Konusunu Oylayın.: İslam deccalına neden süfyan denmiştir? Bu ifadenin sahabi olan Ebu Süfyan ile ilgisi var mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslam deccalına neden süfyan denmiştir? Bu ifadenin sahabi olan Ebu Süfyan ile ilgisi var mıdır?
  1. 17.Nisan.2010, 22:43
    1
    Misafir

    İslam deccalına neden süfyan denmiştir? Bu ifadenin sahabi olan Ebu Süfyan ile ilgisi var mıdır?






    İslam deccalına neden süfyan denmiştir? Bu ifadenin sahabi olan Ebu Süfyan ile ilgisi var mıdır? Mumsema ne diyorsunuz anlamıyorum


  2. 19.Nisan.2010, 01:05
    2
    ^^SiNeM^^
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Kasım.2009
    Üye No: 63326
    Mesaj Sayısı: 812
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 27

    --->: İslam deccalına neden süfyan denmiştir? Bu ifadenin sahabi olan Ebu Süfyan ile ilgisi var mıdı




    Buyur kardeşim oku.
    Ahirzamanla alakalı rivayetlerde geçen önemli şahıslar: Deccal, Mehdî ve Hz İsa Birincisi din, îman, ahlâk, fazilet ve insanlık namına ne varsa tahrip eden, istibdat, zulüm ve terör estiren, diğerleri de ona karşı çetin bir mücadele veren üç insan İşte Deccalın icraatını ortaya döktüğü böyle korkunç bir dönemde Mehdî ve İsa (a.s.) iştiyakla beklenmeye başlar. Bu mânevî kurtarıcılar inançsızlığa büyük darbeler indirerek inananlar için en büyük dayanak; güç, moral ve ümit kaynağı olurlar.
    Resûl-ü Ekrem (a.s.m.) hem Büyük Deccal, hem de İslâm Deccalı Süfyan'dan bahsetmiştir. Halbuki bunların özellikleri, sıfatları ayrı ayrıdır. Rivayetlerde bir sınırlama olmadığı, mutlak bırakıldığı için birkısım râvî ve âlimler birini diğerine karıştırmış, birini öteki zannetmişlerdir Bu bakımdan müteşabih hadis hükmüne geçmektedir
    Deccal
    Rivayetlerde Deccalın çıkışı, kâinatın en korkunç hadiselerinden birisi olarak gösterilmiştir. Bundan dolayıdır ki Peygamberimiz (a.s.m.), ümmetine özellikle onu haber vermiş, fitnesinden sakınmış ve ümmetini de sakındırmıştır. "Hz. Adem'in yaratılışından itibaren Kıyamete kadar geçen süre içerisinde Deccaldan daha büyük bir hadise (diğer bir rivayette daha büyük bir fitne) yoktur"(1) buyurmakla da, onun tahribatının dehşet ve büyüklüğünü nazara vermiştir Başka bir hadis-i şeriflerinde ise onun şerrinin şeytandan daha etkili olduğunu bildirirler(2) Sadece Resûl-i Ekremin (asm) değil, istisnasız bütün peygamberlerin ümmetlerini ondan sakındırması,(3) Firavunların, Nemrudların fitnesinin onun fitnesi yanında küçük kalacağına dikkatleri çekmek içindir
    Deccalın şerri öylesine büyüktür ki, Peygamberimizin bildirdiğine göre o çıktığında, korkudan, onun şerrinden kurtulmak için insanlar dağlara kaçma zorunda kalacaklardır(4)
    Şer ve fitnesinin büyüklüğü, dehşeti sebebiyledir ki, Allah Resûlü çoğu zaman olduğu gibi, ana hatlarıyla İslâmın bir özetini verdiği Veda Haccında okuduğu Veda Hutbesinde de Deccaldan bahsetmeyi gerekli görmüş, diğer peygamberler gibi, o da ümmetini uyarmıştır(5)
    Deccal, Arapça bir kelimedir, "decl" kökünden gelir Sözlüklerde verilen mânâya göre Deccal, "yalancı, hîlekâr; zihinleri, gönülleri, iyi ile kötüyü, hak ile bâtılı karıştıran, bir şeyi yaldızlayıp gerçek yüzünü gizleyen, bucak bucak her yeri dolaşan müfsid ve mel'ûn bir kişidir"
    Bir hadis-i şerifte, özellikle onun, “yalancı, dalâlete sürükleyici"(6) özelliğine dikkat çekilmiştir
    Deccal, aldatıcı ve inkârcı, dehşetli fitne dolaplarını döndüren bir kimsedir Fitnesinin en dehşetli tarafı, dinsizliğe dayalı bir sistem kurup insanları îmansız yaparak hem dünya, hem de ebedî hayatlarını mahvetmeye çalışmasıdır O, ateizme, ahlâksızlığa, yalana dayanan saltanatını tek başına değil, kendisine gönül veren komitesiyle, temsil ettiği kâfirane ve münafıkâne sistemiyle birlikte yürütür
    Deccala, “Mesih” kelimesi eklenerek Mesih-i Deccal da denilir Onun bu ünvanla anılmasının sebebi, gözlerinden birinin silik olmasıdır Sözlüklerde Mesihe değişik bir çok mânâlar verilmiştir. Deccala sıfat olabilecek tarzdaki bu mânâlardan bir kısmı şöyledir: Yüzünün bir tarafında kaşı ve gözü olmayan, yaratılıştan bozuk, kötü, uğursuz, yalancı, çok öldüren
    Bir hadis-i şerifte ondan, “Mesihü'd-Dalâle," “Sapıklık Mesihi” diye söz edilir(7)
    Süfyan
    Bir hadis-i şerifte, “Âhirzamanda bir adam çıkacak ve ona Süfyan denilecek”(8) buyurulmaktadır Mahiyeti ise : "Sahih hadislerde bildirildiğine göre âhirzamanda gelecek ve ümmete karanlık günler yaşatacak, şeâir-i İslâmiyeyi tahribe çalışacak dehşetli ve münafık bir şahıstır"(9)
    Çoğu kere onun harikalıklarından bahsedilir Bu arada komutanlığına da dikkat çekilir.(10)Büyük Deccal, dinsizliği program edinip daha çok Hıristiyanlığa savaş açarken, İslâm Deccalı Süfyan, Allah katında yegâne hak din olan İslâma hem de açıkça savaş açmaktadır. Onun için de daha dehşetli görülmüştür. Elbette, yürürlükten kalkmış ve tahrif edilmiş bir dini terk etmek hak, ebedî ve hükmü devam eden bir dine ihanet etmek derecesinde gayretullaha dokunmayacaktır(11)
    Deccal hakkında tevatür var
    İlim adamlarının çoğu Deccal hakkında tevatür bulunduğunu, inkârının mümkün olmadığını söylerler(12) Hatta bu konuda Allame Şevkanî, Beklenen Mehdî, Deccal ve Mesih Hakkında Gelen Rivayetlerin Tevatür Derecesine Ulaştığının Açıklanması adında bir kitap bile yazmıştır Şevkanî, bu eserinde Mehdî ve İsa Aleyhisselâmın inişi hakkındaki hadislerin olduğu gibi Deccal hakkında rivayet edilen hadislerin de tevatüre ulaştığını anlatır(13)İbni Mende, Deccalın çıkışına inanmanın vacip olduğunu söyler(14) Onun geleceğini inkâr etmek ise en azından dalâlettir
    Süfyanla ilgili hadis var mıdır?
    Şüphesiz. Hem de pek çok vardır Yoktur demek ya cehaletten, ya da kasıttan kaynaklanır Bediüzzaman, mahkemede savcının, "Süfyan'la ilgili hadis yoktur" şeklindeki iddiâsını cevaplandırırken bu gerçeğe dikkat çekmişti:"'Süfyan'a dâir hiçbir hadis yoktur; varsa mevzûdur' diyen müddeî, hiç hadis kitaplarını okumadığı, belki Kur'ân'ın sûrelerinin ne kadar olduğunu bilmediği halde, biri bir milyon, diğeri beş yüz bin hadisi hıfzına alan İmam-ı Ahmed İbni Hanbel ve İmam-ı Buharî gibi müçtehidlerin, böyle küllî ve umûmî bir tarzda cesaret edemedikleri halde, o müddeî, küllî bir sûrette ve umûmî bir tarzda 'Süfyan hakkında hiçbir hadis yoktur, varsa mevzûdur' demesiyle, haddinden binler defa tecavüz edip, büyük bir hatayı irtikâb etmiş. Farz-ı muhal olarak, hadis de olmasa, ümmet-i İslâmiyede bir hakikat-i içtimâiye ve müteaddit defalar eseri görülmüş,vâkî ve hak bir hâdise-i istikbaliyedir"(15)
    Deccalların sayısı çoktur. Her asrın deccalları vardır Bir hadis-i şeriften bunların sayısının otuzu bulacağını öğreniyoruz(16)
    Bunlar arasında âhirzaman deccallarının ap ayrı yeri vardır. Çünkü daha dehşetlidirler Bunlar da iki tanedir Biri, büyük Deccal'dır, dünya çapında çıkar; diğeri de İslâm Deccalıdır Buna —ki Hz. Ali(17) ve birkısım ehl-i tahkik Süfyan demişlerdir(18) ve Hz. Ali hep bu Deccalden bahsetmiştir(19) Süfyan Müslümanlar içinde çıkacak ve aldatmakla iş görecektir Deccalla ilgili Buharî ve Müslim dahil birçok hadis kitabında çokça sahih hadis bulunmaktadır Doğrusu Deccalın vasıfları ve icraatı hariç geleceğiyle ilgili hiçbir tartışma bulunmamaktadır Öyleyse Deccalın geleceği ne kadar kesinse Mehdî'nin gelişi de o ölçüde kaçınılmazdır Çünkü zehir panzehirsiz düşünülemez Nemrudu Hz. İbrahim'siz, firavunu Hz.Musa'sız düşünemeyeceğimiz gibi Deccalı da Mehdîsiz düşünemeyiz. Deccal varsa Mehdî de vardır Hiç akıl kabul eder mi ki, Deccal meydanı boş bulup alabildiğine at oynatsın, maddî ve mânevî istediği her türlü tahribatı yapsın, bâtılları yerleştirmeye çalışsın da onun karşısında duracak, onunla mücadele edecek, tahribatını engelleyip hakkın yerleşmesini sağlayacak kimseler bulunmasın Bunu akılla, mantıkla, ilimle, dinle bağdaştırmak mümkün değil, âdetullaha da ters düşer. Bediüzzaman'ın dediği gibi, "Cenab-ı Hak kemâl-i rahmetinden, şeriat-ı İslâmiyenin ebediyetine bir eser-i himayet olarak, herbir fesad-ı ümmet zamanında bir muslih veya bir müceddit veya bir halife-i zîşan veya bir kutb-u âzam veya bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevî Mehdî hükmünde mübarek zâtları göndermiş; fesadı izâle edip, milleti ıslah etmiş, din-i Ahmedîyi (asm) muhafaza etmiş Mâdem âdeti öyle cereyan ediyor; âhirzamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddit, hem hâkim, hem Mehdî, hem mürşid, hem kutb-u âzam olarak bir zât–ı nurânîyi gönderecek ve o zât da Ehl-i Beyt-i Nebevîden olacaktır”(20)
    ----------------------------
    (1) Müslim, Fiten: 126.
    (2) Ramûzü’l-Ehadis, s. 518.
    (3) Buharî, Fiten: 26; Müslim, Fiten: 101.
    (4) Müslim, Fiten: 125; Tirmizî, Kitabü'l-Menakıb: 70.
    (5) Buharî, Kitabü'l-Meğazî: 64.
    (6) Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I-VI (Kahire: 1313), 5:372.
    (7) el-Heytemî, Mecmaü'z-Zevâid-I-VIII (Beyrut: 1403/1982), 7:348.
    (8) Hakim en-Nisaburî, Ebû Abdullah Muhammed, Müstedrek, I-IV (Beyrut: Dâru’l-Marife, ts.), 4:520; Kenzü’l-Ummal, 14:272.
    (9) Alâeddin el-Müttekì bin Hüsameddin bin İsmail el-Hindî, Kenzü'l-Ummal (Beyrut: 1989), 11:125; Bursalı İsmail Hakkı, Ruhu'l-Beyan fî Tefsîri’l-Kur’ân, I-X (İstanbul: 1330), 8:197.
    (10) Müslim, Fiten: 125.
    (11) Nursî, Sözler, s. 158.
    (12) el-Münavî, Feyzü'l-Kadîr (Beyrut: 972), 3:537; Said Havva. el-Essas fi's-Sünne-İslâm Akàidi. çev. M. Ahmed Varol, Orhan Aktepe v.d. (İstanbul: Aksa Yayın-Pazarlama, 1992), 9:335.
    (13) Sıddık Hasan Han, el-İzaa, s. 114; Said Havva, el-Essas fi's-Sünne, 9:335-336.
    (14) Sarıtoprak, A.g.e., s. 67.
    (15) Şuâlar, s. 360.
    (16) Buharî, Fiten: 25; Menakıb: 25; Müslim, Fiten, 84; Ebû Davud, Fiten: 1.
    (17) Gazalî, A.g.e., 1:59
    (18) Berzencî, el-İşâa fî Eşrâti's-Sâa, s. 95-99; Muhtasar u Tezkireti'l-Kurtubî, s. 133-134; Şuâlar, s. 501, 504.
    (19) Şuâlar, s. 501.
    (20) Mektûbât, s. 425


  3. 19.Nisan.2010, 01:05
    2
    Devamlı Üye



    Buyur kardeşim oku.
    Ahirzamanla alakalı rivayetlerde geçen önemli şahıslar: Deccal, Mehdî ve Hz İsa Birincisi din, îman, ahlâk, fazilet ve insanlık namına ne varsa tahrip eden, istibdat, zulüm ve terör estiren, diğerleri de ona karşı çetin bir mücadele veren üç insan İşte Deccalın icraatını ortaya döktüğü böyle korkunç bir dönemde Mehdî ve İsa (a.s.) iştiyakla beklenmeye başlar. Bu mânevî kurtarıcılar inançsızlığa büyük darbeler indirerek inananlar için en büyük dayanak; güç, moral ve ümit kaynağı olurlar.
    Resûl-ü Ekrem (a.s.m.) hem Büyük Deccal, hem de İslâm Deccalı Süfyan'dan bahsetmiştir. Halbuki bunların özellikleri, sıfatları ayrı ayrıdır. Rivayetlerde bir sınırlama olmadığı, mutlak bırakıldığı için birkısım râvî ve âlimler birini diğerine karıştırmış, birini öteki zannetmişlerdir Bu bakımdan müteşabih hadis hükmüne geçmektedir
    Deccal
    Rivayetlerde Deccalın çıkışı, kâinatın en korkunç hadiselerinden birisi olarak gösterilmiştir. Bundan dolayıdır ki Peygamberimiz (a.s.m.), ümmetine özellikle onu haber vermiş, fitnesinden sakınmış ve ümmetini de sakındırmıştır. "Hz. Adem'in yaratılışından itibaren Kıyamete kadar geçen süre içerisinde Deccaldan daha büyük bir hadise (diğer bir rivayette daha büyük bir fitne) yoktur"(1) buyurmakla da, onun tahribatının dehşet ve büyüklüğünü nazara vermiştir Başka bir hadis-i şeriflerinde ise onun şerrinin şeytandan daha etkili olduğunu bildirirler(2) Sadece Resûl-i Ekremin (asm) değil, istisnasız bütün peygamberlerin ümmetlerini ondan sakındırması,(3) Firavunların, Nemrudların fitnesinin onun fitnesi yanında küçük kalacağına dikkatleri çekmek içindir
    Deccalın şerri öylesine büyüktür ki, Peygamberimizin bildirdiğine göre o çıktığında, korkudan, onun şerrinden kurtulmak için insanlar dağlara kaçma zorunda kalacaklardır(4)
    Şer ve fitnesinin büyüklüğü, dehşeti sebebiyledir ki, Allah Resûlü çoğu zaman olduğu gibi, ana hatlarıyla İslâmın bir özetini verdiği Veda Haccında okuduğu Veda Hutbesinde de Deccaldan bahsetmeyi gerekli görmüş, diğer peygamberler gibi, o da ümmetini uyarmıştır(5)
    Deccal, Arapça bir kelimedir, "decl" kökünden gelir Sözlüklerde verilen mânâya göre Deccal, "yalancı, hîlekâr; zihinleri, gönülleri, iyi ile kötüyü, hak ile bâtılı karıştıran, bir şeyi yaldızlayıp gerçek yüzünü gizleyen, bucak bucak her yeri dolaşan müfsid ve mel'ûn bir kişidir"
    Bir hadis-i şerifte, özellikle onun, “yalancı, dalâlete sürükleyici"(6) özelliğine dikkat çekilmiştir
    Deccal, aldatıcı ve inkârcı, dehşetli fitne dolaplarını döndüren bir kimsedir Fitnesinin en dehşetli tarafı, dinsizliğe dayalı bir sistem kurup insanları îmansız yaparak hem dünya, hem de ebedî hayatlarını mahvetmeye çalışmasıdır O, ateizme, ahlâksızlığa, yalana dayanan saltanatını tek başına değil, kendisine gönül veren komitesiyle, temsil ettiği kâfirane ve münafıkâne sistemiyle birlikte yürütür
    Deccala, “Mesih” kelimesi eklenerek Mesih-i Deccal da denilir Onun bu ünvanla anılmasının sebebi, gözlerinden birinin silik olmasıdır Sözlüklerde Mesihe değişik bir çok mânâlar verilmiştir. Deccala sıfat olabilecek tarzdaki bu mânâlardan bir kısmı şöyledir: Yüzünün bir tarafında kaşı ve gözü olmayan, yaratılıştan bozuk, kötü, uğursuz, yalancı, çok öldüren
    Bir hadis-i şerifte ondan, “Mesihü'd-Dalâle," “Sapıklık Mesihi” diye söz edilir(7)
    Süfyan
    Bir hadis-i şerifte, “Âhirzamanda bir adam çıkacak ve ona Süfyan denilecek”(8) buyurulmaktadır Mahiyeti ise : "Sahih hadislerde bildirildiğine göre âhirzamanda gelecek ve ümmete karanlık günler yaşatacak, şeâir-i İslâmiyeyi tahribe çalışacak dehşetli ve münafık bir şahıstır"(9)
    Çoğu kere onun harikalıklarından bahsedilir Bu arada komutanlığına da dikkat çekilir.(10)Büyük Deccal, dinsizliği program edinip daha çok Hıristiyanlığa savaş açarken, İslâm Deccalı Süfyan, Allah katında yegâne hak din olan İslâma hem de açıkça savaş açmaktadır. Onun için de daha dehşetli görülmüştür. Elbette, yürürlükten kalkmış ve tahrif edilmiş bir dini terk etmek hak, ebedî ve hükmü devam eden bir dine ihanet etmek derecesinde gayretullaha dokunmayacaktır(11)
    Deccal hakkında tevatür var
    İlim adamlarının çoğu Deccal hakkında tevatür bulunduğunu, inkârının mümkün olmadığını söylerler(12) Hatta bu konuda Allame Şevkanî, Beklenen Mehdî, Deccal ve Mesih Hakkında Gelen Rivayetlerin Tevatür Derecesine Ulaştığının Açıklanması adında bir kitap bile yazmıştır Şevkanî, bu eserinde Mehdî ve İsa Aleyhisselâmın inişi hakkındaki hadislerin olduğu gibi Deccal hakkında rivayet edilen hadislerin de tevatüre ulaştığını anlatır(13)İbni Mende, Deccalın çıkışına inanmanın vacip olduğunu söyler(14) Onun geleceğini inkâr etmek ise en azından dalâlettir
    Süfyanla ilgili hadis var mıdır?
    Şüphesiz. Hem de pek çok vardır Yoktur demek ya cehaletten, ya da kasıttan kaynaklanır Bediüzzaman, mahkemede savcının, "Süfyan'la ilgili hadis yoktur" şeklindeki iddiâsını cevaplandırırken bu gerçeğe dikkat çekmişti:"'Süfyan'a dâir hiçbir hadis yoktur; varsa mevzûdur' diyen müddeî, hiç hadis kitaplarını okumadığı, belki Kur'ân'ın sûrelerinin ne kadar olduğunu bilmediği halde, biri bir milyon, diğeri beş yüz bin hadisi hıfzına alan İmam-ı Ahmed İbni Hanbel ve İmam-ı Buharî gibi müçtehidlerin, böyle küllî ve umûmî bir tarzda cesaret edemedikleri halde, o müddeî, küllî bir sûrette ve umûmî bir tarzda 'Süfyan hakkında hiçbir hadis yoktur, varsa mevzûdur' demesiyle, haddinden binler defa tecavüz edip, büyük bir hatayı irtikâb etmiş. Farz-ı muhal olarak, hadis de olmasa, ümmet-i İslâmiyede bir hakikat-i içtimâiye ve müteaddit defalar eseri görülmüş,vâkî ve hak bir hâdise-i istikbaliyedir"(15)
    Deccalların sayısı çoktur. Her asrın deccalları vardır Bir hadis-i şeriften bunların sayısının otuzu bulacağını öğreniyoruz(16)
    Bunlar arasında âhirzaman deccallarının ap ayrı yeri vardır. Çünkü daha dehşetlidirler Bunlar da iki tanedir Biri, büyük Deccal'dır, dünya çapında çıkar; diğeri de İslâm Deccalıdır Buna —ki Hz. Ali(17) ve birkısım ehl-i tahkik Süfyan demişlerdir(18) ve Hz. Ali hep bu Deccalden bahsetmiştir(19) Süfyan Müslümanlar içinde çıkacak ve aldatmakla iş görecektir Deccalla ilgili Buharî ve Müslim dahil birçok hadis kitabında çokça sahih hadis bulunmaktadır Doğrusu Deccalın vasıfları ve icraatı hariç geleceğiyle ilgili hiçbir tartışma bulunmamaktadır Öyleyse Deccalın geleceği ne kadar kesinse Mehdî'nin gelişi de o ölçüde kaçınılmazdır Çünkü zehir panzehirsiz düşünülemez Nemrudu Hz. İbrahim'siz, firavunu Hz.Musa'sız düşünemeyeceğimiz gibi Deccalı da Mehdîsiz düşünemeyiz. Deccal varsa Mehdî de vardır Hiç akıl kabul eder mi ki, Deccal meydanı boş bulup alabildiğine at oynatsın, maddî ve mânevî istediği her türlü tahribatı yapsın, bâtılları yerleştirmeye çalışsın da onun karşısında duracak, onunla mücadele edecek, tahribatını engelleyip hakkın yerleşmesini sağlayacak kimseler bulunmasın Bunu akılla, mantıkla, ilimle, dinle bağdaştırmak mümkün değil, âdetullaha da ters düşer. Bediüzzaman'ın dediği gibi, "Cenab-ı Hak kemâl-i rahmetinden, şeriat-ı İslâmiyenin ebediyetine bir eser-i himayet olarak, herbir fesad-ı ümmet zamanında bir muslih veya bir müceddit veya bir halife-i zîşan veya bir kutb-u âzam veya bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevî Mehdî hükmünde mübarek zâtları göndermiş; fesadı izâle edip, milleti ıslah etmiş, din-i Ahmedîyi (asm) muhafaza etmiş Mâdem âdeti öyle cereyan ediyor; âhirzamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddit, hem hâkim, hem Mehdî, hem mürşid, hem kutb-u âzam olarak bir zât–ı nurânîyi gönderecek ve o zât da Ehl-i Beyt-i Nebevîden olacaktır”(20)
    ----------------------------
    (1) Müslim, Fiten: 126.
    (2) Ramûzü’l-Ehadis, s. 518.
    (3) Buharî, Fiten: 26; Müslim, Fiten: 101.
    (4) Müslim, Fiten: 125; Tirmizî, Kitabü'l-Menakıb: 70.
    (5) Buharî, Kitabü'l-Meğazî: 64.
    (6) Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I-VI (Kahire: 1313), 5:372.
    (7) el-Heytemî, Mecmaü'z-Zevâid-I-VIII (Beyrut: 1403/1982), 7:348.
    (8) Hakim en-Nisaburî, Ebû Abdullah Muhammed, Müstedrek, I-IV (Beyrut: Dâru’l-Marife, ts.), 4:520; Kenzü’l-Ummal, 14:272.
    (9) Alâeddin el-Müttekì bin Hüsameddin bin İsmail el-Hindî, Kenzü'l-Ummal (Beyrut: 1989), 11:125; Bursalı İsmail Hakkı, Ruhu'l-Beyan fî Tefsîri’l-Kur’ân, I-X (İstanbul: 1330), 8:197.
    (10) Müslim, Fiten: 125.
    (11) Nursî, Sözler, s. 158.
    (12) el-Münavî, Feyzü'l-Kadîr (Beyrut: 972), 3:537; Said Havva. el-Essas fi's-Sünne-İslâm Akàidi. çev. M. Ahmed Varol, Orhan Aktepe v.d. (İstanbul: Aksa Yayın-Pazarlama, 1992), 9:335.
    (13) Sıddık Hasan Han, el-İzaa, s. 114; Said Havva, el-Essas fi's-Sünne, 9:335-336.
    (14) Sarıtoprak, A.g.e., s. 67.
    (15) Şuâlar, s. 360.
    (16) Buharî, Fiten: 25; Menakıb: 25; Müslim, Fiten, 84; Ebû Davud, Fiten: 1.
    (17) Gazalî, A.g.e., 1:59
    (18) Berzencî, el-İşâa fî Eşrâti's-Sâa, s. 95-99; Muhtasar u Tezkireti'l-Kurtubî, s. 133-134; Şuâlar, s. 501, 504.
    (19) Şuâlar, s. 501.
    (20) Mektûbât, s. 425


  4. 28.Nisan.2010, 13:04
    3
    zehraoku
    Talebe

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Nisan.2009
    Üye No: 48118
    Mesaj Sayısı: 451
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    --->: İslam deccalına neden süfyan denmiştir? Bu ifadenin sahabi olan Ebu Süfyan ile ilgisi var mıdı

    Sinem kardes paylasimin icin Allah c.c razi olsun,cok faydali olmus kisa ve öz...


  5. 28.Nisan.2010, 13:04
    3
    Talebe
    Sinem kardes paylasimin icin Allah c.c razi olsun,cok faydali olmus kisa ve öz...


  6. 30.Nisan.2010, 19:23
    4
    ^^SiNeM^^
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Kasım.2009
    Üye No: 63326
    Mesaj Sayısı: 812
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 27

    --->: İslam deccalına neden süfyan denmiştir? Bu ifadenin sahabi olan Ebu Süfyan ile ilgisi var mıdı

    Alıntı
    Sinem kardes paylasimin icin Allah c.c razi olsun,cok faydali olmus kisa ve öz...
    Amin kardeşim Rabbim cümlemizden razı olsun


  7. 30.Nisan.2010, 19:23
    4
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Sinem kardes paylasimin icin Allah c.c razi olsun,cok faydali olmus kisa ve öz...
    Amin kardeşim Rabbim cümlemizden razı olsun





+ Yorum Gönder