Konusunu Oylayın.: Birine iftira attım ve çok pişmanım. ne yapmalıyım?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Birine iftira attım ve çok pişmanım. ne yapmalıyım?
  1. 07.Mayıs.2010, 19:45
    1
    Misafir

    Birine iftira attım ve çok pişmanım. ne yapmalıyım?






    Birine iftira attım ve çok pişmanım. ne yapmalıyım? Mumsema Bir gün bir dostumla kavga ettim.Ama gözüm dönmüştü.İçimde sürekli kin ve nefret vardı.Ben bu arkadaşıma iftira attım.Ama benim yapmadığıma herkesi inandırmıştım.Ama arkadaşım inanmamıştı.Daha sonra babası onu çok fena dövmüştü.İçimde bir vicdan azabı var ki ama geceleri beni yiyip bitiriyor.Ne yapacağımı bilmiyorum.Allah'a tevbe etmiştim bir kere ama tevbbemi bozdum.Çünkü çok öfkelenmiştim.Artık dayanamıyorum.Arkadaşımın o hali gözümün önüne geldikçe gözlerimden yaşlar akıyor.Dayanamıyordum.Sizce ne yapmalıyım;lütfen bana yardım edin


  2. 07.Mayıs.2010, 19:45
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Bir gün bir dostumla kavga ettim.Ama gözüm dönmüştü.İçimde sürekli kin ve nefret vardı.Ben bu arkadaşıma iftira attım.Ama benim yapmadığıma herkesi inandırmıştım.Ama arkadaşım inanmamıştı.Daha sonra babası onu çok fena dövmüştü.İçimde bir vicdan azabı var ki ama geceleri beni yiyip bitiriyor.Ne yapacağımı bilmiyorum.Allah'a tevbe etmiştim bir kere ama tevbbemi bozdum.Çünkü çok öfkelenmiştim.Artık dayanamıyorum.Arkadaşımın o hali gözümün önüne geldikçe gözlerimden yaşlar akıyor.Dayanamıyordum.Sizce ne yapmalıyım;lütfen bana yardım edin


    Benzer Konular

    - İftira attım ne yapmalıyım

    - Bir hocaya iftira attım kul hakkı mı

    - Ben birine hava attım kıskandırmak için ama çok pişman oldum :(

    - Yalan attım ne yapmalıyım?

    - İftira ettim birine cok pişmanım

  3. 07.Mayıs.2010, 22:08
    2
    muallimfatih
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Mayıs.2010
    Üye No: 75805
    Mesaj Sayısı: 52
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Birine iftira attım ve çok pişmanım. ne yapmalıyım?




    Değerli kardeşim,
    Naçizane bir cevap yazmaya çalışacağım:
    Öncelikle tövbende sabitliğe yani nasuh tevbesine yani bu günahı bir daha işlememe alışkanlığını, yetkinliğini kazanana dek bu günahı her işlediğinde tevbeye devam..
    Bu hal; bütün günahlar için de geçerli..
    Arkadaşına ve inandırdığın kişilere doğruları anlat. Bunu yapabilme cesaretini elde edebilmen için de kul hakkı yediğini ve Allahu Teâlâ'nın kul hakkı affetmediğini düşün. Daha doğru ve açık bir ifadeyle söylersem kul hakkı yediğimizde Allah'a karşı da suç işlemiş olduğumuzdan suçun O'na karşı olan kısmını affedebilir ki zaten günahlara tevbe edilmesinin sebebi de budur. Fakat kul hakkı yeme günahının kullar arasındaki kısmına karışmayacak.
    Durağa çarpıp bir insanın yaralanmasına yol açan kişiyi, durağa verdiği zarardan dolayı Devlet affedebilir fakat yaralanmasına sebep olduğu kişinin dava açıp tazminat istemesine karışamaz. Aynen kul hakkında olduğu gibi.
    Ancak şu var: Eğer senin bu meselen ahirete kalırsa orada kısasa kısas yapılacak. Yani bu kul hakkının cezası neyse senin o kadar sevabın silinip arkadaşına verilecek. Eğer sevapların yeterli gelmezse arkadaşının günahları sana yüklenecek.
    Düşün ki meselâ; senin bütün mal varlığın 250 lira. Arkadaşının 300 lira borcu var. Arkadaşına iftira atmanın cezası da 400 lira olsun. Sen bütün mal varlığın olan 250 lirayı verdiğin halde hâlâ 150 lira borcun kalıyor. O zaman arkadaşının borcunun 150 lirası sana yüklenerek mesele halledilmiş olur.
    Şimdi durum ne?
    Senin hiç paran kalmadı; üstelik 150 lira da borç yüklendin!
    Bu örneği kul hakkı konusuna bağlarsak kul hakkının cezasının çok ağır olduğunu biliyoruz fakat cezanın sayı olarak karşılığını bilmiyoruz. Bu arada diğer günahlarımızdan aldığımız cezaların da tutarını bilmiyoruz. Ayrıca sevaplarımızın da sayı olarak karşılığını bilmiyoruz.
    O halde bu anlattıklarımı tekrar tekrar okuyup üzerinde düşünerek cesaret
    topla ve doğruyu açıklayıp helâllik dile. Helâllik alana kadar da peşini bırakma.
    Benim de başıma bir olay gelmişti. Ben o kişinin hakkını yemedim ama bana kaypak kaypak konuştuğu için kızarak konuştum. Oradan ayrılırken ne olur ne olmaz diye helâllik almak istedim. önce vermek istemedi. Alana kadar bırakmadım, sonunda helâlliği alıp rahatladım.
    Sen gerçeği itiraf ettiğinde sana kızabilirler, seninle konuşmayabilirler vs. ama bunlar zamanla gelip geçer. Helâlliği aldıktan sonra öyle bir rahatlarsın ki sana ne yaparlarsa yapsınlar; sana vızgelir. Tabii sana hakaret ederlerse, kızarlarsa vs. sen karşılık verme; sadece hakkını helâl ettiğini söyleyip oradan uzaklaş. Neyi, neden helâl ettiğini onlar düşünsünler!
    Eğer bu şekilde itiraf etmeye cesaret edemezsen Samanyolu Televizyonu'nun yeni bir programı var. Bu konuyla ilgili. Ama ismini unuttum. Oraya müracaat et. Kanalla görüşerek veya internetten araştırarak bulabilirsin.
    Kendini üzme; bu seçeneklerden herhangi birini değerlendirerek sonuca varabileceğini umuyorum; Allah'ın izniyle (Celle Celâluhu).


  4. 07.Mayıs.2010, 22:08
    2



    Değerli kardeşim,
    Naçizane bir cevap yazmaya çalışacağım:
    Öncelikle tövbende sabitliğe yani nasuh tevbesine yani bu günahı bir daha işlememe alışkanlığını, yetkinliğini kazanana dek bu günahı her işlediğinde tevbeye devam..
    Bu hal; bütün günahlar için de geçerli..
    Arkadaşına ve inandırdığın kişilere doğruları anlat. Bunu yapabilme cesaretini elde edebilmen için de kul hakkı yediğini ve Allahu Teâlâ'nın kul hakkı affetmediğini düşün. Daha doğru ve açık bir ifadeyle söylersem kul hakkı yediğimizde Allah'a karşı da suç işlemiş olduğumuzdan suçun O'na karşı olan kısmını affedebilir ki zaten günahlara tevbe edilmesinin sebebi de budur. Fakat kul hakkı yeme günahının kullar arasındaki kısmına karışmayacak.
    Durağa çarpıp bir insanın yaralanmasına yol açan kişiyi, durağa verdiği zarardan dolayı Devlet affedebilir fakat yaralanmasına sebep olduğu kişinin dava açıp tazminat istemesine karışamaz. Aynen kul hakkında olduğu gibi.
    Ancak şu var: Eğer senin bu meselen ahirete kalırsa orada kısasa kısas yapılacak. Yani bu kul hakkının cezası neyse senin o kadar sevabın silinip arkadaşına verilecek. Eğer sevapların yeterli gelmezse arkadaşının günahları sana yüklenecek.
    Düşün ki meselâ; senin bütün mal varlığın 250 lira. Arkadaşının 300 lira borcu var. Arkadaşına iftira atmanın cezası da 400 lira olsun. Sen bütün mal varlığın olan 250 lirayı verdiğin halde hâlâ 150 lira borcun kalıyor. O zaman arkadaşının borcunun 150 lirası sana yüklenerek mesele halledilmiş olur.
    Şimdi durum ne?
    Senin hiç paran kalmadı; üstelik 150 lira da borç yüklendin!
    Bu örneği kul hakkı konusuna bağlarsak kul hakkının cezasının çok ağır olduğunu biliyoruz fakat cezanın sayı olarak karşılığını bilmiyoruz. Bu arada diğer günahlarımızdan aldığımız cezaların da tutarını bilmiyoruz. Ayrıca sevaplarımızın da sayı olarak karşılığını bilmiyoruz.
    O halde bu anlattıklarımı tekrar tekrar okuyup üzerinde düşünerek cesaret
    topla ve doğruyu açıklayıp helâllik dile. Helâllik alana kadar da peşini bırakma.
    Benim de başıma bir olay gelmişti. Ben o kişinin hakkını yemedim ama bana kaypak kaypak konuştuğu için kızarak konuştum. Oradan ayrılırken ne olur ne olmaz diye helâllik almak istedim. önce vermek istemedi. Alana kadar bırakmadım, sonunda helâlliği alıp rahatladım.
    Sen gerçeği itiraf ettiğinde sana kızabilirler, seninle konuşmayabilirler vs. ama bunlar zamanla gelip geçer. Helâlliği aldıktan sonra öyle bir rahatlarsın ki sana ne yaparlarsa yapsınlar; sana vızgelir. Tabii sana hakaret ederlerse, kızarlarsa vs. sen karşılık verme; sadece hakkını helâl ettiğini söyleyip oradan uzaklaş. Neyi, neden helâl ettiğini onlar düşünsünler!
    Eğer bu şekilde itiraf etmeye cesaret edemezsen Samanyolu Televizyonu'nun yeni bir programı var. Bu konuyla ilgili. Ama ismini unuttum. Oraya müracaat et. Kanalla görüşerek veya internetten araştırarak bulabilirsin.
    Kendini üzme; bu seçeneklerden herhangi birini değerlendirerek sonuca varabileceğini umuyorum; Allah'ın izniyle (Celle Celâluhu).





+ Yorum Gönder