Konusunu Oylayın.: Af Ve Vefa

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Af Ve Vefa
  1. 24.Şubat.2010, 23:27
    1
    Misafir

    Af Ve Vefa






    Af Ve Vefa Mumsema af ve vefanın ne olduğunu öğrenmek istiyorum.ödevim var.


  2. 24.Şubat.2010, 23:27
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 26.Şubat.2010, 17:52
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    --->: Af Ve Vefa




    AF (Afv)
    Sözlükte "bir şeyi yok etmek, izini gidermek, silip süpürmek; fazlalık, artık" gibi anlamlara gelen afv, bir ahlâk ve hukuk terimi olarak genellikle, "kötülük ve haksızlık yapanı, suç veya günah işleyeni, hatalı davrananı bağışlamak ve cezalandırmaktan vazgeçmek" anlamlarında kullanılmaktadır. Afv kelimesi Kur'ân'da birinde "bağışlama (A'raf, 7/199), diğerinde "fazlalık" (Bakara, 2/219), anlamında olmak üzere iki yerde geçmektedir. "Malın Nisâptan fazla olan kısmına" da afv denilmektedir. Kur'ân'da Allah'ın affedici oluşu ve affın ilâhi bir sıfat ve yüksek bir ahlâkî meziyet olduğu çeşitli vesilelerle ifade olunarak mü'minler affedici olmaya teşvik olunmuştur (Âl-i Îmrân, 3/134; Nûr, 24/22; Şûra, 42/40). Affetmek bütün faziletlerin temelini teşkil eden takvaya en yakın meziyettir (Bakara, 2/237). Ayrıca Kur'ân'da kötülük eden kimselerden değil, onların yaptıkları kötülüklerden uzak durmak gerektiğine işaret edilmiştir (Yûnus, 10/41; Hûd, 11/35). Kur'ân-ı Kerim'de affın teşekkür ve minnet duygularını harekete geçireceğine işaret edilerek (Bakara, 2/52) affın sağlayacağı yararlar üzerinde de durulmuştur. (M.C.)

    Vefa da, tıpkı sadakat gibi ölçüsü tam bilinemeyen izafî bir tabirdir. Vefa, birine karşı ister baştan verilen, isterse verilip kendisine hatırlatılan şeylere karşı borcunun şuurunda olarak o borcu eda etmek demektir. Bu da, çok defa karşılıklı mukaveleler şeklinde gerçekleşir. Nitekim Cenâb-ı Hak, “Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, Ben de size karşı ahdimi yerine getireyim.”[3] yani Bana karşı vefalı olun, verdiğiniz sözü davranışlarınızla yerine getirin ki, Ben de bu mukavelede size verdiğim sözü gerçekleştireyim, buyurur. Ayrıca şu iki âyet-i kerimede de “Siz Beni anın ki Ben de sizi anayım.”[4] “Eğer siz Allah'a (Allah'ın dinine) yardım ederseniz O da size yardım eder.”[5] buyrulmaktadır ki, bu türlü durumlarda yerine getirilen şeylerin hepsi birer vefa ifadesidir.

    Vefalı olmak, bir taraftan sadakat gereken zata karşı o his ve tavrımızı korumak, bir diğer taraftan sorumluluğumuzun şuurunda olmak ve onun gereklerini yerine getirmek, bir başka zaviyeden de, onun teveccühü ölçüsünde ona teveccühte bulunmak demektir.



  4. 26.Şubat.2010, 17:52
    2
    Moderatör



    AF (Afv)
    Sözlükte "bir şeyi yok etmek, izini gidermek, silip süpürmek; fazlalık, artık" gibi anlamlara gelen afv, bir ahlâk ve hukuk terimi olarak genellikle, "kötülük ve haksızlık yapanı, suç veya günah işleyeni, hatalı davrananı bağışlamak ve cezalandırmaktan vazgeçmek" anlamlarında kullanılmaktadır. Afv kelimesi Kur'ân'da birinde "bağışlama (A'raf, 7/199), diğerinde "fazlalık" (Bakara, 2/219), anlamında olmak üzere iki yerde geçmektedir. "Malın Nisâptan fazla olan kısmına" da afv denilmektedir. Kur'ân'da Allah'ın affedici oluşu ve affın ilâhi bir sıfat ve yüksek bir ahlâkî meziyet olduğu çeşitli vesilelerle ifade olunarak mü'minler affedici olmaya teşvik olunmuştur (Âl-i Îmrân, 3/134; Nûr, 24/22; Şûra, 42/40). Affetmek bütün faziletlerin temelini teşkil eden takvaya en yakın meziyettir (Bakara, 2/237). Ayrıca Kur'ân'da kötülük eden kimselerden değil, onların yaptıkları kötülüklerden uzak durmak gerektiğine işaret edilmiştir (Yûnus, 10/41; Hûd, 11/35). Kur'ân-ı Kerim'de affın teşekkür ve minnet duygularını harekete geçireceğine işaret edilerek (Bakara, 2/52) affın sağlayacağı yararlar üzerinde de durulmuştur. (M.C.)

    Vefa da, tıpkı sadakat gibi ölçüsü tam bilinemeyen izafî bir tabirdir. Vefa, birine karşı ister baştan verilen, isterse verilip kendisine hatırlatılan şeylere karşı borcunun şuurunda olarak o borcu eda etmek demektir. Bu da, çok defa karşılıklı mukaveleler şeklinde gerçekleşir. Nitekim Cenâb-ı Hak, “Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, Ben de size karşı ahdimi yerine getireyim.”[3] yani Bana karşı vefalı olun, verdiğiniz sözü davranışlarınızla yerine getirin ki, Ben de bu mukavelede size verdiğim sözü gerçekleştireyim, buyurur. Ayrıca şu iki âyet-i kerimede de “Siz Beni anın ki Ben de sizi anayım.”[4] “Eğer siz Allah'a (Allah'ın dinine) yardım ederseniz O da size yardım eder.”[5] buyrulmaktadır ki, bu türlü durumlarda yerine getirilen şeylerin hepsi birer vefa ifadesidir.

    Vefalı olmak, bir taraftan sadakat gereken zata karşı o his ve tavrımızı korumak, bir diğer taraftan sorumluluğumuzun şuurunda olmak ve onun gereklerini yerine getirmek, bir başka zaviyeden de, onun teveccühü ölçüsünde ona teveccühte bulunmak demektir.



  5. 11.Mart.2010, 02:51
    3
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    --->: Af Ve Vefa

    AFV ve BAĞIŞLAMA


    1- Bağışlama. Allahü teâlânın, ihsânı ile, âsî ve günâhkâr kullarının kusur ve günâhlarını
    bağışlaması.

    Bir kimse din kardeşinin bir işini yaparsa, binlerce melek o kimse için duâ eder. O işi
    yapmağa giderken, her adımı için bir günâhı afv olur ve kendisine kıyâmette nîmetler
    verilir. (Hadîs-i şerîf-İbn-i Mâce)

    Allahü teâlânın sevgili kullarına, dünyâ sıkıntılarının ve belâlarının gelmesi, bunların
    günâhlarının afv olması için keffârettirler, sebebdirler. (İmâm-ı Rabbânî)
    2. Bir kimsenin, düşmanından veya suçludan intikâm almaya, karşılığını yapmaya gücü
    yettiği halde bir şey yapmaması, intikâm almaması.
    Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:
    (İnsanlara karşı) afv yolunu tut. Ma'rûfu (yâni aklın ve dînin beğendiği şeyleri, Allahü
    teâlâdan korkarak günahlardan sakınmayı, sıla-i rahmi (akrabâyı, yakınları gözetmeyi, onları
    ziyâret ederek gönüllerini almayı ve onlara yardım etmeyi), harama bakmamayı; dili çirkin ve
    günah sözlerden korumayı) emret ve câhillerden yüz çevir. (A'râf sûresi: 199)
    Kendinden uzaklaşanlara yaklaşmak, zulm edenleri afv etmek, kendini mahrum
    edenlere ihsân (iyilik) etmek, güzel huylu olmaktır. (Hadîs-i şerîf-Berîka)
    ... Allahü teâlâ, afv edenleri azîz eder. Allah rızâsı için afv edeni, Allahü teâlâ yükseltir.
    (Hadîs-i şerîf-Berîka)
    Mûsâ bin İmrân (aleyhisselâm); "Yâ Rabbî! Kullarının en kıymetlisi kimdir?"
    dediğinde, gücü yettiği zaman affedendir, buyuruldu. (Hadîs-i şerîf-Beyhekî)
    Kıyâmet günü, hak sâhibi hakkını afv etmezse, bir dank (yarım gram gümüş) hak için
    cemâat ile kılınıp kabul olmuş yedi yüz namaz sevâbı alınıp, hak sâhibine verilecektir. (İbn-i
    Âbidîn)


  6. 11.Mart.2010, 02:51
    3
    Moderatör
    AFV ve BAĞIŞLAMA


    1- Bağışlama. Allahü teâlânın, ihsânı ile, âsî ve günâhkâr kullarının kusur ve günâhlarını
    bağışlaması.

    Bir kimse din kardeşinin bir işini yaparsa, binlerce melek o kimse için duâ eder. O işi
    yapmağa giderken, her adımı için bir günâhı afv olur ve kendisine kıyâmette nîmetler
    verilir. (Hadîs-i şerîf-İbn-i Mâce)

    Allahü teâlânın sevgili kullarına, dünyâ sıkıntılarının ve belâlarının gelmesi, bunların
    günâhlarının afv olması için keffârettirler, sebebdirler. (İmâm-ı Rabbânî)
    2. Bir kimsenin, düşmanından veya suçludan intikâm almaya, karşılığını yapmaya gücü
    yettiği halde bir şey yapmaması, intikâm almaması.
    Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:
    (İnsanlara karşı) afv yolunu tut. Ma'rûfu (yâni aklın ve dînin beğendiği şeyleri, Allahü
    teâlâdan korkarak günahlardan sakınmayı, sıla-i rahmi (akrabâyı, yakınları gözetmeyi, onları
    ziyâret ederek gönüllerini almayı ve onlara yardım etmeyi), harama bakmamayı; dili çirkin ve
    günah sözlerden korumayı) emret ve câhillerden yüz çevir. (A'râf sûresi: 199)
    Kendinden uzaklaşanlara yaklaşmak, zulm edenleri afv etmek, kendini mahrum
    edenlere ihsân (iyilik) etmek, güzel huylu olmaktır. (Hadîs-i şerîf-Berîka)
    ... Allahü teâlâ, afv edenleri azîz eder. Allah rızâsı için afv edeni, Allahü teâlâ yükseltir.
    (Hadîs-i şerîf-Berîka)
    Mûsâ bin İmrân (aleyhisselâm); "Yâ Rabbî! Kullarının en kıymetlisi kimdir?"
    dediğinde, gücü yettiği zaman affedendir, buyuruldu. (Hadîs-i şerîf-Beyhekî)
    Kıyâmet günü, hak sâhibi hakkını afv etmezse, bir dank (yarım gram gümüş) hak için
    cemâat ile kılınıp kabul olmuş yedi yüz namaz sevâbı alınıp, hak sâhibine verilecektir. (İbn-i
    Âbidîn)





+ Yorum Gönder