Konusunu Oylayın.: Batıl isteyerek haktan ayrıldım boynuz umdum kulaktan ayrıldım

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Batıl isteyerek haktan ayrıldım boynuz umdum kulaktan ayrıldım
  1. 22.Mart.2010, 21:08
    1
    Misafir

    Batıl isteyerek haktan ayrıldım boynuz umdum kulaktan ayrıldım






    Batıl isteyerek haktan ayrıldım boynuz umdum kulaktan ayrıldım Mumsema batıl isteyerek haktan ayrıldım boynuz umdum kulaktan ayrıldım


  2. 24.Mart.2010, 20:33
    2
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,863
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    --->: batıl isteyerek haktan ayrıldım boynuz umdum kulaktan ayrıldım




    NUBİŞTEN FERHÂD SÛRET-İ
    ŞİRİN-RA BER-SENG


    Turup Ferhâd yirinden ferah-nâk
    Kuşandı mest-i şeydâ cüşt ü çâlâk

    Pes itdiler bir ulu taga irşâd
    Ki kûh-ı Bisütûn dinür ana ad

    Anunçün kim kamu seng idi hâre
    Katı buhl ehli gönli bigi kara

    Bu da’vâ-gâhdan âşüfte Ferhâd
    Yügürdi ol taga-dek şöyle kim bâd

    Çü taş işini itmiş idi pîşe
    Eline aldı evvel tîg ü tîşe

    Kaya şeklinde kıldı nakş ü tasir
    Ki nakkaş idemez kâğıda tahrir

    Temâsil itdi dürlü işret-engiz
    Hemân Gülgûn u Şîrîn Şâh u Şebdîz

    Yazar şîşeyle taşa şekl-i Şîrîn
    Niteki Erjeng nakşın Mânî-i Çîn

    Şu resme kim kimesne görse nâ-gâh
    Kalurdı ol nakşa hayrân eyleyûp âh

    Rivayetdür ki bir yiğit safâdan
    Olur ol sûrete âşık havâdan

    Nice yıl kaldı karşusına hayrân
    Ki bir kuyruk bulundu sonra dermân

    Eritdi yüreği yağın anası
    Ki kuyruk oldu ol derdün devâsı

    Ecep mi derde dermân olsa kuyruk
    Ki şimdi kuyruk ile oldı buyruk

    Bu kuyrukla cihân rûbâhı bâzî
    Nice bin gürg ü şîre virdi bâzî

    Sakın kuyruhdan erzân oldısa narh
    Ki tograr eridür bu tâbe-i çarh


    HAR-NÂME’NİN TÜRKÇESİ

    Zayıf bir eşek vardı
    Yük çekmekten anası ağlardı

    Bazen odun çeker, bazen su taşırdı
    Gece gündüz sıkıntılıydı

    O kadar ağır yükler taşıdı ki
    Yaralardan tüyü kalmadı

    Eti ve derisi de kalmadı
    Teri yükler altında kan gibi akıyordu

    Onu görenler
    Sanki bir iskelet gidiyor diyordu

    Dudağı sarkmış, çenesi düşmüştü
    Arkasına sinek konsa yoruluyordu

    Gözü bir avuç saman görünceye dek
    Teni kıyım kıyım doğranırdı

    Kargaların derneğini dinler
    Sineğin gezip dolaşmasını izlerdi

    Sırtında palan alınsa
    Geri kalan sanki bir köpekti

    Bir gün sahibi onu himaye eder gözetir
    Ona iyilik eder

    Sırtından palanını alır ve otlamaya salar
    Eşek otlayarak ilerler

    Otlakta yürüyen öküzleri görür
    Gözleri ateşli, göğüsleri gergin ve dolgun

    Otlağı sömürüp yerlerdi
    Ki kıllarını çekince kanları damlardı

    Bazılarının boynuzları ay gibi
    Kimisinin de halka halka yay gibi

    Böğürdüler mi dağlar
    Çın çın öterdi

    Miskin eşek gezip dolaşırken
    Sığırları görünce şaştı kaldı

    İçleri rahat yürüyorlar
    Bazen de dinleniyorlardı

    Ne yular dertleri vardı ne palan üzüntüsü
    Ne de yük altında hasta ve şikayetçiydiler

    Eşek bu hali garip buldu çok şaşırdı
    Kendi durumunu gözünün önüne getirdi

    Dedi ki "Biz bunlarla aynı yaratılışdayız
    Elde ayakta şekilde aynıyız

    Bunların başına taç giydirilmesi neden
    Bize bu ihtiyaç ve yoksulluk neden

    Gerçi bizi arpa özlemi ok ve yay haline getirdi
    Bunların boynuzunu kim ay etti

    Dedi ki "Eşeklerin en akıllısı falancadan
    Başkası bu müşkilimi halledemez

    Gerçekten de kavrayışlı bir eşek vardı
    Hem üst sınıfta hem zekiydi

    Yük altında yağları eritip
    Çok çağlar görmüş geçirmişti

    Nuh’un gemisine girerken
    Şeytana kuyruğuyla yol vermişti

    Üzeyr’in eşeği öldükten sonra dirilirken
    Yatağını ben serdiydim dermiş

    Sesi güzeldir, ustadır diye
    Mesih’in eşeği ona hürmet edermiş

    Kulağından kurtlar korkar
    Çomağından arslan ürkerdi

    Bizim miskin eşek o ulu eşeğin yanına vardı
    Yüz sürdü dedi ki ey yüce kişi

    Sen eşekler içinde en olgun eşeksin
    Akıllısın şeyhsin ehilsin, fazılsın

    Senin bulacağın çözümlerle kötülük ortadan kalkarsa
    Deccal eşeğine sağır, kör diyecekler

    Sen müminlere yol gösterici menzillerine götürücüsün
    Tanrı yolunu tutmuş kişilerin eşeği olma şerefine erdin

    Soyun sopun hatiplere konu oldu
    Ediblere de nefesin hoş gelir

    Kuşku yok sen eşeksin bilgesin büyüksün
    Benim bir sorun var kerem eyle bunu hallet

    Bugün otlakta öküzler gördüm
    Göğüslerini gererek yürüyorlardı

    Her biri semiz ve kuvvetli
    İçleri dışları yağlı etli

    Bize nedenini açıkla. Şu sultanlık tacı
    Niçin bunlara layık görüldü

    Gökyüzünde bizim yıldızımız yok mu
    Yeryüzünde boynuzumuz olmadı

    Eşek nasıl sığırdan aşağı olur
    Çünkü insanlar şu örneği veriyor

    Eşek hakir ve anlayışsız olsa da
    Yük taşıdığı için azizdir

    Madem yük taşımakta biz onlardan üstünüz
    Peki neden biz boynuza layık olmadık

    Pir eşek dedi ki
    Ey bela bağına tutsak olmuş eşek

    Bu işin aslını astarını dinle
    Aklında noksanlık yoksa nedenini anla

    Yaratan Allah öküzü yaratınca
    Öküzleri rızk nedeni kıldı

    Öküzler gece gündüz buğday işler
    Buğday otlar buğday dişlerler

    Aziz buğdaya bu öküzler besep olduğu için
    Allah bunlara o yüceliği verdi

    Devlet tacı başlarına kondu
    İçleri ve dışları yağ ile et ile doldu

    Bizim büyük işimiz odundur
    İçimize ateş koyan o değersiz nesnedir

    Gerçek buyruksa
    Boynuz bir yana kulak ve kuyruk bile bize çoktur

    Cılız, hasta, dertli eşek
    Pir eşeğin yanından dertleri artmış olarak ayrıldı

    Kendi kendine bu işin aslı kolaylaştı dedi
    Çünkü kitaptaki bölüm açıklandı

    Gideyim ben de buğday işleyeyim
    O işte yazlayıp kışlayayım

    Daha ne kadar odunla dayak yiyeceğim
    Oküzler gibi buğdayla uğraşıp yücelikler bulayım

    Giderken yeşermiş bir ekin tarlası gördü
    Sanki o ekine kin tutardı

    Aşkla tarlaya gidip işlemeye başladı
    Bazen ayağıyla çiğniyor bazen dişiyle yiyordu

    Yeşermiş arpayı gören aç eşek
    Can derdine ilaç buldu

    Arpayı istekle kavradığı her keresinde
    Toprağını da eşek yüküyle götürdü

    Ekini öylesine iştahla yedi ki tarla çıplak kaldı
    Görenler ne acayip ekilmemiş tarla derdi

    Yiye yiye karnı doydu müziğe başladı
    Yere yattı yuvarlandı ağnandı

    Söyleyip çağırmaya
    Ağır yüklerini anarak anırmaya başladı

    Bir nüktedan kişi demiş ki
    Nimetler ezgisiz olunca gam olur

    Sonra içindeki neşesi taşınca
    Nevva-yı uşşak makamını tutturdu

    Gitgide sesini yükseltti
    Muhayyer makamda anırmayı sürdürdü

    Cihanın yüz karası sesini öyle yükseltti ki
    Nağme düzmek bir yana ahengi bozdu

    Eşek seslerin en çirkinini çıkarınca
    Ekinli tarlanın sahibi sesini duydu

    Eline sopayı aldığı gibi yola çıktı
    Tarlasının halini görünce inledi

    Gördü ki tarla ekinden temizlenmiş
    Yeşil tarla kara toprak olmuş

    Küfretmekle yüreği soğumadı
    Eşeği döverek kendisini yatıştıramadı

    Bıçağını çekip başka yerlerini bıraktı
    Ama eşeğin kulağını ve kuyruğunu kesti

    Eşek gözyaşı içinde kan dökerek
    Canı acıyarak kaçmaya başladı

    Yolda aniden karşısına pir eşek çıktı
    Ne olduğunu sordu,eşek feryat figan

    Yalvarıp inleyerek dedi ki ey pir
    Koca tilki gibi kurnaz ve hilekar eşek

    Batıl isteyerek haktan ayrıldım
    Boynuz umdum kulaktan ayrıldım

    Gam yükünü çeken ve tasa balçığına
    Şaşkın sersem bir halde saplanan o topal eşek benim

    Ne ağır yükü kaldıracak halim var
    Ne de taşımama biraz yardım eden var

    Arpaya muhtaç yoksul bir eşekken
    Başıma taç konmasını beklerdim

    Helalinden rızk isterken
    Bütün servetimi haramilere kaptırdım

    Eğer o domuzlar için buyruk çıkmazsa
    Ah, gitti bizim kulak ile kuyruğumuz

    Padişahın hükmüne
    Felek kuldur köledir

    Bir iki baldırı çıplak da kim oluyor ki
    Padişahın nişanlı buyruğunun tersine hareket edebilsin

    Padişahın öfkesi ki eğer
    Felek başkaldırsa onu bile yerle bir eder

    Benim inleme ve feryatlarım göklere çıktı
    Adalet ey adil padişah adalet

    Şeyhi, inilti ve ahını fazla uzatma
    Senin şahlar şahı büyük padişahın nüktedandır, bilir

    Onun lütuf ve ihsanının artmasını istersen
    Devlet için dua etmekte kusur eyleme

    Varsın bu uygunsuz, ters işler yapan zaman
    Cahile naz, ehil olanlara da niyaz verirse de

    Fesat dünya her ne kadar
    Bilgiliyi dışarda tutup cahili has dostlar arasına soksa da

    O padişahın işi izzet ve naz etmek
    Düşmanın işi de gam çekmek ve yalvarmak olsun


  3. 24.Mart.2010, 20:33
    2
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥



    NUBİŞTEN FERHÂD SÛRET-İ
    ŞİRİN-RA BER-SENG


    Turup Ferhâd yirinden ferah-nâk
    Kuşandı mest-i şeydâ cüşt ü çâlâk

    Pes itdiler bir ulu taga irşâd
    Ki kûh-ı Bisütûn dinür ana ad

    Anunçün kim kamu seng idi hâre
    Katı buhl ehli gönli bigi kara

    Bu da’vâ-gâhdan âşüfte Ferhâd
    Yügürdi ol taga-dek şöyle kim bâd

    Çü taş işini itmiş idi pîşe
    Eline aldı evvel tîg ü tîşe

    Kaya şeklinde kıldı nakş ü tasir
    Ki nakkaş idemez kâğıda tahrir

    Temâsil itdi dürlü işret-engiz
    Hemân Gülgûn u Şîrîn Şâh u Şebdîz

    Yazar şîşeyle taşa şekl-i Şîrîn
    Niteki Erjeng nakşın Mânî-i Çîn

    Şu resme kim kimesne görse nâ-gâh
    Kalurdı ol nakşa hayrân eyleyûp âh

    Rivayetdür ki bir yiğit safâdan
    Olur ol sûrete âşık havâdan

    Nice yıl kaldı karşusına hayrân
    Ki bir kuyruk bulundu sonra dermân

    Eritdi yüreği yağın anası
    Ki kuyruk oldu ol derdün devâsı

    Ecep mi derde dermân olsa kuyruk
    Ki şimdi kuyruk ile oldı buyruk

    Bu kuyrukla cihân rûbâhı bâzî
    Nice bin gürg ü şîre virdi bâzî

    Sakın kuyruhdan erzân oldısa narh
    Ki tograr eridür bu tâbe-i çarh


    HAR-NÂME’NİN TÜRKÇESİ

    Zayıf bir eşek vardı
    Yük çekmekten anası ağlardı

    Bazen odun çeker, bazen su taşırdı
    Gece gündüz sıkıntılıydı

    O kadar ağır yükler taşıdı ki
    Yaralardan tüyü kalmadı

    Eti ve derisi de kalmadı
    Teri yükler altında kan gibi akıyordu

    Onu görenler
    Sanki bir iskelet gidiyor diyordu

    Dudağı sarkmış, çenesi düşmüştü
    Arkasına sinek konsa yoruluyordu

    Gözü bir avuç saman görünceye dek
    Teni kıyım kıyım doğranırdı

    Kargaların derneğini dinler
    Sineğin gezip dolaşmasını izlerdi

    Sırtında palan alınsa
    Geri kalan sanki bir köpekti

    Bir gün sahibi onu himaye eder gözetir
    Ona iyilik eder

    Sırtından palanını alır ve otlamaya salar
    Eşek otlayarak ilerler

    Otlakta yürüyen öküzleri görür
    Gözleri ateşli, göğüsleri gergin ve dolgun

    Otlağı sömürüp yerlerdi
    Ki kıllarını çekince kanları damlardı

    Bazılarının boynuzları ay gibi
    Kimisinin de halka halka yay gibi

    Böğürdüler mi dağlar
    Çın çın öterdi

    Miskin eşek gezip dolaşırken
    Sığırları görünce şaştı kaldı

    İçleri rahat yürüyorlar
    Bazen de dinleniyorlardı

    Ne yular dertleri vardı ne palan üzüntüsü
    Ne de yük altında hasta ve şikayetçiydiler

    Eşek bu hali garip buldu çok şaşırdı
    Kendi durumunu gözünün önüne getirdi

    Dedi ki "Biz bunlarla aynı yaratılışdayız
    Elde ayakta şekilde aynıyız

    Bunların başına taç giydirilmesi neden
    Bize bu ihtiyaç ve yoksulluk neden

    Gerçi bizi arpa özlemi ok ve yay haline getirdi
    Bunların boynuzunu kim ay etti

    Dedi ki "Eşeklerin en akıllısı falancadan
    Başkası bu müşkilimi halledemez

    Gerçekten de kavrayışlı bir eşek vardı
    Hem üst sınıfta hem zekiydi

    Yük altında yağları eritip
    Çok çağlar görmüş geçirmişti

    Nuh’un gemisine girerken
    Şeytana kuyruğuyla yol vermişti

    Üzeyr’in eşeği öldükten sonra dirilirken
    Yatağını ben serdiydim dermiş

    Sesi güzeldir, ustadır diye
    Mesih’in eşeği ona hürmet edermiş

    Kulağından kurtlar korkar
    Çomağından arslan ürkerdi

    Bizim miskin eşek o ulu eşeğin yanına vardı
    Yüz sürdü dedi ki ey yüce kişi

    Sen eşekler içinde en olgun eşeksin
    Akıllısın şeyhsin ehilsin, fazılsın

    Senin bulacağın çözümlerle kötülük ortadan kalkarsa
    Deccal eşeğine sağır, kör diyecekler

    Sen müminlere yol gösterici menzillerine götürücüsün
    Tanrı yolunu tutmuş kişilerin eşeği olma şerefine erdin

    Soyun sopun hatiplere konu oldu
    Ediblere de nefesin hoş gelir

    Kuşku yok sen eşeksin bilgesin büyüksün
    Benim bir sorun var kerem eyle bunu hallet

    Bugün otlakta öküzler gördüm
    Göğüslerini gererek yürüyorlardı

    Her biri semiz ve kuvvetli
    İçleri dışları yağlı etli

    Bize nedenini açıkla. Şu sultanlık tacı
    Niçin bunlara layık görüldü

    Gökyüzünde bizim yıldızımız yok mu
    Yeryüzünde boynuzumuz olmadı

    Eşek nasıl sığırdan aşağı olur
    Çünkü insanlar şu örneği veriyor

    Eşek hakir ve anlayışsız olsa da
    Yük taşıdığı için azizdir

    Madem yük taşımakta biz onlardan üstünüz
    Peki neden biz boynuza layık olmadık

    Pir eşek dedi ki
    Ey bela bağına tutsak olmuş eşek

    Bu işin aslını astarını dinle
    Aklında noksanlık yoksa nedenini anla

    Yaratan Allah öküzü yaratınca
    Öküzleri rızk nedeni kıldı

    Öküzler gece gündüz buğday işler
    Buğday otlar buğday dişlerler

    Aziz buğdaya bu öküzler besep olduğu için
    Allah bunlara o yüceliği verdi

    Devlet tacı başlarına kondu
    İçleri ve dışları yağ ile et ile doldu

    Bizim büyük işimiz odundur
    İçimize ateş koyan o değersiz nesnedir

    Gerçek buyruksa
    Boynuz bir yana kulak ve kuyruk bile bize çoktur

    Cılız, hasta, dertli eşek
    Pir eşeğin yanından dertleri artmış olarak ayrıldı

    Kendi kendine bu işin aslı kolaylaştı dedi
    Çünkü kitaptaki bölüm açıklandı

    Gideyim ben de buğday işleyeyim
    O işte yazlayıp kışlayayım

    Daha ne kadar odunla dayak yiyeceğim
    Oküzler gibi buğdayla uğraşıp yücelikler bulayım

    Giderken yeşermiş bir ekin tarlası gördü
    Sanki o ekine kin tutardı

    Aşkla tarlaya gidip işlemeye başladı
    Bazen ayağıyla çiğniyor bazen dişiyle yiyordu

    Yeşermiş arpayı gören aç eşek
    Can derdine ilaç buldu

    Arpayı istekle kavradığı her keresinde
    Toprağını da eşek yüküyle götürdü

    Ekini öylesine iştahla yedi ki tarla çıplak kaldı
    Görenler ne acayip ekilmemiş tarla derdi

    Yiye yiye karnı doydu müziğe başladı
    Yere yattı yuvarlandı ağnandı

    Söyleyip çağırmaya
    Ağır yüklerini anarak anırmaya başladı

    Bir nüktedan kişi demiş ki
    Nimetler ezgisiz olunca gam olur

    Sonra içindeki neşesi taşınca
    Nevva-yı uşşak makamını tutturdu

    Gitgide sesini yükseltti
    Muhayyer makamda anırmayı sürdürdü

    Cihanın yüz karası sesini öyle yükseltti ki
    Nağme düzmek bir yana ahengi bozdu

    Eşek seslerin en çirkinini çıkarınca
    Ekinli tarlanın sahibi sesini duydu

    Eline sopayı aldığı gibi yola çıktı
    Tarlasının halini görünce inledi

    Gördü ki tarla ekinden temizlenmiş
    Yeşil tarla kara toprak olmuş

    Küfretmekle yüreği soğumadı
    Eşeği döverek kendisini yatıştıramadı

    Bıçağını çekip başka yerlerini bıraktı
    Ama eşeğin kulağını ve kuyruğunu kesti

    Eşek gözyaşı içinde kan dökerek
    Canı acıyarak kaçmaya başladı

    Yolda aniden karşısına pir eşek çıktı
    Ne olduğunu sordu,eşek feryat figan

    Yalvarıp inleyerek dedi ki ey pir
    Koca tilki gibi kurnaz ve hilekar eşek

    Batıl isteyerek haktan ayrıldım
    Boynuz umdum kulaktan ayrıldım

    Gam yükünü çeken ve tasa balçığına
    Şaşkın sersem bir halde saplanan o topal eşek benim

    Ne ağır yükü kaldıracak halim var
    Ne de taşımama biraz yardım eden var

    Arpaya muhtaç yoksul bir eşekken
    Başıma taç konmasını beklerdim

    Helalinden rızk isterken
    Bütün servetimi haramilere kaptırdım

    Eğer o domuzlar için buyruk çıkmazsa
    Ah, gitti bizim kulak ile kuyruğumuz

    Padişahın hükmüne
    Felek kuldur köledir

    Bir iki baldırı çıplak da kim oluyor ki
    Padişahın nişanlı buyruğunun tersine hareket edebilsin

    Padişahın öfkesi ki eğer
    Felek başkaldırsa onu bile yerle bir eder

    Benim inleme ve feryatlarım göklere çıktı
    Adalet ey adil padişah adalet

    Şeyhi, inilti ve ahını fazla uzatma
    Senin şahlar şahı büyük padişahın nüktedandır, bilir

    Onun lütuf ve ihsanının artmasını istersen
    Devlet için dua etmekte kusur eyleme

    Varsın bu uygunsuz, ters işler yapan zaman
    Cahile naz, ehil olanlara da niyaz verirse de

    Fesat dünya her ne kadar
    Bilgiliyi dışarda tutup cahili has dostlar arasına soksa da

    O padişahın işi izzet ve naz etmek
    Düşmanın işi de gam çekmek ve yalvarmak olsun





+ Yorum Gönder