Konusunu Oylayın.: Tanımadığımız biri hakkında fikir yürütme ve razı gelmeme

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Tanımadığımız biri hakkında fikir yürütme ve razı gelmeme
  1. 17.Mart.2010, 17:39
    1
    Misafir

    Tanımadığımız biri hakkında fikir yürütme ve razı gelmeme






    Tanımadığımız biri hakkında fikir yürütme ve razı gelmeme Mumsema Ben 22 yaşında bir erkeğim.Kısa bir süre öncesine kadar çok sevdiğim bir bayanla birlikteliğim vardı fakat bitti.Bitiş nedenini de şöyle açıklıyım; arkadaşım kapalı bir bayandı, ailesi de aynı şekilde kapalı.Fakat işin ilginci benim ailemde bir tek bayan annem var ve o da kapalıdır.Aslında buraya kadar sorun yok.Ben dinine inanan,ibadetini yapmaya çalışan bir gencim fakat tek bir eksiğim var tam olarak 5 vakit namaz kılmayışım.İkimiz de birbirimizi tanırken bunları konuştuk başta.Benim de kendisinin de geçmişte yapmış olduğu hatalardan bahsettik birbirimize.Fakat ben geçmiş yaptığım hataları tanışmadan önce bıraktığım gibi ileride de yapmıcağıma dair kendisine söz etmiştim.Açıkcası sorduklarına ve anlattıklarıma yalan karıştırmadan aynen aktardım kendisine.Ve asla kendisini değiştirmek istemediğimi onu olduğu gibi kabul ettiğimi defalarca belirttim.Fakat kendisine ne kadar açık davrandıysam o kadar sıkıntı yaptı, benim geçmişime döndü.Oysa ben kısasa kısas yapmayarak aynı şeyi ona yapmadım.En son bu huzursuzlugunu annesine aktarmış kendisi ve konuşmak istedi ertesi gün.Ve o gün bitirdi herşeyi.Annem '' rızam yok ''dedi , dedi.Ve bi kaç şey de ailemle ilgili söyledi.''Ben iler de aileler çatışsın istemiyorum,ailem karşı çıksın istemiyorum'' gibi sözler söyledi.Aklıma takılan şu ki daha ailemi bile tanımadan bu kanıya nereden varabildiği.Ben baştan ailemin mütevazi olduğunu, sosyetik açık aşamadğını bahsetmiştim.Bir kişinin anne dahi olsa bir insanı tanımadan bu kararı vermesi doğru mudur? Çocuğu üstünde hakkını savunup mutluluğunu engellemesi caiz midir? Dinimizde yargısız hüküm verilmesi nasıl karşılanır? Bunu çok merak ediyorum.Bu konuda çok acı çekiyorum.Lütfen yardımcı olur musunuz?


  2. 17.Mart.2010, 17:39
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Ben 22 yaşında bir erkeğim.Kısa bir süre öncesine kadar çok sevdiğim bir bayanla birlikteliğim vardı fakat bitti.Bitiş nedenini de şöyle açıklıyım; arkadaşım kapalı bir bayandı, ailesi de aynı şekilde kapalı.Fakat işin ilginci benim ailemde bir tek bayan annem var ve o da kapalıdır.Aslında buraya kadar sorun yok.Ben dinine inanan,ibadetini yapmaya çalışan bir gencim fakat tek bir eksiğim var tam olarak 5 vakit namaz kılmayışım.İkimiz de birbirimizi tanırken bunları konuştuk başta.Benim de kendisinin de geçmişte yapmış olduğu hatalardan bahsettik birbirimize.Fakat ben geçmiş yaptığım hataları tanışmadan önce bıraktığım gibi ileride de yapmıcağıma dair kendisine söz etmiştim.Açıkcası sorduklarına ve anlattıklarıma yalan karıştırmadan aynen aktardım kendisine.Ve asla kendisini değiştirmek istemediğimi onu olduğu gibi kabul ettiğimi defalarca belirttim.Fakat kendisine ne kadar açık davrandıysam o kadar sıkıntı yaptı, benim geçmişime döndü.Oysa ben kısasa kısas yapmayarak aynı şeyi ona yapmadım.En son bu huzursuzlugunu annesine aktarmış kendisi ve konuşmak istedi ertesi gün.Ve o gün bitirdi herşeyi.Annem '' rızam yok ''dedi , dedi.Ve bi kaç şey de ailemle ilgili söyledi.''Ben iler de aileler çatışsın istemiyorum,ailem karşı çıksın istemiyorum'' gibi sözler söyledi.Aklıma takılan şu ki daha ailemi bile tanımadan bu kanıya nereden varabildiği.Ben baştan ailemin mütevazi olduğunu, sosyetik açık aşamadğını bahsetmiştim.Bir kişinin anne dahi olsa bir insanı tanımadan bu kararı vermesi doğru mudur? Çocuğu üstünde hakkını savunup mutluluğunu engellemesi caiz midir? Dinimizde yargısız hüküm verilmesi nasıl karşılanır? Bunu çok merak ediyorum.Bu konuda çok acı çekiyorum.Lütfen yardımcı olur musunuz?


    Benzer Konular

    - İslamda Anne ve Babanın razı olmadığı biri ile elenmek ciz midir?

    - Fikir hakkında güzel sözler

    - Tanımadığımız biri hakkında kalbimizde kütü düşünceler beslesek günah mı?

    - Hakkını helal etmeyen biri daha sonra fikir değiştirip helallik verebilir mi?

    - Ana babanın razı alması Allah’ın razı olması demektir

  3. 17.Mart.2010, 20:11
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    --->: Tanımadığımız biri hakkında fikir yürütme ve razı gelmeme




    Annesi doğru karra vermiştir.
    Çünkü dilediği kişiye verir dilemediğine vermez.
    Kötü olmasan bile 5 vakit kılmaman kötülük olarak yeter.

    ben asla 5 vakit kılmayanı almam ve kızda vermem.
    Allaha secde etmeyende hayır yoktur


  4. 17.Mart.2010, 20:11
    2
    Moderatör



    Annesi doğru karra vermiştir.
    Çünkü dilediği kişiye verir dilemediğine vermez.
    Kötü olmasan bile 5 vakit kılmaman kötülük olarak yeter.

    ben asla 5 vakit kılmayanı almam ve kızda vermem.
    Allaha secde etmeyende hayır yoktur


  5. 17.Mart.2010, 21:40
    3
    TatarRmzn
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Mart.2010
    Üye No: 74298
    Mesaj Sayısı: 242
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    --->: Tanımadığımız biri hakkında fikir yürütme ve razı gelmeme

    ''Bir kişinin anne dahi olsa bir insanı tanımadan bu kararı vermesi doğru mudur? Çocuğu üstünde hakkını savunup mutluluğunu engellemesi caiz midir? Dinimizde yargısız hüküm verilmesi nasıl karşılanır? Bunu çok merak ediyorum.Bu konuda çok acı çekiyorum.Lütfen yardımcı olur musunuz?'' Sayın Yaralımelle soru bu kısımda .Soruyu soranda benim.Soru namaz kılmak ya da kılmamak değil tam olarak.Zaten ben namaz kılmıyorum hiç demedim tam olarak 5 vakit kılmadığımı kast ettim.İbadet yoksun bi insan olduğumdan bahsetmedim ya da kızınızı bana verir misiniz gibi bi soru yok orda? Lütfen sorunun cevabını gerçekten bilgisi olan birisi tam olarak tarafsız bi şekilde yanıtlarsa çok sevinirim.


  6. 17.Mart.2010, 21:40
    3
    Devamlı Üye
    ''Bir kişinin anne dahi olsa bir insanı tanımadan bu kararı vermesi doğru mudur? Çocuğu üstünde hakkını savunup mutluluğunu engellemesi caiz midir? Dinimizde yargısız hüküm verilmesi nasıl karşılanır? Bunu çok merak ediyorum.Bu konuda çok acı çekiyorum.Lütfen yardımcı olur musunuz?'' Sayın Yaralımelle soru bu kısımda .Soruyu soranda benim.Soru namaz kılmak ya da kılmamak değil tam olarak.Zaten ben namaz kılmıyorum hiç demedim tam olarak 5 vakit kılmadığımı kast ettim.İbadet yoksun bi insan olduğumdan bahsetmedim ya da kızınızı bana verir misiniz gibi bi soru yok orda? Lütfen sorunun cevabını gerçekten bilgisi olan birisi tam olarak tarafsız bi şekilde yanıtlarsa çok sevinirim.


  7. 17.Mart.2010, 22:16
    4
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    --->: Tanımadığımız biri hakkında fikir yürütme ve razı gelmeme

    Kız arkadaşınızın (o da ne demekse) annesi hakkında önyargıda bulunuyorsunuz.
    Tam olarak ne dediğini, ne anlamda dediğini
    hatta deyip demediğini bilmeden
    kız arkadaşınızın beyanı üzere
    onun annesinin sizin aileniz aleyhinde konuştuğuna inanıyorsunuz.
    Arkadaşınız sizden vaz geçmiş ve annesinin haberi olmadan
    "annem razı değil" demiş olabilir.
    Ya da annesi kızının sizden ayrılmak istemesi
    fakat ne diyeceğini bilmemesi üzerine
    "annem razı değil de" demiş olabilir.

    Allahu Alem.

    Ayrıca geçmişinizde olmuş bitmiş hataları kimseye anlatmayın
    günahı anlatmak affedilmesine engel olabilir.
    üstelik istemediğiniz ayrılıklara da yol açabilir.

    halen devam eden bir geçmiş varsa - boşadığınız bir eş ve ondan olma bir çocuk vs.-
    bunu tabii ki en baştan söylemelisiniz.


  8. 17.Mart.2010, 22:16
    4
    âb ü kil
    Kız arkadaşınızın (o da ne demekse) annesi hakkında önyargıda bulunuyorsunuz.
    Tam olarak ne dediğini, ne anlamda dediğini
    hatta deyip demediğini bilmeden
    kız arkadaşınızın beyanı üzere
    onun annesinin sizin aileniz aleyhinde konuştuğuna inanıyorsunuz.
    Arkadaşınız sizden vaz geçmiş ve annesinin haberi olmadan
    "annem razı değil" demiş olabilir.
    Ya da annesi kızının sizden ayrılmak istemesi
    fakat ne diyeceğini bilmemesi üzerine
    "annem razı değil de" demiş olabilir.

    Allahu Alem.

    Ayrıca geçmişinizde olmuş bitmiş hataları kimseye anlatmayın
    günahı anlatmak affedilmesine engel olabilir.
    üstelik istemediğiniz ayrılıklara da yol açabilir.

    halen devam eden bir geçmiş varsa - boşadığınız bir eş ve ondan olma bir çocuk vs.-
    bunu tabii ki en baştan söylemelisiniz.


  9. 17.Mart.2010, 22:59
    5
    TatarRmzn
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Mart.2010
    Üye No: 74298
    Mesaj Sayısı: 242
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    --->: Tanımadığımız biri hakkında fikir yürütme ve razı gelmeme

    Sayın @mir yorumlarınızdan dolayı Allah cc sizden razı olsun.
    F
    akat ben tam olarak aklıma takılan soruların cavabını alamadım.Kız arkadaş demekten genelde kaçındığım için ''sevdiğim bir bayan'' tabirini kullandım ilk başta.Şimdi aynı şey değil mi? diyen olabilir fakat benim için farklı.Geçmişte boşandığım bir bayan yok dolayısyla çocuğumda yok.Fakat sorulan sorulara hiç bi zaman yalan riya karıştırmadan cevapladım ben hep.Bu sorular geçmişle ilgili olsa da hep aynı oldu.Babadan-Atadan öyle gördüm çünki.Yanlız ben tam olarak Anneyi suçlamak da istemedim.O da benim gibi yalan söylediğine inanmadığım için böyle bir soru sordum.Zaten kendisinden anladığım kadarıyla ailesinde hep tanıdık ailelere kız verildiğini de kendisinden biliyorum.Yoksa ben kendilerinin aile yapısına uymayacak bi insan değilim ki. Kimsenin bence bi şekilde kendini ispat etmesine gerek olmadığını düşünüyorum.Yoksa ben sayın Yaralı mellenin yanlış anladığı gibi hiç namaz kılmayan bi insan değilim.Aksine oruç farz olunmazdan beri oruç tutar,namaz kılarım.Ben tek eksiğimin eksiksiz 5 vakit namaz olduğunu söylüyorum.Dosthane tavır gösteren bilgili insanlar tarafından da doğru bilgiye ulaşacağıma inanıyorum Allahın izniyle.
    Lütfen karalamadan ve yaralamadan,kazanmak için tam olarak aydınlatırsanız beni çok sevinirim.


  10. 17.Mart.2010, 22:59
    5
    Devamlı Üye
    Sayın @mir yorumlarınızdan dolayı Allah cc sizden razı olsun.
    F
    akat ben tam olarak aklıma takılan soruların cavabını alamadım.Kız arkadaş demekten genelde kaçındığım için ''sevdiğim bir bayan'' tabirini kullandım ilk başta.Şimdi aynı şey değil mi? diyen olabilir fakat benim için farklı.Geçmişte boşandığım bir bayan yok dolayısyla çocuğumda yok.Fakat sorulan sorulara hiç bi zaman yalan riya karıştırmadan cevapladım ben hep.Bu sorular geçmişle ilgili olsa da hep aynı oldu.Babadan-Atadan öyle gördüm çünki.Yanlız ben tam olarak Anneyi suçlamak da istemedim.O da benim gibi yalan söylediğine inanmadığım için böyle bir soru sordum.Zaten kendisinden anladığım kadarıyla ailesinde hep tanıdık ailelere kız verildiğini de kendisinden biliyorum.Yoksa ben kendilerinin aile yapısına uymayacak bi insan değilim ki. Kimsenin bence bi şekilde kendini ispat etmesine gerek olmadığını düşünüyorum.Yoksa ben sayın Yaralı mellenin yanlış anladığı gibi hiç namaz kılmayan bi insan değilim.Aksine oruç farz olunmazdan beri oruç tutar,namaz kılarım.Ben tek eksiğimin eksiksiz 5 vakit namaz olduğunu söylüyorum.Dosthane tavır gösteren bilgili insanlar tarafından da doğru bilgiye ulaşacağıma inanıyorum Allahın izniyle.
    Lütfen karalamadan ve yaralamadan,kazanmak için tam olarak aydınlatırsanız beni çok sevinirim.


  11. 21.Mart.2010, 00:06
    6
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    --->: Tanımadığımız biri hakkında fikir yürütme ve razı gelmeme

    Alıntı
    arkadaşım kapalı bir bayandı
    ifadesi aklımda yanlış kaldığı için
    Alıntı
    Kız arkadaşınızın (o da ne demekse)
    ifadesini kullanmışım
    her ne kadar aynı anlama gelse de kusura bakmayın.

    Benim mesajımda anlatmak istediğim ise şudur:
    arkadaşınızın annesinin yargısız infaz yapıp yapmadığı belli değil
    ama
    Alıntı
    Dinimizde yargısız hüküm verilmesi nasıl karşılanır? Bunu çok merak ediyorum.
    diyerek siz onun hakkında yargısız infazda bulunmuş oluyorsunuz
    dolayısı ile bu günahsa
    arkadaşınızın annesinin bu günaha girmiş olma ihtimali %50
    sizinki ise %100

    gelelim bir annenin kızının veya oğlunun evliliği hakkında söz söyleme hakkının nereye kadar olduğuna
    Anne babaların kızlarını onun izni olmadan evlendirip evlendiremeyeceği
    ya da kızlarının sevdiği ile arasına giripgiremeyeceği ile ilgili hadisler aşağıda
    okuyup kararını kendin ver
    kararını verirken de "ben de ilerde bir kız babası olsam ve kızım benim razı olmadığım biri ile evlense ben ne yaparım?" sorusunu sormayı da ihmal etme

    Sünen-i Ebu Davud

    Nikah Bölümü

    22-23. Evlendirilmek İstenen Kadının İznini Almak

    2092. ...Ebu Hüreyre (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre, Peygamber (s.a.); "Açıkça izni alınmadan dul kadın evlendirilemez, kız da ancak rızası alınarak evlendirilebilir." buyurmuştur. (Ashâb-ı kiram) "Ey Allah'ın Resulü, onun rızası nasıldır? diye sormuşlar, (Peygamber (s.a.) de : "Susmasıdır" cevabını vermiştir.Buharî, nikah 40, hayz 11; Tirmizî, nikah 18; Ibn Mâce, nikah 11, Dârimî, nikah 13, 14; Ahmed b. Hanbel, II, 229, 250, 279, 425; Müslim, nikah 64, 66; Nesâî, Nikah 33, 34

    Açıklama

    ... kelimesi, sözlükte bekâreti gitmiş (dul) kadın mânâsına gelir. Sıçramak, düşmek gibi cinsi münâsebetin dışında bir sebeple bekâreti kaybolan kız da hükmen bakire sayılır. İmam Ebu Hanife'ye göre, zina ile bekâretini kaybeden kız da bakire hükmünde ise de imam Ebu Yusuf, İmam Muhammed ve Şafiî'ye göre cinsî münâsebet neticesinde bekâretini kaybeden kızlar dul sayılırlar ve evlenirken dul muamelesi görürler

    İsti'mar kelimesi, emr istemek anlamına gelir. Bazıları bunun müşavere mânâsına geldiğini söylerler. Buradaki emr ve izin isteme nikah hususundadır. Yani dul bir kadın nikahlanacağı zaman, bizzat nikah meclisinde bulunamayacaksa, ondan vekâlet alınır. Ve bu vekâleti sözle vermesi meselâ "beni filana nikâh et" yahut "beni filana nikahlamak için seni tevkil (vekil tayin) ettim" demesi icab eder. Nikah edilecek kızdan ise, izin istenir. Hadis-i şerifin beyânına göre kızın susması da sözlü beyân gibi izin sayılır. Meselâ bir baba kızına "seni filana nikahlamak için beni tevkil ettin mi? diye sorsa da kız hiç bir şey söylemeyip sükût etse, bu hal izin sayılır.

    İmam-i A'zam bu hadisi delil göstererek velinin, dul kadınla âkil baliğ olmuş bakireyi, nikah konusunda zorlayamayacağına kaail olmuştur. Ona göre âkil baliğ bir kız velisinin izni olmaksızın birisiyle evlense nikahı sahih ve nafizdir. Hanefilerden imam-ı Ebu Yusuf ile İmam-i Muhammed'e göre bu nikah velinin kabulüne bağlıdır

    İmam Şafiî, imam Mâlik ve İmam Ahmed'e göre kadınların sözleriyle asla nikâh nafiz olamaz. Delilleri "velisiz nikah olamaz" mealindeki 2085 numaralı hadistir. Ancak mezkur hadisi Buharı ve Müslim rivayet etmemişlerdir. Binaenaleyh müttefekun-aleyh olan babımız hadisine karşı delil olamaz. Onun içindir ki Buhârî ile Yahya b. Ma'in: "velînin şart olması hususunda sahih bir hadis yoktur" demişlerdir. Gerçi Tirmizî'nin rivayet ettiği Hz. Aişe hadisinde "her hangi bir kadın velisinin izni olmaksızın evlenirse onu nikahı batıldır" Tirmizî, nikâh 15.buyurulmuşsa da Tirmizi bu hadis üzerinde ulemadan bazılarının söz ettiklerini ve onun zayıf saydıklarını bildirmiştir.Ahmed Davudoğlu, Sahih-i Mürslim Tercüme ve Şerhi, VII, 262

    2093. ...Ebu Hüreyre (r.a.)'den; demiştir ki: "Resûlullah (s.a.) (şöyle) buyurdu;

    "Babasız (baliğa) kızın kendisinin nikahı hakkında izni alınır, eğer susarsa o (sükût) onun iznidir. Eğer kabul etmezse, üzerine varılmaz."[335] (Bu hadis) Yezid'in rivayetinde (Muhammed b. Amr'den) ihbarla ("ahberani" tabiriyle nakledilmiştir)

    Ebu Davud dedi ki: Aynı şekilde Ebu Halid Süleyman b. Hayyan ile Muaz b. Muaz da bu hadisi, Muhammed b. Amr'den (muan'an olarak) rivayet etmişlerdir.


    Açıklama

    Yetîm "tek kalma" anlamındaki "yetem" kökünden gelir. Babası ölmüş kimseye babasından ayrı, tek kaldığı için yetim dendiği gibi kocası ölmüş kadına da yetime denir. Bu kelimenin sözlük anlamıdır. Bu anlamda kaç yaşında olursa olsun babası ölmüş insana yetim denebilir. Fakat örfen yetim, babası ölmüş çocuğa verilen addır. Bu itibarla erginlik çağına gelen çocuğa yetim denemez. Ali "Bulûğa erdikten sonra yetimlik kalkar" buyurmuştur. Demek ki örfen babaları ölmüş erkek ve kızlara yetim dendiği gibi, kocasız kalmış kadınlara da yetime denebilir. Hattabî'nin beyânına göre bu hadis-i şerifte "Yetime" kelimesiyle, "bulûğ çağına varmadan önce babası ölmüş sonra bulûğ çağına ermiş bakire kız" kastedilmiştir. Nitekim "Yetimlere mallarını veriniz." 4-Nisa-2 âyet-i kerimesinde de "yetimler" kelimesi bu mânâda kullanılmıştır. Fahr-i Kâinat efendimiz evlenme çağına gelen kızların da bir yetime gibi şefkat ve merhamete lâyık ve muhtaç olduklarını ifade etmek ve insanları onlara şefkatli davranmaya teşvik için bu çağdaki kızlar hakkında "yetîme" tâbirini kullanmıştır.


    Bazı Hükümler

    1. Bir velinin, velisi olduğu kızı bulûğa ermedikçe ve onun iznini almadıkça evlendirmesi caiz değildir.

    a. Bu konuda imam Tirmizî'nin ve bazı Tirmizî sarihlerinin beyânına göre bulûğ çağında olmayan bir yetimenin evlendirilmesi konusunda ulema ihtilâf etmiştir. Bazı ilim adamlarına göre yetime (yetim kız) velisi tarafından evlendirilecek olursa, bulûğa erince bu nikahı geçerli ya da feshetme haklarına sahiptir. Dilerse, geçerli kılar; dilerse fesheder. îmam Ebu Hanife ve taraftarları, bu görüştedirler. Delilleri ise, "Şayet öksüz (kadınlarla evlendiğiniz takdirde on)lar hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın"en-Nisa (4), 3. âyet-i kerimesidir. Sözü geçen ulemâya göre, babanın dışındaki bir velinin de ister bakire olsun, ister dul olsun buluğ çağına varmamış bir kızı evlendirmesi caizdir. Çünkü yetimenin gerçek mânâsı "babası olmayan buluğa ermemiş kız"dır. Ancak bu evlendirmenin caiz olması için kıza yeterli mehrinin verilmesi şarttır. Bu nikahın caiz olmadığını iddia eden kimselerin daha kuvvetli bir delile dayanmaları gerekir. Daha kuvvetli bir delil bulamayacaklarına göre bu görüş bir iddia olmaktan öte geçemez

    b. Bazılarına göre de bulûğa ermedikçe yetimeyi nikahlamak caiz olmaz ve nikahda muhayyerlik de yoktur. Süfyan es-Sevrî ile imam Şafiî ve daha başkaları bu görüştedirler. Delilleri ise konumuzu teşkil eden hadis-i şeriftir

    c. İmam Ahmed ile İshak'a göre ise, "yetime dokuz yaşına vardığında velisi tarafından evlendirilebilir. Eğer kendisi de razı olmuşsa nikahı caizdir. Ergenlik çağına geldiği zaman ihtiyar (seçme) hakkı yoktur. Delilleri ise, Âişe'nin rivayet ettiği "Resulullah(s.a.)'ın dokuz yaşında bir kız iken kendisiyle zifafa girdiğine dâir hadis ile Âişe'nin "kız dokuz yaşına vardığı zaman kadındır," sözüdür.

    Hattabî'nin beyânına göre buluğa ermemiş bir kızı, babasının dışında bir kimsenin evlendirebilmesi konusu ulema arasında ihtilaflıdır, imam Şafiî'ye göre, onu babası ve dedesinden başka erkek, kardeş amca ve -vasi de dahil- hiç kimse evlendiremez.

    İmam Sevrî büluğâ ermemiş bir kızı vasînin evlendiremeyeceği görüşündedir. Hammad b. Süleyman ile İmam Mâlik ise, aksi görüştedirler. Hanefi ulemasına göre ise, bulûğ çağına girmeyen yetim bir kızı vasisinin evlendirebilmesi için onun aynı zamanda kızın velisi olması şarttır. Bulûğa ermemiş bir kızı velisi evlendirebilir. Bu velinin aynı zamanda kızın vasisi olması da şart değildir.


  12. 21.Mart.2010, 00:06
    6
    âb ü kil
    Alıntı
    arkadaşım kapalı bir bayandı
    ifadesi aklımda yanlış kaldığı için
    Alıntı
    Kız arkadaşınızın (o da ne demekse)
    ifadesini kullanmışım
    her ne kadar aynı anlama gelse de kusura bakmayın.

    Benim mesajımda anlatmak istediğim ise şudur:
    arkadaşınızın annesinin yargısız infaz yapıp yapmadığı belli değil
    ama
    Alıntı
    Dinimizde yargısız hüküm verilmesi nasıl karşılanır? Bunu çok merak ediyorum.
    diyerek siz onun hakkında yargısız infazda bulunmuş oluyorsunuz
    dolayısı ile bu günahsa
    arkadaşınızın annesinin bu günaha girmiş olma ihtimali %50
    sizinki ise %100

    gelelim bir annenin kızının veya oğlunun evliliği hakkında söz söyleme hakkının nereye kadar olduğuna
    Anne babaların kızlarını onun izni olmadan evlendirip evlendiremeyeceği
    ya da kızlarının sevdiği ile arasına giripgiremeyeceği ile ilgili hadisler aşağıda
    okuyup kararını kendin ver
    kararını verirken de "ben de ilerde bir kız babası olsam ve kızım benim razı olmadığım biri ile evlense ben ne yaparım?" sorusunu sormayı da ihmal etme

    Sünen-i Ebu Davud

    Nikah Bölümü

    22-23. Evlendirilmek İstenen Kadının İznini Almak

    2092. ...Ebu Hüreyre (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre, Peygamber (s.a.); "Açıkça izni alınmadan dul kadın evlendirilemez, kız da ancak rızası alınarak evlendirilebilir." buyurmuştur. (Ashâb-ı kiram) "Ey Allah'ın Resulü, onun rızası nasıldır? diye sormuşlar, (Peygamber (s.a.) de : "Susmasıdır" cevabını vermiştir.Buharî, nikah 40, hayz 11; Tirmizî, nikah 18; Ibn Mâce, nikah 11, Dârimî, nikah 13, 14; Ahmed b. Hanbel, II, 229, 250, 279, 425; Müslim, nikah 64, 66; Nesâî, Nikah 33, 34

    Açıklama

    ... kelimesi, sözlükte bekâreti gitmiş (dul) kadın mânâsına gelir. Sıçramak, düşmek gibi cinsi münâsebetin dışında bir sebeple bekâreti kaybolan kız da hükmen bakire sayılır. İmam Ebu Hanife'ye göre, zina ile bekâretini kaybeden kız da bakire hükmünde ise de imam Ebu Yusuf, İmam Muhammed ve Şafiî'ye göre cinsî münâsebet neticesinde bekâretini kaybeden kızlar dul sayılırlar ve evlenirken dul muamelesi görürler

    İsti'mar kelimesi, emr istemek anlamına gelir. Bazıları bunun müşavere mânâsına geldiğini söylerler. Buradaki emr ve izin isteme nikah hususundadır. Yani dul bir kadın nikahlanacağı zaman, bizzat nikah meclisinde bulunamayacaksa, ondan vekâlet alınır. Ve bu vekâleti sözle vermesi meselâ "beni filana nikâh et" yahut "beni filana nikahlamak için seni tevkil (vekil tayin) ettim" demesi icab eder. Nikah edilecek kızdan ise, izin istenir. Hadis-i şerifin beyânına göre kızın susması da sözlü beyân gibi izin sayılır. Meselâ bir baba kızına "seni filana nikahlamak için beni tevkil ettin mi? diye sorsa da kız hiç bir şey söylemeyip sükût etse, bu hal izin sayılır.

    İmam-i A'zam bu hadisi delil göstererek velinin, dul kadınla âkil baliğ olmuş bakireyi, nikah konusunda zorlayamayacağına kaail olmuştur. Ona göre âkil baliğ bir kız velisinin izni olmaksızın birisiyle evlense nikahı sahih ve nafizdir. Hanefilerden imam-ı Ebu Yusuf ile İmam-i Muhammed'e göre bu nikah velinin kabulüne bağlıdır

    İmam Şafiî, imam Mâlik ve İmam Ahmed'e göre kadınların sözleriyle asla nikâh nafiz olamaz. Delilleri "velisiz nikah olamaz" mealindeki 2085 numaralı hadistir. Ancak mezkur hadisi Buharı ve Müslim rivayet etmemişlerdir. Binaenaleyh müttefekun-aleyh olan babımız hadisine karşı delil olamaz. Onun içindir ki Buhârî ile Yahya b. Ma'in: "velînin şart olması hususunda sahih bir hadis yoktur" demişlerdir. Gerçi Tirmizî'nin rivayet ettiği Hz. Aişe hadisinde "her hangi bir kadın velisinin izni olmaksızın evlenirse onu nikahı batıldır" Tirmizî, nikâh 15.buyurulmuşsa da Tirmizi bu hadis üzerinde ulemadan bazılarının söz ettiklerini ve onun zayıf saydıklarını bildirmiştir.Ahmed Davudoğlu, Sahih-i Mürslim Tercüme ve Şerhi, VII, 262

    2093. ...Ebu Hüreyre (r.a.)'den; demiştir ki: "Resûlullah (s.a.) (şöyle) buyurdu;

    "Babasız (baliğa) kızın kendisinin nikahı hakkında izni alınır, eğer susarsa o (sükût) onun iznidir. Eğer kabul etmezse, üzerine varılmaz."[335] (Bu hadis) Yezid'in rivayetinde (Muhammed b. Amr'den) ihbarla ("ahberani" tabiriyle nakledilmiştir)

    Ebu Davud dedi ki: Aynı şekilde Ebu Halid Süleyman b. Hayyan ile Muaz b. Muaz da bu hadisi, Muhammed b. Amr'den (muan'an olarak) rivayet etmişlerdir.


    Açıklama

    Yetîm "tek kalma" anlamındaki "yetem" kökünden gelir. Babası ölmüş kimseye babasından ayrı, tek kaldığı için yetim dendiği gibi kocası ölmüş kadına da yetime denir. Bu kelimenin sözlük anlamıdır. Bu anlamda kaç yaşında olursa olsun babası ölmüş insana yetim denebilir. Fakat örfen yetim, babası ölmüş çocuğa verilen addır. Bu itibarla erginlik çağına gelen çocuğa yetim denemez. Ali "Bulûğa erdikten sonra yetimlik kalkar" buyurmuştur. Demek ki örfen babaları ölmüş erkek ve kızlara yetim dendiği gibi, kocasız kalmış kadınlara da yetime denebilir. Hattabî'nin beyânına göre bu hadis-i şerifte "Yetime" kelimesiyle, "bulûğ çağına varmadan önce babası ölmüş sonra bulûğ çağına ermiş bakire kız" kastedilmiştir. Nitekim "Yetimlere mallarını veriniz." 4-Nisa-2 âyet-i kerimesinde de "yetimler" kelimesi bu mânâda kullanılmıştır. Fahr-i Kâinat efendimiz evlenme çağına gelen kızların da bir yetime gibi şefkat ve merhamete lâyık ve muhtaç olduklarını ifade etmek ve insanları onlara şefkatli davranmaya teşvik için bu çağdaki kızlar hakkında "yetîme" tâbirini kullanmıştır.


    Bazı Hükümler

    1. Bir velinin, velisi olduğu kızı bulûğa ermedikçe ve onun iznini almadıkça evlendirmesi caiz değildir.

    a. Bu konuda imam Tirmizî'nin ve bazı Tirmizî sarihlerinin beyânına göre bulûğ çağında olmayan bir yetimenin evlendirilmesi konusunda ulema ihtilâf etmiştir. Bazı ilim adamlarına göre yetime (yetim kız) velisi tarafından evlendirilecek olursa, bulûğa erince bu nikahı geçerli ya da feshetme haklarına sahiptir. Dilerse, geçerli kılar; dilerse fesheder. îmam Ebu Hanife ve taraftarları, bu görüştedirler. Delilleri ise, "Şayet öksüz (kadınlarla evlendiğiniz takdirde on)lar hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın"en-Nisa (4), 3. âyet-i kerimesidir. Sözü geçen ulemâya göre, babanın dışındaki bir velinin de ister bakire olsun, ister dul olsun buluğ çağına varmamış bir kızı evlendirmesi caizdir. Çünkü yetimenin gerçek mânâsı "babası olmayan buluğa ermemiş kız"dır. Ancak bu evlendirmenin caiz olması için kıza yeterli mehrinin verilmesi şarttır. Bu nikahın caiz olmadığını iddia eden kimselerin daha kuvvetli bir delile dayanmaları gerekir. Daha kuvvetli bir delil bulamayacaklarına göre bu görüş bir iddia olmaktan öte geçemez

    b. Bazılarına göre de bulûğa ermedikçe yetimeyi nikahlamak caiz olmaz ve nikahda muhayyerlik de yoktur. Süfyan es-Sevrî ile imam Şafiî ve daha başkaları bu görüştedirler. Delilleri ise konumuzu teşkil eden hadis-i şeriftir

    c. İmam Ahmed ile İshak'a göre ise, "yetime dokuz yaşına vardığında velisi tarafından evlendirilebilir. Eğer kendisi de razı olmuşsa nikahı caizdir. Ergenlik çağına geldiği zaman ihtiyar (seçme) hakkı yoktur. Delilleri ise, Âişe'nin rivayet ettiği "Resulullah(s.a.)'ın dokuz yaşında bir kız iken kendisiyle zifafa girdiğine dâir hadis ile Âişe'nin "kız dokuz yaşına vardığı zaman kadındır," sözüdür.

    Hattabî'nin beyânına göre buluğa ermemiş bir kızı, babasının dışında bir kimsenin evlendirebilmesi konusu ulema arasında ihtilaflıdır, imam Şafiî'ye göre, onu babası ve dedesinden başka erkek, kardeş amca ve -vasi de dahil- hiç kimse evlendiremez.

    İmam Sevrî büluğâ ermemiş bir kızı vasînin evlendiremeyeceği görüşündedir. Hammad b. Süleyman ile İmam Mâlik ise, aksi görüştedirler. Hanefi ulemasına göre ise, bulûğ çağına girmeyen yetim bir kızı vasisinin evlendirebilmesi için onun aynı zamanda kızın velisi olması şarttır. Bulûğa ermemiş bir kızı velisi evlendirebilir. Bu velinin aynı zamanda kızın vasisi olması da şart değildir.


  13. 21.Mart.2010, 00:07
    7
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    --->: Tanımadığımız biri hakkında fikir yürütme ve razı gelmeme

    2094. ...Şu (önceki) hadisi, İbn İdris de Muhammed b. Amr'-dan aynı senedle rivayet etti (Ancak İbn îdris bu rivayetinde) hadise (şunu) ekledi: Resulullah(s.a.) "Eğer ağlarsa ya da susarsa," (bu onun iznidir) buyurdu. (İbn îdris bu rivâyetiyle sadece) ağlarsa (kelimesini) ilave etmiş oldu.

    Ebu Dâvud dedi ki: "Ağlarsa" (kelimesi) mahfuz değildir; O, bu hadiste (râvilere ait) bir vehim'dir. (Bu) vehim, ya İbn İdris'e ya da Muhammed b. Alâ'ya aittir. Ebu Davud sözüne şöyle devam etti. "Bu hadisi Ebu Amr Zekvân da Aişe'den (şu sözlerle) rivayet etti: (Aişe): "Ya Resûlallah bakire kız konuşmaktan utanır" dedi. (Peygamber de :

    "Onun devamlı sükûtu, kabul etmesidir." buyurdu.Buharî, nikah 41; Müslim, nikah 65; Nesaî, nikah 33.

    Açıklama

    2093 numaralı hadis-i şerifte "Yetim kızın izni alınır" denildiği halde burada "bekâr kızın izni alınır" denilmesi, bu iki cümle arasında bir farklılık bulunduğunu göstermez. Çünkü sözü geçen hadis-i şerifin şerhinde de açıkladığımız gibi "yetim kız" sözü aynı zamanda bulûğa ermiş kız anlamına da gelmektedir. Nitekim Nesâî'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerif de şu mealdedir: "Peygamber (s.a.): "Evlenmeleri hakkında kadınların görüşlerini alınız." buyurdu. Resulullah'a "bakire utanır, sükût eder (onun izni nasıl alınabilir?) diye soruldu. Resulullah (s.a.) de:

    "Kızın sükut etmesi, izin vermesidir," buyurdu.Nesaî, nikah 34.

    Bazı Hükümler

    Evlendirilmek istenen bulûğ çağındaki bir kızın kendisi için düşünülen nikaha razı olup olmadığı sorulduğu zaman, sükut etmesi onun rızası demektir. Ancak bu susmada ağlamak gibi öfke ve rızasızlığa delâlet eden bir belirtinin bulunmaması gerekir. O zaman bu suskunluğun kabul ve rızaya delâlet ettiğine hükmedilemez.

    Hafız İbn Hacer'in beyânına göre, kızın evlenmesi ile ilgili fikri sorulduğunda susması ile birlikte ağlamak gibi rızasızlık, gülmek gibi rıza belirtileri göstermesi halinde nasıl hüküm verileceği meselesi ulema arasında tartışmaya sebeb olmuştur.

    Mâliki ulemasına göre: Eğer kız bu teklifi alır almaz sükut ile birlikte oradan uzaklaşıp giderse, yahut ağlarsa ya da ayağa kalkarsa, yahut hoşnutsuzluğu izlenimini uyandıracak bir harekette bulunursa bu nikâhı kıymak caiz değildir.

    Şafiî ulemasına göre: Kızın bu teklifi sükut ile karşılaması halinde diğer tavır ve davranışlarını kızın rızasızlığına yormak doğru olamaz. Ancak sükut ile birlikte sesli ağlaması gibi kesinlikle hoşnutsuzluğa delâlet eden bazı davranışlar rızasızlığının ifadesi olarak kabul edilebilir. Bunun dışındaki te'vile müsait davranışların önemi yoktur.

    Bazılarına göre, buluğa ermemiş bir kızın evlenmesi konusunda iznini almaya lüzum yoktur. Çünkü izin almanın ne demek olduğunu bilmeyen ve susması ile öfkesi arasında bir fark bulunmayan bir kimsenin iznini almanın bir mânâsı yoktur.

    İbn Abdilberr'in beyânına göre, imam Mâlik, "Eğer baliğa olan yetim bir kız kendisinin evlendirilmesi için daha önceden izin vermişse o zaman sükût etmesi, rızası anlamına gelir. Yoksa (daha evvelden izin vermemişse) sükûtu rıza anlamına gelmez" demiştir.

    Şafiî ulemasına göre ise, bulûğ çağma girmiş bir kızın evlendirilmesi teklifini sükut ile karşılaması ancak babası ve dedesi için rıza alameti sayılır. Fakat bu teklifi yapan baba ve dedenin dışında birisi idiyse, kızın onu sükut ile karşılaması rızası anlamına gelmez. Çünkü kız bu konuda babasına ve dedesine karşı utanıp sıkıldığı için cevap vermekten çekinirse de başkalarına karşı baba ve dedeye nisbetle daha rahat olacağı kesindir.

    Bulûğa ermiş kızı izni olmadan babasının evlendirip evlendiremeyeceği konusunda da ulema arasında ihtilâf vardır. Hanefi ulemasıyla imam Evzaî, Sevrî ve Ebu Sevr'e göre bulûğa ermiş bir kızın evlendirilmesi için izninin alınması şarttır. İzni alınmadan kendisine kıyılan nikah sahih değildir. Delilleri ise, konumuzu teşkil eden hadis-i şerif ile birlikte, Resûlallah (s.a.)'ın rızası olmadan evlendirilen bir kızı (bu evlliği kabul edip etmeme mevzuunda) serbest bıraktığına dair rivayet edilen hadis-i şeriftir.Nesaî, nikah 34.

    Ayrıca, "açıkça izni alınmadan dul kadın ve rızası anlaşılmadan bakire kız evlendirilemez" Buharı, nikah 40.hadis-i şerifi de bunu te'yid etmektedir.

    İbn Ebi Leylâ, İmam Mâlik, Leys, Şafiî, Ahmed ve İshak'a göre ise, buluğa ermiş bir kızı, babası iznini almadan evlendirebilir. Delilleri ise "dul kendisine başkalarından daha mâliktir" anlamındaki 2098 ve 2099 numaralı hadis-i şeriflerin mefhûm-i muhalifleridir.

    2095. ...İbn Ömer (r.a.)'den; demiştir ki: "Resûlullah (s.a.); Kızları hakkında kadınlara danışınız" buyurdu."Ahmed b. Hanbel, II, 34.

    Açıklama

    Resûl-i Ekrem efendimiz kızlarını evlendirmek isteyen velilere, bu mevzuda kızların annelerinin de fikrini olarak onların fikrinden de istifade etmelerini tavsiye etmektedir. Çünkü evle ve kızla ilgili özel halleri anneler babalara nisbetle daha iyi bilirler.

    Bazı Hükümler

    Kız annelerinin de hatırlarını almak ve gönüllerini hoş tutmak için kızlarının evlenmesi konusunda fikirlerinin alınması müstehabtır. Bu davranış kurulacak ailenin daha mutlu ve devamlı olması bakımından kaçınılmaz bir gerekliliktir. Çünkü kızlar yaratılışları icabı annelerinin sözlerine daha çok rağbet ederler. Ayrıca anneler kızlarının kendi nihaklarıyla ilgili düşünce ve duygularını kızın babalarından daha iyi bildikleri için çoğu zaman nikahla ilgili isabetli bir kararın alınması onların görüşlerinin alınmasıyla mümkün olabilir.

    23-24. Kız Babasının, Bulûğa Ermiş Kızının Görüşünü Almadan (Onu) Evlendirmesi


  14. 21.Mart.2010, 00:07
    7
    âb ü kil
    2094. ...Şu (önceki) hadisi, İbn İdris de Muhammed b. Amr'-dan aynı senedle rivayet etti (Ancak İbn îdris bu rivayetinde) hadise (şunu) ekledi: Resulullah(s.a.) "Eğer ağlarsa ya da susarsa," (bu onun iznidir) buyurdu. (İbn îdris bu rivâyetiyle sadece) ağlarsa (kelimesini) ilave etmiş oldu.

    Ebu Dâvud dedi ki: "Ağlarsa" (kelimesi) mahfuz değildir; O, bu hadiste (râvilere ait) bir vehim'dir. (Bu) vehim, ya İbn İdris'e ya da Muhammed b. Alâ'ya aittir. Ebu Davud sözüne şöyle devam etti. "Bu hadisi Ebu Amr Zekvân da Aişe'den (şu sözlerle) rivayet etti: (Aişe): "Ya Resûlallah bakire kız konuşmaktan utanır" dedi. (Peygamber de :

    "Onun devamlı sükûtu, kabul etmesidir." buyurdu.Buharî, nikah 41; Müslim, nikah 65; Nesaî, nikah 33.

    Açıklama

    2093 numaralı hadis-i şerifte "Yetim kızın izni alınır" denildiği halde burada "bekâr kızın izni alınır" denilmesi, bu iki cümle arasında bir farklılık bulunduğunu göstermez. Çünkü sözü geçen hadis-i şerifin şerhinde de açıkladığımız gibi "yetim kız" sözü aynı zamanda bulûğa ermiş kız anlamına da gelmektedir. Nitekim Nesâî'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerif de şu mealdedir: "Peygamber (s.a.): "Evlenmeleri hakkında kadınların görüşlerini alınız." buyurdu. Resulullah'a "bakire utanır, sükût eder (onun izni nasıl alınabilir?) diye soruldu. Resulullah (s.a.) de:

    "Kızın sükut etmesi, izin vermesidir," buyurdu.Nesaî, nikah 34.

    Bazı Hükümler

    Evlendirilmek istenen bulûğ çağındaki bir kızın kendisi için düşünülen nikaha razı olup olmadığı sorulduğu zaman, sükut etmesi onun rızası demektir. Ancak bu susmada ağlamak gibi öfke ve rızasızlığa delâlet eden bir belirtinin bulunmaması gerekir. O zaman bu suskunluğun kabul ve rızaya delâlet ettiğine hükmedilemez.

    Hafız İbn Hacer'in beyânına göre, kızın evlenmesi ile ilgili fikri sorulduğunda susması ile birlikte ağlamak gibi rızasızlık, gülmek gibi rıza belirtileri göstermesi halinde nasıl hüküm verileceği meselesi ulema arasında tartışmaya sebeb olmuştur.

    Mâliki ulemasına göre: Eğer kız bu teklifi alır almaz sükut ile birlikte oradan uzaklaşıp giderse, yahut ağlarsa ya da ayağa kalkarsa, yahut hoşnutsuzluğu izlenimini uyandıracak bir harekette bulunursa bu nikâhı kıymak caiz değildir.

    Şafiî ulemasına göre: Kızın bu teklifi sükut ile karşılaması halinde diğer tavır ve davranışlarını kızın rızasızlığına yormak doğru olamaz. Ancak sükut ile birlikte sesli ağlaması gibi kesinlikle hoşnutsuzluğa delâlet eden bazı davranışlar rızasızlığının ifadesi olarak kabul edilebilir. Bunun dışındaki te'vile müsait davranışların önemi yoktur.

    Bazılarına göre, buluğa ermemiş bir kızın evlenmesi konusunda iznini almaya lüzum yoktur. Çünkü izin almanın ne demek olduğunu bilmeyen ve susması ile öfkesi arasında bir fark bulunmayan bir kimsenin iznini almanın bir mânâsı yoktur.

    İbn Abdilberr'in beyânına göre, imam Mâlik, "Eğer baliğa olan yetim bir kız kendisinin evlendirilmesi için daha önceden izin vermişse o zaman sükût etmesi, rızası anlamına gelir. Yoksa (daha evvelden izin vermemişse) sükûtu rıza anlamına gelmez" demiştir.

    Şafiî ulemasına göre ise, bulûğ çağma girmiş bir kızın evlendirilmesi teklifini sükut ile karşılaması ancak babası ve dedesi için rıza alameti sayılır. Fakat bu teklifi yapan baba ve dedenin dışında birisi idiyse, kızın onu sükut ile karşılaması rızası anlamına gelmez. Çünkü kız bu konuda babasına ve dedesine karşı utanıp sıkıldığı için cevap vermekten çekinirse de başkalarına karşı baba ve dedeye nisbetle daha rahat olacağı kesindir.

    Bulûğa ermiş kızı izni olmadan babasının evlendirip evlendiremeyeceği konusunda da ulema arasında ihtilâf vardır. Hanefi ulemasıyla imam Evzaî, Sevrî ve Ebu Sevr'e göre bulûğa ermiş bir kızın evlendirilmesi için izninin alınması şarttır. İzni alınmadan kendisine kıyılan nikah sahih değildir. Delilleri ise, konumuzu teşkil eden hadis-i şerif ile birlikte, Resûlallah (s.a.)'ın rızası olmadan evlendirilen bir kızı (bu evlliği kabul edip etmeme mevzuunda) serbest bıraktığına dair rivayet edilen hadis-i şeriftir.Nesaî, nikah 34.

    Ayrıca, "açıkça izni alınmadan dul kadın ve rızası anlaşılmadan bakire kız evlendirilemez" Buharı, nikah 40.hadis-i şerifi de bunu te'yid etmektedir.

    İbn Ebi Leylâ, İmam Mâlik, Leys, Şafiî, Ahmed ve İshak'a göre ise, buluğa ermiş bir kızı, babası iznini almadan evlendirebilir. Delilleri ise "dul kendisine başkalarından daha mâliktir" anlamındaki 2098 ve 2099 numaralı hadis-i şeriflerin mefhûm-i muhalifleridir.

    2095. ...İbn Ömer (r.a.)'den; demiştir ki: "Resûlullah (s.a.); Kızları hakkında kadınlara danışınız" buyurdu."Ahmed b. Hanbel, II, 34.

    Açıklama

    Resûl-i Ekrem efendimiz kızlarını evlendirmek isteyen velilere, bu mevzuda kızların annelerinin de fikrini olarak onların fikrinden de istifade etmelerini tavsiye etmektedir. Çünkü evle ve kızla ilgili özel halleri anneler babalara nisbetle daha iyi bilirler.

    Bazı Hükümler

    Kız annelerinin de hatırlarını almak ve gönüllerini hoş tutmak için kızlarının evlenmesi konusunda fikirlerinin alınması müstehabtır. Bu davranış kurulacak ailenin daha mutlu ve devamlı olması bakımından kaçınılmaz bir gerekliliktir. Çünkü kızlar yaratılışları icabı annelerinin sözlerine daha çok rağbet ederler. Ayrıca anneler kızlarının kendi nihaklarıyla ilgili düşünce ve duygularını kızın babalarından daha iyi bildikleri için çoğu zaman nikahla ilgili isabetli bir kararın alınması onların görüşlerinin alınmasıyla mümkün olabilir.

    23-24. Kız Babasının, Bulûğa Ermiş Kızının Görüşünü Almadan (Onu) Evlendirmesi


  15. 21.Mart.2010, 00:19
    8
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    --->: Tanımadığımız biri hakkında fikir yürütme ve razı gelmeme

    2096. ...İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet olunduğuna göre, "Genç bir kız Peygamber (s.a.)'e gelerek kendisi, istemediği halde babasının onu birisiyle evlendirdiğini şikâyet etmiş. Peygamber (sa)'de kızı -evliliği kabul edip etmeme mevzuunda- serbest bırakmıştır" Buhari, nikah 41, 42; ıtk 9, 12; İbn Mâce, nikah 12, talak, 29; Dârimî, talak, 15, 16; Ahmed b. Hanbel, I, 273; VI, 42, 46, 115, 170, 172, 175, 178, 186, 209.

    Açıklama

    Bu hadis-i şerif, buluğa ermiş bir kızı izni alınmadan evlendirmenin caiz ve sahih olmadığını söyleyen ulemanın delilidir
    Hadis-i şerifte istemediği halde babası tarafından zorla evlendirilen kız 2101 no'lu hadiste gelecek olan Hansa bint Hidam el-Ensariyye'den başkasıdır


    Bazı Hükümler

    1. Bir baba büluğa ermiş olan kızını, iznini almadıkça evlendiremez
    Hanefi ulemasıyla imam Evzaî ve Sevrî de bu görüştedirler
    İmam Ahmed'in de bu görüşte olduğuna dair bir rivayet vardır
    Nitekim daha önce tercümesini sunduğumuz 2092 numaralı hadis-i şerîf ile "Dul kendisine velisinden daha mâliktir" anlamındaki 2099 numaralı hadis ve ayrıca "dul ile velinin bir alakası yoktur" anlamındaki 2100 numaralı hadis-i şerif de bu görüşü desteklemektedir
    Binaenaleyh nasıl ki bir baba kızının malında tasarrufta bulunamazsa, kızın tasarrufu altında bulunan evlenmesiyle ilgili meselelerde de söz sahibi olamaz

    2. İmam Mâlik ile imam Şafiî ve İshak'a göre ise bir baba bulûğa ermiş olan kızını zorla evlendirebilir Delilleri ise, "dul kendisine velisinden daha mâliktir" anlamındaki 2099 numaralı hadis-i şerifin mefhumu muhalifidir
    Sözü geçen ulemaya göre bu hadis-i şerifte dul kadının kendisine velisinden daha mâlik olduğu ifâde olunduğuna göre, genç kızların bu hükme dahil olmadığı, bilakis onların üzerinde kendilerinden çok velilerinin hak sahibi olduğu anlaşılır
    Veliden maksat da kıza karşı en çok şefkat sahibi olan baba ve dededir
    Baba ve dede bulûğa ermiş olan bir kızı zorla evlendirme yetkisine sahip olmakla beraber bu mevzuda kızın iznini almaları da müstehabtır

    Şafiî ulemasından Beyhakî'nin beyânına göre konumuzu teşkil eden hadis-i şerifte anlatılan "gönlü olmadığı halde babası tarafından zorla evlenen kızın şikâyeti üzerine Resûl-i Ekrem'in onu serbest bırakması" hâdisesinde o kız dengi olmayan birisiyle evlendirildiği için Resül-i Ekrem onu serbest bırakmıştır"
    Hafız İbn Hacer de Beyhakî'nin bu görüşüne katılmakta ve "hâdise muayyen (özel) bir vak'adır, binaenaleyh bu hükmü dengiyle evlenmiş olan kızlara da teşmîl etmek doğru olamaz" demektedir

    Aksi görüşte olan ulemaya göre ise:

    a. Bir hadisin mantûku (sözlü ifadesi) varken diğer bir hadisten çıkan mefhum (mana) muteber değildir. Binaenaleyh Şafiî ulemasının ve taraftarlarının "dul, kendisine velisinden daha mâliktir" hadisinin muhalif mefhumu bizim delilimizi teşkil eden "açıkça izini alınmadan dul ve rızası anlaşılmadan bekâr kız evlendirilemez" mealindeki 2092 numaralı hadisin sözlü ifâdesi yanında geçerli değildir

    b. Resûl-i Ekrem'in bu kızı serbest bırakmasının sebebini dengi olmayan bir erkekle evlendirilmiş olmasına bağlamak, delilsiz kuru bir iddiadan başka bir şey değildir
    Hadisin zahirinden anlaşıldığına göre, Resûl-i Ekrem'in o kızı serbest bırakmasının yegâne sebebi, velisinin onu gönülsüz olarak evlendirmiş olmasıdır

    Bu konuda San'anî de şunları söylemiştir: "Hafız İbn Hacer ve Beyhaki'nin imam Şafiî'nin sözünü takviye için söylemiş oldukları sözler, sadece mezheb gayretiyle söylenmiş delilsiz iddiadan başka birşey değildir
    Onlara bakılmaz. Hangi kızın evlendirilmesinde zorlama bulunursa, orada o kızın bu evliliği geçerli sayıp saymamadaki muhayyerliği mevcuttur
    "

    2097. Şu (önceki) hadisi Peygamber (s.a.)'den İkrime de rivayet etmiştir

    Ebu Dâvud dedi ki: (Ancak bu hadisi Eyyüb vasıtasıyla İkrime'den nakleden Hammâd b. Zeyd, hadisin senedinde) îbn Abbas'ı zikretmemiştir
    Halkdan bazı kimseler bu hadisi mürsel olarak rivayet ettiler (ve bu rivayet) meşhur olmuştur

    Açıklama

    Bir önceki hadis merfu olarak nakledilmişti
    Aynı hadisi bir de Hammâd b Zeyd rivayet etmiştir
    Fakat Ham-mâd'ın Eyyüb vasıtasıyla İkrime'den rivayet ettiği bu hadis îbn Abbas atlanarak doğrudan doğruya Peygamber'den rivayet olunmuştur
    Bilindiği gibi bu şekilde senedinden sahabi atlanarak rivayet edilen hadislere "mürsel" denir
    Her ne kadar hadisin senedinden bir râvinin düşmesi râvinin kimliğinin meçhul kalmasına ve dolayısıyla o hadisin zayıf sayılmasına sebeb olursa da, düşen ravinin sahabî olması halinde bu atlamadan dolayı hadisin sıhhatine bir zarar gelmez
    Çünkü ashab-ı kiramın âdil kimseler olduğunda şüphe yoktur
    Resûl-i Ekrem'in "İnsanların en hayırlısı yaşadığım devirde, yaşayanlardır
    Sonra onları takib eden devirde yaşyan (tabiîler), sonra da onları takibeden (tebeüttâbiin) gelir."Müslim, fedaifüssahâbe 1, rikak 7, eymân İ0, 27; Tirmİzî, 11ten 45, şehâdet 5; îbn Mace, ahkâm 27; Buhari, şehadât 9; Ahmed b Hanbel, I, 378, 417, 434, 438, 442; II, 228, 410, 479; IV, 267, 270, 277, 426, 427, 436, 440; V, 350

    beyânı bu gerçeğin en açık delillerinden biridir
    Konumuzu teşkil eden hadisin önceki rivayeti merfu'dur
    Dolayısıyla bir önceki hadis bu hadisin sıhhatini teyid etmektedir
    Hafız İbn Hacer'in beyânına göre, bu hadis Eyyub b Süveyd - Sevri - Eyyüb kanalıyla mevsûl olarak rivayet edildiği gibi, Ma'mer b. Cudân er-Rukiy- Zeyd er- Rukiyy- Zeyd b. Hibbân- Eyyüb senediyle de mevsûl olarak rivayet edilmiştir
    Bir hadis bir defa mürsel, bir defa da mevsûl (merfu) olarak rivayet edilecek olursa, merfu olduğuna hükmedilir

    24-25 Dul Kadını Evlendirirken İznini Almak

    2098. îbn Abbas (r.a.)'dan; demiştir ki: "Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem şöyle) buyurdu:" "-Dul, kendisine velisinden daha mâliktir
    Bekârın da kendisi hakkında izni alınır. Onun izni susmasıdır" Müslim, nikâh 66, 68; Tirmizî, nikâh 18; İbn Mace, nikâh 11; Darimî, nikâh 13; Muvatta, nikâh 4; Ahmed b Hanbel, I, 219, 242, 274, 345, 355, 362.

    Bu lafızlar (Abdullah b Mesleme) Ka'nebî'nin rivayetine aittir

    Açıklama

    Burada "dul kadın" sözünden maksat bekâretini kaybetmiş ve kocası olmayan kadındır
    Hafız îbn Hacer'in tabiriyle ölüm veya talak sebebiyle kocasından ayrılmış kadındır ki, zıddı bakire kızdır
    Bu mânâda dul kadın kendi evlenmesi konusunda velisinden daha fazla söz ve yetki sahibidir
    Şöyle ki velisi dul kadını kendi dengi olan birisiyle evlendirmek istediğinde kadın bunu kabul etmek istemese, velisi kadını evlendirmek için ona baskı yapamaz, buna hakkı yoktur
    Eğer bir dul kadın, kendi dengi olan birisiyle evlenmek ister de velisi bunu kabul etmezse bu nikaha engel olmaması için veliye baskı yapmak caizdir
    Eğer veli bu fikrinde ısrar edecek olursa, kadı, velilik hakkını üzerine alarak kadının arzu ettiği nikahı kıyar


    Bazı Hükümler

    1. Dul kadın kendi evlenmesi mevzuunda velisinden daha fazla yetki sahibidir
    Hanefi ulemasıyla halef ve seleften cumhuru ulema bu görüştedirler
    Bu mevzuda Tirmizî şöyle diyor: "İlim adamlarının ameli bu hadis üzeredir. Şöyle ki: İzni (evlenmeyi kabulü) açıkça alınmadığı sürece dul kadın evlendirilemez
    Şayet babası, sarahaten iznini almadan onu evlendirir ve o da bu evlenmeyi istemezse, ilim adamlarının tümüne göre bu nikah mefsuh (hükümsüz)dür
    İmam Mâlik ile imam Şafiî, Leys, Ahmed ve İshak'a göre ise dul kadının izni olmadan babası onu evlendirebilir
    Fakat bu görüş şu delillerle reddedilmiştir:

    a. Bu babta bulunan hadis-i şeriflerde geçen "Genç kızın da rızası alınır" cümlesi buluğ çağına ermiş bir kadının rızası ve izni olmadan evlendirilemeyeceğine kesinlikle delâlet eder

    b. "Genç bir kızın Resûlullah'a başvurarak istemediği halde babasının onu birisiyle evlendirdiğini şikâyet etmesi üzerine Peygamber'in bu nikâhı reddettiğini" ifade eden 2101 numaralı hadis-i şerifte dul olsun bakire olsun bulûğa ermiş bir kadını velisinin zorla evlendirmeyeceğine kesinlikle delâlet eder

    Şafiî ulemasından imam Nevevî'nin beyânına göre dul kadının nikahı ile ilgili rızasını sözle ifade etmesi gerekir
    İsterse karşısında bulunan babası olsun
    Çünkü hayatına erkek girdiği için dul kadın bakir kız kadar utangaç değildir
    Binaenaleyh bu mevzudaki rızasını açık bir dille ifâde etmesine hiç bir engel yoktur
    Bekâretinin sahih bir nikah neticesinde zail olmasıyla fasit bir nikah sonunda kaybolması arasında bir fark olmadığı gibi şüphe ile yapılan cima' ya da zina sonunda kaybetmesi de bu hükmü değiştirmez
    Bekâretin zamanla aşınmak suretiyle parmak dürtüsüyle, sıçramakla ve cinsi münâsebetin dışındaki benzeri hallerle kaybedilmiş olması da kadının dul sayılmasına sebeb olur
    Fakat bekâretini cinsî münasebetin dışında bir sebeple kaybeden kızların yine de bekâr sayılacağını iddia eden ilim adamları da vardır

    Bulûğa ermemiş bir dul kadının izni alınmadan evlendirilmesi konusunda ulema arasında görüş ayrılıkları vardır

    İmam Mâlik'e göre onu babası cebren evlendirebilir

    İmam Ebu Hanife ile el-Evzaî'ye göre ise, onu velilerin tümü zorla evlendirebilir. Fakat buluğa ermedikçe kocası onunla beraber yatamaz
    Kadın buluğa erince de bu nikahı geçerli yada geçersiz sayma yetkisine sahiptir.
    İmam Şafiî ile Ebu Yusuf'a göre bu kadın buluğa erip de rızası alınıncaya kadar hiç kimse tarafından evlendirilemez

    2. Herhangi bir kızı izni olmadıkça evlendirmek caiz değildir
    Kız bâliğa ve reşide ise onun izni sükutudur ona sükutunun rızası ve izni anlamına geldiğini haber vermek müstehabtır
    Bununla beraber nikah kıyıldıktan sonra kızın "ben sükûtumun izin anlamına geldiğini bilmiyordum" demesi ile nikah ibtâl edilmiş olmaz. Ulemanın bir çoğunun görüşü bu istikamettedir
    Çünkü hür olan mü'min bir kadının sükûtun izin sayıldığını bilmesi üzerine farzdır


    Malikî ulemasından bazılarına göre kızın “ben sükutun izin anlamına geldiğini bilmiyordum" demesi, nikahı ibtâl eder
    Malikî ulemasından İbn Şaban ise, kıza üç defa "eğer razıysan sükut et, razı değilsen konuş" denilir. Bu şekilde nikaha razı olup olmadığı tesbit edilir, diyor


    3. Kızın sükûtu hangi veliye karşı olursa olsun rızası anlamına gelir
    Ulemanın büyük çoğunluğu bu görüştedir
    Şâfiîlere göre ise, kızın sükûtu velilerinden sadece babasıyla dedesine karşı rıza alâmeti sayılır
    Diğer velilere karşı yapılan bir sükut rıza alâmeti sayılamaz
    Çünkü kız babasının ve dedesinin dışındaki velilerine karşı babasına ve dedesine olduğu kadar utangaç değildir. İsabetli görüşün cumhurun görüşü olduğu açıktır
    İleride 2121 numaralı hadisin şerhinde bu konuya tekrar döneceğiz

    Senedden de anlaşılacağı üzere mevzumuzu teşkil eden bu hadisi Musanıf Ebu Davud'a Ahmed b Yunus ile Abdullah b .Mesleme rivayet etmişlerdir
    Hadisin sözleri Abdullah b. Mesleme el-Ka'nebî'ye aittir. Ahmed b Yunus'un rivayeti ise, manâ itibariyle bu hadisin aynısı ise de sözleri biraz farklıdır, Musannif hadisin sonuna ilâve ettiği talikte "bu lafızlar Ka'nebî'ye aittir" derken bunu ifâde etmek istemiştir

    2099. ...Abdullah b el-Fadl (tarafın)dan aynı senedle (önceki hadisin) manası rivayet edilmiştir
    (Hadisi Ziyad b. Sa'd, Abdullah b. el-Fadl'dan şu sözlerle) nakletti: "Dul kadın kendisine velisinden daha fazla mâliktir. Bekar kızın iznini de babası alır" Müslim, nikâh 66; Nesaî, nikâh 32; Ahmed b Hanbel I, 219; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, VII, 115.

    Ebû Dâvûd dedi ki: (Hadiste geçen) babası kelimesinin rivayeti) mahfuz değildir

    Açıklama

    Bilindiği gibi "iki sika (güvenilir) râvinin hadisleri birbirine aykırı olursa, bunlardan tercih edilene mahfuz, diğerine de şâzz denir"

    Musannif Ebû Davud'un ifadesine göre, hadiste geçen "Bekâr kızın iznini de babası alır' 'cümlesindeki "babası" kelimesi "şâz" olarak rivayet edilmiştir
    Çünkü bu mevzuda rivayet edilmiş olan hadislerin hiç birinde bekar kızın izninin babası tarafından alınacağına dair bir kayıt yoktur

    Nitekim Sünen-i Ebû Davud'un bazı nüshalarında hadiste bulunan "babası" kelimesinin Süfyan b. Uyeyne tarafından ilave edildiği, yani hadisin aslında bu kelimenin bulunmadığı ifade edildiği gibi İmam Şafiî de bu kelimenin Süfyan b Uyeyne'ye ait bir ilâve olduğunu söylüyor

    Hadisle ilgili gerekli açıklamalar bir önceki hadisin şerhinde geçmiştir

    2100. ...İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet olunduğuna göre Resûlullah (sa) "Dul kadın hakkında velinin söz hakkı yoktur
    Buluğa ermemiş yetim kızın da izni alınır
    Onun susması, kabul etmesidir." buyurmuştur.Nesâî, nikâh 31; Ahmed b Hanbel, I, 261

    Açıklama

    Aslında bu hadisi Salih b Keysân Nâfi'den değil, Abdullah b. Fadl'dan rivayet etmiştir. Fakat senedden Abdullah b Fadl düşmüştür
    Yani senedin aslında Salih b Keysan ile Nâfi arasında Abdullah b Fadl vardır Fakat bir hata eseri olarak bu isim atlanmıştır
    Senedin doğru ve tam şeklini Nesaî, Ahmed b Hanbel ve Dârekutnî'nin rivayetinde görmek mümkündür
    Nesâî, nikâh 31; Ahmed b Hanbel, I, 261, Dârekutnî, III, 239

    Her ne kadar hadis-i şerifte velinin dul kadının evlenmesi mevzuunda hiçbir zaman söz sahibi olmayacağı mutlak olarak (kayıtsız şartsız) ifâde edilmişse de 2083 numaralı hadis-i şerifin şerhinde açıkladığımız gibi bazı ulemâya göre bazı hallerde velinin dul kadının nikahına müdâhale hakkı vardır Çünkü:

    1. "Dul kadın evlenmesi konusunda velisinden daha çok yetkilidir" mealindeki 2098 ve 2099 numaralı hadisler bunu ifâde etmektedirler

    2. Velisinin izni olmadan evlenen bir kadının nikâhının bâtıl olduğunu ifâde eden 2083 numaralı hadis-i şerifte dul kadının evlenmesinde velinin (bazı hallerde) söz hakkı bulunduğunun açık bir delilidir
    İlgili hadisin şerhinde açıklandığı gibi İmam Ebu Hanife'ye göre 2083 numaralı hadiste "velinin izni olmadan evlenen bîr kadının nikahının bâtıl sayılması" buluğa ermeden ve velisinin izni olmadan evlenen kızlarla ilgilidir. Bulûğa eren kızların evlenmesi ile ilgili değildir
    2093 numaralı hadisin şerhinde açıklandığı gibi metindeki yetime kelimesinin baliğa kız anlamına gelme ihtimali de vardır

    Bazı Hükümler

    1. Bulûğa ermiş bir kadının velisinin izni olmadan evlenmesi caizdir

    2. Buluğa ermemiş olan yetim bir kızın iznini alarak evlendirmek caizdir
    Bunu caiz görmeyen ilim adamlarına göre metinde geçen yetim kızdan maksat, buluğ çağına ermiş olan kızdır

    2101. Hansa bint Hıdam el-Ensâriyye'den rivayet olunduğuna göre, "Kendisi dul bir kadın iken babası onu (iznini almadan) evlendirmiş
    Kendisi buna razı olmamış, Rasûlullah(s.a.)'a gidip durumu anlatmış, Resûlullah (s.a.) de onun nikahını bozmuş" Nesâî, nikâh 35, 36; İbn Mace, nikâh 12; Buharî, nikâh 42; Muvatta, nikâh, 25; Ahmed b Hanbel, VI, 328.

    Açıklama

    Sahâbî kadınlardan olan Hansa bint Hıdâm, ensardan Abdurrahman b Hıdam ile Mucemmi b Hidam'ın kızkardeşleridir
    Babasının ismini Kirmani gibi bazı ilim adamları "Hizan" olarak kaydetmişîerse de Hafız İbn Hacer, "Hıdâm" rivayetinin daha doğru olduğu kanaatindedir
    Bu hadisi Sevrî, Hansa (r.anha)'dan "Ben genç bir kız iken babam beni zorla evlendirdi" mânâsına gelen lafızlarla rivayet etmiştir
    Fakat konumuzu teşkil eden hadiste geçen "Hansa'nın dul iken babası tarafından zorla evlendirildiği" rivayeti daha sağlam görülerek Sevrî'nin rivayetine tercih edilmiştir
    Nitekim Abdurrezzak'ın Ebu Bekr b. Muhammed'den rivayet ettiği "Ensar-ı kirâm'dan bir zâtın Hansa ile evlendikten sonra o zatın Uhud'da şehid düştüğü bunun üzerine babası onu başka birisiyle evlendirmeye kalkınca Resûlullah (s.a.)'e gelerek:

    Ey Allanın Resulü, babam beni birisiyle evlendirmiş
    Oysa çocuğumun amcasıyla evlenmek istiyordum, diye şikâyette bulunduğunu ifâde eden hadis-i şerifte Hansa'nın babası tarafından zorla evlendirilmek istendiği sırada kız değil, dul olduğunu ortaya koymaktadır

    Hansa'nın zorla evlendirilmek istendiği bu zatın ismi hakkında bir açıklama yapılmıyorsa da Abdurrezzak'ın İbn Abbas'dan rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Hansa'nın şikâyeti üzerine Resûl-i Ekrem'in "kadınları -evlenme mevzuunda- zorlamayınız" buyurduğu, babasının da onu, Ebû Lübâbe, isimli bir zât ile evlendirdiği ifâde ediliyor

    Rivayetlerin bazısında Hansa'nın daha kız iken babası tarafından zorla evlendirilmek istendiği ifade edilirken, bazılarında da babası kendisini zorla evlendirmek teşebbüsüne geçtiği sırada dul olduğunu ifâde edilmesi bu rivayetler arasında bir çelişki bulunduğu manasına gelmediği gibi bu iki rivayet arasında bir tercih yapmayı da gerektirmez
    Çünkü bu hâdisenin, biri kızlığında, diğeri de dulluğunda olmak üzereHansa'nın iki defa başına gelmiş olması muhtemeldir


    Tekmiletul'l-Menhel müellifi Emin Mahmud'un ifâdesine göre, onun dul iken zorla evlendirilmek istendiğini ifâde eden rivayetleri, kız iken zorla evlendirilmek istendiğine dâir olan ifâdelere tercih etmek imkânsızdır
    Çünkü kız iken zorla evlendirilmek istendiğine dâir olan ifâdeler kendisine aittir
    Dul iken zorla evlendirilmek istendiğine dair olan ifâdeler ise, başkalarına aittir.
    Kendi başından geçen bir meselede başkalarına ait ifâdelerin kendisine ait olan ifâdelere tercih edilmesi asla doğru olamaz

    Bazı Hükümler

    1. Büluğa ermiş bir kızı velisi zorla evlendiremez
    Ulemânın büyük çoğunluğu ile Hanefî ulemâsı bu görüştedir
    Bir babanın bâliğa olan kızını zorla evlendiremeyeceği mevzuunda Hasan-i Basri ile en-Nehâi'nin dışındaki tüm fıkıh ulemâsı ittifak etmişlerdir
    Çünkü Peygamber, "Dul ile velînin bir alâkası yoktur" buyurmuştur
    Bk 2100 no'lu hadis

    Ayrıca konumuzu teşkil eden hadisi şerifte buna delâlet eder

    Hasan-i Basrî (ra)'ye göre bir babanın kızını zorla evlendirmesi caizdir
    Fakat dul olan kızını zorla evlendirmesi mekruhtur. Nehâî'ye göre ise eğer bâliğa bir kızın geçimini babası te'min ediyorsa onu zorla evlendirebilir
    Eğer geçimini kendisi temin etmiyorsa iznini almadan evlendiremez
    Hasan-ı Basrî ile en-Nehâî'nin bu görüşleri mevzumuzu teşkil eden hadis ve benzerlerine aykırıdır

    Ulemâ haberi olmadan babası tarafından evlendirildikten sonra haber kendisine ulaşınca bu nikaha razı olan kızın nikahının geçerliliği konusunda da ihtilafa düşmüşlerdir
    Hanefi ulemâsına göre bu nikahın geçerli olup olmaması kızın isteğine bağlıdır. Kız razı olursa nikâh geçerli, razı olmazsa geçersizdir


    İmam Şafiî ile Ahmed ve Ebû Sevr'e göre ise bu nikah kızın izni olmadan kıyıldığı için bâtıldır
    Kendisine haber ulaştıktan sonra razı olmasının önemi yoktur


    Mâlikî ulemâsına göre ise eğer bu kız daha önce bu nikahı reddetmemiş idi ise ve o anda aynı şehirde bulunuyor ve rıza göstermesi yakın bir ihtimal ise, kendisine haber iletildiğinde olumlu karşılaması bu nikahı sahih ve geçerli kılar

    Eğer kız, nikâhın kıyıldığı anda o şehirde ise, yahut bu nikâhı kabulü uzak bir ihtimal ise, yahut da haber kendisine ulaşmadan önce bu nikâhı reddetmiş idiyse, kızın izni olmadan babasının kıyacağı nikâh bâtıldır

    2. Mevkuf olan nikâh bâtıldır. İmâm Şafiî ile İmâm Mâlik bu görüştedirler


  16. 21.Mart.2010, 00:19
    8
    âb ü kil
    2096. ...İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet olunduğuna göre, "Genç bir kız Peygamber (s.a.)'e gelerek kendisi, istemediği halde babasının onu birisiyle evlendirdiğini şikâyet etmiş. Peygamber (sa)'de kızı -evliliği kabul edip etmeme mevzuunda- serbest bırakmıştır" Buhari, nikah 41, 42; ıtk 9, 12; İbn Mâce, nikah 12, talak, 29; Dârimî, talak, 15, 16; Ahmed b. Hanbel, I, 273; VI, 42, 46, 115, 170, 172, 175, 178, 186, 209.

    Açıklama

    Bu hadis-i şerif, buluğa ermiş bir kızı izni alınmadan evlendirmenin caiz ve sahih olmadığını söyleyen ulemanın delilidir
    Hadis-i şerifte istemediği halde babası tarafından zorla evlendirilen kız 2101 no'lu hadiste gelecek olan Hansa bint Hidam el-Ensariyye'den başkasıdır


    Bazı Hükümler

    1. Bir baba büluğa ermiş olan kızını, iznini almadıkça evlendiremez
    Hanefi ulemasıyla imam Evzaî ve Sevrî de bu görüştedirler
    İmam Ahmed'in de bu görüşte olduğuna dair bir rivayet vardır
    Nitekim daha önce tercümesini sunduğumuz 2092 numaralı hadis-i şerîf ile "Dul kendisine velisinden daha mâliktir" anlamındaki 2099 numaralı hadis ve ayrıca "dul ile velinin bir alakası yoktur" anlamındaki 2100 numaralı hadis-i şerif de bu görüşü desteklemektedir
    Binaenaleyh nasıl ki bir baba kızının malında tasarrufta bulunamazsa, kızın tasarrufu altında bulunan evlenmesiyle ilgili meselelerde de söz sahibi olamaz

    2. İmam Mâlik ile imam Şafiî ve İshak'a göre ise bir baba bulûğa ermiş olan kızını zorla evlendirebilir Delilleri ise, "dul kendisine velisinden daha mâliktir" anlamındaki 2099 numaralı hadis-i şerifin mefhumu muhalifidir
    Sözü geçen ulemaya göre bu hadis-i şerifte dul kadının kendisine velisinden daha mâlik olduğu ifâde olunduğuna göre, genç kızların bu hükme dahil olmadığı, bilakis onların üzerinde kendilerinden çok velilerinin hak sahibi olduğu anlaşılır
    Veliden maksat da kıza karşı en çok şefkat sahibi olan baba ve dededir
    Baba ve dede bulûğa ermiş olan bir kızı zorla evlendirme yetkisine sahip olmakla beraber bu mevzuda kızın iznini almaları da müstehabtır

    Şafiî ulemasından Beyhakî'nin beyânına göre konumuzu teşkil eden hadis-i şerifte anlatılan "gönlü olmadığı halde babası tarafından zorla evlenen kızın şikâyeti üzerine Resûl-i Ekrem'in onu serbest bırakması" hâdisesinde o kız dengi olmayan birisiyle evlendirildiği için Resül-i Ekrem onu serbest bırakmıştır"
    Hafız İbn Hacer de Beyhakî'nin bu görüşüne katılmakta ve "hâdise muayyen (özel) bir vak'adır, binaenaleyh bu hükmü dengiyle evlenmiş olan kızlara da teşmîl etmek doğru olamaz" demektedir

    Aksi görüşte olan ulemaya göre ise:

    a. Bir hadisin mantûku (sözlü ifadesi) varken diğer bir hadisten çıkan mefhum (mana) muteber değildir. Binaenaleyh Şafiî ulemasının ve taraftarlarının "dul, kendisine velisinden daha mâliktir" hadisinin muhalif mefhumu bizim delilimizi teşkil eden "açıkça izini alınmadan dul ve rızası anlaşılmadan bekâr kız evlendirilemez" mealindeki 2092 numaralı hadisin sözlü ifâdesi yanında geçerli değildir

    b. Resûl-i Ekrem'in bu kızı serbest bırakmasının sebebini dengi olmayan bir erkekle evlendirilmiş olmasına bağlamak, delilsiz kuru bir iddiadan başka bir şey değildir
    Hadisin zahirinden anlaşıldığına göre, Resûl-i Ekrem'in o kızı serbest bırakmasının yegâne sebebi, velisinin onu gönülsüz olarak evlendirmiş olmasıdır

    Bu konuda San'anî de şunları söylemiştir: "Hafız İbn Hacer ve Beyhaki'nin imam Şafiî'nin sözünü takviye için söylemiş oldukları sözler, sadece mezheb gayretiyle söylenmiş delilsiz iddiadan başka birşey değildir
    Onlara bakılmaz. Hangi kızın evlendirilmesinde zorlama bulunursa, orada o kızın bu evliliği geçerli sayıp saymamadaki muhayyerliği mevcuttur
    "

    2097. Şu (önceki) hadisi Peygamber (s.a.)'den İkrime de rivayet etmiştir

    Ebu Dâvud dedi ki: (Ancak bu hadisi Eyyüb vasıtasıyla İkrime'den nakleden Hammâd b. Zeyd, hadisin senedinde) îbn Abbas'ı zikretmemiştir
    Halkdan bazı kimseler bu hadisi mürsel olarak rivayet ettiler (ve bu rivayet) meşhur olmuştur

    Açıklama

    Bir önceki hadis merfu olarak nakledilmişti
    Aynı hadisi bir de Hammâd b Zeyd rivayet etmiştir
    Fakat Ham-mâd'ın Eyyüb vasıtasıyla İkrime'den rivayet ettiği bu hadis îbn Abbas atlanarak doğrudan doğruya Peygamber'den rivayet olunmuştur
    Bilindiği gibi bu şekilde senedinden sahabi atlanarak rivayet edilen hadislere "mürsel" denir
    Her ne kadar hadisin senedinden bir râvinin düşmesi râvinin kimliğinin meçhul kalmasına ve dolayısıyla o hadisin zayıf sayılmasına sebeb olursa da, düşen ravinin sahabî olması halinde bu atlamadan dolayı hadisin sıhhatine bir zarar gelmez
    Çünkü ashab-ı kiramın âdil kimseler olduğunda şüphe yoktur
    Resûl-i Ekrem'in "İnsanların en hayırlısı yaşadığım devirde, yaşayanlardır
    Sonra onları takib eden devirde yaşyan (tabiîler), sonra da onları takibeden (tebeüttâbiin) gelir."Müslim, fedaifüssahâbe 1, rikak 7, eymân İ0, 27; Tirmİzî, 11ten 45, şehâdet 5; îbn Mace, ahkâm 27; Buhari, şehadât 9; Ahmed b Hanbel, I, 378, 417, 434, 438, 442; II, 228, 410, 479; IV, 267, 270, 277, 426, 427, 436, 440; V, 350

    beyânı bu gerçeğin en açık delillerinden biridir
    Konumuzu teşkil eden hadisin önceki rivayeti merfu'dur
    Dolayısıyla bir önceki hadis bu hadisin sıhhatini teyid etmektedir
    Hafız İbn Hacer'in beyânına göre, bu hadis Eyyub b Süveyd - Sevri - Eyyüb kanalıyla mevsûl olarak rivayet edildiği gibi, Ma'mer b. Cudân er-Rukiy- Zeyd er- Rukiyy- Zeyd b. Hibbân- Eyyüb senediyle de mevsûl olarak rivayet edilmiştir
    Bir hadis bir defa mürsel, bir defa da mevsûl (merfu) olarak rivayet edilecek olursa, merfu olduğuna hükmedilir

    24-25 Dul Kadını Evlendirirken İznini Almak

    2098. îbn Abbas (r.a.)'dan; demiştir ki: "Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem şöyle) buyurdu:" "-Dul, kendisine velisinden daha mâliktir
    Bekârın da kendisi hakkında izni alınır. Onun izni susmasıdır" Müslim, nikâh 66, 68; Tirmizî, nikâh 18; İbn Mace, nikâh 11; Darimî, nikâh 13; Muvatta, nikâh 4; Ahmed b Hanbel, I, 219, 242, 274, 345, 355, 362.

    Bu lafızlar (Abdullah b Mesleme) Ka'nebî'nin rivayetine aittir

    Açıklama

    Burada "dul kadın" sözünden maksat bekâretini kaybetmiş ve kocası olmayan kadındır
    Hafız îbn Hacer'in tabiriyle ölüm veya talak sebebiyle kocasından ayrılmış kadındır ki, zıddı bakire kızdır
    Bu mânâda dul kadın kendi evlenmesi konusunda velisinden daha fazla söz ve yetki sahibidir
    Şöyle ki velisi dul kadını kendi dengi olan birisiyle evlendirmek istediğinde kadın bunu kabul etmek istemese, velisi kadını evlendirmek için ona baskı yapamaz, buna hakkı yoktur
    Eğer bir dul kadın, kendi dengi olan birisiyle evlenmek ister de velisi bunu kabul etmezse bu nikaha engel olmaması için veliye baskı yapmak caizdir
    Eğer veli bu fikrinde ısrar edecek olursa, kadı, velilik hakkını üzerine alarak kadının arzu ettiği nikahı kıyar


    Bazı Hükümler

    1. Dul kadın kendi evlenmesi mevzuunda velisinden daha fazla yetki sahibidir
    Hanefi ulemasıyla halef ve seleften cumhuru ulema bu görüştedirler
    Bu mevzuda Tirmizî şöyle diyor: "İlim adamlarının ameli bu hadis üzeredir. Şöyle ki: İzni (evlenmeyi kabulü) açıkça alınmadığı sürece dul kadın evlendirilemez
    Şayet babası, sarahaten iznini almadan onu evlendirir ve o da bu evlenmeyi istemezse, ilim adamlarının tümüne göre bu nikah mefsuh (hükümsüz)dür
    İmam Mâlik ile imam Şafiî, Leys, Ahmed ve İshak'a göre ise dul kadının izni olmadan babası onu evlendirebilir
    Fakat bu görüş şu delillerle reddedilmiştir:

    a. Bu babta bulunan hadis-i şeriflerde geçen "Genç kızın da rızası alınır" cümlesi buluğ çağına ermiş bir kadının rızası ve izni olmadan evlendirilemeyeceğine kesinlikle delâlet eder

    b. "Genç bir kızın Resûlullah'a başvurarak istemediği halde babasının onu birisiyle evlendirdiğini şikâyet etmesi üzerine Peygamber'in bu nikâhı reddettiğini" ifade eden 2101 numaralı hadis-i şerifte dul olsun bakire olsun bulûğa ermiş bir kadını velisinin zorla evlendirmeyeceğine kesinlikle delâlet eder

    Şafiî ulemasından imam Nevevî'nin beyânına göre dul kadının nikahı ile ilgili rızasını sözle ifade etmesi gerekir
    İsterse karşısında bulunan babası olsun
    Çünkü hayatına erkek girdiği için dul kadın bakir kız kadar utangaç değildir
    Binaenaleyh bu mevzudaki rızasını açık bir dille ifâde etmesine hiç bir engel yoktur
    Bekâretinin sahih bir nikah neticesinde zail olmasıyla fasit bir nikah sonunda kaybolması arasında bir fark olmadığı gibi şüphe ile yapılan cima' ya da zina sonunda kaybetmesi de bu hükmü değiştirmez
    Bekâretin zamanla aşınmak suretiyle parmak dürtüsüyle, sıçramakla ve cinsi münâsebetin dışındaki benzeri hallerle kaybedilmiş olması da kadının dul sayılmasına sebeb olur
    Fakat bekâretini cinsî münasebetin dışında bir sebeple kaybeden kızların yine de bekâr sayılacağını iddia eden ilim adamları da vardır

    Bulûğa ermemiş bir dul kadının izni alınmadan evlendirilmesi konusunda ulema arasında görüş ayrılıkları vardır

    İmam Mâlik'e göre onu babası cebren evlendirebilir

    İmam Ebu Hanife ile el-Evzaî'ye göre ise, onu velilerin tümü zorla evlendirebilir. Fakat buluğa ermedikçe kocası onunla beraber yatamaz
    Kadın buluğa erince de bu nikahı geçerli yada geçersiz sayma yetkisine sahiptir.
    İmam Şafiî ile Ebu Yusuf'a göre bu kadın buluğa erip de rızası alınıncaya kadar hiç kimse tarafından evlendirilemez

    2. Herhangi bir kızı izni olmadıkça evlendirmek caiz değildir
    Kız bâliğa ve reşide ise onun izni sükutudur ona sükutunun rızası ve izni anlamına geldiğini haber vermek müstehabtır
    Bununla beraber nikah kıyıldıktan sonra kızın "ben sükûtumun izin anlamına geldiğini bilmiyordum" demesi ile nikah ibtâl edilmiş olmaz. Ulemanın bir çoğunun görüşü bu istikamettedir
    Çünkü hür olan mü'min bir kadının sükûtun izin sayıldığını bilmesi üzerine farzdır


    Malikî ulemasından bazılarına göre kızın “ben sükutun izin anlamına geldiğini bilmiyordum" demesi, nikahı ibtâl eder
    Malikî ulemasından İbn Şaban ise, kıza üç defa "eğer razıysan sükut et, razı değilsen konuş" denilir. Bu şekilde nikaha razı olup olmadığı tesbit edilir, diyor


    3. Kızın sükûtu hangi veliye karşı olursa olsun rızası anlamına gelir
    Ulemanın büyük çoğunluğu bu görüştedir
    Şâfiîlere göre ise, kızın sükûtu velilerinden sadece babasıyla dedesine karşı rıza alâmeti sayılır
    Diğer velilere karşı yapılan bir sükut rıza alâmeti sayılamaz
    Çünkü kız babasının ve dedesinin dışındaki velilerine karşı babasına ve dedesine olduğu kadar utangaç değildir. İsabetli görüşün cumhurun görüşü olduğu açıktır
    İleride 2121 numaralı hadisin şerhinde bu konuya tekrar döneceğiz

    Senedden de anlaşılacağı üzere mevzumuzu teşkil eden bu hadisi Musanıf Ebu Davud'a Ahmed b Yunus ile Abdullah b .Mesleme rivayet etmişlerdir
    Hadisin sözleri Abdullah b. Mesleme el-Ka'nebî'ye aittir. Ahmed b Yunus'un rivayeti ise, manâ itibariyle bu hadisin aynısı ise de sözleri biraz farklıdır, Musannif hadisin sonuna ilâve ettiği talikte "bu lafızlar Ka'nebî'ye aittir" derken bunu ifâde etmek istemiştir

    2099. ...Abdullah b el-Fadl (tarafın)dan aynı senedle (önceki hadisin) manası rivayet edilmiştir
    (Hadisi Ziyad b. Sa'd, Abdullah b. el-Fadl'dan şu sözlerle) nakletti: "Dul kadın kendisine velisinden daha fazla mâliktir. Bekar kızın iznini de babası alır" Müslim, nikâh 66; Nesaî, nikâh 32; Ahmed b Hanbel I, 219; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, VII, 115.

    Ebû Dâvûd dedi ki: (Hadiste geçen) babası kelimesinin rivayeti) mahfuz değildir

    Açıklama

    Bilindiği gibi "iki sika (güvenilir) râvinin hadisleri birbirine aykırı olursa, bunlardan tercih edilene mahfuz, diğerine de şâzz denir"

    Musannif Ebû Davud'un ifadesine göre, hadiste geçen "Bekâr kızın iznini de babası alır' 'cümlesindeki "babası" kelimesi "şâz" olarak rivayet edilmiştir
    Çünkü bu mevzuda rivayet edilmiş olan hadislerin hiç birinde bekar kızın izninin babası tarafından alınacağına dair bir kayıt yoktur

    Nitekim Sünen-i Ebû Davud'un bazı nüshalarında hadiste bulunan "babası" kelimesinin Süfyan b. Uyeyne tarafından ilave edildiği, yani hadisin aslında bu kelimenin bulunmadığı ifade edildiği gibi İmam Şafiî de bu kelimenin Süfyan b Uyeyne'ye ait bir ilâve olduğunu söylüyor

    Hadisle ilgili gerekli açıklamalar bir önceki hadisin şerhinde geçmiştir

    2100. ...İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet olunduğuna göre Resûlullah (sa) "Dul kadın hakkında velinin söz hakkı yoktur
    Buluğa ermemiş yetim kızın da izni alınır
    Onun susması, kabul etmesidir." buyurmuştur.Nesâî, nikâh 31; Ahmed b Hanbel, I, 261

    Açıklama

    Aslında bu hadisi Salih b Keysân Nâfi'den değil, Abdullah b. Fadl'dan rivayet etmiştir. Fakat senedden Abdullah b Fadl düşmüştür
    Yani senedin aslında Salih b Keysan ile Nâfi arasında Abdullah b Fadl vardır Fakat bir hata eseri olarak bu isim atlanmıştır
    Senedin doğru ve tam şeklini Nesaî, Ahmed b Hanbel ve Dârekutnî'nin rivayetinde görmek mümkündür
    Nesâî, nikâh 31; Ahmed b Hanbel, I, 261, Dârekutnî, III, 239

    Her ne kadar hadis-i şerifte velinin dul kadının evlenmesi mevzuunda hiçbir zaman söz sahibi olmayacağı mutlak olarak (kayıtsız şartsız) ifâde edilmişse de 2083 numaralı hadis-i şerifin şerhinde açıkladığımız gibi bazı ulemâya göre bazı hallerde velinin dul kadının nikahına müdâhale hakkı vardır Çünkü:

    1. "Dul kadın evlenmesi konusunda velisinden daha çok yetkilidir" mealindeki 2098 ve 2099 numaralı hadisler bunu ifâde etmektedirler

    2. Velisinin izni olmadan evlenen bir kadının nikâhının bâtıl olduğunu ifâde eden 2083 numaralı hadis-i şerifte dul kadının evlenmesinde velinin (bazı hallerde) söz hakkı bulunduğunun açık bir delilidir
    İlgili hadisin şerhinde açıklandığı gibi İmam Ebu Hanife'ye göre 2083 numaralı hadiste "velinin izni olmadan evlenen bîr kadının nikahının bâtıl sayılması" buluğa ermeden ve velisinin izni olmadan evlenen kızlarla ilgilidir. Bulûğa eren kızların evlenmesi ile ilgili değildir
    2093 numaralı hadisin şerhinde açıklandığı gibi metindeki yetime kelimesinin baliğa kız anlamına gelme ihtimali de vardır

    Bazı Hükümler

    1. Bulûğa ermiş bir kadının velisinin izni olmadan evlenmesi caizdir

    2. Buluğa ermemiş olan yetim bir kızın iznini alarak evlendirmek caizdir
    Bunu caiz görmeyen ilim adamlarına göre metinde geçen yetim kızdan maksat, buluğ çağına ermiş olan kızdır

    2101. Hansa bint Hıdam el-Ensâriyye'den rivayet olunduğuna göre, "Kendisi dul bir kadın iken babası onu (iznini almadan) evlendirmiş
    Kendisi buna razı olmamış, Rasûlullah(s.a.)'a gidip durumu anlatmış, Resûlullah (s.a.) de onun nikahını bozmuş" Nesâî, nikâh 35, 36; İbn Mace, nikâh 12; Buharî, nikâh 42; Muvatta, nikâh, 25; Ahmed b Hanbel, VI, 328.

    Açıklama

    Sahâbî kadınlardan olan Hansa bint Hıdâm, ensardan Abdurrahman b Hıdam ile Mucemmi b Hidam'ın kızkardeşleridir
    Babasının ismini Kirmani gibi bazı ilim adamları "Hizan" olarak kaydetmişîerse de Hafız İbn Hacer, "Hıdâm" rivayetinin daha doğru olduğu kanaatindedir
    Bu hadisi Sevrî, Hansa (r.anha)'dan "Ben genç bir kız iken babam beni zorla evlendirdi" mânâsına gelen lafızlarla rivayet etmiştir
    Fakat konumuzu teşkil eden hadiste geçen "Hansa'nın dul iken babası tarafından zorla evlendirildiği" rivayeti daha sağlam görülerek Sevrî'nin rivayetine tercih edilmiştir
    Nitekim Abdurrezzak'ın Ebu Bekr b. Muhammed'den rivayet ettiği "Ensar-ı kirâm'dan bir zâtın Hansa ile evlendikten sonra o zatın Uhud'da şehid düştüğü bunun üzerine babası onu başka birisiyle evlendirmeye kalkınca Resûlullah (s.a.)'e gelerek:

    Ey Allanın Resulü, babam beni birisiyle evlendirmiş
    Oysa çocuğumun amcasıyla evlenmek istiyordum, diye şikâyette bulunduğunu ifâde eden hadis-i şerifte Hansa'nın babası tarafından zorla evlendirilmek istendiği sırada kız değil, dul olduğunu ortaya koymaktadır

    Hansa'nın zorla evlendirilmek istendiği bu zatın ismi hakkında bir açıklama yapılmıyorsa da Abdurrezzak'ın İbn Abbas'dan rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Hansa'nın şikâyeti üzerine Resûl-i Ekrem'in "kadınları -evlenme mevzuunda- zorlamayınız" buyurduğu, babasının da onu, Ebû Lübâbe, isimli bir zât ile evlendirdiği ifâde ediliyor

    Rivayetlerin bazısında Hansa'nın daha kız iken babası tarafından zorla evlendirilmek istendiği ifade edilirken, bazılarında da babası kendisini zorla evlendirmek teşebbüsüne geçtiği sırada dul olduğunu ifâde edilmesi bu rivayetler arasında bir çelişki bulunduğu manasına gelmediği gibi bu iki rivayet arasında bir tercih yapmayı da gerektirmez
    Çünkü bu hâdisenin, biri kızlığında, diğeri de dulluğunda olmak üzereHansa'nın iki defa başına gelmiş olması muhtemeldir


    Tekmiletul'l-Menhel müellifi Emin Mahmud'un ifâdesine göre, onun dul iken zorla evlendirilmek istendiğini ifâde eden rivayetleri, kız iken zorla evlendirilmek istendiğine dâir olan ifâdelere tercih etmek imkânsızdır
    Çünkü kız iken zorla evlendirilmek istendiğine dâir olan ifâdeler kendisine aittir
    Dul iken zorla evlendirilmek istendiğine dair olan ifâdeler ise, başkalarına aittir.
    Kendi başından geçen bir meselede başkalarına ait ifâdelerin kendisine ait olan ifâdelere tercih edilmesi asla doğru olamaz

    Bazı Hükümler

    1. Büluğa ermiş bir kızı velisi zorla evlendiremez
    Ulemânın büyük çoğunluğu ile Hanefî ulemâsı bu görüştedir
    Bir babanın bâliğa olan kızını zorla evlendiremeyeceği mevzuunda Hasan-i Basri ile en-Nehâi'nin dışındaki tüm fıkıh ulemâsı ittifak etmişlerdir
    Çünkü Peygamber, "Dul ile velînin bir alâkası yoktur" buyurmuştur
    Bk 2100 no'lu hadis

    Ayrıca konumuzu teşkil eden hadisi şerifte buna delâlet eder

    Hasan-i Basrî (ra)'ye göre bir babanın kızını zorla evlendirmesi caizdir
    Fakat dul olan kızını zorla evlendirmesi mekruhtur. Nehâî'ye göre ise eğer bâliğa bir kızın geçimini babası te'min ediyorsa onu zorla evlendirebilir
    Eğer geçimini kendisi temin etmiyorsa iznini almadan evlendiremez
    Hasan-ı Basrî ile en-Nehâî'nin bu görüşleri mevzumuzu teşkil eden hadis ve benzerlerine aykırıdır

    Ulemâ haberi olmadan babası tarafından evlendirildikten sonra haber kendisine ulaşınca bu nikaha razı olan kızın nikahının geçerliliği konusunda da ihtilafa düşmüşlerdir
    Hanefi ulemâsına göre bu nikahın geçerli olup olmaması kızın isteğine bağlıdır. Kız razı olursa nikâh geçerli, razı olmazsa geçersizdir


    İmam Şafiî ile Ahmed ve Ebû Sevr'e göre ise bu nikah kızın izni olmadan kıyıldığı için bâtıldır
    Kendisine haber ulaştıktan sonra razı olmasının önemi yoktur


    Mâlikî ulemâsına göre ise eğer bu kız daha önce bu nikahı reddetmemiş idi ise ve o anda aynı şehirde bulunuyor ve rıza göstermesi yakın bir ihtimal ise, kendisine haber iletildiğinde olumlu karşılaması bu nikahı sahih ve geçerli kılar

    Eğer kız, nikâhın kıyıldığı anda o şehirde ise, yahut bu nikâhı kabulü uzak bir ihtimal ise, yahut da haber kendisine ulaşmadan önce bu nikâhı reddetmiş idiyse, kızın izni olmadan babasının kıyacağı nikâh bâtıldır

    2. Mevkuf olan nikâh bâtıldır. İmâm Şafiî ile İmâm Mâlik bu görüştedirler





+ Yorum Gönder