Konusunu Oylayın.: Mü’min gıda gibi olmalıdır. Her zaman ihtiyaç duyulmalıdır.

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mü’min gıda gibi olmalıdır. Her zaman ihtiyaç duyulmalıdır.
  1. 08.Nisan.2010, 00:24
    1
    Misafir

    Mü’min gıda gibi olmalıdır. Her zaman ihtiyaç duyulmalıdır.

  2. 08.Nisan.2010, 09:17
    2
    hande82
    Rabbena lâ tüziğ kulûbenâ

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Mayıs.2009
    Üye No: 48544
    Mesaj Sayısı: 1,599
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: İsTaNbUl

    --->: Mü’min gıda gibi olmalıdır. Her zaman ihtiyaç duyulmalıdır.




    Mü’min gıda gibidir...

    Peygamber efendimizin bildirdiklerinin, söylediklerinin ve haber verdiklerinin hepsini beğenip kalbin kabûl etmesine, yani inanmasına imân denir. Böyle inanan insanlara da, Mü’min denir. Resûlullah efendimize bir kimse gelip;
    -Müslümanların hangisi daha hayırlıdır? diye süâl edince, Peygamber efendimiz;
    -Elinden ve dilinden müslümanların emîn olduğu kimsedir cevabını vermişlerdir.


    Mü’minin yüzü, âhirete dönüktür. Yaptığı, söylediği her şeyi, Allah için yapar ve söyler. Tembellik yapmaz, uyuşuk olmaz, kimsenin malında, mülkünde, makamında gözü bulunmaz. İmâm-ı Evzâî hazretleri;
    “Mü’min az konuşur, çok iş yapar. Münâfık, çok konuşur, az iş yapar” buyurarak Mü’minin nasıl olması lazım geldiğini bildirmiştir.
    Mü’min, İmâm-ı Gazâli hazretlerinin bildirdiği gıda gibi olanlardan olmalıdır ve her zaman Mü’mine ihtiyaç duyulmalıdır. Mü’min, ekmek gibi, su gibi olmalıdır. Susması da, konuşması da faydalı olmalıdır. Vehb bin Münebbih hazretleri buyurdu ki:
    “Mü’minin, insanların arasına karışması, onlardan öğrenebileceği faydalı şeyleri alabilmek için susması, boş ve faydasız sözden sakınmak için konuşması da, başkalarına iyi ve güzel şeyleri anlatmak içindir. Mü’min, günahlarını düşünür, onlar için üzülür. Amellerini küçük görür, yaptıklarından dolayı gururlanmaz.”
    Fudayl bin İyâd hazretlerine, bir kimse gelerek, Mü’min ve münâfığın hâli nasıldır, bunlar birbirinden nasıl ayırt edilir diye süâl edince, cevabında;
    “Mü’min, tatlı tatlı meyvesini versin diye hurma diker, fakat diktiği hurmada diken bitmesinden de korkusu vardır. Münâfık ise, hurma yerine dikenli bir çalı diker ve bundan da tâze hurma bitmesini bekler” buyurmuştur.
    Allahü teâlâya imân etmek nimeti ile şereflenen bir kimse, Cenab-ı Hakkın emirlerine saygılı olduğu gibi, O’nun yarattıklarına karşı da merhametli, şefkatli olur. Zaten, Allahü teâlânın emirlerine hürmet ve mahlûklarına şefkatli olmak, İslâmiyyetin özetidir. Mü’min de böyle olur. Cenab-ı Hakkın emirlerine hürmet eden, yarattıklarına merhamet eden bir kimse, yalan söylemez, dedi-kodu yapmaz, kötü düşünmez, herkese acır, yardım eder ve herkesle de iyi geçinir. Zaten Peygamber efendimiz;
    (Mü’min, ünsiyet eder ve kendisiyle ünsiyet edilir. Yani, sevilip kendisiyle iyi geçinilir. İyi geçinmeyen ve kendisiyle geçinilemeyen kimsede hayır yoktur.) buyurmuşlardır.

    Resûlullah efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde de Mü’mini;
    (Kâmil Mü’min, eli ile, dili ile, mahlûklara zararı dokunmayan kimsedir) diyerek tarif etmişlerdir.

    Allahü teâlâya imân eden bir kimse, başkalarının hata ve kusurları ile değil, kendi hata ve kusurları ile meşgul olur. Bu sebepten dolayı, herkes tarafından sevilir ve hürmet görür.

    Mü’min, Allahü teâlânın her an kendini gördüğünü, kalbinden geçirdiklerini dahi bildiğini bilir ve böyle inanır.
    İmâm-ı A’zam Ebû Hanife hazretleri;
    “Mümin, Allahü teâlânın kendisini devamlı murâkabe ettiğini bilir. Kimsenin bulunmadığı bir yerde veya herkesin yanında olsun, mutlaka Allahü teâlânın onu kontrol ettiğine inanır” buyurmuştur. Böyle bilen ve inanan bir kimse, kötülük yapamaz. Her zaman dinine ve dünyasına faydalı olan şeylerle meşgul olur. Cenab-ı Hakkın yarattıklarına faydalı olur, onlara hizmet ve yardımda bulunur. Kendi ayıpları ile meşgul olduğu için, kimsenin ayıbını, kusurunu açığa çıkarmak için uğraşmaz. Hadis-i şerifde buyuruldu ki:
    (Her kim dünyâda bir Mü’min kardeşinin işini görürse, Hak teâlâ, o kimsenin yetmiş işine kolaylık ihsân buyurur. O yetmiş işin on tanesi dünyâda, altmış tanesi kıyâmet günündedir. Bir kimse, bir Mü’min kardeşinin aybını kapatırsa, Allahü teâlâ o kimsenin bütün ayıplarını kıyâmet günü kapatır!)
    Kısacası şu beyitte ifade edildiği gibi:
    “Mü’min iyi huyludur, herkes ondan memnûndur.
    Kimseye zulm eylemez, kendi de huzûrludur.”



  3. 08.Nisan.2010, 09:17
    2
    Rabbena lâ tüziğ kulûbenâ



    Mü’min gıda gibidir...

    Peygamber efendimizin bildirdiklerinin, söylediklerinin ve haber verdiklerinin hepsini beğenip kalbin kabûl etmesine, yani inanmasına imân denir. Böyle inanan insanlara da, Mü’min denir. Resûlullah efendimize bir kimse gelip;
    -Müslümanların hangisi daha hayırlıdır? diye süâl edince, Peygamber efendimiz;
    -Elinden ve dilinden müslümanların emîn olduğu kimsedir cevabını vermişlerdir.


    Mü’minin yüzü, âhirete dönüktür. Yaptığı, söylediği her şeyi, Allah için yapar ve söyler. Tembellik yapmaz, uyuşuk olmaz, kimsenin malında, mülkünde, makamında gözü bulunmaz. İmâm-ı Evzâî hazretleri;
    “Mü’min az konuşur, çok iş yapar. Münâfık, çok konuşur, az iş yapar” buyurarak Mü’minin nasıl olması lazım geldiğini bildirmiştir.
    Mü’min, İmâm-ı Gazâli hazretlerinin bildirdiği gıda gibi olanlardan olmalıdır ve her zaman Mü’mine ihtiyaç duyulmalıdır. Mü’min, ekmek gibi, su gibi olmalıdır. Susması da, konuşması da faydalı olmalıdır. Vehb bin Münebbih hazretleri buyurdu ki:
    “Mü’minin, insanların arasına karışması, onlardan öğrenebileceği faydalı şeyleri alabilmek için susması, boş ve faydasız sözden sakınmak için konuşması da, başkalarına iyi ve güzel şeyleri anlatmak içindir. Mü’min, günahlarını düşünür, onlar için üzülür. Amellerini küçük görür, yaptıklarından dolayı gururlanmaz.”
    Fudayl bin İyâd hazretlerine, bir kimse gelerek, Mü’min ve münâfığın hâli nasıldır, bunlar birbirinden nasıl ayırt edilir diye süâl edince, cevabında;
    “Mü’min, tatlı tatlı meyvesini versin diye hurma diker, fakat diktiği hurmada diken bitmesinden de korkusu vardır. Münâfık ise, hurma yerine dikenli bir çalı diker ve bundan da tâze hurma bitmesini bekler” buyurmuştur.
    Allahü teâlâya imân etmek nimeti ile şereflenen bir kimse, Cenab-ı Hakkın emirlerine saygılı olduğu gibi, O’nun yarattıklarına karşı da merhametli, şefkatli olur. Zaten, Allahü teâlânın emirlerine hürmet ve mahlûklarına şefkatli olmak, İslâmiyyetin özetidir. Mü’min de böyle olur. Cenab-ı Hakkın emirlerine hürmet eden, yarattıklarına merhamet eden bir kimse, yalan söylemez, dedi-kodu yapmaz, kötü düşünmez, herkese acır, yardım eder ve herkesle de iyi geçinir. Zaten Peygamber efendimiz;
    (Mü’min, ünsiyet eder ve kendisiyle ünsiyet edilir. Yani, sevilip kendisiyle iyi geçinilir. İyi geçinmeyen ve kendisiyle geçinilemeyen kimsede hayır yoktur.) buyurmuşlardır.

    Resûlullah efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde de Mü’mini;
    (Kâmil Mü’min, eli ile, dili ile, mahlûklara zararı dokunmayan kimsedir) diyerek tarif etmişlerdir.

    Allahü teâlâya imân eden bir kimse, başkalarının hata ve kusurları ile değil, kendi hata ve kusurları ile meşgul olur. Bu sebepten dolayı, herkes tarafından sevilir ve hürmet görür.

    Mü’min, Allahü teâlânın her an kendini gördüğünü, kalbinden geçirdiklerini dahi bildiğini bilir ve böyle inanır.
    İmâm-ı A’zam Ebû Hanife hazretleri;
    “Mümin, Allahü teâlânın kendisini devamlı murâkabe ettiğini bilir. Kimsenin bulunmadığı bir yerde veya herkesin yanında olsun, mutlaka Allahü teâlânın onu kontrol ettiğine inanır” buyurmuştur. Böyle bilen ve inanan bir kimse, kötülük yapamaz. Her zaman dinine ve dünyasına faydalı olan şeylerle meşgul olur. Cenab-ı Hakkın yarattıklarına faydalı olur, onlara hizmet ve yardımda bulunur. Kendi ayıpları ile meşgul olduğu için, kimsenin ayıbını, kusurunu açığa çıkarmak için uğraşmaz. Hadis-i şerifde buyuruldu ki:
    (Her kim dünyâda bir Mü’min kardeşinin işini görürse, Hak teâlâ, o kimsenin yetmiş işine kolaylık ihsân buyurur. O yetmiş işin on tanesi dünyâda, altmış tanesi kıyâmet günündedir. Bir kimse, bir Mü’min kardeşinin aybını kapatırsa, Allahü teâlâ o kimsenin bütün ayıplarını kıyâmet günü kapatır!)
    Kısacası şu beyitte ifade edildiği gibi:
    “Mü’min iyi huyludur, herkes ondan memnûndur.
    Kimseye zulm eylemez, kendi de huzûrludur.”



  4. 04.Mayıs.2010, 15:17
    3
    Misafir

    Mü’min gıda gibi olmalıdır. Her zaman ihtiyaç duyulmalıdır.

    Mü’min gıda gibi olmalıdır. Her zaman ihtiyaç duyulmalıdır.

    anlamı nedir


  5. 04.Mayıs.2010, 15:17
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Mü’min gıda gibi olmalıdır. Her zaman ihtiyaç duyulmalıdır.

    anlamı nedir


  6. 04.Mayıs.2010, 15:31
    4
    meçhul_100
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2007
    Üye No: 626
    Mesaj Sayısı: 2,162
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Diyar-ı Sivas

    --->: Mü’min gıda gibi olmalıdır. Her zaman ihtiyaç duyulmalıdır.

  7. 04.Mayıs.2010, 15:31
    4
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙
  8. 04.Mayıs.2010, 15:33
    5
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: Mü’min gıda gibi olmalıdır. Her zaman ihtiyaç duyulmalıdır.

    Mü’min gıda gibi olmalıdır. Her zaman ihtiyaç duyulmalıdır.


  9. 04.Mayıs.2010, 15:33
    5
    Administrator
    Mü’min gıda gibi olmalıdır. Her zaman ihtiyaç duyulmalıdır.





+ Yorum Gönder