+ Yorum Gönder
Soru ve Cevaplar ve Misafir Soruları Kategorisinden Diyanetin islam ansiklopedisinden müftüoğlu ahmet hikmeti bulmam gerekiyor Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. Misafir

    Diyanetin islam ansiklopedisinden müftüoğlu ahmet hikmeti bulmam gerekiyor





    Sual: benim edebeiyattan bir dönev ödevim var.Diyanetin islam ansiklopedisinden müftüoğlu ahmet hikmeti bulmam gerekiyor. Bir sürü camiye baktım ama ansiklopedinin m harfi yok ancak 20-25 cilte kadar var. Nolur bana müftüoğlu ahmet hikmeti bulmamda yardım edin.... ?







  2. mumsema
    aydınlatmaya devam...

    --->: Diyanetin islam ansiklopedisinden müftüoğlu ahmet hikmeti bulmam gerekiyor


    Reklam



    Cevap: MÜFTÜOĞLU AHMED HİKMET


    (1870-1927)Edebiyatçı ve fikir adamı
    3 Haziran 1870'te İstanbul'da Süleyma-niye semtinde doğdu. Müftüler yetiştirmiş Morali bir aileden gelmektedir. Dedesi Tra-poliçe müftüsü Abdülhalim Efendi şiirlemeşgul olmuş, 1820 isyanında şehri isyan­cılara teslim etmek istemeyen ahaliye ön­derlik ettiği için isyancılar tarafından öldü­rülmüştür. Değişik vilâyet ve sancaklarda kapı kethüdâlığı yapan babası Yahya Se­zai Efendi basılmamış bir divançe sahibi­dir. Morali bir Halveti şeyhinin kızı olan an­nesinin soyu Niyâzî-i Mısrî'ye kadar ulaşır. Yedi yaşında iken babasını kaybettiği İçin ağabeyi Refik Bey'in himayesinde yetiş­ti. Rüşdiyeyi bitirdikten sonra Galatasaray Sultânîsi'ne yazdırıldı. Bu okuldan mezun olunca Hariciye Nezâreti Şehbenderlik Hiz­metleri Kalemİ'nde memuriyete başladı (29 Ağustos 1889). Marsilya başşehbender-liği kançıları olarak tayinine kadar (11 Ekim 1893) Matbûât-ı Dâhiliyye Kalemi memur­luğu ve Takvîm-i Vekâyi' İdaresi mütercim yardımcılığı görevlerini de yürüttü. 1893-1895 yıllarında Atina, Pire, Poti ve Kerç'te şehbender vekilliği ve şehbenderlik yaptı. Aralık 1895'te tayin edildiği Şehbenderlik Hizmetleri Kalemi sermüsevvidliği göre­viyle İstanbul'a döndü. Serhalifeliğe kadar yükseldiği bu görevi Ekim 1908'de sona erdi. Buradan Ticaret ve Nâfia Nezâreti Ticaret Müdürlüğü'ne, ardından Hariciye Nezâreti Umûr-ı Ticâriyye Şubesi Müdür­lüğü'ne nakledildi. Ayrıca Galatasaray Sul-tânîsi'nde imlâ, kıraat, Türkçe, kitabet ve edebiyat öğretmenliği yaptı (1898-1909). Aralan açık olduğu için Tevfik Fikret'in bu okula müdür olarak gelmesinden sonra oradan ayrılıp Darülfünun Edebiyat Fakül-tesi'nde hocalığa başladı. Burada edebiyat tarihi dersleri okuttu (1910-1912). Galata­saray Sultanîsi'ndeki öğrencileri arasında Ahmed Hâşim, Abdülhak Şinâsi (Hisar) ve Hamdullah Suphi de (Tanrıöver) bulunu­yordu. 1912 Eylülünde tayin edildiği Bu­dapeşte Başkonsolosluğunun Mütareke'-nin ilanıyla lağvedilmesi üzerine İstanbul'a döndü. İki yıl sonra, daha önce ısmarlan­mış olan savaş malzemeleriyle ilgili bir ko­misyonun başkanlığı göreviyle yurt dışına gitti. Budapeşte, Viyana ve Berlin'de iki yıl kadar kaldı. Dönüşünde son halife Ab-dülmecid Efendi'nin başmâbeyinciliğine getirildi (Kasım 1922) ve halifeliğin lağve­dilmesine kadar bu görevde kaldı (Mart İ924). 1926'da Ankara'da önce Hariciye Ve-kâleti'nin Konsolosluk Hizmetleri ve Tica­ret Umum Müdürlüğü'ne, ardından bu ve­kâletin müsteşarlığına tayin edildi. Sağlık problemleri sebebiyle Ankara'dan ayrıl­mak zorunda kalınca Anadolu-Bağdat demiryolları ile Elektrik Şirketi Yönetim Kurulu üyeliklerine getirildi. 19 Mayıs 1927'de vefat etti ve Maçka Şeyhler Me-zarlığı'nda defnedildi.
    Ahmed Hikmet Galatasaray Sultânîsi'n-de bazı çalışmalarını hocası Muallim Na­ci'nin eleştirisine sunmuş, ilk yazısı Sezâi-zâde Abdülhalim Hikmet imzasıyla Payi­dar gazetesinde yayımlanmış (1887), Nâ­mık Kemal'in ölümü üzerine bir mersiye yazmıştır. İlk neşredilen eseri Parmantiye yahut Patates adıyla çevirdiği bir fen ki­tabıdır (1890). Dördüncü sınıfta ödev ola­rak hazırladığı Leylâ yâhud Bir Mecnu­nun İntikamı adlı uzun hikâyesi de bası­lan ilk telif eseridir (1891). Fen alanındaki çevirileri dolayısıyla adı Servet-i Fünûn sayfalarında görünmeye başlamış, "Ro­man Fabrikası" adlı makalesiyle derginin ilk yazarlarından biri olmuştur (1893]. Aynı yıl Hazîne-i Fünûn dergisinde çevirileri ve yazıları çıkan Ahmed Hikmet, yurt dışın­dan döndüğü 1896'da Serveti Fünûn'-da bir araya gelen edebiyat topluluğuna (Edebiyât-i Cedîde) katılmıştır. Servet-i Fünûn'öa tercümeleri ve yazılan, özellik­le de hikayeleriyle dikkat çekmiştir. Sonra­dan Höristan ve Gülistan adlı kitabında bir araya getirdiği bu hikâyeler onun iki dönem halinde ele alınan yazarlığının dil ve duyarlılıkta Edebiyât-i Cedîde zevkine büyük oranda bağlı kaldığı birinci döne­mini temsil etmektedir. Bu devirde ferdî duyuş ve estetik kaygı ön plandadır. Dil­de Arapça ve Farsça kelime ve terkiplere açıktır. İkinci döneminde Türkçülüğü be­lirginlik kazansa da onda millî benliği oluş­turan psikolojinin kökleri yurt dışındaki ilk görev yıllarına kadar iner. Edebiyât-i Cedî­de devri Servet-i Fünûn'una Türklük ce­reyanının ilk işaretleri Mehmed Emin'Ie (Yurdakul) beraber Ahmed Hikmetle gel­miştir. Bu dönemde Servet-i Fünûn'da yayımlanan "Nakiye Hala", "Yeğenim" ve "İki Mektup" hikâyeleri onun millî ve içti­maî meselelere duyarlılığını göstermek­tedir.
    II. Meşrutiyetin ardından Türkçülük ce­reyanının en hararetli taraftarlarından biri olmuş, bu sırada kurulan Türk Derne-ği'nin üyeleri ve Türk Yurdu Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer almıştır. 1912'de Atina'da yapılan XVI. Milletlerarası Şarki­yatçılar Kongresi'ne Türk dili ve edebiya­tıyla ilgili fikirlerini Fransızca bir bildiri ile sunmuştur. Türk Ocağı'na üye olarak fa­aliyetlerini desteklemiştir. Macaristan'da bulunduğu sırada birçok konferans yanın­da milletlerarası kongrelere katılmış, Türk-Macar dostluğunun kuvvetlenmesine bü­yük katkılar sağlamıştır. Budapeşte'deki faaliyetleri içinde Türkçe öğretimi için dershanelerin açılması, Türkçe bazı oyun­ların sahnelenmesi, bir cami yaptırılması ve Gülbaba Türbesi'nin onarılması da bu­lunmaktadır.

    Eserleri.



    A) Telifleri.


    1. Leylâ yâhud Bir Mecnunun İntikam. [603]
    2. Hâristan ve Gülistan.[604] Hâristan adıyla da yayımlanan eserin [605] yeni harflerle iki baskısı bu­lunmaktadır. [606]
    3. Ka­dın Oyuncak Değildir. [607]
    4. Çağlayanlar.[608] Türkçülük anlayışına uygun olarak yazdığı hikâyeler­den meydana gelmektedir. Hikâye tekni­ği bakımından mükemmel sayılmasa da İçinde taşıdığı derin millî heyecan ve bu duyguların çerçevesini çizen fikirleriyle en fazla sevilen eseri olmuştur. 1940'tan baş­layarak yeni harflerle de yayımlanmış, Fet­hi Tevetoğlu'nun hazırladığı baskıya yaza­rın kitaplarına girmemiş bazı hikâyeleri dahil edilmiştir. [609]
    5. Gönül Hanım. Tasvîr-i Efkâr gazetesin­de tefrika edilen bu romanı [610] Fethi Tevetoğlu yeni harflerle yayımlamıştır. [611]
    6. Bigâne Durmayın Âşinânıza, Müftü­oğlu Ahmed Iiikmet'in Mektup, Şiir ve Günlükleri.[612]

    B) Tercümeleri.


    Antoine A. Parmentie, Parmantiye yahut Patates [613] Alexandre Dumas Fils, Bir Riyazi­nin Muaşakası yâhud Kâmil [614] Baronne de Staff, Tuvalet ve Letâfet-iÂzâ.[615]
    Müftüoğlu'nun ölümü üzerine Türk Yurdu [616] ve Gü­neş [617] dergilerinde onunla ilgili özel bölümlere yer verilmiştir. Ahmet Tetik, Ahmet Hikmet Müftüoğ­lu'nun Hayatı, Eserleri ve Fikirleri Öze­rine Bir Araştırma adıyla doktora tezi hazırlamıştır.[618]


    Bibliyografya :


    "Ahmet Hikmet Bey", Neosâl-i Millî, İstanbul 1330, s. 63-65; Fethi Tevetoğlu, Büyük Türkçü Ahmet Hikmet Müftüoğlu, İstanbul 1951; Hik­met Dİzdaroğlu, Müftüoğlu Ahmet Hikmet, İs­tanbul 1964; Bilge Erdiasun, "Ahmet Hikmet Müf­tüoğlu", Büyük Türk Klâsikleri, istanbul 1990, X, 76-79; a.mlf., "Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun Orhun Abideleriyle îlgüi Romanı: Gönül Ha­nım", Yeni Türk Edebiyatı Üzerine incelemeler, Ankara 1997, I, 380-390; Florinalı Nâzım, "'Hâ­ristan' ve 'Çağlayanlar'", Süs, sy. 21, İstanbul 1339, s. 4-6; Ercüment Ekrem [Talu], "Ahmed Hikmet'e Dâir", Güneş, sy. 11, İstanbul 1927; Fevziye Abdullah Tansel, "Ahmet Hikmet Müftü­oğlu: Hayatı ve Sanatı", TM, IX (1951), s. 1-34; Recep Duymaz, "Yeğenim Yahut Batıdan Gelen", Yönelişler, sy. 10, İstanbul 1982, s. 3Î-34; a.mlf., "Saflığın Bedeli", Yedilklim, sy. 56, İstanbul 1994, s. 9-11; Ramazan Kaplan, "Türk Romanı ve Dış Türkler: Gönül Hanım", MK, sy. 71 (1990), s. 50-51; Adnan Akgün, "Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre Edebiyatçılanmızın Hal Tercümeleri XV: Ahmet Hikmet Müftüoğlu", Yedi İklim, sy. 42, İstanbul 1993, s. 47-49; a.mlf.. "Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun Eserlerinin Kronolojik Listesi", Doğu Akdeniz Üniversitesi Fen Edebiyat Fa­kültesi Türk Dili ue Edebiyatı Bölümü Dergisi, sy. J,Gazimağusa 1998, s. 125-146; a.mlf.. "Ah­met Hikmet Müftüoğlu'nun Memuriyet Hayatı­na Dair Ek Bilgiler", ilmî Araştırmalar, sy. 7, İstanbul 1999, s. 285-312; a.mlf.. "Ahmet Hik­met Müftüoğlu'nun Edebiyat ve Dil Hakkındaki Görüşleri", TUBA, XXVII/1 (2003), s. 23-46; Ah­med Hamdi Tanpinar, "Ahmed Hikmet", t'A, I, 183-184; Mustafa Kutlu, "Ahmed Hikmet Müf-tüoglu", TDEA, I, 65-66; M. Kayahan Özgül, "Ah­med Hikmet Müftüoğlu", Türk Dünyası Edebi­yatçıları Ansiklopedisi, Ankara 2002, 1, 162-163.

+ Yorum Gönder