemek istiyoruz ki, bilimde oylama olmaz Oylama, ideolojik yaklaşımlarda olur Bilimsel yaklaşımda bir konu hakkında; görüşler, fikirler, düşünce ve varılan sonuçlar ortaya konur İleriye sürülen düşünce hakkında farklı değerlendirme, yorum ve eleştiriler göz ardı edilmez Ancak, ideolojik yaklaşımlar hariç

    Bu bilimsel kuruluşlar; kâinattaki bütün canlıların ortaya nasıl çıktığı ve günümüze ne şekilde ulaştığıyla ilgili çok geniş teori, gözlem, felsefî düşünce ve metafizik değerlendirmelere dayanan ve pek çok teori ve hipotezle dahi kolay kolay açıklanması mümkün olmayan ve canlılığın mahiyeti ve ilk canlının ortaya çıkışı gibi neredeyse bütün bilimlerin ilgilendiği konuyu bir oylamayla halletmişlerdir! Bu konu onlara göre artık büyük oranda çözülmüştür Dolayısıyla bu sahada pek fazla bilimsel çalışmaya da ihtiyaç yoktur!

    Bu oylamada, bir takım doğruların gölgesinde pek çok ideolojik yaklaşım gözlerden gizlenmeye çalışılmış, insanın ve diğer canlıların genetik yapılarında temel elementlerin ortaklığı, el çabukluğu veya cerbeze ile o canlıların birbirinden meydana geldiğine delil olarak ileriye sürülmüştür

    Bugün için yapılabilen tespitlere göre; bitkilerin, hayvanların ve insanların, yani canlıların tamamının genetik yapısında dört temel molekül yer alır Bunlar; Adenin, Guanin, Sitosin ve Timin’dir Bu moleküllerin yapılarını da; karbon, hidrojen, oksijen, kükürt, fosfat ve azot atomları teşkil eder

    Canlıların genetik yapı bakımından hangi elementlerden meydana geldiğini ortaya koyma bilimin görevidir Bunların neye işaret etiğini yorumlama ise, bilimsel bilginin görevi değildir Bunu yorumlama; insanın inancına, ideolojisine, felsefî görüşüne ve metafizik düşünce gibi kültür değerlerine bağlıdır

    Kütüphanelerimizi dolduran kitaplar, alfabenin YİRMİ DOKUZ harfinden meydana gelmiştir Bütün kitaplarda harflerin ayni oluşundan hareketle, kitapların birbirinden meydana geldiği düşüncesi bilimsel değildir Aynı şekilde, kâinattaki bütün varlıkların da yüz on dört elementten meydana gelmiş olmasının, onların hepsinin silsile halinde birbirinden hâsıl olduğu iddiası bilimsel bir yaklaşım olamaz

    Canlıların genetiğindeki elementlerin benzerliğini onlar ideolojilerinin gereği, bütün varlıkların silsile halinde ve tesadüfen birbirinden meydana geldiğine gerekçe gösteriyorlar

    Biz de bilimsel yoldan hiç ayrılmayarak, göğsümüzü gere gere diyoruz ki, canlılarda elementlerin benzerliği, onları yaratanın birliğine ve varlığına en büyük delildir

    Biz nasıl ki, yirmi dokuz harfle, istersek “balık”, istersek “at”, ya da “insan” yazabiliyoruz Allah da yüz on dört elementten istediği zaman, istediği varlığı, arzu ettiği şekilde yazıyor

    Eğer bilimsel çalışmaların ve felsefî yorumların doğruluğu veya yanlışlığı oy ile tayin ediliyorsa, biz evrimcilerin yukarıdaki beyanlarının bilimsel olmadığına, son altmış yıldır canlılar üzerinde yapılan genetik çalışmalarla, bir canlının genetik yapısının değişerek bir başka canlıyı meydana getirdiğine ait tek bir örneğin dahi bulunmadığına, her canlının kendi genetik yapısıyla müstakil yaratıldığına altmış sekiz değil, altı yüz seksen bilimsel kuruluştan imza alabiliriz

    Yanlıştan doğru meydana gelmez Velev bu altmış sekiz de olsa, bu kadar yanlıştan bir doğru çıkmaz

    Şu anda yeryüzünde, insan da dâhil, binlerce ve hatta milyonlarca bitki ve hayvan türü ayrı ayrı ve tek bir hücreden meydana geliyor Canlıların genetik yapılarında, ufak tefek değişiklikler olsa da, o canlının vasfını ve özekliğini değiştirecek tarz farklılaşma ortaya çıkmıyor Şayet bir canlının genetik yapısı büyük oranda değişecek veya değiştirilecek olsa, o canlı daha embriyo safhasında ölüyor Şimdiye kadar, bir canlının genetik yapısının farklılaşarak tamamen farklı bir canlıyı hâsıl ettiğine bilim âlemi şahit olmadı

    Yaratılışı savunanlar, çevredeki bütün varlıkların en ince ayrıntılarına kadar araştırılmasını ve incelenmesini, bu konuda her türlü değişik görüşe yer verilmesini bilimin bir gereği olarak kabul etmektedirler Evrende hiçbir şey kararında değildir Atomdan galaksilere kadar her şey, Allah’ın ilim ve iradesi dâhilinde her an değişmekte, başkalaşmakta ve farklılaşmaktadır Allah da, kâinattaki varlıklar hakkında düşünmemizi, akıl ve fikir yürütmemizi istemekte, bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadığını bildirmektedir

    Yukarıdaki bildiride yer alan zaman değerleri de tartışmalıdır Çünkü zamanı tayinde kullanılan gerek radyoaktif metotlar, gerek karbon on dört metodu ve gerekse fosil indeksine dayalı yaş tayin metotlarının pek çok mahzurları vardır Bu bakımdan bu değerler kesin bir hükümden ziyade nispi bir değer taşımaktadırlar

    Cevap 2:

    Sorunun ikinci şıkkında, evrimi kabul eden İslâm ülkesi veya Müslümanın bulunup bulunmadığı soruluyor

    Burada iki hususun iyi anlaşılması gerekir Birincisi, evrimden neyi kastedildiğidir Şayet evrimden değişme, başkalaşma kastediliyorsa, kâinatta hiçbir şey kararında durmuyor, her an değişiyor Yaratılışçı bu değişikliği Allah’a, diğerleri sebeplere veya tesadüfe veriyor

    Bir diğer konu ise, insanın yaratılışı Allah, insanı en güzel şekilde yarattığını, ilk insanı çamurdan, sonra onun neslini de nutfeden (zigot) yaratığını beyan ediyor Karşı görüşte olan felsefeciler ise, insan da dâhil bütün varlıkların silsile halinde birbirinden tesadüfen hâsıl olduğunu iddia ediyorlar

    Bir kimsenin İslâm ülkesinde bulunması, onun bu konudaki görüşünün İslam’ın görüşü olduğu manasına gelmez Dolayısıyla bir İslâm ülkesinin de bu konudaki görüşü, İslâm’ın görüşü olmayabilir





    Adem Tatlı (ProfDr)




  4. 01.Haziran.2010, 23:08
    2
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙



    Bilimler Akademisi’nin evrimle ilgili bildirisinin hakikati nedir? Bu kadar imzanın olması, bu teorinin ne kadar güçlü olduğunu göstermez mi? Müslüman düşünürlerden evrimi kabul edenler var mı?

    Bu sorulara cevap vermeden önce, yukarıda sözü edilen Bilimler Akademisi’nin evrim eğitimi konusunda bildirisine bir göz atmamız gerekiyor Bildiri aşağıdaki gibidir:

    Akademilerarası panelin evrim eğitimi konusunda bildirisi

    Bizler, aşağıda isimleri bulunan Bilimler Akademileri olarak, dünyanın çeşitli yerlerinde bazı kamu eğitim kurumlarında verilen fen derslerinde, dünyada yaşamın kökenleri ve evrimi konusunda bilimsel kanıt, veri ve test edilebilir kuramların örtbas edildiğini, inkar edildiğini ya da bilimsel olarak sınanması mümkün olmayan kuramlarla karıştırıldığını öğrenmiş bulunuyoruz Yetkilileri, öğretmenleri ve velileri tüm çocukları bilimsel yöntemler ve buluşlar konusunda eğitmeye ve doğa bilimlerini daha iyi anlamalarına yardımcı olmaya çağırıyoruz Yaşadıkları dünyanın doğasına ilişkin bilgiler, insanları beşeri gereksinimlerini karşılama ve gezegeni koruma konularında daha yetkin kılacaktır

    Dünyanın kökenleri ve evrimi ile bu gezegendeki yaşam hakkında aşağıdaki kanıtlara dayalı olguların, çok sayıda gözlem ile çeşitli bilimsel disiplinlerin birbirinden bağımsız deneylerinden kaynaklanan bulgularla doğrulandığı konusunda görüş birliğine sahibiz Evrimsel değişimin ince ayrıntıları konusunda bugün hâlâ yanıtlanmamış sorular olsa bile, bilimsel kanıtlar aşağıdaki sonuçlarla tam bir uyum içindedir:

    1 Şu andaki şekline son on bir ile on beş milyar yılda evrim geçirerek gelmiş olan evren içinde bizim dünyamız, yaklaşık dört buçuk milyar yıl önce oluşmuştur

    2 Oluşumundan itibaren dünya - jeolojisi ve çevresi ile birlikte - sayısız fiziksel ve kimyasal gücün etkisiyle değişmiştir ve değişmeye devam etmektedir

    3 Dünyada yaşam en az iki buçuk milyar yıl önce ortaya çıkmıştır Bundan kısa bir süre sonra, fotosentez yapan canlıların evrimleşmesi, en az iki milyar yıl öncesinden başlayarak atmosferin yavaş yavaş önemli miktarlarda oksijen içeren bir biçime dönüşmesine yol açmıştır Soluduğumuz oksijeni açığa çıkarmasının ötesinde, fotosentez süreci, gezegenimizde insan yaşamının bağımlı olduğu sabit enerji ve besinin son kertedeki kaynağını oluşturur

    4 Dünyada ilk ortaya çıktığından beri yaşam birçok biçim almıştır Bunların tümü paleontoloji ile modern biyoloji ve biyokimya bilimlerinin tanımladığı ve birbirlerinden bağımsız olarak ve artan bir kesinlikte doğruladığı gibi, evrilme süreçlerini sürdürmektedir İnsanlar dahil olmak üzere bugün yaşayan tüm canlıların kalıtsal şifrelerinin ortaklığı, açıkça onların ortak kökenlerine işaret etmektedir

    Bizler, evrim eğitimi ve daha genel olarak herhangi bir bilimsel bilgi alanının eğitimi bağlamında, bilimin niteliğine ilişkin olarak aşağıdaki bildirgenin altına da imzamızı atmaktayız:

    Bilimsel bilgi, evrenin doğasına ilişkin çok başarılı olmuş ve çok önemli sonuçlar doğurmuş bir sorgulama biçiminin ürünüdür Bilim i) doğal dünyayı gözlemleyerek ve ii) sınanabilir ve çürütülebilir hipotezler oluşturarak gözlemlenebilir olgular için daha derin açıklamalar türetir Gözlemler yeterince ikna edici hale geldiklerinde, bu olguları açıklayan bilimsel kuramlar geliştirir ve daha gözlenmemiş olguların olası yapısı ve sürecine ilişkin öngörüler getirir

    İnsanın değer ve amaç anlayışı doğa bilimlerinin kapsamı dışındadır Yine de, doğayı kavrayışımıza bilimsel, sosyal, felsefi, dinsel, kültürel ve siyasal öğeler de katkıda bulunur Bu farklı alanların her biri, kendi etkinlik alanının sınırları ve kısıtlılıklarının ayrımında olarak, diğerlerine karşı özenli davranmak zorundadır

    Mevcut sınırlarını kabul etmekle birlikte, bilim açık uçludur ve kuramsal ya da deneysel yeni bilgiler ışığında, sürekli olarak kendini geliştirir ve yeni alanlara açılır

    İmzası olanlar:

    1 Afrika Bilimler Akademisi
    2 Alman Bilim ve İnsani Bilimler Akademileri Birliği
    3 Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Akademisi
    4 Arjantin Pozitif, Fizik ve Doğa Bilimleri Ulusal Akademisi
    5 Arnavutluk Bilimler Akademisi
    6 Avustralya Bilimler Akademisi
    7 Avusturya Bilimler Akademisi
    8 Bangladeş Bilimler Akademisi
    9 Belçika Kraliyet Bilim, Edebiyat ve Güzel Sanatlar Akademisi
    10 Londra Kraliyet Topluluğu, Birleşik Krallık
    11 Bosna-Hersek Bilim ve Sanat Akademisi
    12 Brezilya Bilimler Akademisi
    13 Bulgaristan Bilimler Akademisi
    14 Çek Cumhuriyeti Bilimler Akademisi
    15 Çin Bilimler Akademisi
    16 Academia Sinica, Çin, Tayvan
    17 Danimarka Kraliyet Bilim ve İnsani Bilimler Akademisi
    18 Endonezya Bilimler Akademisi
    19 Fas Krallık Akademisi
    20 Ulusal Bilim ve Teknoloji Akademisi, Filipinler
    21 Filistin Bilim ve Teknoloji Akademisi
    22 Académie des Sciences, Fransa
    23 Güney Afrika Bilimler Akademisi
    24 Hırvatistan Bilimler Akademisi
    25 Hindistan Ulusal Bilim Akademisi
    26 Hollanda Kraliyet Sanatlar ve Bilimler Akademisi
    27 İran İslam Cumhuriyeti Bilimler Akademisi
    28 İrlanda Kraliyet Akademisi
    29 İspanya Kraliyet Pozitif, Fizik ve Doğa Bilimleri Akademisi
    30 İsrail Bilim ve İnsani Bilimler Akademisi
    31 İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi
    32 İsviçre Bilim Akademileri Konferansı
    33 Academia National dei Lincei, İtalya
    34 Japonya Bilim Konseyi
    35 Kanada Kraliyet Topluluğu (RSC): Kanada Sanat ve Bilim Akademileri
    36 Karayip Bilimler Akademisi
    37 Kenya Ulusal Bilimler Akademisi
    38 Kolombiya Pozitif, Fizik ve Doğa Bilimleri Akademisi
    39 Küba Bilimler Akademisi
    40 Kırgız Cumhuriyeti Ulusal Bilimler Akademisi
    41 Letonya Bilimler Akademisi
    42 Litvanya Bilimler Akademisi
    43 Macar Bilimler Akademisi
    44 Makedonya Bilimler ve Sanatlar Akademisi
    45 Academia Mexicana de Ciencias, Meksika
    46 Bilimsel Araştırma ve Teknoloji Akademisi, Mısır
    47 Moğolistan Bilimler Akademisi
    48 Nijerya Bilimler Akademisi
    49 Özbekistan Bilimler Akademisi
    50 Pakistan Bilimler Akademisi
    51 Academia Nacional de Ciencias del Peru
    52 Polonya Bilimler Akademisi
    53 Académie des Sciences et Techniques du Sénégal
    54 Sırbistan Bilimler ve Sanatlar Akademisi
    55 Singapur Bilimler Akademisi
    56 Slovak Bilimler Akademisi
    57 Slovenya Bilimler Akademisi
    58 Sri Lanka Ulusal Bilimler Akademisi
    59 Academia Chilena de Ciencias, Şili
    60 Tacikistan Cumhuriyeti Bilimler Akademisi
    61 Türkiye Bilimler Akademisi
    62 Uganda Ulusal Bilimler Akademisi
    63 Venezüella Ulusal Fizik, Matematik ve Doğal Bilimleri Akademisi
    64 Yeni Zelanda Kraliyet Topluluğu Akademi Konseyi
    65 Atina Akademisi, Yunanistan
    66 Zimbabwe Bilimler Akademisi
    67 Gelişmekte olan Dünya Bilimler Akademisi (TWAS)
    68 Uluslararası Bilim Konseyi (ICSU) Yönetim Kurulu (IAP’de gözlemci kuruluş)

    Cevap 1:

    Bu bildiride kısaca; insan da dâhil, bütün canlıların birbirinden meydana geldiği düşüncesinin bilimsel olduğu, bazı yerlerde bu görüşün tam manasıyla okutulmadığı, bunun sağlanması gerektiği deklere ediliyor

    Her şeyden önce, bilimsel çalışma veya düşüncenin sonucu delilleriyle ortaya konur O konuda farklı görüşü olanların da değerlendirmesi dikkate alınır Her hangi bir görüşün veya bir teorinin doğruluğu yönünde oy kullanıldığına, evrim teorisi hariç, bilim tarihi şahit olmamıştır

    Geçmişte, kazların köknar ağaçlarından meydana geldiği görüşü İKİ YÜZ ELLİ yıl doğru bilgi olarak kabul edildi O zaman bu düşünce oylansa idi, o günün düşünce kuruluşları kazların köknar ağaçlarının dallarından meydana geldiği yönünde oy kullanacaktı

    Galile; “Dünya dönüyor” dediği için muhakeme edildi Galile’nin düşüncesi oya sunulsa idi, muhtemelen kendisinden başka bu görüşe oy veren olmayacaktı

    Yakın geçmişte atom, “Maddenin parçalanamayan en küçük parçası” olarak tarif ediliyordu O zaman atom hakkındaki bu kabul oya sunulsa idi, bilimsel kuruluşların hepsi, atomun parçalanamayacağı yönünde oy kullanacaktı Hâlbuki bugün atom; proton, nötron, nötrio ve kuarklar gibi o kadar çok alt parçaya ayrıldı ki, daha ayrılacağından başka

    Kısaca şunu söylemek istiyoruz ki, bilimde oylama olmaz Oylama, ideolojik yaklaşımlarda olur Bilimsel yaklaşımda bir konu hakkında; görüşler, fikirler, düşünce ve varılan sonuçlar ortaya konur İleriye sürülen düşünce hakkında farklı değerlendirme, yorum ve eleştiriler göz ardı edilmez Ancak, ideolojik yaklaşımlar hariç

    Bu bilimsel kuruluşlar; kâinattaki bütün canlıların ortaya nasıl çıktığı ve günümüze ne şekilde ulaştığıyla ilgili çok geniş teori, gözlem, felsefî düşünce ve metafizik değerlendirmelere dayanan ve pek çok teori ve hipotezle dahi kolay kolay açıklanması mümkün olmayan ve canlılığın mahiyeti ve ilk canlının ortaya çıkışı gibi neredeyse bütün bilimlerin ilgilendiği konuyu bir oylamayla halletmişlerdir! Bu konu onlara göre artık büyük oranda çözülmüştür Dolayısıyla bu sahada pek fazla bilimsel çalışmaya da ihtiyaç yoktur!

    Bu oylamada, bir takım doğruların gölgesinde pek çok ideolojik yaklaşım gözlerden gizlenmeye çalışılmış, insanın ve diğer canlıların genetik yapılarında temel elementlerin ortaklığı, el çabukluğu veya cerbeze ile o canlıların birbirinden meydana geldiğine delil olarak ileriye sürülmüştür

    Bugün için yapılabilen tespitlere göre; bitkilerin, hayvanların ve insanların, yani canlıların tamamının genetik yapısında dört temel molekül yer alır Bunlar; Adenin, Guanin, Sitosin ve Timin’dir Bu moleküllerin yapılarını da; karbon, hidrojen, oksijen, kükürt, fosfat ve azot atomları teşkil eder

    Canlıların genetik yapı bakımından hangi elementlerden meydana geldiğini ortaya koyma bilimin görevidir Bunların neye işaret etiğini yorumlama ise, bilimsel bilginin görevi değildir Bunu yorumlama; insanın inancına, ideolojisine, felsefî görüşüne ve metafizik düşünce gibi kültür değerlerine bağlıdır

    Kütüphanelerimizi dolduran kitaplar, alfabenin YİRMİ DOKUZ harfinden meydana gelmiştir Bütün kitaplarda harflerin ayni oluşundan hareketle, kitapların birbirinden meydana geldiği düşüncesi bilimsel değildir Aynı şekilde, kâinattaki bütün varlıkların da yüz on dört elementten meydana gelmiş olmasının, onların hepsinin silsile halinde birbirinden hâsıl olduğu iddiası bilimsel bir yaklaşım olamaz

    Canlıların genetiğindeki elementlerin benzerliğini onlar ideolojilerinin gereği, bütün varlıkların silsile halinde ve tesadüfen birbirinden meydana geldiğine gerekçe gösteriyorlar

    Biz de bilimsel yoldan hiç ayrılmayarak, göğsümüzü gere gere diyoruz ki, canlılarda elementlerin benzerliği, onları yaratanın birliğine ve varlığına en büyük delildir

    Biz nasıl ki, yirmi dokuz harfle, istersek “balık”, istersek “at”, ya da “insan” yazabiliyoruz Allah da yüz on dört elementten istediği zaman, istediği varlığı, arzu ettiği şekilde yazıyor

    Eğer bilimsel çalışmaların ve felsefî yorumların doğruluğu veya yanlışlığı oy ile tayin ediliyorsa, biz evrimcilerin yukarıdaki beyanlarının bilimsel olmadığına, son altmış yıldır canlılar üzerinde yapılan genetik çalışmalarla, bir canlının genetik yapısının değişerek bir başka canlıyı meydana getirdiğine ait tek bir örneğin dahi bulunmadığına, her canlının kendi genetik yapısıyla müstakil yaratıldığına altmış sekiz değil, altı yüz seksen bilimsel kuruluştan imza alabiliriz

    Yanlıştan doğru meydana gelmez Velev bu altmış sekiz de olsa, bu kadar yanlıştan bir doğru çıkmaz

    Şu anda yeryüzünde, insan da dâhil, binlerce ve hatta milyonlarca bitki ve hayvan türü ayrı ayrı ve tek bir hücreden meydana geliyor Canlıların genetik yapılarında, ufak tefek değişiklikler olsa da, o canlının vasfını ve özekliğini değiştirecek tarz farklılaşma ortaya çıkmıyor Şayet bir canlının genetik yapısı büyük oranda değişecek veya değiştirilecek olsa, o canlı daha embriyo safhasında ölüyor Şimdiye kadar, bir canlının genetik yapısının farklılaşarak tamamen farklı bir canlıyı hâsıl ettiğine bilim âlemi şahit olmadı

    Yaratılışı savunanlar, çevredeki bütün varlıkların en ince ayrıntılarına kadar araştırılmasını ve incelenmesini, bu konuda her türlü değişik görüşe yer verilmesini bilimin bir gereği olarak kabul etmektedirler Evrende hiçbir şey kararında değildir Atomdan galaksilere kadar her şey, Allah’ın ilim ve iradesi dâhilinde her an değişmekte, başkalaşmakta ve farklılaşmaktadır Allah da, kâinattaki varlıklar hakkında düşünmemizi, akıl ve fikir yürütmemizi istemekte, bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadığını bildirmektedir

    Yukarıdaki bildiride yer alan zaman değerleri de tartışmalıdır Çünkü zamanı tayinde kullanılan gerek radyoaktif metotlar, gerek karbon on dört metodu ve gerekse fosil indeksine dayalı yaş tayin metotlarının pek çok mahzurları vardır Bu bakımdan bu değerler kesin bir hükümden ziyade nispi bir değer taşımaktadırlar

    Cevap 2:

    Sorunun ikinci şıkkında, evrimi kabul eden İslâm ülkesi veya Müslümanın bulunup bulunmadığı soruluyor

    Burada iki hususun iyi anlaşılması gerekir Birincisi, evrimden neyi kastedildiğidir Şayet evrimden değişme, başkalaşma kastediliyorsa, kâinatta hiçbir şey kararında durmuyor, her an değişiyor Yaratılışçı bu değişikliği Allah’a, diğerleri sebeplere veya tesadüfe veriyor

    Bir diğer konu ise, insanın yaratılışı Allah, insanı en güzel şekilde yarattığını, ilk insanı çamurdan, sonra onun neslini de nutfeden (zigot) yaratığını beyan ediyor Karşı görüşte olan felsefeciler ise, insan da dâhil bütün varlıkların silsile halinde birbirinden tesadüfen hâsıl olduğunu iddia ediyorlar

    Bir kimsenin İslâm ülkesinde bulunması, onun bu konudaki görüşünün İslam’ın görüşü olduğu manasına gelmez Dolayısıyla bir İslâm ülkesinin de bu konudaki görüşü, İslâm’ın görüşü olmayabilir





    Adem Tatlı (ProfDr)







+ Yorum Gönder