Konusunu Oylayın.: Milletlerin zenginliği ipek pamuk altın değil insandır konulu yazı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Milletlerin zenginliği ipek pamuk altın değil insandır konulu yazı
  1. 22.Nisan.2010, 01:38
    1
    Misafir

    Milletlerin zenginliği ipek pamuk altın değil insandır konulu yazı






    Milletlerin zenginliği ipek pamuk altın değil insandır konulu yazı Mumsema milletlerin zenginliği ipek pamuk altın değil insandır konulu kompozisyon yazısı


  2. 30.Haziran.2013, 17:35
    2
    Ramadan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Ağustos.2009
    Üye No: 51064
    Mesaj Sayısı: 1,163
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 32

    Cevap: milletlerin zenginliği ipek pamuk altın değil insandır konulu yazı




    Milletlerin zenginliği nereden geliyor?



    Dünyanın en iyi iktisat tarihçisi kabul edilen Smith, "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" sözüyle hatırlansa da temelde bir kurallar bütününü öngörüyor.
    Fakirlik ve kıtlık kader, zenginlik ve bolluk tesadüf mü? Bulunduğumuz coğrafya, sahip olduğumuz doğal kaynaklar zenginliğe kavuşabilmemiz için yeterli mi; yoksa bunun evrensel yolları mı var?

    Fakirlik ile zenginlik arasındaki derin uçurumun sebepleri üzerine, bugün olduğu gibi geçmişte de bolca fikir yürütülmüşse de hiçbiri Adam Smith'in fikirleri kadar rağbet görmedi. Adam Smith'in 1776'da basılan Milletlerin Zenginliğinin Mahiyeti ve Nedenleri Üzerine Bir Araştırma adlı meşhur eseri, zenginliğe giden yolun pratik; ancak 'mucizevî' metodunu açıklaması sebebiyle iktisat literatürünün başlangıcı sayılıyor.

    Muhtemelen Adam Smith -kısa adıyla- Milletlerin Zenginliği'ni yazdığı sırada, iktisat ilminin seyrini değiştirecek çaptaki dönüşümün kapılarını açtığının farkında değildi. Onun asıl amacı zenginliğin sabit olduğu ve bunun ancak bir diğer ülkenin fakirleşmesi pahasına elde edilebileceği yönündeki yaygın merkantilist görüşün hâkimiyetini kırmaktı. Bu yüzden Smith bu hacimli eserin ilk kısmını merkantilizmin içeride devlete dayanan, dışarıda ise sömürgeciliği destekleyen politikalarının yanlışlığını göstermeye ayırır. Merkantilist politikalar bugün revaçta olmasa da onun bakiyesi olan kotalar, tarifeler, gümrük vergileri gibi iktisadi korumacılığın yasal düzenlemeleri hâlâ üretimin ve ticaretin önündeki en büyük engellerdir. Smith, bugün dahi hatırı sayılır bir taraftarı olan korumacı politikaların yalnızca milletleri fakirleştirmeye yol açtığını söyler. Çünkü korumacı düzenlemeler üretimi artırmak yerine azaltır, tüketicilerin en ucuz ve en kaliteli mal veya hizmete ulaşmasını sağlayacak mübadeleyi teşvik etmek yerine baltalar.

    Peki, Smith'e göre zenginliğin kaynağı ne? Milletlerin Zenginliği'nin büyük bir kısmında bu soruya cevap arayan Smith, onu doğal özgürlükler düzeni olarak adlandırdığı teorisi ile açıklar. Ahlak filozofu olan Smith, bireyin doğasından hareket eder. Doğal özgürlükler düzeninde tüm oyuncular -ki bu her bireyi kapsar- daha iyi hayat şartlarına sahip olma güdüsüne sahiptir ve bu sebeple üretmek zorundadır. Bunu diğerlerine merhamet gösterdiği veya onları düşündüğü için değil -şükür ki- varlığını iktisadi olarak devam ettirmek için yapar. Smith, "Akşam yemeğini kasabın ya da fırıncının merhameti sayesinde değil onların şahsi menfaatleri sayesinde elde edebiliriz" diyor. Çünkü kasap veya fırıncı bir gün merhamet duygusunu kaybedebilir; ancak aç kalmayı asla istemez. İnsanlar kendi amaçlarının peşinde koşarken farkında olmadan; ama kaçınılmaz olarak başkalarının çıkarlarına hizmet eder.

    Piyasa özgürlüğünün ilk sistematik savunucusu kabul edilen Smith, eserinde piyasanın yalnızca zenginliğin değil medeniyetin ve barış ortamının da garantörü olduğu tezini savunur. Peki, herkesin kendi amacının peşinden koştuğu piyasa düzeninde devletin veya başka otoritelerin kurallarına ihtiyaç yok mu? Smith'in cevabı, "Tabii ki hayır." Çünkü sosyal ve iktisadî hayatı düzenleyen kurallar merkezî bir otoritenin ya da üstün bir aklın amaca yönelik bir tasarımı değil. Sosyal düzenler belki binlerce yılda ve milyarlarca insanın ortak tecrübesi sonucunda oluşur. Ve bu sosyal düzenlerin faydası tecrübeyle sabit olduğu için kuşaktan kuşağa aktarılır. Smith'e göre piyasa bu kendiliğinden doğmuş sosyal düzenlerin en önemlilerindendir. Dolayısıyla, piyasanın karmaşık yapısı salt akıl tarafından üretilemeyeceği gibi bu düzene yapılacak müdahaleler de yine salt aklın ilk anda fark edemeyeceği büyük zararlar doğuracaktır. Piyasa, kendi içinde her oyuncusuna gözetmesi gereken kuralları kendiliğinden koyar. Yaygın kanaatin aksine, piyasa düzeni, kuralsızlık demek değildir. Devletin rolü kendiliğinden gelişen bu sosyal düzenlerin işleyişini koruyacak ve sağlamlaştıracak önlemleri almaktır, doğal düzenin yerine akla dayalı "yapma" düzen ikame etmek değildir.

    İşte Milletlerin Zenginliği'nde zenginliğin kaynağına giden yolun temel saikleri bunlardır. Elbette ki Smith, bu hacimli eserde çok daha kapsamlı bir şekilde bu yolculuğun ayrıntılı ve kapsamlı anlatımına yer verir. Milletlerin Zenginliği bir iktisadi özgürlük manifestosudur; yazarı ise zenginlik biliminin kurucusu olarak dünya çapında haklı bir şöhretin sahibidir. Milletlerin Zenginliği'nde, iktisat ilmini matematiksel formüllerle görüp onu anlaşılmaz kılmak isteyenlere inat, berrak bir dil kullanılır. Bu özelliği ile Milletlerin Zenginliği, iktisatçılardan ziyade iktisadi meselelerinin kökeninde yatan sorunları doğru teşhis etmek isteyenler için temel bir referans kaynağı. Kitap, sunduğu evrensel ve insan doğası ile uyumlu teorisi ile güncelliğini korumaya devam ediyor.

    MİLLETLERİN ZENGİNLİĞİNİN MAHİYETİ VE NEDENLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
    Adam Smith
    İş Bankası Kültür Yayınları


  3. 30.Haziran.2013, 17:35
    2
    Devamlı Üye



    Milletlerin zenginliği nereden geliyor?



    Dünyanın en iyi iktisat tarihçisi kabul edilen Smith, "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" sözüyle hatırlansa da temelde bir kurallar bütününü öngörüyor.
    Fakirlik ve kıtlık kader, zenginlik ve bolluk tesadüf mü? Bulunduğumuz coğrafya, sahip olduğumuz doğal kaynaklar zenginliğe kavuşabilmemiz için yeterli mi; yoksa bunun evrensel yolları mı var?

    Fakirlik ile zenginlik arasındaki derin uçurumun sebepleri üzerine, bugün olduğu gibi geçmişte de bolca fikir yürütülmüşse de hiçbiri Adam Smith'in fikirleri kadar rağbet görmedi. Adam Smith'in 1776'da basılan Milletlerin Zenginliğinin Mahiyeti ve Nedenleri Üzerine Bir Araştırma adlı meşhur eseri, zenginliğe giden yolun pratik; ancak 'mucizevî' metodunu açıklaması sebebiyle iktisat literatürünün başlangıcı sayılıyor.

    Muhtemelen Adam Smith -kısa adıyla- Milletlerin Zenginliği'ni yazdığı sırada, iktisat ilminin seyrini değiştirecek çaptaki dönüşümün kapılarını açtığının farkında değildi. Onun asıl amacı zenginliğin sabit olduğu ve bunun ancak bir diğer ülkenin fakirleşmesi pahasına elde edilebileceği yönündeki yaygın merkantilist görüşün hâkimiyetini kırmaktı. Bu yüzden Smith bu hacimli eserin ilk kısmını merkantilizmin içeride devlete dayanan, dışarıda ise sömürgeciliği destekleyen politikalarının yanlışlığını göstermeye ayırır. Merkantilist politikalar bugün revaçta olmasa da onun bakiyesi olan kotalar, tarifeler, gümrük vergileri gibi iktisadi korumacılığın yasal düzenlemeleri hâlâ üretimin ve ticaretin önündeki en büyük engellerdir. Smith, bugün dahi hatırı sayılır bir taraftarı olan korumacı politikaların yalnızca milletleri fakirleştirmeye yol açtığını söyler. Çünkü korumacı düzenlemeler üretimi artırmak yerine azaltır, tüketicilerin en ucuz ve en kaliteli mal veya hizmete ulaşmasını sağlayacak mübadeleyi teşvik etmek yerine baltalar.

    Peki, Smith'e göre zenginliğin kaynağı ne? Milletlerin Zenginliği'nin büyük bir kısmında bu soruya cevap arayan Smith, onu doğal özgürlükler düzeni olarak adlandırdığı teorisi ile açıklar. Ahlak filozofu olan Smith, bireyin doğasından hareket eder. Doğal özgürlükler düzeninde tüm oyuncular -ki bu her bireyi kapsar- daha iyi hayat şartlarına sahip olma güdüsüne sahiptir ve bu sebeple üretmek zorundadır. Bunu diğerlerine merhamet gösterdiği veya onları düşündüğü için değil -şükür ki- varlığını iktisadi olarak devam ettirmek için yapar. Smith, "Akşam yemeğini kasabın ya da fırıncının merhameti sayesinde değil onların şahsi menfaatleri sayesinde elde edebiliriz" diyor. Çünkü kasap veya fırıncı bir gün merhamet duygusunu kaybedebilir; ancak aç kalmayı asla istemez. İnsanlar kendi amaçlarının peşinde koşarken farkında olmadan; ama kaçınılmaz olarak başkalarının çıkarlarına hizmet eder.

    Piyasa özgürlüğünün ilk sistematik savunucusu kabul edilen Smith, eserinde piyasanın yalnızca zenginliğin değil medeniyetin ve barış ortamının da garantörü olduğu tezini savunur. Peki, herkesin kendi amacının peşinden koştuğu piyasa düzeninde devletin veya başka otoritelerin kurallarına ihtiyaç yok mu? Smith'in cevabı, "Tabii ki hayır." Çünkü sosyal ve iktisadî hayatı düzenleyen kurallar merkezî bir otoritenin ya da üstün bir aklın amaca yönelik bir tasarımı değil. Sosyal düzenler belki binlerce yılda ve milyarlarca insanın ortak tecrübesi sonucunda oluşur. Ve bu sosyal düzenlerin faydası tecrübeyle sabit olduğu için kuşaktan kuşağa aktarılır. Smith'e göre piyasa bu kendiliğinden doğmuş sosyal düzenlerin en önemlilerindendir. Dolayısıyla, piyasanın karmaşık yapısı salt akıl tarafından üretilemeyeceği gibi bu düzene yapılacak müdahaleler de yine salt aklın ilk anda fark edemeyeceği büyük zararlar doğuracaktır. Piyasa, kendi içinde her oyuncusuna gözetmesi gereken kuralları kendiliğinden koyar. Yaygın kanaatin aksine, piyasa düzeni, kuralsızlık demek değildir. Devletin rolü kendiliğinden gelişen bu sosyal düzenlerin işleyişini koruyacak ve sağlamlaştıracak önlemleri almaktır, doğal düzenin yerine akla dayalı "yapma" düzen ikame etmek değildir.

    İşte Milletlerin Zenginliği'nde zenginliğin kaynağına giden yolun temel saikleri bunlardır. Elbette ki Smith, bu hacimli eserde çok daha kapsamlı bir şekilde bu yolculuğun ayrıntılı ve kapsamlı anlatımına yer verir. Milletlerin Zenginliği bir iktisadi özgürlük manifestosudur; yazarı ise zenginlik biliminin kurucusu olarak dünya çapında haklı bir şöhretin sahibidir. Milletlerin Zenginliği'nde, iktisat ilmini matematiksel formüllerle görüp onu anlaşılmaz kılmak isteyenlere inat, berrak bir dil kullanılır. Bu özelliği ile Milletlerin Zenginliği, iktisatçılardan ziyade iktisadi meselelerinin kökeninde yatan sorunları doğru teşhis etmek isteyenler için temel bir referans kaynağı. Kitap, sunduğu evrensel ve insan doğası ile uyumlu teorisi ile güncelliğini korumaya devam ediyor.

    MİLLETLERİN ZENGİNLİĞİNİN MAHİYETİ VE NEDENLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
    Adam Smith
    İş Bankası Kültür Yayınları





+ Yorum Gönder