Konusunu Oylayın.: Arif nihat asya naat

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Arif nihat asya naat
  1. 15.Nisan.2010, 20:40
    1
    Misafir

    Arif nihat asya naat






    Arif nihat asya naat Mumsema arif nihat asya naat


  2. 15.Nisan.2010, 20:40
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 16.Nisan.2010, 10:37
    2
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    --->: arif nihat asya naat




    NAAT

    Seccadeden kumlardı
    Devirlerden, diyarlardan
    Gelip göklerde buluşan
    Ezanların vardı!

    Mescit mümin, minber mümin
    Taşardı kubbelerden Tekbir,
    Dolardı kubbelere ;amin!

    Ve mübarek geceler, dualarımız,
    Geri gelmeyen dualardı
    Geceler ki pırıl pırıl,
    Kandillerin yanardı!

    Kapına gelenler, ya Muhammed,
    Uzaktan, yakından-
    Mümin döndüler kapından!

    Besmele, ekmeğimizin bereketiydi;
    iki dünyada aziz ümmet,
    Muhammed ümmetiydi.

    Konsun -yine- pervazlara
    Güvercinler;
    hu hu lara karışsın
    Aminler
    Mübarek akşamdır;
    Gelin ey Fatihalar, Yasinler!

    Åz(imdi seni ananlar,
    Anıyor ağlar gibi
    Ey yetimler yetimi,
    Ey garipler garibi;
    Düşkünlerin kanadıydın,
    Yoksulların sahibi
    Nerde kaldın ey Resul,
    Nerde kaldın ey Nebi?

    Günler, ne günlerdi, ya Muhammed;
    çağlar ne çağlardı;
    Daha dünyaya gelmeden
    Müminlerin vardı
    Ve birgün, ki gaflet
    çöller kadardı,
    Halimenin kucağında
    Abdullahın yetimi,
    Aminenin emaneti ağlardı!

    Haticenin koncası,
    Aişenin gülüydün.
    Ümmetinin gözbebeği,
    Göklerin resulüydün
    Elçi geldin, elçiler gönderdin
    Ruhunu Allaha,
    Elini ümmetine verdin.
    Beşiğin, yurdun, yuvan
    Mekkede bunalırsan
    Medine ye göçerdin.

    Biz dünyadan nereye
    Göçelim ya Muhammed?
    Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet
    Altın devrini yaşıyor
    Diller, sayfalar, satırlar
    (Ebu Leheb öldü) diyorlar:
    Ebu Leheb ölmedi, ya Muhammed;
    Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor!

    Neler duydu şu dünyada
    Mevli ine hayran kulaklarımız:
    Ne adlar ezberledi, ey Nebi,
    Adına alışkın dudaklarımız!
    Artık, yolunu bilmiyor;
    Artık, yolunu unuttu
    Ayaklarımız!
    Kabe ne siyahlar
    Yakışmamıştır, ya Muhammed,
    Bugünkü kadar!

    Haset, gururla savaşta;
    Gurur, Kafdağı nda derebeyi
    Onu da yaralarlar kanadından,
    Gelse bir şefkat meleği
    iyiliğin türbesine
    Türbedar oldu iyi!

    Vicdanlar sakat
    çıkmadan yarına.
    iyilikler getir, güzellikler getir
    Adem oğullarına!

    Åz(u gördüğün duvarlar ki
    Kimi Taiftir, kimi Hayberdir
    Fethedemedik, ya Muhammed,
    Senelerdir!

    Ne doğruluk, ne doğru;
    Ne iyilik, ne iyi
    Bahçende en güzel dal,
    Unuttu yemiş vermeyi
    Günahın kursağında
    Haramların peteği!

    Bayram yaptı yabanlar:
    Semaveyi boşaltıp
    Saveyi dolduranlar
    Atını hendeklerden -bir atlayışta-
    Aşırdı aşıranlar
    Ağlasın Yesrib,
    Ağlasın Selmanlar!

    Gözleri perdeliyen toprak,
    Yüzlere serptiğin topraktı
    Yere dökülmeyecekti, ey Nebi
    Yabanların gözünde kalacaktı!

    Konsun -yine- pervazlara
    Güvercinler;
    hu hulara karışsın
    Aminler
    Mübarek akşamdır;
    Gelin ey Fatihalar, Yasinler!

    Ne oldu, ey bulut,
    Gölgelediğin başlar?
    Hatırında mı, ey yol,
    Bir aziz yolcuyla
    Aşarak dağlar taşlar,
    Kafile kafile, kervan kervan
    Åz(imale giden yoldaşlar?

    Uçsuz bucaksız çöllerde,
    Yine, izler gelenlerin,
    Yollar gideceklerindir.

    Åz(u Tekbir getiren mağara,
    Örümceklerin değil;
    Peygamberlerindir, meleklerindir
    Örümcek ne havada,
    Ne suda, ne yerdeydi
    Hakkı göremiyen
    Gözlerdeydi!

    Åz(u kutu, cinlerin mi;
    Perilerin yurdu mu?
    Åz(u yuva-ki bilinmez,
    Kuşları hüdhüd müdür, güvercin mi, kumru mu?-
    Kuşlarını, bir sabah,
    Medineye uçurdu mu?

    Ey Abva;da yatan ölü
    Bahçende açtı dünyanın
    En güzel gülü;
    Hatıran, uyusun çöllerin
    Ilık kumlarıyla örtülü!

    Dinleyene hala,
    çöller ses verir:
    Yaleyl susar,
    Uğultular gelir.
    Mersiye okur Uhud,
    Kaside söyler Bedir.
    Sen de, bir hac günü,
    Başta Muhammed, yanında Ebubekir;
    Gidenlerin yüzbin olup dönüşünü
    Destan yap, ey şehir!

    Ebubekir;de nur, Osmanda nurlar
    Kureyş uluları karşılarında
    Meydan okuyan bir Ömer bulurlar;
    Alinin önünde kapılar açılır,
    Alinin önünde eğilir surlar.
    Bedirde, Uhud&da, Haybede
    Hakkın yiğitleri, şehid olurlar
    Bir mutlu günde, ki ölüm tatlıydı;
    Yerde kalmazdı ruh kanadlıydı.

    Konsun -yine- pervazlara
    Güvercinler;
    hu hulara karışsın
    Aminler
    Mübarek akşamdır;
    Gelin ey Fatihalar, Yasinler!

    Vicdanlar, sakat çıkmadan,
    Ya Muhammed, yarına;
    iyiliklerle gel, güzelliklerle gel
    Adem oğullarına!

    Yüreklerden taşsın
    Yine imanlar!
    Itri, bestelesin Tekbiini;
    Evliya, okusun Kuran’lar!
    Ve Kuranı göznuruyla çoğaltsın
    Kayışzade Osmanlar!

    Natini Gaalip yazsın, Mevlidini Süleyman;lar!
    Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle
    Geri gelsin Sinan;lar!
    çarpılsın, hakikat niyetine
    Cenaze namazı kıldıranlar!

    Gel, ey Muhammed, bahardır
    Dudaklar ardında saklı
    Aminlerimiz vardır!..
    Hacdan döner gibi gel;
    Miraçtan iner gibi gel;
    Bekliyoruz yıllardır!

    Bulutlar kanad, rüzgar kanad;
    Hızır kanad, Cibril kanad;
    Nisan kanad, bahar kanad;
    Ayetlerini ezber bilen
    Yapraklar kanad…
    Açılsın göklerin kapıları,
    Açılsın perdeler, kat kat!
    çöllere dökülsün yıldızlar;
    Dizilsin yollarına
    Yetimler, günahsızlar!
    çöl gecelerinden, yanık
    Türküler yapan kızlar
    Sancağını saçlarıyla dokusun;
    Bilal-i Habeşi sustuysa
    Ezanlarını Davud okusun!

    Konsun -yine- pervazlara
    Güvercinler;
    hu hulara karışsın
    Aminler
    Mübarek akşamdır;
    Gelin ey Fatihalar, Yasinler!

    Arif Nihat Asya



  4. 16.Nisan.2010, 10:37
    2
    Özel Üye



    NAAT

    Seccadeden kumlardı
    Devirlerden, diyarlardan
    Gelip göklerde buluşan
    Ezanların vardı!

    Mescit mümin, minber mümin
    Taşardı kubbelerden Tekbir,
    Dolardı kubbelere ;amin!

    Ve mübarek geceler, dualarımız,
    Geri gelmeyen dualardı
    Geceler ki pırıl pırıl,
    Kandillerin yanardı!

    Kapına gelenler, ya Muhammed,
    Uzaktan, yakından-
    Mümin döndüler kapından!

    Besmele, ekmeğimizin bereketiydi;
    iki dünyada aziz ümmet,
    Muhammed ümmetiydi.

    Konsun -yine- pervazlara
    Güvercinler;
    hu hu lara karışsın
    Aminler
    Mübarek akşamdır;
    Gelin ey Fatihalar, Yasinler!

    Åz(imdi seni ananlar,
    Anıyor ağlar gibi
    Ey yetimler yetimi,
    Ey garipler garibi;
    Düşkünlerin kanadıydın,
    Yoksulların sahibi
    Nerde kaldın ey Resul,
    Nerde kaldın ey Nebi?

    Günler, ne günlerdi, ya Muhammed;
    çağlar ne çağlardı;
    Daha dünyaya gelmeden
    Müminlerin vardı
    Ve birgün, ki gaflet
    çöller kadardı,
    Halimenin kucağında
    Abdullahın yetimi,
    Aminenin emaneti ağlardı!

    Haticenin koncası,
    Aişenin gülüydün.
    Ümmetinin gözbebeği,
    Göklerin resulüydün
    Elçi geldin, elçiler gönderdin
    Ruhunu Allaha,
    Elini ümmetine verdin.
    Beşiğin, yurdun, yuvan
    Mekkede bunalırsan
    Medine ye göçerdin.

    Biz dünyadan nereye
    Göçelim ya Muhammed?
    Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet
    Altın devrini yaşıyor
    Diller, sayfalar, satırlar
    (Ebu Leheb öldü) diyorlar:
    Ebu Leheb ölmedi, ya Muhammed;
    Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor!

    Neler duydu şu dünyada
    Mevli ine hayran kulaklarımız:
    Ne adlar ezberledi, ey Nebi,
    Adına alışkın dudaklarımız!
    Artık, yolunu bilmiyor;
    Artık, yolunu unuttu
    Ayaklarımız!
    Kabe ne siyahlar
    Yakışmamıştır, ya Muhammed,
    Bugünkü kadar!

    Haset, gururla savaşta;
    Gurur, Kafdağı nda derebeyi
    Onu da yaralarlar kanadından,
    Gelse bir şefkat meleği
    iyiliğin türbesine
    Türbedar oldu iyi!

    Vicdanlar sakat
    çıkmadan yarına.
    iyilikler getir, güzellikler getir
    Adem oğullarına!

    Åz(u gördüğün duvarlar ki
    Kimi Taiftir, kimi Hayberdir
    Fethedemedik, ya Muhammed,
    Senelerdir!

    Ne doğruluk, ne doğru;
    Ne iyilik, ne iyi
    Bahçende en güzel dal,
    Unuttu yemiş vermeyi
    Günahın kursağında
    Haramların peteği!

    Bayram yaptı yabanlar:
    Semaveyi boşaltıp
    Saveyi dolduranlar
    Atını hendeklerden -bir atlayışta-
    Aşırdı aşıranlar
    Ağlasın Yesrib,
    Ağlasın Selmanlar!

    Gözleri perdeliyen toprak,
    Yüzlere serptiğin topraktı
    Yere dökülmeyecekti, ey Nebi
    Yabanların gözünde kalacaktı!

    Konsun -yine- pervazlara
    Güvercinler;
    hu hulara karışsın
    Aminler
    Mübarek akşamdır;
    Gelin ey Fatihalar, Yasinler!

    Ne oldu, ey bulut,
    Gölgelediğin başlar?
    Hatırında mı, ey yol,
    Bir aziz yolcuyla
    Aşarak dağlar taşlar,
    Kafile kafile, kervan kervan
    Åz(imale giden yoldaşlar?

    Uçsuz bucaksız çöllerde,
    Yine, izler gelenlerin,
    Yollar gideceklerindir.

    Åz(u Tekbir getiren mağara,
    Örümceklerin değil;
    Peygamberlerindir, meleklerindir
    Örümcek ne havada,
    Ne suda, ne yerdeydi
    Hakkı göremiyen
    Gözlerdeydi!

    Åz(u kutu, cinlerin mi;
    Perilerin yurdu mu?
    Åz(u yuva-ki bilinmez,
    Kuşları hüdhüd müdür, güvercin mi, kumru mu?-
    Kuşlarını, bir sabah,
    Medineye uçurdu mu?

    Ey Abva;da yatan ölü
    Bahçende açtı dünyanın
    En güzel gülü;
    Hatıran, uyusun çöllerin
    Ilık kumlarıyla örtülü!

    Dinleyene hala,
    çöller ses verir:
    Yaleyl susar,
    Uğultular gelir.
    Mersiye okur Uhud,
    Kaside söyler Bedir.
    Sen de, bir hac günü,
    Başta Muhammed, yanında Ebubekir;
    Gidenlerin yüzbin olup dönüşünü
    Destan yap, ey şehir!

    Ebubekir;de nur, Osmanda nurlar
    Kureyş uluları karşılarında
    Meydan okuyan bir Ömer bulurlar;
    Alinin önünde kapılar açılır,
    Alinin önünde eğilir surlar.
    Bedirde, Uhud&da, Haybede
    Hakkın yiğitleri, şehid olurlar
    Bir mutlu günde, ki ölüm tatlıydı;
    Yerde kalmazdı ruh kanadlıydı.

    Konsun -yine- pervazlara
    Güvercinler;
    hu hulara karışsın
    Aminler
    Mübarek akşamdır;
    Gelin ey Fatihalar, Yasinler!

    Vicdanlar, sakat çıkmadan,
    Ya Muhammed, yarına;
    iyiliklerle gel, güzelliklerle gel
    Adem oğullarına!

    Yüreklerden taşsın
    Yine imanlar!
    Itri, bestelesin Tekbiini;
    Evliya, okusun Kuran’lar!
    Ve Kuranı göznuruyla çoğaltsın
    Kayışzade Osmanlar!

    Natini Gaalip yazsın, Mevlidini Süleyman;lar!
    Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle
    Geri gelsin Sinan;lar!
    çarpılsın, hakikat niyetine
    Cenaze namazı kıldıranlar!

    Gel, ey Muhammed, bahardır
    Dudaklar ardında saklı
    Aminlerimiz vardır!..
    Hacdan döner gibi gel;
    Miraçtan iner gibi gel;
    Bekliyoruz yıllardır!

    Bulutlar kanad, rüzgar kanad;
    Hızır kanad, Cibril kanad;
    Nisan kanad, bahar kanad;
    Ayetlerini ezber bilen
    Yapraklar kanad…
    Açılsın göklerin kapıları,
    Açılsın perdeler, kat kat!
    çöllere dökülsün yıldızlar;
    Dizilsin yollarına
    Yetimler, günahsızlar!
    çöl gecelerinden, yanık
    Türküler yapan kızlar
    Sancağını saçlarıyla dokusun;
    Bilal-i Habeşi sustuysa
    Ezanlarını Davud okusun!

    Konsun -yine- pervazlara
    Güvercinler;
    hu hulara karışsın
    Aminler
    Mübarek akşamdır;
    Gelin ey Fatihalar, Yasinler!

    Arif Nihat Asya






+ Yorum Gönder