Konusunu Oylayın.: Aleviler müslümanız dediği halde, İslamiyet ile ilgisi olmayan ibadetler yapıyorlar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Aleviler müslümanız dediği halde, İslamiyet ile ilgisi olmayan ibadetler yapıyorlar
  1. 07.Nisan.2010, 17:18
    1
    Misafir

    Aleviler müslümanız dediği halde, İslamiyet ile ilgisi olmayan ibadetler yapıyorlar

  2. 08.Nisan.2010, 01:30
    2
    islamdostu
    hizmetkar

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2008
    Üye No: 26997
    Mesaj Sayısı: 823
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9

    --->: aleviler müslümanız dediği halde, İslamiyet ile ilgisi olmayan ibadetler yapıyorlar




    Hz. Ali'ye baðlýlýk noktasýnda birleþen çeþitli dini ve siyasi gruplar için kullanýlan bir terimdir. Sözlükte "Hz. Ali'ye mensup" onun soyundan gelen, onu seven, sayan ve baðlýlýðýný ifade eden kimse demektir. Bu kavram, siyasi anlamda Hz. Peygamberin vefatýndan sonra Hz. Ali'yi ve onun soyundan gelenleri imam (halife veya devlet baþkan&#253 olarak kabul edenler için gündeme gelmiþtir. Daha sonralarý, Hz. Ali ve oðullarý Hasan ile Hüseyin'in neslinden gelenler için Alevi nisbesi dýþýnda þerif, seyyid ve emir gibi lakaplar da kullanýlmýþtýr. Bazý tasavvufçulara göre, bütün tarikatlar ashaptan birine nispet edilir. Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman'a mensup tarikatlar olduðu gibi Hz. Ali'ye ulaþan tarikatlara da Alevi denir.
    Ýslam siyasi tarihinde Alevi terimi; ilk defa hilafet hakkýndaki tartýþmalarla ortaya çýkmýþtýr. Bilindiði gibi Hz. Peygamberin vefatýný müteakip ve üçüncü halife Hz. Osman'ýn þehit edilmesinden sonra hilafet konusundaki anlaþmazlýk giderek þiddetlenmiþtir. Bu ihtilaf esnasýnda Hz. Ali'nin tarafýný tutanlara Alevi veya þiatü'l Ali (Ali'ye baðlý olanlar veya Ali taraftar&#253 denilmiþtir. Bunlara göre; "Hz. Ali; Hz. Peygamberin tabii varisiydi. Daha çocuk yaþta iken ve herkesten önce Ýslam'ý kabul etmiþtir. Hz. Muhammed'in amcasý oðlu ve damadýdýr. Ehl-i Beyttendir. Mekke'den Medine'ye hicret ederken emanetlerini ilgili yerlere ulaþtýrmak üzere yerine onu vekil býrakmýþtýr. Böylece sevgisini ve güvenini bildirerek onun kendisinden sonra halife olacaðýna iþaret etmiþtir. Bu yüzden Ebubekir, Ömer ve Osman'ýn halife olarak seçilmiþ olmalarý doðru deðildir."
    Ýslam tarihinde Alevilik anlayýþý; inanç, ibadet ve ahlak bakýmýndan Kur'an ve Sünnetin ýþýðýnda geliþmiþtir. Halk þairi Virani, Aleviliði; "Allah'ýn birliðine, Hz. Muhammed'in nübüvvetine ve Ali'nin imametine ikrar vermek" olarak tanýmlamaktadýr. Buna göre tarihi süreç içinde çeþitli yollarla Aleviliðin bünyesine girmiþ bazý kültürel deðerleri Aleviliðin inanç esaslarý olarak algýlamak doðru deðildir. Bunlarý daha çok kültürel zenginlik, birikim ve farklýlýk olarak deðerlendirmek gerekir. Alevi kültürünün; ahlak kurallarý ve insani iliþkiler açýsýndan da önemli ve zengin bir yeri vardýr. Dostluk, kardeþlik, komþuluk, misafirperverlik, mertlik, cömertlik, küçüklere sevgi, büyüklere saygý ve doðruluk gibi ilkeler bu deðerlerin baþýnda gelmektedir. Ayrýca her türlü haram ve yasaklardan korunmak için; "Eline, Beline ve Diline" sahip çýkmasý zorunlu bir temel felsefe olarak benimsenmiþtir.
    Tarih içinde Alevi nisbesi; Ýran, Irak, Mýsýr (Fatýmiler), Fas ve Yemen gibi farklý coðrafyada yaþayanlar arasýnda da kullanýlmýþtýr. Bu alanda detaylý bilgiye ulaþmak isteyenler, "Ýslam Mezhepleri Tarihi Kaynaklarýna" baþ vurmalarý gerekir. Anadolu Aleviliðinin geliþmesinde; 13. Yüz yýldan itibaren Orta Asya'dan ve Horasandan göç eden bilgin ve mutasavvýflarýn derin etkileri olmuþtur. Bu itibarla günümüzde yaþayan Alevi kültürünün büyük bir bölümünün, bu dönemin ürünü olduðunu söylemek mümkündür. Günümüzde sýkça kullanýlan Alevi ve Sünni kavramlarý birbirinin karþýtý deðildir. Tersine bu kavramlarýn üst kimliði veya ortak paydasý, Ýslam ve Müslümanlýktýr. Bu durumda Alevi ve Müslümanlar arasýnda ayýrým yapmak din, tarih, akýl ve bilim açýsýndan mümkün deðildir. (DİYANET)


  3. 08.Nisan.2010, 01:30
    2
    hizmetkar



    Hz. Ali'ye baðlýlýk noktasýnda birleþen çeþitli dini ve siyasi gruplar için kullanýlan bir terimdir. Sözlükte "Hz. Ali'ye mensup" onun soyundan gelen, onu seven, sayan ve baðlýlýðýný ifade eden kimse demektir. Bu kavram, siyasi anlamda Hz. Peygamberin vefatýndan sonra Hz. Ali'yi ve onun soyundan gelenleri imam (halife veya devlet baþkan&#253 olarak kabul edenler için gündeme gelmiþtir. Daha sonralarý, Hz. Ali ve oðullarý Hasan ile Hüseyin'in neslinden gelenler için Alevi nisbesi dýþýnda þerif, seyyid ve emir gibi lakaplar da kullanýlmýþtýr. Bazý tasavvufçulara göre, bütün tarikatlar ashaptan birine nispet edilir. Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman'a mensup tarikatlar olduðu gibi Hz. Ali'ye ulaþan tarikatlara da Alevi denir.
    Ýslam siyasi tarihinde Alevi terimi; ilk defa hilafet hakkýndaki tartýþmalarla ortaya çýkmýþtýr. Bilindiði gibi Hz. Peygamberin vefatýný müteakip ve üçüncü halife Hz. Osman'ýn þehit edilmesinden sonra hilafet konusundaki anlaþmazlýk giderek þiddetlenmiþtir. Bu ihtilaf esnasýnda Hz. Ali'nin tarafýný tutanlara Alevi veya þiatü'l Ali (Ali'ye baðlý olanlar veya Ali taraftar&#253 denilmiþtir. Bunlara göre; "Hz. Ali; Hz. Peygamberin tabii varisiydi. Daha çocuk yaþta iken ve herkesten önce Ýslam'ý kabul etmiþtir. Hz. Muhammed'in amcasý oðlu ve damadýdýr. Ehl-i Beyttendir. Mekke'den Medine'ye hicret ederken emanetlerini ilgili yerlere ulaþtýrmak üzere yerine onu vekil býrakmýþtýr. Böylece sevgisini ve güvenini bildirerek onun kendisinden sonra halife olacaðýna iþaret etmiþtir. Bu yüzden Ebubekir, Ömer ve Osman'ýn halife olarak seçilmiþ olmalarý doðru deðildir."
    Ýslam tarihinde Alevilik anlayýþý; inanç, ibadet ve ahlak bakýmýndan Kur'an ve Sünnetin ýþýðýnda geliþmiþtir. Halk þairi Virani, Aleviliði; "Allah'ýn birliðine, Hz. Muhammed'in nübüvvetine ve Ali'nin imametine ikrar vermek" olarak tanýmlamaktadýr. Buna göre tarihi süreç içinde çeþitli yollarla Aleviliðin bünyesine girmiþ bazý kültürel deðerleri Aleviliðin inanç esaslarý olarak algýlamak doðru deðildir. Bunlarý daha çok kültürel zenginlik, birikim ve farklýlýk olarak deðerlendirmek gerekir. Alevi kültürünün; ahlak kurallarý ve insani iliþkiler açýsýndan da önemli ve zengin bir yeri vardýr. Dostluk, kardeþlik, komþuluk, misafirperverlik, mertlik, cömertlik, küçüklere sevgi, büyüklere saygý ve doðruluk gibi ilkeler bu deðerlerin baþýnda gelmektedir. Ayrýca her türlü haram ve yasaklardan korunmak için; "Eline, Beline ve Diline" sahip çýkmasý zorunlu bir temel felsefe olarak benimsenmiþtir.
    Tarih içinde Alevi nisbesi; Ýran, Irak, Mýsýr (Fatýmiler), Fas ve Yemen gibi farklý coðrafyada yaþayanlar arasýnda da kullanýlmýþtýr. Bu alanda detaylý bilgiye ulaþmak isteyenler, "Ýslam Mezhepleri Tarihi Kaynaklarýna" baþ vurmalarý gerekir. Anadolu Aleviliðinin geliþmesinde; 13. Yüz yýldan itibaren Orta Asya'dan ve Horasandan göç eden bilgin ve mutasavvýflarýn derin etkileri olmuþtur. Bu itibarla günümüzde yaþayan Alevi kültürünün büyük bir bölümünün, bu dönemin ürünü olduðunu söylemek mümkündür. Günümüzde sýkça kullanýlan Alevi ve Sünni kavramlarý birbirinin karþýtý deðildir. Tersine bu kavramlarýn üst kimliði veya ortak paydasý, Ýslam ve Müslümanlýktýr. Bu durumda Alevi ve Müslümanlar arasýnda ayýrým yapmak din, tarih, akýl ve bilim açýsýndan mümkün deðildir. (DİYANET)





+ Yorum Gönder