Konusunu Oylayın.: Ehl-i Beyt-i sevmenin gereğini bildiren Hadis-i şerifler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ehl-i Beyt-i sevmenin gereğini bildiren Hadis-i şerifler
  1. 24.Şubat.2010, 12:23
    1
    Misafir

    Ehl-i Beyt-i sevmenin gereğini bildiren Hadis-i şerifler

  2. 24.Şubat.2010, 12:36
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: Ehl-i Beyt-i sevmenin gereğini bildiren Hadis-i şerifler




    Ehl-i Beyt-i sevmenin gereğini bildiren Hadis-i şerifler:

    İmam Tirmizi es-Sünen (3722 numara ) kitabında Abdullah b. Abbas'dan rivayet ettiği Hadis-i Şerif'de, Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Allah size nimetler verdiği için Allah'ı sevin. Allah'ı sevdiğiniz için de beni sevin. Beni sevdiğiniz için de Ehli Beyt'imi sevin."
    İmam Beyhaki'nin Şu'ab el-İman kitabında(2/189-1505 numara) rivayet ettiği Hadis-i Şerif'de Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: " Bir kimse beni kendi nefsinden, akrabalarımı ve ehlimi de kendi akrabalarından fazla sevmedikçe imanı kemale ermez".
    El-Hakim en-Neysaburi el-Müstedrek (3/163 - 4720 numara) kitabında Ebu Zerr el-Ğifari'nin rivayet ettiği Hadis-i Şerif'de, Ebu Zerr diyor ki: "Beni tanıyanlar, zaten beni tanıyor, tanımayanlara diyorum ki: Ben Ebu Zerr'im, Peygamberin şöyle söylediğini işittim: ‘Şunu bilin ki ! Ehli beyt'imin misali Nuh'un gemisi gibidir. Kim ona binse kurtulur. Her kim dışında kalırsa boğulur.' (Yani onlarla beraber olanlar kurtulur, onlarla beraber olamayanlar ise helaka gider)
    İmam Buhari Sahih'inde(3712,4036,4241 numara) Hz. Ebu Bekir'den şunu rivayet ediyor: "Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki benim için Peygamberin akrabalarına iyilik etmek, kendi akrabalarıma iyilik etmekten daha sevimlidir."
    Yine İmam Buhari Sahihi'nde (3713, 3751 numara) Hz. Ebu Bekir'den şunu rivayet ediyor: "Muhammed (sav)'in akrabalarının hakkını gözetin( haklarını koruyun)"13
    Hz. Hasan'ın oğlunun oğlu (torunu) Abdullah diyor ki: "Bir ihtiyac için Ömer b. Abdü'l-Aziz'e gittim. (Medine valisi iken) Bana dediler ki; Bir ihtiyacın olduğunda, ya bana haber gönder veya bana yaz,( işin görülecektir) Seni kapımda görmekten (Allah'tan) haya ederim." (ed-Dineveri: el-Mücalese kitabı: 1/261)
    İmam Şafii'nin talebesi Rabi' b. Süleyman diyor ki; "İmam Şafii ile beraber Hacc'a gittik. Yokuş çıkarken veya inerken ağlayarak şöyle diyordu: ‘Peygamberin Al'i benim vesilem'dir onlarla Allah'a yalvarıyorum ki, yarın kıyamet gününde amel defterimin sağ elime verilmesini umuyorum.' Yine şöyle diyordu:
    ‘-Ey Ehl-i beyti Rasulullah ! Sizi sevmek Kur'an'da nazil olan bir farzdır. Kadrinizin yüceliği için şu husus yeterlidir: Size namazda salat ve selam okumayanın namazı yoktur(kabul değildir)'.
    Ehl-i beyt'i sevdiğinden onu Rafizilikle itham edenlere şöyle söylüyor:
    "Al'i Muhammed'i sevmek rafizilik ise, Cin ve İns bilsin ki ben Rafiziyim."
    Bu Hadis-i Şeriflerden Ehl-i Beyt'den olanlara gereken saygının, sevginin gösterilmesi ve Peygamber Efendimizin zürriyeti olarak hak ettikleri mevkie oturtulmaları gerekirken, şu hususlara da işaret etmek gerekir.
    Bu zürriyete mensub olanları yalanlamamak, isbatlı neseb şecereleri olduğu halde, bunlara itibar etmeyerek bunların doğru olmadığını, uydurma olduğunu söylemek çok mesuliyetli bir tutumdur. Herhangi bir insan için bile gayri meşru olmakla itham etmek asla caiz olmadığına göre Ehl-i beyt'den olduğunu söyleyen birine inanmamak, menfi tutum içinde olmak doğru değildir.
    Ehl-i beyt'in nesepleri çok erken bir zamandan beri tespit edilmiş ve bir çok kitap telif edilmiştir. Zaman ilerledikçe kitaplarla tesbitleri zorlaşınca şecereler yazılmış ve Nakibül-eşraf olarak seçilen yine Ehl-i beyte mensub güvenilir kimseler tarafından bu şecereler tasdik edilmiştir. Hiç bir zürriyete nasip olmayan bu ispat tarzı bu mübarek zürriyete nasip olmuştur.
    Şunu da belirtelim ki; bu temiz zürriyete hakikaten mensup olmadığı halde, hilaf-ı hakikat olarak böyle bir iddiada bulunmak büyük bir günah ve cinayettir.
    Aşağıda zikredilecek olan Hadis-i Şerifler, nesebi sabit olanın nesebini inkar etmenin veya hilaf-ı hakikat olarak iddiada bulunmanın ne kadar büyük günah olduğunu bize açıkça ifade etmektedir.
    İmam-ı Buhari'nin Sahihinde (3509 numara) rivayet ettiği Hadis-i Şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: "En büyük iftira, bir kimsenin gerçekte kendi babası olamayan bir kimsenin babası olduğunu iddia etmesi, gözüyle görmediği bir şeyi gördüm demesi ve Peygamber)in söylemediği bir şeyi söyledi demesidir."
    Yine İmam-ı Buhari Sahihinde (4327 numara) şu Hadisi rivayet ediyor: "Bilerek babası olmayan bir kimseyi babamdır diye idida edene Cennet haramdır."14
    İbn-u Mace'nin (2610 numara) rivayet ettiği Hadis-i Şerifte Peygamber şöyle buyuruyor: "Babası olmayana kendini nisbet edene; Allah'ın, Meleklerin ve İnsanların laneti üzerine olsun."
    İbnu Mace'nin es-Sünen kitabında (2744 numara), Ahmed b.Hanbel'in Müsned'inde (6980 numara) rivayet ettikleri Hadis-i Şerifte, bir nesebi inkar etmenin veya doğru olmadığı halde bir nesebi iddia etmenin küfür olduğu beyan edilmiştir.
    Şöyle bir ölçü kabul edilmiştir: İnsanlar nesebleri hususunda emin kabul edilirler.
    Ancak şunu ifade edelim: Elinde isbatı olmayanların her ne kadar ecdadından böyle bir nisbeti işitmiş olsa da, başkasını sui zanna sokmamak için bu hususta susması gerekir.


  3. 24.Şubat.2010, 12:36
    2
    Administrator



    Ehl-i Beyt-i sevmenin gereğini bildiren Hadis-i şerifler:

    İmam Tirmizi es-Sünen (3722 numara ) kitabında Abdullah b. Abbas'dan rivayet ettiği Hadis-i Şerif'de, Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Allah size nimetler verdiği için Allah'ı sevin. Allah'ı sevdiğiniz için de beni sevin. Beni sevdiğiniz için de Ehli Beyt'imi sevin."
    İmam Beyhaki'nin Şu'ab el-İman kitabında(2/189-1505 numara) rivayet ettiği Hadis-i Şerif'de Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: " Bir kimse beni kendi nefsinden, akrabalarımı ve ehlimi de kendi akrabalarından fazla sevmedikçe imanı kemale ermez".
    El-Hakim en-Neysaburi el-Müstedrek (3/163 - 4720 numara) kitabında Ebu Zerr el-Ğifari'nin rivayet ettiği Hadis-i Şerif'de, Ebu Zerr diyor ki: "Beni tanıyanlar, zaten beni tanıyor, tanımayanlara diyorum ki: Ben Ebu Zerr'im, Peygamberin şöyle söylediğini işittim: ‘Şunu bilin ki ! Ehli beyt'imin misali Nuh'un gemisi gibidir. Kim ona binse kurtulur. Her kim dışında kalırsa boğulur.' (Yani onlarla beraber olanlar kurtulur, onlarla beraber olamayanlar ise helaka gider)
    İmam Buhari Sahih'inde(3712,4036,4241 numara) Hz. Ebu Bekir'den şunu rivayet ediyor: "Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki benim için Peygamberin akrabalarına iyilik etmek, kendi akrabalarıma iyilik etmekten daha sevimlidir."
    Yine İmam Buhari Sahihi'nde (3713, 3751 numara) Hz. Ebu Bekir'den şunu rivayet ediyor: "Muhammed (sav)'in akrabalarının hakkını gözetin( haklarını koruyun)"13
    Hz. Hasan'ın oğlunun oğlu (torunu) Abdullah diyor ki: "Bir ihtiyac için Ömer b. Abdü'l-Aziz'e gittim. (Medine valisi iken) Bana dediler ki; Bir ihtiyacın olduğunda, ya bana haber gönder veya bana yaz,( işin görülecektir) Seni kapımda görmekten (Allah'tan) haya ederim." (ed-Dineveri: el-Mücalese kitabı: 1/261)
    İmam Şafii'nin talebesi Rabi' b. Süleyman diyor ki; "İmam Şafii ile beraber Hacc'a gittik. Yokuş çıkarken veya inerken ağlayarak şöyle diyordu: ‘Peygamberin Al'i benim vesilem'dir onlarla Allah'a yalvarıyorum ki, yarın kıyamet gününde amel defterimin sağ elime verilmesini umuyorum.' Yine şöyle diyordu:
    ‘-Ey Ehl-i beyti Rasulullah ! Sizi sevmek Kur'an'da nazil olan bir farzdır. Kadrinizin yüceliği için şu husus yeterlidir: Size namazda salat ve selam okumayanın namazı yoktur(kabul değildir)'.
    Ehl-i beyt'i sevdiğinden onu Rafizilikle itham edenlere şöyle söylüyor:
    "Al'i Muhammed'i sevmek rafizilik ise, Cin ve İns bilsin ki ben Rafiziyim."
    Bu Hadis-i Şeriflerden Ehl-i Beyt'den olanlara gereken saygının, sevginin gösterilmesi ve Peygamber Efendimizin zürriyeti olarak hak ettikleri mevkie oturtulmaları gerekirken, şu hususlara da işaret etmek gerekir.
    Bu zürriyete mensub olanları yalanlamamak, isbatlı neseb şecereleri olduğu halde, bunlara itibar etmeyerek bunların doğru olmadığını, uydurma olduğunu söylemek çok mesuliyetli bir tutumdur. Herhangi bir insan için bile gayri meşru olmakla itham etmek asla caiz olmadığına göre Ehl-i beyt'den olduğunu söyleyen birine inanmamak, menfi tutum içinde olmak doğru değildir.
    Ehl-i beyt'in nesepleri çok erken bir zamandan beri tespit edilmiş ve bir çok kitap telif edilmiştir. Zaman ilerledikçe kitaplarla tesbitleri zorlaşınca şecereler yazılmış ve Nakibül-eşraf olarak seçilen yine Ehl-i beyte mensub güvenilir kimseler tarafından bu şecereler tasdik edilmiştir. Hiç bir zürriyete nasip olmayan bu ispat tarzı bu mübarek zürriyete nasip olmuştur.
    Şunu da belirtelim ki; bu temiz zürriyete hakikaten mensup olmadığı halde, hilaf-ı hakikat olarak böyle bir iddiada bulunmak büyük bir günah ve cinayettir.
    Aşağıda zikredilecek olan Hadis-i Şerifler, nesebi sabit olanın nesebini inkar etmenin veya hilaf-ı hakikat olarak iddiada bulunmanın ne kadar büyük günah olduğunu bize açıkça ifade etmektedir.
    İmam-ı Buhari'nin Sahihinde (3509 numara) rivayet ettiği Hadis-i Şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: "En büyük iftira, bir kimsenin gerçekte kendi babası olamayan bir kimsenin babası olduğunu iddia etmesi, gözüyle görmediği bir şeyi gördüm demesi ve Peygamber)in söylemediği bir şeyi söyledi demesidir."
    Yine İmam-ı Buhari Sahihinde (4327 numara) şu Hadisi rivayet ediyor: "Bilerek babası olmayan bir kimseyi babamdır diye idida edene Cennet haramdır."14
    İbn-u Mace'nin (2610 numara) rivayet ettiği Hadis-i Şerifte Peygamber şöyle buyuruyor: "Babası olmayana kendini nisbet edene; Allah'ın, Meleklerin ve İnsanların laneti üzerine olsun."
    İbnu Mace'nin es-Sünen kitabında (2744 numara), Ahmed b.Hanbel'in Müsned'inde (6980 numara) rivayet ettikleri Hadis-i Şerifte, bir nesebi inkar etmenin veya doğru olmadığı halde bir nesebi iddia etmenin küfür olduğu beyan edilmiştir.
    Şöyle bir ölçü kabul edilmiştir: İnsanlar nesebleri hususunda emin kabul edilirler.
    Ancak şunu ifade edelim: Elinde isbatı olmayanların her ne kadar ecdadından böyle bir nisbeti işitmiş olsa da, başkasını sui zanna sokmamak için bu hususta susması gerekir.





+ Yorum Gönder