Konusunu Oylayın.: Peygamberimiz Hz. Muhammed'in, Recm cezası verilen Maiz'in cenaze namazını kılmadığı rivayet ediliyo

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Peygamberimiz Hz. Muhammed'in, Recm cezası verilen Maiz'in cenaze namazını kılmadığı rivayet ediliyo
  1. 21.Nisan.2010, 09:43
    1
    Misafir

    Peygamberimiz Hz. Muhammed'in, Recm cezası verilen Maiz'in cenaze namazını kılmadığı rivayet ediliyo






    Peygamberimiz Hz. Muhammed'in, Recm cezası verilen Maiz'in cenaze namazını kılmadığı rivayet ediliyo Mumsema ben fidan

    Peygamberimiz Hz. Muhammed'in, Recm cezası verilen Maiz'in cenaze namazını kılmadığı rivayet ediliyor. Buna göre, had cezası verilenlerin cenaze namazı kılınmaz mı?



  2. 21.Nisan.2010, 09:43
    1
    filizki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    filizki
    Misafir



    ben fidan

    Peygamberimiz Hz. Muhammed'in, Recm cezası verilen Maiz'in cenaze namazını kılmadığı rivayet ediliyor. Buna göre, had cezası verilenlerin cenaze namazı kılınmaz mı?



    Benzer Konular

    - Peygamberimiz Hz Muhammed müslümanlara ilk cuma namazını nerede kıldırdı?

    - Hz.Muhammed (sav) Cenaze namazını kim kıldırdı

    - Recm cezası hakkında

    - Recm cezası Tevrattan mı alınmıştır? Peygamberimiz zina cezasıyla ilgili ayetler

    - Zinanın cezası Recm ise Ayet uydurmanın cezası nedir..?

  3. 22.Nisan.2010, 00:59
    2
    meçhul_100
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2007
    Üye No: 626
    Mesaj Sayısı: 2,162
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Diyar-ı Sivas

    --->: Peygamberimiz Hz. Muhammed'in, Recm cezası verilen Maiz'in cenaze namazını kılmadığı rivayet e




    Ebû Berze el-Eslemi’nin bildirdiğine göre, “Rasûlullah (a.s.m.) Maiz b. Malik'in cenaze namazını kılmamış ve (fakat başkalarının) onun cenaze namazını kılmalarını da yasaklamamıştır.” (Ebu Davud, Cenaiz 52, no: 3l86; bk. Buhari, Ahkâm 19, Talak 11, Hudud 22, 25, 28; Müslim, Hudud 16, 22; Ebû Dâvûd, Hudud 23; Tirmizî, Hudud 5; Nesaî, Cenâiz 63; Ahmed b. Hanbel 2/453; 3/323)

    Ebu Davud bu hadisi “Had cezasından dolayı öldürülen bir kimsenin cenaze namazı kılınır mı?” bab başlığı altında rivayet etmiştir.

    Hz. Peygamberin huzuruna gelerek zina ettiğini itiraf ederek bu itirafı dört defa ayrı ayrı tekrarlayan Maiz'in cenaze namazını kılmadığı ifade edilirken, Müslim ile Buhari'nin bazı rivayetlerinde (Müslim, Hudud 16; Buhari, Hudud 28) Hz. Peygamberin Maiz'in cenaze namazını kılıp kılmadığı hususunda bir açıklama bulunmamaktadır.

    Buhari'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte (Buhari, Hudud 25) ise, Hz. Peygamberin Maiz'in cenaze namazını kıldığı ve onun hakkında hayır dua ettiği ifade ediliyor. Diğer yandan infazdan sonra Maiz'in helak olduğunu söyleyenlere karşı Allah elçisinin söylediği şu sözler de Allah Teala'nın rahmetinin ne kadar geniş olduğunu gösterir: “Maiz Allah'ın hükmüne razı olmakla, öyle bir tövbe etti ki, bu tövbe bir ümmet arasında paylaştırılsa onlara yeterdi.” (Müslim, Hudûd, 22; eş-Şevkânî, Neylü'l-Evtar, 7/95, 106)

    Konuyla ilgili bu iki farklı rivayetin arasını şu şekilde te'lif etmek mümkündür:

    Hz. Peygamberin, Maiz'in cenaze namazını kılmadığını ifade eden hadisler, Maiz'in recmedildiği günle ilgilidir. Gerçekten o gün, Hz. Peygamber Maiz'in cenaze namazını kılmamıştır. Hz. Peygamber'in Maiz'in cenaze namazını kıldığından bahseden Mahmud b. Gaylan hadisi ise, Maiz'in recmedildiği günü takibeden günle ilgilidir. Çünkü Hz. Peygamber onun namazını recmedildiğinin ertesi günü kılmıştır.

    Nitekim Abdürrezzak'ın Ebû Umame b. Sehl b. Hanif'ten rivayet ettiği bir hadisi şerifte, Rasûlü Zîşan Efendimizin Hz. Maiz recmedildikten bir gün sonra ashabı kirama "Arkadaşınızın namazını kılın" diye emir buyurduğu ve kendisinin de onun namazını kıldığı ifade edilmektedir.

    Bu rivayetler, Hz. Peygamber'in had cezasından ölen bir kimsenin cenaze namazını kıldığını gösterir. Nitekim İmam Ahmed de "Hainliklerinin cezasını çekerek ölenlerle, intihar ederek ölenlerin dışında Hz. Peygamberin cenaze namazını kılmadığı bir kimse bilmiyoruz" demiştir.

    Had cezasından dolayı ölen bir kimsenin cenaze namazının kılınıp kılınmayacağı meselesinde fıkıh âlimlerinin görüşlerini şu şekilde özetleyebiliriz:

    İmam Malik ile İmam Ahmed; halkın had cezasını gerektiren suçları işlemeye cesaret edememeleri için, devlet reisinin ve faziletli kişilerin had cezasından ölen kimselerin cenaze namazlarını kılmalarının mekruh olduğuna, ancak devlet reisinin ve faziletli kişilerin dışındakilerin had cezasından ölen kimselerin cenaze namazlarını kılabileceklerine hükmetmişlerdir.

    İmam Ebû Hanife ile taraftarlarına ve İmam Şafiî'ye göre, recmedilen bir kimse yıkanır ve cenaze namazı kılınır. Cumhur ulemanın görüşü de budur. Kâdî Iyaz âlimlerin tümünün had cezasından ya da recmden dolayı ölen yahut da intihar eden her müslümanın cenaze namazının kılınacağı görüşünde olduğunu söylemiştir. Ulemanın bu mevzudaki delilleri "... Yavaş ol yâ Halid! Nefsim elinde olan zata yemin ederim. Bu kadın öyle bir tövbe etti ki, onu zulmen vergi alan bir kimse yapsaydı mutlak affedilirdi buyurmuş, sonra kadının getirilmesini emrederek cenaze namazını kılmış ve kadın defnedilmiştir." (Müslim, Hudud 23.) mealindeki hadis-i şeriftir.

    Her ne kadar İmam Zührî, recm cezasıyla cezalandırılan bir kimsenin cenaze namazının kılınamayacağını söylemişse de, bu mevzuda gelen hadis-i şerifler onun bu görüşünü reddetmektedirler. (bk. Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 12/56-58)


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör


  4. 22.Nisan.2010, 00:59
    2
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙



    Ebû Berze el-Eslemi’nin bildirdiğine göre, “Rasûlullah (a.s.m.) Maiz b. Malik'in cenaze namazını kılmamış ve (fakat başkalarının) onun cenaze namazını kılmalarını da yasaklamamıştır.” (Ebu Davud, Cenaiz 52, no: 3l86; bk. Buhari, Ahkâm 19, Talak 11, Hudud 22, 25, 28; Müslim, Hudud 16, 22; Ebû Dâvûd, Hudud 23; Tirmizî, Hudud 5; Nesaî, Cenâiz 63; Ahmed b. Hanbel 2/453; 3/323)

    Ebu Davud bu hadisi “Had cezasından dolayı öldürülen bir kimsenin cenaze namazı kılınır mı?” bab başlığı altında rivayet etmiştir.

    Hz. Peygamberin huzuruna gelerek zina ettiğini itiraf ederek bu itirafı dört defa ayrı ayrı tekrarlayan Maiz'in cenaze namazını kılmadığı ifade edilirken, Müslim ile Buhari'nin bazı rivayetlerinde (Müslim, Hudud 16; Buhari, Hudud 28) Hz. Peygamberin Maiz'in cenaze namazını kılıp kılmadığı hususunda bir açıklama bulunmamaktadır.

    Buhari'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte (Buhari, Hudud 25) ise, Hz. Peygamberin Maiz'in cenaze namazını kıldığı ve onun hakkında hayır dua ettiği ifade ediliyor. Diğer yandan infazdan sonra Maiz'in helak olduğunu söyleyenlere karşı Allah elçisinin söylediği şu sözler de Allah Teala'nın rahmetinin ne kadar geniş olduğunu gösterir: “Maiz Allah'ın hükmüne razı olmakla, öyle bir tövbe etti ki, bu tövbe bir ümmet arasında paylaştırılsa onlara yeterdi.” (Müslim, Hudûd, 22; eş-Şevkânî, Neylü'l-Evtar, 7/95, 106)

    Konuyla ilgili bu iki farklı rivayetin arasını şu şekilde te'lif etmek mümkündür:

    Hz. Peygamberin, Maiz'in cenaze namazını kılmadığını ifade eden hadisler, Maiz'in recmedildiği günle ilgilidir. Gerçekten o gün, Hz. Peygamber Maiz'in cenaze namazını kılmamıştır. Hz. Peygamber'in Maiz'in cenaze namazını kıldığından bahseden Mahmud b. Gaylan hadisi ise, Maiz'in recmedildiği günü takibeden günle ilgilidir. Çünkü Hz. Peygamber onun namazını recmedildiğinin ertesi günü kılmıştır.

    Nitekim Abdürrezzak'ın Ebû Umame b. Sehl b. Hanif'ten rivayet ettiği bir hadisi şerifte, Rasûlü Zîşan Efendimizin Hz. Maiz recmedildikten bir gün sonra ashabı kirama "Arkadaşınızın namazını kılın" diye emir buyurduğu ve kendisinin de onun namazını kıldığı ifade edilmektedir.

    Bu rivayetler, Hz. Peygamber'in had cezasından ölen bir kimsenin cenaze namazını kıldığını gösterir. Nitekim İmam Ahmed de "Hainliklerinin cezasını çekerek ölenlerle, intihar ederek ölenlerin dışında Hz. Peygamberin cenaze namazını kılmadığı bir kimse bilmiyoruz" demiştir.

    Had cezasından dolayı ölen bir kimsenin cenaze namazının kılınıp kılınmayacağı meselesinde fıkıh âlimlerinin görüşlerini şu şekilde özetleyebiliriz:

    İmam Malik ile İmam Ahmed; halkın had cezasını gerektiren suçları işlemeye cesaret edememeleri için, devlet reisinin ve faziletli kişilerin had cezasından ölen kimselerin cenaze namazlarını kılmalarının mekruh olduğuna, ancak devlet reisinin ve faziletli kişilerin dışındakilerin had cezasından ölen kimselerin cenaze namazlarını kılabileceklerine hükmetmişlerdir.

    İmam Ebû Hanife ile taraftarlarına ve İmam Şafiî'ye göre, recmedilen bir kimse yıkanır ve cenaze namazı kılınır. Cumhur ulemanın görüşü de budur. Kâdî Iyaz âlimlerin tümünün had cezasından ya da recmden dolayı ölen yahut da intihar eden her müslümanın cenaze namazının kılınacağı görüşünde olduğunu söylemiştir. Ulemanın bu mevzudaki delilleri "... Yavaş ol yâ Halid! Nefsim elinde olan zata yemin ederim. Bu kadın öyle bir tövbe etti ki, onu zulmen vergi alan bir kimse yapsaydı mutlak affedilirdi buyurmuş, sonra kadının getirilmesini emrederek cenaze namazını kılmış ve kadın defnedilmiştir." (Müslim, Hudud 23.) mealindeki hadis-i şeriftir.

    Her ne kadar İmam Zührî, recm cezasıyla cezalandırılan bir kimsenin cenaze namazının kılınamayacağını söylemişse de, bu mevzuda gelen hadis-i şerifler onun bu görüşünü reddetmektedirler. (bk. Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 12/56-58)


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör


  5. 22.Nisan.2010, 00:59
    3
    meçhul_100
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2007
    Üye No: 626
    Mesaj Sayısı: 2,162
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Diyar-ı Sivas

    --->: Peygamberimiz Hz. Muhammed'in, Recm cezası verilen Maiz'in cenaze namazını kılmadığı rivayet e

    Dünyada had cezasını çeken kişi, ahirette de o günahın cezasını çekecek midir?

    Cenab-ı Hakk'ın işlenmesini yasaklayıp haram kıldığı şeylere “hududullah” denir. Müslümanın fert ve cemiyet hayatını alt üst eden bu yasakların nelerden ibaret olduğu genel olarak Kur’ân’da beyan edilir. Bu yasaklardan bir kısmının cezası dünyada verilirken, büyük bir kısmı da âhirete bırakılmıştır.

    Hadler mânâsına gelen “hudud“, İslâm hukukunda daha çok dünyevî cezayı gerektirecek suçlar için kullanılır. Bunlar; zina, içki içme, hırsızlık, yol kesme, iffetli kadına iftira atma gibi suç ve bunlara terettüp eden cezalardır. Bu suçlara terettüp eden cezaların neler olduğu, nasıl tatbik edileceği ve mahiyetleri Kur’ân’da açıkça ifade edilir. Bu hükümlerin yer aldığı âyetlerin sonu da hep şöyle tamamlanır: “İşte bunlar, Allah’ın çizmiş olduğu hududdur. Sakın ona yaklaşmayın!”

    Çünkü bu suçlar doğrudan cemiyet düzenini bozmaya yönelik bir mahiyet taşımaktadır. Şer’î mahkemelerin hükmü sonunda bu cezalar tatbik edildiği zaman, suçlu cezasını görürken cemiyet de huzur ve sükûna kavuşmuş olur. Diğer yandan fertler, yerine getirilen bu ceza sonunda iyi bir ders almış sayılır, aynı suça düşme cesaretini gösteremez.

    Bu cezanın cemiyete sağladığı çok mühim faydalar vardır. Zira bu suç bütün bir milleti rahatsız etmiştir. Netice itibariyle, had ve ceza Allah’ın bir emri ve adaleti namına icra edildiği için, hem suçu işleyen mücrimin, hem bütün bir milletin ruh, kalb ve vicdanı tesir altında kalır, hem de caydırıcı olarak mühim bir rol oynar.

    Meselâ içki içenin suçu, zina edenin fiili, hırsızlık yapanın yaptıkları sâbit olup cezalarını gördükleri İslâm topluluklarında bu suçlara teşebbüs edenlerin yok denecek kadar azaldıkları bir vâkıadır.

    Çünkü, böylece imanın kalbte ve kafada bir yasakçı bırakmasından dolayı kötü duygular “kuvveden fiile” geçememektedir. Asr-ı Saadette olduğu gibi, bu suçu işleyenlerin kendileri gelip bizzat mahkeme huzurunda itirafta bulunarak suçlarına terettüp edecek cezayı kendileri istemişlerdir.

    Hadis kitaplarında kaydedildiğine göre farklı zamanlarda biri kadın, diğeri erkek iki Müslüman bizzat Peygamberimize (a.s.m.) gelip müracaat ederek işlemiş oldukları zina suçunun cezasını istemişlerdir.

    Cuheyne kabilesinden bir kadın şer’î ceza tatbik edildikten sonra Peygamberimiz bu kadın hakkında şöyle buyurmuştu:

    “Allah’a yemin ederim ki, bu kadın öyle bir tevbe etti ki, tevbesi Medine halkından yetmiş kişiye taksim edilse yeter de artar.”1

    Başka bir seferinde de Maiz bin Mâlik adında bir kişiye de aynı ceza tatbik edilmişti. Sahabiler farklı kanaate kapılmışlardı. Bir kısmı “Günaha gömüldü, mahvoldu” derken, bazısı da “Suçunu itirafta bulundu, bunun için affolundu” diyorlardı. Birkaç gün sonra yanlarına gelen Peygamberimiz (a.s.m.), onlara, “Maiz bin Malik’in affedilmesi için duâ edin” buyurdu ve daha sonra da şöyle dedi:

    “Maiz öyle bir tevbe etti ki, eğer bu tevbe bir topluluğa taksim edilseydi, hepsine kâfi gelirdi.”2

    Had gerektirecek bir suçu işleyen kimseye Kur’ân’ın gösterdiği tarzda ceza tatbik edildiğinde affedileceğini bu hadisler gösterdiği gibi, Ubade bin Sâmit (r.a.) tarafından rivayet edilen şu hadis de meseleye açıklık getirmektedir:

    Resulullahın (a.s.m.) meclisinde bulunuyordum. Şöyle buyurdular:

    Allah’a ortak koşmayacağınıza, zina etmeyeceğinize, hırsızlık yapmayacağınıza, Allah’ın öldürmesini yasak ettiği hiçbir kimsenin haksız yere canına kasdetmeyeceğinize dair bana söz verip biat edin.

    “Kim bu günahlardan herhangi birisini işler de cezasını dünyada görürse, bu ceza onun günahına keffaret olur. Bu suçlardan birisini işler de Allah bunu örterse (suçunu ortaya çıkarmazsa) hesabı Allah’a kalmıştır. Dilerse affeder, dilerse cezalandırır.”3

    Ayrıca Sünen-i Tirmizî’de rivayet edilen bu meâle yakın bir hadis bu meseleyi teyit etmektedir:

    “Kim bu suçlardan birisini işler de dünyada cezasını çekerse, Allah bu kulunu âhirette ikinci defa cezalandırmaktan mükerremdir (cezalandırmaz).”4

    Bütün bu rivayetler had cezasını dünyada çekenin âhirette ikinci defa aynı cezadan azap çekmeyeceğini bildirmektedir.

    1.Müslim, Hudûd:24.

    2.Ebû Dâvud, Cihad: 52.

    3.Müslim, Hudûd, 41.

    4.Tlrmizi, Hudûd, 12.

    Meseleler ve Çözümleri -2




  6. 22.Nisan.2010, 00:59
    3
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙
    Dünyada had cezasını çeken kişi, ahirette de o günahın cezasını çekecek midir?

    Cenab-ı Hakk'ın işlenmesini yasaklayıp haram kıldığı şeylere “hududullah” denir. Müslümanın fert ve cemiyet hayatını alt üst eden bu yasakların nelerden ibaret olduğu genel olarak Kur’ân’da beyan edilir. Bu yasaklardan bir kısmının cezası dünyada verilirken, büyük bir kısmı da âhirete bırakılmıştır.

    Hadler mânâsına gelen “hudud“, İslâm hukukunda daha çok dünyevî cezayı gerektirecek suçlar için kullanılır. Bunlar; zina, içki içme, hırsızlık, yol kesme, iffetli kadına iftira atma gibi suç ve bunlara terettüp eden cezalardır. Bu suçlara terettüp eden cezaların neler olduğu, nasıl tatbik edileceği ve mahiyetleri Kur’ân’da açıkça ifade edilir. Bu hükümlerin yer aldığı âyetlerin sonu da hep şöyle tamamlanır: “İşte bunlar, Allah’ın çizmiş olduğu hududdur. Sakın ona yaklaşmayın!”

    Çünkü bu suçlar doğrudan cemiyet düzenini bozmaya yönelik bir mahiyet taşımaktadır. Şer’î mahkemelerin hükmü sonunda bu cezalar tatbik edildiği zaman, suçlu cezasını görürken cemiyet de huzur ve sükûna kavuşmuş olur. Diğer yandan fertler, yerine getirilen bu ceza sonunda iyi bir ders almış sayılır, aynı suça düşme cesaretini gösteremez.

    Bu cezanın cemiyete sağladığı çok mühim faydalar vardır. Zira bu suç bütün bir milleti rahatsız etmiştir. Netice itibariyle, had ve ceza Allah’ın bir emri ve adaleti namına icra edildiği için, hem suçu işleyen mücrimin, hem bütün bir milletin ruh, kalb ve vicdanı tesir altında kalır, hem de caydırıcı olarak mühim bir rol oynar.

    Meselâ içki içenin suçu, zina edenin fiili, hırsızlık yapanın yaptıkları sâbit olup cezalarını gördükleri İslâm topluluklarında bu suçlara teşebbüs edenlerin yok denecek kadar azaldıkları bir vâkıadır.

    Çünkü, böylece imanın kalbte ve kafada bir yasakçı bırakmasından dolayı kötü duygular “kuvveden fiile” geçememektedir. Asr-ı Saadette olduğu gibi, bu suçu işleyenlerin kendileri gelip bizzat mahkeme huzurunda itirafta bulunarak suçlarına terettüp edecek cezayı kendileri istemişlerdir.

    Hadis kitaplarında kaydedildiğine göre farklı zamanlarda biri kadın, diğeri erkek iki Müslüman bizzat Peygamberimize (a.s.m.) gelip müracaat ederek işlemiş oldukları zina suçunun cezasını istemişlerdir.

    Cuheyne kabilesinden bir kadın şer’î ceza tatbik edildikten sonra Peygamberimiz bu kadın hakkında şöyle buyurmuştu:

    “Allah’a yemin ederim ki, bu kadın öyle bir tevbe etti ki, tevbesi Medine halkından yetmiş kişiye taksim edilse yeter de artar.”1

    Başka bir seferinde de Maiz bin Mâlik adında bir kişiye de aynı ceza tatbik edilmişti. Sahabiler farklı kanaate kapılmışlardı. Bir kısmı “Günaha gömüldü, mahvoldu” derken, bazısı da “Suçunu itirafta bulundu, bunun için affolundu” diyorlardı. Birkaç gün sonra yanlarına gelen Peygamberimiz (a.s.m.), onlara, “Maiz bin Malik’in affedilmesi için duâ edin” buyurdu ve daha sonra da şöyle dedi:

    “Maiz öyle bir tevbe etti ki, eğer bu tevbe bir topluluğa taksim edilseydi, hepsine kâfi gelirdi.”2

    Had gerektirecek bir suçu işleyen kimseye Kur’ân’ın gösterdiği tarzda ceza tatbik edildiğinde affedileceğini bu hadisler gösterdiği gibi, Ubade bin Sâmit (r.a.) tarafından rivayet edilen şu hadis de meseleye açıklık getirmektedir:

    Resulullahın (a.s.m.) meclisinde bulunuyordum. Şöyle buyurdular:

    Allah’a ortak koşmayacağınıza, zina etmeyeceğinize, hırsızlık yapmayacağınıza, Allah’ın öldürmesini yasak ettiği hiçbir kimsenin haksız yere canına kasdetmeyeceğinize dair bana söz verip biat edin.

    “Kim bu günahlardan herhangi birisini işler de cezasını dünyada görürse, bu ceza onun günahına keffaret olur. Bu suçlardan birisini işler de Allah bunu örterse (suçunu ortaya çıkarmazsa) hesabı Allah’a kalmıştır. Dilerse affeder, dilerse cezalandırır.”3

    Ayrıca Sünen-i Tirmizî’de rivayet edilen bu meâle yakın bir hadis bu meseleyi teyit etmektedir:

    “Kim bu suçlardan birisini işler de dünyada cezasını çekerse, Allah bu kulunu âhirette ikinci defa cezalandırmaktan mükerremdir (cezalandırmaz).”4

    Bütün bu rivayetler had cezasını dünyada çekenin âhirette ikinci defa aynı cezadan azap çekmeyeceğini bildirmektedir.

    1.Müslim, Hudûd:24.

    2.Ebû Dâvud, Cihad: 52.

    3.Müslim, Hudûd, 41.

    4.Tlrmizi, Hudûd, 12.

    Meseleler ve Çözümleri -2




  7. 22.Nisan.2010, 07:01
    4
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,926
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: Peygamberimiz Hz. Muhammed'in, Recm cezası verilen Maiz'in cenaze namazını kılmadığı rivayet e

    Buhari'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte (Buhari, Hudud 25) ise, Hz. Peygamberin Maiz'in cenaze namazını kıldığı ve onun hakkında hayır dua ettiği ifade ediliyor. Diğer yandan infazdan sonra Maiz'in helak olduğunu söyleyenlere karşı Allah elçisinin söylediği şu sözler de Allah Teala'nın rahmetinin ne kadar geniş olduğunu gösterir: “Maiz Allah'ın hükmüne razı olmakla, öyle bir tövbe etti ki, bu tövbe bir ümmet arasında paylaştırılsa onlara yeterdi.” (Müslim, Hudûd, 22; eş-Şevkânî, Neylü'l-Evtar, 7/95, 106)
    Allah c.c.razı olsun bilgi paylaşımı meçul kardeş


  8. 22.Nisan.2010, 07:01
    4
    ~~Medinenin Gülü ~~
    Buhari'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte (Buhari, Hudud 25) ise, Hz. Peygamberin Maiz'in cenaze namazını kıldığı ve onun hakkında hayır dua ettiği ifade ediliyor. Diğer yandan infazdan sonra Maiz'in helak olduğunu söyleyenlere karşı Allah elçisinin söylediği şu sözler de Allah Teala'nın rahmetinin ne kadar geniş olduğunu gösterir: “Maiz Allah'ın hükmüne razı olmakla, öyle bir tövbe etti ki, bu tövbe bir ümmet arasında paylaştırılsa onlara yeterdi.” (Müslim, Hudûd, 22; eş-Şevkânî, Neylü'l-Evtar, 7/95, 106)
    Allah c.c.razı olsun bilgi paylaşımı meçul kardeş





+ Yorum Gönder