Konusunu Oylayın.: Hristiyanlık ve İslamiyet

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hristiyanlık ve İslamiyet
  1. 28.Nisan.2010, 10:42
    1
    Misafir

    Hristiyanlık ve İslamiyet






    Hristiyanlık ve İslamiyet Mumsema hristiyanlık ve islamiyetin yayılması nasıl oldu.bu iki öğretide toplum içinde ve geniş coğrafyalarda yayılmayı kolaylaştıran anlayışlar nelerdir.


  2. 28.Nisan.2010, 10:42
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    hristiyanlık ve islamiyetin yayılması nasıl oldu.bu iki öğretide toplum içinde ve geniş coğrafyalarda yayılmayı kolaylaştıran anlayışlar nelerdir.


    Benzer Konular

    - İslamiyet öncesi hak din hristiyanlık değilmi ?

    - Yahudilik Ve Hristiyanlık

    - İslamiyet ve Hristiyanlık Dininin Yayılışı ve Aralarındaki Farklar?

    - Kıyametten önce yahudilik ve hristiyanlık tarihe karışacak

    - Karşılaştırmalı Dinler (İslamiyet,yahudilik,hristiyanlık ...)

  3. 28.Nisan.2010, 23:34
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    --->: hristiyanlık ve islamiyet




    İslamın yayılışı Peygamber tebiliği ve mucizeler gösterilerek, nice zorluklara katlanılarak oldu.
    Hıristiyanlık da hakeza
    Kardeş İslamiyetin doğuşu ve yayılması için bu linki tıkla...


    http://www.mumsema.com/islam-tarihi/...in-dogusu.html


  4. 28.Nisan.2010, 23:34
    2
    Hadimul Müslimin



    İslamın yayılışı Peygamber tebiliği ve mucizeler gösterilerek, nice zorluklara katlanılarak oldu.
    Hıristiyanlık da hakeza
    Kardeş İslamiyetin doğuşu ve yayılması için bu linki tıkla...


    http://www.mumsema.com/islam-tarihi/...in-dogusu.html


  5. 28.Nisan.2010, 23:41
    3
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    --->: hristiyanlık ve islamiyet

    iddia ettiklerinin aksine Hristiyanlık kılıç ile yayıldı
    Müslümanlar savaşla yeni ülkeler feth ettiler
    evet ama kimseyi zorla Müslüman yapmadılar.


  6. 28.Nisan.2010, 23:41
    3
    âb ü kil
    iddia ettiklerinin aksine Hristiyanlık kılıç ile yayıldı
    Müslümanlar savaşla yeni ülkeler feth ettiler
    evet ama kimseyi zorla Müslüman yapmadılar.


  7. 28.Nisan.2010, 23:58
    4
    meçhul_100
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2007
    Üye No: 626
    Mesaj Sayısı: 2,162
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Diyar-ı Sivas

    --->: hristiyanlık ve islamiyet

    İslamiyet İle Hristiyanlık Arasındaki Farklar


    Özetle söylemek gerekirse; İslâmiyet ile bugünkü Hristiyanlık arasındaki belli başlı ayrılıklar şunlardır:
    1. Hristiyanlık'ta teslis akidesi olduğu halde İslâm'da tevhid akidesi vardır.
    2. İslâm bütün semâvî dinleri ve peygamberleri içine alır; Hristiyanlık ise, yalnız Kitab-ı mukaddes'i hak bilir ve Kur'an-ı Kerim'i vahye dayalı bir kitap olarak kabul etmez.
    3. Hristiyanlık, insanın doğuştan günahkâr olduğunu ve bu sebeple temizlenmesi için vaftiz edilmesi gerektiğini savunur; İslâm ise, bütün insanların günahsız doğduğunu ve hiç kimsenin bir başkasının günahını yüklenmeyeceğini belirtir.
    4. Hristiyanlıkta papaz ve rahiplerin günah çıkarmak ve affetmek yetkisi vardır; İslâmiyet'te ise, günahlar yalnız Allah tarafından bağışlanır.
    5. Hristiyanlık'ta Hz. İsa'nın sözleri Allah kelâmı olarak telakki edilir; İslâmiyet'te ise, ilâhi emirler vahiy yoluyla, Cebrâil vasıtasıyla bildirilir.
    6. Hristiyanlar'a göre İsa (a.s) çarmıha gerilmiştir. İslam'a göre ise, Allah onu kendi katına yükseltmiştir.
    7. Her ne kadar bugünkü Hristiyanlar, kendi dinlerinin son din olduğunu iddia ediyorlarsa da, bu iddiânın İslâm nazarında hiç bir geçerliliği yoktur. Çünkü
    "Allah katında din, şüphesiz İslâmiyet'tir..." (Âli İmrân: 3/19)
    "Kim İslâm'dan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir ve o, âhirette de kaybedenlerden olacaktır" (Âli İmran: 3/85)[1]
    ---------------------------------------------------
    [1] Ahmet Güç, Şamil İslam Ansiklopedisi:


  8. 28.Nisan.2010, 23:58
    4
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙
    İslamiyet İle Hristiyanlık Arasındaki Farklar


    Özetle söylemek gerekirse; İslâmiyet ile bugünkü Hristiyanlık arasındaki belli başlı ayrılıklar şunlardır:
    1. Hristiyanlık'ta teslis akidesi olduğu halde İslâm'da tevhid akidesi vardır.
    2. İslâm bütün semâvî dinleri ve peygamberleri içine alır; Hristiyanlık ise, yalnız Kitab-ı mukaddes'i hak bilir ve Kur'an-ı Kerim'i vahye dayalı bir kitap olarak kabul etmez.
    3. Hristiyanlık, insanın doğuştan günahkâr olduğunu ve bu sebeple temizlenmesi için vaftiz edilmesi gerektiğini savunur; İslâm ise, bütün insanların günahsız doğduğunu ve hiç kimsenin bir başkasının günahını yüklenmeyeceğini belirtir.
    4. Hristiyanlıkta papaz ve rahiplerin günah çıkarmak ve affetmek yetkisi vardır; İslâmiyet'te ise, günahlar yalnız Allah tarafından bağışlanır.
    5. Hristiyanlık'ta Hz. İsa'nın sözleri Allah kelâmı olarak telakki edilir; İslâmiyet'te ise, ilâhi emirler vahiy yoluyla, Cebrâil vasıtasıyla bildirilir.
    6. Hristiyanlar'a göre İsa (a.s) çarmıha gerilmiştir. İslam'a göre ise, Allah onu kendi katına yükseltmiştir.
    7. Her ne kadar bugünkü Hristiyanlar, kendi dinlerinin son din olduğunu iddia ediyorlarsa da, bu iddiânın İslâm nazarında hiç bir geçerliliği yoktur. Çünkü
    "Allah katında din, şüphesiz İslâmiyet'tir..." (Âli İmrân: 3/19)
    "Kim İslâm'dan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir ve o, âhirette de kaybedenlerden olacaktır" (Âli İmran: 3/85)[1]
    ---------------------------------------------------
    [1] Ahmet Güç, Şamil İslam Ansiklopedisi:


  9. 29.Nisan.2010, 00:01
    5
    meçhul_100
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2007
    Üye No: 626
    Mesaj Sayısı: 2,162
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Diyar-ı Sivas

    --->: hristiyanlık ve islamiyet

    Hıristiyanlarla Diyalog: Peygamber Efendimiz (s.a.s.), Allah Resûlü sıfatıyla tebliğe başladığı zaman, ilk defa Mekke'de bazı Hıristiyanlarla karşılaşmıştı. Hatta, Kendisine vahiy gelmeye başladığı ilk günlerinde Hz. Hatice'yi ve Peygamber Efendimizi teselli eden Varaka b. Nevfel de İncil'in el yazmalarına sahip olan bir Hıristiyan’dı. (Buhârî, Bedu’l- Vahy 3)

    Allah Resûlü’nün (s.a.s.) Mekke'de Ehl-i Kitab'a mensup kölelerle, hatta demircilik yapan Hıristiyan biriyle yakın dostluklar kurduğunu ve bu insanlara karşı oldukça olumlu yaklaştığını görmekteyiz.

    İslâmiyet'in beşiği olan Mekke'de daha başlangıçtan itibaren Allah Resûlü’nün (s.a.s.), Hıristiyanlarla münasebeti, dostâne hudutlar içinde başlamıştı. Henüz risâletten üç yıl gibi kısa bir zaman sonra, Bizans'ın İran'a mağlubiyeti, Mekke'de Müslümanları üzmüştü. Çünkü Ehl-i Kitap olan Bizans, Mecûsî İran'a mağlup olmamalıydı. Nitekim Yüce Allah da kitap ehli Rumların galip geleceği tesellisini bildiren vahyini göndermişti (Rûm, 1-5).

    Peygamberimizin Hicret'ten önce ilk ilgi duyduğu ve Müslümanların hicret etmelerini arzu ettiği Hıristiyan ülke, Habeşistan olmuştur. Allah Resûlü, Mekke müşriklerinin amansız işkenceleri ve tazyikleri karşısında Mekkeli Müslümanların Habeşistan'a hicretlerini arzu etmiş ve bu hislerini şu ifadelerle belirtmiştir. “İsterseniz ve elinizden gelirse, Habeşistan'a iltica ediniz. Zira orada hüküm süren kralın topraklarında kimseye zulüm edilmez. Orası doğru ve emin bir yerdir, Allah âsân edinceye kadar orada kalın.”

    Müslüman-Hıristiyan münasebetleri açısından Mekke devri –yukarıda anlattığımız gibi- çok fazla hareketlilik göstermezken, Medine devrinde Hıristiyan münasebetlerinde bir artış görülmektedir. Allah Resûlü (s.a.s.) Medine'de komşu kabilelerle anlaşmalar yapmış ve Hıristiyan reislerinden Mısır Mukavkısı’na, Heraklius'e, Zağatur piskoposuna, Kayser'e ve diğer birtakım hükümdarlar ile yöneticilere mektuplar göndererek onları İslâm’a davet etmiştir. Kur'ân'ın mesajını sadece kitap ehlinden olanlara ulaştırmakla kalmamış aynı zamanda, bir Mecusi olan Fars kralı Kisra'yı da İslâm'a davet etmek için bir mektup göndermiştir.

    Peygamber Efendimiz devrinde Müslüman-Hıristiyan münasebetlerinde hâkim olan ruh, İslâm’ın genel dinî tutumu içindeki müsamaha ruhudur. Peygamberimizin yazdığı mektuplarda veya Necranlılarla bizzat karşılaşmada Hıristiyanlığa karşı tavrı, onların yanlış itikatlarını bizzat kendilerine duyurmak ve Hakk olan inancın tebliğini yapmaktır. Ama her şeye rağmen zorlama yoktur. O’nun (s.a.s.), Necranlıları, Mescid-i Nebevî'ye alması, onlara ibadet izni vermesi, kendi dinlerinde kalmak üzere antlaşma isteklerini kabul etmesi, sadece İslâm'ın genel dinî tutumu içindeki müsamaha ruhu ile izah edilebilir.
    Davut Aydüz (Prof. Dr.)

    http://www.mumsema.com/islam-tarihi/...islamiyet.html


  10. 29.Nisan.2010, 00:01
    5
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙
    Hıristiyanlarla Diyalog: Peygamber Efendimiz (s.a.s.), Allah Resûlü sıfatıyla tebliğe başladığı zaman, ilk defa Mekke'de bazı Hıristiyanlarla karşılaşmıştı. Hatta, Kendisine vahiy gelmeye başladığı ilk günlerinde Hz. Hatice'yi ve Peygamber Efendimizi teselli eden Varaka b. Nevfel de İncil'in el yazmalarına sahip olan bir Hıristiyan’dı. (Buhârî, Bedu’l- Vahy 3)

    Allah Resûlü’nün (s.a.s.) Mekke'de Ehl-i Kitab'a mensup kölelerle, hatta demircilik yapan Hıristiyan biriyle yakın dostluklar kurduğunu ve bu insanlara karşı oldukça olumlu yaklaştığını görmekteyiz.

    İslâmiyet'in beşiği olan Mekke'de daha başlangıçtan itibaren Allah Resûlü’nün (s.a.s.), Hıristiyanlarla münasebeti, dostâne hudutlar içinde başlamıştı. Henüz risâletten üç yıl gibi kısa bir zaman sonra, Bizans'ın İran'a mağlubiyeti, Mekke'de Müslümanları üzmüştü. Çünkü Ehl-i Kitap olan Bizans, Mecûsî İran'a mağlup olmamalıydı. Nitekim Yüce Allah da kitap ehli Rumların galip geleceği tesellisini bildiren vahyini göndermişti (Rûm, 1-5).

    Peygamberimizin Hicret'ten önce ilk ilgi duyduğu ve Müslümanların hicret etmelerini arzu ettiği Hıristiyan ülke, Habeşistan olmuştur. Allah Resûlü, Mekke müşriklerinin amansız işkenceleri ve tazyikleri karşısında Mekkeli Müslümanların Habeşistan'a hicretlerini arzu etmiş ve bu hislerini şu ifadelerle belirtmiştir. “İsterseniz ve elinizden gelirse, Habeşistan'a iltica ediniz. Zira orada hüküm süren kralın topraklarında kimseye zulüm edilmez. Orası doğru ve emin bir yerdir, Allah âsân edinceye kadar orada kalın.”

    Müslüman-Hıristiyan münasebetleri açısından Mekke devri –yukarıda anlattığımız gibi- çok fazla hareketlilik göstermezken, Medine devrinde Hıristiyan münasebetlerinde bir artış görülmektedir. Allah Resûlü (s.a.s.) Medine'de komşu kabilelerle anlaşmalar yapmış ve Hıristiyan reislerinden Mısır Mukavkısı’na, Heraklius'e, Zağatur piskoposuna, Kayser'e ve diğer birtakım hükümdarlar ile yöneticilere mektuplar göndererek onları İslâm’a davet etmiştir. Kur'ân'ın mesajını sadece kitap ehlinden olanlara ulaştırmakla kalmamış aynı zamanda, bir Mecusi olan Fars kralı Kisra'yı da İslâm'a davet etmek için bir mektup göndermiştir.

    Peygamber Efendimiz devrinde Müslüman-Hıristiyan münasebetlerinde hâkim olan ruh, İslâm’ın genel dinî tutumu içindeki müsamaha ruhudur. Peygamberimizin yazdığı mektuplarda veya Necranlılarla bizzat karşılaşmada Hıristiyanlığa karşı tavrı, onların yanlış itikatlarını bizzat kendilerine duyurmak ve Hakk olan inancın tebliğini yapmaktır. Ama her şeye rağmen zorlama yoktur. O’nun (s.a.s.), Necranlıları, Mescid-i Nebevî'ye alması, onlara ibadet izni vermesi, kendi dinlerinde kalmak üzere antlaşma isteklerini kabul etmesi, sadece İslâm'ın genel dinî tutumu içindeki müsamaha ruhu ile izah edilebilir.
    Davut Aydüz (Prof. Dr.)

    http://www.mumsema.com/islam-tarihi/...islamiyet.html





+ Yorum Gönder