Konusunu Oylayın.: Aklın kullanılması

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Aklın kullanılması
  1. 07.Mayıs.2010, 18:18
    1
    Misafir

    Aklın kullanılması






    Aklın kullanılması Mumsema Akıl ile ilgili bazı çıkmazlarım var. Herşeyi
    sorgulayan bir yapım var ve bu bana bazen çok acı veriyor. Cevabına
    ulaşamadığım sorular içimde bir engel oluşuturuyor ve takılıyorum. Yardımcı olursanız sevinirim..


  2. 07.Mayıs.2010, 18:18
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Akıl ile ilgili bazı çıkmazlarım var. Herşeyi
    sorgulayan bir yapım var ve bu bana bazen çok acı veriyor. Cevabına
    ulaşamadığım sorular içimde bir engel oluşuturuyor ve takılıyorum. Yardımcı olursanız sevinirim..


    Benzer Konular

    - Kur'an'da kalp ve aklın ayrı ayrı kullanılması, kalbin düşünme organı olduğu anlamına mı gelir? Akıl

    - Aklın nuru nedir

    - Şeriat Hükümlerinde Aklın Yeri Nedir? Şeriat Aklın Ürünü müdür?

    - Aklın işlevi ve aklın dini sorumluluktaki yeri nedir?

    - Aklın islamdaki önemi

  3. 07.Mayıs.2010, 18:26
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    --->: Aklın kullanılması




    Muhterem kardeşim, Akıl doğru kullanıldığında bir nimet, yanlış kullanıldığında bir bela, hiç kullanılmadığında büyük bir israftır. Vahiylerin gayelerinden biri de insanoğluna aklını doğru kullanmayı öğretmektir.
    Malum insan aklının çalışma şekli üçtür: Parçadan bütünü, bütünden parçaya, parçadan parçaya (dedüksiyon, endüksiyon, analoji) Diğer yollar bu üç sınıftan birine girer. Tarihte akıl konusunda iki aşırılık olmuştur:
    Birincisi aklı mutlaklaştıran ve akla sorgusuz sualsiz teslim olan "akılcı"
    görüş. Bu dengesizlik ve ifrattır. Akıl amaç değil araçtır. Her araç amaçlaştırıldığında yoldan çıkar. Akıl kendisini taşıyamaz olur. İlahlaşır, küstahlaşır, haddini aşar, sınır tanımaz. Kur'an böylesi bir aklın faaliyetine fikir diyor. Yani sığ ve hakkı verilmemiş düşünce. Müddessir suresinin 18 ve devamında anlatılan aklı buna örnek verir. Diğerine tefekkür diyor. Derin ve hakkı verilmiş düşünce.
    İkincisi aklı atıl bırakan, onu çalıştırmayan ve kullanmayan, ona hep güvensizlik besleyen, hatta onu yeren dengesiz yaklaşım. Bu da tefrittir.
    Sizden bu tefritin kokusunu alıyorum.
    Şeytan boş durmaz. Hepimize arız olur hafizanallahu ve iyyakum. Size akıl konusunda vesvese veriyor. Anlaşılan bu. Öncelikle yapmanız gereken Şeytan'ın işvereni olmaktan vazgeçmeniz. Onu ücrete bağlamamanız. Onu işten çıkarmanızdır. Değil mi ama, hem Şeytan'ı işe alıp ücret vereceksiniz, hem de onun mesaisinden şikayet edeceksiniz. Bu olmaz Bunun için de onun filmini seyretmeyecek, onun sahnesini terk edecek, aldığınız biletleri imha edeceksiniz. Sana benden ekmek yok diyeceksiniz ki yüz bulamasın.
    Her şeye açık bir nas arama çabanız da bir vesvesedir. Allah bile vahyi muhkem ve müteşabih diye ayırmış. Müteşabihler koşmuş. Zemahşeri Kur'an'da müteşabih'in varlığının hikmeti nedir sualini sorar ve şöyle cevap verir:
    "İnsanı düşünmeye ve aklını kullanmaya teşvik. Demek ki müteşabih ayetler akla verilmiş bir teşvik primi imiş. Fakir bu yaklaşımı "Onlar Kur'an üzerinde tedebbür etmiyorlar mı?" ayetiyle açıklar. Öyle ya, her şey ayan beyan tak ve şak diye açıklanmışsa, neyi düşüneceksiniz, neyi tedebbür edeceksiniz?
    Kur'an'da 800 yerde farklı formlarla akla, tefekküre, öğüt almaya atıf yapılır. Kur'an'ın bu kadar çok atıf yaptığı konu gerçekten azdır.
    Evet, akletmeden din yaşanmaz. Burada denge altın kural: Aklı dinin suvarisi değil, dinin atı yapmak lazım. Vahiy binici, akıl at, araba hayattır. Atı arabanın arkasına koşmamak lazım. Ama suvarinin sırtına da yüklememek lazım.
    Bu konuda dengeli tavır İbn Rüşd'ün ifadesiyle "bir annenin iki memesinden emer gibi" nakil ve aklı hikmet ve hakikatin iki memesi bilip onlardan beslenmektir. Birini kanser edip aldırmamaktır. Bunun için sizin vesveseden kurtulmanız lazım.
    İki şeye dikkat edin: Aklınıza karşı oynanan oyuna ve aklınızın size oyun oynamasına...
    Rabbimiz akleden kalbimizi korusun. Allah (cc)'ya emanet olunuz...


  4. 07.Mayıs.2010, 18:26
    2
    Moderatör



    Muhterem kardeşim, Akıl doğru kullanıldığında bir nimet, yanlış kullanıldığında bir bela, hiç kullanılmadığında büyük bir israftır. Vahiylerin gayelerinden biri de insanoğluna aklını doğru kullanmayı öğretmektir.
    Malum insan aklının çalışma şekli üçtür: Parçadan bütünü, bütünden parçaya, parçadan parçaya (dedüksiyon, endüksiyon, analoji) Diğer yollar bu üç sınıftan birine girer. Tarihte akıl konusunda iki aşırılık olmuştur:
    Birincisi aklı mutlaklaştıran ve akla sorgusuz sualsiz teslim olan "akılcı"
    görüş. Bu dengesizlik ve ifrattır. Akıl amaç değil araçtır. Her araç amaçlaştırıldığında yoldan çıkar. Akıl kendisini taşıyamaz olur. İlahlaşır, küstahlaşır, haddini aşar, sınır tanımaz. Kur'an böylesi bir aklın faaliyetine fikir diyor. Yani sığ ve hakkı verilmemiş düşünce. Müddessir suresinin 18 ve devamında anlatılan aklı buna örnek verir. Diğerine tefekkür diyor. Derin ve hakkı verilmiş düşünce.
    İkincisi aklı atıl bırakan, onu çalıştırmayan ve kullanmayan, ona hep güvensizlik besleyen, hatta onu yeren dengesiz yaklaşım. Bu da tefrittir.
    Sizden bu tefritin kokusunu alıyorum.
    Şeytan boş durmaz. Hepimize arız olur hafizanallahu ve iyyakum. Size akıl konusunda vesvese veriyor. Anlaşılan bu. Öncelikle yapmanız gereken Şeytan'ın işvereni olmaktan vazgeçmeniz. Onu ücrete bağlamamanız. Onu işten çıkarmanızdır. Değil mi ama, hem Şeytan'ı işe alıp ücret vereceksiniz, hem de onun mesaisinden şikayet edeceksiniz. Bu olmaz Bunun için de onun filmini seyretmeyecek, onun sahnesini terk edecek, aldığınız biletleri imha edeceksiniz. Sana benden ekmek yok diyeceksiniz ki yüz bulamasın.
    Her şeye açık bir nas arama çabanız da bir vesvesedir. Allah bile vahyi muhkem ve müteşabih diye ayırmış. Müteşabihler koşmuş. Zemahşeri Kur'an'da müteşabih'in varlığının hikmeti nedir sualini sorar ve şöyle cevap verir:
    "İnsanı düşünmeye ve aklını kullanmaya teşvik. Demek ki müteşabih ayetler akla verilmiş bir teşvik primi imiş. Fakir bu yaklaşımı "Onlar Kur'an üzerinde tedebbür etmiyorlar mı?" ayetiyle açıklar. Öyle ya, her şey ayan beyan tak ve şak diye açıklanmışsa, neyi düşüneceksiniz, neyi tedebbür edeceksiniz?
    Kur'an'da 800 yerde farklı formlarla akla, tefekküre, öğüt almaya atıf yapılır. Kur'an'ın bu kadar çok atıf yaptığı konu gerçekten azdır.
    Evet, akletmeden din yaşanmaz. Burada denge altın kural: Aklı dinin suvarisi değil, dinin atı yapmak lazım. Vahiy binici, akıl at, araba hayattır. Atı arabanın arkasına koşmamak lazım. Ama suvarinin sırtına da yüklememek lazım.
    Bu konuda dengeli tavır İbn Rüşd'ün ifadesiyle "bir annenin iki memesinden emer gibi" nakil ve aklı hikmet ve hakikatin iki memesi bilip onlardan beslenmektir. Birini kanser edip aldırmamaktır. Bunun için sizin vesveseden kurtulmanız lazım.
    İki şeye dikkat edin: Aklınıza karşı oynanan oyuna ve aklınızın size oyun oynamasına...
    Rabbimiz akleden kalbimizi korusun. Allah (cc)'ya emanet olunuz...





+ Yorum Gönder