Konusunu Oylayın.: Gençler için İslami eğitim programı nasıl olmalıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Gençler için İslami eğitim programı nasıl olmalıdır?
  1. 24.Nisan.2010, 06:23
    1
    Misafir

    Gençler için İslami eğitim programı nasıl olmalıdır?






    Gençler için İslami eğitim programı nasıl olmalıdır? Mumsema gençler için İslami eğitim programı nasıl olmalıdır?


  2. 24.Nisan.2010, 23:35
    2
    Berât1
    ÖZLENEN GÜN GELECEKTİR

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Ağustos.2009
    Üye No: 49487
    Mesaj Sayısı: 1,228
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 47

    --->: gençler için İslami eğitim programı nasıl olmalıdır?




    Gittikçe artış eğilimi gösteren intihar, yaralama, öldürme, cinayet, kapkaççılık, terör ve global savaş tehlikesi gibi modern çağla birlikte azgınlaşan insanın varlığını tehdit ve yok etmeye yönelik eylemlerin de dayatması ile birlikte din ve ahlak eğitimi, hem akademik hem de pratik anlamda yeniden insanlığın gündemine girmiştir. Özellikle gençler arasında İslamiyet’e ve manevi değerlere karşı büyük bir ilgi duyulmaya başlanılmıştır.


    Dikkatinin kendine yöneldiği gençlik döneminde, ruh ve bedenden oluşan varlık yapısının farkına varan genç, içinde bulunduğu dünyanın sınırlılıklarına takılmadan kendini yerli yerine konumlandırabilmesi için, aşkın ve insanın varlık özüyle örtüşen evrensel değerler sistemine ihtiyaç duymaktadır. Fakat gençlik dönemindeki hakikat özlemi ve anlam arayışı, maddi değerlere ve haz kültürüne dayalı modern dünyada imkânsız gibidir.


    Bu bağlamda İslam dini ve önderleri gençlere çok önem vermiş, yüce insani kemallere gençlik döneminde ulaşılabileceğini hatırlatarak, özel bir eğitim metodu sunmuştur.
    İslam’ın vazgeçilemez temel esaslarından biri “Nesil güvenliği”dir. Eşsiz bir hayat nizamı olan İslam, ortaya koyduğu “Akıl, din, can, mal ve nesil güvenliği” kuralı ile insanlık için asla vazgeçilemez olan bu beş temel unsurun korunmasını kesin bir dille emretmiş, bunun temini için kesin hükümler koymuştur.


    Bilindiği üzere, insan hayatındaki hemen her türlü pozitif ve negatif davranışların kökleri, küçüklük ve gençlik dönemlerine kadar uzanır, oralarda gizlidir. Ailevî hayattan tutun da okul hayatına, çevre hayatına kadar. Bütün insanlar ilk yaratılışta İslam fıtratı üzere doğarlar; yetiştiricilerinin ellerinde muhtelif dinlerle yoğrulur, ama din farkı mahfuz, karakter değişimi diye bir şey söz konusu olmaz. Zira insanoğlu kendi mahiyetini değiştirmeye muktedir değildir. Efendimiz (s.a.a) de bu gerçeği: “Bir dağın yer değiştirdiğini duyarsanız inanınız; fakat bir insanın karakterini değiştirdiğini duyarsanız inanmayınız; çünkü karakter, yaratıldığı hal üzere olur.” sözleriyle ifade buyurmuşlardır. Bu yüzden gençlik döneminde oluşan karekteristik özellikler islam-i bir şekil bulmalıdır.


    İslam toplumunda tertemiz bir fıtratla -yani İslâmî hakikatleri kabul etmeye meyilli olarak- dünyaya geldiği kabul edilen yeni nesil, temiz fıtratı bozulmadan manevî değerlerle büyütülmeli, helal lokma ve İslâmî terbiye ile eğitilmeli ve böylece Kuran’ın ifadesiyle “göz nuru olacak bir nesil” yetiştirilmelidir.


    Kuran-ı Kerim, Rahman'ın has kullarının; “Ey Rabbimiz! Eşlerimizden ve zürriyetimizden gözümüzün nuru olacak kimseleri bizlere ihsan eyle!” diye dua ettiklerini bildirmektedir. Gözlerimizin nuru ve sürûru, gönüllerimizi aydınlığı ve mutluluğu olacak genç nesil, dünya ve ahiret mutluluğuna vesile olan nesildir. Dualarında sık sık “ALLAH’ım!.. Eşlerimizi ve neslimizi bizim için bereketli eyle!” diye niyaz eden Peygamberimiz de (s.a.a.) de “Bereketli Nesil”in önemini ve değerini vurgulamaktadır.


    “Yepyeni bereketli bir nesil” yetiştirme göreviyle yükümlü Efendimiz (s.a.a.), zulüm ve baskı asrı olan karanlık Orta Çağ’da, Cahiliyet Döneminde, dikenler ve ayrık otları arasında gerçekten gül gibi tertemiz pırıl pırıl bir nesil yetiştirmiştir.


    Hz. Resulullah (s.a.a.) hayatını gençlere adamıştı. O, Rahmet Peygamberi olarak gençlere sonsuz sevgi, şefkat ve hoşgörü ile muamele ediyordu. O'nun getirdiği Yüce Dinin iman, cihad, takva, ihlâs, ilim, ubudiyet ve medeniyet anlayışı özellikle gençlerde derhal yankısını buluyordu. Gençler, İslâm'ı kabul etmeye yaşlılardan daha yakın idi.


    Peygamberimizin bu görevi aynen eğiticiler içinde geçerlidir, mürebbiler nesilleri mahir birer usta gibi inşa etmeliler. Psikolojik ve sosyolojik zemine münasip bir yapılanmaya gitmeliler. Ayakları yerden kesilmiş his ve hevesleri birer fikir gibi algılayarak tatbik sahasına koymaya kalkışmamalılar. Bu arada belirtelim ki kuşaklar arası sıçramalara, yeni nesillerin öncekileri geçmesine, belki daha yerinde ifadesiyle –tıpkı bayrak devir teslimi gibi- onların yerlerine geçmelerine bilinçli bir şekilde müsaade etmeliler. Yaşça büyük olanlar, arkadan gelen daha kabiliyetli nesle geçiş hakkı tanımadan önce onları dengeli bir terbiyeden geçirmeli ki geçiş esnası ve sonrası saygıya ve o saygı üzerine kurulan manevî sisteme bir eksiklik gelmesin.


    Gençlerde bazı eksiklikler ve kusurlar görenler, bunun sorumlularının sadece gençler olmadığını, bu konuda anne-baba, arkadaş, çevre, okul, sistem ve yönetimin olumsuz katkısı olabileceğini de göz önünde bulundurmalıdırlar. Kendi kusurlarını gençlere yükleyenler sadece kendilerini aldatmaktadırlar. Görevimiz; sevgili Peygamberimiz (s.a.a) gibi gençliğe kucak açmak, gençlerin maddî-manevî problemleriyle ilgilenmek, temel İslâmî prensiplerden taviz vermeden gençliğe destek olmak, gençlerin cesaretiyle yaşlıların deneyimini birleştirebilmektir.


    Hz. Resulullah (s.a.a) “Ey gençler topluluğu” diye başlayan hadis-i şerifleriyle özellikle gençleri uyarıyordu. Gençler O'ndan aldıkları cihad aşkıyla Uhud Savaşı öncesinde Medine dışında savaşmak için can atıyorlardı. Resûl-i Ekrem’in (s.a.a) takdirine layık olan gençlik; Kitabımızda; “Rablerine iman eden genç adamlar” ifadesiyle takdir edilen Kehf Ashabı gibi imanlı, mücahid, ahlak ve fazilet sahibi, Hakkı haykırmaktan korkmayan cesur gençlik idi.


    O’nun hadislerinde, “ALLAH’a kulluk içinde yetişen genç”, Cenab-ı Hakkın arşının gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet günü'nde arşın gölgesinde gölgelendirilecek ve ALLAH’ın özel ikramına layık olacak yedi seçkin grup arasında adaletli devlet başkanı’ndan hemen sonra ikinci sırada zikredilmektedir.


    Dinamizm, fedakârlık, çalışkanlık, cömertlik, ahlak, hizmet, hicret, davet, tebliğ, cesaret… Hadislerde buyrulan örnek Müslüman gencin özellikleridir.


    Müslüman genç, öncelikle kendisini tüm ilim silahlarıyla kuşandırır. Elde ettiği ilmî seviyenin yeterli olduğu kanaatine varmamalı, ilim yolunda hırslı, açgözlü ve son derece gayretli olmalıdır. İlim adamının bu psikolojik özelliği, hadiste işadamının psikolojik özelliğiyle karşılaştırılarak anlatılmakta, adeta ilmî doyumsuzluk tavsiye edilmektedir: “İki açgözlü kişi vardır ki doymaz: Biri ilim taleb eden... Diğeri de mal ve servet talep eden.” kendisini hem teknik, hem sosyal açıdan, hem tarihî hem de dinî açıdan iyi yetiştirir. Okulda istediği ölçüde alamadığı, bulamadığı ama mutlaka elde etmek zorunda olduğu ilmî ve manevî seviyeyi okul dışındaki özel çalışmalarda kitap, seminer, sohbet ve konferanslarda kazanmalıdır.


    Müslüman gencin ikinci önemli özelliği de takvadır. O kendisini günahlardan uzak tutar, sürekli ALLAH’ın rızasını kazanmak için çalışır, riza-i ilahiye yakın ve şeytandan uzak olur. Onun tek bir hedefi vardır, ALLAH'a daha iyi bir kul olabilmek, bunun içinde tüm haramlardan sakınır ve tüm vacipleri de en güzel şekilde yerine getirir.


    Müslüman genç uyanıktır, çabuk kandırılmaz, Müslümanların sorunlarını kendisine dert edinerek, çözüm için çabalar.
    Genç adam; maneviyatın doruklarındadır, ALLAH’ın sevgisi ve aşkına ulaşmak için en büyük eğlencesi rabbiyle münacattır. Geceleri herkes uyuduğu zaman o uyanır ve aşkının ispatı olan gözyaşlarıyla sevdiğiyle konuşur. Çünkü yüce ALLAH’ın Hz. Musa’ya buyurmuş olduğu bu hadisi kutsiyi iyice kavramıştır: “Ey Musa! beni sevdiğini söyleyen ve sonra sabahlara kadar uyuyan ne kadar da yalancıdır, seven sevdiğiyle olup onunla konuşmak istemez mi?”


    Hüseyin Haşim



  3. 24.Nisan.2010, 23:35
    2
    ÖZLENEN GÜN GELECEKTİR



    Gittikçe artış eğilimi gösteren intihar, yaralama, öldürme, cinayet, kapkaççılık, terör ve global savaş tehlikesi gibi modern çağla birlikte azgınlaşan insanın varlığını tehdit ve yok etmeye yönelik eylemlerin de dayatması ile birlikte din ve ahlak eğitimi, hem akademik hem de pratik anlamda yeniden insanlığın gündemine girmiştir. Özellikle gençler arasında İslamiyet’e ve manevi değerlere karşı büyük bir ilgi duyulmaya başlanılmıştır.


    Dikkatinin kendine yöneldiği gençlik döneminde, ruh ve bedenden oluşan varlık yapısının farkına varan genç, içinde bulunduğu dünyanın sınırlılıklarına takılmadan kendini yerli yerine konumlandırabilmesi için, aşkın ve insanın varlık özüyle örtüşen evrensel değerler sistemine ihtiyaç duymaktadır. Fakat gençlik dönemindeki hakikat özlemi ve anlam arayışı, maddi değerlere ve haz kültürüne dayalı modern dünyada imkânsız gibidir.


    Bu bağlamda İslam dini ve önderleri gençlere çok önem vermiş, yüce insani kemallere gençlik döneminde ulaşılabileceğini hatırlatarak, özel bir eğitim metodu sunmuştur.
    İslam’ın vazgeçilemez temel esaslarından biri “Nesil güvenliği”dir. Eşsiz bir hayat nizamı olan İslam, ortaya koyduğu “Akıl, din, can, mal ve nesil güvenliği” kuralı ile insanlık için asla vazgeçilemez olan bu beş temel unsurun korunmasını kesin bir dille emretmiş, bunun temini için kesin hükümler koymuştur.


    Bilindiği üzere, insan hayatındaki hemen her türlü pozitif ve negatif davranışların kökleri, küçüklük ve gençlik dönemlerine kadar uzanır, oralarda gizlidir. Ailevî hayattan tutun da okul hayatına, çevre hayatına kadar. Bütün insanlar ilk yaratılışta İslam fıtratı üzere doğarlar; yetiştiricilerinin ellerinde muhtelif dinlerle yoğrulur, ama din farkı mahfuz, karakter değişimi diye bir şey söz konusu olmaz. Zira insanoğlu kendi mahiyetini değiştirmeye muktedir değildir. Efendimiz (s.a.a) de bu gerçeği: “Bir dağın yer değiştirdiğini duyarsanız inanınız; fakat bir insanın karakterini değiştirdiğini duyarsanız inanmayınız; çünkü karakter, yaratıldığı hal üzere olur.” sözleriyle ifade buyurmuşlardır. Bu yüzden gençlik döneminde oluşan karekteristik özellikler islam-i bir şekil bulmalıdır.


    İslam toplumunda tertemiz bir fıtratla -yani İslâmî hakikatleri kabul etmeye meyilli olarak- dünyaya geldiği kabul edilen yeni nesil, temiz fıtratı bozulmadan manevî değerlerle büyütülmeli, helal lokma ve İslâmî terbiye ile eğitilmeli ve böylece Kuran’ın ifadesiyle “göz nuru olacak bir nesil” yetiştirilmelidir.


    Kuran-ı Kerim, Rahman'ın has kullarının; “Ey Rabbimiz! Eşlerimizden ve zürriyetimizden gözümüzün nuru olacak kimseleri bizlere ihsan eyle!” diye dua ettiklerini bildirmektedir. Gözlerimizin nuru ve sürûru, gönüllerimizi aydınlığı ve mutluluğu olacak genç nesil, dünya ve ahiret mutluluğuna vesile olan nesildir. Dualarında sık sık “ALLAH’ım!.. Eşlerimizi ve neslimizi bizim için bereketli eyle!” diye niyaz eden Peygamberimiz de (s.a.a.) de “Bereketli Nesil”in önemini ve değerini vurgulamaktadır.


    “Yepyeni bereketli bir nesil” yetiştirme göreviyle yükümlü Efendimiz (s.a.a.), zulüm ve baskı asrı olan karanlık Orta Çağ’da, Cahiliyet Döneminde, dikenler ve ayrık otları arasında gerçekten gül gibi tertemiz pırıl pırıl bir nesil yetiştirmiştir.


    Hz. Resulullah (s.a.a.) hayatını gençlere adamıştı. O, Rahmet Peygamberi olarak gençlere sonsuz sevgi, şefkat ve hoşgörü ile muamele ediyordu. O'nun getirdiği Yüce Dinin iman, cihad, takva, ihlâs, ilim, ubudiyet ve medeniyet anlayışı özellikle gençlerde derhal yankısını buluyordu. Gençler, İslâm'ı kabul etmeye yaşlılardan daha yakın idi.


    Peygamberimizin bu görevi aynen eğiticiler içinde geçerlidir, mürebbiler nesilleri mahir birer usta gibi inşa etmeliler. Psikolojik ve sosyolojik zemine münasip bir yapılanmaya gitmeliler. Ayakları yerden kesilmiş his ve hevesleri birer fikir gibi algılayarak tatbik sahasına koymaya kalkışmamalılar. Bu arada belirtelim ki kuşaklar arası sıçramalara, yeni nesillerin öncekileri geçmesine, belki daha yerinde ifadesiyle –tıpkı bayrak devir teslimi gibi- onların yerlerine geçmelerine bilinçli bir şekilde müsaade etmeliler. Yaşça büyük olanlar, arkadan gelen daha kabiliyetli nesle geçiş hakkı tanımadan önce onları dengeli bir terbiyeden geçirmeli ki geçiş esnası ve sonrası saygıya ve o saygı üzerine kurulan manevî sisteme bir eksiklik gelmesin.


    Gençlerde bazı eksiklikler ve kusurlar görenler, bunun sorumlularının sadece gençler olmadığını, bu konuda anne-baba, arkadaş, çevre, okul, sistem ve yönetimin olumsuz katkısı olabileceğini de göz önünde bulundurmalıdırlar. Kendi kusurlarını gençlere yükleyenler sadece kendilerini aldatmaktadırlar. Görevimiz; sevgili Peygamberimiz (s.a.a) gibi gençliğe kucak açmak, gençlerin maddî-manevî problemleriyle ilgilenmek, temel İslâmî prensiplerden taviz vermeden gençliğe destek olmak, gençlerin cesaretiyle yaşlıların deneyimini birleştirebilmektir.


    Hz. Resulullah (s.a.a) “Ey gençler topluluğu” diye başlayan hadis-i şerifleriyle özellikle gençleri uyarıyordu. Gençler O'ndan aldıkları cihad aşkıyla Uhud Savaşı öncesinde Medine dışında savaşmak için can atıyorlardı. Resûl-i Ekrem’in (s.a.a) takdirine layık olan gençlik; Kitabımızda; “Rablerine iman eden genç adamlar” ifadesiyle takdir edilen Kehf Ashabı gibi imanlı, mücahid, ahlak ve fazilet sahibi, Hakkı haykırmaktan korkmayan cesur gençlik idi.


    O’nun hadislerinde, “ALLAH’a kulluk içinde yetişen genç”, Cenab-ı Hakkın arşının gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet günü'nde arşın gölgesinde gölgelendirilecek ve ALLAH’ın özel ikramına layık olacak yedi seçkin grup arasında adaletli devlet başkanı’ndan hemen sonra ikinci sırada zikredilmektedir.


    Dinamizm, fedakârlık, çalışkanlık, cömertlik, ahlak, hizmet, hicret, davet, tebliğ, cesaret… Hadislerde buyrulan örnek Müslüman gencin özellikleridir.


    Müslüman genç, öncelikle kendisini tüm ilim silahlarıyla kuşandırır. Elde ettiği ilmî seviyenin yeterli olduğu kanaatine varmamalı, ilim yolunda hırslı, açgözlü ve son derece gayretli olmalıdır. İlim adamının bu psikolojik özelliği, hadiste işadamının psikolojik özelliğiyle karşılaştırılarak anlatılmakta, adeta ilmî doyumsuzluk tavsiye edilmektedir: “İki açgözlü kişi vardır ki doymaz: Biri ilim taleb eden... Diğeri de mal ve servet talep eden.” kendisini hem teknik, hem sosyal açıdan, hem tarihî hem de dinî açıdan iyi yetiştirir. Okulda istediği ölçüde alamadığı, bulamadığı ama mutlaka elde etmek zorunda olduğu ilmî ve manevî seviyeyi okul dışındaki özel çalışmalarda kitap, seminer, sohbet ve konferanslarda kazanmalıdır.


    Müslüman gencin ikinci önemli özelliği de takvadır. O kendisini günahlardan uzak tutar, sürekli ALLAH’ın rızasını kazanmak için çalışır, riza-i ilahiye yakın ve şeytandan uzak olur. Onun tek bir hedefi vardır, ALLAH'a daha iyi bir kul olabilmek, bunun içinde tüm haramlardan sakınır ve tüm vacipleri de en güzel şekilde yerine getirir.


    Müslüman genç uyanıktır, çabuk kandırılmaz, Müslümanların sorunlarını kendisine dert edinerek, çözüm için çabalar.
    Genç adam; maneviyatın doruklarındadır, ALLAH’ın sevgisi ve aşkına ulaşmak için en büyük eğlencesi rabbiyle münacattır. Geceleri herkes uyuduğu zaman o uyanır ve aşkının ispatı olan gözyaşlarıyla sevdiğiyle konuşur. Çünkü yüce ALLAH’ın Hz. Musa’ya buyurmuş olduğu bu hadisi kutsiyi iyice kavramıştır: “Ey Musa! beni sevdiğini söyleyen ve sonra sabahlara kadar uyuyan ne kadar da yalancıdır, seven sevdiğiyle olup onunla konuşmak istemez mi?”


    Hüseyin Haşim



  4. 16.Mart.2012, 12:22
    3
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: gençler için İslami eğitim programı nasıl olmalıdır?

    İdeal Gençlik Nasıl Olmalı?
    Dr. H. İbrahim Kutlay
    Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: “Allahım, kalblerimiz arasında sıcaklık meydana getir! Kulaklarımızı, gözlerimizi, kalblerimizi, eşlerimizi ve neslimizi bizim için bereketli eyle!..” 1
    İslam’ın vazgeçilemez temel esaslarından biri “Nesil güvenliği”dir. Eşsiz bir hayat nizamı olan İslam, ortaya koyduğu “Akıl, din, can, mal ve nesil güvenliği” kuralı ile insanlık için asla vazgeçilemez olan bu beş temel unsurun korunmasını kesin bir dille emretmiş, bunun temini için kesin hükümler koymuştur.
    Bu temel unsurdan biri olan “Irz, namus ve nesil güvenliği”, yeni yetişen neslin mayasının bozulmaması, aile müessesesinin mukaddes bir müessese olarak korunması ve neseb tesbitinin kolaylığı amacını taşımaktadır. Irz ve namusun korunması için aile ve okulda ciddî İslâmî ve ahlakî eğitimin verilmesi, gönüllere haya, iffet ve namus gibi ideal ahlakî ve manevî değerlerin yerleştirilmesi, tesettür, mahremiyet, aile ve nikâh gibi müesseselerin korunması; ayrıca nesil güvenliğini tehdit eden zina, fuhuş, livata v.b yüz kızartıcı adi suçların gerçekten caydırıcı önlemlerle cezalandırılması neslin mayasının temizliğine ve neseb tesbitine verilen önemi göstermektedir.
    İslam toplumunda tertemiz bir fıtratla -yani İslâmî hakikatleri kabul etmeye meyilli olarak- dünyaya geldiği kabul edilen yeni nesil, temiz fıtratı bozulmadan manevî değerlerle büyütülecek, helal lokma ve İslâmî terbiye ile eğitilecek ve böylece Allah’ın izniyle Kitab’ımızın ifadesiyle “göz nuru olacak bir nesil” yetiştirilecektir.
    Kuran-ı Kerim, Rahman’ın has kullarının; “Ey Rabbimiz!.. Eşlerimizden ve zürriyetimizden gözümüzün nuru olacak kimseleri bizlere ihsan eyle!.” 2 diye dua ettiklerini bildirmektedir. Gözlerimizin nuru ve sürûru, gönüllerimizi aydınlığı ve mutluluğu olacak genç nesil, dünya ve ahiret mutluluğuna vesile olan nesildir. Dualarında sık sık “Allahım!.. Eşlerimizi ve neslimizi bizim için bereketli eyle!..” diye niyaz eden Efendimiz (s.a.v.) de “Bereketli Nesil”in önemini ve değerini vurgulamaktadır. “Yepyeni bereketli bir nesil” yetiştirme göreviyle yükümlü Efendimiz (s.a.v.), zulüm ve baskı asrı olan karanlık Orta Çağ’da, Cahiliyet Döneminde, dikenler ve ayrık otları arasında gerçekten gül gibi tertemiz pırıl pırıl bir nesil yetiştirmiştir. İman ve ihlas sahibi, gönlü ilim sevgisiyle dolu, cihad aşkıyla yanan, Rahmet Peygamberine aşık, Hakka ve insanlığa hizmet için can atan genç sahabîler Rasûlullah (s.a.v.) gibi mükemmel bir eğitimciden, Kur’an gibi mükemmel bir kitabı, Sünnet gibi mükemmel bir hayat programını bir şifa iksiri gibi yudum yudum içmişler, insanlığa ideal ilim, irfan ve medeniyet yolunu göstermişlerdir.
    Sevgili Peygamberimiz’in Gençliğe Bakışı İnsanlığın Efendisi (s.a.v.) hayatını gençlere adamıştı. O, Rahmet Peygamberi olarak gençlere sonsuz sevgi, şefkat ve hoşgörü ile muamele ediyordu. O’nun getirdiği Yüce Dinin iman, cihad, takva, ihlas, ilim, ubudiyet ve medeniyet anlayışı özellikle gençlerde derhal yankısını buluyordu. Gençler, İslâm’ı kabul etmeye yaşlılardan daha yakın idi. 3 Peygamberimiz (s.a.v.)’den özel manevî eğitim alan Suffe Ashabı seçkin, zeki, çalışkan, yoksul, bekâr gençlerden meydana geliyordu. Örgün eğitim sayılabilecek bir eğitim alarak tarihin bu ilk yatılı okulundan mezun olan Ebu Hureyre, Ebu Said el-Hudrî, Muaz b. Cebel gibi genç ilim adamları, genç İslâm Devletinde eğitim, yönetim, davet, irşad, maliye gibi görevlerle görevlendiriliyordu. Peygamberimiz (s.a.v.)’in diğer ashabı ise tarihte daha önce bir benzeri görülmeyen Nebevî Halk Okulu Kursiyerleri olarak O’ndan günlük iman, takva ve maneviyat dersleri alıyordu.
    Efendimiz (s.a.v.)’in ashabının büyük çoğunluğu gençlerden meydana geliyordu. Sadece Ensar arasında kendilerine “Kurra” (Güzel Kur’an okuyucuları) denilen yetmiş tane genç sahabî vardı. 4 Genç sahabîler, Allah Rasûlü’nün yüksek vakarına ve üstün şahsiyetine rağmen, O’na bütün düşünce ve arzularını büyük bir içtenlikle rahatlıkla iletebiliyorlardı…
    Efendimiz (s.a.v.) “Ey gençler topluluğu” 5 diye başlayan hadis-i şerifleriyle özellikle gençleri uyarıyordu. Gençler O’ndan aldıkları cihad aşkıyla Uhud Savaşı öncesinde Medine dışında savaşmak için can atıyorlardı.. Rasûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.)’in takdirine layık olan gençlik; Kitabımızda; “Rablerine iman eden genç adamlar” 6 ifadesiyle takdir edilen Kehf Ashabı gibi imanlı, mücahid, ahlak ve fazilet sahibi, Hakkı haykırmaktan korkmayan cesur gençlik idi.
    O’nun hadis-i şeriflerinde, “Allah’a kulluk içinde yetişen genç”,7 Cenab-ı Hakkın arşının gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı Kıyamet Günü’nde arşın gölgesinde gölgelendirilecek ve Cenab-ı Hakkın özel ikramına layık olacak yedi seçkin grup arasında Adaletli Devlet Başkanı’ndan hemen sonra ikinci sırada zikredilmekte idi. Kur’an ve Hadis ışığında yetişmesi arzulanan, gelmesi beklenen gençlik, Kehf Suresinde “iman” vasfıyla birlikte, hadis-i şerifte ise “kulluk” vasfıyla birlikte zikredilen gençlik idi. Kısaca: Allah’a kulluk şuurunu taşıyan imanlı gençlik…
    İslam Gençliğinin ideal örneği: Mus’ab b. Umeyr (Radıyallahu Anh) Sahabe-i Kiram arasındaki gençlerden her biri, müslüman gençlik için örnek ve rehber olacak derecede idi. Bunların gençlerin önde gelenlerinden Mus’ab b. Umeyr (r.a.) Mekke’de çok sevilen, yakışıklı, terbiyeli, cesur bir genç idi. Mus’ab, ailesinin büyük baskısına rağmen imanı tercih etmişti.
    Ailesinin dayanılmaz, ağır işkencesinden kurtularak Habeşistan’a hicret eden Mus’ab, I. Akabe Biatı ardından Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından İslâm’ı öğretmekle görevli davet ve irşad elemanı olarak Medine’ye gönderilmişti. Davası uğruna her çeşit eziyete göğüs geren, Hak Yolda şanlı bir mücadele sergileyen genç dâvâ adamı Mus’ab, çok sevdiği Mekke’yi terk ederek, Medine’ye hicret etmek zorunda kalmıştı. O, artık Medine halkına Kur’an dersi veren eğitimci..
    Medine halkını İslâm’a davet eden davetçi idi. Kuba Mescidi yakınlarındaki Rânûna Vadisi’nde ilk Cuma hatibi Mus’ab idi. O, Uhud’da bir elinde Rasûlullah’ın sancağı, diğer elinde yalın kılıç çarpışan korkusuz mücahid idi. …ve nihayet Hz. Hamza ile birlikte Şehidler Kervanına katılma şerefine erdi. Mus’ab, kendisine Allah Rasûlünü örnek almıştı. O’nun üstün ahlakını kendisine rehber edinmişti. Mus’aba bakan, onun hayatında Rasûlullah ahlakını müşahede ediyordu. Uhud’da kahramanca çarpışan Mus’ab, hem fizikî güzelliği, hem ahlakî özellikleri yönünden Peygamberimiz’e çok benzediği için, İbn Kamie tarafından şehid edildiğinde Mekke’liler bile onu tanıyamamış, savaş meydanında “Muhammed öldü” söylentisi çıkmıştı.
    Dinamizm.. Fedakârlık.. Çalışkanlık… Cömertlik… Ahlak.. Hizmet.. Hicret.. Davet.. Tebliğ.. Cesaret.. İşte Mus’abın kişiliğinde örnek müslüman gencin özellikleri.. Bugün -Allah’a hamd olsun- kendisine Mus’abları örnek alan imanlı ve şuurlu gençliğimiz, bütün engellemelere rağmen çığ gibi büyümekte, sorumluluğunu ve görevini müdrik olarak hayata damgasını vurmaya hazırlanmaktadır. Beklenen nesil, kaliteli ve seviyeli manevî bir eğitim almalıdır. Genç sahabîler, Efendimiz’den aldıkları maneviyat dersi ile insanlığa en güzel dersi verdiler.
    Onlar, kurdukları Takva Medeniyeti’ni kıtalardan kıtalara ulaştırdılar. Zira onlara Hz. Peygamber tarafından hayata gerçek anlamını veren sevgi ve rahmet bakışı, iman ve ahlaka önem verme duygusu, insan, emek ve zamana değer verme anlayışı, Allah’ın kullarına Hak rızası için hizmet etme düşüncesi gibi, “Nebevî ölçüler” aşılanmıştı. Öğrenci, öğretmeninin aynası olacağına, izlediği program da hayatına yön vereceğine göre; genç neslin alacağı eğitim kaliteli, seviyeli ve ciddî olmalıdır.
    Genç adam, kendisini hem teknik, hem sosyal açıdan, hem tarihî hem de dinî açıdan iyi yetiştirmelidir. Okulda istediği ölçüde alamadığı, bulamadığı ama mutlaka elde etmek zorunda olduğu ilmî ve manevî seviyeyi okul dışındaki özel çalışmalarda kitap, seminer, sohbet ve konferanslarda kazanmalıdır. Allah için gözyaşı dökme hassasiyeti, gecenin bir saatini Allah’a adama arzusu, seccade ile gece dostluğu yapabilme düşüncesi, farz oruç dışında Pazartesi-Perşembe orucu gibi Allah için nafile oruç tutabilme niyeti, dünya müslümanlarının acıklı sahneleri karşısında çaresiz kalmayıp müslüman kardeşlerine hem dua ile hem de maddî destekle katkıda bulunma gayreti, genç adamın hayat programında mutlaka yer almalıdır.
    Genç, elde ettiği ilmî seviyenin yeterli olduğu kanaatine varmamalı, ilim yolunda hırslı, açgözlü ve son derece gayretli olmalıdır. İlim adamının bu psikolojik özelliği, hadis-i şerifte işadamının psikolojik özelliğiyle karşılaştırılarak anlatılmakta, adeta ilmî doyumsuzluk tavsiye edilmektedir: “İki açgözlü kişi vardır ki doymaz: Biri ilim taleb eden… diğeri mal talep eden.” 9 Arzulanan genç nesil, ahlakî ve manevî değerleri ön plana almalıdır. Genç adam; sevgi, saygı, rahmet, şefkat, adalet, iyilikseverlik gibi insanı insan yapan evrensel manevî değerleri ön plana almalıdır.
    Çalıştığı alanda başarılı olan, ama hayat felsefesi itibariyle materyalist ve pragmatist olan genç, istenen hizmeti üretemeyecek, beklenen atılımı yapamayacaktır. Bencil, çıkarcı, açgözlü tamahkâr kişinin çalışmaları daima yararsız, güdük, neticesiz ve verimsiz kalmaya mahkûmdur. Menfaatiyle imanı çatıştığında imanını ön plana alan, manevî ilke ve prensipleriyle maddî kazancı çeliştiğinde manevî ölçüleri tercih eden; basit dünya çıkarı karşılığında dinini satmayan genç adam, 10 arzulanan yeni dünya düzenini kurmaya aday gençtir. Kesinlikle satın alınamayan, çirkin emeller için kullanılmayan, fitneye alet olmayan, terör ve anarşiye figüran olmayan, asla tahriklere kapılmayan, rüzgâra göre yön değiştirmeyen, mesleğinde ve alanında başarılı, ülke insanını ve davasını seven, İslam kardeşliğine gönül veren, karakterli ve kişilikli genç günümüz toplumunda aranan ve beklenen gençtir.
    Arzulanan genç nesil her konuda en güçlü ve en üstün olmaya çalışmalıdır. Güçlü mü’minin Allah nazarında daha hayırlı ve Allah’a daha sevimli olduğuna 11 inanan imanlı genç, her konuda güçlü ve üstün olmaya çalışmalıdır. Genç adamın hem yumruğu, hem beyni güçlü olmalı, hem manevî hem teknolojik üstün seviyeyi yakalamalı, madden ve manen güçlü olma hedefini taşımalıdır. Bulunduğu alanda zirveye erişmeyi hedeflemeli, bunun yanında kulluk görevlerini de kesinlikle ihmal etmemelidir. Genç kardeşimizin, ruhanî yapısı güçlü, ehil eğitimcilerden alacağı manevî aşı, onu her çeşit tehlikeli bulaşıcı ideolojilere karşı koruyacak ve her çeşit manevî mikroba karşı ona bağışıklık kazandıracaktır.
    Görevi ya da ideali gereği gençlikle ilgilenmek zorunda olan aile büyükleri, eğitimciler, yöneticiler olarak genç nesle hiçbir zaman önyargılı olarak yaklaşmamalıyız. Gençliğin gönlünü kazanmak istiyorsak gençlikten endişe etmemeli, gençliğin manevî geleceğinden korkmamalı, olumsuz bazı örneklere bakıp kesinlikle ümitsizliğe kapılmamalıyız. Hiç Hak yoldan dönen, ya da dönme teşebbüsünde bulunan genç sahabî olmuş mudur?.. Elbette hayır.. Dâvâsına sonsuz bir ihlasla bağlanan, gönülleri fethetmeye koşan, hayatı bir imtihan olarak telakki eden, dünyayı bir misafirhane olarak kabul eden, Allah yolunda ölümü gülerek karşılayan, Allah Rasûlünün genç sahabîleri zalim ve tağutların karşısında kesinlikle çekinmemiş, korkmamış, ürkmemişlerdir. Önemli olan, genç sahabîlerin Sevgili Peygamberi’nden aldığı manevî aşı gibi, gençliğimizin güçlü dozda manevî aşı alabilmesidir.
    Genç nesil, günümüzün olumsuz şartlarında kendisinin manen erimesi şöyle dursun, manen erimeye ve dejenere olmaya yüz tutan, çaresizlik ve çözümsüzlük içinde kıvranan, intihar eğilimi veya psikolojik bunalım yaşayan genç arkadaşlarını kurtarma azim ve kararlığı taşımalıdır.
    Genç adam, gönül kazanma ve yürek fethetme görevini en tatlı dille ve en güzel metotla yerine getirmelidir. Günümüz insanı, genç kardeşlerine karşı beslediği bazı olumsuz ön yargıları değiştirmedikçe Şanlı Peygamber (s.a.v.)’in bu konudaki müsamaha dolu sünnetini idrak edemeyecektir.
    Genç kardeşlerinde bazı eksiklikler ve kusurlar görenler, bunun sorumlularının sadece gençler olmadığını, bu konuda anne-baba, arkadaş, çevre, okul, sistem ve yönetimin olumsuz katkısı olabileceğini de görmelidirler. Kendi kusurlarını gençlere yükleyenler sadece kendilerini aldatmaktadırlar. Görevimiz; Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) gibi gençliğe kucak açmak, gençlerin maddî-manevî problemleriyle ilgilenmek, temel İslâmî prensiplerden taviz vermeden gençliğe destek olmak, gençlerin cesaretiyle yaşlıların deneyimini birleştirebilmektir.
    Amacımız; hep birlikte ilahî rızaya, dünya ve ahirette arzuladığımız müstesna mutlu hayata erişebilmektir. Genç kardeşlerine manevî yönden el uzatanlara, gençlerin sesine kulak verenlere, gençlere gönül verenlere ve gençlerin gönüllerini fethedenlere ne mutlu!..
    DİPNOTLAR 1- Ebu Davud: Salat 178; Hakim, Müstedrek:1/265; İbn Hıbban, Sahih: 2/170 No:992 / 2- Furkan: 74 / 3-Ahmed b. Hanbel, Müsned: 5/13 / 4-Ahmed b. Hanbel, Müsned: 3/235 / 5-”Ya Ma’şera’ş-Şebâb” bkz. Buharî: Nikâh 2; Müslim: Nikâh 1, 3; Nesaî: Nikâh 3, Sıyam 43; İbn Mace: Nikâh 1; Darimî: Nikâh 2 / 6-Kehf: 13 / 7-Buharî: Ezan 36, Zekât 16, Hudud 19; Tirmizî: Zühd 53; Nesaî: Kudat 2; Malik, Muvatta’: Şiir 14; Ahmed b. Hanbel, Müsned: 2/439. / 8-İbn Sa’d, Tabakat: 3/81; Ebu Nuaym, Hılye:1/106; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-Gabe:4/405; Zehebî, Nübelâ:1/145; İbn Hacer, İsabe:6/101 / 9-Darimî: Mukaddime 32; Hakim, Müstedrek:1/92; Beyhakî, Şuabü’l-Îman:7/271 No:10279; Hatib et-Tebrizî, Mişkât:1/86 No: 260. Hadis sahihtir. / 10-Müslim: İman 186; Tirmizî: Fiten 30; Ahmed b. Hanbel, Müsned:2/304, 372,390; 3/ 453;4/ 273 / 11-Müslim: Kader 34; İbn Mace: Mukaddime 10, Zühd 14; Ahmed b. Hanbel, Müsned: 2/366



  5. 16.Mart.2012, 12:22
    3
    Moderatör
    İdeal Gençlik Nasıl Olmalı?
    Dr. H. İbrahim Kutlay
    Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: “Allahım, kalblerimiz arasında sıcaklık meydana getir! Kulaklarımızı, gözlerimizi, kalblerimizi, eşlerimizi ve neslimizi bizim için bereketli eyle!..” 1
    İslam’ın vazgeçilemez temel esaslarından biri “Nesil güvenliği”dir. Eşsiz bir hayat nizamı olan İslam, ortaya koyduğu “Akıl, din, can, mal ve nesil güvenliği” kuralı ile insanlık için asla vazgeçilemez olan bu beş temel unsurun korunmasını kesin bir dille emretmiş, bunun temini için kesin hükümler koymuştur.
    Bu temel unsurdan biri olan “Irz, namus ve nesil güvenliği”, yeni yetişen neslin mayasının bozulmaması, aile müessesesinin mukaddes bir müessese olarak korunması ve neseb tesbitinin kolaylığı amacını taşımaktadır. Irz ve namusun korunması için aile ve okulda ciddî İslâmî ve ahlakî eğitimin verilmesi, gönüllere haya, iffet ve namus gibi ideal ahlakî ve manevî değerlerin yerleştirilmesi, tesettür, mahremiyet, aile ve nikâh gibi müesseselerin korunması; ayrıca nesil güvenliğini tehdit eden zina, fuhuş, livata v.b yüz kızartıcı adi suçların gerçekten caydırıcı önlemlerle cezalandırılması neslin mayasının temizliğine ve neseb tesbitine verilen önemi göstermektedir.
    İslam toplumunda tertemiz bir fıtratla -yani İslâmî hakikatleri kabul etmeye meyilli olarak- dünyaya geldiği kabul edilen yeni nesil, temiz fıtratı bozulmadan manevî değerlerle büyütülecek, helal lokma ve İslâmî terbiye ile eğitilecek ve böylece Allah’ın izniyle Kitab’ımızın ifadesiyle “göz nuru olacak bir nesil” yetiştirilecektir.
    Kuran-ı Kerim, Rahman’ın has kullarının; “Ey Rabbimiz!.. Eşlerimizden ve zürriyetimizden gözümüzün nuru olacak kimseleri bizlere ihsan eyle!.” 2 diye dua ettiklerini bildirmektedir. Gözlerimizin nuru ve sürûru, gönüllerimizi aydınlığı ve mutluluğu olacak genç nesil, dünya ve ahiret mutluluğuna vesile olan nesildir. Dualarında sık sık “Allahım!.. Eşlerimizi ve neslimizi bizim için bereketli eyle!..” diye niyaz eden Efendimiz (s.a.v.) de “Bereketli Nesil”in önemini ve değerini vurgulamaktadır. “Yepyeni bereketli bir nesil” yetiştirme göreviyle yükümlü Efendimiz (s.a.v.), zulüm ve baskı asrı olan karanlık Orta Çağ’da, Cahiliyet Döneminde, dikenler ve ayrık otları arasında gerçekten gül gibi tertemiz pırıl pırıl bir nesil yetiştirmiştir. İman ve ihlas sahibi, gönlü ilim sevgisiyle dolu, cihad aşkıyla yanan, Rahmet Peygamberine aşık, Hakka ve insanlığa hizmet için can atan genç sahabîler Rasûlullah (s.a.v.) gibi mükemmel bir eğitimciden, Kur’an gibi mükemmel bir kitabı, Sünnet gibi mükemmel bir hayat programını bir şifa iksiri gibi yudum yudum içmişler, insanlığa ideal ilim, irfan ve medeniyet yolunu göstermişlerdir.
    Sevgili Peygamberimiz’in Gençliğe Bakışı İnsanlığın Efendisi (s.a.v.) hayatını gençlere adamıştı. O, Rahmet Peygamberi olarak gençlere sonsuz sevgi, şefkat ve hoşgörü ile muamele ediyordu. O’nun getirdiği Yüce Dinin iman, cihad, takva, ihlas, ilim, ubudiyet ve medeniyet anlayışı özellikle gençlerde derhal yankısını buluyordu. Gençler, İslâm’ı kabul etmeye yaşlılardan daha yakın idi. 3 Peygamberimiz (s.a.v.)’den özel manevî eğitim alan Suffe Ashabı seçkin, zeki, çalışkan, yoksul, bekâr gençlerden meydana geliyordu. Örgün eğitim sayılabilecek bir eğitim alarak tarihin bu ilk yatılı okulundan mezun olan Ebu Hureyre, Ebu Said el-Hudrî, Muaz b. Cebel gibi genç ilim adamları, genç İslâm Devletinde eğitim, yönetim, davet, irşad, maliye gibi görevlerle görevlendiriliyordu. Peygamberimiz (s.a.v.)’in diğer ashabı ise tarihte daha önce bir benzeri görülmeyen Nebevî Halk Okulu Kursiyerleri olarak O’ndan günlük iman, takva ve maneviyat dersleri alıyordu.
    Efendimiz (s.a.v.)’in ashabının büyük çoğunluğu gençlerden meydana geliyordu. Sadece Ensar arasında kendilerine “Kurra” (Güzel Kur’an okuyucuları) denilen yetmiş tane genç sahabî vardı. 4 Genç sahabîler, Allah Rasûlü’nün yüksek vakarına ve üstün şahsiyetine rağmen, O’na bütün düşünce ve arzularını büyük bir içtenlikle rahatlıkla iletebiliyorlardı…
    Efendimiz (s.a.v.) “Ey gençler topluluğu” 5 diye başlayan hadis-i şerifleriyle özellikle gençleri uyarıyordu. Gençler O’ndan aldıkları cihad aşkıyla Uhud Savaşı öncesinde Medine dışında savaşmak için can atıyorlardı.. Rasûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.)’in takdirine layık olan gençlik; Kitabımızda; “Rablerine iman eden genç adamlar” 6 ifadesiyle takdir edilen Kehf Ashabı gibi imanlı, mücahid, ahlak ve fazilet sahibi, Hakkı haykırmaktan korkmayan cesur gençlik idi.
    O’nun hadis-i şeriflerinde, “Allah’a kulluk içinde yetişen genç”,7 Cenab-ı Hakkın arşının gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı Kıyamet Günü’nde arşın gölgesinde gölgelendirilecek ve Cenab-ı Hakkın özel ikramına layık olacak yedi seçkin grup arasında Adaletli Devlet Başkanı’ndan hemen sonra ikinci sırada zikredilmekte idi. Kur’an ve Hadis ışığında yetişmesi arzulanan, gelmesi beklenen gençlik, Kehf Suresinde “iman” vasfıyla birlikte, hadis-i şerifte ise “kulluk” vasfıyla birlikte zikredilen gençlik idi. Kısaca: Allah’a kulluk şuurunu taşıyan imanlı gençlik…
    İslam Gençliğinin ideal örneği: Mus’ab b. Umeyr (Radıyallahu Anh) Sahabe-i Kiram arasındaki gençlerden her biri, müslüman gençlik için örnek ve rehber olacak derecede idi. Bunların gençlerin önde gelenlerinden Mus’ab b. Umeyr (r.a.) Mekke’de çok sevilen, yakışıklı, terbiyeli, cesur bir genç idi. Mus’ab, ailesinin büyük baskısına rağmen imanı tercih etmişti.
    Ailesinin dayanılmaz, ağır işkencesinden kurtularak Habeşistan’a hicret eden Mus’ab, I. Akabe Biatı ardından Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından İslâm’ı öğretmekle görevli davet ve irşad elemanı olarak Medine’ye gönderilmişti. Davası uğruna her çeşit eziyete göğüs geren, Hak Yolda şanlı bir mücadele sergileyen genç dâvâ adamı Mus’ab, çok sevdiği Mekke’yi terk ederek, Medine’ye hicret etmek zorunda kalmıştı. O, artık Medine halkına Kur’an dersi veren eğitimci..
    Medine halkını İslâm’a davet eden davetçi idi. Kuba Mescidi yakınlarındaki Rânûna Vadisi’nde ilk Cuma hatibi Mus’ab idi. O, Uhud’da bir elinde Rasûlullah’ın sancağı, diğer elinde yalın kılıç çarpışan korkusuz mücahid idi. …ve nihayet Hz. Hamza ile birlikte Şehidler Kervanına katılma şerefine erdi. Mus’ab, kendisine Allah Rasûlünü örnek almıştı. O’nun üstün ahlakını kendisine rehber edinmişti. Mus’aba bakan, onun hayatında Rasûlullah ahlakını müşahede ediyordu. Uhud’da kahramanca çarpışan Mus’ab, hem fizikî güzelliği, hem ahlakî özellikleri yönünden Peygamberimiz’e çok benzediği için, İbn Kamie tarafından şehid edildiğinde Mekke’liler bile onu tanıyamamış, savaş meydanında “Muhammed öldü” söylentisi çıkmıştı.
    Dinamizm.. Fedakârlık.. Çalışkanlık… Cömertlik… Ahlak.. Hizmet.. Hicret.. Davet.. Tebliğ.. Cesaret.. İşte Mus’abın kişiliğinde örnek müslüman gencin özellikleri.. Bugün -Allah’a hamd olsun- kendisine Mus’abları örnek alan imanlı ve şuurlu gençliğimiz, bütün engellemelere rağmen çığ gibi büyümekte, sorumluluğunu ve görevini müdrik olarak hayata damgasını vurmaya hazırlanmaktadır. Beklenen nesil, kaliteli ve seviyeli manevî bir eğitim almalıdır. Genç sahabîler, Efendimiz’den aldıkları maneviyat dersi ile insanlığa en güzel dersi verdiler.
    Onlar, kurdukları Takva Medeniyeti’ni kıtalardan kıtalara ulaştırdılar. Zira onlara Hz. Peygamber tarafından hayata gerçek anlamını veren sevgi ve rahmet bakışı, iman ve ahlaka önem verme duygusu, insan, emek ve zamana değer verme anlayışı, Allah’ın kullarına Hak rızası için hizmet etme düşüncesi gibi, “Nebevî ölçüler” aşılanmıştı. Öğrenci, öğretmeninin aynası olacağına, izlediği program da hayatına yön vereceğine göre; genç neslin alacağı eğitim kaliteli, seviyeli ve ciddî olmalıdır.
    Genç adam, kendisini hem teknik, hem sosyal açıdan, hem tarihî hem de dinî açıdan iyi yetiştirmelidir. Okulda istediği ölçüde alamadığı, bulamadığı ama mutlaka elde etmek zorunda olduğu ilmî ve manevî seviyeyi okul dışındaki özel çalışmalarda kitap, seminer, sohbet ve konferanslarda kazanmalıdır. Allah için gözyaşı dökme hassasiyeti, gecenin bir saatini Allah’a adama arzusu, seccade ile gece dostluğu yapabilme düşüncesi, farz oruç dışında Pazartesi-Perşembe orucu gibi Allah için nafile oruç tutabilme niyeti, dünya müslümanlarının acıklı sahneleri karşısında çaresiz kalmayıp müslüman kardeşlerine hem dua ile hem de maddî destekle katkıda bulunma gayreti, genç adamın hayat programında mutlaka yer almalıdır.
    Genç, elde ettiği ilmî seviyenin yeterli olduğu kanaatine varmamalı, ilim yolunda hırslı, açgözlü ve son derece gayretli olmalıdır. İlim adamının bu psikolojik özelliği, hadis-i şerifte işadamının psikolojik özelliğiyle karşılaştırılarak anlatılmakta, adeta ilmî doyumsuzluk tavsiye edilmektedir: “İki açgözlü kişi vardır ki doymaz: Biri ilim taleb eden… diğeri mal talep eden.” 9 Arzulanan genç nesil, ahlakî ve manevî değerleri ön plana almalıdır. Genç adam; sevgi, saygı, rahmet, şefkat, adalet, iyilikseverlik gibi insanı insan yapan evrensel manevî değerleri ön plana almalıdır.
    Çalıştığı alanda başarılı olan, ama hayat felsefesi itibariyle materyalist ve pragmatist olan genç, istenen hizmeti üretemeyecek, beklenen atılımı yapamayacaktır. Bencil, çıkarcı, açgözlü tamahkâr kişinin çalışmaları daima yararsız, güdük, neticesiz ve verimsiz kalmaya mahkûmdur. Menfaatiyle imanı çatıştığında imanını ön plana alan, manevî ilke ve prensipleriyle maddî kazancı çeliştiğinde manevî ölçüleri tercih eden; basit dünya çıkarı karşılığında dinini satmayan genç adam, 10 arzulanan yeni dünya düzenini kurmaya aday gençtir. Kesinlikle satın alınamayan, çirkin emeller için kullanılmayan, fitneye alet olmayan, terör ve anarşiye figüran olmayan, asla tahriklere kapılmayan, rüzgâra göre yön değiştirmeyen, mesleğinde ve alanında başarılı, ülke insanını ve davasını seven, İslam kardeşliğine gönül veren, karakterli ve kişilikli genç günümüz toplumunda aranan ve beklenen gençtir.
    Arzulanan genç nesil her konuda en güçlü ve en üstün olmaya çalışmalıdır. Güçlü mü’minin Allah nazarında daha hayırlı ve Allah’a daha sevimli olduğuna 11 inanan imanlı genç, her konuda güçlü ve üstün olmaya çalışmalıdır. Genç adamın hem yumruğu, hem beyni güçlü olmalı, hem manevî hem teknolojik üstün seviyeyi yakalamalı, madden ve manen güçlü olma hedefini taşımalıdır. Bulunduğu alanda zirveye erişmeyi hedeflemeli, bunun yanında kulluk görevlerini de kesinlikle ihmal etmemelidir. Genç kardeşimizin, ruhanî yapısı güçlü, ehil eğitimcilerden alacağı manevî aşı, onu her çeşit tehlikeli bulaşıcı ideolojilere karşı koruyacak ve her çeşit manevî mikroba karşı ona bağışıklık kazandıracaktır.
    Görevi ya da ideali gereği gençlikle ilgilenmek zorunda olan aile büyükleri, eğitimciler, yöneticiler olarak genç nesle hiçbir zaman önyargılı olarak yaklaşmamalıyız. Gençliğin gönlünü kazanmak istiyorsak gençlikten endişe etmemeli, gençliğin manevî geleceğinden korkmamalı, olumsuz bazı örneklere bakıp kesinlikle ümitsizliğe kapılmamalıyız. Hiç Hak yoldan dönen, ya da dönme teşebbüsünde bulunan genç sahabî olmuş mudur?.. Elbette hayır.. Dâvâsına sonsuz bir ihlasla bağlanan, gönülleri fethetmeye koşan, hayatı bir imtihan olarak telakki eden, dünyayı bir misafirhane olarak kabul eden, Allah yolunda ölümü gülerek karşılayan, Allah Rasûlünün genç sahabîleri zalim ve tağutların karşısında kesinlikle çekinmemiş, korkmamış, ürkmemişlerdir. Önemli olan, genç sahabîlerin Sevgili Peygamberi’nden aldığı manevî aşı gibi, gençliğimizin güçlü dozda manevî aşı alabilmesidir.
    Genç nesil, günümüzün olumsuz şartlarında kendisinin manen erimesi şöyle dursun, manen erimeye ve dejenere olmaya yüz tutan, çaresizlik ve çözümsüzlük içinde kıvranan, intihar eğilimi veya psikolojik bunalım yaşayan genç arkadaşlarını kurtarma azim ve kararlığı taşımalıdır.
    Genç adam, gönül kazanma ve yürek fethetme görevini en tatlı dille ve en güzel metotla yerine getirmelidir. Günümüz insanı, genç kardeşlerine karşı beslediği bazı olumsuz ön yargıları değiştirmedikçe Şanlı Peygamber (s.a.v.)’in bu konudaki müsamaha dolu sünnetini idrak edemeyecektir.
    Genç kardeşlerinde bazı eksiklikler ve kusurlar görenler, bunun sorumlularının sadece gençler olmadığını, bu konuda anne-baba, arkadaş, çevre, okul, sistem ve yönetimin olumsuz katkısı olabileceğini de görmelidirler. Kendi kusurlarını gençlere yükleyenler sadece kendilerini aldatmaktadırlar. Görevimiz; Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) gibi gençliğe kucak açmak, gençlerin maddî-manevî problemleriyle ilgilenmek, temel İslâmî prensiplerden taviz vermeden gençliğe destek olmak, gençlerin cesaretiyle yaşlıların deneyimini birleştirebilmektir.
    Amacımız; hep birlikte ilahî rızaya, dünya ve ahirette arzuladığımız müstesna mutlu hayata erişebilmektir. Genç kardeşlerine manevî yönden el uzatanlara, gençlerin sesine kulak verenlere, gençlere gönül verenlere ve gençlerin gönüllerini fethedenlere ne mutlu!..
    DİPNOTLAR 1- Ebu Davud: Salat 178; Hakim, Müstedrek:1/265; İbn Hıbban, Sahih: 2/170 No:992 / 2- Furkan: 74 / 3-Ahmed b. Hanbel, Müsned: 5/13 / 4-Ahmed b. Hanbel, Müsned: 3/235 / 5-”Ya Ma’şera’ş-Şebâb” bkz. Buharî: Nikâh 2; Müslim: Nikâh 1, 3; Nesaî: Nikâh 3, Sıyam 43; İbn Mace: Nikâh 1; Darimî: Nikâh 2 / 6-Kehf: 13 / 7-Buharî: Ezan 36, Zekât 16, Hudud 19; Tirmizî: Zühd 53; Nesaî: Kudat 2; Malik, Muvatta’: Şiir 14; Ahmed b. Hanbel, Müsned: 2/439. / 8-İbn Sa’d, Tabakat: 3/81; Ebu Nuaym, Hılye:1/106; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-Gabe:4/405; Zehebî, Nübelâ:1/145; İbn Hacer, İsabe:6/101 / 9-Darimî: Mukaddime 32; Hakim, Müstedrek:1/92; Beyhakî, Şuabü’l-Îman:7/271 No:10279; Hatib et-Tebrizî, Mişkât:1/86 No: 260. Hadis sahihtir. / 10-Müslim: İman 186; Tirmizî: Fiten 30; Ahmed b. Hanbel, Müsned:2/304, 372,390; 3/ 453;4/ 273 / 11-Müslim: Kader 34; İbn Mace: Mukaddime 10, Zühd 14; Ahmed b. Hanbel, Müsned: 2/366






+ Yorum Gönder