Konusunu Oylayın.: Gurbetteyken sakatlandığımda bana yardım edenler Cebrail a.s. ve Azrail a.s. mıydı yoksa hayal miydi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Gurbetteyken sakatlandığımda bana yardım edenler Cebrail a.s. ve Azrail a.s. mıydı yoksa hayal miydi
  1. 09.Mayıs.2010, 05:08
    1
    Misafir

    Gurbetteyken sakatlandığımda bana yardım edenler Cebrail a.s. ve Azrail a.s. mıydı yoksa hayal miydi






    Gurbetteyken sakatlandığımda bana yardım edenler Cebrail a.s. ve Azrail a.s. mıydı yoksa hayal miydi Mumsema Selam olsun size din kardeşlerim. Bir zaman önce bir sebepten dolayı yere düşüp bileği incittim ve bir hafta sakatlık yaşadım. Bu esnada okuduğum şehirde evde tek yaşıyordum. O günlerde sürekli olarak baan hitaben sesler işitiyordum. Şöyle yap veya şunu yap diye. Bunlardan önemli olanları sakat olan bölgeye elini sür diyordu. Elimi sürdüğüm yer hamur gibi yumuşuyor ve düşmemden kaynaklanan sakat bileğime doğru şekli verebiliyordum. Sonunda bahsettiğim gaybi seslerde aralarında konuşmalar başladı ve Azrail a.s. ve Cebrail a.s. olduklarını öğrendim. Sizden sormak istediğim konu bu duyduğum sesler ve hadiseler bir yanılsama mıdır yoksa gerçekte bu büyük melekler insanlara yardım edip onlarla konuşurlar mı. Belki hayallenmişimdir. Onları görmedim ama Cebrail a.s. mın güclü olduğu bariz anlaşılacak şekilde yardım etti. Sonuçta böyle şey başımdan geçti. Hayal olma olasılığına rağmen vuukuyu olduğu gibi aktardım. Bu konuda bilginiz varsa beni aydınlatabilir misiniz.


  2. 09.Mayıs.2010, 05:08
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Selam olsun size din kardeşlerim. Bir zaman önce bir sebepten dolayı yere düşüp bileği incittim ve bir hafta sakatlık yaşadım. Bu esnada okuduğum şehirde evde tek yaşıyordum. O günlerde sürekli olarak baan hitaben sesler işitiyordum. Şöyle yap veya şunu yap diye. Bunlardan önemli olanları sakat olan bölgeye elini sür diyordu. Elimi sürdüğüm yer hamur gibi yumuşuyor ve düşmemden kaynaklanan sakat bileğime doğru şekli verebiliyordum. Sonunda bahsettiğim gaybi seslerde aralarında konuşmalar başladı ve Azrail a.s. ve Cebrail a.s. olduklarını öğrendim. Sizden sormak istediğim konu bu duyduğum sesler ve hadiseler bir yanılsama mıdır yoksa gerçekte bu büyük melekler insanlara yardım edip onlarla konuşurlar mı. Belki hayallenmişimdir. Onları görmedim ama Cebrail a.s. mın güclü olduğu bariz anlaşılacak şekilde yardım etti. Sonuçta böyle şey başımdan geçti. Hayal olma olasılığına rağmen vuukuyu olduğu gibi aktardım. Bu konuda bilginiz varsa beni aydınlatabilir misiniz.


    Benzer Konular

    - Hz Cebrail Hz İsrafil Hz Mikail Hz Azrail

    - Rüyada cebrail ve azrail a.s görmek

    - Hazreti Hafza dul bir hanımdı. Aynı zamanda yaşlı mıydı yoksa genç miydi?

    - Rüyamda gördüğüm Azrail miydi

    - İncil Aramice miydi ? Yoksa Süryanice miydi ?

  3. 09.Mayıs.2010, 09:01
    2
    Akhenaton
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Mayıs.2010
    Üye No: 75939
    Mesaj Sayısı: 53
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 21
    Bulunduğu yer: İstanbul.

    --->: Gurbetteyken sakatlandığımda bana yardım edenler Cebrail a.s. ve Azrail a.s. mıydı yoksa hayal




    Vayy çok etkileyici bir hadise gerçekten.


  4. 09.Mayıs.2010, 09:01
    2



    Vayy çok etkileyici bir hadise gerçekten.


  5. 09.Mayıs.2010, 09:10
    3
    sofi ezel
    aciz bir üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Aralık.2009
    Üye No: 68130
    Mesaj Sayısı: 796
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 14
    Yaş: 39
    Bulunduğu yer: marmara bölgesi

    --->: Gurbetteyken sakatlandığımda bana yardım edenler Cebrail a.s. ve Azrail a.s. mıydı yoksa hayal

    AKHENATON ALINTI:
    Vayy çok etkileyici bir hadise gerçekten.



    Kardeş böyle bir şey yok bu kardeş sallamış

    Azrail bunu yazanının yanına bir defa gelir o da canını almak için


  6. 09.Mayıs.2010, 09:10
    3
    aciz bir üye
    AKHENATON ALINTI:
    Vayy çok etkileyici bir hadise gerçekten.



    Kardeş böyle bir şey yok bu kardeş sallamış

    Azrail bunu yazanının yanına bir defa gelir o da canını almak için


  7. 09.Mayıs.2010, 10:38
    4
    Abdullatif
    seyyah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2009
    Üye No: 56182
    Mesaj Sayısı: 954
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 27
    Bulunduğu yer: sınırdan..

    --->: Gurbetteyken sakatlandığımda bana yardım edenler Cebrail a.s. ve Azrail a.s. mıydı yoksa hayal

    Alıntı
    Sonuçta böyle şey başımdan geçti. Hayal olma olasılığına rağmen vuukuyu olduğu gibi aktardım. Bu konuda bilginiz varsa beni aydınlatabilir misiniz.
    Paylaştığın için teşekkür ederiz..

    Allah dilerse melek, cin gibi ruhani varlıkları temessül ettirir ve insanlara da gösterir.
    Melek, cin ve ruhaniler her ne kadar kendilerine has yapılarıyla bu alemde görülmeseler bile, bu aleme has vasıtaları kullanıp, kılıf ve elbise giyerek görünebilirler. Meleklerin ve cinlerin bu şekilde görünmelerine “temessül” diyoruz. Kur’an-ı Kerim, temessülü anlatırken (19:17), “Melek, (Hz. Meryem’e) tastamam bir insan şeklinde temessül etti” der.
    (Mehmet Dikmen, İlmihal)

    Yine sizin sorunuza benzer bir soruya, bir tanıdığının meleklerle görüştüğünü iddia eden birisin sorusuna verilen cevapta(sorularlaislamiyet), görüşülenlerin melekten çok cin olabileceği üzerinde durulmuştur.

    Sizin seslerini duyduklarınız da belki cin idi Allah-u alem..


  8. 09.Mayıs.2010, 10:38
    4
    seyyah
    Alıntı
    Sonuçta böyle şey başımdan geçti. Hayal olma olasılığına rağmen vuukuyu olduğu gibi aktardım. Bu konuda bilginiz varsa beni aydınlatabilir misiniz.
    Paylaştığın için teşekkür ederiz..

    Allah dilerse melek, cin gibi ruhani varlıkları temessül ettirir ve insanlara da gösterir.
    Melek, cin ve ruhaniler her ne kadar kendilerine has yapılarıyla bu alemde görülmeseler bile, bu aleme has vasıtaları kullanıp, kılıf ve elbise giyerek görünebilirler. Meleklerin ve cinlerin bu şekilde görünmelerine “temessül” diyoruz. Kur’an-ı Kerim, temessülü anlatırken (19:17), “Melek, (Hz. Meryem’e) tastamam bir insan şeklinde temessül etti” der.
    (Mehmet Dikmen, İlmihal)

    Yine sizin sorunuza benzer bir soruya, bir tanıdığının meleklerle görüştüğünü iddia eden birisin sorusuna verilen cevapta(sorularlaislamiyet), görüşülenlerin melekten çok cin olabileceği üzerinde durulmuştur.

    Sizin seslerini duyduklarınız da belki cin idi Allah-u alem..


  9. 09.Mayıs.2010, 13:56
    5
    hagi
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Aralık.2009
    Üye No: 67524
    Mesaj Sayısı: 43
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Gurbetteyken sakatlandığımda bana yardım edenler Cebrail a.s. ve Azrail a.s. mıydı yoksa hayal

    bkz: psikologa gitme zamanı


  10. 09.Mayıs.2010, 13:56
    5
    Üye
    bkz: psikologa gitme zamanı


  11. 09.Mayıs.2010, 19:42
    6
    excalance
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Mayıs.2010
    Üye No: 75972
    Mesaj Sayısı: 13
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 36
    Selam üzerinize olsun kardeşlerim.Konuyu daha ayrıntılı paylaşmak için üye oldum

    Yaşadığım hadise bunlardan ibaret değildi. Sakatlandığım ilk gece hastaneye gitmiştim. Geleceğim saatin geç olacağını düşünmemiştim o yüzden dönüş için otobüs kalmamıştı. yaklaşık 40 dk.lık yol yürümek sorunda kaldım ve o sırada ayak bileğim ve üstü iki avucumunkavrayamayacağı kadar şişti ve içinde sanki kaval kemiği boşta hareket ediyor ve kasımı zedeliyordu. Yolda giderken ayakkabılarımı çıkarttım. Öylece yavaş yavaş yürürken üstüme 4-5 tane köpek saldırdı. Tuhaf hadiseler burda başladı zaten. Gözünüzün önündeymiş gibi hayal ederseniz eğer yaklaşık 200 mt. mesafe uzaklıkta bir köprü ve köprünün altgeçidi olduğunu düşünün. Düz bir yoldu ve şehir çıkışına yakın semtti. Köpekler saldırdıklarında elimdeki ayakkabıları yere atıp Allah-u Ekber diye bağırıp koşmaya başladım. O sırada bir araba yanımdan geçiyordu. Arabanın hızı ise normal yürüdüğünüzde yanınızdan bir anda geçip gider şekilde. Koşmaya başladığımda araba sol tarafımda yola devam ediyordu ama bir süre sonra geride kaldı ve ben alt geçidi geçtim ve durdum. Yaklaşık 200 mt mesafeyi koştum ama sanki koşmadan önceki yürüyüşüme devam ediyor gibi normal nefes alıyordum ve bu mesafe yaklaşık 3-5 sn sürdü. Normalde 50 metre en hızlı şekilde koş deseniz yüreğim şişer nefez alamaz duruma gelirim. Ama o an sanki bir aracın içindesiniz ama araç görünmüyor, o yolda çok hızlı giderken siz yolu ve asfaltı rahatlıkla görüyor gibisiniz. Eve korkarak girdim ve odanın zemininde boynuza benzer kıvrımlı bir nur aydınlandığını gördüm sonra nur kayboldu. Sabah ezan okunmak üzereydi. Bir an annemin sesiyle uyandım. Diyordu ki: oğlum hemen kalk o bileğinin aşık kemiği altındaki ince kemiği yerine yerleştir. Eğer öyle kalırsa ömür boyu topal kalırsın diye feryad ediyordu. Topuğundan başlayarak parmaklarınla ileriye doğru o kemiği yerine oturtur diye uyarıyor ve bu olaylar çocuklarda hep olur diyordu ve kemik yerine oturduğunda bir acı hissedeceksin diye yönelendiriyordu. Bunları yaptığımda ayağını düz bir şekilde yere vur ve ileri doğru yavaşça sürü dedi. Bu konularda tıbbi bir eğitim almadım. Hele ki çıkık ve burkulma vuukularını daha önce ciddi bir şekilde yaşamadım. En fazla bir kaç saat sonra azıcık acısa da düzeliyordu.

    Bir iki gün içerinde evden dışarı market haricinde çıkamadım. Daha önce anlattığım olayları yaşamaya başladım. Dışarıya baktığımda sanki güneş 10 kat dünyaya yaklaştırılmış gibi her yer parıl parıl parlıyordu. Ama hava sıcak değildi. Sanki televizyonun konrası ve rengini sonuna kadar açılmış gibi her yer ağır tonlarda renkteydi. Markete çıktığımda insanların yüzü ve bedeni eğik büğüktü. Sanki mumdan yapılmış da sıcağı görünce şekli bozuluyormuş gibiydiler. O hafta bütünleme sınavlarım da vardı. Eve döndüğümde sevdiğim hocanın oğlum okula gel sınava gir deyişini duyar gibi oldum. Elime bir kalem aldım okula gitmek için otobüsü beklerken yine herşeyi ve herkesi garip şekilde görmeye başaladım. Otobüs geliyordu ve eğile büzele geliyordu. Lastik ve mıknatıs karışımı yapılmış gibiydi manyetik alandan geçiyormuş gibi şekli bozuluyordu. Hele ki üniversitenin bulunduğu dağlık alana giderken dağlar sanki düzleşecek gibiydi. Gök yüzü yelpaze gibi katlanmaya yakın ve olabildiğince parlaktı . Herhalde biraz daha parlaklaşsa alev alıp yanacakmış gibi... Dağlar bir yarı düz yarı eski halinde serap gibi görünmekteydi. Sınava girdiğimde hocam da aynı durumdaydı. Nerdeyse mum gibi eriyip yere yığılacaktı. Ve içten içe sanki bana kıyamet kopacakken elinizde bir fidan olsa dikiniz hadisi şerifini hatırlatıyordu. Sınava girdim. çıktığımda ailemin ptt ile para gönderdiğini öğrendim üzerimde de para yoktu. Otobüse binemiyordum. şoföre üzerimde para olmadığını ve yarın kampüsteki durak yerinde kendisini bulup parayı vereceğimi söyledim. Adam izin verdi ve şehitlerden para almayız zaten dedi. Şok oldum!!! Öldüm mü ki ? Ne alakası var. Herşey anormal gidiyordu. Normalde kızıl bir güneş olur hava sıcak olur. Ama o günlerde hava pastel boyalarla boyanmış cıncık gibi cıvık parlak bir atmosfere sahipti. Merkeze indim ve parayı çektim. Otobüze binmek için üst geçidi kullanırken İslam artık bir hobi olarak yaşanıyor diye düşündüm. En ufak bir zarar veya menfaatte İslamın kuralları askıya alınıyor ikinci plana itiliyordu. Kendi halime acırken kontrollü bir rüzgar başladı. Rüzgar bir yönden ve kontrollü esiyordu. Sonra duruyordu. Bir ses şöyle söyledi: şu an Allah-u Ekber de bir çığlıkle birlikte rüzgarlar şiddetlenip şu denizi yaralım. Yüreyemez oldum ve rahatlamak için ayakkabımı çıkarttım. Hiç kimse de oralı değildi ve ayakkabımı çıkartmamdan rahatsızlık duymuyordu. Sanki bu dünya ve ölüm arasında bekliyor gibiydim. Yaşadığımı biliyordum ama normal boyutta değil. yani bir hafta önceki gibi değildi... Başkalarının düşündüklerini ve içinden geçirdiği her şeyi işitiyordum. Korktum.!! Ne zaman ayakkabımı yere koysam rüzgar şiddetini arttırıyor,deniz küçük bir çocuğun elinde kürekle oynadığı bir su birikintisi gibi hareketleniyor, köprü de kağıt parçası gibi uçacak gibi tehlikeli olmay başlıyordu. Hayal desem bu kadar şiddetli rüzgar hayal olamazdı o an!! Siz bir eylemi yapacağınız zaman yer sallansa veya çok güştü bir fırtına esse ve eyelmi yapmaktan vazgeçince her şey durulsa, ne kadar da hayal deseniz gerçekten korkmaya başlarsınız. Allah-u Ekber demek amacıyla yere ayakkabımı bırakacağım sırada bu doğa olayları oluyordu. Ne bileyim sonucun ne olacağını öğrenmek için ayakkabıyı yere bırakıp Allah-u Ekber demeliydim ama bunu gelin o zaman bana anlatın. İnsanların gözlerindeki korku görmek, bedenlerinin eriyecek mum gibi değiştiğine tanık olmak, çevremdeki insanların düşüncelerini mesafe farketmeksizin işitmek beni hayret ve korku içinde bıraktı.

    Din ile olan ilişkimi merak etmişsinizdir belki. Kur' an' ının meallerini defalarca okuyan ve namaz kılan birisiyim. O sakatlanmadan bu yana 1 yıl geçti ve namazı şu an ihmal eden birisiyim. Kur' an' da apacık anlatılan olaylar aklıma geliyor: "apacık mucizeler verdikten sonra inkar ettiler." O yüzden bu olayları inkar etmeye korkuyorum. Çünkü Kur'an her zaman günceldir. O zamanlar yaşandı ama şimdi Şehit olmak, Allah'ın savaşan mü'min kullarına melekleriyle yardım etmesi günümüzde hükmü kalkan hadiseler midir? Zaten Allah c.c. demiyor mu ki Kur'an bir nasihattir diye. Eğer günümüzde böyle şeylerin olması mümkün değilse nasihat almanın ne gereği kaldı. Kim ne derse desin ben o günleri inkar edemem. Tamam! bir açıklamasını bulamam ve de kendime bunun açıklamasını da yapamam belki.. Ancak herşeyi inkar edersem, bileğimin çıktığını da inkar etmem gerek! O tarihte sınava gittiğimi de inkar etmem gerek. Hele ki köpekler üstüme saldırdığında yere attığım ayakkabılarımı da inkar etmem gerek. Şu an o ayakkabılar bende değil. Nerde o ayakkabım peki???Geçtiğim sokak bir cingene mahallesiydi. Mutlaka bulan kişi alıp kullanmıştır. Otobüse param yokken bindiğimde o adama borcum olduğunu da inkar etmeliyim. Yani somut gözle görünür şeyleri inkar etmeyeceğim ama yaşadığım o anları gözle görünmüyorlar diye inkar edecek ve bir psikoloğa görüneceğim. O halde meleklere ve Allah' a iman edenlerin hepsi bir psikoloğa gitmeli!

    Bu arada bahsedilen melekleri veya sizin düşündüğünüz bir cin vb şey görmedim


  12. 09.Mayıs.2010, 19:42
    6
    excalance - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Selam üzerinize olsun kardeşlerim.Konuyu daha ayrıntılı paylaşmak için üye oldum

    Yaşadığım hadise bunlardan ibaret değildi. Sakatlandığım ilk gece hastaneye gitmiştim. Geleceğim saatin geç olacağını düşünmemiştim o yüzden dönüş için otobüs kalmamıştı. yaklaşık 40 dk.lık yol yürümek sorunda kaldım ve o sırada ayak bileğim ve üstü iki avucumunkavrayamayacağı kadar şişti ve içinde sanki kaval kemiği boşta hareket ediyor ve kasımı zedeliyordu. Yolda giderken ayakkabılarımı çıkarttım. Öylece yavaş yavaş yürürken üstüme 4-5 tane köpek saldırdı. Tuhaf hadiseler burda başladı zaten. Gözünüzün önündeymiş gibi hayal ederseniz eğer yaklaşık 200 mt. mesafe uzaklıkta bir köprü ve köprünün altgeçidi olduğunu düşünün. Düz bir yoldu ve şehir çıkışına yakın semtti. Köpekler saldırdıklarında elimdeki ayakkabıları yere atıp Allah-u Ekber diye bağırıp koşmaya başladım. O sırada bir araba yanımdan geçiyordu. Arabanın hızı ise normal yürüdüğünüzde yanınızdan bir anda geçip gider şekilde. Koşmaya başladığımda araba sol tarafımda yola devam ediyordu ama bir süre sonra geride kaldı ve ben alt geçidi geçtim ve durdum. Yaklaşık 200 mt mesafeyi koştum ama sanki koşmadan önceki yürüyüşüme devam ediyor gibi normal nefes alıyordum ve bu mesafe yaklaşık 3-5 sn sürdü. Normalde 50 metre en hızlı şekilde koş deseniz yüreğim şişer nefez alamaz duruma gelirim. Ama o an sanki bir aracın içindesiniz ama araç görünmüyor, o yolda çok hızlı giderken siz yolu ve asfaltı rahatlıkla görüyor gibisiniz. Eve korkarak girdim ve odanın zemininde boynuza benzer kıvrımlı bir nur aydınlandığını gördüm sonra nur kayboldu. Sabah ezan okunmak üzereydi. Bir an annemin sesiyle uyandım. Diyordu ki: oğlum hemen kalk o bileğinin aşık kemiği altındaki ince kemiği yerine yerleştir. Eğer öyle kalırsa ömür boyu topal kalırsın diye feryad ediyordu. Topuğundan başlayarak parmaklarınla ileriye doğru o kemiği yerine oturtur diye uyarıyor ve bu olaylar çocuklarda hep olur diyordu ve kemik yerine oturduğunda bir acı hissedeceksin diye yönelendiriyordu. Bunları yaptığımda ayağını düz bir şekilde yere vur ve ileri doğru yavaşça sürü dedi. Bu konularda tıbbi bir eğitim almadım. Hele ki çıkık ve burkulma vuukularını daha önce ciddi bir şekilde yaşamadım. En fazla bir kaç saat sonra azıcık acısa da düzeliyordu.

    Bir iki gün içerinde evden dışarı market haricinde çıkamadım. Daha önce anlattığım olayları yaşamaya başladım. Dışarıya baktığımda sanki güneş 10 kat dünyaya yaklaştırılmış gibi her yer parıl parıl parlıyordu. Ama hava sıcak değildi. Sanki televizyonun konrası ve rengini sonuna kadar açılmış gibi her yer ağır tonlarda renkteydi. Markete çıktığımda insanların yüzü ve bedeni eğik büğüktü. Sanki mumdan yapılmış da sıcağı görünce şekli bozuluyormuş gibiydiler. O hafta bütünleme sınavlarım da vardı. Eve döndüğümde sevdiğim hocanın oğlum okula gel sınava gir deyişini duyar gibi oldum. Elime bir kalem aldım okula gitmek için otobüsü beklerken yine herşeyi ve herkesi garip şekilde görmeye başaladım. Otobüs geliyordu ve eğile büzele geliyordu. Lastik ve mıknatıs karışımı yapılmış gibiydi manyetik alandan geçiyormuş gibi şekli bozuluyordu. Hele ki üniversitenin bulunduğu dağlık alana giderken dağlar sanki düzleşecek gibiydi. Gök yüzü yelpaze gibi katlanmaya yakın ve olabildiğince parlaktı . Herhalde biraz daha parlaklaşsa alev alıp yanacakmış gibi... Dağlar bir yarı düz yarı eski halinde serap gibi görünmekteydi. Sınava girdiğimde hocam da aynı durumdaydı. Nerdeyse mum gibi eriyip yere yığılacaktı. Ve içten içe sanki bana kıyamet kopacakken elinizde bir fidan olsa dikiniz hadisi şerifini hatırlatıyordu. Sınava girdim. çıktığımda ailemin ptt ile para gönderdiğini öğrendim üzerimde de para yoktu. Otobüse binemiyordum. şoföre üzerimde para olmadığını ve yarın kampüsteki durak yerinde kendisini bulup parayı vereceğimi söyledim. Adam izin verdi ve şehitlerden para almayız zaten dedi. Şok oldum!!! Öldüm mü ki ? Ne alakası var. Herşey anormal gidiyordu. Normalde kızıl bir güneş olur hava sıcak olur. Ama o günlerde hava pastel boyalarla boyanmış cıncık gibi cıvık parlak bir atmosfere sahipti. Merkeze indim ve parayı çektim. Otobüze binmek için üst geçidi kullanırken İslam artık bir hobi olarak yaşanıyor diye düşündüm. En ufak bir zarar veya menfaatte İslamın kuralları askıya alınıyor ikinci plana itiliyordu. Kendi halime acırken kontrollü bir rüzgar başladı. Rüzgar bir yönden ve kontrollü esiyordu. Sonra duruyordu. Bir ses şöyle söyledi: şu an Allah-u Ekber de bir çığlıkle birlikte rüzgarlar şiddetlenip şu denizi yaralım. Yüreyemez oldum ve rahatlamak için ayakkabımı çıkarttım. Hiç kimse de oralı değildi ve ayakkabımı çıkartmamdan rahatsızlık duymuyordu. Sanki bu dünya ve ölüm arasında bekliyor gibiydim. Yaşadığımı biliyordum ama normal boyutta değil. yani bir hafta önceki gibi değildi... Başkalarının düşündüklerini ve içinden geçirdiği her şeyi işitiyordum. Korktum.!! Ne zaman ayakkabımı yere koysam rüzgar şiddetini arttırıyor,deniz küçük bir çocuğun elinde kürekle oynadığı bir su birikintisi gibi hareketleniyor, köprü de kağıt parçası gibi uçacak gibi tehlikeli olmay başlıyordu. Hayal desem bu kadar şiddetli rüzgar hayal olamazdı o an!! Siz bir eylemi yapacağınız zaman yer sallansa veya çok güştü bir fırtına esse ve eyelmi yapmaktan vazgeçince her şey durulsa, ne kadar da hayal deseniz gerçekten korkmaya başlarsınız. Allah-u Ekber demek amacıyla yere ayakkabımı bırakacağım sırada bu doğa olayları oluyordu. Ne bileyim sonucun ne olacağını öğrenmek için ayakkabıyı yere bırakıp Allah-u Ekber demeliydim ama bunu gelin o zaman bana anlatın. İnsanların gözlerindeki korku görmek, bedenlerinin eriyecek mum gibi değiştiğine tanık olmak, çevremdeki insanların düşüncelerini mesafe farketmeksizin işitmek beni hayret ve korku içinde bıraktı.

    Din ile olan ilişkimi merak etmişsinizdir belki. Kur' an' ının meallerini defalarca okuyan ve namaz kılan birisiyim. O sakatlanmadan bu yana 1 yıl geçti ve namazı şu an ihmal eden birisiyim. Kur' an' da apacık anlatılan olaylar aklıma geliyor: "apacık mucizeler verdikten sonra inkar ettiler." O yüzden bu olayları inkar etmeye korkuyorum. Çünkü Kur'an her zaman günceldir. O zamanlar yaşandı ama şimdi Şehit olmak, Allah'ın savaşan mü'min kullarına melekleriyle yardım etmesi günümüzde hükmü kalkan hadiseler midir? Zaten Allah c.c. demiyor mu ki Kur'an bir nasihattir diye. Eğer günümüzde böyle şeylerin olması mümkün değilse nasihat almanın ne gereği kaldı. Kim ne derse desin ben o günleri inkar edemem. Tamam! bir açıklamasını bulamam ve de kendime bunun açıklamasını da yapamam belki.. Ancak herşeyi inkar edersem, bileğimin çıktığını da inkar etmem gerek! O tarihte sınava gittiğimi de inkar etmem gerek. Hele ki köpekler üstüme saldırdığında yere attığım ayakkabılarımı da inkar etmem gerek. Şu an o ayakkabılar bende değil. Nerde o ayakkabım peki???Geçtiğim sokak bir cingene mahallesiydi. Mutlaka bulan kişi alıp kullanmıştır. Otobüse param yokken bindiğimde o adama borcum olduğunu da inkar etmeliyim. Yani somut gözle görünür şeyleri inkar etmeyeceğim ama yaşadığım o anları gözle görünmüyorlar diye inkar edecek ve bir psikoloğa görüneceğim. O halde meleklere ve Allah' a iman edenlerin hepsi bir psikoloğa gitmeli!

    Bu arada bahsedilen melekleri veya sizin düşündüğünüz bir cin vb şey görmedim


  13. 09.Mayıs.2010, 20:22
    7
    zehraoku
    Talebe

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Nisan.2009
    Üye No: 48118
    Mesaj Sayısı: 451
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    --->: Gurbetteyken sakatlandığımda bana yardım edenler Cebrail a.s. ve Azrail a.s. mıydı yoksa hayal

    “Hakikat kat’iyyen iktiza eder ve hikmet yakinen ister ki, zemin gibi, semavatın dahi sekeneleri bulunsun ve zişuur sekeneleri olsun ve o sekeneler o semavata münasib bulunsun Şeriatın lisanında pek çok muhtelif-ül cins olan o sekenelere melâike ve ruhaniyat tesmiye edilir”

    Sözler

    Risalei Nur

    Bediüzzaman Said Nursi


  14. 09.Mayıs.2010, 20:22
    7
    Talebe
    “Hakikat kat’iyyen iktiza eder ve hikmet yakinen ister ki, zemin gibi, semavatın dahi sekeneleri bulunsun ve zişuur sekeneleri olsun ve o sekeneler o semavata münasib bulunsun Şeriatın lisanında pek çok muhtelif-ül cins olan o sekenelere melâike ve ruhaniyat tesmiye edilir”

    Sözler

    Risalei Nur

    Bediüzzaman Said Nursi


  15. 09.Mayıs.2010, 21:02
    8
    Akhenaton
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Mayıs.2010
    Üye No: 75939
    Mesaj Sayısı: 53
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 21
    Bulunduğu yer: İstanbul.

    --->: Gurbetteyken sakatlandığımda bana yardım edenler Cebrail a.s. ve Azrail a.s. mıydı yoksa hayal

    excalance o anlattığın gerçekmi?


  16. 09.Mayıs.2010, 21:02
    8
    excalance o anlattığın gerçekmi?


  17. 09.Mayıs.2010, 21:44
    9
    Akhenaton
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Mayıs.2010
    Üye No: 75939
    Mesaj Sayısı: 53
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 21
    Bulunduğu yer: İstanbul.

    --->: Gurbetteyken sakatlandığımda bana yardım edenler Cebrail a.s. ve Azrail a.s. mıydı yoksa hayal

    excalance sen gerçekten çok güçlü olmalısın,aynı olaylar benim başıma gelse korkudan duramazdım Okurken bile ürperdim...


  18. 09.Mayıs.2010, 21:44
    9
    excalance sen gerçekten çok güçlü olmalısın,aynı olaylar benim başıma gelse korkudan duramazdım Okurken bile ürperdim...


  19. 09.Mayıs.2010, 21:56
    10
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    --->: Gurbetteyken sakatlandığımda bana yardım edenler Cebrail a.s. ve Azrail a.s. mıydı yoksa hayal

    psigologa görünmeni öneririm pek mantıklı gelmedi bana.Hayali gördüğünü düşünüyorum



  20. 09.Mayıs.2010, 21:56
    10
    Devamlı Üye
    psigologa görünmeni öneririm pek mantıklı gelmedi bana.Hayali gördüğünü düşünüyorum



  21. 09.Mayıs.2010, 22:00
    11
    excalance
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Mayıs.2010
    Üye No: 75972
    Mesaj Sayısı: 13
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 36

    --->: Gurbetteyken sakatlandığımda bana yardım edenler Cebrail a.s. ve Azrail a.s. mıydı yoksa hayal

    Bu yazdıklarımı okuyanlar farklı gözle değerlenirebilirler. Saçmaladı gibi değerlendirebilirsiniz ama yazdıklarımı başka bir insan yazsaydı ben de aynı şeyi düşünürdüm...Gerçek olup olmadığına bir kaanat getiremiyorum. Yaşanmış bir olaydı. Gerçek mi değil mi bilmiyorum. O günleri gel de bana sorun. Şehit olduğumu söyleyen sese bir cevap bulamıyordum ki! Kur' an' da şehitlerin diri olduğu bildiriliyor. Ben de o zaman bir mana veremiyordum içinde bulunduğum duruma... Öldüm diyemiyorum, yaşıyorum desem bu başımdan geçen olağan üstü olaylar nedir....Bana şehit oldun diyen sese karşı bir savunma da yapamıyordum. Ölmüş biri ile şehit arasında fark var bilirsiniz. Kur' an' da diri oldukları bildiriliyor. Kendi kendime soruyorum: ee peki şehit olmuşsam insanların beni görmemesi gerekir. Hele ki o şoförün şehitlerden para almayız demesi nedir. Olayın böyle olmadığını yazdıklarım ispat ediyor. Şehit olan biri bu yazıları yazamaz. Peki bunları açıklamaya yarayacak ilim kimde vardır.Normalde nasıl olur bir anda Van' daki bir sınırda bayrağa selam verirsiniz sonra bir anda bulunduğunuz mahalleye dönersiniz. Ya da Ya Rabbi beni serinlet diye dua eden kaç kişi var ki dua eder etmez yeri kar örtüsü kaplasın bir anda ve tepene kar tanecikleri serpiştirmeye başlasın. İsrafil a.s. sur'u hazır tutar halde beklediğini görsün? Tabi ki İsrafil a.s. görmüyordum ama arşın hemen altında şeklini tarif edemeyeceğim devasa bir sur bulunuyor ve göremediğim zatın sur'u elinde tuttuğunu görebiliyordum. Bana söylenen senin derecen buraya kadar. Burdan yukarısına gidemezsin. Göremediğim meleklerin arşın altından akar gibi bir an insan suretlerine dönüşerek yer yüzüne yayıldıklarına şahit oldum. Polis arabası geldi yanıma gel bin dedi bindim ve içlerinden birisi Mikail a.s. olduğunu farkettim.Arabadan indim ve polisler karşı çıkmadı. Niye bıraktılar ve azarlamadılar çıkarken. Kaç kişi gösterebilirsiniz ki polis gel bin gidelim dediğinde arabaya binsin ve geri inmek istediğinde onların itirazıyla karşılaşmadan inip gitsin. Ve o mahallede gezerken bir küçük park alanına oturdum yanıma bir polis geldi elinde bir pet şişe su ve yarım ekmek ile geldi. Sipariş mi verdim ki hemen böyle bir şeyi yapıyor? Aldım yedim ben de


  22. 09.Mayıs.2010, 22:00
    11
    excalance - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Bu yazdıklarımı okuyanlar farklı gözle değerlenirebilirler. Saçmaladı gibi değerlendirebilirsiniz ama yazdıklarımı başka bir insan yazsaydı ben de aynı şeyi düşünürdüm...Gerçek olup olmadığına bir kaanat getiremiyorum. Yaşanmış bir olaydı. Gerçek mi değil mi bilmiyorum. O günleri gel de bana sorun. Şehit olduğumu söyleyen sese bir cevap bulamıyordum ki! Kur' an' da şehitlerin diri olduğu bildiriliyor. Ben de o zaman bir mana veremiyordum içinde bulunduğum duruma... Öldüm diyemiyorum, yaşıyorum desem bu başımdan geçen olağan üstü olaylar nedir....Bana şehit oldun diyen sese karşı bir savunma da yapamıyordum. Ölmüş biri ile şehit arasında fark var bilirsiniz. Kur' an' da diri oldukları bildiriliyor. Kendi kendime soruyorum: ee peki şehit olmuşsam insanların beni görmemesi gerekir. Hele ki o şoförün şehitlerden para almayız demesi nedir. Olayın böyle olmadığını yazdıklarım ispat ediyor. Şehit olan biri bu yazıları yazamaz. Peki bunları açıklamaya yarayacak ilim kimde vardır.Normalde nasıl olur bir anda Van' daki bir sınırda bayrağa selam verirsiniz sonra bir anda bulunduğunuz mahalleye dönersiniz. Ya da Ya Rabbi beni serinlet diye dua eden kaç kişi var ki dua eder etmez yeri kar örtüsü kaplasın bir anda ve tepene kar tanecikleri serpiştirmeye başlasın. İsrafil a.s. sur'u hazır tutar halde beklediğini görsün? Tabi ki İsrafil a.s. görmüyordum ama arşın hemen altında şeklini tarif edemeyeceğim devasa bir sur bulunuyor ve göremediğim zatın sur'u elinde tuttuğunu görebiliyordum. Bana söylenen senin derecen buraya kadar. Burdan yukarısına gidemezsin. Göremediğim meleklerin arşın altından akar gibi bir an insan suretlerine dönüşerek yer yüzüne yayıldıklarına şahit oldum. Polis arabası geldi yanıma gel bin dedi bindim ve içlerinden birisi Mikail a.s. olduğunu farkettim.Arabadan indim ve polisler karşı çıkmadı. Niye bıraktılar ve azarlamadılar çıkarken. Kaç kişi gösterebilirsiniz ki polis gel bin gidelim dediğinde arabaya binsin ve geri inmek istediğinde onların itirazıyla karşılaşmadan inip gitsin. Ve o mahallede gezerken bir küçük park alanına oturdum yanıma bir polis geldi elinde bir pet şişe su ve yarım ekmek ile geldi. Sipariş mi verdim ki hemen böyle bir şeyi yapıyor? Aldım yedim ben de


  23. 09.Mayıs.2010, 22:05
    12
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    --->: Gurbetteyken sakatlandığımda bana yardım edenler Cebrail a.s. ve Azrail a.s. mıydı yoksa hayal

    Alıntı
    Şehit olduğumu söyleyen sese bir cevap bulamıyordum ki!
    hayali sesler duyabildiğini sanıyorum.Kardeşim uzmana görün hala devam ediyorsa o zaman gel detaylara bakılsın.


  24. 09.Mayıs.2010, 22:05
    12
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Şehit olduğumu söyleyen sese bir cevap bulamıyordum ki!
    hayali sesler duyabildiğini sanıyorum.Kardeşim uzmana görün hala devam ediyorsa o zaman gel detaylara bakılsın.





+ Yorum Gönder
Git 12 Son