Konusunu Oylayın.: Din kültürü: müslümanların ilime verdiği önem

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Din kültürü: müslümanların ilime verdiği önem
  1. 11.Mart.2010, 22:29
    1
    Misafir

    Din kültürü: müslümanların ilime verdiği önem

  2. 11.Mart.2010, 23:35
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: din kültürü: müslümanların ilime verdiği önem




    İslam dini insanlığın kurtuluş dinidir. Tabiri caizse İslam; sonsuzluk ikliminde, derin bir okyanusun en donanımlı gemisidir. Rotası ve çizgisi, dümeni ve yelkeni, hızı ve boyutu hepsi bir noktaya ilerliyor. İlerledikleri yegâne analitik yol; Allah (celle celâluhu) yoludur. Allah’a (celle celâluhu) giden yolun en güvenilir tercümanı “O (İslam)” oluyor. Hamd bu dini (İslam’ı) gönderene, selam bu dini getirene ve ne mutlu bu dini yüklenip yayana.
    İlahi adaletin peyda ettiği ve insanlığı her zaman öğrenmeye teşvik eden İslam, Allah (celle celâluhu) katında Kur’an-ı Kerim’de de belirtildiği gibi; “Tek dindir.” Evet İslam tek olmakla beraber bir takım hususlar ortaya koyar. Bunlardan bir tanesi de –ve en önemlilerinden- “İlim”dir. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “İlim Çin’de de olsa gidip alınız” buyurmuştur. İlim mü’minler için farz kılınmıştır. Şu koca asır kaç büyük İslam Âlimine kucak açmıştır bilinmez. Ama sayıca fazla olduğu bir gerçektir. Allah’ın (celle celâluhu) ve Rasulü’nün farz kılması onlara açılış penceresi olmuştur. İlim, her yerden almaya çalışmışlar ve Osman İmparatorluğunda çığır açan bir sahne yaşanmış. O dönemin en büyük bilginleri hem sayıca hem de araştırma yönünden Avrupalı Devletlere örnek olmuştur. Tarih bunları birer birer not etmiştir. Bizlere düşen onların örnek yaşantılarına uymak, ilim ve irfana saygı duymak, bilgin olamasak bile onlar gibi uğraşmak olmalıdır.
    Asrı sallayıp şimdi bile hâlen ses getiren ve istatistiklere göre Kur’an-ı Kerim’den sonra en çok okunan ve farklı dillere çevrilen ikinci kitap “Risale-i Nur’un büyük müceddidi Bediüzzaman Said Nursi” ilim adına büyük uğraşlar sarf etmiş ve zekâsıyla o dönemin pek çok âliminin göz bebeği olmuştur. Daha küçük yaşta kalbini saran bu heyecan onu zorlu; fakat güzel bir yola çıkarmıştır.
    Kimya Kitabını Alabilir Miyim?
    Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri bir gün yolculuk yapmak üzere bir dolmuşa biner. Arabada yanına oturduğu kişi bir kimyagerdir. Talebelik yapan bu gencin elindeki kitabı görünce dikkatini çeker. O zamanlar daha çocuktur. Öğrenciden rica eder ve;
    “Kitabınıza bakabilir miyim?”
    Genç delikanlı önce şöyle bir süzer Üstad’ı ve;
    “Boş ver sen küçüksün anlamazsın” der. “Neye bakacaksın ki?”
    “N’olur bir göz atıp vereyim ve siz de bana bu kitaptan istediğiniz yeri sorun…”
    “Peki”, der.
    Üstad bir zaman göz atarak kitabı tekrar uzatır ve istediği soruyu sormasını ister. Ve büyük bir keramettir ki her sorduğu soruya cevap bulur. Bunun üzerine büyük bir şok geçirir.
    Evet, işte sözün en kısa özü…
    Bizlere düşen dediğimiz gibi ilim ile sevda yolunda katre olmak olmalıdır.
    Selametle…


  3. 11.Mart.2010, 23:35
    2
    Moderatör



    İslam dini insanlığın kurtuluş dinidir. Tabiri caizse İslam; sonsuzluk ikliminde, derin bir okyanusun en donanımlı gemisidir. Rotası ve çizgisi, dümeni ve yelkeni, hızı ve boyutu hepsi bir noktaya ilerliyor. İlerledikleri yegâne analitik yol; Allah (celle celâluhu) yoludur. Allah’a (celle celâluhu) giden yolun en güvenilir tercümanı “O (İslam)” oluyor. Hamd bu dini (İslam’ı) gönderene, selam bu dini getirene ve ne mutlu bu dini yüklenip yayana.
    İlahi adaletin peyda ettiği ve insanlığı her zaman öğrenmeye teşvik eden İslam, Allah (celle celâluhu) katında Kur’an-ı Kerim’de de belirtildiği gibi; “Tek dindir.” Evet İslam tek olmakla beraber bir takım hususlar ortaya koyar. Bunlardan bir tanesi de –ve en önemlilerinden- “İlim”dir. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “İlim Çin’de de olsa gidip alınız” buyurmuştur. İlim mü’minler için farz kılınmıştır. Şu koca asır kaç büyük İslam Âlimine kucak açmıştır bilinmez. Ama sayıca fazla olduğu bir gerçektir. Allah’ın (celle celâluhu) ve Rasulü’nün farz kılması onlara açılış penceresi olmuştur. İlim, her yerden almaya çalışmışlar ve Osman İmparatorluğunda çığır açan bir sahne yaşanmış. O dönemin en büyük bilginleri hem sayıca hem de araştırma yönünden Avrupalı Devletlere örnek olmuştur. Tarih bunları birer birer not etmiştir. Bizlere düşen onların örnek yaşantılarına uymak, ilim ve irfana saygı duymak, bilgin olamasak bile onlar gibi uğraşmak olmalıdır.
    Asrı sallayıp şimdi bile hâlen ses getiren ve istatistiklere göre Kur’an-ı Kerim’den sonra en çok okunan ve farklı dillere çevrilen ikinci kitap “Risale-i Nur’un büyük müceddidi Bediüzzaman Said Nursi” ilim adına büyük uğraşlar sarf etmiş ve zekâsıyla o dönemin pek çok âliminin göz bebeği olmuştur. Daha küçük yaşta kalbini saran bu heyecan onu zorlu; fakat güzel bir yola çıkarmıştır.
    Kimya Kitabını Alabilir Miyim?
    Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri bir gün yolculuk yapmak üzere bir dolmuşa biner. Arabada yanına oturduğu kişi bir kimyagerdir. Talebelik yapan bu gencin elindeki kitabı görünce dikkatini çeker. O zamanlar daha çocuktur. Öğrenciden rica eder ve;
    “Kitabınıza bakabilir miyim?”
    Genç delikanlı önce şöyle bir süzer Üstad’ı ve;
    “Boş ver sen küçüksün anlamazsın” der. “Neye bakacaksın ki?”
    “N’olur bir göz atıp vereyim ve siz de bana bu kitaptan istediğiniz yeri sorun…”
    “Peki”, der.
    Üstad bir zaman göz atarak kitabı tekrar uzatır ve istediği soruyu sormasını ister. Ve büyük bir keramettir ki her sorduğu soruya cevap bulur. Bunun üzerine büyük bir şok geçirir.
    Evet, işte sözün en kısa özü…
    Bizlere düşen dediğimiz gibi ilim ile sevda yolunda katre olmak olmalıdır.
    Selametle…





+ Yorum Gönder