Konusunu Oylayın.: Bir dirhem kadar sadaka vermenin hac yapmak kadar sevabı vardır, anlamına gelen hadis var mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Bir dirhem kadar sadaka vermenin hac yapmak kadar sevabı vardır, anlamına gelen hadis var mıdır?
  1. 29.Nisan.2010, 21:15
    1
    Misafir

    Bir dirhem kadar sadaka vermenin hac yapmak kadar sevabı vardır, anlamına gelen hadis var mıdır?






    Bir dirhem kadar sadaka vermenin hac yapmak kadar sevabı vardır, anlamına gelen hadis var mıdır? Mumsema hemen olsa iyi olur sevinirim hem de çok iyi olur sevinirim bir de çok kısa sürsün çok sevinirim


  2. 30.Nisan.2010, 00:08
    2
    meçhul_100
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2007
    Üye No: 626
    Mesaj Sayısı: 2,162
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Diyar-ı Sivas

    --->: Bir dirhem kadar sadaka vermenin hac yapmak kadar sevabı vardır, anlamına gelen hadis var mıdı




    Bir dirhem kadar sadaka vermenin hac yapmak kadar sevabı vardır, anlamına gelen hadis var mıdır?

    Tasaddukla ilgili aynı lafızla rivayet edilen bir hadise rastlayamadık. Yalnız aşağıdaki rivayet benzer bir mana ifade etmektedir.

    Taberanî’nin (el-Evsat) Hz. Aişe (r.anha)’den yaptığı bir rivayete göre Peygamberimiz (a.s.m) şöyle demiştir:

    “Yüzüğümü tasadduk etmem, Kâbe’ye hediye edeceğim bin dirhemden daha sevimlidir.” Heysemî, bu rivayette zayıf bir ravinin bulunduğunu söyleyerek hadisin zayıf olduğuna işaret etmiştir(Zevaid, 3/113).

    Burada ki “yüzük” ifadesi bir dirhem gümüş olarak değerlendirilmiş de olabilir.

    Öyle anlaşılıyor ki, zayıf bazı rivayetler esas alınarak -terğip veya terhip adına- bazı kriterler kullanılmış, bu kriterlere dikakt etmeden yapılacak genel bir hüküm, dengeyi bozabilir. Ve yanlış anlamlara neden olabilir. Çünkü eşit şartlarda değil de farklı şartlarda yapılan amellerin farklılık göstermesi normaldir. Ancak bunlar izaha muhtaç şeylerdir. Aşağıdaki hadiste bu ince muhakemeyi görmekteyiz:

    İbn Hanbel’in rivayetine göre Hz. Ali (ra) şöyle demiştir: Üç kişi sadaka verdiler. Onlardan biri, sahip olduğu bin dirhemden yüz dirhemi; biri de sahip olduğu yüz dirhemden on dirhemi, diğeri de sahip olduğu on dirhemden bir dirhemi sadaka verdi. Hz. Peygamber (a.s.m) “Siz -üçünüz de- sevap kazanmada eşitsiniz.” buyurdu.(Müsned, 1/96,114,115).

    Demek burada bir dirhem tasadduk yüz dirheme eşit olmuştur. Çünkü burada her üçü de mallarının onda birini sadaka vermiştir. Ancak bu işin hikmetini anlatmadan, orantısını nazara vermeden söylerseniz, şeriatın muvazenesini bozmuş olursunuz .

    Yine Hz. Ebu Hureyre’den yapılan bir rivayette Peygamberimiz (a.s.m); “Bir dirhem, yüz bin dirhemin önüne geçti (daha üstün geldi)” diye buyurdu. “Bu nasıl olur?” sorusuna karşı da şu açıklamayı yaptı: “Adamın birinin sadece iki dirhemi vardı, onlardan birini tasadduk etti. Diğer bir adam da (çok büyük servete sahip idi), malının yanına vardı ve oradan yüz bin dirhem alıp sadaka verdi.”(Nesaî, Zekât, 49).

    Bu gibi hadis rivayetlerinden de öyle anlaşılıyor ki, verilen sadakanın sevabını, onun sayısal değeri, azlığı-çokluğu değil, sadakayı veren kişinin himmeti, niyeti belirler.(bk. Suyutî, ilgili hadisin şerhi)... Ve işler alimlerin elinden cahillerin eline geçince, orantısız bir mübalağa kapısının açılmasına sebebiyet verir.







  3. 30.Nisan.2010, 00:08
    2
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙



    Bir dirhem kadar sadaka vermenin hac yapmak kadar sevabı vardır, anlamına gelen hadis var mıdır?

    Tasaddukla ilgili aynı lafızla rivayet edilen bir hadise rastlayamadık. Yalnız aşağıdaki rivayet benzer bir mana ifade etmektedir.

    Taberanî’nin (el-Evsat) Hz. Aişe (r.anha)’den yaptığı bir rivayete göre Peygamberimiz (a.s.m) şöyle demiştir:

    “Yüzüğümü tasadduk etmem, Kâbe’ye hediye edeceğim bin dirhemden daha sevimlidir.” Heysemî, bu rivayette zayıf bir ravinin bulunduğunu söyleyerek hadisin zayıf olduğuna işaret etmiştir(Zevaid, 3/113).

    Burada ki “yüzük” ifadesi bir dirhem gümüş olarak değerlendirilmiş de olabilir.

    Öyle anlaşılıyor ki, zayıf bazı rivayetler esas alınarak -terğip veya terhip adına- bazı kriterler kullanılmış, bu kriterlere dikakt etmeden yapılacak genel bir hüküm, dengeyi bozabilir. Ve yanlış anlamlara neden olabilir. Çünkü eşit şartlarda değil de farklı şartlarda yapılan amellerin farklılık göstermesi normaldir. Ancak bunlar izaha muhtaç şeylerdir. Aşağıdaki hadiste bu ince muhakemeyi görmekteyiz:

    İbn Hanbel’in rivayetine göre Hz. Ali (ra) şöyle demiştir: Üç kişi sadaka verdiler. Onlardan biri, sahip olduğu bin dirhemden yüz dirhemi; biri de sahip olduğu yüz dirhemden on dirhemi, diğeri de sahip olduğu on dirhemden bir dirhemi sadaka verdi. Hz. Peygamber (a.s.m) “Siz -üçünüz de- sevap kazanmada eşitsiniz.” buyurdu.(Müsned, 1/96,114,115).

    Demek burada bir dirhem tasadduk yüz dirheme eşit olmuştur. Çünkü burada her üçü de mallarının onda birini sadaka vermiştir. Ancak bu işin hikmetini anlatmadan, orantısını nazara vermeden söylerseniz, şeriatın muvazenesini bozmuş olursunuz .

    Yine Hz. Ebu Hureyre’den yapılan bir rivayette Peygamberimiz (a.s.m); “Bir dirhem, yüz bin dirhemin önüne geçti (daha üstün geldi)” diye buyurdu. “Bu nasıl olur?” sorusuna karşı da şu açıklamayı yaptı: “Adamın birinin sadece iki dirhemi vardı, onlardan birini tasadduk etti. Diğer bir adam da (çok büyük servete sahip idi), malının yanına vardı ve oradan yüz bin dirhem alıp sadaka verdi.”(Nesaî, Zekât, 49).

    Bu gibi hadis rivayetlerinden de öyle anlaşılıyor ki, verilen sadakanın sevabını, onun sayısal değeri, azlığı-çokluğu değil, sadakayı veren kişinin himmeti, niyeti belirler.(bk. Suyutî, ilgili hadisin şerhi)... Ve işler alimlerin elinden cahillerin eline geçince, orantısız bir mübalağa kapısının açılmasına sebebiyet verir.










+ Yorum Gönder