Konusunu Oylayın.: İslam Dininde Ismin önemi Nedir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslam Dininde Ismin önemi Nedir
  1. 21.Şubat.2010, 23:03
    1
    Misafir

    İslam Dininde Ismin önemi Nedir






    İslam Dininde Ismin önemi Nedir Mumsema Merhaba Ben 28 Yaşındayım Ismim Selma 23 Yaşındayken Rüyamda Insanları Görmüyorum Fakat Birileri Kadın Erkek Senin Ismin Betül Diye Sesleniyorlardı Bu Rüyayı Sürekli Görmeye Başladım (betül Ismini Ben Ilk Bir Arkadaşımdan Duymuştum Ailesi Isminin Anlamı Kötü Betülü Kullan Demişler Oda Bu Yaştan Sonra Kimse Alışamaz Diye Kullanmıyorum Demişti Güzel Isim Demiştim) Sürekli Aynı Rüyayı Görmeye Devam Edince Girdiğim Ortamlarda Betül Ismini Kullanmaya Başladım Gittiğim Birkursta Kayıtlarda Selma Olduğu Için Karışıklık Oldu Nufüs Cüzdanındaki Selmayı Kulllancaz Bundan Sonra Dediler Babam Ve Annem Resmen Değiştir Dediler Onlarında Izniyle Resmen Deiştirdim Deiştirmeden önce Istihareye Yattım (erkek Kardeşimin Elinde Hikaye Kitabı Vardı Savaşla Ilgili Bu Kitap Cüze Dönüşüyordu Yeşil Renkli Bir Cüz Ve Bu Cüz Bizim Evimizde Olan Ve çocukluğumuzda Kuranı Bu Cüzden öğrenmiştim Daha Sonra Kardeşim Ve Ben Savaşın Içinde Oluyoruz Ordaki Tek Kadın Ben Oluyorum Ve 19 Yaşındayım Peygamber Efendimizde Orada Oluyor Bu Kişi Peygamberimiz Diyolar Yüzünü Görmüyorum Biz O Savaşı Yeniyoruz Asfatlı Tertemiz Yolu Olan Biryere Doğru Koşuyoruz Oradaki Kadınlar Bize Sarılıyolar ) Bundan Sonra Ismimi Deiştirdim Sizce Bu Bir Saçmalıkmı Veya Arkadaşım Betül Ismini Söyleyince Benim Kafamda Kalmışmı Olabilir Artık O Rüyayı Görmüyorum Ismede Nerdeyse Bütün Tanıdıklar Alıştı Ezanla Kulağıma Okutmadım Gerekirmi Yoksa Saçmalıkmı Olur Bu Yaştan Sonra Teşekkürler.....


  2. 21.Şubat.2010, 23:03
    1
    BETÜL-SELMA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    BETÜL-SELMA
    Misafir



    Merhaba Ben 28 Yaşındayım Ismim Selma 23 Yaşındayken Rüyamda Insanları Görmüyorum Fakat Birileri Kadın Erkek Senin Ismin Betül Diye Sesleniyorlardı Bu Rüyayı Sürekli Görmeye Başladım (betül Ismini Ben Ilk Bir Arkadaşımdan Duymuştum Ailesi Isminin Anlamı Kötü Betülü Kullan Demişler Oda Bu Yaştan Sonra Kimse Alışamaz Diye Kullanmıyorum Demişti Güzel Isim Demiştim) Sürekli Aynı Rüyayı Görmeye Devam Edince Girdiğim Ortamlarda Betül Ismini Kullanmaya Başladım Gittiğim Birkursta Kayıtlarda Selma Olduğu Için Karışıklık Oldu Nufüs Cüzdanındaki Selmayı Kulllancaz Bundan Sonra Dediler Babam Ve Annem Resmen Değiştir Dediler Onlarında Izniyle Resmen Deiştirdim Deiştirmeden önce Istihareye Yattım (erkek Kardeşimin Elinde Hikaye Kitabı Vardı Savaşla Ilgili Bu Kitap Cüze Dönüşüyordu Yeşil Renkli Bir Cüz Ve Bu Cüz Bizim Evimizde Olan Ve çocukluğumuzda Kuranı Bu Cüzden öğrenmiştim Daha Sonra Kardeşim Ve Ben Savaşın Içinde Oluyoruz Ordaki Tek Kadın Ben Oluyorum Ve 19 Yaşındayım Peygamber Efendimizde Orada Oluyor Bu Kişi Peygamberimiz Diyolar Yüzünü Görmüyorum Biz O Savaşı Yeniyoruz Asfatlı Tertemiz Yolu Olan Biryere Doğru Koşuyoruz Oradaki Kadınlar Bize Sarılıyolar ) Bundan Sonra Ismimi Deiştirdim Sizce Bu Bir Saçmalıkmı Veya Arkadaşım Betül Ismini Söyleyince Benim Kafamda Kalmışmı Olabilir Artık O Rüyayı Görmüyorum Ismede Nerdeyse Bütün Tanıdıklar Alıştı Ezanla Kulağıma Okutmadım Gerekirmi Yoksa Saçmalıkmı Olur Bu Yaştan Sonra Teşekkürler.....


    Benzer Konular

    - İslam Dininde Paylaşmanın önemi Nedir?

    - İslam dininde Kur'an- Kerimin'in önemi nedir bana açıklarsanız sevinirim.

    - İslam dininde kuran ı kerimin önemi nedir ?

    - İslam dininde Kuran-ı Kerim'in önemi nedir ?

    - İslam dininde evlenmenin önemi nedir?

  3. 21.Şubat.2010, 23:41
    2
    Arsoy
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Şubat.2007
    Üye No: 49
    Mesaj Sayısı: 356
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 8
    Bulunduğu yer: ...................

    --->: Islam Dininde Ismin önemi Nedir




    Çocuklar, güzel isimlerle isimlendirilmelidir. Fahr-i âlem sallallâhü aleyhi ve sellem efendimiz, çirkin isimleri değiştirmişlerdir.
    Hazreti Ömer radıyallahü anh efendimizin bir kızı vardı. Adını Âsiye (isyankâr) koymuştu. Onu değiştirdiler ve Cemile (güzel) adını koydular.
    Bereket ve Felah gibi isimler koymak da uygun değildir. Çünkü, bereket ile felahtan sorulsa, yoktur diye cevap vermek gerekir. Bu da hayra yorulmaz.
    Mânâsında zarar ve uğursuzluk olan isimler de koymamalıdır.
    Hazreti Ömer (r.a.), bir kimseye adını sordular. O kimse de Cemre olduğunu söyledi ki, ateş koru demektir. Babasının adını sordu, Şehâb olduğunu söyledi ki, ateş alevi demektir. Ülkesini sordu, Hire olduğunu söyledi ki, yanmış siyah taşlık yer demektir. O zaman adama:
    — Behey adam! Var git, ehlin ateşte yandılar, buyurdu. O kimse, ülkesine gittiğinde, gerçekten hepsini yanmış buldu.
    Yine Hazreti Ömer radıyallahü anh, yardım istemek maksadıyla huzuruna çağırdığı bir adama, adını sordu. Sürrak oğlu Zâlim olduğunu söyledi. Sürrak, hırsız demektir. Zâlim ise, bilindiği gibi zulmeden mânâsına gelir. Hazreti Ömer radıyallahü anh da bu adama:
    — Sen zâlimsin, baban hırsız!.. Senden, nasıl hayır ve fayda umulur? cevabını verdi.
    Evlâda, güzel isimler gibi, güzel lâkaplar da vermelidir.
    Fahr-i âlem sallallâhü aleyhi ve sellem efendimiz'in, bilindiği gibi üç oğlu oldu ve onlara Kasım, Abdullah ve İbrahim isimlerini koydular ve ayrıca Tayyib, Tahir ve Mutahhar lâkapları ile lâkaplandırdılar.
    Düşük çocuğa da, bir isim koymak lâzımdır. İsimsiz bırakılan düşük çocuklar, kıyamet gününde babalarının arkasına düşüp: "Sen, beni isimsiz kaybettin.." diyerek dâva eyleseler gerektir, diye rivayet olunmuştur.
    İsimleri, peygamber isimlerine uyan çocukları tahkir etmekten, onlara kötü söz söylemekten ve lanetleyerek eziyet etmekten de çekinmek gerektir. Bu muamele, o kimsenin bulunmadığı bir yerde olur ve ismi zikredilerek yapılırsa daha çirkindir. Fakat, yüzüne karşı isim söylemeden te'dip etmekte bir sakınca yoktur.
    Özellikle adı Muhammed olan kimseye hürmet etmek gerekir. Bir meclise geldiğinde, hakkına riayet ve yerini genişletmek, yüzüne gülmek, asık suratla karşılamamak ve konuşmamak lâzımdır, buyurulmuştur.
    Abdullah bin Abbas radıyallahu anhüma hazretleri'nden rivayet olunmuştur ki:
    Kıyamet gününde: "İsimleri Muhammed ismine muvafık olanlar kalksın!" diye nida olunur. Zira, Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem hürmetine, onlar cennete girecektir." buyurulmuştur.
    Bir diğer hadis-i şerifte de:
    "Ben, kıyamet gününde bütün Muhammed adını taşıyanlara şefaat ederim." buyurulmuştur.
    Bir diğer hadis-i şerifte ise şöyle buyurulmaktadır:
    "Cebrail Aleyhisselâm gelip, Rabbimin selâmını tebliğ ettikten sonra, Cenab-ı Hakk: "İzzet ve celâlime yemin ederim ki, senin isminle isimlendirilenleri cehennem azabı ile azablandırmam..." buyuruyor."


  4. 21.Şubat.2010, 23:41
    2
    Devamlı Üye



    Çocuklar, güzel isimlerle isimlendirilmelidir. Fahr-i âlem sallallâhü aleyhi ve sellem efendimiz, çirkin isimleri değiştirmişlerdir.
    Hazreti Ömer radıyallahü anh efendimizin bir kızı vardı. Adını Âsiye (isyankâr) koymuştu. Onu değiştirdiler ve Cemile (güzel) adını koydular.
    Bereket ve Felah gibi isimler koymak da uygun değildir. Çünkü, bereket ile felahtan sorulsa, yoktur diye cevap vermek gerekir. Bu da hayra yorulmaz.
    Mânâsında zarar ve uğursuzluk olan isimler de koymamalıdır.
    Hazreti Ömer (r.a.), bir kimseye adını sordular. O kimse de Cemre olduğunu söyledi ki, ateş koru demektir. Babasının adını sordu, Şehâb olduğunu söyledi ki, ateş alevi demektir. Ülkesini sordu, Hire olduğunu söyledi ki, yanmış siyah taşlık yer demektir. O zaman adama:
    — Behey adam! Var git, ehlin ateşte yandılar, buyurdu. O kimse, ülkesine gittiğinde, gerçekten hepsini yanmış buldu.
    Yine Hazreti Ömer radıyallahü anh, yardım istemek maksadıyla huzuruna çağırdığı bir adama, adını sordu. Sürrak oğlu Zâlim olduğunu söyledi. Sürrak, hırsız demektir. Zâlim ise, bilindiği gibi zulmeden mânâsına gelir. Hazreti Ömer radıyallahü anh da bu adama:
    — Sen zâlimsin, baban hırsız!.. Senden, nasıl hayır ve fayda umulur? cevabını verdi.
    Evlâda, güzel isimler gibi, güzel lâkaplar da vermelidir.
    Fahr-i âlem sallallâhü aleyhi ve sellem efendimiz'in, bilindiği gibi üç oğlu oldu ve onlara Kasım, Abdullah ve İbrahim isimlerini koydular ve ayrıca Tayyib, Tahir ve Mutahhar lâkapları ile lâkaplandırdılar.
    Düşük çocuğa da, bir isim koymak lâzımdır. İsimsiz bırakılan düşük çocuklar, kıyamet gününde babalarının arkasına düşüp: "Sen, beni isimsiz kaybettin.." diyerek dâva eyleseler gerektir, diye rivayet olunmuştur.
    İsimleri, peygamber isimlerine uyan çocukları tahkir etmekten, onlara kötü söz söylemekten ve lanetleyerek eziyet etmekten de çekinmek gerektir. Bu muamele, o kimsenin bulunmadığı bir yerde olur ve ismi zikredilerek yapılırsa daha çirkindir. Fakat, yüzüne karşı isim söylemeden te'dip etmekte bir sakınca yoktur.
    Özellikle adı Muhammed olan kimseye hürmet etmek gerekir. Bir meclise geldiğinde, hakkına riayet ve yerini genişletmek, yüzüne gülmek, asık suratla karşılamamak ve konuşmamak lâzımdır, buyurulmuştur.
    Abdullah bin Abbas radıyallahu anhüma hazretleri'nden rivayet olunmuştur ki:
    Kıyamet gününde: "İsimleri Muhammed ismine muvafık olanlar kalksın!" diye nida olunur. Zira, Muhammed sallallâhü aleyhi ve sellem hürmetine, onlar cennete girecektir." buyurulmuştur.
    Bir diğer hadis-i şerifte de:
    "Ben, kıyamet gününde bütün Muhammed adını taşıyanlara şefaat ederim." buyurulmuştur.
    Bir diğer hadis-i şerifte ise şöyle buyurulmaktadır:
    "Cebrail Aleyhisselâm gelip, Rabbimin selâmını tebliğ ettikten sonra, Cenab-ı Hakk: "İzzet ve celâlime yemin ederim ki, senin isminle isimlendirilenleri cehennem azabı ile azablandırmam..." buyuruyor."


  5. 21.Şubat.2010, 23:41
    3
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    --->: Islam Dininde Ismin önemi Nedir

    Rüyalar genel olarak üzere iki kısma ayrılır

    1- Peygamberlerin ve onlara uyan salih mü'minlerin gördükleri rüyalar bu tür rüyalardır. Yusuf (a.s)'ın gördüğü rüya gibi (Yusuf 12/4). Mümin olmayanlar da bu tür rüyaları görebilirler. Yusuf sûresi 43. Ayetinde bildirilen, Firavunun yedi zayıf ineğin yedi semiz ineği, yedi cılız başağın da yedi olgun başağı yuttuğunu gördüğü rüyasıyla, Hz. Yusuf'un hapishanede iken iki mahpusun gördüğü rüyalar da bu tür rüyalardır (Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbn Mâce Terceme ve Şerhi, X, 89-90).

    2- Kur'ân-ı Kerim'de, "edğasü ahlam (karmakarışık düşler)" (Yusuf, 12/44) diye bildirilen rüyalardır ki; şeytanın uyuyan kimseyle oynamasından, kişinin arzu ettiği veya etmediği bir şeyi çok konuşmasından veya arzulamasından kaynaklanan rüyalardır. Bu rüyalara itibar edilmez.

    Rasûlüllah (s.a.s) Efendimizin rüyaları sadık rüyalardan idi. Aynı zamanda, ona rüyasında vahiy de gelirdi. İlk vahiyler ona "Sâdık Rüyalar" şeklinde gelmiştir. Buhârî'de Hz. Aişe (r.anha)'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte şöyle denmektedir:

    "Rasûlüllah (s.a.s)'e vahyin ilk gelişi uykuda rüya-ı Sâliha (Sadıka) görmekle olmuştur. Rasûlüllah'ın gördüğü bütün rüyalar sabah aydınlığı gibi apaçık rüyalardı" (Tecrid-i Sarih Tercemesi, I,10). Rasûlüllah (s.a.s)'ın rüyasında her gördüğü aynen olurdu. Bu durum altı ay devam etmişti. Buhârî, İbn Hanbel, Taberanî ve Bezzaz'ın rivâyet ettikleri bir hadis-i şerifte Rasûlüllah (s.a.s):

    "Salih (sâdık) rüya (mü'minin rüyası) peygamberliğin kırk altı cüzünden bir parçadır" buyurmuştur (Maamafih, "elli cüzden", "yetmiş cüzden", "kırk cüzden" diye gelen rivayetler de vardır (es-Suyûtî, Kıtful-Ezhâril-Mütenasira fil-Ahbaril-Mütevatira, Beyrut 1985, s. 174). Peygamberlik süresinin yirmi üç yıl devam etmiş bulunmasına göre, vahyin rüya-ı sâdıka olarak gönderildiği altı ay, peygamberlik süresinin kırk altı cüz'ünden bir parça olur. Birde bu linki tıkla...
    Tıkla:
    Peygamberimizin (s.a.v) Değiştirdiği Bazı İsimler - Mumsema islam ...




  6. 21.Şubat.2010, 23:41
    3
    Moderatör
    Rüyalar genel olarak üzere iki kısma ayrılır

    1- Peygamberlerin ve onlara uyan salih mü'minlerin gördükleri rüyalar bu tür rüyalardır. Yusuf (a.s)'ın gördüğü rüya gibi (Yusuf 12/4). Mümin olmayanlar da bu tür rüyaları görebilirler. Yusuf sûresi 43. Ayetinde bildirilen, Firavunun yedi zayıf ineğin yedi semiz ineği, yedi cılız başağın da yedi olgun başağı yuttuğunu gördüğü rüyasıyla, Hz. Yusuf'un hapishanede iken iki mahpusun gördüğü rüyalar da bu tür rüyalardır (Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbn Mâce Terceme ve Şerhi, X, 89-90).

    2- Kur'ân-ı Kerim'de, "edğasü ahlam (karmakarışık düşler)" (Yusuf, 12/44) diye bildirilen rüyalardır ki; şeytanın uyuyan kimseyle oynamasından, kişinin arzu ettiği veya etmediği bir şeyi çok konuşmasından veya arzulamasından kaynaklanan rüyalardır. Bu rüyalara itibar edilmez.

    Rasûlüllah (s.a.s) Efendimizin rüyaları sadık rüyalardan idi. Aynı zamanda, ona rüyasında vahiy de gelirdi. İlk vahiyler ona "Sâdık Rüyalar" şeklinde gelmiştir. Buhârî'de Hz. Aişe (r.anha)'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte şöyle denmektedir:

    "Rasûlüllah (s.a.s)'e vahyin ilk gelişi uykuda rüya-ı Sâliha (Sadıka) görmekle olmuştur. Rasûlüllah'ın gördüğü bütün rüyalar sabah aydınlığı gibi apaçık rüyalardı" (Tecrid-i Sarih Tercemesi, I,10). Rasûlüllah (s.a.s)'ın rüyasında her gördüğü aynen olurdu. Bu durum altı ay devam etmişti. Buhârî, İbn Hanbel, Taberanî ve Bezzaz'ın rivâyet ettikleri bir hadis-i şerifte Rasûlüllah (s.a.s):

    "Salih (sâdık) rüya (mü'minin rüyası) peygamberliğin kırk altı cüzünden bir parçadır" buyurmuştur (Maamafih, "elli cüzden", "yetmiş cüzden", "kırk cüzden" diye gelen rivayetler de vardır (es-Suyûtî, Kıtful-Ezhâril-Mütenasira fil-Ahbaril-Mütevatira, Beyrut 1985, s. 174). Peygamberlik süresinin yirmi üç yıl devam etmiş bulunmasına göre, vahyin rüya-ı sâdıka olarak gönderildiği altı ay, peygamberlik süresinin kırk altı cüz'ünden bir parça olur. Birde bu linki tıkla...
    Tıkla:
    Peygamberimizin (s.a.v) Değiştirdiği Bazı İsimler - Mumsema islam ...







+ Yorum Gönder