Konusunu Oylayın.: Güzel naatlar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Güzel naatlar
  1. 15.Nisan.2010, 23:20
    1
    Misafir

    Güzel naatlar

  2. 15.Nisan.2010, 23:20
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 14.Kasım.2013, 21:44
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,652
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: güzel naatlar




    Peygamberimiz için yazılan naat
    naat şiiri ve güzel naat örnekleri

    Hani bir aşk idin, bir güzellik idin sen, güzellikle askın kesiştiği
    prizmada.
    Güzelliğin cihanı gösteren bir ayna;
    aşkın o aynanın cilası idi hani.
    Güzelliğin olmasa efendim,
    aşkı hiç bilmeyecekti cihan;
    aşkın olmasa güzelliği hiç anlamayacaktı.
    Aşk pazarında mezat hep güzelliğine; güzellik yurdunda yollar hep aşkına
    durmuştu efendim...
    Ve sen gitmiştin...
    Sevgili!
    Derd ile ağlayandın; hem derde salandın!..
    Gönül yurdunda çaresizlerin çaresi, hastaların merhemiydin.
    Saadetle yasamış, saadet çağını yaşatmıştın.
    Suretleri ve canları iman ile sen şekillendirmiş,
    "Lâ" ile "Illa"yi i'câz ile sen dillendirmiştin.
    Sen gidince, ey sevgililer sevgilisi, güvercinlerimiz tuzaklara esir düştü;
    Hüdhüdlerimizin mil çekildi gözlerine.
    Artık düşmanlarımız dostlar arasında;
    dostumuz düşman içinde.
    Divanelere döndük, yaya kaldık yolunda.
    Kendimizi unuttuk, seni bilmez olduk...
    Sana muhtacız!..
    Sana en fazla muhtacız.
    En fazla sana muhtacız.
    Uyandır bizi uykumuzdan...
    Gel ey sevgili!
    Bir gelişle gel, bir gülüşle gel.
    Doğ ufkumuza, sar dünyamızı, gir gönlümüze yeniden...
    Sana muhtacız...

    Sana en fazla muhtacız...


    İskender Pala


  4. 14.Kasım.2013, 21:44
    2
    Moderatör



    Peygamberimiz için yazılan naat
    naat şiiri ve güzel naat örnekleri

    Hani bir aşk idin, bir güzellik idin sen, güzellikle askın kesiştiği
    prizmada.
    Güzelliğin cihanı gösteren bir ayna;
    aşkın o aynanın cilası idi hani.
    Güzelliğin olmasa efendim,
    aşkı hiç bilmeyecekti cihan;
    aşkın olmasa güzelliği hiç anlamayacaktı.
    Aşk pazarında mezat hep güzelliğine; güzellik yurdunda yollar hep aşkına
    durmuştu efendim...
    Ve sen gitmiştin...
    Sevgili!
    Derd ile ağlayandın; hem derde salandın!..
    Gönül yurdunda çaresizlerin çaresi, hastaların merhemiydin.
    Saadetle yasamış, saadet çağını yaşatmıştın.
    Suretleri ve canları iman ile sen şekillendirmiş,
    "Lâ" ile "Illa"yi i'câz ile sen dillendirmiştin.
    Sen gidince, ey sevgililer sevgilisi, güvercinlerimiz tuzaklara esir düştü;
    Hüdhüdlerimizin mil çekildi gözlerine.
    Artık düşmanlarımız dostlar arasında;
    dostumuz düşman içinde.
    Divanelere döndük, yaya kaldık yolunda.
    Kendimizi unuttuk, seni bilmez olduk...
    Sana muhtacız!..
    Sana en fazla muhtacız.
    En fazla sana muhtacız.
    Uyandır bizi uykumuzdan...
    Gel ey sevgili!
    Bir gelişle gel, bir gülüşle gel.
    Doğ ufkumuza, sar dünyamızı, gir gönlümüze yeniden...
    Sana muhtacız...

    Sana en fazla muhtacız...


    İskender Pala


  5. 14.Kasım.2013, 21:45
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,652
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: güzel naatlar

    ..:: Naat-ı Şerifler ::..


    Alem Senin Hayranındır - Mustafa Necati Bursalı

    Ey Nebî, arz ve semâ,
    Hayranındır dâima!
    Sen olmasaydın eğer,
    Ne gök olurdu ne yer.
    Ne bir damla su vardı,
    Ne gül kokusu vardı!
    Elmas, inci ve zehep,
    Senin nurundandır hep..
    Güneş, zühre, mah nurun,
    Ne mübârek âh nurun!

    Ey Nebî, arz ve Semâ,
    Hayranındır dâima!..

    Cennet yüzüne müştâk,
    Seni rahmet kıldı Hak.
    Melek, insan, hurî, cin,
    Âlemde Senin için!
    Diller âşık ismine,
    Hep nurun zambak, mine!
    Canlar Seni özler hep,
    Varlığa Sensin sebep!

    Ey Nebî, arz ve Semâ,
    Hayranındır dâima!...

    Kimse bilmez bu ne iş,
    Gönlün fezadan geniş!
    İhsan etmiş Hak Sana,
    En güzel ahlâk Sana!..
    Bu âlemde cûd Senin,
    Bedir ve Uhud Senin!
    Sıddîk'ın, Ömer'in var,
    Osman, Ali Sana Yâr!..
    Senin yüzün gibi yüz,
    Görmedi gece gündüz!.

    Ey Nebî, arz ve Semâ,
    Hayranındır dâima!..

    Gül saçar hep leblerin,
    Ne güzel edeplerin!
    Ahlâkını över Hak,
    Sana bu şan müstehak!
    Künhüne ermek senin,
    Harcı değil kimsenin!..
    Vasfedemez söz seni,
    Yanar görse göz Seni!
    Sevdana düşer artık,
    Alemde her yarattık!
    Bir Bilâl olur canlar,
    Akar göz göz mercanlar!
    Yetim senin, dul senin,
    Bir sıfatın kul Senin!
    Kulların en güzeli,
    Kim geçer Sen güzeli?

    Ey Nebî, arz ve Semâ,
    Hayranındır dâima!..

    Aşkın köpürüp taştı,
    Cibrîl Sana sırdaştı!
    Öyle sevmiş RAB Seni,
    Hep över kitap Seni!
    Ahlâkın ne azimdi,
    Hayrette âlem şimdi!
    Bulamam Sana misâl,
    Ey Sultanım, bu ne hâl?
    Sen olmasaydın eğer,
    Ne gök olurdu, ne yer!
    Ne dal vardı, ne çiçek,
    Ne bir yudum içecek!
    Ne mah görürdü gözler,
    Ne şah görürdü gözler!
    Senin için rûz?ü şeb,
    Güneşler nurundur hep!
    Gelmez fazlın misâle,
    Nûrunu taşır Lâle!..
    Sen ki, Şâh?ı Levlâk'sın,
    Nümune?i ahlâksın!

    Ey Nebi, arz ve Semâ,
    Hayranındır dâima!

    Sende bir derya sîne,
    Hızır'ın çeşmesi ne?
    Sen bir ümmisin fakat,
    İlmin gök gibi kat kat!
    Elif'ler, sin'ler sana,
    İndi Yâsîn'ler Sana!..
    En gizli ilim Senin,
    Şefkat ve hilim Senin!
    Ümmilik bir mûcizen,
    Yetişemez er ve Zen!
    Sözün inciden parlak,
    Ay gibi, kar gibi ak!..

    Ne hikmet, ne nurdur bu?
    Hayâli dondurur bu!

    Ey Nebî, arz ve Semâ,
    Hayranındır dâima!..

    Çağlar arzda Ezanın,
    Uğurusun fezanın!
    Sana has Habib olmak,
    Kalblere Tabib olmak!
    Aşkın ki Cini yaktı,
    Kor kor içini yaktı!.
    Ya kütükteki nâle?
    Nasıl düştü bu hâle?
    Açılınca arası,
    Yaktı hicran yarası!
    Ay'ın derdi bir başka,
    Ah! Yenik düştü aşka!..
    Oluverdi iki şak,
    Sanki külden yumuşak!
    Vasfedemez tam Seni,
    Bu söz, bu kelâm Seni!
    Senin meddahın Hak'tır,
    Âlem sana müstehaktır!

    Ey Nebi, arz ve Semâ,
    Hayranındır dâima!..


  6. 14.Kasım.2013, 21:45
    3
    Moderatör
    ..:: Naat-ı Şerifler ::..


    Alem Senin Hayranındır - Mustafa Necati Bursalı

    Ey Nebî, arz ve semâ,
    Hayranındır dâima!
    Sen olmasaydın eğer,
    Ne gök olurdu ne yer.
    Ne bir damla su vardı,
    Ne gül kokusu vardı!
    Elmas, inci ve zehep,
    Senin nurundandır hep..
    Güneş, zühre, mah nurun,
    Ne mübârek âh nurun!

    Ey Nebî, arz ve Semâ,
    Hayranındır dâima!..

    Cennet yüzüne müştâk,
    Seni rahmet kıldı Hak.
    Melek, insan, hurî, cin,
    Âlemde Senin için!
    Diller âşık ismine,
    Hep nurun zambak, mine!
    Canlar Seni özler hep,
    Varlığa Sensin sebep!

    Ey Nebî, arz ve Semâ,
    Hayranındır dâima!...

    Kimse bilmez bu ne iş,
    Gönlün fezadan geniş!
    İhsan etmiş Hak Sana,
    En güzel ahlâk Sana!..
    Bu âlemde cûd Senin,
    Bedir ve Uhud Senin!
    Sıddîk'ın, Ömer'in var,
    Osman, Ali Sana Yâr!..
    Senin yüzün gibi yüz,
    Görmedi gece gündüz!.

    Ey Nebî, arz ve Semâ,
    Hayranındır dâima!..

    Gül saçar hep leblerin,
    Ne güzel edeplerin!
    Ahlâkını över Hak,
    Sana bu şan müstehak!
    Künhüne ermek senin,
    Harcı değil kimsenin!..
    Vasfedemez söz seni,
    Yanar görse göz Seni!
    Sevdana düşer artık,
    Alemde her yarattık!
    Bir Bilâl olur canlar,
    Akar göz göz mercanlar!
    Yetim senin, dul senin,
    Bir sıfatın kul Senin!
    Kulların en güzeli,
    Kim geçer Sen güzeli?

    Ey Nebî, arz ve Semâ,
    Hayranındır dâima!..

    Aşkın köpürüp taştı,
    Cibrîl Sana sırdaştı!
    Öyle sevmiş RAB Seni,
    Hep över kitap Seni!
    Ahlâkın ne azimdi,
    Hayrette âlem şimdi!
    Bulamam Sana misâl,
    Ey Sultanım, bu ne hâl?
    Sen olmasaydın eğer,
    Ne gök olurdu, ne yer!
    Ne dal vardı, ne çiçek,
    Ne bir yudum içecek!
    Ne mah görürdü gözler,
    Ne şah görürdü gözler!
    Senin için rûz?ü şeb,
    Güneşler nurundur hep!
    Gelmez fazlın misâle,
    Nûrunu taşır Lâle!..
    Sen ki, Şâh?ı Levlâk'sın,
    Nümune?i ahlâksın!

    Ey Nebi, arz ve Semâ,
    Hayranındır dâima!

    Sende bir derya sîne,
    Hızır'ın çeşmesi ne?
    Sen bir ümmisin fakat,
    İlmin gök gibi kat kat!
    Elif'ler, sin'ler sana,
    İndi Yâsîn'ler Sana!..
    En gizli ilim Senin,
    Şefkat ve hilim Senin!
    Ümmilik bir mûcizen,
    Yetişemez er ve Zen!
    Sözün inciden parlak,
    Ay gibi, kar gibi ak!..

    Ne hikmet, ne nurdur bu?
    Hayâli dondurur bu!

    Ey Nebî, arz ve Semâ,
    Hayranındır dâima!..

    Çağlar arzda Ezanın,
    Uğurusun fezanın!
    Sana has Habib olmak,
    Kalblere Tabib olmak!
    Aşkın ki Cini yaktı,
    Kor kor içini yaktı!.
    Ya kütükteki nâle?
    Nasıl düştü bu hâle?
    Açılınca arası,
    Yaktı hicran yarası!
    Ay'ın derdi bir başka,
    Ah! Yenik düştü aşka!..
    Oluverdi iki şak,
    Sanki külden yumuşak!
    Vasfedemez tam Seni,
    Bu söz, bu kelâm Seni!
    Senin meddahın Hak'tır,
    Âlem sana müstehaktır!

    Ey Nebi, arz ve Semâ,
    Hayranındır dâima!..





+ Yorum Gönder