Konusunu Oylayın.: Allah, iman edip salih amel işleyenlere neleri vadetmektedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Allah, iman edip salih amel işleyenlere neleri vadetmektedir?
  1. 25.Mayıs.2010, 17:40
    1
    Misafir

    Allah, iman edip salih amel işleyenlere neleri vadetmektedir?

  2. 25.Mayıs.2010, 23:24
    2
    meçhul_100
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2007
    Üye No: 626
    Mesaj Sayısı: 2,162
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Diyar-ı Sivas

    --->: Allah, iman edip salih amel işleyenlere neleri vadetmektedir?




    1 Cennet'i Kazandırması:

    Kur'an-ı Kerim'de, inanan ve sâlih amel işleyenlere vadedilen hususların başında Cennet ve içindekilerin geldiğini söyleyebiliriz Ancak "Erkek veya kadından her kim inanarak sâllh amellerden işlerse'' ayetinde olduğu gibi Cennete girebilmenin şartı iman ve sâlih amele bağlanmakta ve şöyle denilmektedir: "Allah, iman edip sâlih amel işleyenleriCennetler'e koyar" (Hac, 22/14); "İnanan ve sâlih amel işleyenlerCennetler'e koyulurlar" (İbrahim, 14/23); "İnanan ve sâlih amel işleyenlereCennetlerin kendilerine ait olduklarını müjdele" (Bakara, 2/25) Bu ayetlerdeki beşaretin (müjdelemenin) iman eden ve salih amel işleyenlere ait olduğu açıktır Bir ayette ise "İnanan ve sâlih amel işleyenleri, köşklere yerleştiririz" denilmektedir (Ankebut, 29/58)

    Öncelikle İman edip sâlih amel işleyenler "altlarından ırmaklar akan cennetlerde enedi kalacaklar" ifadesi ortak nokta olarak vurgulanmaktadır Bazı ayetlerde ise, tertemiz eşlerin olacağı, zerre kadar haksızlığa uğratılmayacakları, cennet meyvelerinden istifade edecekleri, altın bilezikler ve inciler takacakları, ipekten elbiseler giyecekleri, eşsiz bir gölgeye girecekleri, haksızlığa uğratılmayacakları ve bütün bunlarla beraber Rablerinin yanında diledikleri her şeyin olacağı ifade edilerek: " İşte büyük lütuf budur" (Şura, 42/22) buyrulmakta ve neticede "İşte büyük kurtuluş budur" (Buruc, 85/11) denilmektedir

    2 Yüksek Dereceler Elde Ettirmesi:

    Kuranı Kerim'de bir ayetle: "Kim de Allah'a, sâlih amel işlemiş bir mümin olarak gelirse, işte onlar için de yüksek dereceler vardır" (Taha, 20/75) buyrulmaktadır Ayette geçen "yüksek dereceler”, takip eden ayette "İçinden ırmaklar akan, ebedî kalacakları Adn Cennetleri" (Taha, 20/76) şeklinde açıklanmaktadır Böylece "İşlediklerinden ötürü herkesin bir derecesi vardır Herkese işlediklerinin karşılığı ödenir ve onlara haksızlık yapılmaz" (Ahkaf, 46/19) anlamındaki ayette belirtildiği gibi hiç bir kimse karşılıksız kalmayacak ve herkes derecesine göre karşılığını görecektir

    3 Korku ve Hüzünden Emin Kılması:

    Korku ve mahzun olmaktan kurtuluş, ayetlerde bazı esaslara bağlanmaktadır Allah yolunda malı infak etmek, Allah'ı Rabb olarak kabul edip sonra dosdoğru olmak korku ve mahzun olmaktan emin olmanın teminatı gibidir Fakat burada şunu belirtelim ki, bütün bunların yanı sıra iman ve buna bağlı olarak sâlih amel işlemek korku ve mahzun olmaktan emin olmanın şartıdır Nitekim bir ayette bu durum şöyle ifade edilmektedir: "İnanıp, sâlih amel işleyenler, namazı kılıp, zekâtı verenlerin Rabb'leri katında mükafatları vardır Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir" ( Bakara, 2/ 277)

    Korku ve hüzünden emin olmanın iman ve sâlih amel işlemeye bağlı olduğu şu ayette de vurgulanarak şöyle buyrulmaktadır: "İnananlar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîler'den, Allah'a ve ahiret gününe inanıp, sâlih amel işleyenlerin mükafatları Rabbleri kalındadır Onlara korku yoktur ve onlar artık üzülmeyeceklerdir" (Bakara, 2/62; Maide, 5/69)

    Burada şunu ifade edelim ki, ayrıca korku ve hüzünden emin olma, kişinin iman etmesi, Allah'tan korkması ve kendini düzeltmesine de bağlanmaktadır Nitekim "Peygamberleri, ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderiyoruz Kim inanır ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir" (En'am, 6/48) anlamındaki ayette korku ve hüzünden emin olma "iman ve kendini düzeltmeye" bağlanırken; "Ey insanoğlu, size aranızdan ayetlerimizi okuyan peygamber geldiğinde, korunup, kendini düzeltenlere korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir" (A'raf, 7/35) mealindeki ayette de, korku ve hüzünden emin olma, Allah'tan korkmaya ve kendini düzeltmeye bağlanmaktadır

    4 Çalışmalarını Zayî Etmemesi:

    Kur’an-ı Kerim'de inanan ve sâlih amel işleyenlere Allah'ın icabet edeceği belirtilerek şöyle buyrulmaktadır: "İnanan ve sâlih amel işleyenlere Allah icabet eder ve onlara fazlasını verir" (Şura, 42/26) Ayette geçen "yestecîbu" kelimesi, Allah'ın duaları kabul etmesi demektir Yani yapılan duaları karşılıksız bırakmaması demektir Fakat Allah'ın duaları kabul etmesinin, herhalde O'na ve Resulüne iman etmekle, emrettikleri ile amel edip, yasakladıklarından kaçmanın gerekliliği ve bu yolda yararlı işler yapmakla olacağı da akla gelmelidir Aslında bu ayet, kendinden önce geçen ayet üzerine atfedilmiş olup (Şûra, 42/25), bu durumda, Allah'ın kullarının tövbelerini kabul edip kötülüklerini affedeceği, yaptıklarını bileceği ve onların iman edip sâlih amel işlemeleri halinde, dualarını da kabul edeceği ve karşılığını vereceği anlaşılmalıdır

    Allah'ın insanla konuşması vahiy yolu ile olmakladır İnsanın Allah'la konuşmasına da dua denilir O halde dua Allah ile kul arasında bir konuşma vasıtasıdır Fakat duada yalvaran insandır Hangi dilde olursa olsun, önemli olan bu konuşmanın samimi duygular içerisinde olmasıdır Yalvarma açık ve gizli olabilir Nitekim ayette: "Gizilce ve gönülden Rabbinize yalvarın" (7 Aral 55) buyrulmaktadır

    Kur’an-ı Kerim'de dua ile ilgili ayetlere baktığımızda insanın, sıkıntılı ve darda kaldığı anda Allah'a yalvardığı görülmektedir Nitekim müşrik Arapların durumları anlatılırken buna işaret edilmektedir Aynı şekilde, genel olarak insanın bir sıkıntı anında Allah'a yalvardığı da beyan edilerek şöyle denilmektedir: “İnsanlar bir sıkıntıya uğrayınca, Rabblerine dönerek O'na yalvarırlar Sonra Allah, katından onlara bir rahmet tattırınca, içlerinden bir takımı kendilerine verdiklerimize nankörlük ederek Rabblerine eş koşarlar Şimdilik safa sürün bakalım, yakında bileceksiniz" (Rum, 30/33-34) Aslında bu ayetlerde, insanın sıkıntı anında Allah'ı hatırladığı, sıkıntıdan kurtulunca da, O'nu unuttukları vurgulanmaktadır Halbuki Allah hiçbir zaman unutulmaması gerekmektedir ve ayetlerde daha ziyade belirtilmek istenen de budur

    Burada şu noktayı da belirtelim ki, inanan ve sâlih amel işleyen kişilerin dualarının kabulünden ayrı olarak, onlara aynı zamanda, kendilerini de düzelttikleri takdirde mükafatlar verileceği vadedilmekte ve şöyle buyrulmaktadır: "Ancak tövbe edenler, kendilerini düzeltenler, Allah'a sarılanlar ve dinlerine Allah için bağlananlar (varya), işte onlar müminlerle beraberdir Allah da yakında müminlere büyük bir mükafat verecektir" (Nisa, 4/146)

    İnanan ve sâlih amel işleyenlere, vadedilen mükâfatların tam olarak verileceği de ifade edilerek şöyle buyrulur: "İnanan ve sâlih amel işleyenlere mükafatlarını tam olarak verecektir" (Ali İmran, 3/57; Nisa, 4/173) Hatta başka bir ayette ifade edildiğine göre mükafat olarak verilmekle beraber, kat kat da fazlası verilecektir: "Ne mallarınız ve ne de evlatlarınız size katımızda bir yakınlık sağlamaz Ancak İnanan ve sâlih amel işleyenler başka Onlara yaptıklarının kat kat fazlası mükafat var" (Sebe', 34/37)

    Bütün bu kaydettiklerimizle beraber, inanan ve sâlih amel işleyenlere "kesintisiz", "kendi lutlundan" ve "bol rızık" verilerek, onlara bağışlanma ve mükafat da vadedilmekte ve şöyle buyrulmaktadır "Allah, inanan ve sâlih amel işleyenlere bağışlama ve büyük mükâfat da vadetmiştir" (Mâide, 5/9)

    5 İyi İnsanlar Arasına Dahil Etmesi:

    Kur'an-ı Kerim'de bir ayette, inanan ve sâlih amel işleyenlerin, sâlih insanlar arasına dahil edileceği beyan edilerek şöyle buyrulmakladır: "İnanan ve sâlih amel İşleyenleri elbette sâlih insanlar arasına sokarız" (Ankebût, 29/9) Görüldüğü gibi, bu ayette de, iman ve buna bağlı olarak sâlih amel işlemek, iyi insanlar arasına girmenin şartıdır Çünkü sâlih insanlar arasına girmek kurtuluş vesilesidir Nitekim bir ayette: "Kim tövbe eder, inanır ve sâlih amel işlerse, onun, kurtuluşa erenlerden olması umulur" (Kasas, 28/67) buyrularak bu durum aydınlatılmaktadır

    6 İlâhî Rahmete Kavuşturması:

    Kur'an-ı Kerim'de bir ayette inanan ve sâlih amel işleyenlerin Allah'ın rahmetine dahil edileceği beyan edilerek şöyle denilmektedir: "İnanan ve sâlih amel işleyenlere gelince, Rabb'leri onları rahmetine dahil eder İşte apaçık kurtuluş budur" (Câsiye, 45/30) Görüldüğü gibi, Allah'ın rahmetine girebilmenin şartı iman ve sâlih amel işlemeye bağlıdır Çünkü dünyada Allah'a iman eden, O'nu birleyen, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayan, emrettikleri ile amel edip, yasakladıklarından kaçınanlar rahmetine girebileceklerdir (bk Ömer Dumlu, Kur’an’da Bazı Kavramlara Bakış, Anadolu Yayınları: 161-163; Mehmet Aydın, Ömer Dumlu, Ana Konularıyla Kur’an, Anadolu Üniversitesi Yayını)

    Selam ve dua ile
    Sorularla İslamiyet Editör


  3. 25.Mayıs.2010, 23:24
    2
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙



    1 Cennet'i Kazandırması:

    Kur'an-ı Kerim'de, inanan ve sâlih amel işleyenlere vadedilen hususların başında Cennet ve içindekilerin geldiğini söyleyebiliriz Ancak "Erkek veya kadından her kim inanarak sâllh amellerden işlerse'' ayetinde olduğu gibi Cennete girebilmenin şartı iman ve sâlih amele bağlanmakta ve şöyle denilmektedir: "Allah, iman edip sâlih amel işleyenleriCennetler'e koyar" (Hac, 22/14); "İnanan ve sâlih amel işleyenlerCennetler'e koyulurlar" (İbrahim, 14/23); "İnanan ve sâlih amel işleyenlereCennetlerin kendilerine ait olduklarını müjdele" (Bakara, 2/25) Bu ayetlerdeki beşaretin (müjdelemenin) iman eden ve salih amel işleyenlere ait olduğu açıktır Bir ayette ise "İnanan ve sâlih amel işleyenleri, köşklere yerleştiririz" denilmektedir (Ankebut, 29/58)

    Öncelikle İman edip sâlih amel işleyenler "altlarından ırmaklar akan cennetlerde enedi kalacaklar" ifadesi ortak nokta olarak vurgulanmaktadır Bazı ayetlerde ise, tertemiz eşlerin olacağı, zerre kadar haksızlığa uğratılmayacakları, cennet meyvelerinden istifade edecekleri, altın bilezikler ve inciler takacakları, ipekten elbiseler giyecekleri, eşsiz bir gölgeye girecekleri, haksızlığa uğratılmayacakları ve bütün bunlarla beraber Rablerinin yanında diledikleri her şeyin olacağı ifade edilerek: " İşte büyük lütuf budur" (Şura, 42/22) buyrulmakta ve neticede "İşte büyük kurtuluş budur" (Buruc, 85/11) denilmektedir

    2 Yüksek Dereceler Elde Ettirmesi:

    Kuranı Kerim'de bir ayetle: "Kim de Allah'a, sâlih amel işlemiş bir mümin olarak gelirse, işte onlar için de yüksek dereceler vardır" (Taha, 20/75) buyrulmaktadır Ayette geçen "yüksek dereceler”, takip eden ayette "İçinden ırmaklar akan, ebedî kalacakları Adn Cennetleri" (Taha, 20/76) şeklinde açıklanmaktadır Böylece "İşlediklerinden ötürü herkesin bir derecesi vardır Herkese işlediklerinin karşılığı ödenir ve onlara haksızlık yapılmaz" (Ahkaf, 46/19) anlamındaki ayette belirtildiği gibi hiç bir kimse karşılıksız kalmayacak ve herkes derecesine göre karşılığını görecektir

    3 Korku ve Hüzünden Emin Kılması:

    Korku ve mahzun olmaktan kurtuluş, ayetlerde bazı esaslara bağlanmaktadır Allah yolunda malı infak etmek, Allah'ı Rabb olarak kabul edip sonra dosdoğru olmak korku ve mahzun olmaktan emin olmanın teminatı gibidir Fakat burada şunu belirtelim ki, bütün bunların yanı sıra iman ve buna bağlı olarak sâlih amel işlemek korku ve mahzun olmaktan emin olmanın şartıdır Nitekim bir ayette bu durum şöyle ifade edilmektedir: "İnanıp, sâlih amel işleyenler, namazı kılıp, zekâtı verenlerin Rabb'leri katında mükafatları vardır Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir" ( Bakara, 2/ 277)

    Korku ve hüzünden emin olmanın iman ve sâlih amel işlemeye bağlı olduğu şu ayette de vurgulanarak şöyle buyrulmaktadır: "İnananlar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîler'den, Allah'a ve ahiret gününe inanıp, sâlih amel işleyenlerin mükafatları Rabbleri kalındadır Onlara korku yoktur ve onlar artık üzülmeyeceklerdir" (Bakara, 2/62; Maide, 5/69)

    Burada şunu ifade edelim ki, ayrıca korku ve hüzünden emin olma, kişinin iman etmesi, Allah'tan korkması ve kendini düzeltmesine de bağlanmaktadır Nitekim "Peygamberleri, ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderiyoruz Kim inanır ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir" (En'am, 6/48) anlamındaki ayette korku ve hüzünden emin olma "iman ve kendini düzeltmeye" bağlanırken; "Ey insanoğlu, size aranızdan ayetlerimizi okuyan peygamber geldiğinde, korunup, kendini düzeltenlere korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir" (A'raf, 7/35) mealindeki ayette de, korku ve hüzünden emin olma, Allah'tan korkmaya ve kendini düzeltmeye bağlanmaktadır

    4 Çalışmalarını Zayî Etmemesi:

    Kur’an-ı Kerim'de inanan ve sâlih amel işleyenlere Allah'ın icabet edeceği belirtilerek şöyle buyrulmaktadır: "İnanan ve sâlih amel işleyenlere Allah icabet eder ve onlara fazlasını verir" (Şura, 42/26) Ayette geçen "yestecîbu" kelimesi, Allah'ın duaları kabul etmesi demektir Yani yapılan duaları karşılıksız bırakmaması demektir Fakat Allah'ın duaları kabul etmesinin, herhalde O'na ve Resulüne iman etmekle, emrettikleri ile amel edip, yasakladıklarından kaçmanın gerekliliği ve bu yolda yararlı işler yapmakla olacağı da akla gelmelidir Aslında bu ayet, kendinden önce geçen ayet üzerine atfedilmiş olup (Şûra, 42/25), bu durumda, Allah'ın kullarının tövbelerini kabul edip kötülüklerini affedeceği, yaptıklarını bileceği ve onların iman edip sâlih amel işlemeleri halinde, dualarını da kabul edeceği ve karşılığını vereceği anlaşılmalıdır

    Allah'ın insanla konuşması vahiy yolu ile olmakladır İnsanın Allah'la konuşmasına da dua denilir O halde dua Allah ile kul arasında bir konuşma vasıtasıdır Fakat duada yalvaran insandır Hangi dilde olursa olsun, önemli olan bu konuşmanın samimi duygular içerisinde olmasıdır Yalvarma açık ve gizli olabilir Nitekim ayette: "Gizilce ve gönülden Rabbinize yalvarın" (7 Aral 55) buyrulmaktadır

    Kur’an-ı Kerim'de dua ile ilgili ayetlere baktığımızda insanın, sıkıntılı ve darda kaldığı anda Allah'a yalvardığı görülmektedir Nitekim müşrik Arapların durumları anlatılırken buna işaret edilmektedir Aynı şekilde, genel olarak insanın bir sıkıntı anında Allah'a yalvardığı da beyan edilerek şöyle denilmektedir: “İnsanlar bir sıkıntıya uğrayınca, Rabblerine dönerek O'na yalvarırlar Sonra Allah, katından onlara bir rahmet tattırınca, içlerinden bir takımı kendilerine verdiklerimize nankörlük ederek Rabblerine eş koşarlar Şimdilik safa sürün bakalım, yakında bileceksiniz" (Rum, 30/33-34) Aslında bu ayetlerde, insanın sıkıntı anında Allah'ı hatırladığı, sıkıntıdan kurtulunca da, O'nu unuttukları vurgulanmaktadır Halbuki Allah hiçbir zaman unutulmaması gerekmektedir ve ayetlerde daha ziyade belirtilmek istenen de budur

    Burada şu noktayı da belirtelim ki, inanan ve sâlih amel işleyen kişilerin dualarının kabulünden ayrı olarak, onlara aynı zamanda, kendilerini de düzelttikleri takdirde mükafatlar verileceği vadedilmekte ve şöyle buyrulmaktadır: "Ancak tövbe edenler, kendilerini düzeltenler, Allah'a sarılanlar ve dinlerine Allah için bağlananlar (varya), işte onlar müminlerle beraberdir Allah da yakında müminlere büyük bir mükafat verecektir" (Nisa, 4/146)

    İnanan ve sâlih amel işleyenlere, vadedilen mükâfatların tam olarak verileceği de ifade edilerek şöyle buyrulur: "İnanan ve sâlih amel işleyenlere mükafatlarını tam olarak verecektir" (Ali İmran, 3/57; Nisa, 4/173) Hatta başka bir ayette ifade edildiğine göre mükafat olarak verilmekle beraber, kat kat da fazlası verilecektir: "Ne mallarınız ve ne de evlatlarınız size katımızda bir yakınlık sağlamaz Ancak İnanan ve sâlih amel işleyenler başka Onlara yaptıklarının kat kat fazlası mükafat var" (Sebe', 34/37)

    Bütün bu kaydettiklerimizle beraber, inanan ve sâlih amel işleyenlere "kesintisiz", "kendi lutlundan" ve "bol rızık" verilerek, onlara bağışlanma ve mükafat da vadedilmekte ve şöyle buyrulmaktadır "Allah, inanan ve sâlih amel işleyenlere bağışlama ve büyük mükâfat da vadetmiştir" (Mâide, 5/9)

    5 İyi İnsanlar Arasına Dahil Etmesi:

    Kur'an-ı Kerim'de bir ayette, inanan ve sâlih amel işleyenlerin, sâlih insanlar arasına dahil edileceği beyan edilerek şöyle buyrulmakladır: "İnanan ve sâlih amel İşleyenleri elbette sâlih insanlar arasına sokarız" (Ankebût, 29/9) Görüldüğü gibi, bu ayette de, iman ve buna bağlı olarak sâlih amel işlemek, iyi insanlar arasına girmenin şartıdır Çünkü sâlih insanlar arasına girmek kurtuluş vesilesidir Nitekim bir ayette: "Kim tövbe eder, inanır ve sâlih amel işlerse, onun, kurtuluşa erenlerden olması umulur" (Kasas, 28/67) buyrularak bu durum aydınlatılmaktadır

    6 İlâhî Rahmete Kavuşturması:

    Kur'an-ı Kerim'de bir ayette inanan ve sâlih amel işleyenlerin Allah'ın rahmetine dahil edileceği beyan edilerek şöyle denilmektedir: "İnanan ve sâlih amel işleyenlere gelince, Rabb'leri onları rahmetine dahil eder İşte apaçık kurtuluş budur" (Câsiye, 45/30) Görüldüğü gibi, Allah'ın rahmetine girebilmenin şartı iman ve sâlih amel işlemeye bağlıdır Çünkü dünyada Allah'a iman eden, O'nu birleyen, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayan, emrettikleri ile amel edip, yasakladıklarından kaçınanlar rahmetine girebileceklerdir (bk Ömer Dumlu, Kur’an’da Bazı Kavramlara Bakış, Anadolu Yayınları: 161-163; Mehmet Aydın, Ömer Dumlu, Ana Konularıyla Kur’an, Anadolu Üniversitesi Yayını)

    Selam ve dua ile
    Sorularla İslamiyet Editör





+ Yorum Gönder