Konusunu Oylayın.: Diyanetin islam ansiklopedisinden müftüoğlu ahmet hikmeti bulmam gerekiyor

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Diyanetin islam ansiklopedisinden müftüoğlu ahmet hikmeti bulmam gerekiyor
  1. 06.Nisan.2010, 14:23
    1
    Misafir

    Diyanetin islam ansiklopedisinden müftüoğlu ahmet hikmeti bulmam gerekiyor






    Diyanetin islam ansiklopedisinden müftüoğlu ahmet hikmeti bulmam gerekiyor Mumsema benim edebeiyattan bir dönev ödevim var.Diyanetin islam ansiklopedisinden müftüoğlu ahmet hikmeti bulmam gerekiyor. Bir sürü camiye baktım ama ansiklopedinin m harfi yok ancak 20-25 cilte kadar var. Nolur bana müftüoğlu ahmet hikmeti bulmamda yardım edin....


  2. 06.Nisan.2010, 14:23
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    benim edebeiyattan bir dönev ödevim var.Diyanetin islam ansiklopedisinden müftüoğlu ahmet hikmeti bulmam gerekiyor. Bir sürü camiye baktım ama ansiklopedinin m harfi yok ancak 20-25 cilte kadar var. Nolur bana müftüoğlu ahmet hikmeti bulmamda yardım edin....


    Benzer Konular

    - Alevilik Kavramı (mezhebi) Türkiye Diyanet vakfı ansiklopedisinden

    - Hz. Ali ile ilgili islam ansiklopedisinden bilgiler

    - Cübbeli Ahmet hoca, eleştirdiği islam alimleri konusunda haklımıdır?

    - Esmai Husna (Türkiye Diyanet Vakfı Ansiklopedisinden)

    - Atasoy Müftüoğlu sözleri

  3. 06.Nisan.2010, 14:35
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,064
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: Diyanetin islam ansiklopedisinden müftüoğlu ahmet hikmeti bulmam gerekiyor




    MÜFTÜOĞLU AHMED HİKMET


    (1870-1927)Edebiyatçı ve fikir adamı
    3 Haziran 1870'te İstanbul'da Süleyma-niye semtinde doğdu. Müftüler yetiştirmiş Morali bir aileden gelmektedir. Dedesi Tra-poliçe müftüsü Abdülhalim Efendi şiirlemeşgul olmuş, 1820 isyanında şehri isyan­cılara teslim etmek istemeyen ahaliye ön­derlik ettiği için isyancılar tarafından öldü­rülmüştür. Değişik vilâyet ve sancaklarda kapı kethüdâlığı yapan babası Yahya Se­zai Efendi basılmamış bir divançe sahibi­dir. Morali bir Halveti şeyhinin kızı olan an­nesinin soyu Niyâzî-i Mısrî'ye kadar ulaşır. Yedi yaşında iken babasını kaybettiği İçin ağabeyi Refik Bey'in himayesinde yetiş­ti. Rüşdiyeyi bitirdikten sonra Galatasaray Sultânîsi'ne yazdırıldı. Bu okuldan mezun olunca Hariciye Nezâreti Şehbenderlik Hiz­metleri Kalemİ'nde memuriyete başladı (29 Ağustos 1889). Marsilya başşehbender-liği kançıları olarak tayinine kadar (11 Ekim 1893) Matbûât-ı Dâhiliyye Kalemi memur­luğu ve Takvîm-i Vekâyi' İdaresi mütercim yardımcılığı görevlerini de yürüttü. 1893-1895 yıllarında Atina, Pire, Poti ve Kerç'te şehbender vekilliği ve şehbenderlik yaptı. Aralık 1895'te tayin edildiği Şehbenderlik Hizmetleri Kalemi sermüsevvidliği göre­viyle İstanbul'a döndü. Serhalifeliğe kadar yükseldiği bu görevi Ekim 1908'de sona erdi. Buradan Ticaret ve Nâfia Nezâreti Ticaret Müdürlüğü'ne, ardından Hariciye Nezâreti Umûr-ı Ticâriyye Şubesi Müdür­lüğü'ne nakledildi. Ayrıca Galatasaray Sul-tânîsi'nde imlâ, kıraat, Türkçe, kitabet ve edebiyat öğretmenliği yaptı (1898-1909). Aralan açık olduğu için Tevfik Fikret'in bu okula müdür olarak gelmesinden sonra oradan ayrılıp Darülfünun Edebiyat Fakül-tesi'nde hocalığa başladı. Burada edebiyat tarihi dersleri okuttu (1910-1912). Galata­saray Sultanîsi'ndeki öğrencileri arasında Ahmed Hâşim, Abdülhak Şinâsi (Hisar) ve Hamdullah Suphi de (Tanrıöver) bulunu­yordu. 1912 Eylülünde tayin edildiği Bu­dapeşte Başkonsolosluğunun Mütareke'-nin ilanıyla lağvedilmesi üzerine İstanbul'a döndü. İki yıl sonra, daha önce ısmarlan­mış olan savaş malzemeleriyle ilgili bir ko­misyonun başkanlığı göreviyle yurt dışına gitti. Budapeşte, Viyana ve Berlin'de iki yıl kadar kaldı. Dönüşünde son halife Ab-dülmecid Efendi'nin başmâbeyinciliğine getirildi (Kasım 1922) ve halifeliğin lağve­dilmesine kadar bu görevde kaldı (Mart İ924). 1926'da Ankara'da önce Hariciye Ve-kâleti'nin Konsolosluk Hizmetleri ve Tica­ret Umum Müdürlüğü'ne, ardından bu ve­kâletin müsteşarlığına tayin edildi. Sağlık problemleri sebebiyle Ankara'dan ayrıl­mak zorunda kalınca Anadolu-Bağdat demiryolları ile Elektrik Şirketi Yönetim Kurulu üyeliklerine getirildi. 19 Mayıs 1927'de vefat etti ve Maçka Şeyhler Me-zarlığı'nda defnedildi.
    Ahmed Hikmet Galatasaray Sultânîsi'n-de bazı çalışmalarını hocası Muallim Na­ci'nin eleştirisine sunmuş, ilk yazısı Sezâi-zâde Abdülhalim Hikmet imzasıyla Payi­dar gazetesinde yayımlanmış (1887), Nâ­mık Kemal'in ölümü üzerine bir mersiye yazmıştır. İlk neşredilen eseri Parmantiye yahut Patates adıyla çevirdiği bir fen ki­tabıdır (1890). Dördüncü sınıfta ödev ola­rak hazırladığı Leylâ yâhud Bir Mecnu­nun İntikamı adlı uzun hikâyesi de bası­lan ilk telif eseridir (1891). Fen alanındaki çevirileri dolayısıyla adı Servet-i Fünûn sayfalarında görünmeye başlamış, "Ro­man Fabrikası" adlı makalesiyle derginin ilk yazarlarından biri olmuştur (1893]. Aynı yıl Hazîne-i Fünûn dergisinde çevirileri ve yazıları çıkan Ahmed Hikmet, yurt dışın­dan döndüğü 1896'da Serveti Fünûn'-da bir araya gelen edebiyat topluluğuna (Edebiyât-i Cedîde) katılmıştır. Servet-i Fünûn'öa tercümeleri ve yazılan, özellik­le de hikayeleriyle dikkat çekmiştir. Sonra­dan Höristan ve Gülistan adlı kitabında bir araya getirdiği bu hikâyeler onun iki dönem halinde ele alınan yazarlığının dil ve duyarlılıkta Edebiyât-i Cedîde zevkine büyük oranda bağlı kaldığı birinci döne­mini temsil etmektedir. Bu devirde ferdî duyuş ve estetik kaygı ön plandadır. Dil­de Arapça ve Farsça kelime ve terkiplere açıktır. İkinci döneminde Türkçülüğü be­lirginlik kazansa da onda millî benliği oluş­turan psikolojinin kökleri yurt dışındaki ilk görev yıllarına kadar iner. Edebiyât-i Cedî­de devri Servet-i Fünûn'una Türklük ce­reyanının ilk işaretleri Mehmed Emin'Ie (Yurdakul) beraber Ahmed Hikmetle gel­miştir. Bu dönemde Servet-i Fünûn'da yayımlanan "Nakiye Hala", "Yeğenim" ve "İki Mektup" hikâyeleri onun millî ve içti­maî meselelere duyarlılığını göstermek­tedir.
    II. Meşrutiyetin ardından Türkçülük ce­reyanının en hararetli taraftarlarından biri olmuş, bu sırada kurulan Türk Derne-ği'nin üyeleri ve Türk Yurdu Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer almıştır. 1912'de Atina'da yapılan XVI. Milletlerarası Şarki­yatçılar Kongresi'ne Türk dili ve edebiya­tıyla ilgili fikirlerini Fransızca bir bildiri ile sunmuştur. Türk Ocağı'na üye olarak fa­aliyetlerini desteklemiştir. Macaristan'da bulunduğu sırada birçok konferans yanın­da milletlerarası kongrelere katılmış, Türk-Macar dostluğunun kuvvetlenmesine bü­yük katkılar sağlamıştır. Budapeşte'deki faaliyetleri içinde Türkçe öğretimi için dershanelerin açılması, Türkçe bazı oyun­ların sahnelenmesi, bir cami yaptırılması ve Gülbaba Türbesi'nin onarılması da bu­lunmaktadır.

    Eserleri.



    A) Telifleri.


    1. Leylâ yâhud Bir Mecnunun İntikam. [603]
    2. Hâristan ve Gülistan.[604] Hâristan adıyla da yayımlanan eserin [605] yeni harflerle iki baskısı bu­lunmaktadır. [606]
    3. Ka­dın Oyuncak Değildir. [607]
    4. Çağlayanlar.[608] Türkçülük anlayışına uygun olarak yazdığı hikâyeler­den meydana gelmektedir. Hikâye tekni­ği bakımından mükemmel sayılmasa da İçinde taşıdığı derin millî heyecan ve bu duyguların çerçevesini çizen fikirleriyle en fazla sevilen eseri olmuştur. 1940'tan baş­layarak yeni harflerle de yayımlanmış, Fet­hi Tevetoğlu'nun hazırladığı baskıya yaza­rın kitaplarına girmemiş bazı hikâyeleri dahil edilmiştir. [609]
    5. Gönül Hanım. Tasvîr-i Efkâr gazetesin­de tefrika edilen bu romanı [610] Fethi Tevetoğlu yeni harflerle yayımlamıştır. [611]
    6. Bigâne Durmayın Âşinânıza, Müftü­oğlu Ahmed Iiikmet'in Mektup, Şiir ve Günlükleri.[612]

    B) Tercümeleri.


    Antoine A. Parmentie, Parmantiye yahut Patates [613] Alexandre Dumas Fils, Bir Riyazi­nin Muaşakası yâhud Kâmil [614] Baronne de Staff, Tuvalet ve Letâfet-iÂzâ.[615]
    Müftüoğlu'nun ölümü üzerine Türk Yurdu [616] ve Gü­neş [617] dergilerinde onunla ilgili özel bölümlere yer verilmiştir. Ahmet Tetik, Ahmet Hikmet Müftüoğ­lu'nun Hayatı, Eserleri ve Fikirleri Öze­rine Bir Araştırma adıyla doktora tezi hazırlamıştır.[618]


    Bibliyografya :


    "Ahmet Hikmet Bey", Neosâl-i Millî, İstanbul 1330, s. 63-65; Fethi Tevetoğlu, Büyük Türkçü Ahmet Hikmet Müftüoğlu, İstanbul 1951; Hik­met Dİzdaroğlu, Müftüoğlu Ahmet Hikmet, İs­tanbul 1964; Bilge Erdiasun, "Ahmet Hikmet Müf­tüoğlu", Büyük Türk Klâsikleri, istanbul 1990, X, 76-79; a.mlf., "Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun Orhun Abideleriyle îlgüi Romanı: Gönül Ha­nım", Yeni Türk Edebiyatı Üzerine incelemeler, Ankara 1997, I, 380-390; Florinalı Nâzım, "'Hâ­ristan' ve 'Çağlayanlar'", Süs, sy. 21, İstanbul 1339, s. 4-6; Ercüment Ekrem [Talu], "Ahmed Hikmet'e Dâir", Güneş, sy. 11, İstanbul 1927; Fevziye Abdullah Tansel, "Ahmet Hikmet Müftü­oğlu: Hayatı ve Sanatı", TM, IX (1951), s. 1-34; Recep Duymaz, "Yeğenim Yahut Batıdan Gelen", Yönelişler, sy. 10, İstanbul 1982, s. 3Î-34; a.mlf., "Saflığın Bedeli", Yedilklim, sy. 56, İstanbul 1994, s. 9-11; Ramazan Kaplan, "Türk Romanı ve Dış Türkler: Gönül Hanım", MK, sy. 71 (1990), s. 50-51; Adnan Akgün, "Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre Edebiyatçılanmızın Hal Tercümeleri XV: Ahmet Hikmet Müftüoğlu", Yedi İklim, sy. 42, İstanbul 1993, s. 47-49; a.mlf.. "Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun Eserlerinin Kronolojik Listesi", Doğu Akdeniz Üniversitesi Fen Edebiyat Fa­kültesi Türk Dili ue Edebiyatı Bölümü Dergisi, sy. J,Gazimağusa 1998, s. 125-146; a.mlf.. "Ah­met Hikmet Müftüoğlu'nun Memuriyet Hayatı­na Dair Ek Bilgiler", ilmî Araştırmalar, sy. 7, İstanbul 1999, s. 285-312; a.mlf.. "Ahmet Hik­met Müftüoğlu'nun Edebiyat ve Dil Hakkındaki Görüşleri", TUBA, XXVII/1 (2003), s. 23-46; Ah­med Hamdi Tanpinar, "Ahmed Hikmet", t'A, I, 183-184; Mustafa Kutlu, "Ahmed Hikmet Müf-tüoglu", TDEA, I, 65-66; M. Kayahan Özgül, "Ah­med Hikmet Müftüoğlu", Türk Dünyası Edebi­yatçıları Ansiklopedisi, Ankara 2002, 1, 162-163.


  4. 06.Nisan.2010, 14:35
    2
    Administrator



    MÜFTÜOĞLU AHMED HİKMET


    (1870-1927)Edebiyatçı ve fikir adamı
    3 Haziran 1870'te İstanbul'da Süleyma-niye semtinde doğdu. Müftüler yetiştirmiş Morali bir aileden gelmektedir. Dedesi Tra-poliçe müftüsü Abdülhalim Efendi şiirlemeşgul olmuş, 1820 isyanında şehri isyan­cılara teslim etmek istemeyen ahaliye ön­derlik ettiği için isyancılar tarafından öldü­rülmüştür. Değişik vilâyet ve sancaklarda kapı kethüdâlığı yapan babası Yahya Se­zai Efendi basılmamış bir divançe sahibi­dir. Morali bir Halveti şeyhinin kızı olan an­nesinin soyu Niyâzî-i Mısrî'ye kadar ulaşır. Yedi yaşında iken babasını kaybettiği İçin ağabeyi Refik Bey'in himayesinde yetiş­ti. Rüşdiyeyi bitirdikten sonra Galatasaray Sultânîsi'ne yazdırıldı. Bu okuldan mezun olunca Hariciye Nezâreti Şehbenderlik Hiz­metleri Kalemİ'nde memuriyete başladı (29 Ağustos 1889). Marsilya başşehbender-liği kançıları olarak tayinine kadar (11 Ekim 1893) Matbûât-ı Dâhiliyye Kalemi memur­luğu ve Takvîm-i Vekâyi' İdaresi mütercim yardımcılığı görevlerini de yürüttü. 1893-1895 yıllarında Atina, Pire, Poti ve Kerç'te şehbender vekilliği ve şehbenderlik yaptı. Aralık 1895'te tayin edildiği Şehbenderlik Hizmetleri Kalemi sermüsevvidliği göre­viyle İstanbul'a döndü. Serhalifeliğe kadar yükseldiği bu görevi Ekim 1908'de sona erdi. Buradan Ticaret ve Nâfia Nezâreti Ticaret Müdürlüğü'ne, ardından Hariciye Nezâreti Umûr-ı Ticâriyye Şubesi Müdür­lüğü'ne nakledildi. Ayrıca Galatasaray Sul-tânîsi'nde imlâ, kıraat, Türkçe, kitabet ve edebiyat öğretmenliği yaptı (1898-1909). Aralan açık olduğu için Tevfik Fikret'in bu okula müdür olarak gelmesinden sonra oradan ayrılıp Darülfünun Edebiyat Fakül-tesi'nde hocalığa başladı. Burada edebiyat tarihi dersleri okuttu (1910-1912). Galata­saray Sultanîsi'ndeki öğrencileri arasında Ahmed Hâşim, Abdülhak Şinâsi (Hisar) ve Hamdullah Suphi de (Tanrıöver) bulunu­yordu. 1912 Eylülünde tayin edildiği Bu­dapeşte Başkonsolosluğunun Mütareke'-nin ilanıyla lağvedilmesi üzerine İstanbul'a döndü. İki yıl sonra, daha önce ısmarlan­mış olan savaş malzemeleriyle ilgili bir ko­misyonun başkanlığı göreviyle yurt dışına gitti. Budapeşte, Viyana ve Berlin'de iki yıl kadar kaldı. Dönüşünde son halife Ab-dülmecid Efendi'nin başmâbeyinciliğine getirildi (Kasım 1922) ve halifeliğin lağve­dilmesine kadar bu görevde kaldı (Mart İ924). 1926'da Ankara'da önce Hariciye Ve-kâleti'nin Konsolosluk Hizmetleri ve Tica­ret Umum Müdürlüğü'ne, ardından bu ve­kâletin müsteşarlığına tayin edildi. Sağlık problemleri sebebiyle Ankara'dan ayrıl­mak zorunda kalınca Anadolu-Bağdat demiryolları ile Elektrik Şirketi Yönetim Kurulu üyeliklerine getirildi. 19 Mayıs 1927'de vefat etti ve Maçka Şeyhler Me-zarlığı'nda defnedildi.
    Ahmed Hikmet Galatasaray Sultânîsi'n-de bazı çalışmalarını hocası Muallim Na­ci'nin eleştirisine sunmuş, ilk yazısı Sezâi-zâde Abdülhalim Hikmet imzasıyla Payi­dar gazetesinde yayımlanmış (1887), Nâ­mık Kemal'in ölümü üzerine bir mersiye yazmıştır. İlk neşredilen eseri Parmantiye yahut Patates adıyla çevirdiği bir fen ki­tabıdır (1890). Dördüncü sınıfta ödev ola­rak hazırladığı Leylâ yâhud Bir Mecnu­nun İntikamı adlı uzun hikâyesi de bası­lan ilk telif eseridir (1891). Fen alanındaki çevirileri dolayısıyla adı Servet-i Fünûn sayfalarında görünmeye başlamış, "Ro­man Fabrikası" adlı makalesiyle derginin ilk yazarlarından biri olmuştur (1893]. Aynı yıl Hazîne-i Fünûn dergisinde çevirileri ve yazıları çıkan Ahmed Hikmet, yurt dışın­dan döndüğü 1896'da Serveti Fünûn'-da bir araya gelen edebiyat topluluğuna (Edebiyât-i Cedîde) katılmıştır. Servet-i Fünûn'öa tercümeleri ve yazılan, özellik­le de hikayeleriyle dikkat çekmiştir. Sonra­dan Höristan ve Gülistan adlı kitabında bir araya getirdiği bu hikâyeler onun iki dönem halinde ele alınan yazarlığının dil ve duyarlılıkta Edebiyât-i Cedîde zevkine büyük oranda bağlı kaldığı birinci döne­mini temsil etmektedir. Bu devirde ferdî duyuş ve estetik kaygı ön plandadır. Dil­de Arapça ve Farsça kelime ve terkiplere açıktır. İkinci döneminde Türkçülüğü be­lirginlik kazansa da onda millî benliği oluş­turan psikolojinin kökleri yurt dışındaki ilk görev yıllarına kadar iner. Edebiyât-i Cedî­de devri Servet-i Fünûn'una Türklük ce­reyanının ilk işaretleri Mehmed Emin'Ie (Yurdakul) beraber Ahmed Hikmetle gel­miştir. Bu dönemde Servet-i Fünûn'da yayımlanan "Nakiye Hala", "Yeğenim" ve "İki Mektup" hikâyeleri onun millî ve içti­maî meselelere duyarlılığını göstermek­tedir.
    II. Meşrutiyetin ardından Türkçülük ce­reyanının en hararetli taraftarlarından biri olmuş, bu sırada kurulan Türk Derne-ği'nin üyeleri ve Türk Yurdu Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer almıştır. 1912'de Atina'da yapılan XVI. Milletlerarası Şarki­yatçılar Kongresi'ne Türk dili ve edebiya­tıyla ilgili fikirlerini Fransızca bir bildiri ile sunmuştur. Türk Ocağı'na üye olarak fa­aliyetlerini desteklemiştir. Macaristan'da bulunduğu sırada birçok konferans yanın­da milletlerarası kongrelere katılmış, Türk-Macar dostluğunun kuvvetlenmesine bü­yük katkılar sağlamıştır. Budapeşte'deki faaliyetleri içinde Türkçe öğretimi için dershanelerin açılması, Türkçe bazı oyun­ların sahnelenmesi, bir cami yaptırılması ve Gülbaba Türbesi'nin onarılması da bu­lunmaktadır.

    Eserleri.



    A) Telifleri.


    1. Leylâ yâhud Bir Mecnunun İntikam. [603]
    2. Hâristan ve Gülistan.[604] Hâristan adıyla da yayımlanan eserin [605] yeni harflerle iki baskısı bu­lunmaktadır. [606]
    3. Ka­dın Oyuncak Değildir. [607]
    4. Çağlayanlar.[608] Türkçülük anlayışına uygun olarak yazdığı hikâyeler­den meydana gelmektedir. Hikâye tekni­ği bakımından mükemmel sayılmasa da İçinde taşıdığı derin millî heyecan ve bu duyguların çerçevesini çizen fikirleriyle en fazla sevilen eseri olmuştur. 1940'tan baş­layarak yeni harflerle de yayımlanmış, Fet­hi Tevetoğlu'nun hazırladığı baskıya yaza­rın kitaplarına girmemiş bazı hikâyeleri dahil edilmiştir. [609]
    5. Gönül Hanım. Tasvîr-i Efkâr gazetesin­de tefrika edilen bu romanı [610] Fethi Tevetoğlu yeni harflerle yayımlamıştır. [611]
    6. Bigâne Durmayın Âşinânıza, Müftü­oğlu Ahmed Iiikmet'in Mektup, Şiir ve Günlükleri.[612]

    B) Tercümeleri.


    Antoine A. Parmentie, Parmantiye yahut Patates [613] Alexandre Dumas Fils, Bir Riyazi­nin Muaşakası yâhud Kâmil [614] Baronne de Staff, Tuvalet ve Letâfet-iÂzâ.[615]
    Müftüoğlu'nun ölümü üzerine Türk Yurdu [616] ve Gü­neş [617] dergilerinde onunla ilgili özel bölümlere yer verilmiştir. Ahmet Tetik, Ahmet Hikmet Müftüoğ­lu'nun Hayatı, Eserleri ve Fikirleri Öze­rine Bir Araştırma adıyla doktora tezi hazırlamıştır.[618]


    Bibliyografya :


    "Ahmet Hikmet Bey", Neosâl-i Millî, İstanbul 1330, s. 63-65; Fethi Tevetoğlu, Büyük Türkçü Ahmet Hikmet Müftüoğlu, İstanbul 1951; Hik­met Dİzdaroğlu, Müftüoğlu Ahmet Hikmet, İs­tanbul 1964; Bilge Erdiasun, "Ahmet Hikmet Müf­tüoğlu", Büyük Türk Klâsikleri, istanbul 1990, X, 76-79; a.mlf., "Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun Orhun Abideleriyle îlgüi Romanı: Gönül Ha­nım", Yeni Türk Edebiyatı Üzerine incelemeler, Ankara 1997, I, 380-390; Florinalı Nâzım, "'Hâ­ristan' ve 'Çağlayanlar'", Süs, sy. 21, İstanbul 1339, s. 4-6; Ercüment Ekrem [Talu], "Ahmed Hikmet'e Dâir", Güneş, sy. 11, İstanbul 1927; Fevziye Abdullah Tansel, "Ahmet Hikmet Müftü­oğlu: Hayatı ve Sanatı", TM, IX (1951), s. 1-34; Recep Duymaz, "Yeğenim Yahut Batıdan Gelen", Yönelişler, sy. 10, İstanbul 1982, s. 3Î-34; a.mlf., "Saflığın Bedeli", Yedilklim, sy. 56, İstanbul 1994, s. 9-11; Ramazan Kaplan, "Türk Romanı ve Dış Türkler: Gönül Hanım", MK, sy. 71 (1990), s. 50-51; Adnan Akgün, "Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre Edebiyatçılanmızın Hal Tercümeleri XV: Ahmet Hikmet Müftüoğlu", Yedi İklim, sy. 42, İstanbul 1993, s. 47-49; a.mlf.. "Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun Eserlerinin Kronolojik Listesi", Doğu Akdeniz Üniversitesi Fen Edebiyat Fa­kültesi Türk Dili ue Edebiyatı Bölümü Dergisi, sy. J,Gazimağusa 1998, s. 125-146; a.mlf.. "Ah­met Hikmet Müftüoğlu'nun Memuriyet Hayatı­na Dair Ek Bilgiler", ilmî Araştırmalar, sy. 7, İstanbul 1999, s. 285-312; a.mlf.. "Ahmet Hik­met Müftüoğlu'nun Edebiyat ve Dil Hakkındaki Görüşleri", TUBA, XXVII/1 (2003), s. 23-46; Ah­med Hamdi Tanpinar, "Ahmed Hikmet", t'A, I, 183-184; Mustafa Kutlu, "Ahmed Hikmet Müf-tüoglu", TDEA, I, 65-66; M. Kayahan Özgül, "Ah­med Hikmet Müftüoğlu", Türk Dünyası Edebi­yatçıları Ansiklopedisi, Ankara 2002, 1, 162-163.





+ Yorum Gönder