Konusunu Oylayın.: Emanetle ilgili hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Emanetle ilgili hadisler
  1. 13.Mayıs.2010, 21:13
    1
    Misafir

    Emanetle ilgili hadisler

  2. 09.Kasım.2013, 15:25
    2
    Ebu Ducane
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2008
    Üye No: 8931
    Mesaj Sayısı: 823
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9

    Cevap: emanetle ilgili hadisler




    HADİSLERDE EMANET
    Hadislerde; yapılan vaadlerin, özel meclislerde konuşulan sözlerin, verilen sırların, evlenilen kadınların ve âile mahremiyetinin birer emânet olduğu belirtilir. Emânete hıyânet eden kişiye hıyânetle karşılık vermek yasaklanmıştır (Ebû Dâvud, Büyû’ 79; Tirmizî, Büyû’ 38).

    “Size bir şey bırakıyorum ki, ona sarıldığınız müddetçe sapıklığa düşmezsiniz. O, Allah’ın Kitabı’dır.” (Müslim, Hacc 147, hadis no: 1218; İbn Mâce, Menâsik 84, hadis no: 3074; Buhârî, (Tecrid, 1654); S. İbn Hişam, 4/251). Bir başka rivâyette ise ümmetine Allah’ın ipi Kur’an ile Ehl-i Beytini (Ev halkını) emânet olarak bıraktığını bildiriyor (Müslim, Fezâilu’s-Sahâbe 36, Hadis no: 2408; Ahmed bin Hanbel, 5/181).

    "Emânet kaybedildiği zaman yani -işler ehli olmayanlara verildiği zaman- kıyâmeti bekle" (Buhârı, İlim 2)

    "Emânet sahibi olmayan kişinin gerçek imânı yoktur" (Ahmed bin Hanbel, Müsned, III, 135).

    Peygamberimiz, vergi memurluğu görevi isteyen Ebû Zerr el-Gıfârî’ye şöyle demiştir: “Sen güçsüzsün; bu iş emânettir; emânet, üstesinden gelemeyen kimse için kıyâmet gününde zillet ve perişanlık doğurur.” (Müslim, İmâre 16)

    "Münâfığın alâmeti üçtür. Söz söylerken yalan söyler. Vaad ettiği, söz verdiği zaman sözünde durmaz. Kendisine bir şey emânet edildiği zaman hiyânet eder." (Buhârî, İman 24, Şehâdât 28; Müslim, İman 107, 108, Hadis no: 59; Ebû Dâvud, Sünne, hadis no: 4688; Tirmizî, İman 14; Tecrid-i Sarih, 1, no: 31)

    "Dört şey kimde bulunursa hâlis münâfık olur. Kimde bunlardan bir kısmı bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendisinde münâfıklıktan bir haslet kalmış olur. Bunlar: Kendisine bir şey emânet edildiği zaman hiyânet etmek, söz söylerken yalan söylemek, ahdettiğinde, söz verdiğinde sözünü tutmamak, husumet zamanında da haktan ayrılmaktır." (S. Buhârî, Tecrid-i Sarih, 1, no: 32)

    "Aziz ve celil olan Allah, bir insan helak etmek istedi mi, ondan önce hayayı çeker alır. Hayası bir kere gitti mi sen ona artık herkesin nefretini kazanmış bir kimse olarak rastlarsın. Herkesin nefretini kazanmış olarak rastladığın kimseden emânet çekilip alınır (artık o, güvenilmeyen, kuşkulu kişidir). Kişiden emânet (güven) çekilip alınınca ona artık hep hain ve herkesçe hain bilinen biri olarak rastlarsın. Ona hep hain ve hıyanetle bilinen biri olarak rastladın mı, sıra ondan merhametin çekip çıkarılmasına gelmiştir. Ondan rahmetin çıkarıldığı vakit artık ona (Allah'ın rahmetinden) kovulmuş, lânetlenmiş olarak rastlarsın. Ona sen kovulmuş, lânetlenmiş olarak rastlayınca ondan İslâmiyet bağı çözülüp atılır." (İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları, 17/550).

    “Allah’ım, açlıktan Sana sığınırım. Çünkü o, en kötü yatak arkadaşıdır. Hıyânetten de Sana sığınırım. Çünkü o, çok kötü iç duygusudur.” (İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları, 7/110-111)



  3. 09.Kasım.2013, 15:25
    2
    Devamlı Üye



    HADİSLERDE EMANET
    Hadislerde; yapılan vaadlerin, özel meclislerde konuşulan sözlerin, verilen sırların, evlenilen kadınların ve âile mahremiyetinin birer emânet olduğu belirtilir. Emânete hıyânet eden kişiye hıyânetle karşılık vermek yasaklanmıştır (Ebû Dâvud, Büyû’ 79; Tirmizî, Büyû’ 38).

    “Size bir şey bırakıyorum ki, ona sarıldığınız müddetçe sapıklığa düşmezsiniz. O, Allah’ın Kitabı’dır.” (Müslim, Hacc 147, hadis no: 1218; İbn Mâce, Menâsik 84, hadis no: 3074; Buhârî, (Tecrid, 1654); S. İbn Hişam, 4/251). Bir başka rivâyette ise ümmetine Allah’ın ipi Kur’an ile Ehl-i Beytini (Ev halkını) emânet olarak bıraktığını bildiriyor (Müslim, Fezâilu’s-Sahâbe 36, Hadis no: 2408; Ahmed bin Hanbel, 5/181).

    "Emânet kaybedildiği zaman yani -işler ehli olmayanlara verildiği zaman- kıyâmeti bekle" (Buhârı, İlim 2)

    "Emânet sahibi olmayan kişinin gerçek imânı yoktur" (Ahmed bin Hanbel, Müsned, III, 135).

    Peygamberimiz, vergi memurluğu görevi isteyen Ebû Zerr el-Gıfârî’ye şöyle demiştir: “Sen güçsüzsün; bu iş emânettir; emânet, üstesinden gelemeyen kimse için kıyâmet gününde zillet ve perişanlık doğurur.” (Müslim, İmâre 16)

    "Münâfığın alâmeti üçtür. Söz söylerken yalan söyler. Vaad ettiği, söz verdiği zaman sözünde durmaz. Kendisine bir şey emânet edildiği zaman hiyânet eder." (Buhârî, İman 24, Şehâdât 28; Müslim, İman 107, 108, Hadis no: 59; Ebû Dâvud, Sünne, hadis no: 4688; Tirmizî, İman 14; Tecrid-i Sarih, 1, no: 31)

    "Dört şey kimde bulunursa hâlis münâfık olur. Kimde bunlardan bir kısmı bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendisinde münâfıklıktan bir haslet kalmış olur. Bunlar: Kendisine bir şey emânet edildiği zaman hiyânet etmek, söz söylerken yalan söylemek, ahdettiğinde, söz verdiğinde sözünü tutmamak, husumet zamanında da haktan ayrılmaktır." (S. Buhârî, Tecrid-i Sarih, 1, no: 32)

    "Aziz ve celil olan Allah, bir insan helak etmek istedi mi, ondan önce hayayı çeker alır. Hayası bir kere gitti mi sen ona artık herkesin nefretini kazanmış bir kimse olarak rastlarsın. Herkesin nefretini kazanmış olarak rastladığın kimseden emânet çekilip alınır (artık o, güvenilmeyen, kuşkulu kişidir). Kişiden emânet (güven) çekilip alınınca ona artık hep hain ve herkesçe hain bilinen biri olarak rastlarsın. Ona hep hain ve hıyanetle bilinen biri olarak rastladın mı, sıra ondan merhametin çekip çıkarılmasına gelmiştir. Ondan rahmetin çıkarıldığı vakit artık ona (Allah'ın rahmetinden) kovulmuş, lânetlenmiş olarak rastlarsın. Ona sen kovulmuş, lânetlenmiş olarak rastlayınca ondan İslâmiyet bağı çözülüp atılır." (İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları, 17/550).

    “Allah’ım, açlıktan Sana sığınırım. Çünkü o, en kötü yatak arkadaşıdır. Hıyânetten de Sana sığınırım. Çünkü o, çok kötü iç duygusudur.” (İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları, 7/110-111)






+ Yorum Gönder