Konusunu Oylayın.: Bağışlama ile ilgili hikayeler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 7 kişi
Bağışlama ile ilgili hikayeler
  1. 15.Şubat.2010, 15:01
    1
    Misafir

    Bağışlama ile ilgili hikayeler






    Bağışlama ile ilgili hikayeler Mumsema yha bır turlu bulamadım yardımcı olurmusunuz hemde acıll


  2. 15.Şubat.2010, 15:01
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 14.Kasım.2013, 15:18
    2
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Bağışlama ile ilgili hikayeler




    Af ve Bağışlama ile ilgili hikayeler

    SENİ BAĞIŞLADIM
    Ahmet bey ağır hastaydı. O gün bir kalp krizi geçirmişti. Şimdiyse hastanede yatıyordu. Kalbinin durumu hiç de iyi değildi. Doktordan açıkça sormuş ve açık bir yanıt almıştı. Yeni bir kalp krizine uğramayacağına doktorlar güvence vermiyorlardı.

    Yatağına uzanmış, geçmiş günleri düşünürken, yüreğine işlemiş özel bir hatırayı düşünüyordu. Ölümden korkuyordu; ama bundan da daha çok bu hatıranın acısını yüreğinde taşıyor, bu işi halletmeden öleceğinden korkuyordu.

    O anda hastabakıcı içeriye girdi. Ahmet bey umut dolu gözlerle açılan kapıdan yana baktı; ama birden gözlerindeki umut ışığı söndü; beklediği kişi değildi kapıdan içeriye giren.

    Hastabakıcı, hastanın kalbini dinledi; her şey yolundaydı. Odadan çıkıp gitmeye hazırlanırken, Ahmet beyin gözleri doluydu. Ahmet bey duygulu, titrek bir sesle hastabakıcıya sordu: “Ne olur, oğluma bir telefon açar mısınız? Dünyada ondan başka kimsem yoktur. Yalnız başıma yaşıyorum ben!” Bu sözleri söylerken, Ahmet beyin sesinde bir yalvarış vardı.

    Hastabakıcı telefon etmek için odadan çıkmaya hazırlandı; ama hasta adam yine onu çağırdı. Ondan telefon etmeden önce bir kalem ve kâğıt rica etti. Getirilen kâğıda titrek elleriyle bir şeyler yazıyordu.

    Hemşire telefon ettiğinde, Ahmet beyin oğlu Metin telefonda hastabakıcının söylediklerini dinlerken, çok heyecanlıydı. “Hayır, babam ağır hasta olamaz; olmamalı. Ölmeyecek, değil mi? Size yalvarırım, onun ölmesine izin vermeyin!”

    Telefonun ucunda Metin ağlıyor; büyük acı, vicdan azabı çekiyor; büyük bir hüzün içinde konuşuyordu: “Bir yıl önce babamla tartıştık ve aramız açıldı. Ona kızdım ve çok hakaret ettim. Ona kendisinden nefret ettiğimi söyleyerek çekip gitmiştim. Bir yıldan beri babamdan bu hakaretimden dolayı af dilemek istiyor; ama bir türlü gururumu yenemiyordum. Ona yetişmeli ve ondan özür dilemeliyim. Beni affetmesi için kendisine yalvarmalıyım. Hemen yola çıkıyorum. Lütfen babamın ölmesine engel olun, ne olur!”

    Telefonu kapatır kapatmaz hastabakıcı, Ahmet beyin odasına gitti. Odaya girdiğinde, her şeyin yolunda olmadığını hemen anladı. Hasta adamın durumu değişmişti. Hemşire derhal zile bastı. Oda kısa sürede doktorlarla doluverdi. Ahmet beyin kalbi yeni bir kriz sonucunda duruvermişti. Doktorlar ellerinden geleni yaptılar, ama bir türlü hastanın kalbini çalıştıramadılar. Ahmet bey ölmüştü.

    Telefon etmiş olan hastabakıcı üzgün üzgün odadan çıkarken genç bir adamla yüz yüze geldi. Bu, Ahmet beyin oğlu Metin’di.

    Hastabakıcı ona, babasının öldüğünü söyleyince genç adam çılgına döndü sanki. Gözlerinde durgun, umutsuz, acı bir ifade vardı. Boğuk bir sesle kendi kendine konuşuyordu: “Aslında babamdan hiçbir zaman nefret etmemiştim. Her zaman sevdim babamı; ama şimdi iş işten geçti. Nasıl anlatacağım şimdi babama kendisini sevdiğimi, ondan nefret etmediğimi? Ona o kadar hakaret ettim, üzdüm, acı verdim! Şimdi nasıl beni affetmesini isteyeceğim?”

    Birden bakışlarını karşısında duran ve ne yapacağını bilmeyen hastabakıcıya çevirdi. “Babamı son bir kere görmek istiyorum” dedi. Metin, babasının yattığı odaya girince hemen onun yatağına doğru koştu. Babasının cansız vücudunu örten çarşaf içine başını gömdü ve tüm bedenini sarsan hıçkırıklarla ağladı: “Bağışla beni baba! Ne olur affet beni! Sana o kadar çok haksızlık ettim, seni üzdüm! Beni affet babacığım! Beni bağışladığını söyle!”

    Hastabakıcı çaresizlik içinde bu acı sahneyi izlerken yatağın yanındaki masaya gözü ilişti. Üzerinde bir kâğıt parçası vardı. Daha önce Ahmet beye verdiği kâğıttı bu. Kâğıdı aldı ve yazılan yazıyı okudu. Okurken onun da gözleri doldu. Sonra bu yazıyı Metin’e verdi. Metin, kâğıt üzerinde yazılı olanlara bakarken, yazıyı hemen tanıdı; bu, babasının yazısıydı. Yazıyı okurken birden ıstırap ve çaresizlikten gerilmiş olan yüz kasları gevşedi; gözlerinden yine birkaç damla yaş yanaklarına süzüldü. Kâğıdı bağrına bastı önce, sonra yine okudu. Gözlerini göğe kaldırıp, “Sana şükrederim ey Tanrım! Teşekkür ederim babacığım” diye tekrar ve tekrar seslendi.

    Kâğıt parçasında babasının eliyle yazılmış şu sözler vardı:

    “Sevgili oğlum Metin! Seni bağışladım. Her zaman seni bağışladım. Dua ederim ki, sen de beni bağışladın. Seni her zaman sevdim, halen de çok sevdiğimi bilmeni istiyorum! Evet, oğlum, seni bağışladım ve seni seviyorum!”


  4. 14.Kasım.2013, 15:18
    2
    Üye



    Af ve Bağışlama ile ilgili hikayeler

    SENİ BAĞIŞLADIM
    Ahmet bey ağır hastaydı. O gün bir kalp krizi geçirmişti. Şimdiyse hastanede yatıyordu. Kalbinin durumu hiç de iyi değildi. Doktordan açıkça sormuş ve açık bir yanıt almıştı. Yeni bir kalp krizine uğramayacağına doktorlar güvence vermiyorlardı.

    Yatağına uzanmış, geçmiş günleri düşünürken, yüreğine işlemiş özel bir hatırayı düşünüyordu. Ölümden korkuyordu; ama bundan da daha çok bu hatıranın acısını yüreğinde taşıyor, bu işi halletmeden öleceğinden korkuyordu.

    O anda hastabakıcı içeriye girdi. Ahmet bey umut dolu gözlerle açılan kapıdan yana baktı; ama birden gözlerindeki umut ışığı söndü; beklediği kişi değildi kapıdan içeriye giren.

    Hastabakıcı, hastanın kalbini dinledi; her şey yolundaydı. Odadan çıkıp gitmeye hazırlanırken, Ahmet beyin gözleri doluydu. Ahmet bey duygulu, titrek bir sesle hastabakıcıya sordu: “Ne olur, oğluma bir telefon açar mısınız? Dünyada ondan başka kimsem yoktur. Yalnız başıma yaşıyorum ben!” Bu sözleri söylerken, Ahmet beyin sesinde bir yalvarış vardı.

    Hastabakıcı telefon etmek için odadan çıkmaya hazırlandı; ama hasta adam yine onu çağırdı. Ondan telefon etmeden önce bir kalem ve kâğıt rica etti. Getirilen kâğıda titrek elleriyle bir şeyler yazıyordu.

    Hemşire telefon ettiğinde, Ahmet beyin oğlu Metin telefonda hastabakıcının söylediklerini dinlerken, çok heyecanlıydı. “Hayır, babam ağır hasta olamaz; olmamalı. Ölmeyecek, değil mi? Size yalvarırım, onun ölmesine izin vermeyin!”

    Telefonun ucunda Metin ağlıyor; büyük acı, vicdan azabı çekiyor; büyük bir hüzün içinde konuşuyordu: “Bir yıl önce babamla tartıştık ve aramız açıldı. Ona kızdım ve çok hakaret ettim. Ona kendisinden nefret ettiğimi söyleyerek çekip gitmiştim. Bir yıldan beri babamdan bu hakaretimden dolayı af dilemek istiyor; ama bir türlü gururumu yenemiyordum. Ona yetişmeli ve ondan özür dilemeliyim. Beni affetmesi için kendisine yalvarmalıyım. Hemen yola çıkıyorum. Lütfen babamın ölmesine engel olun, ne olur!”

    Telefonu kapatır kapatmaz hastabakıcı, Ahmet beyin odasına gitti. Odaya girdiğinde, her şeyin yolunda olmadığını hemen anladı. Hasta adamın durumu değişmişti. Hemşire derhal zile bastı. Oda kısa sürede doktorlarla doluverdi. Ahmet beyin kalbi yeni bir kriz sonucunda duruvermişti. Doktorlar ellerinden geleni yaptılar, ama bir türlü hastanın kalbini çalıştıramadılar. Ahmet bey ölmüştü.

    Telefon etmiş olan hastabakıcı üzgün üzgün odadan çıkarken genç bir adamla yüz yüze geldi. Bu, Ahmet beyin oğlu Metin’di.

    Hastabakıcı ona, babasının öldüğünü söyleyince genç adam çılgına döndü sanki. Gözlerinde durgun, umutsuz, acı bir ifade vardı. Boğuk bir sesle kendi kendine konuşuyordu: “Aslında babamdan hiçbir zaman nefret etmemiştim. Her zaman sevdim babamı; ama şimdi iş işten geçti. Nasıl anlatacağım şimdi babama kendisini sevdiğimi, ondan nefret etmediğimi? Ona o kadar hakaret ettim, üzdüm, acı verdim! Şimdi nasıl beni affetmesini isteyeceğim?”

    Birden bakışlarını karşısında duran ve ne yapacağını bilmeyen hastabakıcıya çevirdi. “Babamı son bir kere görmek istiyorum” dedi. Metin, babasının yattığı odaya girince hemen onun yatağına doğru koştu. Babasının cansız vücudunu örten çarşaf içine başını gömdü ve tüm bedenini sarsan hıçkırıklarla ağladı: “Bağışla beni baba! Ne olur affet beni! Sana o kadar çok haksızlık ettim, seni üzdüm! Beni affet babacığım! Beni bağışladığını söyle!”

    Hastabakıcı çaresizlik içinde bu acı sahneyi izlerken yatağın yanındaki masaya gözü ilişti. Üzerinde bir kâğıt parçası vardı. Daha önce Ahmet beye verdiği kâğıttı bu. Kâğıdı aldı ve yazılan yazıyı okudu. Okurken onun da gözleri doldu. Sonra bu yazıyı Metin’e verdi. Metin, kâğıt üzerinde yazılı olanlara bakarken, yazıyı hemen tanıdı; bu, babasının yazısıydı. Yazıyı okurken birden ıstırap ve çaresizlikten gerilmiş olan yüz kasları gevşedi; gözlerinden yine birkaç damla yaş yanaklarına süzüldü. Kâğıdı bağrına bastı önce, sonra yine okudu. Gözlerini göğe kaldırıp, “Sana şükrederim ey Tanrım! Teşekkür ederim babacığım” diye tekrar ve tekrar seslendi.

    Kâğıt parçasında babasının eliyle yazılmış şu sözler vardı:

    “Sevgili oğlum Metin! Seni bağışladım. Her zaman seni bağışladım. Dua ederim ki, sen de beni bağışladın. Seni her zaman sevdim, halen de çok sevdiğimi bilmeni istiyorum! Evet, oğlum, seni bağışladım ve seni seviyorum!”


  5. 14.Kasım.2013, 15:19
    3
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Bağışlama ile ilgili hikayeler

    Hoşgörü ve bağışlama ile ilgili hikayeler

    Allah Beni Affeder

    Adamin biri Suayb peygambere:

    - "Allah benim birçok günahimi ve hatami gördügü halde beni lütuf ve keremiyle cezalandirmiyor"

    Allah-ü Teala Suayb'a söyle vahyetti:

    - "O kulum, ben bu kadar günah ettim de, Allah beni keremiyle cezalandirmiyor, diyor
    Ona söyle ki:
    Ey dogru yolu birakarak, yanlisa yönelmis adam!
    Sen tersini söylüyorsun
    Allah seni öylesine imtihan ediyor ve cezalandiriyor ki,
    senin günahtan kararmis simsiyah kalbin ve günahlarin etkisiyle zincirler içindeki bedenin
    bunu farkedemiyor Fakat yine de Benden ümidini kesmesin Bana siginsin, Bana dönsün"


    Suayb aleyhisselam Allah'in kendisine bildirdigi sözleri
    "Allah beni cezalandirmiyor"
    diyen kimseye söyleyince, o günahkar kimse de güzel tesir uyandi

    Suayb aleyhisselama sordu:

    - "Eger beni cezalandiriyorsa hani belirtisi?"

    Suayb peygamber:

    - "Ya Rabbi! O adam bu söze karsi savunmada bulunuyor ve Senin verdigin cezayi bilmek istiyor

    Cenab-i Hak buyurdu:

    - "Ben settarim, örtücüyüm Fakat isaret söyleyebilirim Onu begenmedigimin isareti:
    O itaat ettigini saniyor, oruç tutuyor, namaz kiliyor fakat namazdan, zekattan ve baska
    ibadetlerin hiç birinden zerre kadar zevk almiyor
    Yüksek ibadetlerde ve amellerde bulunuyor, fakat zerre kadar mutluluk duymuyor
    Itaatlerin mahsul vermesi için kalbde manevi bir zevk lazimdir"


  6. 14.Kasım.2013, 15:19
    3
    Üye
    Hoşgörü ve bağışlama ile ilgili hikayeler

    Allah Beni Affeder

    Adamin biri Suayb peygambere:

    - "Allah benim birçok günahimi ve hatami gördügü halde beni lütuf ve keremiyle cezalandirmiyor"

    Allah-ü Teala Suayb'a söyle vahyetti:

    - "O kulum, ben bu kadar günah ettim de, Allah beni keremiyle cezalandirmiyor, diyor
    Ona söyle ki:
    Ey dogru yolu birakarak, yanlisa yönelmis adam!
    Sen tersini söylüyorsun
    Allah seni öylesine imtihan ediyor ve cezalandiriyor ki,
    senin günahtan kararmis simsiyah kalbin ve günahlarin etkisiyle zincirler içindeki bedenin
    bunu farkedemiyor Fakat yine de Benden ümidini kesmesin Bana siginsin, Bana dönsün"


    Suayb aleyhisselam Allah'in kendisine bildirdigi sözleri
    "Allah beni cezalandirmiyor"
    diyen kimseye söyleyince, o günahkar kimse de güzel tesir uyandi

    Suayb aleyhisselama sordu:

    - "Eger beni cezalandiriyorsa hani belirtisi?"

    Suayb peygamber:

    - "Ya Rabbi! O adam bu söze karsi savunmada bulunuyor ve Senin verdigin cezayi bilmek istiyor

    Cenab-i Hak buyurdu:

    - "Ben settarim, örtücüyüm Fakat isaret söyleyebilirim Onu begenmedigimin isareti:
    O itaat ettigini saniyor, oruç tutuyor, namaz kiliyor fakat namazdan, zekattan ve baska
    ibadetlerin hiç birinden zerre kadar zevk almiyor
    Yüksek ibadetlerde ve amellerde bulunuyor, fakat zerre kadar mutluluk duymuyor
    Itaatlerin mahsul vermesi için kalbde manevi bir zevk lazimdir"


  7. 12.Mayıs.2014, 19:55
    4
    Misafir

    Cevap: Bağışlama ile ilgili hikayeler

    çok güzel bir site çok beğendim sağolun işime yaradı


  8. 12.Mayıs.2014, 19:55
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    çok güzel bir site çok beğendim sağolun işime yaradı





+ Yorum Gönder