Konusunu Oylayın.: Ebu Zer'in abisi olarak bilinen Uneys musluman miydi? Bu soruyu cok merak ediyorum.

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ebu Zer'in abisi olarak bilinen Uneys musluman miydi? Bu soruyu cok merak ediyorum.
  1. 08.Mayıs.2010, 23:18
    1
    Misafir

    Ebu Zer'in abisi olarak bilinen Uneys musluman miydi? Bu soruyu cok merak ediyorum.






    Ebu Zer'in abisi olarak bilinen Uneys musluman miydi? Bu soruyu cok merak ediyorum. Mumsema Ebu Zer'in abisi olarak bilinen Uneys musluman miydi? Bu soruyu cok merak ediyorum.
    Lutfen acil cevap gonderebilirmsiniz, cocugumun ismini oyle koymak istiyorum.


  2. 08.Mayıs.2010, 23:18
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Ebu Zer'in abisi olarak bilinen Uneys musluman miydi? Bu soruyu cok merak ediyorum.
    Lutfen acil cevap gonderebilirmsiniz, cocugumun ismini oyle koymak istiyorum.


    Benzer Konular

    - Ahret hayatını tümünü merak ediyorum

    - Allahı merak ediyorum

    - Nasıl bir kul oldugumu merak ediyorum

    - Ensar kimlerdir merak ediyorum?

    - Riya nedir? çok merak ediyorum detaylı bilgi vermeniizi rica ediyorum

  3. 12.Mayıs.2010, 13:58
    2
    menzil_guller
    Ya Hayy

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Kasım.2009
    Üye No: 63308
    Mesaj Sayısı: 1,270
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 41

    --->: Ebu Zer'in abisi olarak bilinen Uneys musluman miydi? Bu soruyu cok merak ediyorum.




    Ebu Zerr (r.a.) Mekke'nin ticaret yolu üzerinde Gıfar denilen bir kabileye mensuptur. Bunlar genellikle cahiliye devrinde yol kesmek, kervanları soymak ve eşkıyalık yapmakla tanınırlardı. Ebu Zerr hazretleri o dönemde kavmi arasında atılganlığı ve cesareti ile şöhret bulmuş, gücü, kuvveti ve yiğitliği ile o çevrede pek meşhur olmuştu. Puta tapmayı reddeden, aklî ve ilmî davranan, şair ve edip bir Arap aydını olması nedeniyle, yapılan bu tür işlerden zevk almıyordu. Bir gün, birdenbire değişerek her şeyin tek bir yaratıcısı olduğuna inanmaya başladı. İslâm'ın henüz zuhur etmediği bir zamanda Allah yolunu tuttu. Öyle ki, etrafındaki insanlara, "Allah'tan başkasına ibadet edilmez. Putlara tapmayınız, onlardan hiçbir şey istemeyiniz!" demeye başladı. İslam'ın zuhuruna kadar ki; yaklaşık üç yıl kendine mahsus bir şekilde Allah'a ibadet ettiği ifade edilmiştir. Ebû Zerr (r.a.), İslâm daha duyulmadan Hakkın davetine cevap veren ve ruhen iman eden büyük sahabelerden biridir.
    Bir gün Ebu Zerr'e, Mekke'de bir zatın zuhur edip kendisinin peygamber olduğunu iddia ederek insanları yeni bir dine davet ettiği ve Allah'ın birliği hakkında halkı uyardığı haberi geldi. Ebu Zerr (r.a) bu haberi duyunca, işin mahiyetini öğrenmek üzere kardeşini Mekke'ye gönderdi. Kardeşi Mekke'ye gitti, orada öğreneceklerini öğrenip geri döndü ve abisine:
    - Orada gördüm ki, Muhammed sadıktır, doğru söylüyor; ona karşı gelenler de yalancıdır dedi. Ebû Zerr kardeşinin anlattıklarından sonra Mekke'ye gitmeye ve Peygamberimizi görüp Müslüman olmaya karar verdi. Uzun bir yolculuktan sonra Mekke'ye vardı. Kimseyi tanımadığı için de zuhur eden peygamberi kimseye sormaya cesaret edemezdi. Bir iki gün Kâbe'nin yanında kadıktan sonra bir akşam vakti, yine Kâbe'nin bir köşesinde otururken, oradan geçen Hz. Ali, Ebû Zerr'i gördü. Garip olduğunu anlayarak alıp evine götürdü. Hâlinden bir şey sormadığı gibi, Ebû Zer'de ona sırrını açmadı.
    Ertesi gün Hz. Ali aynı noktada yine Ebû Zerr ile karşılaşdı. Hz. Ali'nin evine gittiler. Evde Hz. Ali buralara niçin geldiğini sorunca Ebû Zerr'de kimseye söylemeyeceğine dair söz aldıktan sonra geliş sebebini açıkladı. Hz. Ali onu aldı ve doğruca Allah Rasulü'nün yanına götürdü. Ebû Zerr Rasulüllah'ı görünce:
    "Selam sana olsun Ey Allah'ın Rasûlü!" dedi. Kâinatın Efendisi selâmını alarak ona İslâm'ı anlattı. Ebû Zerr de Kelime-i şahadeti söyleyerek İslâm ile şereflendi. Ebû Zer Müslüman olmanın verdiği büyük bir iştiyakla:
    - Yâ Rasûlallah! Ben bu şahadeti Kâbe'de müşrikler arasında ilân etmedikçe gitmem! dedi. Sonra izin istedi ve kalkıp Kâbe'ye gitti. Orada toplanan müşriklere: "Ey Kureyş! Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasülühû." diye bağırdı. Orada bulunan müşrikler, Ebû Zerr'in üzerine saldırarak bayılıncaya kadar dövdüler. Onu müşriklerin elinden Hz. Abbas kurtardı.
    Müslüman olmakla şereflenmenin verdiği şevkle, öylesine seviniyor ve coşuyordu ki, ertesi gün yine Kâbe'nin yanında Kelime-i şahadeti yüksek sesle bağıra bağıra söyledi. Bu sefer de üzerine hücum eden müşrikler, yere yıkılıncaya kadar dövdüler. Hz. Abbas yine yetişip, onu müşriklerin elinden kurtardı.
    Bu heyecanlı insanın, o devrede Mekke'de bulunması, hem kendi hem de diğerleri için zarar doğuracağından Allah Rasûlü onu, kabilesine geri gönderdi ve orada irşada memur etti. Ne zaman İslâm'ın açıkça ilan edildiğini duyarsa, yanına gelmesi tembihinde bulunur. Bu emir üzerine Ebû Zerr (r.a.) kendi kabilesine dönüp, onlara İslâmiyet'i anlatmaya başladı. Artık bu günden itibaren O bütün kuvvet ve kudretiyle, bütün aşk ve şevkiyle, bütün cesaret ve şecaatiyle İslâm'ı yaymaya ve öğretmeye çalışıyordu. Bu gayretli çalışmaları sonucunda da başta kabile reisi Haffâf ve kendi kardeşi Üneys olmak üzere kabilenin birçoğu onun eliyle Müslüman oldu. Diğerleri ise daha sonra Peygamberimizi görerek Müslümanlığı kabul ettiler.


  4. 12.Mayıs.2010, 13:58
    2



    Ebu Zerr (r.a.) Mekke'nin ticaret yolu üzerinde Gıfar denilen bir kabileye mensuptur. Bunlar genellikle cahiliye devrinde yol kesmek, kervanları soymak ve eşkıyalık yapmakla tanınırlardı. Ebu Zerr hazretleri o dönemde kavmi arasında atılganlığı ve cesareti ile şöhret bulmuş, gücü, kuvveti ve yiğitliği ile o çevrede pek meşhur olmuştu. Puta tapmayı reddeden, aklî ve ilmî davranan, şair ve edip bir Arap aydını olması nedeniyle, yapılan bu tür işlerden zevk almıyordu. Bir gün, birdenbire değişerek her şeyin tek bir yaratıcısı olduğuna inanmaya başladı. İslâm'ın henüz zuhur etmediği bir zamanda Allah yolunu tuttu. Öyle ki, etrafındaki insanlara, "Allah'tan başkasına ibadet edilmez. Putlara tapmayınız, onlardan hiçbir şey istemeyiniz!" demeye başladı. İslam'ın zuhuruna kadar ki; yaklaşık üç yıl kendine mahsus bir şekilde Allah'a ibadet ettiği ifade edilmiştir. Ebû Zerr (r.a.), İslâm daha duyulmadan Hakkın davetine cevap veren ve ruhen iman eden büyük sahabelerden biridir.
    Bir gün Ebu Zerr'e, Mekke'de bir zatın zuhur edip kendisinin peygamber olduğunu iddia ederek insanları yeni bir dine davet ettiği ve Allah'ın birliği hakkında halkı uyardığı haberi geldi. Ebu Zerr (r.a) bu haberi duyunca, işin mahiyetini öğrenmek üzere kardeşini Mekke'ye gönderdi. Kardeşi Mekke'ye gitti, orada öğreneceklerini öğrenip geri döndü ve abisine:
    - Orada gördüm ki, Muhammed sadıktır, doğru söylüyor; ona karşı gelenler de yalancıdır dedi. Ebû Zerr kardeşinin anlattıklarından sonra Mekke'ye gitmeye ve Peygamberimizi görüp Müslüman olmaya karar verdi. Uzun bir yolculuktan sonra Mekke'ye vardı. Kimseyi tanımadığı için de zuhur eden peygamberi kimseye sormaya cesaret edemezdi. Bir iki gün Kâbe'nin yanında kadıktan sonra bir akşam vakti, yine Kâbe'nin bir köşesinde otururken, oradan geçen Hz. Ali, Ebû Zerr'i gördü. Garip olduğunu anlayarak alıp evine götürdü. Hâlinden bir şey sormadığı gibi, Ebû Zer'de ona sırrını açmadı.
    Ertesi gün Hz. Ali aynı noktada yine Ebû Zerr ile karşılaşdı. Hz. Ali'nin evine gittiler. Evde Hz. Ali buralara niçin geldiğini sorunca Ebû Zerr'de kimseye söylemeyeceğine dair söz aldıktan sonra geliş sebebini açıkladı. Hz. Ali onu aldı ve doğruca Allah Rasulü'nün yanına götürdü. Ebû Zerr Rasulüllah'ı görünce:
    "Selam sana olsun Ey Allah'ın Rasûlü!" dedi. Kâinatın Efendisi selâmını alarak ona İslâm'ı anlattı. Ebû Zerr de Kelime-i şahadeti söyleyerek İslâm ile şereflendi. Ebû Zer Müslüman olmanın verdiği büyük bir iştiyakla:
    - Yâ Rasûlallah! Ben bu şahadeti Kâbe'de müşrikler arasında ilân etmedikçe gitmem! dedi. Sonra izin istedi ve kalkıp Kâbe'ye gitti. Orada toplanan müşriklere: "Ey Kureyş! Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasülühû." diye bağırdı. Orada bulunan müşrikler, Ebû Zerr'in üzerine saldırarak bayılıncaya kadar dövdüler. Onu müşriklerin elinden Hz. Abbas kurtardı.
    Müslüman olmakla şereflenmenin verdiği şevkle, öylesine seviniyor ve coşuyordu ki, ertesi gün yine Kâbe'nin yanında Kelime-i şahadeti yüksek sesle bağıra bağıra söyledi. Bu sefer de üzerine hücum eden müşrikler, yere yıkılıncaya kadar dövdüler. Hz. Abbas yine yetişip, onu müşriklerin elinden kurtardı.
    Bu heyecanlı insanın, o devrede Mekke'de bulunması, hem kendi hem de diğerleri için zarar doğuracağından Allah Rasûlü onu, kabilesine geri gönderdi ve orada irşada memur etti. Ne zaman İslâm'ın açıkça ilan edildiğini duyarsa, yanına gelmesi tembihinde bulunur. Bu emir üzerine Ebû Zerr (r.a.) kendi kabilesine dönüp, onlara İslâmiyet'i anlatmaya başladı. Artık bu günden itibaren O bütün kuvvet ve kudretiyle, bütün aşk ve şevkiyle, bütün cesaret ve şecaatiyle İslâm'ı yaymaya ve öğretmeye çalışıyordu. Bu gayretli çalışmaları sonucunda da başta kabile reisi Haffâf ve kendi kardeşi Üneys olmak üzere kabilenin birçoğu onun eliyle Müslüman oldu. Diğerleri ise daha sonra Peygamberimizi görerek Müslümanlığı kabul ettiler.





+ Yorum Gönder