Konusunu Oylayın.: Din Görevlisinin özellikleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Din Görevlisinin özellikleri
  1. 21.Mayıs.2010, 06:07
    1
    Misafir

    Din Görevlisinin özellikleri






    Din Görevlisinin özellikleri Mumsema DİN GÖREVLİSİNİN ÖZELLİKLERİ
    Müslüman, Alü İmran suresinin 104. ayeti gereği kulluk görevine ek olarak din görevliliğini de üstlenecektir. ‘Aranızdan iyiliğe çağıran, doğruya çağırıp kötülükten alıkoyan, önde giden bir topluluk bulunsun! İşte onlardır felahı bulacaklar!’ (Elmalılı Hamdi Yazır Meali). Bu Ayet ve Âlimlerin Peygamberlerin Varisleri olduğunu bildiren hadis (Tirmizî, İlim, 19) Müslüman’a bu görevi vermektedir. Bizler, ilk din görevlileri olan, Allahın kulu ve peygamberi olduğuna inandığımız peygamberlerin en az beş tane ortak özelliklerinin olduğunu kabul ederiz. Tebliğ, İsmet, Emanet, Fetanet, Sıdk. Bazı peygamberlerin farklı özellikleri de bulunmaktadır. Ulu’l-Azm, Evrensel ve Son peygamber olma gibi. Peygamberlerin varisleri olan din görevlileri de belirli özellikleri taşıyan Müslümanlar olmak zorundadır. Vasıfsız, ehliyet, liyakat ve yeterliliği olmayan elemanlardan din görevlisi olamaz. Bu girişten sonra İslam dinine göre din görevlisinde bulunması gerekli özellikleri şöylece sıralayabiliriz.
    1- DOĞRU VE SAĞLAM BİR İNANCA SAHİP OLMAK:
    Din görevlisi, doğru ve sağlam bir inançla Allaha ve rasûlüne, yüce İslam dinine bağlı kalmalıdır. Daima Kur’an ve Sünnetle irtibat halinde bulunmalı; Kur’an okuyarak Allah’la konuşmalı, yapacağı işleri ona danışmalı, hadis olduğu sabit peygamber sözlerini okuyarak peygamberle konuşmalı, yaşayan Kur’an olarak onun sünnetini öğrenmeli ve Allaha ve Rasûlüne itaatkâr olmalıdır.
    Din görevlisi, Allah’a tevekkül edip güvenerek, ihlâs ve samimiyet içerisinde Hayra ve iyiliğe çağırmalı, doğruya çağırıp kötülükten alıkoymalı, doğru ve sağlam bildiği inancını çevresine irşat etmelidir. Kendisine dünya, güneş, ay, yat, kat, kadın, makam, mevki, taşıt v.s. verilse de doğru inandığın şeyleri savunmaktan vazgeç dense, O doğru, sağlam, değişip şaşmayan inancını peygamberleri örnek alarak bunlar karşılığında değişmez. Gerektiğinde inançları uğrunda dünya varlıklarından bile vazgeçebilmelidir. Din görevlisi cesur ve güçlü olmalıdır. Hz. Muhammet gibi Mekke’den Medine’ye hicret edebilmeli, Hz. İbrahim gibi ateşe atılabilmeli, Hz. Ali gibi peygamberin yatağına ölümüne yatabilmelidir. Din görevlisinde dünya varlıkları, doğru ve sağlam inanca ilave olarak bulunmalıdır, engel olarak değil.
    2- DOĞRU VE SAĞLAM BİR BİLGİYE SAHİP OLMAK:
    Din görevlisi, yaptığı iş ile ilgili doğru ve sağlam bir bilgiye sahip olmalıdır. Yaşadığı ve anlattığı dini bilgiler hem doğru olmalı, hem sağlam olmalı. Uydurma, yalan, hurafe, bidat, israiliyyat, İslam dininin sahih bilgilerine aykırı olmamalıdır. Daima ispat edilebilir Kur’an ve sünnet bilgisi, doğru zaman ve zeminde din görevlisinin vazgeçilmez değeri olmalıdır. Din görevlisi, ayrıca muhatapların eğitilmesinde ve yetiştirilmesinde metotlar kazandıran bütün müspet ilimleri, yerli ve yabancı dil bilimlerini yeterli düzeyde öğrenmelidir. Bilimsel yönden yeterli, ehil, uzman olmalıdır. Aksi halde yarım (bilgili) doktor candan, yarım (bilgili) (din görevlisi) hoca dinden eder anlayışı tespit olunur. Din görevlisi, görevini dünyalık bir kazanç yolu olarak görmemelidir. Karşılık olsun veya olmasın görevinin ehli olmalı ve her doğru zaman ve zeminde görevini icra etmelidir. Görevini icra ederken temin edebildiği meşru dünya geçimliğini de kabul etmelidir.
    “De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.” (39 Zümer: 9) ayeti gereği din görevlisi bilgili olmak zorundadır. İnsan, çeşitli yollarla doğuştan veya ömrü içerisinde zengin-fakir olabilir, ancak bilgin-âlim olabilmesi için Allahtan, akıl, fikir, fıkıh, hikmet, ilim istemesi ve ilim yoluna girmesi gereklidir. Allah isteyene bütün tedbirleri alıp tevekkül etmesi şartıyla peygamberlerin bıraktığı ilim mirasından verecektir. Aksi halde ilim yolculuğuna çıkılmadığı sürüce hiç kimse bilgin olamayacaktır. İlim, dünya mallarına değil, cennet nimetlerine benzer, bitmez tükenmez bir hazinedir, cennete götürür. Mal verilince biter, ilim verilince artar. Ne kadar verilirse aslı eksilmeksizin verildiği kadar artıcıdır, çoğalır. Din görevlisi, doğru ve sağlam bilgileri hem alacak hem verecek, hem yaşayacak hem yaşatacak.

    3- İNANDIĞI DOĞRU VE SAĞLAM BİLGİLERİ YAŞAMAK:
    A- ÖRNEK BİR İBADET YAŞAMI:
    Din görevlisi, İslam dininin farz, vacip, sünnet ve nafileleriyle ibadetlerine gereken önemi vermelidir. Bu tarz onu Allah’a karşı takvalı, ibadet bilinçli yapacaktır. Bunu gerçekleştirirken peygamberi örnek alacaktır. Yaşayan kur’an olan Allah’ın elçisinin ibadet ediş şekil ve esaslarını titizlikle öğrenecek, örnek vasfıyla yaşamında uygulayacak ve uygulamalı ve sözlü olarak da insanlara anlatacaktır. İbadet gizli yapılan bir uygulama değildir. İbadette görünüm ve şekil önemlidir. İslam dini, bu görünüm ve şekle önem vermektedir. Peygamberin ve Müslümanların namazları, oruçları, hacları, zekâtları, güzel yaşamları gizli, bireysel değildi. Her şey onları görürdü. İslam dininin karşı çıktığı tarz, şekilcilik ve gösteriş yapmaktır. Mesela; namazın bir şekli ve görünümü vardır. Bu imanın bir göstergesi ve görünümüdür. Allah bunu istemekte ve değer- sevap vermektedir. Onun huzurunda durulur belirli şekil ve görünümler arz edilir. Bu işi Allah rızası için yapmak ibadettir. Ancak bu ibadeti yaratıklara gösteriş olsun diye yapmak ibadet olmadığı gibi Allahın değer verdiği bir yaşam tarzı da değildir.
    B- GÜZEL BİR AHLAK SAHİBİ OLMAK:
    Din görevlisi, güzel ahlakın zirvesine ulaşan Hz. Muhammed’in en güzel örnek diye bahsedilen Kur’an ahlakını öğrenecek ve kendisi de güzel ahlaklı olacaktır. Bu ahlak, onun yaratıcısı Allah’la olan ilişkilerini, kendi ruh ve bedenine karşı ilişkilerini ve diğer yaratılmışlara karşı olan ilişkilerini belirler. Peygamberlerin sıdk=doğruluk sıfatı vardır. Bu sıfat peygamberlerin yaratıcılarına, kendilerine ve kendisi dışındaki yaratılmışlara karşı doğruluk üzere davranması manasındadır. Din görevlisi de İslam dininin ahlaki ilkelerini yaşamına yansıtmak zorundadır. Bu ahlaki ilkelerden bazıları şunlardır;
    a- Takva, vazife bilinci
    b- Doğruluk ve dürüstlük
    c- Güvenilirlik
    d- Sadakat, bağlılık, itaat
    e- Fedakârlık, karşılık beklememek
    f- Ümit
    g- Şefkat ve merhamet
    h- Cesaret
    i- Meslek sevgisi
    j- İnsan sevgisi
    k- Hoşgörü ve af edicilik
    l- Alçak gönüllü olmak, tevazu
    m- Güzel giyim
    n- Dua
    o- Başkasına yük olmamak, gerekli ve yeterli maddi imkânları sağlamak
    p- Akıllı ve zeki davranmak
    q- İstişare yapmak
    r- Adil davranmak
    4- HAYRA VE İYİLİĞE ÇAĞIRAN, DOĞRUYA ÇAĞIRIP KÖTÜLÜKTEN ALIKOYAN, ÖNDE GİDEN BİR ÜMMET OLMAK:
    Din görevlisi, ‘Aranızdan iyiliğe çağıran, doğruya çağırıp kötülükten alıkoyan, önde giden bir topluluk bulunsun! İşte onlardır felahı bulacaklar!’ (Elmalılı Hamdi Yazır Meali). (3 Alü İmran, 104) ayetindeki özellikleri taşımak zorundadır.
    5- HAYRA VE İYİLİĞE PEYGAMBERLERİN USUL VE METODUNU ÖRNEK ALARAK ÇAĞIRMALIDIR:
    Din görevlisi, ‘(İnsanları) Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et ve en güzel yol ve şekille mücadele et’ (16 Nahl 125) ayetinden taviz vermemelidir. Bunların başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz;
    a- Hikmetle davet
    b- Güzel öğütle davet
    c- Güzel mücadele ile davet
    d- Tatlı dille söyleme, yumuşak davranma ile davet
    e- Örnek yaşamla davet
    f- Tedrici yolla davet

    Faruk ANA - Ordu İl Vaizi


  2. 21.Mayıs.2010, 06:07
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    DİN GÖREVLİSİNİN ÖZELLİKLERİ
    Müslüman, Alü İmran suresinin 104. ayeti gereği kulluk görevine ek olarak din görevliliğini de üstlenecektir. ‘Aranızdan iyiliğe çağıran, doğruya çağırıp kötülükten alıkoyan, önde giden bir topluluk bulunsun! İşte onlardır felahı bulacaklar!’ (Elmalılı Hamdi Yazır Meali). Bu Ayet ve Âlimlerin Peygamberlerin Varisleri olduğunu bildiren hadis (Tirmizî, İlim, 19) Müslüman’a bu görevi vermektedir. Bizler, ilk din görevlileri olan, Allahın kulu ve peygamberi olduğuna inandığımız peygamberlerin en az beş tane ortak özelliklerinin olduğunu kabul ederiz. Tebliğ, İsmet, Emanet, Fetanet, Sıdk. Bazı peygamberlerin farklı özellikleri de bulunmaktadır. Ulu’l-Azm, Evrensel ve Son peygamber olma gibi. Peygamberlerin varisleri olan din görevlileri de belirli özellikleri taşıyan Müslümanlar olmak zorundadır. Vasıfsız, ehliyet, liyakat ve yeterliliği olmayan elemanlardan din görevlisi olamaz. Bu girişten sonra İslam dinine göre din görevlisinde bulunması gerekli özellikleri şöylece sıralayabiliriz.
    1- DOĞRU VE SAĞLAM BİR İNANCA SAHİP OLMAK:
    Din görevlisi, doğru ve sağlam bir inançla Allaha ve rasûlüne, yüce İslam dinine bağlı kalmalıdır. Daima Kur’an ve Sünnetle irtibat halinde bulunmalı; Kur’an okuyarak Allah’la konuşmalı, yapacağı işleri ona danışmalı, hadis olduğu sabit peygamber sözlerini okuyarak peygamberle konuşmalı, yaşayan Kur’an olarak onun sünnetini öğrenmeli ve Allaha ve Rasûlüne itaatkâr olmalıdır.
    Din görevlisi, Allah’a tevekkül edip güvenerek, ihlâs ve samimiyet içerisinde Hayra ve iyiliğe çağırmalı, doğruya çağırıp kötülükten alıkoymalı, doğru ve sağlam bildiği inancını çevresine irşat etmelidir. Kendisine dünya, güneş, ay, yat, kat, kadın, makam, mevki, taşıt v.s. verilse de doğru inandığın şeyleri savunmaktan vazgeç dense, O doğru, sağlam, değişip şaşmayan inancını peygamberleri örnek alarak bunlar karşılığında değişmez. Gerektiğinde inançları uğrunda dünya varlıklarından bile vazgeçebilmelidir. Din görevlisi cesur ve güçlü olmalıdır. Hz. Muhammet gibi Mekke’den Medine’ye hicret edebilmeli, Hz. İbrahim gibi ateşe atılabilmeli, Hz. Ali gibi peygamberin yatağına ölümüne yatabilmelidir. Din görevlisinde dünya varlıkları, doğru ve sağlam inanca ilave olarak bulunmalıdır, engel olarak değil.
    2- DOĞRU VE SAĞLAM BİR BİLGİYE SAHİP OLMAK:
    Din görevlisi, yaptığı iş ile ilgili doğru ve sağlam bir bilgiye sahip olmalıdır. Yaşadığı ve anlattığı dini bilgiler hem doğru olmalı, hem sağlam olmalı. Uydurma, yalan, hurafe, bidat, israiliyyat, İslam dininin sahih bilgilerine aykırı olmamalıdır. Daima ispat edilebilir Kur’an ve sünnet bilgisi, doğru zaman ve zeminde din görevlisinin vazgeçilmez değeri olmalıdır. Din görevlisi, ayrıca muhatapların eğitilmesinde ve yetiştirilmesinde metotlar kazandıran bütün müspet ilimleri, yerli ve yabancı dil bilimlerini yeterli düzeyde öğrenmelidir. Bilimsel yönden yeterli, ehil, uzman olmalıdır. Aksi halde yarım (bilgili) doktor candan, yarım (bilgili) (din görevlisi) hoca dinden eder anlayışı tespit olunur. Din görevlisi, görevini dünyalık bir kazanç yolu olarak görmemelidir. Karşılık olsun veya olmasın görevinin ehli olmalı ve her doğru zaman ve zeminde görevini icra etmelidir. Görevini icra ederken temin edebildiği meşru dünya geçimliğini de kabul etmelidir.
    “De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.” (39 Zümer: 9) ayeti gereği din görevlisi bilgili olmak zorundadır. İnsan, çeşitli yollarla doğuştan veya ömrü içerisinde zengin-fakir olabilir, ancak bilgin-âlim olabilmesi için Allahtan, akıl, fikir, fıkıh, hikmet, ilim istemesi ve ilim yoluna girmesi gereklidir. Allah isteyene bütün tedbirleri alıp tevekkül etmesi şartıyla peygamberlerin bıraktığı ilim mirasından verecektir. Aksi halde ilim yolculuğuna çıkılmadığı sürüce hiç kimse bilgin olamayacaktır. İlim, dünya mallarına değil, cennet nimetlerine benzer, bitmez tükenmez bir hazinedir, cennete götürür. Mal verilince biter, ilim verilince artar. Ne kadar verilirse aslı eksilmeksizin verildiği kadar artıcıdır, çoğalır. Din görevlisi, doğru ve sağlam bilgileri hem alacak hem verecek, hem yaşayacak hem yaşatacak.

    3- İNANDIĞI DOĞRU VE SAĞLAM BİLGİLERİ YAŞAMAK:
    A- ÖRNEK BİR İBADET YAŞAMI:
    Din görevlisi, İslam dininin farz, vacip, sünnet ve nafileleriyle ibadetlerine gereken önemi vermelidir. Bu tarz onu Allah’a karşı takvalı, ibadet bilinçli yapacaktır. Bunu gerçekleştirirken peygamberi örnek alacaktır. Yaşayan kur’an olan Allah’ın elçisinin ibadet ediş şekil ve esaslarını titizlikle öğrenecek, örnek vasfıyla yaşamında uygulayacak ve uygulamalı ve sözlü olarak da insanlara anlatacaktır. İbadet gizli yapılan bir uygulama değildir. İbadette görünüm ve şekil önemlidir. İslam dini, bu görünüm ve şekle önem vermektedir. Peygamberin ve Müslümanların namazları, oruçları, hacları, zekâtları, güzel yaşamları gizli, bireysel değildi. Her şey onları görürdü. İslam dininin karşı çıktığı tarz, şekilcilik ve gösteriş yapmaktır. Mesela; namazın bir şekli ve görünümü vardır. Bu imanın bir göstergesi ve görünümüdür. Allah bunu istemekte ve değer- sevap vermektedir. Onun huzurunda durulur belirli şekil ve görünümler arz edilir. Bu işi Allah rızası için yapmak ibadettir. Ancak bu ibadeti yaratıklara gösteriş olsun diye yapmak ibadet olmadığı gibi Allahın değer verdiği bir yaşam tarzı da değildir.
    B- GÜZEL BİR AHLAK SAHİBİ OLMAK:
    Din görevlisi, güzel ahlakın zirvesine ulaşan Hz. Muhammed’in en güzel örnek diye bahsedilen Kur’an ahlakını öğrenecek ve kendisi de güzel ahlaklı olacaktır. Bu ahlak, onun yaratıcısı Allah’la olan ilişkilerini, kendi ruh ve bedenine karşı ilişkilerini ve diğer yaratılmışlara karşı olan ilişkilerini belirler. Peygamberlerin sıdk=doğruluk sıfatı vardır. Bu sıfat peygamberlerin yaratıcılarına, kendilerine ve kendisi dışındaki yaratılmışlara karşı doğruluk üzere davranması manasındadır. Din görevlisi de İslam dininin ahlaki ilkelerini yaşamına yansıtmak zorundadır. Bu ahlaki ilkelerden bazıları şunlardır;
    a- Takva, vazife bilinci
    b- Doğruluk ve dürüstlük
    c- Güvenilirlik
    d- Sadakat, bağlılık, itaat
    e- Fedakârlık, karşılık beklememek
    f- Ümit
    g- Şefkat ve merhamet
    h- Cesaret
    i- Meslek sevgisi
    j- İnsan sevgisi
    k- Hoşgörü ve af edicilik
    l- Alçak gönüllü olmak, tevazu
    m- Güzel giyim
    n- Dua
    o- Başkasına yük olmamak, gerekli ve yeterli maddi imkânları sağlamak
    p- Akıllı ve zeki davranmak
    q- İstişare yapmak
    r- Adil davranmak
    4- HAYRA VE İYİLİĞE ÇAĞIRAN, DOĞRUYA ÇAĞIRIP KÖTÜLÜKTEN ALIKOYAN, ÖNDE GİDEN BİR ÜMMET OLMAK:
    Din görevlisi, ‘Aranızdan iyiliğe çağıran, doğruya çağırıp kötülükten alıkoyan, önde giden bir topluluk bulunsun! İşte onlardır felahı bulacaklar!’ (Elmalılı Hamdi Yazır Meali). (3 Alü İmran, 104) ayetindeki özellikleri taşımak zorundadır.
    5- HAYRA VE İYİLİĞE PEYGAMBERLERİN USUL VE METODUNU ÖRNEK ALARAK ÇAĞIRMALIDIR:
    Din görevlisi, ‘(İnsanları) Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et ve en güzel yol ve şekille mücadele et’ (16 Nahl 125) ayetinden taviz vermemelidir. Bunların başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz;
    a- Hikmetle davet
    b- Güzel öğütle davet
    c- Güzel mücadele ile davet
    d- Tatlı dille söyleme, yumuşak davranma ile davet
    e- Örnek yaşamla davet
    f- Tedrici yolla davet

    Faruk ANA - Ordu İl Vaizi


    Benzer Konular

    - Toplumda Din Görevlisinin Yeri (Hutbe)

    - Güvenlik görevlisinin nöbette uyuması

    - Ehlibeyt özellikleri

    - Din görevlisinin gönül hitabı

    - Özel güvenlik görevlisinin gece önlem alarak 1-2 saat uyuması doğru olur mu?

  3. 21.Mayıs.2010, 23:50
    2
    menzil_guller
    Ya Hayy

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Kasım.2009
    Üye No: 63308
    Mesaj Sayısı: 1,270
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 41

    --->: Din Görevlisinin özellikleri




    bu konuyu bizimle paylaştığın için Allah razı olsun kardeşim..bu konuya birazda ben katkıda bulunayım
    İDEAL BİR DİN GÖREVLİSİ NASIL OLMALIDIR?

    Bilal Ünsal

    Din Görevlisi deyince akla, genellikle ilkönce cami hizmeti veren İmam ve Müezzinler gelmektedir. Bununla birlikte Müftü, Vaiz ve diğer Diyanet İşleri Başkanlığı mensupları da Din Görevlisi olarak zikredilir. Fakat toplumla, bu konuda her gün beş defa buluşmaları bakımından ve çerçeveyi biraz daha küçük tutma adına Din Görevlisi olarak burada İmam ve Müezzinleri ele alacağız. İdeal bir Din Görevlisini tarif etmeden önce de bu kavramların tarifini yapmak uygun olacaktır. Buna göre;
    İmam: Lügatte, önder, reis, numune, işaret, misal ve rehber manalarına gelmektedir. Istılahta ise; birçok manaya gelen imam kavramına; devlet reisi, ilimde otorite olmuş kişi, camide cemaate namaz kıldıran zât ve en önemlisi ise İmamet-i Kübra’yı şahsında birleştiren Hz. Muhammed (sav) den bize tevarüs eden makam olarak birkaç tarif sayabiliriz.
    Müezzin ise lügatte; bildirmek, duyurmak, çağrıda bulunmak, ilan etmek manalarına gelir. Istılahta ise Ezan okuyan, namaz vakitlerini bildiren kişiye verilen isimdir
    Kur'an-ı Kerim’de yüce Allah (cc) bu iki kavramdan da bahsetmektedir. Özellikle İmam kavramı, yedi yerde tekil beş yerde de çoğul olarak geçmekte ve bu makam peygamberlere atfedilmekte onlarla birlikte zikredilmektedir. Meselâ; Bakara suresi 124. ayette İbrahim (as)'ın imam tayin edildiğini Allah (cc) şöyle haber vermektedir:
    "Hani bir zamanlar İbrahim'i Rabbi bir takım kelimelerle imtihan etmek istemiş, o da onları tamamen yerine getirmişti. Ben seni insanlara imam yapacağım!" buyurdu. İbrahim "Zürriyetimden de " dedi. Allah (cc), "Senin zürriyetinden olan zalimler, imametime nail olamazlar buyurdu"
    Enbiya Suresi 173 de ise "Onları emirlerimize yol gösteren imamlar yaptık" derken önceki ayetlerde Hz. İbrahim, Hz. İshak ve Hz. Yakup (a.s.)’dan bahsedilmektedir. Görüldüğü gibi İmam kelimesi peygamberlere yüklenmiş bir vazife olarak dikkatimizi çekmektedir
    Müezzin kavramına da Kur'an'da çeşitli kalıplarda rastlamaktayız (Meselâ Araf.44, Yusuf: 70, Bakara 279) Bildiğimiz manada müezzin kavramını anlatan, ilan etmek, duyurmak manalarında ise Hac Suresi 27. ayette "İnsanlara haccı ilan et" buyurarak yine Hz. İbrahim'in şahsında müezzinlik makamını bize tanıtmıştır
    Hadis-i Şerifler'de ise müezzinliğin fazileti ile alakalı olarak şöyle buyrulmaktadır "Müezzinin sesinin yetiştiği yere kadar ins, cin (hatta) hiç, bir şey yoktur ki (ezanı) duymuş olsun da kıyamet gününde müezzin için (hüsn-ü) şahadette bulunmasın" (Buhari Ezan 4)
    Müezzinlerin faziletini ifade eden başka hadis-i şerifler de vardır: "Müezzinler kıyamet gününde insanların en uzun boyluları (herkesin görebileceği kimseler) olacaklardır" (Müslim Salât 14)
    "İnsanlar ezan okumadaki ve ilk saftaki (fazileti) bilseler, sonra da kur'a çekmekten başka çare bulamasalar (bu fazileti elde etmek için) kur'a atarlardı" (Buhari Ezan 9)
    Gerek bu tanımlardan, gerekse ayet ve hadislerin bu konuya verdiği öneme baktığımızda meselenin ehemmiyeti ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki vazife dînî bir vazifedir Yani insanlara inanç ve ibadet konularında rehberlik etme vazifesidir Dolayısı ile ebedî bir hayatı etkileyen ve şekillendiren davranışların kazanılmasını veya kaybedilmesini sağlamak bu vazife ile mümkündür Özellikle yaşadığımız bu asırda insanların çoğunun bu konuları okumadığını, bununla birlikte pek çoğunun belli bir dînî düşünceye ve inanca sahip olduğunu, karşılaştığı problem ve ihtiyaçlar için ise Din Görevlilerine müracaat ettiğini düşünürsek meselenin ehemmiyetinin büyüklüğü bir kez daha karşımıza çıkmaktadır
    İstatistiklere göre halkın %39,5 i en azından haftada bir Cuma namazına gitmektedir. Nüfusun yarısını (yaklaşık % 50) kadınların oluşturduğunu (kadınlar ülkemizde Cuma namazına camiye gitmezler), geriye kalan % 10 luk kısmın çoğunu da öğrencilerin ve çocukların oluşturduğunu düşündüğümüzde Din Görevlilerinin vazife esnasında ne kadar büyük bir kitleye hitap ettikleri ortaya çıkmakta ve vazifenin büyüklüğü kendini göstermektedir
    Elbette bu kadar önemli bir vazifeyi deruhte edecek insanların taşıması gereken yine o kadar önemli vasıflar vardır Öncelikle Peygamber Efendimizin mihrabında oturan, onun cübbesini giyen ve onun makamının ismini omuzlarında taşıyan Din Görevlileri bu makama layık olmak zorundadırlar Yaptıkları işin Peygamber mesleği olduğunun bilincinde olmalı ve gelebilecek müsbet ve menfi değerlendirmelerin, Efendimizin ruhâniyetini o yönde etkileyeceğinin şuurunda olmalıdırlar
    Doğru ilacı yazabilmek için önce hastalığın doğru teşhis edilmesi gerekir. Bu cümleden, önce muhatabın yani cemaatin özelliklerinin ortaya konulmasının gereğine inanıyorum Muhatabın özelliklerini bilirsek takınılması gereken doğru tavırları ve kazanılması gereken doğru özellikleri daha kolay tesbit ederiz Bir Din Görevlisinin her an göz önünde bulundurması gereken Cami Cemaatinin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
    1. Yaş ve tahsil farklılığı
    2. Zenginlik ve fakirlik farkı
    3. İşçi, memur-amir gibi statü farkları
    4. Akıl ve zekâ farklılığı
    5. Anlayış, kavrayış ve yorumlama farklılığı
    6. İlgi ve dikkat farklılığı
    7. İsteksiz ve istekli dinleme olayı
    8. Yorgun ve dinç olanlar farkı
    9. Zihni boş, zihni dolu (meşgul) ve dalgın olanlar farkı
    10. Huzursuz ve huysuz insanlar olma ihtimali
    11. Öğrenmek için değil tenkit için konuşanı imtihan etmek için gelenlerin bulunma ihtimali
    12. Haftada, ayda veya yılda bir defa (cenaze veya bayram dolayısıyla) gelenlerin bulunma ihtimali
    13. İbadette içten, samimi olmayan gösterişçi (riyakâr) insanların da olma ihtimali
    14. Hatta inanmadığı halde dıştan inanmış görünenlerin bile bulunma ihtimali
    15. Bilgili Müslümanlar kadar, bilgisiz (âdete göre, taklîdî iman sahibi) Müslümanların da bulunma ihtimali (hatta çoğunluktadır denebilir)
    16. Hadis-i şerifte de belirtildiği gibi cemaat içinde hasta, sağlam yorgun, çok yaşlı ve (işçi, memur ve öğrenci v.b. yolcu niteliğinde) acele işi olanlar olma ihtimali
    17. Muhtelif mezheplerden ve muhtelif milletlerden insanların olma ihtimali
    Kısacası cemaat içinde bu ve bunlara benzer daha nice farklı nitelikler taşıyan insanlar vardır ve bulunabilir. İşte bütün bu farklılıkları ve bu güçlükleri birinci planda dikkate almak ve ona göre görev yapmak Din Görevlisinin ilk ve temel görevi olmalıdır. Ayrıca bu kadar çok çeşitli özelliklere sahip bir cemaate hizmet verecek Din Görevlilerinin donanımlarının da ne kadar mükemmel olması gerektiği aşikârdır
    Bu özellikleri ise; A. Şahsî özellikler B. Meslekî özellikler C. Tutum ve davranışlar şeklinde sıralayabiliriz
    A. ŞAHSİ ÖZELLİKLER: Din Görevlileri şahsiyet, karakter ve ahlâken toplumun en iyi ve örnek insanı olmak zorundadırlar Bu Özellikler;
    1. İhlâs: Allah'ın rızası ihlâs ile kazanılır hele imam ve müezzinlik gibi ulvî bir görevde ihlâs çok daha önemlidir. Efendimizin; "Şüphesiz ki Allah sizin bedenlerinize ve suretlerinize bakmaz fakat kalplerinize bakar" (Müslim EI-Birr ve's-Sıla:33) hitabını düşünerek yaptığımız işi ancak onun rızası için yapmalıyı
    2. Güzel Ahlâk: İslâmiyet'in insanları güzel ahlâk sahibi yapmayı, kötü huylardan kurtarmayı hedeflediğini ve bu mesleğin de İmamı olan Sevgili Peygamberimizin "Güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildiğini" söylemesi bir Din Görevlisi için güzel ahlâkın ne kadar önemli olduğunu bize göstermektedir Hadis-i Şerifte: "Mü'minlerin en kâmil imana sahip olanı en güzel ahlâklı olanıdır" (Ebu Dâvûd Sünne: 14) buyrularak güzel ahlâkın önemi anlatılmaktadır
    3. Örnek Bir Hayat: Din Görevlisi sadece camide değil, hayatın tümünde Din Görevlisi olduğunu unutmamalı, insanlarla hayatın her safhasında, her aşamasında karşı karşıya bulunduğunun farkında olmalıdır. Şöyle ki; insanlar, onları hep gözlemekte ve örnek almaktadırlar Zira onlar, son hak dinin bir tebliğcisi ve mürşidi, insanları dünya ve ahirette saadete ulaştıracak ilahî hakikatlere çağıran bir davetçi ve peygamber mihrabında oturan onun bir temsilcisidir İnsanlar onlara bu nazarla bakmaktadırlar
    Durum böyle olunca insanları hakka hakikate çağırırken kendileri bu konulardan uzak duramazlar, durmamalıdırlar. Anlattıklarını önce kendileri uygulamalıdırlar. Zira Allah (cc) Kur'an'da; "İnsanlara iyiliği emredip de kendinizi unutur musunuz? Bir de Kitab'ı okuyorsunuz Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz?" (Bakara:44) "Ey İman edenler! Niçin yapmayacağınız şeyi söylersiniz? Yapmayacağınız şeyleri söylemek, Allah’ın en çok nefret ettiği şeylerdendir" (Saf: 2–3) buyurarak meselenin önemini bizlere haber vermektedir
    4. Kendine Güven: Kişinin kendine güven duygusu, temsil ettiği davanın gücüne ve üstünlüğüne kişinin davayı tanımasına ve hakkında yeterli bilgi sahibi olmasına ve davayı yaşamasına bağlıdır Bu sebeple çok okumalı, hem meslekî yönünü güçlendirmeli hem de dünyayı ve olayları takip ederek kendine güvenini artırmalıdır
    5. Şahsiyet ve Onur Sahibi Olmalıdır: Verimli ve etkili bir hizmet ortaya koyabilmesi için Din Görevlisinin olgun şahsiyetli, tutarlı ve vakar sahibi olması gerekir Bunun içinde hareketlerinde konuşmalarında taklitten, yapmacık ve hafif meşrep davranışlardan, tutarsızlıktan yalandan, kendisine töhmet getirebilecek işlerden ve yerlerden uzak durmalıdır Ayrıca prensipli, emin çevresine güven veren, güler yüzlü ve sempatik tavırlarıyla insanlara yaklaşan biri olmalıdır
    6. Güvenilir Olmak: Din Görevlisi Emîn, yani her yönüyle güvenilir olmak zorundadır. Çünkü söylenene güvenebilmek için söyleyenin güvenilir olması gerekir Bunun için peygamberlerde bulunması vacip olan sıfatlardan birisi de Emanet’tir Bu sebeple peygamberlerin temsilcisi olan Din Görevlileri kesinlikle güvenilir olmak zorundadır Üstelik Allah (c.c.) Kur’an'da "Onlar ki emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler" (Mü'minûn: 8) buyurarak konunun önemini ortaya koymuştur
    7. Kılık Kıyafet: İnsanın dış görünüşünün içini yansıttığı söylenir Bu çerçeveden bakınca sürekli toplumun önünde ve onlarla içice olan Din Görevlileri kılık kıyafetlerine, saçına-sakalına, bıyığına dikkat etmeli, dış görünüşü itibariyle temiz ve düzenli bir görünüm sergilemelidir Ona bakanların içini açan bir temizliğe, tertip ve düzene sahip bir Din Görevlisi daha etkili ve başarılı olacaktır
    B. MESLEKÎ ÖZELLİKLER: Muhakkak ki her mesleğin kendine has incelikleri vardır. Hele Din Görevliliği gibi ihmali çok ağır neticeler veren, ebedî hayatı etkileyen bir mesleğin de çok ciddî özellikleri ve incelikleri vardır Bu görevi icra eden Din Görevlilerinde de bazı özellikler bulunmalıdır Bunları şöyle sıralayabiliriz:
    1. Kur'an'a Vukûfıyet: Efendimiz (sav) "En hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğreteninizdir" (Buhari Fedâilü’l-Kur'an: 21) buyurarak Kur'an'la hem dem olmanın ne kadar önemli olduğunu bize bildirmiştir Aslî vazifesi Kur'an'la yoğrulmuş bir meslek olan Din Görevlisi mutlaka Kur'an'ı güzel ve düzgün okumalıdır Ayrıca Kur’an’ın muhtevasına ve mesajlarına aşina olmalıdır Üstelik bu bir Farz-ı Kifayedir Bunu da mutlaka ilk önce Din Görevlisi yapacaktır. Ayrıca Kur'an'ın tanıtılması ve öğretilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmamalıdır
    2. Bilgi Sahibi Olma: İlk emri "Oku" (Alak:1) olan bir dinin görevlisi mutlaka çok okuyan dinini en ince teferruatlarına kadar araştıran, inceleyen birisi olmak durumundadır Üstelik kendinden beklenen hizmeti sunabilmesi ve İslâm'ı doğru bir şekilde anlatabilmesi için mutlaka onu iyi bilmesi gerekir Bunun için de çok okumalı ve araştırmalıdır Her meslek erbabının işinde kullandığı bazı hammaddeler ve aletler vardır O kişi onlarla adeta bütünleşir Aynen bunun gibi Din Görevlisi de kitaplarla bu şekilde bütünleşmelidir
    Hele yaşadığımız bu günde teknolojinin de sunduğu imkânlarla insanlar her türlü bilgiye daha kolay ve daha hızlı ulaşabilmektedir Dolayısı ile insanlar hem daha çok soruya sahip olmakta, hem de konuları daha çok sorgulayabilmededir Böylesine hızlı bir atmosferin içinde muhakkak ki Din Görevlisi de çok okuyacak ve çok araştıracaktır
    3. Vazife Şuuru: Din Görevliliği, görevlerin en güzellerindendir Zira bu kişiler ilahî mesajları insanlara sunmakta ve insanların ebedi hayatı üzerinde etkili olmaktadırlar. Doktor mesleğini iyi yaparsa belki 50–60- seneye etki eder Avukat veya hâkim mesleğini iyi yaparsa belki 30–40 seneye etki eder Ama Din Görevlisi mesleğini iyi yaparsa, vazifesinin öneminin farkında olursa ebedî bir hayatı etkilemektedir. Bunun için Din Görevlisi bu işi sıradan bir meslek gibi görmemeli vazifesinin ve oturduğu makamın farkında olmalıdır Bu göreve, devletin en yüksek kademesinden, dağdaki çobana kadar toplumun her kesiminden herkes ihtiyaç duymaktadır Bu da vazifenin büyüklüğünün bir göstergesidir Din Görevlisi bu şuurda olmalı ve vazifesini bu duygular içinde icra etmelidir O zaman daha da verimli olabilir
    4. Sabır: Bu görev insan unsuru en ön planda olan görevlerden birisidir. Dolayısı ile insanlardaki çeşitlilik; sıkıntı ve problemleri de çeşitli kılmaktadır. Elbette her meslek gibi bu mesleğinde sıkıntıları ve güçlükleri vardır. Belki diğerlerinden daha da fazla olabilir Fakat ecri de ona göre fazla olacaktır Zira bu meslek peygamber mesleğidir Bu sebeple usanmadan, bıkmadan, yılmadan sabırla insanlara İslâm'ı anlatmak, Allah'ın kelâmını öğretmek ve onlarla ilgilenmeye devam etmek gerekmektedir Sabır elbette zordur. Fakat unutulmamalıdır ki Allah (c.c.) Kur'an'da; "Muhakkak Allah sabredenlerle beraberdir" (Bakara: 153) buyurarak sabrın önemini bize haber vermiştir
    C. TUTUM VE DAVRANIŞLAR: Yukarda saydığımız maddeler muhakkak ki daha da çoğaltılabilir. Zira görev o kadar kapsamlı ve özeldir ki gerekli vasıfların da çoğaltılması mümkündür. Biz bunlara ilave olarak Din Görevlisinin takınması gereken tutum ve davranışlara da bazı örnekler vermek istiyoruz
    1. Hoşgörü: İnsanlara hoşgörü ile yaklaşmak kalpleri feth etme açısından çok önemlidir. Kur'an'da bu konu ile alakalı şöyle buyrulmaktadır: "Allah'tan rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet, bağışlanmaları için dua et" (Al-i İmran:159) Görüldüğü gibi insanlara yumuşak ve hoşgörülü davranmak Din Görevlileri için çok önemlidir
    2.Güleryüz ve Tatlı dil: Halka hizmet sunan insanın herkese karşı güleryüzlü ve tatlı dilli, açık kalpli ve sempatik olması insanların ona yaklaşmasına vesile olur. Kibir, gurur kendini beğenme asık surat bir Din Görevlisinde bulunmaması gereken vasıflardır Kaldı ki Efendimizin "Sakın maruftan hiçbir şeyi hakir görme, velev din kardeşini güler yüzle karşılaman olsun" ( Müslim El-Birr Ve's-Sıla: 144) buyurması güleryüz göstermenin dinimizin bir emri olduğunu bize göstermektedir
    Bunlardan başka maddeler halinde şu özellikleri de sayabiliriz:
    3. Büyüklere saygı, küçüklere sevgi:
    4. Cemaatle şahsi ilişkiler için de bulunma
    5. Derneklerle iyi ilişkiler içinde bulunma
    6. Hizmet sunacağı kitleyi tanıma ve problemleri ile ilgilenme
    7. Politikaya ve grup çekişmelerine girmeme
    8. Halkın acı ve tatlı günlerinde yanlarında bulunma
    9. Hapishane, Hastahane, Çocuk Islahevleri ve Huzurevleri gibi yerleri ziyaret
    10. Hitaplarda ses, ahenk gibi prensiplere dikkat etme ve sükûnetle konuşma, jest ve mimiklere dikkat etme
    11. En önemlisi ise görevine tam sadakat
    Bunlardan başka daha belki pek çok özellik Din Görevlisinde bulunması gereken özelliklerdir. İdeal bir Din Görevlisi hem insanlar içinde muteber bir yere ve konuma sahip olmak ve bu sayede İslâm’ın layık olduğu değeri görmesi adına üzerine düşen görevi yerine getirmek hem de Allah’ın rızasını kazanıp ebedî saadeti elde etmek için sorumluluğunun farkında olmalı ve bu sorumluluğu yerine getirmekte kendisine yardımcı olacak bu ve benzeri özellikleri kazanma adına gayret içinde olmalıdır


    FAYDALANILAN KAYNAKLAR:

    AŞIKOĞLU Nevzat Yaşar Almanya’da Temel Eğitimdeki Türk Çocuklarının Din Eğitimi, TDV Yayınları Ankara 1993
    BUYRUKÇU Ramazan, Din Görevlisinin Mesleğini Temsil Gücü, TDV Yayınları Ankara 1995
    CANAN İbrahim, Hadis Ansiklopedisi Kütüb- i Sitte Tercüme ve Şerhi Akçağ Yayınları, Ankara 1988
    CEBECİ Suat, Din Eğitimi Bilimi ve Türkiye’de Din Eğitimi Akçağ Yayınları Ankara 1996
    Diyanet İşleri Başkanlığı APK Dairesi, Kuruluşundan Günümüze Diyanet İşleri Başkanlığı (1924–1997) Ankara 1999
    EV Halit, Almanya’da Çocuklara Yönelik Kur'an Ve Dini Bilgiler Kursları Tibyan Yayınları İzmir 2003
    KAYADİBİ Fahri Yaygın Din Eğitiminde Cami ve Görevlileri DİB yayınları Ankara 2000
    KÖYLÜ Mustafa, Din Görevlilerinin Mesleki Problemleri (Amasya ve Çorum Alevi-Bektaşi Köyleri Üzerine Bir Araştırma), Samsun, 1998
    KUR’AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ, Türkiye Diyanet Vakfı, Ankara, 2002
    TOSUN Cemal Din ve Kimlik TDV Yayınları Ankara, 1993
    TÜRK DİL KURUMU SÖZLÜĞÜ Ankara
    YILDIRIM Suat, Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali Feza Gazetecilik, İstanbul, 1998


  4. 21.Mayıs.2010, 23:50
    2



    bu konuyu bizimle paylaştığın için Allah razı olsun kardeşim..bu konuya birazda ben katkıda bulunayım
    İDEAL BİR DİN GÖREVLİSİ NASIL OLMALIDIR?

    Bilal Ünsal

    Din Görevlisi deyince akla, genellikle ilkönce cami hizmeti veren İmam ve Müezzinler gelmektedir. Bununla birlikte Müftü, Vaiz ve diğer Diyanet İşleri Başkanlığı mensupları da Din Görevlisi olarak zikredilir. Fakat toplumla, bu konuda her gün beş defa buluşmaları bakımından ve çerçeveyi biraz daha küçük tutma adına Din Görevlisi olarak burada İmam ve Müezzinleri ele alacağız. İdeal bir Din Görevlisini tarif etmeden önce de bu kavramların tarifini yapmak uygun olacaktır. Buna göre;
    İmam: Lügatte, önder, reis, numune, işaret, misal ve rehber manalarına gelmektedir. Istılahta ise; birçok manaya gelen imam kavramına; devlet reisi, ilimde otorite olmuş kişi, camide cemaate namaz kıldıran zât ve en önemlisi ise İmamet-i Kübra’yı şahsında birleştiren Hz. Muhammed (sav) den bize tevarüs eden makam olarak birkaç tarif sayabiliriz.
    Müezzin ise lügatte; bildirmek, duyurmak, çağrıda bulunmak, ilan etmek manalarına gelir. Istılahta ise Ezan okuyan, namaz vakitlerini bildiren kişiye verilen isimdir
    Kur'an-ı Kerim’de yüce Allah (cc) bu iki kavramdan da bahsetmektedir. Özellikle İmam kavramı, yedi yerde tekil beş yerde de çoğul olarak geçmekte ve bu makam peygamberlere atfedilmekte onlarla birlikte zikredilmektedir. Meselâ; Bakara suresi 124. ayette İbrahim (as)'ın imam tayin edildiğini Allah (cc) şöyle haber vermektedir:
    "Hani bir zamanlar İbrahim'i Rabbi bir takım kelimelerle imtihan etmek istemiş, o da onları tamamen yerine getirmişti. Ben seni insanlara imam yapacağım!" buyurdu. İbrahim "Zürriyetimden de " dedi. Allah (cc), "Senin zürriyetinden olan zalimler, imametime nail olamazlar buyurdu"
    Enbiya Suresi 173 de ise "Onları emirlerimize yol gösteren imamlar yaptık" derken önceki ayetlerde Hz. İbrahim, Hz. İshak ve Hz. Yakup (a.s.)’dan bahsedilmektedir. Görüldüğü gibi İmam kelimesi peygamberlere yüklenmiş bir vazife olarak dikkatimizi çekmektedir
    Müezzin kavramına da Kur'an'da çeşitli kalıplarda rastlamaktayız (Meselâ Araf.44, Yusuf: 70, Bakara 279) Bildiğimiz manada müezzin kavramını anlatan, ilan etmek, duyurmak manalarında ise Hac Suresi 27. ayette "İnsanlara haccı ilan et" buyurarak yine Hz. İbrahim'in şahsında müezzinlik makamını bize tanıtmıştır
    Hadis-i Şerifler'de ise müezzinliğin fazileti ile alakalı olarak şöyle buyrulmaktadır "Müezzinin sesinin yetiştiği yere kadar ins, cin (hatta) hiç, bir şey yoktur ki (ezanı) duymuş olsun da kıyamet gününde müezzin için (hüsn-ü) şahadette bulunmasın" (Buhari Ezan 4)
    Müezzinlerin faziletini ifade eden başka hadis-i şerifler de vardır: "Müezzinler kıyamet gününde insanların en uzun boyluları (herkesin görebileceği kimseler) olacaklardır" (Müslim Salât 14)
    "İnsanlar ezan okumadaki ve ilk saftaki (fazileti) bilseler, sonra da kur'a çekmekten başka çare bulamasalar (bu fazileti elde etmek için) kur'a atarlardı" (Buhari Ezan 9)
    Gerek bu tanımlardan, gerekse ayet ve hadislerin bu konuya verdiği öneme baktığımızda meselenin ehemmiyeti ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki vazife dînî bir vazifedir Yani insanlara inanç ve ibadet konularında rehberlik etme vazifesidir Dolayısı ile ebedî bir hayatı etkileyen ve şekillendiren davranışların kazanılmasını veya kaybedilmesini sağlamak bu vazife ile mümkündür Özellikle yaşadığımız bu asırda insanların çoğunun bu konuları okumadığını, bununla birlikte pek çoğunun belli bir dînî düşünceye ve inanca sahip olduğunu, karşılaştığı problem ve ihtiyaçlar için ise Din Görevlilerine müracaat ettiğini düşünürsek meselenin ehemmiyetinin büyüklüğü bir kez daha karşımıza çıkmaktadır
    İstatistiklere göre halkın %39,5 i en azından haftada bir Cuma namazına gitmektedir. Nüfusun yarısını (yaklaşık % 50) kadınların oluşturduğunu (kadınlar ülkemizde Cuma namazına camiye gitmezler), geriye kalan % 10 luk kısmın çoğunu da öğrencilerin ve çocukların oluşturduğunu düşündüğümüzde Din Görevlilerinin vazife esnasında ne kadar büyük bir kitleye hitap ettikleri ortaya çıkmakta ve vazifenin büyüklüğü kendini göstermektedir
    Elbette bu kadar önemli bir vazifeyi deruhte edecek insanların taşıması gereken yine o kadar önemli vasıflar vardır Öncelikle Peygamber Efendimizin mihrabında oturan, onun cübbesini giyen ve onun makamının ismini omuzlarında taşıyan Din Görevlileri bu makama layık olmak zorundadırlar Yaptıkları işin Peygamber mesleği olduğunun bilincinde olmalı ve gelebilecek müsbet ve menfi değerlendirmelerin, Efendimizin ruhâniyetini o yönde etkileyeceğinin şuurunda olmalıdırlar
    Doğru ilacı yazabilmek için önce hastalığın doğru teşhis edilmesi gerekir. Bu cümleden, önce muhatabın yani cemaatin özelliklerinin ortaya konulmasının gereğine inanıyorum Muhatabın özelliklerini bilirsek takınılması gereken doğru tavırları ve kazanılması gereken doğru özellikleri daha kolay tesbit ederiz Bir Din Görevlisinin her an göz önünde bulundurması gereken Cami Cemaatinin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
    1. Yaş ve tahsil farklılığı
    2. Zenginlik ve fakirlik farkı
    3. İşçi, memur-amir gibi statü farkları
    4. Akıl ve zekâ farklılığı
    5. Anlayış, kavrayış ve yorumlama farklılığı
    6. İlgi ve dikkat farklılığı
    7. İsteksiz ve istekli dinleme olayı
    8. Yorgun ve dinç olanlar farkı
    9. Zihni boş, zihni dolu (meşgul) ve dalgın olanlar farkı
    10. Huzursuz ve huysuz insanlar olma ihtimali
    11. Öğrenmek için değil tenkit için konuşanı imtihan etmek için gelenlerin bulunma ihtimali
    12. Haftada, ayda veya yılda bir defa (cenaze veya bayram dolayısıyla) gelenlerin bulunma ihtimali
    13. İbadette içten, samimi olmayan gösterişçi (riyakâr) insanların da olma ihtimali
    14. Hatta inanmadığı halde dıştan inanmış görünenlerin bile bulunma ihtimali
    15. Bilgili Müslümanlar kadar, bilgisiz (âdete göre, taklîdî iman sahibi) Müslümanların da bulunma ihtimali (hatta çoğunluktadır denebilir)
    16. Hadis-i şerifte de belirtildiği gibi cemaat içinde hasta, sağlam yorgun, çok yaşlı ve (işçi, memur ve öğrenci v.b. yolcu niteliğinde) acele işi olanlar olma ihtimali
    17. Muhtelif mezheplerden ve muhtelif milletlerden insanların olma ihtimali
    Kısacası cemaat içinde bu ve bunlara benzer daha nice farklı nitelikler taşıyan insanlar vardır ve bulunabilir. İşte bütün bu farklılıkları ve bu güçlükleri birinci planda dikkate almak ve ona göre görev yapmak Din Görevlisinin ilk ve temel görevi olmalıdır. Ayrıca bu kadar çok çeşitli özelliklere sahip bir cemaate hizmet verecek Din Görevlilerinin donanımlarının da ne kadar mükemmel olması gerektiği aşikârdır
    Bu özellikleri ise; A. Şahsî özellikler B. Meslekî özellikler C. Tutum ve davranışlar şeklinde sıralayabiliriz
    A. ŞAHSİ ÖZELLİKLER: Din Görevlileri şahsiyet, karakter ve ahlâken toplumun en iyi ve örnek insanı olmak zorundadırlar Bu Özellikler;
    1. İhlâs: Allah'ın rızası ihlâs ile kazanılır hele imam ve müezzinlik gibi ulvî bir görevde ihlâs çok daha önemlidir. Efendimizin; "Şüphesiz ki Allah sizin bedenlerinize ve suretlerinize bakmaz fakat kalplerinize bakar" (Müslim EI-Birr ve's-Sıla:33) hitabını düşünerek yaptığımız işi ancak onun rızası için yapmalıyı
    2. Güzel Ahlâk: İslâmiyet'in insanları güzel ahlâk sahibi yapmayı, kötü huylardan kurtarmayı hedeflediğini ve bu mesleğin de İmamı olan Sevgili Peygamberimizin "Güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildiğini" söylemesi bir Din Görevlisi için güzel ahlâkın ne kadar önemli olduğunu bize göstermektedir Hadis-i Şerifte: "Mü'minlerin en kâmil imana sahip olanı en güzel ahlâklı olanıdır" (Ebu Dâvûd Sünne: 14) buyrularak güzel ahlâkın önemi anlatılmaktadır
    3. Örnek Bir Hayat: Din Görevlisi sadece camide değil, hayatın tümünde Din Görevlisi olduğunu unutmamalı, insanlarla hayatın her safhasında, her aşamasında karşı karşıya bulunduğunun farkında olmalıdır. Şöyle ki; insanlar, onları hep gözlemekte ve örnek almaktadırlar Zira onlar, son hak dinin bir tebliğcisi ve mürşidi, insanları dünya ve ahirette saadete ulaştıracak ilahî hakikatlere çağıran bir davetçi ve peygamber mihrabında oturan onun bir temsilcisidir İnsanlar onlara bu nazarla bakmaktadırlar
    Durum böyle olunca insanları hakka hakikate çağırırken kendileri bu konulardan uzak duramazlar, durmamalıdırlar. Anlattıklarını önce kendileri uygulamalıdırlar. Zira Allah (cc) Kur'an'da; "İnsanlara iyiliği emredip de kendinizi unutur musunuz? Bir de Kitab'ı okuyorsunuz Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz?" (Bakara:44) "Ey İman edenler! Niçin yapmayacağınız şeyi söylersiniz? Yapmayacağınız şeyleri söylemek, Allah’ın en çok nefret ettiği şeylerdendir" (Saf: 2–3) buyurarak meselenin önemini bizlere haber vermektedir
    4. Kendine Güven: Kişinin kendine güven duygusu, temsil ettiği davanın gücüne ve üstünlüğüne kişinin davayı tanımasına ve hakkında yeterli bilgi sahibi olmasına ve davayı yaşamasına bağlıdır Bu sebeple çok okumalı, hem meslekî yönünü güçlendirmeli hem de dünyayı ve olayları takip ederek kendine güvenini artırmalıdır
    5. Şahsiyet ve Onur Sahibi Olmalıdır: Verimli ve etkili bir hizmet ortaya koyabilmesi için Din Görevlisinin olgun şahsiyetli, tutarlı ve vakar sahibi olması gerekir Bunun içinde hareketlerinde konuşmalarında taklitten, yapmacık ve hafif meşrep davranışlardan, tutarsızlıktan yalandan, kendisine töhmet getirebilecek işlerden ve yerlerden uzak durmalıdır Ayrıca prensipli, emin çevresine güven veren, güler yüzlü ve sempatik tavırlarıyla insanlara yaklaşan biri olmalıdır
    6. Güvenilir Olmak: Din Görevlisi Emîn, yani her yönüyle güvenilir olmak zorundadır. Çünkü söylenene güvenebilmek için söyleyenin güvenilir olması gerekir Bunun için peygamberlerde bulunması vacip olan sıfatlardan birisi de Emanet’tir Bu sebeple peygamberlerin temsilcisi olan Din Görevlileri kesinlikle güvenilir olmak zorundadır Üstelik Allah (c.c.) Kur’an'da "Onlar ki emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler" (Mü'minûn: 8) buyurarak konunun önemini ortaya koymuştur
    7. Kılık Kıyafet: İnsanın dış görünüşünün içini yansıttığı söylenir Bu çerçeveden bakınca sürekli toplumun önünde ve onlarla içice olan Din Görevlileri kılık kıyafetlerine, saçına-sakalına, bıyığına dikkat etmeli, dış görünüşü itibariyle temiz ve düzenli bir görünüm sergilemelidir Ona bakanların içini açan bir temizliğe, tertip ve düzene sahip bir Din Görevlisi daha etkili ve başarılı olacaktır
    B. MESLEKÎ ÖZELLİKLER: Muhakkak ki her mesleğin kendine has incelikleri vardır. Hele Din Görevliliği gibi ihmali çok ağır neticeler veren, ebedî hayatı etkileyen bir mesleğin de çok ciddî özellikleri ve incelikleri vardır Bu görevi icra eden Din Görevlilerinde de bazı özellikler bulunmalıdır Bunları şöyle sıralayabiliriz:
    1. Kur'an'a Vukûfıyet: Efendimiz (sav) "En hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğreteninizdir" (Buhari Fedâilü’l-Kur'an: 21) buyurarak Kur'an'la hem dem olmanın ne kadar önemli olduğunu bize bildirmiştir Aslî vazifesi Kur'an'la yoğrulmuş bir meslek olan Din Görevlisi mutlaka Kur'an'ı güzel ve düzgün okumalıdır Ayrıca Kur’an’ın muhtevasına ve mesajlarına aşina olmalıdır Üstelik bu bir Farz-ı Kifayedir Bunu da mutlaka ilk önce Din Görevlisi yapacaktır. Ayrıca Kur'an'ın tanıtılması ve öğretilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmamalıdır
    2. Bilgi Sahibi Olma: İlk emri "Oku" (Alak:1) olan bir dinin görevlisi mutlaka çok okuyan dinini en ince teferruatlarına kadar araştıran, inceleyen birisi olmak durumundadır Üstelik kendinden beklenen hizmeti sunabilmesi ve İslâm'ı doğru bir şekilde anlatabilmesi için mutlaka onu iyi bilmesi gerekir Bunun için de çok okumalı ve araştırmalıdır Her meslek erbabının işinde kullandığı bazı hammaddeler ve aletler vardır O kişi onlarla adeta bütünleşir Aynen bunun gibi Din Görevlisi de kitaplarla bu şekilde bütünleşmelidir
    Hele yaşadığımız bu günde teknolojinin de sunduğu imkânlarla insanlar her türlü bilgiye daha kolay ve daha hızlı ulaşabilmektedir Dolayısı ile insanlar hem daha çok soruya sahip olmakta, hem de konuları daha çok sorgulayabilmededir Böylesine hızlı bir atmosferin içinde muhakkak ki Din Görevlisi de çok okuyacak ve çok araştıracaktır
    3. Vazife Şuuru: Din Görevliliği, görevlerin en güzellerindendir Zira bu kişiler ilahî mesajları insanlara sunmakta ve insanların ebedi hayatı üzerinde etkili olmaktadırlar. Doktor mesleğini iyi yaparsa belki 50–60- seneye etki eder Avukat veya hâkim mesleğini iyi yaparsa belki 30–40 seneye etki eder Ama Din Görevlisi mesleğini iyi yaparsa, vazifesinin öneminin farkında olursa ebedî bir hayatı etkilemektedir. Bunun için Din Görevlisi bu işi sıradan bir meslek gibi görmemeli vazifesinin ve oturduğu makamın farkında olmalıdır Bu göreve, devletin en yüksek kademesinden, dağdaki çobana kadar toplumun her kesiminden herkes ihtiyaç duymaktadır Bu da vazifenin büyüklüğünün bir göstergesidir Din Görevlisi bu şuurda olmalı ve vazifesini bu duygular içinde icra etmelidir O zaman daha da verimli olabilir
    4. Sabır: Bu görev insan unsuru en ön planda olan görevlerden birisidir. Dolayısı ile insanlardaki çeşitlilik; sıkıntı ve problemleri de çeşitli kılmaktadır. Elbette her meslek gibi bu mesleğinde sıkıntıları ve güçlükleri vardır. Belki diğerlerinden daha da fazla olabilir Fakat ecri de ona göre fazla olacaktır Zira bu meslek peygamber mesleğidir Bu sebeple usanmadan, bıkmadan, yılmadan sabırla insanlara İslâm'ı anlatmak, Allah'ın kelâmını öğretmek ve onlarla ilgilenmeye devam etmek gerekmektedir Sabır elbette zordur. Fakat unutulmamalıdır ki Allah (c.c.) Kur'an'da; "Muhakkak Allah sabredenlerle beraberdir" (Bakara: 153) buyurarak sabrın önemini bize haber vermiştir
    C. TUTUM VE DAVRANIŞLAR: Yukarda saydığımız maddeler muhakkak ki daha da çoğaltılabilir. Zira görev o kadar kapsamlı ve özeldir ki gerekli vasıfların da çoğaltılması mümkündür. Biz bunlara ilave olarak Din Görevlisinin takınması gereken tutum ve davranışlara da bazı örnekler vermek istiyoruz
    1. Hoşgörü: İnsanlara hoşgörü ile yaklaşmak kalpleri feth etme açısından çok önemlidir. Kur'an'da bu konu ile alakalı şöyle buyrulmaktadır: "Allah'tan rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet, bağışlanmaları için dua et" (Al-i İmran:159) Görüldüğü gibi insanlara yumuşak ve hoşgörülü davranmak Din Görevlileri için çok önemlidir
    2.Güleryüz ve Tatlı dil: Halka hizmet sunan insanın herkese karşı güleryüzlü ve tatlı dilli, açık kalpli ve sempatik olması insanların ona yaklaşmasına vesile olur. Kibir, gurur kendini beğenme asık surat bir Din Görevlisinde bulunmaması gereken vasıflardır Kaldı ki Efendimizin "Sakın maruftan hiçbir şeyi hakir görme, velev din kardeşini güler yüzle karşılaman olsun" ( Müslim El-Birr Ve's-Sıla: 144) buyurması güleryüz göstermenin dinimizin bir emri olduğunu bize göstermektedir
    Bunlardan başka maddeler halinde şu özellikleri de sayabiliriz:
    3. Büyüklere saygı, küçüklere sevgi:
    4. Cemaatle şahsi ilişkiler için de bulunma
    5. Derneklerle iyi ilişkiler içinde bulunma
    6. Hizmet sunacağı kitleyi tanıma ve problemleri ile ilgilenme
    7. Politikaya ve grup çekişmelerine girmeme
    8. Halkın acı ve tatlı günlerinde yanlarında bulunma
    9. Hapishane, Hastahane, Çocuk Islahevleri ve Huzurevleri gibi yerleri ziyaret
    10. Hitaplarda ses, ahenk gibi prensiplere dikkat etme ve sükûnetle konuşma, jest ve mimiklere dikkat etme
    11. En önemlisi ise görevine tam sadakat
    Bunlardan başka daha belki pek çok özellik Din Görevlisinde bulunması gereken özelliklerdir. İdeal bir Din Görevlisi hem insanlar içinde muteber bir yere ve konuma sahip olmak ve bu sayede İslâm’ın layık olduğu değeri görmesi adına üzerine düşen görevi yerine getirmek hem de Allah’ın rızasını kazanıp ebedî saadeti elde etmek için sorumluluğunun farkında olmalı ve bu sorumluluğu yerine getirmekte kendisine yardımcı olacak bu ve benzeri özellikleri kazanma adına gayret içinde olmalıdır


    FAYDALANILAN KAYNAKLAR:

    AŞIKOĞLU Nevzat Yaşar Almanya’da Temel Eğitimdeki Türk Çocuklarının Din Eğitimi, TDV Yayınları Ankara 1993
    BUYRUKÇU Ramazan, Din Görevlisinin Mesleğini Temsil Gücü, TDV Yayınları Ankara 1995
    CANAN İbrahim, Hadis Ansiklopedisi Kütüb- i Sitte Tercüme ve Şerhi Akçağ Yayınları, Ankara 1988
    CEBECİ Suat, Din Eğitimi Bilimi ve Türkiye’de Din Eğitimi Akçağ Yayınları Ankara 1996
    Diyanet İşleri Başkanlığı APK Dairesi, Kuruluşundan Günümüze Diyanet İşleri Başkanlığı (1924–1997) Ankara 1999
    EV Halit, Almanya’da Çocuklara Yönelik Kur'an Ve Dini Bilgiler Kursları Tibyan Yayınları İzmir 2003
    KAYADİBİ Fahri Yaygın Din Eğitiminde Cami ve Görevlileri DİB yayınları Ankara 2000
    KÖYLÜ Mustafa, Din Görevlilerinin Mesleki Problemleri (Amasya ve Çorum Alevi-Bektaşi Köyleri Üzerine Bir Araştırma), Samsun, 1998
    KUR’AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ, Türkiye Diyanet Vakfı, Ankara, 2002
    TOSUN Cemal Din ve Kimlik TDV Yayınları Ankara, 1993
    TÜRK DİL KURUMU SÖZLÜĞÜ Ankara
    YILDIRIM Suat, Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali Feza Gazetecilik, İstanbul, 1998





+ Yorum Gönder