Konusunu Oylayın.: Münacaat münacat nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 8 kişi
Münacaat münacat nedir?
  1. 24.Nisan.2010, 06:20
    1
    Misafir

    Münacaat münacat nedir?






    Münacaat münacat nedir? Mumsema Münacaat münacat nedir? Münacaat münacat ne demektir Münacaat münacat ne anlama gelmektedir ?


  2. 24.Nisan.2010, 06:20
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Münacaat münacat nedir? Münacaat münacat ne demektir Münacaat münacat ne anlama gelmektedir ?


    Benzer Konular

    - Münacat nedir Nasıl yapılır? Örneklerle Münacat

    - Münacat Ne Demektir?

    - Münâcâât-ı Kûbra (Büyük Dua)

    - Münacaat-ı Esmaül Hüsna 2

    - Münacaat-ı Esmaül Hüsna

  3. 24.Nisan.2010, 09:30
    2
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    --->: münacaat münacat nedir?




    Sözlükte "gizlice konuşmak, fısıldaşmak" anlamına gelen münâcât, tasavvufta, kulun yüce Mevlâsına yalvarması (dua), yakarması (niyaz), dileklerini O'na arzetmesi, O'nu övmesi ve bağlılığını bildirmesi demektir. Ayrıca Cenab-ı Hakk'ın af ve mağfiretini dilemeyi konu alan şiir ve düz yazılara da münâcât denir. (M.C.)

    münacat veysel karani

    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
    1. Ey İlâhım! Rabbim Sensin. Çünkü ben bir kulum. Nefsimin terbiyesinden âcizim. Demek beni terbiye eden Sensin.
    2. Hem Sensin Yaratıcı. Çünkü ben yaratılmış bir varlığım, yapılıyorum.
    3. Hem rızık veren Sensin. Çünkü ben rızka muhtacım ve ona elim yetişmiyor. Demek rızkımı veren Sensin.
    4. Hem Sensin Mâlik, mülkün gerçek sahibisin. Çünkü ben bir memluk ve köleyim; benden başkası bende tasarruf ediyor. Demek benim sahibim Sensin.
    5. Hem Sen izzet sahibisin, yücesin. Ben ise zelilim. Halbuki üzerimde bir izzet ve bir onur cilvesi görünüyor. Demek Senin izzetinin aynasıyım.
    6. Hem Sensin sınırsız zengin. Çünkü ben muhtaç ve faki-rim; bana bu fakir hâlimle ulaşamayacağım bir zenginlik verili-yor. Demek mutlak zengin Sensin, veren Sensin.
    7. Hem ölümü olmayan devamlı hayat sahibi Sensin. Çünkü ben ölümlüyüm; dirilmem ve ölmemde Senin daimî hayat sıfatının cilvesi görünüyor.
    8. Hem Sensin Bâkî. Çünkü ben fâniyim; ömrümün sona ermesinde Senin varlığının devamlı ve bâkî olduğunu anlıyorum.
    9. Hem Sen şeref sahibi yüceler yücesisin. Çünkü ben kötü-lükler içinde bocalıyorum. Demek şeref ve haysiyet Senden geliyor.
    10. Hem sonsuz ihsan sahibi Sensin. Ben ise günâh işleyen bir kulum. Fakat pişman olup tevbe edince bana ihsan kapıları açılıyor. Demek ihsanınla bağışlayıp sonsuz güzellikler bahşeden Sensin.
    11. Hem günahları affeden yalnız Sensin. Ben ise, günah-kârım. Demek günahları affedecek Senin kapından başka kapı yoktur.
    12. Hem büyüklük ve azamet sahibi Sensin. Ben ise hakir ve küçüğüm. Küçüklüğüme bakarak Senin büyüklüğünün her türlü övgüden daha yüce olduğunu anlıyorum.




    13. Hem kuvveti bütün kâinatı kaplamış ve bütün varlıkları zapt ederek hükmü altına almış olan Sensin. Çünkü ben aciz ve zayıfım; bende zayıflığın aksine bir güç görünüyor. Demek güç ve kuvvet Senden geliyor.
    14. Hem kâinatı rahmet hediyeleriyle dolduran ve istekleri en güzel şekilde karşılayan Sensin. Çünkü ben sözlerimle ve hâlimle
    daima yalvararak istiyorum, dileniyorum. Demek veren ve hediye eden Sensin.
    15. Hem vadinde ve sözünde emîn olan ve güvenenlerin güvenini boşa çıkarmayan Sensin. Çünkü ben korku ve kaygı içindeyim; Sana dayanıp güvendiğimde bütün korkularımdan kurtuluyorum. Demek emîn olan ve güven veren Sensin.
    16. Hem cömert olan Sensin. Çünkü ben miskinim ve hayatıma lâzım olan şeyleri elde etmekten acizim. Fakat acizliğime rağmen bir zenginlik içindeyim. Demek cömertçe ihsan eden Sensin.
    17. Hem dualara cevap veren Sensin. Çünkü ben hâlimle ve dilimle daima dua edip istiyorum, niyaz edip yalvarıyorum. Arzularım yerine geliyor. İsteklerime cevap veriliyor. Demek arzu ve isteklerime cevap veren Sensin.
    18. Hem her türlü hastalığa şifâ veren Sensin. Çünkü ben has-tayım. Hastalıktan her kurtuluşumda Senin şifa verici tecellini görüyorum. Demek her türlü hastalığa şifa veren Sensin.
    19. Benim günahlarımı affet. Hatalarımı bağışla. Hastalıklarıma şifa ver, ey bütün kemal sıfatların sahibi ve noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah! Ey güzel isimlerinin sonsuz hazineleri her şeyin her ihtiya-cını her zaman en mükemmel şekilde karşılayan Kâfî!
    Ey varlıkları yaratıp onları en münasip organ ve duygularla donatan ve ihtiyaçlarını en güzel şekilde karşılayarak onları yaratılış gayelerine sevk eden Rab! Ey vaadini yerine getirmesinde şüphe olmayan ve bütün varlıkların ihtiyaçlarını kudret ve rahmetiyle gideren Vâfî! Ey rahmet ve merhameti her şeyi kuşatmakla birlikte imanlı ve ihlâslı kullarına çok özel ikram ve şefkati olan Rahîm! Ey maddî ve manevî her çeşit hastalığa şifâ veren Şâfî! Ey sayısız rahmet meyvelerini ve nimetlerini bütün canlı-ların önlerine seren ve iyiliği bol olan Kerîm! Ey maddî ve manevî dert-leri gideren, afiyet ve sağlık veren Muâfî! Beni, anne ve babamı, imân ve Kur'ân hizmetinde sadakat gösteren arkadaşlarımızı ve Üstadımız Said Nursî'yi (r.a.) bağışla. Benim her türlü günahımı affet. Her türlü hastalığımı gider, sıhhat ve afiyet ver. Beni ve onları sonsuza kadar rızana dahil et. Rahmetinle ey merhametlilerin en merhametlisi.
    Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet âlemlerin Rabbi olan Allah'ım Sana mahsustur.


  4. 24.Nisan.2010, 09:30
    2
    Özel Üye



    Sözlükte "gizlice konuşmak, fısıldaşmak" anlamına gelen münâcât, tasavvufta, kulun yüce Mevlâsına yalvarması (dua), yakarması (niyaz), dileklerini O'na arzetmesi, O'nu övmesi ve bağlılığını bildirmesi demektir. Ayrıca Cenab-ı Hakk'ın af ve mağfiretini dilemeyi konu alan şiir ve düz yazılara da münâcât denir. (M.C.)

    münacat veysel karani

    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
    1. Ey İlâhım! Rabbim Sensin. Çünkü ben bir kulum. Nefsimin terbiyesinden âcizim. Demek beni terbiye eden Sensin.
    2. Hem Sensin Yaratıcı. Çünkü ben yaratılmış bir varlığım, yapılıyorum.
    3. Hem rızık veren Sensin. Çünkü ben rızka muhtacım ve ona elim yetişmiyor. Demek rızkımı veren Sensin.
    4. Hem Sensin Mâlik, mülkün gerçek sahibisin. Çünkü ben bir memluk ve köleyim; benden başkası bende tasarruf ediyor. Demek benim sahibim Sensin.
    5. Hem Sen izzet sahibisin, yücesin. Ben ise zelilim. Halbuki üzerimde bir izzet ve bir onur cilvesi görünüyor. Demek Senin izzetinin aynasıyım.
    6. Hem Sensin sınırsız zengin. Çünkü ben muhtaç ve faki-rim; bana bu fakir hâlimle ulaşamayacağım bir zenginlik verili-yor. Demek mutlak zengin Sensin, veren Sensin.
    7. Hem ölümü olmayan devamlı hayat sahibi Sensin. Çünkü ben ölümlüyüm; dirilmem ve ölmemde Senin daimî hayat sıfatının cilvesi görünüyor.
    8. Hem Sensin Bâkî. Çünkü ben fâniyim; ömrümün sona ermesinde Senin varlığının devamlı ve bâkî olduğunu anlıyorum.
    9. Hem Sen şeref sahibi yüceler yücesisin. Çünkü ben kötü-lükler içinde bocalıyorum. Demek şeref ve haysiyet Senden geliyor.
    10. Hem sonsuz ihsan sahibi Sensin. Ben ise günâh işleyen bir kulum. Fakat pişman olup tevbe edince bana ihsan kapıları açılıyor. Demek ihsanınla bağışlayıp sonsuz güzellikler bahşeden Sensin.
    11. Hem günahları affeden yalnız Sensin. Ben ise, günah-kârım. Demek günahları affedecek Senin kapından başka kapı yoktur.
    12. Hem büyüklük ve azamet sahibi Sensin. Ben ise hakir ve küçüğüm. Küçüklüğüme bakarak Senin büyüklüğünün her türlü övgüden daha yüce olduğunu anlıyorum.




    13. Hem kuvveti bütün kâinatı kaplamış ve bütün varlıkları zapt ederek hükmü altına almış olan Sensin. Çünkü ben aciz ve zayıfım; bende zayıflığın aksine bir güç görünüyor. Demek güç ve kuvvet Senden geliyor.
    14. Hem kâinatı rahmet hediyeleriyle dolduran ve istekleri en güzel şekilde karşılayan Sensin. Çünkü ben sözlerimle ve hâlimle
    daima yalvararak istiyorum, dileniyorum. Demek veren ve hediye eden Sensin.
    15. Hem vadinde ve sözünde emîn olan ve güvenenlerin güvenini boşa çıkarmayan Sensin. Çünkü ben korku ve kaygı içindeyim; Sana dayanıp güvendiğimde bütün korkularımdan kurtuluyorum. Demek emîn olan ve güven veren Sensin.
    16. Hem cömert olan Sensin. Çünkü ben miskinim ve hayatıma lâzım olan şeyleri elde etmekten acizim. Fakat acizliğime rağmen bir zenginlik içindeyim. Demek cömertçe ihsan eden Sensin.
    17. Hem dualara cevap veren Sensin. Çünkü ben hâlimle ve dilimle daima dua edip istiyorum, niyaz edip yalvarıyorum. Arzularım yerine geliyor. İsteklerime cevap veriliyor. Demek arzu ve isteklerime cevap veren Sensin.
    18. Hem her türlü hastalığa şifâ veren Sensin. Çünkü ben has-tayım. Hastalıktan her kurtuluşumda Senin şifa verici tecellini görüyorum. Demek her türlü hastalığa şifa veren Sensin.
    19. Benim günahlarımı affet. Hatalarımı bağışla. Hastalıklarıma şifa ver, ey bütün kemal sıfatların sahibi ve noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah! Ey güzel isimlerinin sonsuz hazineleri her şeyin her ihtiya-cını her zaman en mükemmel şekilde karşılayan Kâfî!
    Ey varlıkları yaratıp onları en münasip organ ve duygularla donatan ve ihtiyaçlarını en güzel şekilde karşılayarak onları yaratılış gayelerine sevk eden Rab! Ey vaadini yerine getirmesinde şüphe olmayan ve bütün varlıkların ihtiyaçlarını kudret ve rahmetiyle gideren Vâfî! Ey rahmet ve merhameti her şeyi kuşatmakla birlikte imanlı ve ihlâslı kullarına çok özel ikram ve şefkati olan Rahîm! Ey maddî ve manevî her çeşit hastalığa şifâ veren Şâfî! Ey sayısız rahmet meyvelerini ve nimetlerini bütün canlı-ların önlerine seren ve iyiliği bol olan Kerîm! Ey maddî ve manevî dert-leri gideren, afiyet ve sağlık veren Muâfî! Beni, anne ve babamı, imân ve Kur'ân hizmetinde sadakat gösteren arkadaşlarımızı ve Üstadımız Said Nursî'yi (r.a.) bağışla. Benim her türlü günahımı affet. Her türlü hastalığımı gider, sıhhat ve afiyet ver. Beni ve onları sonsuza kadar rızana dahil et. Rahmetinle ey merhametlilerin en merhametlisi.
    Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet âlemlerin Rabbi olan Allah'ım Sana mahsustur.





+ Yorum Gönder