Konusunu Oylayın.: İmam Buhari'nin Derlediği AhlAk Hadisleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İmam Buhari'nin Derlediği AhlAk Hadisleri
  1. 20.Nisan.2010, 11:32
    1
    Misafir

    İmam Buhari'nin Derlediği AhlAk Hadisleri






    İmam Buhari'nin Derlediği AhlAk Hadisleri Mumsema çoooook thank you !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!


  2. 20.Nisan.2010, 11:32
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 20.Nisan.2010, 11:51
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: Imam Buharî'nin Derlediği Ahlâk Hadîsleri




    İMAM BUHARÎ'NİN DERLEDİĞİ AHLÂK HADÎSLERİ

    İnsanı en güzel bir kıvamda yaratan ve sonra ona edebi Öğreten yüce Allah'a hamd ederiz.

    Ahlâkı Kur'ân olan sevgili Peygamberine de Salât ve Selâm getiririz... Terceme ve açıklaması takdim edilen İmam Buharî'nin bu eseri, kitabın İsminden de anlaşıldığı gibi, sırf edeb ve ahlâkla ilgili hadîs-i şerifleri İçinde toplamış bulunmaktadır.
    İmam Buharı nİn hal tercemesini özet olarak kitabın başına koy*muş bulunuyoruz. Bu büyük Müslüman Türk âliminin eşsiz eserlerinden birini de bu «El-Edebu'l-Müfred» adlı kitabı teşkil etmektedir. İmam B u -harî, bu kitapta topladığı hadîsleri yalnız kendi «Sahîh»İnde değil, diğer eser ve rivayetlerden seçerek bir araya getirmiştir. Böylece edeb ve ahlâka dair başlı başına bir eser hazırlamış olması, bize, İslâm'da edeb ve ahlâkın yüksek mevki'ini ve ona verilmesi gereken önemi belirtmeye kâfidir. Bu itibarla İslâm'da ahlâkın yeri ve önemi üzerinde bir miktar durmayı, ko*numuz olması itibariyle, faydalı buluyoruz.- islâm'da ahlâk; insanın dinî ölçülere uygun olan güzel söz ve hare*ketlerden ibaret yaşantısıdır. Buna, İnsanın huyu, edebi ve davranışlar denir. İnsanın sahip bulunduğu ahlâkî haller iki kısma ayrılır.
    Bunlardan bir kısmı doğuştan gelen ve değiştirilmesine imkân bu*lunmayan huylardır ki, buna tabiî ahlâk denir. İnsanın doğuştan sinirli ve aceleci olması gibi.
    Bir de akıl ve düşünce ile, cemiyetin tesirleriyle dıştan gelen ve insanın kendi ihtiyar ve İradesiyle kazanılmış olan ahlâk vardır ki, buna mükteseb ahlâk denir. Esasen bizim konumuzu da İlgilendiren bu ikinci kısım mükteseb ahlâktır.
    Madem ki ahlâk, iyi ve güzel söz ve hareketlerin yaşantısından İba*rettir; o halde iyiyi ve güzeli nasıl tanıyalım ve seçelim?
    Bu kâinatı, bütün varlıklarıyla, aklımızın eremeyeceği ince bir san'at, İdrakinden aciz kaldığımız düzen ve intizam üzere yaratıp âa, onu en sağ*lam ölçü ve kanunlara bağlayarak tahkim eden, İlim ve kudreti hudutsuz bulunan yüce Allah, yaratıkları içinde insanı en güze! bir kıvamda yarat*mış, diğer yaratıkları da onun istifadesine bağlı kılmıştır. Böylece insanı âlem içinde hakim duruma koyarak onu muhatap tutmuş ve mükellef ksl-mişfir. Elçileri vasıfcsîyie ona saadet yolların! göstermiş, iyiyi ve güzeli, kötüyü ve çirkini öğretmiştir. Her ve en sağlam yaratan yüce varlığın, insanlara da, kendileri, için en doğru olan yaşayış ve hareket yolla*rını bildirmesi tabiîdir ve "şüphe.götürmez bir gerçektir. Zira eşyayı yoktan var eden, onun künhünü .bilen ve onu dilediği gîbİ tasarruf eden varhğın ilmi yanında kimsenin söz Elbette olamaz. O halde Allah'ın bize öğrettiği edeb ve ahlâk, denemeyen en güze! ve en doğru ahlâktır. Bu ahlâki en mükemmel bîr tarzda yaşayan da, şüphesiz ki, onun eh sevgili Peygamberidir. Çünkü Peygamberi hakkında söyle buyurmuştur:
    «Gerçekten sen, çok Ibüyük. bir ahlâk üzeresin.»; (Kalem'.Sûresi, ayet:5)
    ct ızofnoHoa 'yasdklönnı en iyi bilen, dinin ıVldteya şeyleri birbirinden avsklayıp âa kötülüklerden uzak kalarak İyi ve güze! şeyleri en olgun bir halde uygulayan ve dini tam olarak yaşayan Peygam*ber olduğuna göre, edeb ve-ahlâkı biz ondan öğreneceğiz ve onu örnek alacnğ'z, Ebedî saadet ve kurtuluş yolu budur.Dİnsaydığı şeyler,'iyidir ve İnsanlının menfaatinedir/ve bunlarrüygolamak ve,amak ah'âHır. Dinin kötü ve çirkin saydın! şeyler .de fenadır; ve insanhğın zarannadır. Bunları işlemek tlle Buraya kodar ynoı'an kı?a ockinmadan'aniaşıhyör ki Ahlâk, din'den ayrı bir şey değil,- din hükümlerinin doğru ve tam olarak yaşanmasından doğan bir haldir. İnsanın kişiliği ile* ferd've cemiyet üzerinde varl'fiını gösterir" ve uygulanması İstenir. İnran cemiyet df^-nda .kalamayacağından ah1âkHan da azode kalamaz, dinin vü'led'ği ahlâk oküleri ile sorumlu tutu*lur. Bu sorumluluğa inamp da vazifelerİnİ yerine aetîren'er goyeve ererler, selâmete kavuşurlar. .Nİtekİm 'Peygamber' (SaUallahü Aleyhi ve Sellem) :
    «Ben ahlâkın güzeüik ve iyiliklöritu taıîıâmlamak için gönderildim.» Buyurmuştur, p.emek ki, İslâm'ın gayesi güze! ahlâ' yaşamaktır.Bu ahlakı yasayöb'lmek idn de'onu önrenmek ve tatb'kçis'ni önder edinmek ge-.rekîr. Hedef budur.Onun İçin ahlâk islâm dininden ayrılmayan, h'âm top*lumunda kayrîa'fmöy! is'Bğtıd'yan :a'üze?ı'ıve'r h^lıffü'1 kur8W"bır ruhdan fharettir.A'nk olmaksiz'n d:n dü^ünü'emediğ gibi, dine-HayÖHmcryah'-Bir ahlâk da Allah knt-nda makbul değildir.
    Filozoflarla p^fkologların'tarif ett'ğî2!an!â!uya fcemİyetİri:fetirh" vet-el-k-:n;nden donan âdetler, ya ;da^î:nsonm yorof'Tısında mevcut k'abiliyetler'n geÜsmesi İle meydana pelen'hnilerdir. Bu tariflere aöre. insanlar İçin.temelli ve; istikrarlı bîr ahlâk şekli ve-öküsü o'omar. Ferdlerîn kabiliyetlerine veya -cemiyetlerin nelenek, çıörenek ve âdetlerine'-fca'çHr-olarak daima deciİşen ve birbirleriyle mütemadiyen çelişen anarşik hareketler meydana1 gelir," nizam bozulur ve huzur kalmaz. Kısmen dünyada bir huzur sanılsa bile, ger*çekte böyle değildir. Çünkü İnananlar için İlâhî ölçüler esastır. Bunİar hem dünya, hem de âhiret saadetini temin ederler. Dinimizde çocuğun babaya ve babanın çocuğa, karının kocaya ve kocanın karıya, komşunun komşuya, patronun işçiye ve işçinin patrona, amirin memura ve memurun amire/üs*tün asta ve astm üste, satıcının müşteriye ve müşterinin satıcıya, müminin kâfire ve müminin mümine karşı, karşılıklı hak ve vazifeleri vardır, Bunları büip dosdoğru uygulamak İslâm 'ahlâkını yaşamak olur.
    İmam Buharı, çeşitli nakil yollarından ilmî araştırmalarİyle elde ettiği ahlâka daîr Peygamber Efendimizin söz ve hareketlerini bîr araya toplamış ve bize başlı başına bir ahlâk kitabı hazırlamıştır. Bunları Öğrenip en güze! yaşayanlar, Peygamberin büyük ahlâkına en yakın bulunanlar olur. İşte bu kitap bize Peygamberin büyük ahlâkını öğretiyor ve ona uyma*mızı tavsiye ediyor, islâm'ın hayatı budur, huzur ve saadet buradadır.
    Allah'ım! Bize önce hidayet buyur; hakkı göster, ona uymayı nasib et. Bâtılı da gösterip ondan kaçtndır.
    Bize o büyük peygamberin yüce ahlâk? rifojf ret, yrisahtssfnfveı*; saao'eî kapıları açtlsm, gözler aydun olsunr karanlıklar kapansın. V Faydalansm genç-ihîiyar, bütün kâinat... Selâmete açsınlar kanat.
    İşte isteğimiz, son arzumuz bu...
    İmam B u h â r î 'nin bu kitabı ahlâkla ilgili çeşitli konuları gösterir (644) kadar bölüme ayrılmıştır. Her bölümde, o konu ile ilgili bîr veya birkaç hadîs-i şerif, yahut ashabdan rivayet edilen haberler vardır. Hazreti Pey*gambere kadar yükseltilmemiş olup, tabiîn veya ashaba kadar ulaştırılan nakillere eser veya haber ismi verilir ki, bunlar, İkinci parantez içinde (1, 2,... -s.) şeklinde gösterilerek ayırt edilmişlerdir. Bunların sayısı (383) adet*tir. Eserler dahil, bütün hadîslerin toplamı (1322) adet olup, bunlardan (639) tanesi birinci cildimiz içinde mevcuttur.
    Kısaltma olsun diye, metindeki senetlerden yalnız ilk ravî alınarak tercemeye geçilmiştir. Mümkün olduğu kadar metne sadık kalınarak lüzum görülen yerlerde ayrıca açıklama yapılmıştır. Hayatları bize örnek olacak ashab-ı kiramdan fırsat düştükçe bahsedilerek hal tercemeleri kısaca veril*miş, gerek metinler için ve gerekse açıklamalar için faydalanılan kaynaklar gösterilmiştir.
    İmam Buharı 'nin «EI-CamiVs-$ahıih»inden sonra gelen ve İslâm ahlâkını derleyen «El-Edebü'l-Müfred»inî, Hindistan'da Osmaniye Universitesi hocalarından, tefsir hocası F a d ! u I I a h E I - C î I â n î iki ciid halinde şerh etmiş ve hadîsler için başka kaynaklar da göstermiştir. Ayrıca lüzumlu fihristler hazırlayarak kitabın sonuna koymakla büyük hizmette bulunmuştur. Hizmetinin manevî mükâfatına ziyadesiyle nail olmasını AlScjfo'-dan niyaz ederiz. Eserin terceme ve açıklanmasında bu âlimin şerhleri bize esas olmuş, diğer kaynaklardan ayrıca faydalanılmıştır.
    Ehliyet ve mükemmeliyet iddiası olmaksızın, bu çalışmamız, Hz. Pey*gamberin nurlu ahlâkından ahlâk edinmek isteyenlere, ahlâka susamışlara, İslâm ahlâkından mahrum olanlara bir yansıtma vasıtası olabilecekse, he*pimize ne mutlu!.. Bu mutluluğu ve bu saadeti Allah'dan diliyoruz :
    Ya Rab! Beşeriyet İcabı bizden çıkmış bulunan hata ve günahları ba*ğışla; bize hakkı ve doğruluğu ilham et. Bizi Peygamberin büyük ahlâkı ile tenvir edip, doğruluktan ve istikâmetten ayırma. Akıbet bizi, iyilerle ve razı olduğun kimselerle hasret...
    Hamd, âlemlerin Rabbine;
    Salât ve Selâm, O'nun elçisine.
    Rahmet ve Resulünün ümmetini olsun…[2]
    A. Fikri YAVUZ
    30.12.1971


  4. 20.Nisan.2010, 11:51
    2
    Administrator



    İMAM BUHARÎ'NİN DERLEDİĞİ AHLÂK HADÎSLERİ

    İnsanı en güzel bir kıvamda yaratan ve sonra ona edebi Öğreten yüce Allah'a hamd ederiz.

    Ahlâkı Kur'ân olan sevgili Peygamberine de Salât ve Selâm getiririz... Terceme ve açıklaması takdim edilen İmam Buharî'nin bu eseri, kitabın İsminden de anlaşıldığı gibi, sırf edeb ve ahlâkla ilgili hadîs-i şerifleri İçinde toplamış bulunmaktadır.
    İmam Buharı nİn hal tercemesini özet olarak kitabın başına koy*muş bulunuyoruz. Bu büyük Müslüman Türk âliminin eşsiz eserlerinden birini de bu «El-Edebu'l-Müfred» adlı kitabı teşkil etmektedir. İmam B u -harî, bu kitapta topladığı hadîsleri yalnız kendi «Sahîh»İnde değil, diğer eser ve rivayetlerden seçerek bir araya getirmiştir. Böylece edeb ve ahlâka dair başlı başına bir eser hazırlamış olması, bize, İslâm'da edeb ve ahlâkın yüksek mevki'ini ve ona verilmesi gereken önemi belirtmeye kâfidir. Bu itibarla İslâm'da ahlâkın yeri ve önemi üzerinde bir miktar durmayı, ko*numuz olması itibariyle, faydalı buluyoruz.- islâm'da ahlâk; insanın dinî ölçülere uygun olan güzel söz ve hare*ketlerden ibaret yaşantısıdır. Buna, İnsanın huyu, edebi ve davranışlar denir. İnsanın sahip bulunduğu ahlâkî haller iki kısma ayrılır.
    Bunlardan bir kısmı doğuştan gelen ve değiştirilmesine imkân bu*lunmayan huylardır ki, buna tabiî ahlâk denir. İnsanın doğuştan sinirli ve aceleci olması gibi.
    Bir de akıl ve düşünce ile, cemiyetin tesirleriyle dıştan gelen ve insanın kendi ihtiyar ve İradesiyle kazanılmış olan ahlâk vardır ki, buna mükteseb ahlâk denir. Esasen bizim konumuzu da İlgilendiren bu ikinci kısım mükteseb ahlâktır.
    Madem ki ahlâk, iyi ve güzel söz ve hareketlerin yaşantısından İba*rettir; o halde iyiyi ve güzeli nasıl tanıyalım ve seçelim?
    Bu kâinatı, bütün varlıklarıyla, aklımızın eremeyeceği ince bir san'at, İdrakinden aciz kaldığımız düzen ve intizam üzere yaratıp âa, onu en sağ*lam ölçü ve kanunlara bağlayarak tahkim eden, İlim ve kudreti hudutsuz bulunan yüce Allah, yaratıkları içinde insanı en güze! bir kıvamda yarat*mış, diğer yaratıkları da onun istifadesine bağlı kılmıştır. Böylece insanı âlem içinde hakim duruma koyarak onu muhatap tutmuş ve mükellef ksl-mişfir. Elçileri vasıfcsîyie ona saadet yolların! göstermiş, iyiyi ve güzeli, kötüyü ve çirkini öğretmiştir. Her ve en sağlam yaratan yüce varlığın, insanlara da, kendileri, için en doğru olan yaşayış ve hareket yolla*rını bildirmesi tabiîdir ve "şüphe.götürmez bir gerçektir. Zira eşyayı yoktan var eden, onun künhünü .bilen ve onu dilediği gîbİ tasarruf eden varhğın ilmi yanında kimsenin söz Elbette olamaz. O halde Allah'ın bize öğrettiği edeb ve ahlâk, denemeyen en güze! ve en doğru ahlâktır. Bu ahlâki en mükemmel bîr tarzda yaşayan da, şüphesiz ki, onun eh sevgili Peygamberidir. Çünkü Peygamberi hakkında söyle buyurmuştur:
    «Gerçekten sen, çok Ibüyük. bir ahlâk üzeresin.»; (Kalem'.Sûresi, ayet:5)
    ct ızofnoHoa 'yasdklönnı en iyi bilen, dinin ıVldteya şeyleri birbirinden avsklayıp âa kötülüklerden uzak kalarak İyi ve güze! şeyleri en olgun bir halde uygulayan ve dini tam olarak yaşayan Peygam*ber olduğuna göre, edeb ve-ahlâkı biz ondan öğreneceğiz ve onu örnek alacnğ'z, Ebedî saadet ve kurtuluş yolu budur.Dİnsaydığı şeyler,'iyidir ve İnsanlının menfaatinedir/ve bunlarrüygolamak ve,amak ah'âHır. Dinin kötü ve çirkin saydın! şeyler .de fenadır; ve insanhğın zarannadır. Bunları işlemek tlle Buraya kodar ynoı'an kı?a ockinmadan'aniaşıhyör ki Ahlâk, din'den ayrı bir şey değil,- din hükümlerinin doğru ve tam olarak yaşanmasından doğan bir haldir. İnsanın kişiliği ile* ferd've cemiyet üzerinde varl'fiını gösterir" ve uygulanması İstenir. İnran cemiyet df^-nda .kalamayacağından ah1âkHan da azode kalamaz, dinin vü'led'ği ahlâk oküleri ile sorumlu tutu*lur. Bu sorumluluğa inamp da vazifelerİnİ yerine aetîren'er goyeve ererler, selâmete kavuşurlar. .Nİtekİm 'Peygamber' (SaUallahü Aleyhi ve Sellem) :
    «Ben ahlâkın güzeüik ve iyiliklöritu taıîıâmlamak için gönderildim.» Buyurmuştur, p.emek ki, İslâm'ın gayesi güze! ahlâ' yaşamaktır.Bu ahlakı yasayöb'lmek idn de'onu önrenmek ve tatb'kçis'ni önder edinmek ge-.rekîr. Hedef budur.Onun İçin ahlâk islâm dininden ayrılmayan, h'âm top*lumunda kayrîa'fmöy! is'Bğtıd'yan :a'üze?ı'ıve'r h^lıffü'1 kur8W"bır ruhdan fharettir.A'nk olmaksiz'n d:n dü^ünü'emediğ gibi, dine-HayÖHmcryah'-Bir ahlâk da Allah knt-nda makbul değildir.
    Filozoflarla p^fkologların'tarif ett'ğî2!an!â!uya fcemİyetİri:fetirh" vet-el-k-:n;nden donan âdetler, ya ;da^î:nsonm yorof'Tısında mevcut k'abiliyetler'n geÜsmesi İle meydana pelen'hnilerdir. Bu tariflere aöre. insanlar İçin.temelli ve; istikrarlı bîr ahlâk şekli ve-öküsü o'omar. Ferdlerîn kabiliyetlerine veya -cemiyetlerin nelenek, çıörenek ve âdetlerine'-fca'çHr-olarak daima deciİşen ve birbirleriyle mütemadiyen çelişen anarşik hareketler meydana1 gelir," nizam bozulur ve huzur kalmaz. Kısmen dünyada bir huzur sanılsa bile, ger*çekte böyle değildir. Çünkü İnananlar için İlâhî ölçüler esastır. Bunİar hem dünya, hem de âhiret saadetini temin ederler. Dinimizde çocuğun babaya ve babanın çocuğa, karının kocaya ve kocanın karıya, komşunun komşuya, patronun işçiye ve işçinin patrona, amirin memura ve memurun amire/üs*tün asta ve astm üste, satıcının müşteriye ve müşterinin satıcıya, müminin kâfire ve müminin mümine karşı, karşılıklı hak ve vazifeleri vardır, Bunları büip dosdoğru uygulamak İslâm 'ahlâkını yaşamak olur.
    İmam Buharı, çeşitli nakil yollarından ilmî araştırmalarİyle elde ettiği ahlâka daîr Peygamber Efendimizin söz ve hareketlerini bîr araya toplamış ve bize başlı başına bir ahlâk kitabı hazırlamıştır. Bunları Öğrenip en güze! yaşayanlar, Peygamberin büyük ahlâkına en yakın bulunanlar olur. İşte bu kitap bize Peygamberin büyük ahlâkını öğretiyor ve ona uyma*mızı tavsiye ediyor, islâm'ın hayatı budur, huzur ve saadet buradadır.
    Allah'ım! Bize önce hidayet buyur; hakkı göster, ona uymayı nasib et. Bâtılı da gösterip ondan kaçtndır.
    Bize o büyük peygamberin yüce ahlâk? rifojf ret, yrisahtssfnfveı*; saao'eî kapıları açtlsm, gözler aydun olsunr karanlıklar kapansın. V Faydalansm genç-ihîiyar, bütün kâinat... Selâmete açsınlar kanat.
    İşte isteğimiz, son arzumuz bu...
    İmam B u h â r î 'nin bu kitabı ahlâkla ilgili çeşitli konuları gösterir (644) kadar bölüme ayrılmıştır. Her bölümde, o konu ile ilgili bîr veya birkaç hadîs-i şerif, yahut ashabdan rivayet edilen haberler vardır. Hazreti Pey*gambere kadar yükseltilmemiş olup, tabiîn veya ashaba kadar ulaştırılan nakillere eser veya haber ismi verilir ki, bunlar, İkinci parantez içinde (1, 2,... -s.) şeklinde gösterilerek ayırt edilmişlerdir. Bunların sayısı (383) adet*tir. Eserler dahil, bütün hadîslerin toplamı (1322) adet olup, bunlardan (639) tanesi birinci cildimiz içinde mevcuttur.
    Kısaltma olsun diye, metindeki senetlerden yalnız ilk ravî alınarak tercemeye geçilmiştir. Mümkün olduğu kadar metne sadık kalınarak lüzum görülen yerlerde ayrıca açıklama yapılmıştır. Hayatları bize örnek olacak ashab-ı kiramdan fırsat düştükçe bahsedilerek hal tercemeleri kısaca veril*miş, gerek metinler için ve gerekse açıklamalar için faydalanılan kaynaklar gösterilmiştir.
    İmam Buharı 'nin «EI-CamiVs-$ahıih»inden sonra gelen ve İslâm ahlâkını derleyen «El-Edebü'l-Müfred»inî, Hindistan'da Osmaniye Universitesi hocalarından, tefsir hocası F a d ! u I I a h E I - C î I â n î iki ciid halinde şerh etmiş ve hadîsler için başka kaynaklar da göstermiştir. Ayrıca lüzumlu fihristler hazırlayarak kitabın sonuna koymakla büyük hizmette bulunmuştur. Hizmetinin manevî mükâfatına ziyadesiyle nail olmasını AlScjfo'-dan niyaz ederiz. Eserin terceme ve açıklanmasında bu âlimin şerhleri bize esas olmuş, diğer kaynaklardan ayrıca faydalanılmıştır.
    Ehliyet ve mükemmeliyet iddiası olmaksızın, bu çalışmamız, Hz. Pey*gamberin nurlu ahlâkından ahlâk edinmek isteyenlere, ahlâka susamışlara, İslâm ahlâkından mahrum olanlara bir yansıtma vasıtası olabilecekse, he*pimize ne mutlu!.. Bu mutluluğu ve bu saadeti Allah'dan diliyoruz :
    Ya Rab! Beşeriyet İcabı bizden çıkmış bulunan hata ve günahları ba*ğışla; bize hakkı ve doğruluğu ilham et. Bizi Peygamberin büyük ahlâkı ile tenvir edip, doğruluktan ve istikâmetten ayırma. Akıbet bizi, iyilerle ve razı olduğun kimselerle hasret...
    Hamd, âlemlerin Rabbine;
    Salât ve Selâm, O'nun elçisine.
    Rahmet ve Resulünün ümmetini olsun…[2]
    A. Fikri YAVUZ
    30.12.1971





+ Yorum Gönder