Konusunu Oylayın.: Kur'an okuyan, fakat okudukları kalplerine inmeyen insanlar türeyeceği bir zaman gelecektir, hadisi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kur'an okuyan, fakat okudukları kalplerine inmeyen insanlar türeyeceği bir zaman gelecektir, hadisi
  1. 01.Haziran.2010, 11:59
    1
    Misafir

    Kur'an okuyan, fakat okudukları kalplerine inmeyen insanlar türeyeceği bir zaman gelecektir, hadisi






    Kur'an okuyan, fakat okudukları kalplerine inmeyen insanlar türeyeceği bir zaman gelecektir, hadisi Mumsema Kur'an okuyan, fakat okudukları kalplerine inmeyen insanlar türeyeceği bir zaman gelecektir, hadisi ne demektir, kimleri içine almaktadır? Kur’ân’ımızı niçin okuyoruz veya niçin okuyacağız?


  2. 01.Haziran.2010, 11:59
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 01.Haziran.2010, 12:23
    2
    Hasret Rüzgarı
    mumine.com

    Üyelik Tarihi: 04.Şubat.2009
    Üye No: 46604
    Mesaj Sayısı: 235
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    --->: Kur'an okuyan, fakat okudukları kalplerine inmeyen insanlar türeyeceği bir zaman gelecektir, h




    Kur'an okuyan, fakat okudukları kalplerine inmeyen insanlar türeyeceği bir zaman gelecektir, hadisi ne demektir, kimleri içine almaktadır? Kur’ân’ımızı niçin okuyoruz veya niçin okuyacağız?

    Ebu Said el Hudri radiyallahü anhden rivayet edilen hadiste buyrulur ki; “Doğu tarafından bir takım insanlar zuhur edecek, onlar Kur’an-ı Kerim’i okuyacaklar, fakat Kur’an-ı Kerim onların gırtlaklarından aşağı geçmeyecek. Onlar, okun av hayvanını delip çıktığı gibi dinden çıkacaklar, ok bir daha kirişine dönmediği gibi, onlar da artık bir daha dine dönemeyeceklerdir. Onların alameti; tıraştır.” (Buhari, Tevhid 57)

    Buharî ve diğerleri bu hadisi haricilere yormuşlardır. Gerçekten, haricîler, oldukça dindar olmalarına rağmen, dinî anlamadaki yanlışları sebebiyle, dinden çıkmış ve Hz. Ali onlarla savaşmak zorunda kalmıştır. (bk İrşadü’s-Sâri, Fethu’l-Bari, Umdetü’l-Kari, ilgili hadisin şerhi)


    İlgili rivayetlerde şu ilaveler de vardır: "Ey Allah'ın Rasulü (onların) alâmetleri nedir?" diye sordular da; "Saçlarını kökten tıraş etmeleridir" buyurdu. (Müslim, zekat 149; Ahmed b. Hanbel, 2/197)


    Bu hadislerde vasıflan belirtilenler, Haricîlerdir. Nitekim Müslim'in bir rivayetinde, bu kavmin, bu hadislerde belirtilen sıfatları sayıldıktan sonra: "Bunlar, insanlar tefrikaya düştükleri zaman ortaya çıkarlar." buyurulması da bu fırkanın Hariciler olduğunu açıkça ispat eder. Çünkü Hâriciler Hz. Ali ile Hz. Muaviye arasında çıkan tartışmalar sonunda zuhur etmiştir. (Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 15/588-589)


    Başın tümünü tıraş ettirmek Haricîlerin alâmetlerindendir. Bu mevzuda İmam-ı Nevevi şöyle diyor: "Her ne kadar bazıları başın tümünü tıraş ettirmenin Hâricilerin alâmeti olması noktasından hareket ederek böyle tıraş olmanın mekruh olduğunu söylemişlerse de aslında bu söz doğru değildir. Çünkü alametlerin bazısı haram, bazısı da helal olur. Haricilerin bu alameti helal olan alametlerdendir.


    Ulemânın açıklamasına göre, başın tümünü tıraş ettirmek her halükârda caiz olmakla beraber, kendisine saç bakımı zorlaşan kimsenin saçının tümünü tıraş ettirmesi müstehabdır. (bk. el-Azimâbadi, Aynü'l-Ma'bud, XIII, 112)


    Bir diğer nokta şudur: “Ahir zaman” ifadesi, Hz. Peygamber(a.s.m) devrinden başlayan kıyamete kadar devam edecek bir süreçtir. Çünkü Hz. Muhammed(a.s.m) bizzat ahir zaman peygamberi unvanına sahiptir. Bu sebeple, “Ahir zamanda gelecek..” bir grup insanı daha o zamanki haricilerle açıklamak doğru olmadığı anlayışı uygun değildir.


    Bununla beraber, her asırda Haricî zihniyetindeki gruplar hep var olagelmiştir.


    Harici ve bagîler gibi İslam halifesine karşı ayaklanan ehl-i bidayı yaptıklarından tövbe edip özür dilemeleri istendikten sonra müspet bir cevap alınmadığı takdirde, devletin onlarla savaşması gerekir. Nitekim Hz. Ali bunu yapmıştır. Bu hususta ümmetin icmaı vardır(Nevevî, ilgili hadisin şerhi).


    Hadisin haber verdiği güruh, sistemli ve köklü bilgilerden mahrum, bir kısım sloganlar ezberletilmiş, akıldan çok his ve heyecana tabi, düşüncesi kıt gençlerdir. Bunlar kendilerine telkin edilip ezberletilen sloganlarla heyecana gelip, tahrik edilirler. Sloganlar ise, en dindar kimselerin bile hoşuna gidecek güzel sözlerdir. Kur'andan bir ayet, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'den bir hadistir. Ancak, bu sloganların yaşayışlarına tesiri yoktur. Alimlerin belirttiği üzere, bunlar lafta inandıklarını söylerler, kalpleriyle inanmazlar. Zahiren güzel sözler söylerler ancak söylediklerine aykırı hareket ederler.


    Buna göre en azından bir kısım mühim fitnelerde, tecrübesiz ve kıt düşünceli gençlerin birinci derecede rol oynayacağı, bunların herkesçe makbul ve müsellem olan güzel sözler, ayet ve hadisten alınma parlak düsturlarla ortaya çıkacakları, ancak sözleriyle amellerinin bir ilgisinin olmayacağı belirtilmiştir. (bk. Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 15/584-585.)


    Kur’ân’ımızı, Kitabımızı niçin okuyoruz veya niçin okuyacağız?


    İlk inen ayetlere uymuş olmak için; Allah’ın adına ve O’nun gönderdikleri olduğu için[Alak: 96/1-5], Allah tarafından Kur’ân okumamız emredildiği için okumaktayız!(Neml: 27/92) Peygamberimizin tüm hayatı boyunca ve veda hutbesindeki son tavsiyesinde Allah’ın kitabına ve benim sünnetime tutunun diye vasiyet ettiğinden dolayı(Buhari, Fedâilü’l-Kur’ân, 18); gıpta edilmesi gereken iki tür insandan birisi olmak için ki; onlardan biri Allah’ın kendisine mal verdiği, onunla gece gündüz Allah yolunda infak edip sevap kazanan, diğeri kendisine kitap verilen geceleri O kitabı okuyarak gündüz de hayatına uygulayarak ve o yolda olan kimse gibi olmak için Kurân’la beraber olacağız!(Buhari, Fedâilü’l-Kur’ân, 20)


    İnsanların en hayırlısı ve en faziletlisi olmak için;(Buhari, Fedâilü’l-Kur’ân, 21) okuduğumuz Kur’ân’ın herbir ayetinden istifade edip hayatımızda yaşama prensipleri olarak kabul edip okuyacağız. (Buhari, Fedâilü’l-Kur’ân, 36)


    Okuduğumuz Kur’ân’la amel eden mü’minlerden olup, tadı ve kokusu güzel meyve gibi olmak için okumalıyız. Değilse tadı acı, kokusu kötü Ebu Cehil karpuzu gibi olan münafıklardan olmayalım diye(Buhari, Fedâilü’l-Kur’ân, 17-36), sekinenin bize inmesi, meleklerin bizi dinlemesi için gece gündüz devamlı(Buharî, Menakıb, 15-25); haftada veya on onbeş günde bir hatim edecek derecede Kur’ân’ı okuyup anlamaya çalışacağız.(Buharî, Fedâili-l-Kur’ân, 34; Muvatta’, Kur’ân, 15)


    Allah’a yakın olanlardan olmak için(İbn-i Mâce, Mukaddime, 16), misk dolu kaplar gibi olmak ve çevremize faydalı kokular saçmak için; Kur’ân’ın hakkını verenlerden olmak için, Allah’ın kitabıyla yükselteceği toplumlardan olmak(İbn-i Mâce, Mukaddime, 16), en hayırlı ilaç ve tedavi yöntemi Kur’ân olduğu için O’nu çok okuyup O’nunla tedavi olmak için(İbn-i Mâce, Tıb, 28) Kur’ân’ı okuyup okutacağız.


    Öğrenip unutmamak için, devamlı tekrar ederek(Muvatta’, Kur’ân, 15), bir ayet bile olsa öğrenip başkalarına ulaştırmak, seçkin sahabilerin birbirlerine Kur’ân, hadis öğrettikleri gibi olmak için(Dârimî, Mukaddime, 46), ilmin en büyük felaketi unutmak olması dolayısıyla kitabımızı unutmamak için(Dârimî, Mukaddime, 51), harabe bir ev gibi olmamak için Allah’ın ziyafet sofrası olan Kur’ân’dan nasibimizi almak için(Bundan sonraki bölümler Dârimî, Fedâilü’l-Kur’ân’dan aynen aktarılmıştır); ve herbir harfine en az on sevap alacağımızı bildiğimiz için bu Kur’ân’ı okuyup okutacağız.


    Evlerimiz bereketle dolsun, tüm şeytanlar evlerimizi ve işyerlerimizi terketsin için, ahirette şeref elbisesi giyebilmek ve Allah’ın rızasını kazananlardan olmak için, pekçok semiz develere sahip olmaktan daha hayırlı bir iş yapmış olmak için, melekler hakkımızda bağışlanmada bulunsunlar için ve Allah’ın sapasağlam ipine tutunmuş olmak için, Allah’ın azap etmeyeceği kalplerden olan Kur’ân’ı belleyen ve saklayan kalplilerden olmak için ve Allah’ın himayesinde ve terbiyesinde kalabilmek için Kur’ân’ı okuyup anlayacağız.


    Kur’ân’ı sevip ebedi kurtuluşa erenlerden olmak için, aleyhimizde değil lehimizde şahitlik yapması için ve Allah dostlarından olmak için Kur’ân’a uyup cennete girenlerden ve cehenneme düşmeyenlerden olmak için, dünya ve münakaşa için değil Allah rızasını kazanmak için, hükmü Kur’ân’dan alıp bizi haksızlık ve sertlikten uzaklaştıracağı için Kur’ân’ı okuyup anlayacağız.


    Bizden öncekilerin haberlerini, bizden sonrakilerin bilgilerini öğrenmek, büyüklenerek Kur’ân okumayı terkedip Allah’ın azabına düşenlerden olmamak, doğru yolu Kur’ân’dan başka yerlerde arayıp sapıtanlardan olmamak için, okumakla alimlerin doymadığı çok okumadan dolayı eskimeyen ve bıkkınlık vermeyen olağanüstü güzellikleri bitmeyen bir kitap olduğu için Kur’ân’ı okuyup okutacağız.


    Kur’ân’a uygun görüş ortaya koyup doğru söyleyenlerden olmak ve Kur’ân’la hükmedip adil davrananlardan olmak için, Kur’ân’la amel edip sevap kazanmak için, insanları Kur’ân’a çağırıp doğru yola eriştirmek için Kur’ân’ı okuyup okutacağız.


    Her gün en azından üç ayet okumamıza hiçbir engel olmadığı için kalplerimizi Kur’ân’la nurlandırmak, evlerimiz O’nunla şenlendirmek, ihmal edilen bir kitap olmaması ve gönüllerimizde elbisenin eskimesi gibi eskimemesi için en çok okunacak kitabın Kur’ân olması için bu Kur’ân’ı okuyup okutacağız. Çünkü Allah sözü olan Kur’ân’ın diğer kitap ve sözlere üstünlüğü Allah’ın kullara olan üstünlüğü gibidir.


    Gafil olanlardan değil, ibadet edenler olarak yazılmak için her gece ve gündüzde imkanımıza göre mutlaka on, elli, yüz, ikiyüz ayet de olsa mutlaka okuyup Kur’ân’la konup Kur’ân’la göçen kimse gibi olalım diye Kur’ân’ı baştan sona her zaman tekrar ederek okuyacağız.


    Bu dünyada en büyük şan ve şerefimiz olduğu için, cennette rahatlığımıza sebeb olacağı için okumaya devam edeceğiz.(Müsned, II, 325)


    Sadece ezberlemiş olmak için değil, bildiğimizi yaşamak, hayata aktarmak ve Kur’ân ahlakıyla ahlaklanmak için okumalıyız. Abdullah ibn Mes’ûd’un şu sözünü hatırlatmak istiyoruz: “Kur’ân hafızının Kur’ân’ın hükümlerini bilmesi gerekir. Böylece Allah’ın ne istediğini ve kendisine neyi emrettiğini anlar ve okuduğundan yararlanmış olur. Ve onlarla amel edip pratik hayatına o ayetleri aktarır..”(Tefsîr’u Kurtubî, Mukaddime, 1/21)


    Okuyan bir elçi, tebliğci, görevli olmak için(Beyyine: 97/2), Allah’ın kitabını okuyan, namazı ikame eden yani devamlı kılıp kötülüklere bulaşmayan Allah için gizli açık infak eden, hiç zarara uğramayan bir kazancı elde etmek için(Fâtır: 35/29); Allah’ın ayetlerini okuyan ve bizi ahiretteki azaptan uyaran bir elçiye uymak ve böyle bir elçinin yolundan gitmek için(Zümer: 39/71), Rabbimizden gelen kitabımızı gereği biçimde okumuş olmak için(Bakara: 2/121), Bel’am gibi (yani bilip amel etmeyen türde kişiler) olmamak yani okuduğu bildiği vahyî gerçeklerden ayetlerden sıyrılıp çıkıp şeytana uymamak ve dosdoğru yolda olmak için(A’raf: 7/175), Rabbimizden bize gönderilen, vahyolan şeyleri öğrenmek için okuyup, okutacağız! (Kehf: 18/27; Ankebût: 29/45)


    Nuh, İbrahim ve diğer örnek şahsiyetleri, peygamberleri öğrenip onlar gibi olmak, onlar gibi yaşamak ve örneğimiz onlar olsun diye(Yûnus: 10/71; Şuarâ: 26/69), okuduğumuz Kur’ân’la imanımız artsın ve güvenceyi sadece Allah’la ve Allah’ın yolunda bulalım, başka yerlerde ve kimselerde güvence aramayalım diye(Enfâl: 8/2), tüm hadis-i şerifleriyle peygamberimiz adeta aramızda iken her soracağımıza cevap bulma imkanımız varken hadis kitaplarından hadis-i şerifleri öğrenip, okuyup, anlayıp hadislere göre günlük hayatımızı ayarlamak için okuyacağız. Kur’ân’ı anlamak, yaşamak, hayatımızı Kur’ân’a göre düzenlemek için okuyacak ve okutacağız(Âl-i İmrân: 3/104), başkalarının huzurunda değil, Allah’ın huzurunda secde etmek, başka sebebler için değil, Allah’ın azabından korkarak cennetini ümit ederek, ağlayarak secdeye kapanan kimseler gibi olmak için(Meryem: 19/58), apaçık ayetler okununca, yüzlerinde hoşnutsuzluk beliren kafirler gibi olmamak, okuyunca memnun olmak, hayatımızı Kur’ân’a göre değiştirmek ve hayırlı amellere koşmak ve kötü sonuçlardan korunmak için(Hacc: 22/72), bize kadar ulaşan, milyonlarca basılan, çoğaltılan, ezberlenen Kur’ân ayetlerine arkamızı dönmeyelim diye ve ayetlere karşı saçma sapan konuşmuş olmamak için(Mü’minûn: 23/66-67), Allah’ın ayetlerini yalanlamış olmamak, yalanlayanlardan olmamak ve tüm okuduğumuz ayetleri kabul etmek, tasdik etmek için(Mü’minûn: 23/105), musiki dinler gibi dinlememek, kulaklarında ağırlık olup ta büyüklük taslayanlar gibi olmamak, Kur’ân’a arkasını dönenler gibi olmamak ve kıyamet günü azapla müjdelenenlerden olmamak için bu Kur’ân’ı okuyacağız.(Lokman: 31/7; 45 Câsiye 8, 31)


    Okunan ayetler karşısındaki tavrımız, kafirler gibi olmasın, ahiret inancımız sağlam olsun ve ona göre amel edelim diye(Câsiye: 45/25), işittik ve isyan ettik diyen yahudiler gibi olmayalım, işittik ve itaat ettik diyen müslümanlardan olalım diye(Nisâ: 4/46), kendilerine gelen Kur’ân gerçeğine ve Allah’ın vahyine karşı; “Bu Kur’ân bizim içinde bulunduğumuz hayatı değiştirecek, gerçekten büyüleyici bir kitaptır” diyen kafir ve müşrik insanlar gibi olmamak ve içinde bulunduğumuz bozuk hayatı Kur’ân’a göre değiştirmek ve düzeltmek için bu Kur’ân’ı okuyacağız!(Ahkâf: 46/7)


    Rahmet ve öğütlerinden nasip almak, bize kafi gelen tek kitap Kur’ân’dır diyebilmek için(Ankebût: 29/51) okuyup, okutacağız!(bk. Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 295-299)



    Sorularla İslamiyet Editör



  4. 01.Haziran.2010, 12:23
    2
    mumine.com



    Kur'an okuyan, fakat okudukları kalplerine inmeyen insanlar türeyeceği bir zaman gelecektir, hadisi ne demektir, kimleri içine almaktadır? Kur’ân’ımızı niçin okuyoruz veya niçin okuyacağız?

    Ebu Said el Hudri radiyallahü anhden rivayet edilen hadiste buyrulur ki; “Doğu tarafından bir takım insanlar zuhur edecek, onlar Kur’an-ı Kerim’i okuyacaklar, fakat Kur’an-ı Kerim onların gırtlaklarından aşağı geçmeyecek. Onlar, okun av hayvanını delip çıktığı gibi dinden çıkacaklar, ok bir daha kirişine dönmediği gibi, onlar da artık bir daha dine dönemeyeceklerdir. Onların alameti; tıraştır.” (Buhari, Tevhid 57)

    Buharî ve diğerleri bu hadisi haricilere yormuşlardır. Gerçekten, haricîler, oldukça dindar olmalarına rağmen, dinî anlamadaki yanlışları sebebiyle, dinden çıkmış ve Hz. Ali onlarla savaşmak zorunda kalmıştır. (bk İrşadü’s-Sâri, Fethu’l-Bari, Umdetü’l-Kari, ilgili hadisin şerhi)


    İlgili rivayetlerde şu ilaveler de vardır: "Ey Allah'ın Rasulü (onların) alâmetleri nedir?" diye sordular da; "Saçlarını kökten tıraş etmeleridir" buyurdu. (Müslim, zekat 149; Ahmed b. Hanbel, 2/197)


    Bu hadislerde vasıflan belirtilenler, Haricîlerdir. Nitekim Müslim'in bir rivayetinde, bu kavmin, bu hadislerde belirtilen sıfatları sayıldıktan sonra: "Bunlar, insanlar tefrikaya düştükleri zaman ortaya çıkarlar." buyurulması da bu fırkanın Hariciler olduğunu açıkça ispat eder. Çünkü Hâriciler Hz. Ali ile Hz. Muaviye arasında çıkan tartışmalar sonunda zuhur etmiştir. (Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 15/588-589)


    Başın tümünü tıraş ettirmek Haricîlerin alâmetlerindendir. Bu mevzuda İmam-ı Nevevi şöyle diyor: "Her ne kadar bazıları başın tümünü tıraş ettirmenin Hâricilerin alâmeti olması noktasından hareket ederek böyle tıraş olmanın mekruh olduğunu söylemişlerse de aslında bu söz doğru değildir. Çünkü alametlerin bazısı haram, bazısı da helal olur. Haricilerin bu alameti helal olan alametlerdendir.


    Ulemânın açıklamasına göre, başın tümünü tıraş ettirmek her halükârda caiz olmakla beraber, kendisine saç bakımı zorlaşan kimsenin saçının tümünü tıraş ettirmesi müstehabdır. (bk. el-Azimâbadi, Aynü'l-Ma'bud, XIII, 112)


    Bir diğer nokta şudur: “Ahir zaman” ifadesi, Hz. Peygamber(a.s.m) devrinden başlayan kıyamete kadar devam edecek bir süreçtir. Çünkü Hz. Muhammed(a.s.m) bizzat ahir zaman peygamberi unvanına sahiptir. Bu sebeple, “Ahir zamanda gelecek..” bir grup insanı daha o zamanki haricilerle açıklamak doğru olmadığı anlayışı uygun değildir.


    Bununla beraber, her asırda Haricî zihniyetindeki gruplar hep var olagelmiştir.


    Harici ve bagîler gibi İslam halifesine karşı ayaklanan ehl-i bidayı yaptıklarından tövbe edip özür dilemeleri istendikten sonra müspet bir cevap alınmadığı takdirde, devletin onlarla savaşması gerekir. Nitekim Hz. Ali bunu yapmıştır. Bu hususta ümmetin icmaı vardır(Nevevî, ilgili hadisin şerhi).


    Hadisin haber verdiği güruh, sistemli ve köklü bilgilerden mahrum, bir kısım sloganlar ezberletilmiş, akıldan çok his ve heyecana tabi, düşüncesi kıt gençlerdir. Bunlar kendilerine telkin edilip ezberletilen sloganlarla heyecana gelip, tahrik edilirler. Sloganlar ise, en dindar kimselerin bile hoşuna gidecek güzel sözlerdir. Kur'andan bir ayet, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'den bir hadistir. Ancak, bu sloganların yaşayışlarına tesiri yoktur. Alimlerin belirttiği üzere, bunlar lafta inandıklarını söylerler, kalpleriyle inanmazlar. Zahiren güzel sözler söylerler ancak söylediklerine aykırı hareket ederler.


    Buna göre en azından bir kısım mühim fitnelerde, tecrübesiz ve kıt düşünceli gençlerin birinci derecede rol oynayacağı, bunların herkesçe makbul ve müsellem olan güzel sözler, ayet ve hadisten alınma parlak düsturlarla ortaya çıkacakları, ancak sözleriyle amellerinin bir ilgisinin olmayacağı belirtilmiştir. (bk. Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 15/584-585.)


    Kur’ân’ımızı, Kitabımızı niçin okuyoruz veya niçin okuyacağız?


    İlk inen ayetlere uymuş olmak için; Allah’ın adına ve O’nun gönderdikleri olduğu için[Alak: 96/1-5], Allah tarafından Kur’ân okumamız emredildiği için okumaktayız!(Neml: 27/92) Peygamberimizin tüm hayatı boyunca ve veda hutbesindeki son tavsiyesinde Allah’ın kitabına ve benim sünnetime tutunun diye vasiyet ettiğinden dolayı(Buhari, Fedâilü’l-Kur’ân, 18); gıpta edilmesi gereken iki tür insandan birisi olmak için ki; onlardan biri Allah’ın kendisine mal verdiği, onunla gece gündüz Allah yolunda infak edip sevap kazanan, diğeri kendisine kitap verilen geceleri O kitabı okuyarak gündüz de hayatına uygulayarak ve o yolda olan kimse gibi olmak için Kurân’la beraber olacağız!(Buhari, Fedâilü’l-Kur’ân, 20)


    İnsanların en hayırlısı ve en faziletlisi olmak için;(Buhari, Fedâilü’l-Kur’ân, 21) okuduğumuz Kur’ân’ın herbir ayetinden istifade edip hayatımızda yaşama prensipleri olarak kabul edip okuyacağız. (Buhari, Fedâilü’l-Kur’ân, 36)


    Okuduğumuz Kur’ân’la amel eden mü’minlerden olup, tadı ve kokusu güzel meyve gibi olmak için okumalıyız. Değilse tadı acı, kokusu kötü Ebu Cehil karpuzu gibi olan münafıklardan olmayalım diye(Buhari, Fedâilü’l-Kur’ân, 17-36), sekinenin bize inmesi, meleklerin bizi dinlemesi için gece gündüz devamlı(Buharî, Menakıb, 15-25); haftada veya on onbeş günde bir hatim edecek derecede Kur’ân’ı okuyup anlamaya çalışacağız.(Buharî, Fedâili-l-Kur’ân, 34; Muvatta’, Kur’ân, 15)


    Allah’a yakın olanlardan olmak için(İbn-i Mâce, Mukaddime, 16), misk dolu kaplar gibi olmak ve çevremize faydalı kokular saçmak için; Kur’ân’ın hakkını verenlerden olmak için, Allah’ın kitabıyla yükselteceği toplumlardan olmak(İbn-i Mâce, Mukaddime, 16), en hayırlı ilaç ve tedavi yöntemi Kur’ân olduğu için O’nu çok okuyup O’nunla tedavi olmak için(İbn-i Mâce, Tıb, 28) Kur’ân’ı okuyup okutacağız.


    Öğrenip unutmamak için, devamlı tekrar ederek(Muvatta’, Kur’ân, 15), bir ayet bile olsa öğrenip başkalarına ulaştırmak, seçkin sahabilerin birbirlerine Kur’ân, hadis öğrettikleri gibi olmak için(Dârimî, Mukaddime, 46), ilmin en büyük felaketi unutmak olması dolayısıyla kitabımızı unutmamak için(Dârimî, Mukaddime, 51), harabe bir ev gibi olmamak için Allah’ın ziyafet sofrası olan Kur’ân’dan nasibimizi almak için(Bundan sonraki bölümler Dârimî, Fedâilü’l-Kur’ân’dan aynen aktarılmıştır); ve herbir harfine en az on sevap alacağımızı bildiğimiz için bu Kur’ân’ı okuyup okutacağız.


    Evlerimiz bereketle dolsun, tüm şeytanlar evlerimizi ve işyerlerimizi terketsin için, ahirette şeref elbisesi giyebilmek ve Allah’ın rızasını kazananlardan olmak için, pekçok semiz develere sahip olmaktan daha hayırlı bir iş yapmış olmak için, melekler hakkımızda bağışlanmada bulunsunlar için ve Allah’ın sapasağlam ipine tutunmuş olmak için, Allah’ın azap etmeyeceği kalplerden olan Kur’ân’ı belleyen ve saklayan kalplilerden olmak için ve Allah’ın himayesinde ve terbiyesinde kalabilmek için Kur’ân’ı okuyup anlayacağız.


    Kur’ân’ı sevip ebedi kurtuluşa erenlerden olmak için, aleyhimizde değil lehimizde şahitlik yapması için ve Allah dostlarından olmak için Kur’ân’a uyup cennete girenlerden ve cehenneme düşmeyenlerden olmak için, dünya ve münakaşa için değil Allah rızasını kazanmak için, hükmü Kur’ân’dan alıp bizi haksızlık ve sertlikten uzaklaştıracağı için Kur’ân’ı okuyup anlayacağız.


    Bizden öncekilerin haberlerini, bizden sonrakilerin bilgilerini öğrenmek, büyüklenerek Kur’ân okumayı terkedip Allah’ın azabına düşenlerden olmamak, doğru yolu Kur’ân’dan başka yerlerde arayıp sapıtanlardan olmamak için, okumakla alimlerin doymadığı çok okumadan dolayı eskimeyen ve bıkkınlık vermeyen olağanüstü güzellikleri bitmeyen bir kitap olduğu için Kur’ân’ı okuyup okutacağız.


    Kur’ân’a uygun görüş ortaya koyup doğru söyleyenlerden olmak ve Kur’ân’la hükmedip adil davrananlardan olmak için, Kur’ân’la amel edip sevap kazanmak için, insanları Kur’ân’a çağırıp doğru yola eriştirmek için Kur’ân’ı okuyup okutacağız.


    Her gün en azından üç ayet okumamıza hiçbir engel olmadığı için kalplerimizi Kur’ân’la nurlandırmak, evlerimiz O’nunla şenlendirmek, ihmal edilen bir kitap olmaması ve gönüllerimizde elbisenin eskimesi gibi eskimemesi için en çok okunacak kitabın Kur’ân olması için bu Kur’ân’ı okuyup okutacağız. Çünkü Allah sözü olan Kur’ân’ın diğer kitap ve sözlere üstünlüğü Allah’ın kullara olan üstünlüğü gibidir.


    Gafil olanlardan değil, ibadet edenler olarak yazılmak için her gece ve gündüzde imkanımıza göre mutlaka on, elli, yüz, ikiyüz ayet de olsa mutlaka okuyup Kur’ân’la konup Kur’ân’la göçen kimse gibi olalım diye Kur’ân’ı baştan sona her zaman tekrar ederek okuyacağız.


    Bu dünyada en büyük şan ve şerefimiz olduğu için, cennette rahatlığımıza sebeb olacağı için okumaya devam edeceğiz.(Müsned, II, 325)


    Sadece ezberlemiş olmak için değil, bildiğimizi yaşamak, hayata aktarmak ve Kur’ân ahlakıyla ahlaklanmak için okumalıyız. Abdullah ibn Mes’ûd’un şu sözünü hatırlatmak istiyoruz: “Kur’ân hafızının Kur’ân’ın hükümlerini bilmesi gerekir. Böylece Allah’ın ne istediğini ve kendisine neyi emrettiğini anlar ve okuduğundan yararlanmış olur. Ve onlarla amel edip pratik hayatına o ayetleri aktarır..”(Tefsîr’u Kurtubî, Mukaddime, 1/21)


    Okuyan bir elçi, tebliğci, görevli olmak için(Beyyine: 97/2), Allah’ın kitabını okuyan, namazı ikame eden yani devamlı kılıp kötülüklere bulaşmayan Allah için gizli açık infak eden, hiç zarara uğramayan bir kazancı elde etmek için(Fâtır: 35/29); Allah’ın ayetlerini okuyan ve bizi ahiretteki azaptan uyaran bir elçiye uymak ve böyle bir elçinin yolundan gitmek için(Zümer: 39/71), Rabbimizden gelen kitabımızı gereği biçimde okumuş olmak için(Bakara: 2/121), Bel’am gibi (yani bilip amel etmeyen türde kişiler) olmamak yani okuduğu bildiği vahyî gerçeklerden ayetlerden sıyrılıp çıkıp şeytana uymamak ve dosdoğru yolda olmak için(A’raf: 7/175), Rabbimizden bize gönderilen, vahyolan şeyleri öğrenmek için okuyup, okutacağız! (Kehf: 18/27; Ankebût: 29/45)


    Nuh, İbrahim ve diğer örnek şahsiyetleri, peygamberleri öğrenip onlar gibi olmak, onlar gibi yaşamak ve örneğimiz onlar olsun diye(Yûnus: 10/71; Şuarâ: 26/69), okuduğumuz Kur’ân’la imanımız artsın ve güvenceyi sadece Allah’la ve Allah’ın yolunda bulalım, başka yerlerde ve kimselerde güvence aramayalım diye(Enfâl: 8/2), tüm hadis-i şerifleriyle peygamberimiz adeta aramızda iken her soracağımıza cevap bulma imkanımız varken hadis kitaplarından hadis-i şerifleri öğrenip, okuyup, anlayıp hadislere göre günlük hayatımızı ayarlamak için okuyacağız. Kur’ân’ı anlamak, yaşamak, hayatımızı Kur’ân’a göre düzenlemek için okuyacak ve okutacağız(Âl-i İmrân: 3/104), başkalarının huzurunda değil, Allah’ın huzurunda secde etmek, başka sebebler için değil, Allah’ın azabından korkarak cennetini ümit ederek, ağlayarak secdeye kapanan kimseler gibi olmak için(Meryem: 19/58), apaçık ayetler okununca, yüzlerinde hoşnutsuzluk beliren kafirler gibi olmamak, okuyunca memnun olmak, hayatımızı Kur’ân’a göre değiştirmek ve hayırlı amellere koşmak ve kötü sonuçlardan korunmak için(Hacc: 22/72), bize kadar ulaşan, milyonlarca basılan, çoğaltılan, ezberlenen Kur’ân ayetlerine arkamızı dönmeyelim diye ve ayetlere karşı saçma sapan konuşmuş olmamak için(Mü’minûn: 23/66-67), Allah’ın ayetlerini yalanlamış olmamak, yalanlayanlardan olmamak ve tüm okuduğumuz ayetleri kabul etmek, tasdik etmek için(Mü’minûn: 23/105), musiki dinler gibi dinlememek, kulaklarında ağırlık olup ta büyüklük taslayanlar gibi olmamak, Kur’ân’a arkasını dönenler gibi olmamak ve kıyamet günü azapla müjdelenenlerden olmamak için bu Kur’ân’ı okuyacağız.(Lokman: 31/7; 45 Câsiye 8, 31)


    Okunan ayetler karşısındaki tavrımız, kafirler gibi olmasın, ahiret inancımız sağlam olsun ve ona göre amel edelim diye(Câsiye: 45/25), işittik ve isyan ettik diyen yahudiler gibi olmayalım, işittik ve itaat ettik diyen müslümanlardan olalım diye(Nisâ: 4/46), kendilerine gelen Kur’ân gerçeğine ve Allah’ın vahyine karşı; “Bu Kur’ân bizim içinde bulunduğumuz hayatı değiştirecek, gerçekten büyüleyici bir kitaptır” diyen kafir ve müşrik insanlar gibi olmamak ve içinde bulunduğumuz bozuk hayatı Kur’ân’a göre değiştirmek ve düzeltmek için bu Kur’ân’ı okuyacağız!(Ahkâf: 46/7)


    Rahmet ve öğütlerinden nasip almak, bize kafi gelen tek kitap Kur’ân’dır diyebilmek için(Ankebût: 29/51) okuyup, okutacağız!(bk. Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 295-299)



    Sorularla İslamiyet Editör






+ Yorum Gönder