Konusunu Oylayın.: Yemin ile ilgili Hutbeler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Yemin ile ilgili Hutbeler
  1. 03.Şubat.2010, 00:34
    1
    Misafir

    Yemin ile ilgili Hutbeler






    Yemin ile ilgili Hutbeler Mumsema Yemin ile ilgili Hutbeler


  2. 03.Şubat.2010, 00:34
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 10.Aralık.2012, 02:30
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Yemin ile ilgili Hutbeler




    YEMİN


    وَأَوْفُوا بِعَهْدِ اللّهِ إِذَا عَاهَدتُّمْ وَلاَ تَنقُضُوا الأَيْمَانَ بَعْدَ تَوْكِيدِهَا وَقَدْ جَعَلْتُمُ اللّهَ عَلَيْكُمْ كَفِيلاً إِنَّ اللّهَ يَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ


    (en-Nahl 16/91)


    Muhterem Müslümanlar!


    Sözlükte kuvvet, sağ taraf, sağ el, and içmek ve benzeri anlamlara gelen yemîn, dinî bir kavram olarak, bir kimsenin bir işi yapıp yapmaması veya bir olayın doğru olup olmaması konusundaki söylediği sözünü Allah’ın adını veya sıfatını zikrederek kuvvetlendirmesi demektir. Ettiği yemini yerine getirmemesi sebebiyle lâzım gelen sorumluluklara da yemin keffareti denilmektedir.


    Yemin Allah’ın isim veya sıfatlarından birine ant içmekle yapılır. “Vallâhi, tallâhi, billâhi, andolsun, Allah şahit, Allah hakkı için, Allah adına yemin ederim” gibi ifadeler böyledir. Aynı şekilde Allah’ın isim ve sıfatlarıyla bağlantı kurularak söylenen “yemin ederim, şu yemeği yemek bana haram olsun” gibi ifadeler birer yemin sayılır.


    Allah’ın isim ve sıfatları zikredilmeden söylenen bir sözün yemin sayılıp sayılmamasında toplumun örfü ve kutsal hakkındaki değerlendirmesi ölçü alınır. Toplumumuzda “Kâbe hakkı için”, “Kur’an çarpsın”, “Ekmek çarpsın” gibi toplumun üst ve kutsal değerlerini, sözünü kuvvetlendirmek için kullanmak, halk tarafından yemin telakki edildiği sürece, Allah adına yapılan yemin hükmünde kabul edilir.


    Müslümanların her türlü yeminden, özellikle bu tür yeminlerden kaçınması, etrafındaki insanları da bu yönde uyarması gerekir. Çünkü dince kutsal ve saygın kabul edilen değerlerin günlük tartışma ve çekişme ortamına indirilmesi neticede, bu değerlerin yıpranmasına yol açar.


    Muhterem Müslümanlar!


    Yemin etmek esasen mubah bir davranış olmakla birlikte, gereksiz yere yemin etmek ve onu alışkanlık haline getirmek doğru değildir. Sıkça yemin eden kişi sözüne Allah’ı şahit tutmuş, O’na karşı saygısızlık etmiş ve kutsal değerleri sözünün doğruluğunu teyit için yıpratmış, neticede de toplum nezdinde kendi saygınlığını zedelemiş olur.


    Müslüman, yemin etmeye ihtiyaç hissetmeyecek derecede sözüne güvenilen ve çevresi tarafından böyle bilinen bir kimse olmayı gaye edinmelidir. Yalan yere yemin etmek ve yapılan bir yemine uymamak ise daha büyük bir hatadır ve bazı sorumlulukları doğurur.


    Bu konuda Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Allah kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bunun da kefâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeği orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da köle âzat etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin kefâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açıklıyor, umulur ki şükredersiniz” (el-Mâide 5/89).


    “Allah adına yaptığınız ahidleri yerine getirin. Allah’ı kefil tutarak kuvvetlendirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızı bilir” (en-Nahl 16/91)


    Bu ayetlerden anlaşıldığı üzere, bir müslümanın yemin etmemesi, yemin etmişse bu, verdiği söze Allah’ı şahit tutmak demek olduğundan mutlaka yeminine bağlı kalması gerekir.


    Yemin ettikten sonra yeminini tutmayan kimsenin yemin kefâreti ödemesi gerekir. Günah içeren bir iş için yemin eden kimsenin o işi işlemeyip yemin kefâreti vermesi gerekir. Bir kimsenin borcunu ödememeye, bir müslüman kardeşiyle konuşma- maya, anne babasıyla aynı evde oturmamaya yemin etmesi gibi durumlarda yeminin bozulup kefâret ödenmesi tavsiye edilmiştir. Bir hadiste de “Bir kimse bir şey için yemin eder, sonra da ondan hayırlısını görürse yeminini bozsun ve kefâret versin” (Müslim, “Eymân”, 15-16) buyurulmuştur.


    Muhterem Kardeşlerim!


    O halde yerine getiremeyeceğimiz ve doğru olmadığını bildiğimiz hususlarda bile bile yalan yere yemin etmeyelim. Yaptığımız her yemine sadık kalmaya çalışalım. Aksi takdirde Allah katında bunlardan sorumlu olacağımızı asla unutmayalım.


    Murat OSMANOĞLU


    Karlsruhe Merkez Camii Din Görevlisi


  4. 10.Aralık.2012, 02:30
    2
    Silent and lonely rains



    YEMİN


    وَأَوْفُوا بِعَهْدِ اللّهِ إِذَا عَاهَدتُّمْ وَلاَ تَنقُضُوا الأَيْمَانَ بَعْدَ تَوْكِيدِهَا وَقَدْ جَعَلْتُمُ اللّهَ عَلَيْكُمْ كَفِيلاً إِنَّ اللّهَ يَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ


    (en-Nahl 16/91)


    Muhterem Müslümanlar!


    Sözlükte kuvvet, sağ taraf, sağ el, and içmek ve benzeri anlamlara gelen yemîn, dinî bir kavram olarak, bir kimsenin bir işi yapıp yapmaması veya bir olayın doğru olup olmaması konusundaki söylediği sözünü Allah’ın adını veya sıfatını zikrederek kuvvetlendirmesi demektir. Ettiği yemini yerine getirmemesi sebebiyle lâzım gelen sorumluluklara da yemin keffareti denilmektedir.


    Yemin Allah’ın isim veya sıfatlarından birine ant içmekle yapılır. “Vallâhi, tallâhi, billâhi, andolsun, Allah şahit, Allah hakkı için, Allah adına yemin ederim” gibi ifadeler böyledir. Aynı şekilde Allah’ın isim ve sıfatlarıyla bağlantı kurularak söylenen “yemin ederim, şu yemeği yemek bana haram olsun” gibi ifadeler birer yemin sayılır.


    Allah’ın isim ve sıfatları zikredilmeden söylenen bir sözün yemin sayılıp sayılmamasında toplumun örfü ve kutsal hakkındaki değerlendirmesi ölçü alınır. Toplumumuzda “Kâbe hakkı için”, “Kur’an çarpsın”, “Ekmek çarpsın” gibi toplumun üst ve kutsal değerlerini, sözünü kuvvetlendirmek için kullanmak, halk tarafından yemin telakki edildiği sürece, Allah adına yapılan yemin hükmünde kabul edilir.


    Müslümanların her türlü yeminden, özellikle bu tür yeminlerden kaçınması, etrafındaki insanları da bu yönde uyarması gerekir. Çünkü dince kutsal ve saygın kabul edilen değerlerin günlük tartışma ve çekişme ortamına indirilmesi neticede, bu değerlerin yıpranmasına yol açar.


    Muhterem Müslümanlar!


    Yemin etmek esasen mubah bir davranış olmakla birlikte, gereksiz yere yemin etmek ve onu alışkanlık haline getirmek doğru değildir. Sıkça yemin eden kişi sözüne Allah’ı şahit tutmuş, O’na karşı saygısızlık etmiş ve kutsal değerleri sözünün doğruluğunu teyit için yıpratmış, neticede de toplum nezdinde kendi saygınlığını zedelemiş olur.


    Müslüman, yemin etmeye ihtiyaç hissetmeyecek derecede sözüne güvenilen ve çevresi tarafından böyle bilinen bir kimse olmayı gaye edinmelidir. Yalan yere yemin etmek ve yapılan bir yemine uymamak ise daha büyük bir hatadır ve bazı sorumlulukları doğurur.


    Bu konuda Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Allah kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bunun da kefâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeği orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da köle âzat etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin kefâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açıklıyor, umulur ki şükredersiniz” (el-Mâide 5/89).


    “Allah adına yaptığınız ahidleri yerine getirin. Allah’ı kefil tutarak kuvvetlendirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızı bilir” (en-Nahl 16/91)


    Bu ayetlerden anlaşıldığı üzere, bir müslümanın yemin etmemesi, yemin etmişse bu, verdiği söze Allah’ı şahit tutmak demek olduğundan mutlaka yeminine bağlı kalması gerekir.


    Yemin ettikten sonra yeminini tutmayan kimsenin yemin kefâreti ödemesi gerekir. Günah içeren bir iş için yemin eden kimsenin o işi işlemeyip yemin kefâreti vermesi gerekir. Bir kimsenin borcunu ödememeye, bir müslüman kardeşiyle konuşma- maya, anne babasıyla aynı evde oturmamaya yemin etmesi gibi durumlarda yeminin bozulup kefâret ödenmesi tavsiye edilmiştir. Bir hadiste de “Bir kimse bir şey için yemin eder, sonra da ondan hayırlısını görürse yeminini bozsun ve kefâret versin” (Müslim, “Eymân”, 15-16) buyurulmuştur.


    Muhterem Kardeşlerim!


    O halde yerine getiremeyeceğimiz ve doğru olmadığını bildiğimiz hususlarda bile bile yalan yere yemin etmeyelim. Yaptığımız her yemine sadık kalmaya çalışalım. Aksi takdirde Allah katında bunlardan sorumlu olacağımızı asla unutmayalım.


    Murat OSMANOĞLU


    Karlsruhe Merkez Camii Din Görevlisi


  5. 15.Şubat.2013, 20:01
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,606
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Yemin ile ilgili Hutbeler

    Yemin ile ilgili Hutbeler



    لاَ يُؤَاخِذُكُمُ اللّهُ بِاللَّغْوِ فِي أَيْمَانِكُمْ وَلَـكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا عَقَّدتُّمُ الأَيْمَانَ...
    (Mâide, 5/89)
    YEMİN ETMENİN SORUMLULUĞU

    Değerli Müslümanlar!
    Yemin kelimesi sözlükte “kuvvet, sağ taraf, sağ el, ant, kasem” gibi manalara gelmektedir. Dinî kullanımda ise “bir kimsenin bir işi yapıp yapmaması veya bir olayın doğru olup olmaması konusunda söylediği sözünü, Allah’ın adını veya sıfatını zikrederek kuvvetlendirmesi manasına gelir.”

    Muhterem Mü’minler!
    Yemin; “Vallahi, Billahi, Tallahi, Allah şahit, Rahîm olan Allah hakkı için, Allah adıyla yemin ederim” gibi ifedelerle yapılır.
    Allah’ın isim ve sıfatlarıyla bağlantı kurularak söylenen “yemin ederim, üzerine andolsun, şu yemeği yemek bana haram olsun” gibi ifadeler de birer yemin sayılır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, yeminin Allah veya sıfatları adına yapılmasıdır. Zira bir mü’min sadece Allah adına yemin edebilir. Diğerleri cahilce söylenmiş boş sözlerdir. Bunlar bir mü’mine yakışmadığı gibi kendisine dinî bir sorumluluk da getirmez.

    Saygıdeğer Mü’minler!
    Yemin etmek aslında mübah, yani günah sayılmayan bir davranış olmakla beraber, gereksiz yere yemin etmek ve onu alışkanlık haline getirmek doğru değildir. Sıkça yemin eden kişi, sözüne Yüce Allah’ı şahit tutmuş, O’na karşı saygısızlık etmiş ve kutsal değerleri sözünün doğruluğunu te’yit eçin yıpratmış, neticede toplum nezdinde kendi saygınlığını zedelemiş olur.

    Değerli Cemaat!
    Kur’an’da, verilen sözün yerine getirilmesi bağlamında “Yeminlerinizi koruyunuz” , “Allah adına verdiğiniz sözleri yerine getirin, Allah’ı kefil tutarak kuvvetlendirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızı bilir.” buyurulmaktadır. Bu itibarla bir müslümanın yemin etmemesi, yemin etmişse de, verdiği söze Allah’ı şahit tuttuğundan “mutlaka yeminine bağlı kalması” gerekmektedir.
    Değerli Cemaat!
    Yemin dini açıdan üç ana başlıkta incelenir. Birincisi, yanlışlıkla, doğru olduğu sanılarak yapılan yemindir. Buna “lağv yemini” denir. Bir kimsenin borcunu ödediğini sanarak “vallahi borcumu ödedim” diye yemin etmesi böyledir. Dil alışkanlığıyla hiçbir içerik taşımadan yapılan yeminler de böyledir. Bunlardan dolayı yemin keffareti gerekmez. Kur’an’da “Allah kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz…” buyrulmaktadır. Ancak ağız alışkanlığıyla sürekli yemin edenlerin bu huylarından vazgeçmeleri gerekmektedir.
    İkinci yemin çeşidi ise, geçmiş zamanda yapılmış ya da yapılmamış bir iş hakkında, bile bile kasten, yalan yere yapılan yemindir. Buna “ğamus yemini” denir. Borcunu ödemeyen kimsenin bunu bildiği halde “ödedim” diye yemin etmesi böyledir. Böyle bir yemin “büyük bir günahtır” ve sahibine büyük vebâl yükler. Bunun günahına keffaretle bile çözüm yoktur. Yalan yere yemin eden kimse, bol bol tövbe ve istiğfarda bulunmalı, bir daha böyle bir şeyi yapmamaya karar vermeli, zayi olan hakları da ödeyip sahibinden helâllik istemelidir. Rasulullah (sav) “Kim müslüman bir kimsenin malı hakkında yalan yere yemin ederse, (kıyamet günü) Allah ile karşılaştığında, onu kendisine karşı öfkelenmiş bulur.” buyurmuştur.
    Üçüncü yemin çeşidi ise, geleceğe ait bir konuda yapılan yemindir. Buna “mün’akid yemin” denir. Bir kimsenin şu tarihte borcunu ödeyeceğine, falanca yerde hazır bulunacağına, şu işi yapacağına yemin etmesi bu türdendir. Eğer yerine getirilmezse yemin bozulmuş olur ve keffaret gerekir. Burada keffaret, Allah’a karşı işlenen bir hatanın ve mahcubiyetin, yine ibadet cinsinden olumlu bir hareketle örtülmesine ve affedilmesine çalışılmasıdır.

    Aziz Mü’minler!
    Yemin keffareti on yoksulu sabah ve akşam doyurmak, yahut onları giydirmek şeklinde yapılır. Bunlara imkanı olmayanlar ise üç gün oruç tutarlar.
    Müslümanların her türlü yeminden, özellikle içinde küfür taşıyan yeminlerden kaçınması ve etrafındaki insanları da bu yönde uyarması gerekir. Çünkü dince kutsal ve saygın kabul edilmesi gereken değerlerin günlük çatışma ve çekişme ortamına indirilmesi bu değerlerin yıpranmasına yol açar. Yüce Allah cümlemizi yalan ve boş yere yemin etmekten muhafaza buyursun. Bizleri, verdiği sözü yerine getiren, ettiği yeminin sorumluluğunu bilen istikamet sahibi kullar eylesin..
    __________________-
     Hazırlayan: Hatice MERAKLI Sakarya Merkez Vaizesi
    TDV İslam İlmihali, 2/ 27.
    Mâide, 5/89.
    Nahl, 16/91.
    Mâide, 5/89.
    Mâide, 5/89.
    Buharî, Eymân ve’n-nuzûr 16.
    Buharî, Eymân ve’n-nuzûr 17; Müslim, Îman 36.
    Mâide, 5/89.


  6. 15.Şubat.2013, 20:01
    3
    Moderatör
    Yemin ile ilgili Hutbeler



    لاَ يُؤَاخِذُكُمُ اللّهُ بِاللَّغْوِ فِي أَيْمَانِكُمْ وَلَـكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا عَقَّدتُّمُ الأَيْمَانَ...
    (Mâide, 5/89)
    YEMİN ETMENİN SORUMLULUĞU

    Değerli Müslümanlar!
    Yemin kelimesi sözlükte “kuvvet, sağ taraf, sağ el, ant, kasem” gibi manalara gelmektedir. Dinî kullanımda ise “bir kimsenin bir işi yapıp yapmaması veya bir olayın doğru olup olmaması konusunda söylediği sözünü, Allah’ın adını veya sıfatını zikrederek kuvvetlendirmesi manasına gelir.”

    Muhterem Mü’minler!
    Yemin; “Vallahi, Billahi, Tallahi, Allah şahit, Rahîm olan Allah hakkı için, Allah adıyla yemin ederim” gibi ifedelerle yapılır.
    Allah’ın isim ve sıfatlarıyla bağlantı kurularak söylenen “yemin ederim, üzerine andolsun, şu yemeği yemek bana haram olsun” gibi ifadeler de birer yemin sayılır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, yeminin Allah veya sıfatları adına yapılmasıdır. Zira bir mü’min sadece Allah adına yemin edebilir. Diğerleri cahilce söylenmiş boş sözlerdir. Bunlar bir mü’mine yakışmadığı gibi kendisine dinî bir sorumluluk da getirmez.

    Saygıdeğer Mü’minler!
    Yemin etmek aslında mübah, yani günah sayılmayan bir davranış olmakla beraber, gereksiz yere yemin etmek ve onu alışkanlık haline getirmek doğru değildir. Sıkça yemin eden kişi, sözüne Yüce Allah’ı şahit tutmuş, O’na karşı saygısızlık etmiş ve kutsal değerleri sözünün doğruluğunu te’yit eçin yıpratmış, neticede toplum nezdinde kendi saygınlığını zedelemiş olur.

    Değerli Cemaat!
    Kur’an’da, verilen sözün yerine getirilmesi bağlamında “Yeminlerinizi koruyunuz” , “Allah adına verdiğiniz sözleri yerine getirin, Allah’ı kefil tutarak kuvvetlendirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızı bilir.” buyurulmaktadır. Bu itibarla bir müslümanın yemin etmemesi, yemin etmişse de, verdiği söze Allah’ı şahit tuttuğundan “mutlaka yeminine bağlı kalması” gerekmektedir.
    Değerli Cemaat!
    Yemin dini açıdan üç ana başlıkta incelenir. Birincisi, yanlışlıkla, doğru olduğu sanılarak yapılan yemindir. Buna “lağv yemini” denir. Bir kimsenin borcunu ödediğini sanarak “vallahi borcumu ödedim” diye yemin etmesi böyledir. Dil alışkanlığıyla hiçbir içerik taşımadan yapılan yeminler de böyledir. Bunlardan dolayı yemin keffareti gerekmez. Kur’an’da “Allah kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz…” buyrulmaktadır. Ancak ağız alışkanlığıyla sürekli yemin edenlerin bu huylarından vazgeçmeleri gerekmektedir.
    İkinci yemin çeşidi ise, geçmiş zamanda yapılmış ya da yapılmamış bir iş hakkında, bile bile kasten, yalan yere yapılan yemindir. Buna “ğamus yemini” denir. Borcunu ödemeyen kimsenin bunu bildiği halde “ödedim” diye yemin etmesi böyledir. Böyle bir yemin “büyük bir günahtır” ve sahibine büyük vebâl yükler. Bunun günahına keffaretle bile çözüm yoktur. Yalan yere yemin eden kimse, bol bol tövbe ve istiğfarda bulunmalı, bir daha böyle bir şeyi yapmamaya karar vermeli, zayi olan hakları da ödeyip sahibinden helâllik istemelidir. Rasulullah (sav) “Kim müslüman bir kimsenin malı hakkında yalan yere yemin ederse, (kıyamet günü) Allah ile karşılaştığında, onu kendisine karşı öfkelenmiş bulur.” buyurmuştur.
    Üçüncü yemin çeşidi ise, geleceğe ait bir konuda yapılan yemindir. Buna “mün’akid yemin” denir. Bir kimsenin şu tarihte borcunu ödeyeceğine, falanca yerde hazır bulunacağına, şu işi yapacağına yemin etmesi bu türdendir. Eğer yerine getirilmezse yemin bozulmuş olur ve keffaret gerekir. Burada keffaret, Allah’a karşı işlenen bir hatanın ve mahcubiyetin, yine ibadet cinsinden olumlu bir hareketle örtülmesine ve affedilmesine çalışılmasıdır.

    Aziz Mü’minler!
    Yemin keffareti on yoksulu sabah ve akşam doyurmak, yahut onları giydirmek şeklinde yapılır. Bunlara imkanı olmayanlar ise üç gün oruç tutarlar.
    Müslümanların her türlü yeminden, özellikle içinde küfür taşıyan yeminlerden kaçınması ve etrafındaki insanları da bu yönde uyarması gerekir. Çünkü dince kutsal ve saygın kabul edilmesi gereken değerlerin günlük çatışma ve çekişme ortamına indirilmesi bu değerlerin yıpranmasına yol açar. Yüce Allah cümlemizi yalan ve boş yere yemin etmekten muhafaza buyursun. Bizleri, verdiği sözü yerine getiren, ettiği yeminin sorumluluğunu bilen istikamet sahibi kullar eylesin..
    __________________-
     Hazırlayan: Hatice MERAKLI Sakarya Merkez Vaizesi
    TDV İslam İlmihali, 2/ 27.
    Mâide, 5/89.
    Nahl, 16/91.
    Mâide, 5/89.
    Mâide, 5/89.
    Buharî, Eymân ve’n-nuzûr 16.
    Buharî, Eymân ve’n-nuzûr 17; Müslim, Îman 36.
    Mâide, 5/89.


  7. 15.Şubat.2013, 20:03
    4
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,606
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Yemin ile ilgili Hutbeler

    Yemin ile ilgili Hutbeler

    YEMİN VE YEMİN ÇEŞİTLERİ
    AYET:Nahl:91

    وَأَوْفُواْ بِعَهْدِ اللّهِ إِذَا عَاهَدتُّمْ وَلاَ تَنقُضُواْ الأَيْمَانَ
    بَعْدَ تَوْكِيدِهَا وَقَدْ جَعَلْتُمُ اللّهَ عَلَيْكُمْ كَفِيلاً إِنَّ
    اللّهَ يَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ
    Değerli Müminler!
    Sözlükte kuvvet, ant, kasem ve benzeri manalara gelen yemin kelimesi ıstılahta; bir kimsenin bir işi yapıp yapmaması veya bir olayın doğru olup olmaması hakkındaki söylediği sözünü Allah’ın adını veya sıfatını zikrederek kuvvetlendirmesini ifade eden bir terimdir. Mesela “Vallahi şu işi yapmam, vallahi şu yere gideceğim” vb şeklindeki beyanlar böyledir. Yapılan yeminin sahih olabilmesi için yemin edenin akıllı, buluğ çağına ermiş ve Müslüman olması gerekir.
    Kıymetli Müminler!

    Söz söylemeden önce iyi düşünmeliyiz. Çünkü söz ağzımızdan çıktıktan sonra bizi bağlar. Atalarımız der ki “Boğaz dokuz boğumdur, dokuz düşün bir konuş” “Söz ağızdan çıkana kadar senin esirindir. Ağızdan çıktıktan sonra sen sözün esiri olursun” Sözlerimiz bir senet olmalıdır. Yapamayacağımız konuda söz vermemeli, eğer söz vermişsek o sözü mutlaka yerine getirmeliyiz.
    Değerli Müminler!

    İslam literatüründe üç çeşit yemin vardır. Birinci olarak Yemini lağvdır. Yanlışlıkla doğru olduğu sanılarak yapılan yemindir. Ayrıca ağız alışkanlığıyla vallahi billahi diye söz arasında edilen yeminler de lağv yemini sayılır ve keffaret gerektirmez. Kur’an’`da “Allah kasıtsız olarak ağzınızdan çıkan yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz” buyrulmuştur. (1)
    İkinci yemin çeşidi; “Yemini Gamus”tur. Geçmiş zamanda yapılmış veya yapılmamış bir iş hakkında bilerek kasten ve yalan yere yapılan yemindir. Borcunu ödemediğini bildiği halde ödedim diye yemin etmek buna bir örnektir. Bu şekilde yemin etmek büyük günahtır ve keffareti yoktur. Yalan yere yemin eden kişi bol tevbe ve istiğfar etmeli, bir daha böyle bir günahı yapmamaya karar vermeli, yemin yüzünden mağdur olan kimseler varsa onlardan helallik alınmalıdır.
    Üçüncü yemin çeşidi ise “Yemini Mün’akit’tir. Bir kişinin geleceğe ait bir iş hakkında Allah’ı şahit tutarak Vallahi, billahi, tallahi gibi kelimeleri kullanarak yemin etmesidir.” Vallahi falanca tarihte borcunu ödeyeceğim”deyip de ödememek bu çeşit yemine bir örnektir. Bu yemin yerine getirilmediği takdirde keffaret gerektirir. Keffaret, Kur’an da şöyle beyan edilmiştir.
    “Allah kasıtsız olarak ağzınızdan çıkan yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bunun da keffareti; ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da köle azat etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin kefareti işte budur. Yeminlerinizi koruyun. Allah size ayetlerini açıklıyor, umulur ki şükredersiniz.(2)
    Kıymetli Müminler!

    Mecbur kalmadıkça yemin etmeyelim. Yemin ederek bir konuda söz verdiğimiz zaman mutlaka yeminimize bağlı kalalım. Müslüman’a yakışan, söz verince sözün gereğini yerine getirmektir. Hutbemi bir ayet mealiyle bitiriyorum.
    “Allah adına yaptığınız ahitleri yerine getirin. Allah’ı kefil tutarak kuvvetlendirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızı bilir.(3)


    1:Maide 89
    2:Maide 89
    3:Nahl :91

    Aziz OK
    Yazlık Köyü Camii İmam-Hatibi/Keşap


  8. 15.Şubat.2013, 20:03
    4
    Moderatör
    Yemin ile ilgili Hutbeler

    YEMİN VE YEMİN ÇEŞİTLERİ
    AYET:Nahl:91

    وَأَوْفُواْ بِعَهْدِ اللّهِ إِذَا عَاهَدتُّمْ وَلاَ تَنقُضُواْ الأَيْمَانَ
    بَعْدَ تَوْكِيدِهَا وَقَدْ جَعَلْتُمُ اللّهَ عَلَيْكُمْ كَفِيلاً إِنَّ
    اللّهَ يَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ
    Değerli Müminler!
    Sözlükte kuvvet, ant, kasem ve benzeri manalara gelen yemin kelimesi ıstılahta; bir kimsenin bir işi yapıp yapmaması veya bir olayın doğru olup olmaması hakkındaki söylediği sözünü Allah’ın adını veya sıfatını zikrederek kuvvetlendirmesini ifade eden bir terimdir. Mesela “Vallahi şu işi yapmam, vallahi şu yere gideceğim” vb şeklindeki beyanlar böyledir. Yapılan yeminin sahih olabilmesi için yemin edenin akıllı, buluğ çağına ermiş ve Müslüman olması gerekir.
    Kıymetli Müminler!

    Söz söylemeden önce iyi düşünmeliyiz. Çünkü söz ağzımızdan çıktıktan sonra bizi bağlar. Atalarımız der ki “Boğaz dokuz boğumdur, dokuz düşün bir konuş” “Söz ağızdan çıkana kadar senin esirindir. Ağızdan çıktıktan sonra sen sözün esiri olursun” Sözlerimiz bir senet olmalıdır. Yapamayacağımız konuda söz vermemeli, eğer söz vermişsek o sözü mutlaka yerine getirmeliyiz.
    Değerli Müminler!

    İslam literatüründe üç çeşit yemin vardır. Birinci olarak Yemini lağvdır. Yanlışlıkla doğru olduğu sanılarak yapılan yemindir. Ayrıca ağız alışkanlığıyla vallahi billahi diye söz arasında edilen yeminler de lağv yemini sayılır ve keffaret gerektirmez. Kur’an’`da “Allah kasıtsız olarak ağzınızdan çıkan yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz” buyrulmuştur. (1)
    İkinci yemin çeşidi; “Yemini Gamus”tur. Geçmiş zamanda yapılmış veya yapılmamış bir iş hakkında bilerek kasten ve yalan yere yapılan yemindir. Borcunu ödemediğini bildiği halde ödedim diye yemin etmek buna bir örnektir. Bu şekilde yemin etmek büyük günahtır ve keffareti yoktur. Yalan yere yemin eden kişi bol tevbe ve istiğfar etmeli, bir daha böyle bir günahı yapmamaya karar vermeli, yemin yüzünden mağdur olan kimseler varsa onlardan helallik alınmalıdır.
    Üçüncü yemin çeşidi ise “Yemini Mün’akit’tir. Bir kişinin geleceğe ait bir iş hakkında Allah’ı şahit tutarak Vallahi, billahi, tallahi gibi kelimeleri kullanarak yemin etmesidir.” Vallahi falanca tarihte borcunu ödeyeceğim”deyip de ödememek bu çeşit yemine bir örnektir. Bu yemin yerine getirilmediği takdirde keffaret gerektirir. Keffaret, Kur’an da şöyle beyan edilmiştir.
    “Allah kasıtsız olarak ağzınızdan çıkan yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bunun da keffareti; ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da köle azat etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin kefareti işte budur. Yeminlerinizi koruyun. Allah size ayetlerini açıklıyor, umulur ki şükredersiniz.(2)
    Kıymetli Müminler!

    Mecbur kalmadıkça yemin etmeyelim. Yemin ederek bir konuda söz verdiğimiz zaman mutlaka yeminimize bağlı kalalım. Müslüman’a yakışan, söz verince sözün gereğini yerine getirmektir. Hutbemi bir ayet mealiyle bitiriyorum.
    “Allah adına yaptığınız ahitleri yerine getirin. Allah’ı kefil tutarak kuvvetlendirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızı bilir.(3)


    1:Maide 89
    2:Maide 89
    3:Nahl :91

    Aziz OK
    Yazlık Köyü Camii İmam-Hatibi/Keşap


  9. 15.Şubat.2013, 20:03
    5
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,606
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Yemin ile ilgili Hutbeler

    Yemin ile ilgili Hutbeler

    لاَّ يُؤَاخِذُكُمُاللّهُ بِاللَّغْوِ فِيَ أَيْمَانِكُمْ وَلَكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا كَسَبَتْقُلُوبُكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌ
    YEMİN VE KEFFARETLERİ
    Muhterem Müminler!Yemin, Allah’ın adını ve sıfatlarını anaraksözü desteklemektir. “Vallahi, billahi, tallahi” gibi lafızlar başta gelenyemin sözleridir. Ayrıca “Kitaba yemin olsun ki, Kabe’ye and olsun ki, Allahşahit olsun, şu yemeği yemek bana haram olsun, şunu yaparsam şöyle olayım” gibisözler de yemindirler ve söylendiği zaman sahibine bir sorumluluk yüklerler.Öyleyse, sadece Allah’ın adının anıldığı sözler değil, örfün yemin olarak kabulettiği lafızlar da bu çerçevededir. Bu sebeple söylediğimiz sözlere dikkatetmeli ve dilimizi yemin etmeye alıştırmamalıyız. Çünkü yemin, sadece gerektiğindebaşvurulması gereken bir yöntemdir. Gerekli gereksiz kullanıldığında hem dinibir mesuliyet ortaya çıkar hem de söyleyenin güvenilirliği kalmaz.Aziz Kardeşlerim!Allah’ı şahit göstererek verdiği sözündedurmayan ve yeminini bozan kimsenin sorumlu olduğu keffaret, Mâide Suresi 89.ayette açıklanmıştır. Buna göre, yemini bozma keffareti, ya bir köle azad etme,ya on fakiri sabah-akşam doyurmak, ya da on fakiri orta seviyede giydirmektir.Bunlara gücü yetmeyenlerin ise ardı ardına üç gün oruç tutmasıdır.Esasen dinen yeminin üç kısmı vardır.Birincisi, dil alışkanlığıyla söylenen ve yemin amacı taşımayan sözlerdir. “Yemin-iLağv” denen bu kısmın bir anlamı, sorumluluğu ve hükmü yoktur. Nitekim Kurandaşöyle buyrulur: “Allah sizi kasıtsızyeminlerinizden sorumlu tutmaz. Lakin kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden dolayısizi sorumlu tutar. Allah bağışlayıcı ve halimdir.” (1) İkincisi, yalanyere bilerek yapılan ve özellikle geçmişle ilgili söylenen “Yemin-i Gâmus”tur.Bunların günah yükünden keffaretle bile kurtulamayız. Büyük günahlardan birisiolması hasebiyle yalan yere yemin eden kimsenin tevbe, istiğfar yapmalı ve fakirleresadaka vermelidir. Üçüncüsü ise, imkan dahilinde olan ve gelecekle ilgili birkonuda yapılan yeminlerdir. İşte bozulduğu zaman keffareti olan yeminbunlardır.Değerli Kardeşlerim!Sevgili Peygamberimiz “Kişinin elinde olmayan şeyde, Allah’a isyan konusunda ve sıla-i rahimikesme hususunda yemin de yoktur adak da. Bir kimse bir şeye yemin eder de başkasınıondan daha hayırlı olduğunu görürse, yeminini bırakıp o hayırlı olanı yapsın.Şüphesiz onu terk etmesi -bile- yeminine keffarettir” (2) buyurmuş veharam şeylere yemin etmeyi men etmiştir. Böyle durumlarda ise yemini bozupkeffaretini yaparak hayırlı ve güzel olana meyletmemizi emretmiştir.Hutbemi Sevgili Peygamberimizin bir hadis-işerifi ile tamamlıyorum: “Üç sınıf insan vardır ki, Allah kıyamet günündeonlarla konuşmaz, onların yüzüne bakmaz ve kendilerini temize de çıkarmaz.Onlar için can yakıcı bir azâp vardır. Bunlar: ‘Elbisesinin eteğini yerde sürüyerek kibirlenen, yaptığı iyiliği başakakan ve ticaret malını yalan yere yemin ederek satmaya çalışan kimselerdir.” (3)
    HUTBEYİ HAZIRLAYANIN ADI, SOYADI VE UNVANI
    Harun KOÇKARA
    OğulkayaKöyü Camii İ-H GÜLŞEHİR

    1- Bakara, 2/2252-Ebu Davud, Eyman 12.3- Müslim, İman 171.


  10. 15.Şubat.2013, 20:03
    5
    Moderatör
    Yemin ile ilgili Hutbeler

    لاَّ يُؤَاخِذُكُمُاللّهُ بِاللَّغْوِ فِيَ أَيْمَانِكُمْ وَلَكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا كَسَبَتْقُلُوبُكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌ
    YEMİN VE KEFFARETLERİ
    Muhterem Müminler!Yemin, Allah’ın adını ve sıfatlarını anaraksözü desteklemektir. “Vallahi, billahi, tallahi” gibi lafızlar başta gelenyemin sözleridir. Ayrıca “Kitaba yemin olsun ki, Kabe’ye and olsun ki, Allahşahit olsun, şu yemeği yemek bana haram olsun, şunu yaparsam şöyle olayım” gibisözler de yemindirler ve söylendiği zaman sahibine bir sorumluluk yüklerler.Öyleyse, sadece Allah’ın adının anıldığı sözler değil, örfün yemin olarak kabulettiği lafızlar da bu çerçevededir. Bu sebeple söylediğimiz sözlere dikkatetmeli ve dilimizi yemin etmeye alıştırmamalıyız. Çünkü yemin, sadece gerektiğindebaşvurulması gereken bir yöntemdir. Gerekli gereksiz kullanıldığında hem dinibir mesuliyet ortaya çıkar hem de söyleyenin güvenilirliği kalmaz.Aziz Kardeşlerim!Allah’ı şahit göstererek verdiği sözündedurmayan ve yeminini bozan kimsenin sorumlu olduğu keffaret, Mâide Suresi 89.ayette açıklanmıştır. Buna göre, yemini bozma keffareti, ya bir köle azad etme,ya on fakiri sabah-akşam doyurmak, ya da on fakiri orta seviyede giydirmektir.Bunlara gücü yetmeyenlerin ise ardı ardına üç gün oruç tutmasıdır.Esasen dinen yeminin üç kısmı vardır.Birincisi, dil alışkanlığıyla söylenen ve yemin amacı taşımayan sözlerdir. “Yemin-iLağv” denen bu kısmın bir anlamı, sorumluluğu ve hükmü yoktur. Nitekim Kurandaşöyle buyrulur: “Allah sizi kasıtsızyeminlerinizden sorumlu tutmaz. Lakin kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden dolayısizi sorumlu tutar. Allah bağışlayıcı ve halimdir.” (1) İkincisi, yalanyere bilerek yapılan ve özellikle geçmişle ilgili söylenen “Yemin-i Gâmus”tur.Bunların günah yükünden keffaretle bile kurtulamayız. Büyük günahlardan birisiolması hasebiyle yalan yere yemin eden kimsenin tevbe, istiğfar yapmalı ve fakirleresadaka vermelidir. Üçüncüsü ise, imkan dahilinde olan ve gelecekle ilgili birkonuda yapılan yeminlerdir. İşte bozulduğu zaman keffareti olan yeminbunlardır.Değerli Kardeşlerim!Sevgili Peygamberimiz “Kişinin elinde olmayan şeyde, Allah’a isyan konusunda ve sıla-i rahimikesme hususunda yemin de yoktur adak da. Bir kimse bir şeye yemin eder de başkasınıondan daha hayırlı olduğunu görürse, yeminini bırakıp o hayırlı olanı yapsın.Şüphesiz onu terk etmesi -bile- yeminine keffarettir” (2) buyurmuş veharam şeylere yemin etmeyi men etmiştir. Böyle durumlarda ise yemini bozupkeffaretini yaparak hayırlı ve güzel olana meyletmemizi emretmiştir.Hutbemi Sevgili Peygamberimizin bir hadis-işerifi ile tamamlıyorum: “Üç sınıf insan vardır ki, Allah kıyamet günündeonlarla konuşmaz, onların yüzüne bakmaz ve kendilerini temize de çıkarmaz.Onlar için can yakıcı bir azâp vardır. Bunlar: ‘Elbisesinin eteğini yerde sürüyerek kibirlenen, yaptığı iyiliği başakakan ve ticaret malını yalan yere yemin ederek satmaya çalışan kimselerdir.” (3)
    HUTBEYİ HAZIRLAYANIN ADI, SOYADI VE UNVANI
    Harun KOÇKARA
    OğulkayaKöyü Camii İ-H GÜLŞEHİR

    1- Bakara, 2/2252-Ebu Davud, Eyman 12.3- Müslim, İman 171.





+ Yorum Gönder