Konusunu Oylayın.: 19.yüzyıldaki Kur`an`ı Kerim ile 21.yüzyıldaki Kur`an`ı Kerim aynı mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
19.yüzyıldaki Kur`an`ı Kerim ile 21.yüzyıldaki Kur`an`ı Kerim aynı mıdır?
  1. 11.Nisan.2010, 22:37
    1
    Misafir

    19.yüzyıldaki Kur`an`ı Kerim ile 21.yüzyıldaki Kur`an`ı Kerim aynı mıdır?






    19.yüzyıldaki Kur`an`ı Kerim ile 21.yüzyıldaki Kur`an`ı Kerim aynı mıdır? Mumsema 19.yüzyıldaki Kur`an`ı Kerim ile 21.yüzyıldaki Kur`an`ı Kerim aynı mıdır?


  2. 11.Nisan.2010, 22:51
    2
    İsrâ
    İsrâ

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Ekim.2009
    Üye No: 59972
    Mesaj Sayısı: 1,575
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Almanya

    --->: 19.yüzyıldaki Kur`an`ı Kerim ile 21.yüzyıldaki Kur`an`ı Kerim aynı mıdır?




    Kur an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız. (Hicr suresi 9. ayet)

    bu ayet yeterlimi kardes?


    İman esaslarında yer alan ‘Kitaplara iman’ konusunun en önemli noktalarından biri de o Kitabın ilahi koruma altında olup olmadığı konusudur. Son indirilen vahiy olan Kur’an’ın ilahi bir koruma altında olduğunu yine Kur’an’ın kendisinden öğreniyoruz. Nitekim de akli olarak da böyle olması gerekirdi, zira son Kitap şayet değiştirilseydi o zaman bir daha kitap gönderilmeyeceği için kıyamete kadar bütün insanlar hidayetten yoksun rehbersiz bırakılmış olurlardı. Bu ise ilahi rahmet ve hikmetle bağdaşmadığından Son Vahyin Allah tarafından koruma altına alınması aklen zaruridir. Kur’an söz götürmez bir tarihi vesikadır.

    Kuran korunmuştur:

    Yukarıdaki ayet Kur’an’ın hiç bir zaman bozulmayacağı ve her zaman bütün keyfi ilavelerden, çıkarmalardan ve lafzi/kelime değişikliklerden uzak kalacağı şeklindeki ilahi vaaddir.
    Önceden haber verilmiş olan bu olgu Kur’an’ın asırlardan beri her türlü tahrifattan uzak kalmış olması gerçeğiyle doğrulanmıştır. Hangi türden olursa olsun bu kadar uzun bir süre benzer biçimde korunan başka bir kitap örneği yoktur.

    Kendilerine Kitap geldiğinde onu inkâr edenler (şüphesiz bunun sonucuna katlanacaklardır). Halbuki o, eşsiz bir kitaptır. Ona önünden de ardından da bâtıl gelemez. O, hikmet sahibi, çok övülen Allah'tan indirilmiştir. (41/Fussilet suresi 41-42. ayetler)
    Yani ilahi kelam, ne ekleme veya çıkarma yoluyla değiştirilemez. Sağdan soldan batıl ona yaklaşamaz. Örnek olarak herhangi bazı ayetlerin ona ilave edildiği iddiası da o ayetlerin/batılın ona yanaşması anlamına gelir ki, bu ayetlerin açık hükümlerine göre mümkün değildir.






    Kur’an’ın korunmuşluğu basit bir inanç meselesi değil. Bu konuda
    Allah’ın sözleri kanıttır/ilimdir. İnanç dediğiniz olayın(islam akidesi/inancı için söylüyoruz) bir ilim olduğunu unutmamak lazım.
    Tarih kanıttır.
    Allah’ın sözleri kanıttır:

    Yukarıdaki ayetlere iman eden bir insanın, hiç bir elin Kur’an’ı değiştirmeye veya bozmaya, ona ekleme veya çıkarma yapmaya güç yetiremeyeceğinden emin olmuş demektir. Zira Allah söylüyor bunu.

    (O), göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. Bir şeyi dilediğinde ona sadece "Ol!" der, o da hemen oluverir. (2/Bakara suresi 117. ayet)

    Biz, bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona (söyleyecek) sözümüz sadece "Ol" dememizdir. Hemen oluverir. (16/Nahl suresi 40. ayet)

    Tarih kanıttır:

    Allah tarihe müdahele eden bir ilahtır. (örn.. kavimlerin helaki)






    Kitabını korumak da yine onun kendi üzerine aldığı bir iş ve bu ESBABI HIFZ(SEBEPLERİN KORUNMASI) şeklinde gerçekleşmiştir.
    Allah’ın gözetimi altında ayetler peygamber tarafından yazılıyordu.


    Sana (Kur an'ı) okutacağız; sen hiç unutmayacaksın. (87/A’la suresi 6. ayet)


    Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. Sana O'nun vahyi tamamlanmazdan önce Kur'an'ı (okumakta) acele etme ve "Rabbim, benim ilmimi artır" de. (20/Taha suresi 114. ayet)

    Peygamber son derece bir titizlikle korumaya çalışmış,


    ayetleri vahiy katiplerine yazdırmış, onlara okutturarak yazımı kontrol etmiştir. Kur’an’a karışmasın diye kendi sözlerini (hadislerini) yazdırmamış. 4 halife ve sahabeler aynı hassasiyeti gösterip hadisleri Kur’an’la karışmasın diye yazdırmamışlardır. Sahabeler Kur’an konusunda eksiksiz bir imana sahiptiler, Kur’an için canlarını ortaya koymuşlardı. Kur’an’a içtenlikle bağlılık noktasında aralarında en ufak bir farklılık yoktu. Bu denli Kur’an’ı kutsayan müslümanların, (Kur’ân’ı değiştirme) gibi korkunç bir iman boşluğunu ifade eden bir davranışa yeltenebileceklerini, buna cesaret edebileceklerini düşünemeyiz. Allah’ın ayetlerini değiştirenlerle ilgili olsun, Allah’a yalan iftira uyduranlarla ilgili olsun Kur’an’daki UYARILARI onlar da biliyorlardı. Peygamberin vefatından sonra çoğaltılan Kur’an nüshalarını bütün sahabe kontrol edebiliyordu. Yazılı metinlerin, kendi ezberlerindeki ayetlerle olsun şahsi olarak yazdıkları ayetlerle olsun, çeliştiğine ilişkin herhangi bir rivayet yok. Olsaydı peygamberin sözlerini en ince ayrıntısına kadar içeren hadis kitaplarında olurdu. Bu konuda tarihte birbirleriyle savaşmış Emeviler ve şiiler arasında da ihtilaf yoktur. Hz. Ali mevcut Kur’an’a kesinlikle itiraz etmemişti, değiştirildiğini veya bazı ayetlerin yazılmadığını iddia etmemişti. Halbuki kendisi Halife(Devlet başkanı) olduğunda böyle bir değiştirme yapılmış olsaydı, onu düzeltirdi.
    Bütün bu tedbirler ilahi bir gözetim altında oldu.


    Yine Allah’ın gözetimi altında Kur’an çoğaltıldı, bugüne kadar da hiç değiştirilmeden, ilave ve çıkarma yapılmadan, bir kelimesine dahi dokunulamadan gelmiştir.

    Dünyanın dört bir yanında hiçbir Kur’an nüshası birbirinden farklı değildir. Bunun tahkikini batılı araştırmacılar/oryantalistler dahi yapmışlardır (kusur aramaya o kadar iştahlı olmalarına rağmen) bu tarihi gerçeği İTİRAFTAN öte bir şey söyleyememişlerdir.
    Örnek: 2. Dünya savaşı sırasında Almanyalı bir araştırma gurubu dünyanın dört bir yanından 40000 tane Kur’an nüshasını toplayıp aralarında farklıkların olup olmadığını araştırmışlar ve hiç bir farklılığın olmadığını tesbit etmişlerdir. (Kaynak: Prof. Muhammed Hamidullah, Kur’an Kerim Tarihi)


    Ömer Karaaslan


  3. 11.Nisan.2010, 22:51
    2
    İsrâ



    Kur an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız. (Hicr suresi 9. ayet)

    bu ayet yeterlimi kardes?


    İman esaslarında yer alan ‘Kitaplara iman’ konusunun en önemli noktalarından biri de o Kitabın ilahi koruma altında olup olmadığı konusudur. Son indirilen vahiy olan Kur’an’ın ilahi bir koruma altında olduğunu yine Kur’an’ın kendisinden öğreniyoruz. Nitekim de akli olarak da böyle olması gerekirdi, zira son Kitap şayet değiştirilseydi o zaman bir daha kitap gönderilmeyeceği için kıyamete kadar bütün insanlar hidayetten yoksun rehbersiz bırakılmış olurlardı. Bu ise ilahi rahmet ve hikmetle bağdaşmadığından Son Vahyin Allah tarafından koruma altına alınması aklen zaruridir. Kur’an söz götürmez bir tarihi vesikadır.

    Kuran korunmuştur:

    Yukarıdaki ayet Kur’an’ın hiç bir zaman bozulmayacağı ve her zaman bütün keyfi ilavelerden, çıkarmalardan ve lafzi/kelime değişikliklerden uzak kalacağı şeklindeki ilahi vaaddir.
    Önceden haber verilmiş olan bu olgu Kur’an’ın asırlardan beri her türlü tahrifattan uzak kalmış olması gerçeğiyle doğrulanmıştır. Hangi türden olursa olsun bu kadar uzun bir süre benzer biçimde korunan başka bir kitap örneği yoktur.

    Kendilerine Kitap geldiğinde onu inkâr edenler (şüphesiz bunun sonucuna katlanacaklardır). Halbuki o, eşsiz bir kitaptır. Ona önünden de ardından da bâtıl gelemez. O, hikmet sahibi, çok övülen Allah'tan indirilmiştir. (41/Fussilet suresi 41-42. ayetler)
    Yani ilahi kelam, ne ekleme veya çıkarma yoluyla değiştirilemez. Sağdan soldan batıl ona yaklaşamaz. Örnek olarak herhangi bazı ayetlerin ona ilave edildiği iddiası da o ayetlerin/batılın ona yanaşması anlamına gelir ki, bu ayetlerin açık hükümlerine göre mümkün değildir.






    Kur’an’ın korunmuşluğu basit bir inanç meselesi değil. Bu konuda
    Allah’ın sözleri kanıttır/ilimdir. İnanç dediğiniz olayın(islam akidesi/inancı için söylüyoruz) bir ilim olduğunu unutmamak lazım.
    Tarih kanıttır.
    Allah’ın sözleri kanıttır:

    Yukarıdaki ayetlere iman eden bir insanın, hiç bir elin Kur’an’ı değiştirmeye veya bozmaya, ona ekleme veya çıkarma yapmaya güç yetiremeyeceğinden emin olmuş demektir. Zira Allah söylüyor bunu.

    (O), göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. Bir şeyi dilediğinde ona sadece "Ol!" der, o da hemen oluverir. (2/Bakara suresi 117. ayet)

    Biz, bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona (söyleyecek) sözümüz sadece "Ol" dememizdir. Hemen oluverir. (16/Nahl suresi 40. ayet)

    Tarih kanıttır:

    Allah tarihe müdahele eden bir ilahtır. (örn.. kavimlerin helaki)






    Kitabını korumak da yine onun kendi üzerine aldığı bir iş ve bu ESBABI HIFZ(SEBEPLERİN KORUNMASI) şeklinde gerçekleşmiştir.
    Allah’ın gözetimi altında ayetler peygamber tarafından yazılıyordu.


    Sana (Kur an'ı) okutacağız; sen hiç unutmayacaksın. (87/A’la suresi 6. ayet)


    Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. Sana O'nun vahyi tamamlanmazdan önce Kur'an'ı (okumakta) acele etme ve "Rabbim, benim ilmimi artır" de. (20/Taha suresi 114. ayet)

    Peygamber son derece bir titizlikle korumaya çalışmış,


    ayetleri vahiy katiplerine yazdırmış, onlara okutturarak yazımı kontrol etmiştir. Kur’an’a karışmasın diye kendi sözlerini (hadislerini) yazdırmamış. 4 halife ve sahabeler aynı hassasiyeti gösterip hadisleri Kur’an’la karışmasın diye yazdırmamışlardır. Sahabeler Kur’an konusunda eksiksiz bir imana sahiptiler, Kur’an için canlarını ortaya koymuşlardı. Kur’an’a içtenlikle bağlılık noktasında aralarında en ufak bir farklılık yoktu. Bu denli Kur’an’ı kutsayan müslümanların, (Kur’ân’ı değiştirme) gibi korkunç bir iman boşluğunu ifade eden bir davranışa yeltenebileceklerini, buna cesaret edebileceklerini düşünemeyiz. Allah’ın ayetlerini değiştirenlerle ilgili olsun, Allah’a yalan iftira uyduranlarla ilgili olsun Kur’an’daki UYARILARI onlar da biliyorlardı. Peygamberin vefatından sonra çoğaltılan Kur’an nüshalarını bütün sahabe kontrol edebiliyordu. Yazılı metinlerin, kendi ezberlerindeki ayetlerle olsun şahsi olarak yazdıkları ayetlerle olsun, çeliştiğine ilişkin herhangi bir rivayet yok. Olsaydı peygamberin sözlerini en ince ayrıntısına kadar içeren hadis kitaplarında olurdu. Bu konuda tarihte birbirleriyle savaşmış Emeviler ve şiiler arasında da ihtilaf yoktur. Hz. Ali mevcut Kur’an’a kesinlikle itiraz etmemişti, değiştirildiğini veya bazı ayetlerin yazılmadığını iddia etmemişti. Halbuki kendisi Halife(Devlet başkanı) olduğunda böyle bir değiştirme yapılmış olsaydı, onu düzeltirdi.
    Bütün bu tedbirler ilahi bir gözetim altında oldu.


    Yine Allah’ın gözetimi altında Kur’an çoğaltıldı, bugüne kadar da hiç değiştirilmeden, ilave ve çıkarma yapılmadan, bir kelimesine dahi dokunulamadan gelmiştir.

    Dünyanın dört bir yanında hiçbir Kur’an nüshası birbirinden farklı değildir. Bunun tahkikini batılı araştırmacılar/oryantalistler dahi yapmışlardır (kusur aramaya o kadar iştahlı olmalarına rağmen) bu tarihi gerçeği İTİRAFTAN öte bir şey söyleyememişlerdir.
    Örnek: 2. Dünya savaşı sırasında Almanyalı bir araştırma gurubu dünyanın dört bir yanından 40000 tane Kur’an nüshasını toplayıp aralarında farklıkların olup olmadığını araştırmışlar ve hiç bir farklılığın olmadığını tesbit etmişlerdir. (Kaynak: Prof. Muhammed Hamidullah, Kur’an Kerim Tarihi)


    Ömer Karaaslan





+ Yorum Gönder