Konusunu Oylayın.: Bedir savaşında müslümanların eline düşen esirlere müslümanlar ne yaptılar?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Bedir savaşında müslümanların eline düşen esirlere müslümanlar ne yaptılar?
  1. 09.Mayıs.2010, 14:38
    1
    Misafir

    Bedir savaşında müslümanların eline düşen esirlere müslümanlar ne yaptılar?






    Bedir savaşında müslümanların eline düşen esirlere müslümanlar ne yaptılar? Mumsema bedir savaşında müslümanların eline düşen esirlere müslümanlar ne yaptılar?


  2. 10.Mayıs.2010, 00:18
    2
    Arsoy
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Şubat.2007
    Üye No: 49
    Mesaj Sayısı: 356
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 8
    Bulunduğu yer: ...................

    --->: Bedir savaşında müslümanların eline düşen esirlere müslümanlar ne yaptılar?




    Efendimiz'in Bedir Esirlerine Muamelesi
    Ali Demirel
    Allah Rasûlü (sas) bu şekilde her geçen gün sevgi halkasını genişletirken Mekkeli müşrikler en ağır silahlarını donanarak bu sevgi atmosferini dağıtmak için Bedir önlerine geliyorlardı.
    Efendimiz (sas), kendisini ve Müslümanları susturmaya gelen bu insanlara karşı elbette kendisini savunacaktı. Ve O da öyle yapmıştı. Yaklaşık üç yüz kişilik bir orduyla müşriklerin bin kişilik hem sayıca hem de silahça üstün ordusunu hezimete uğratmıştı. Sulh Peygamberi, Bedr'in sonunda onlara bir cemilede bulunmuş, onların kırılan gururlarını, rencide edilen onurlarını tamir etmek istemişti.
    Bu amaçla bütün esirler, zincirler içinde huzuruna getirildiğinde o güne kadar Müslümanlara bin bir türlü kötülük ve zulüm yapmış bu insanların hepsi kılıçtan geçirilebilirdi. Oysaki Efendimiz (sas), o derin şefkatiyle bunları affetmeyi yeğlemiş ve "Bunları bağışlayalım."demiştir. O gün bir kısım esirler de okuma-yazma bilmeyen on Medineliye okuma-yazma öğretip salıverileceklerdi. Allah Rasûlü'nün (sas) bu davranışı da neticesiz kalmayacaktı. Zira Medine'de okuma-yazma öğretmek için kalan bu insanlar, İslâmiyet'i yakından görüp inceleme fırsatını bulacaklardı ve Mekke'ye döndüklerinde de hepsi, Allah Rasûlü (sas) adına, kendi hanelerini fethedebileceklerdi. Zira, Nebiler Serveri, o müthiş civanmertliğiyle onların hepsinin gönlüne girmiş sayılırdı. Ayrıca bu esirlerin yakınları ve akrabaları, her gün hayatlarından endişe edip durdukları bu insanları, kıllarına dahi dokunulmadan birdenbire karşılarında görünce, onların gönüllerinde de ılık bir muhabbet havası esmeye başlamıştı. Bu civanmertlik, hem Mekkelileri hem de civardaki müttefikleri iyiden iyiye büyülemiş ve şartlı bakışları eritmişti.
    Kendilerince Bedir'in öcünü alabilmek için Mekkeli müşrikler bu sefer daha güçlü bir ordu ile Medine önlerine gelmişlerdi. Allah Rasûlü (sas) bir defa daha kendisini ve Müslümanları korumak için savaşmak zorunda kalmıştı. Uhud'da karşılaşan iki orduda önce Müslümanlar galip gelmişler ve daha sonra kısa bir mağlubiyet yaşandıktan sonra tekrar üstünlüğü Müslümanlar ele geçirmiştir. Uhud, Müslümanlar için içinde alınacak pek çok ders olan bir savaş olmuştu. Medine'nin etrafına kazılan hendekler müşrik ordusunun planlarını altüst etmişti ve gerisin geriye dönmek zorunda kalmışlardı. Hendek'ten sonra artık dengeler değişmiş ve Müslümanlar ağırlıklarını iyice hissettirmişlerdi.


  3. 10.Mayıs.2010, 00:18
    2
    Devamlı Üye



    Efendimiz'in Bedir Esirlerine Muamelesi
    Ali Demirel
    Allah Rasûlü (sas) bu şekilde her geçen gün sevgi halkasını genişletirken Mekkeli müşrikler en ağır silahlarını donanarak bu sevgi atmosferini dağıtmak için Bedir önlerine geliyorlardı.
    Efendimiz (sas), kendisini ve Müslümanları susturmaya gelen bu insanlara karşı elbette kendisini savunacaktı. Ve O da öyle yapmıştı. Yaklaşık üç yüz kişilik bir orduyla müşriklerin bin kişilik hem sayıca hem de silahça üstün ordusunu hezimete uğratmıştı. Sulh Peygamberi, Bedr'in sonunda onlara bir cemilede bulunmuş, onların kırılan gururlarını, rencide edilen onurlarını tamir etmek istemişti.
    Bu amaçla bütün esirler, zincirler içinde huzuruna getirildiğinde o güne kadar Müslümanlara bin bir türlü kötülük ve zulüm yapmış bu insanların hepsi kılıçtan geçirilebilirdi. Oysaki Efendimiz (sas), o derin şefkatiyle bunları affetmeyi yeğlemiş ve "Bunları bağışlayalım."demiştir. O gün bir kısım esirler de okuma-yazma bilmeyen on Medineliye okuma-yazma öğretip salıverileceklerdi. Allah Rasûlü'nün (sas) bu davranışı da neticesiz kalmayacaktı. Zira Medine'de okuma-yazma öğretmek için kalan bu insanlar, İslâmiyet'i yakından görüp inceleme fırsatını bulacaklardı ve Mekke'ye döndüklerinde de hepsi, Allah Rasûlü (sas) adına, kendi hanelerini fethedebileceklerdi. Zira, Nebiler Serveri, o müthiş civanmertliğiyle onların hepsinin gönlüne girmiş sayılırdı. Ayrıca bu esirlerin yakınları ve akrabaları, her gün hayatlarından endişe edip durdukları bu insanları, kıllarına dahi dokunulmadan birdenbire karşılarında görünce, onların gönüllerinde de ılık bir muhabbet havası esmeye başlamıştı. Bu civanmertlik, hem Mekkelileri hem de civardaki müttefikleri iyiden iyiye büyülemiş ve şartlı bakışları eritmişti.
    Kendilerince Bedir'in öcünü alabilmek için Mekkeli müşrikler bu sefer daha güçlü bir ordu ile Medine önlerine gelmişlerdi. Allah Rasûlü (sas) bir defa daha kendisini ve Müslümanları korumak için savaşmak zorunda kalmıştı. Uhud'da karşılaşan iki orduda önce Müslümanlar galip gelmişler ve daha sonra kısa bir mağlubiyet yaşandıktan sonra tekrar üstünlüğü Müslümanlar ele geçirmiştir. Uhud, Müslümanlar için içinde alınacak pek çok ders olan bir savaş olmuştu. Medine'nin etrafına kazılan hendekler müşrik ordusunun planlarını altüst etmişti ve gerisin geriye dönmek zorunda kalmışlardı. Hendek'ten sonra artık dengeler değişmiş ve Müslümanlar ağırlıklarını iyice hissettirmişlerdi.





+ Yorum Gönder