Konusunu Oylayın.: Selam Vermek Niçin Önemlidir?

5 üzerinden 3.25 | Toplam : 4 kişi
Selam Vermek Niçin Önemlidir?
  1. 26.Ocak.2010, 23:19
    1
    Misafir

    Selam Vermek Niçin Önemlidir?

  2. 27.Ocak.2010, 00:52
    2
    Arsoy
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Şubat.2007
    Üye No: 49
    Mesaj Sayısı: 356
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 8
    Bulunduğu yer: ...................

    Selam Vermek Niçin Önemlidir?




    Selam ve selamın önemi üzerine
    “Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda Selamı yayınız!”


    Selam bir anahtardır, mü’min yüreklerin kapılarını açan...

    Karşılaştığımız insanlara Selam verdiğimizde “Allah’ın Selamı Sizin Üzerinize Olsun!..” diyerek onlara emniyet, itimat, barış ve esenlik telkin etmekle birlikte kardeşlerimize hem dünya refahı, hemde ahiret mutluluğu için duada bulunuruz.

    Selam, Rabb’i zikirdir. Selam, Allah’ın 99 isminden bir tanesidir ve “ayıptan, kusurdan, eksiklikten, fani olmaktan ve zevalden salim olan; kurtuluş ve esenlik kaynağı olan ve isteyenleri selamete ulaştıran” anlamına gelir.

    Selam kelimesi sözlükte, “İnsanların birbirleriyle karşılaştıklarında kullandıkları yakınlık dostluk, saygı ifade eden söz, yaptıkları işaret veya hareket” diye geçer. Selamın İslam toplumunda yeri, anlamı ve önemi çok daha büyüktür. Selam vermek, her şeyden önce Peygamberimiz (sav)’den bizlere kalan en güzel sünnetlerinden biridir. Selamın alınması ise farzdır.

    Sünnet olmakla birlikte, ilk insan olan Hz.Adem (as)’den bizlere bir yâdigardır da. Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre, Nebî (sav) şöyle buyurdu:

    “Allah Teâlâ Âdem (as)’i yaratınca ona: - Git şu oturmakta olan meleklere selam ver ve senin selamına nasıl karşılık vereceklerini de güzelce dinle; çünkü senin ve senin çocuklarının selamı da bu olacaktır, buyurdu.

    Âdem (as) meleklere: - Es-Selamu aleykum, dedi.

    Melekler: - Es-Selamu aleyke ve rahmetullâh; karşılığını verdiler. Onun Selamına “ve rahmetullâh” ilave ettiler." (Buhârî, Enbiyâ 1; İsti’zân; Müslim, Cennet 28)

    Selam verme şekli ile ilgili “Bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeli ile selamlayın; yahut aynı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını arayandır.” [4:86] buyuran âyet-i kerime’ye istinaden selam verirken; “Selamun Aleykum” veya “Esselamu Aleykum” denir, alırken de “Ve Aleykumesselam” veya “Ve Aleykumesselam ve rahmetullahi ve berakatuh” şeklinde ifade edilir. Bu şekilde selamı veren, insanlara sevgi ve saygısını, verilen selamın karşılığını daha güzeliyle veren de, alçakgönüllülüğü belirtmiş olur.

    Selam vermenin bir adâbı da vardır. Şöyle ki: “Binekte olan yürüyene, yürüyen oturana, az çok’a selam verir.” (Buhârî, İsti’zân 4, 5, 6; Müslim, Selam 1, 2160; Ebu Davud, Edeb 145, 5198, 5199; Tirmizi, Isti'zan 4, 2704, 2705) Bir topluluğa girerken verildiği gibi, bir topluluğun yanından ayrılırken de selam verilir. Bir topluluğa selam verildiğinde içlerinden birisi selamı alırsa diğerlerinden selam alma sorumluluğu kalkar, fakat o topluluktan bir kimse selamı almazsa hepsi günahkar olur. Bir başkasının selamını getirene “Aleyke ve Aleyhisselam” diye cevap verilir. Mektupla gelen selama sözlü veya yazılı şekilde “Ve Aleykesselam” denilir.

    Selam vermenin mekruh olduğu durumlar vardır. Yemek yiyene, Kur’ân okuyana, hutbe dinleyene, namaz kılana, selam verilmemelidir. Selam verilmiş ise mutlaka cevap vermek gerekmez. Ayrıca açıkça günah işleyene de selam verilmez (Büyük İslam İlmihali; Ömer Nasuhi Bilmen) Büyüklere selam vermek saygının, küçüklere selam vermek ise tevazuun göstergesidir. Enes (ra) çocuklara rastladığı zaman onlara selam verir ve: “Resûlullah (sav) böyle yapardı” derdi. (Buhârî, İsti’zân 15; Müslim, Selam 15. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 136; Tirmizî, İsti’zân 8; İbni Mâce, Edeb 14) Bu şekilde çocuklara selam verildiği takdirde, onları selama alıştırmış olunur.

    Selamın önemine binaen Peygamber (sav) Efendimiz: “Kim selamdan önce konuşmaya başlarsa ona cevap vermeyiniz”buyurmuştur. (Ebu Naim-Muhtear’ul-ehadis)Ebu Hureyre (ra)’nın rivayetine göre de verilen Selamı almak Müslümanın Müslüman üzerindeki beş hakkından ilkidir (Buhârî, Cenâiz, 2, 1240) Efendimiz (sav)’in sünnetlerini ihya ettikçe gönüllerimiz ve ruhlarımız peygamberî edebin aydınlığına kavuşur.

    Bugün toplum olarak geldiğimiz noktada selama hak ettiği önemi vermekten uzaklardayız. Günlük hayatta selamın önemi çok büyüktür. Bunun farkında olmalıyız. İnsanlarla bağ kurmak için söze selam ile başlarız. Tanışmaya selam vesile olur, kalpleri birbirine ısındırır, kardeşlik bağlarını kuvvetlendirir. Selam dostça ilişkiler kurma prensibinin ilk şartı olduğundan, toplumun fertleri arasındaki dayanışmayı büyütür. Bununla ilgili bir Hadis-i Şerif’i daha aktaralım: Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda Selamı yayınız!”(Müslim, İmân 93; Ebu Davud, Edeb 131; Tirimizi, İsti’zan 1; İbni Mace, Mukaddime 6, Edeb 11) Müslüman, insanlardan kopuk ve çevresine duyarsız olamaz. Bunu büyük şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un Safahat’ından şu mısralarıyla dile getirerek, sözlerimize nokta koyalım:

    “Bir Selam ver be herif, ağzın aşınmaz ya... Hayır,
    Ne bilir vermeyi herif, ne de sen versen alır.”

    “Allah’ın selamı, bereketi ve rahmeti üzerinize olsun!..”


  3. 27.Ocak.2010, 00:52
    2
    Devamlı Üye



    Selam ve selamın önemi üzerine
    “Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda Selamı yayınız!”


    Selam bir anahtardır, mü’min yüreklerin kapılarını açan...

    Karşılaştığımız insanlara Selam verdiğimizde “Allah’ın Selamı Sizin Üzerinize Olsun!..” diyerek onlara emniyet, itimat, barış ve esenlik telkin etmekle birlikte kardeşlerimize hem dünya refahı, hemde ahiret mutluluğu için duada bulunuruz.

    Selam, Rabb’i zikirdir. Selam, Allah’ın 99 isminden bir tanesidir ve “ayıptan, kusurdan, eksiklikten, fani olmaktan ve zevalden salim olan; kurtuluş ve esenlik kaynağı olan ve isteyenleri selamete ulaştıran” anlamına gelir.

    Selam kelimesi sözlükte, “İnsanların birbirleriyle karşılaştıklarında kullandıkları yakınlık dostluk, saygı ifade eden söz, yaptıkları işaret veya hareket” diye geçer. Selamın İslam toplumunda yeri, anlamı ve önemi çok daha büyüktür. Selam vermek, her şeyden önce Peygamberimiz (sav)’den bizlere kalan en güzel sünnetlerinden biridir. Selamın alınması ise farzdır.

    Sünnet olmakla birlikte, ilk insan olan Hz.Adem (as)’den bizlere bir yâdigardır da. Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre, Nebî (sav) şöyle buyurdu:

    “Allah Teâlâ Âdem (as)’i yaratınca ona: - Git şu oturmakta olan meleklere selam ver ve senin selamına nasıl karşılık vereceklerini de güzelce dinle; çünkü senin ve senin çocuklarının selamı da bu olacaktır, buyurdu.

    Âdem (as) meleklere: - Es-Selamu aleykum, dedi.

    Melekler: - Es-Selamu aleyke ve rahmetullâh; karşılığını verdiler. Onun Selamına “ve rahmetullâh” ilave ettiler." (Buhârî, Enbiyâ 1; İsti’zân; Müslim, Cennet 28)

    Selam verme şekli ile ilgili “Bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeli ile selamlayın; yahut aynı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını arayandır.” [4:86] buyuran âyet-i kerime’ye istinaden selam verirken; “Selamun Aleykum” veya “Esselamu Aleykum” denir, alırken de “Ve Aleykumesselam” veya “Ve Aleykumesselam ve rahmetullahi ve berakatuh” şeklinde ifade edilir. Bu şekilde selamı veren, insanlara sevgi ve saygısını, verilen selamın karşılığını daha güzeliyle veren de, alçakgönüllülüğü belirtmiş olur.

    Selam vermenin bir adâbı da vardır. Şöyle ki: “Binekte olan yürüyene, yürüyen oturana, az çok’a selam verir.” (Buhârî, İsti’zân 4, 5, 6; Müslim, Selam 1, 2160; Ebu Davud, Edeb 145, 5198, 5199; Tirmizi, Isti'zan 4, 2704, 2705) Bir topluluğa girerken verildiği gibi, bir topluluğun yanından ayrılırken de selam verilir. Bir topluluğa selam verildiğinde içlerinden birisi selamı alırsa diğerlerinden selam alma sorumluluğu kalkar, fakat o topluluktan bir kimse selamı almazsa hepsi günahkar olur. Bir başkasının selamını getirene “Aleyke ve Aleyhisselam” diye cevap verilir. Mektupla gelen selama sözlü veya yazılı şekilde “Ve Aleykesselam” denilir.

    Selam vermenin mekruh olduğu durumlar vardır. Yemek yiyene, Kur’ân okuyana, hutbe dinleyene, namaz kılana, selam verilmemelidir. Selam verilmiş ise mutlaka cevap vermek gerekmez. Ayrıca açıkça günah işleyene de selam verilmez (Büyük İslam İlmihali; Ömer Nasuhi Bilmen) Büyüklere selam vermek saygının, küçüklere selam vermek ise tevazuun göstergesidir. Enes (ra) çocuklara rastladığı zaman onlara selam verir ve: “Resûlullah (sav) böyle yapardı” derdi. (Buhârî, İsti’zân 15; Müslim, Selam 15. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 136; Tirmizî, İsti’zân 8; İbni Mâce, Edeb 14) Bu şekilde çocuklara selam verildiği takdirde, onları selama alıştırmış olunur.

    Selamın önemine binaen Peygamber (sav) Efendimiz: “Kim selamdan önce konuşmaya başlarsa ona cevap vermeyiniz”buyurmuştur. (Ebu Naim-Muhtear’ul-ehadis)Ebu Hureyre (ra)’nın rivayetine göre de verilen Selamı almak Müslümanın Müslüman üzerindeki beş hakkından ilkidir (Buhârî, Cenâiz, 2, 1240) Efendimiz (sav)’in sünnetlerini ihya ettikçe gönüllerimiz ve ruhlarımız peygamberî edebin aydınlığına kavuşur.

    Bugün toplum olarak geldiğimiz noktada selama hak ettiği önemi vermekten uzaklardayız. Günlük hayatta selamın önemi çok büyüktür. Bunun farkında olmalıyız. İnsanlarla bağ kurmak için söze selam ile başlarız. Tanışmaya selam vesile olur, kalpleri birbirine ısındırır, kardeşlik bağlarını kuvvetlendirir. Selam dostça ilişkiler kurma prensibinin ilk şartı olduğundan, toplumun fertleri arasındaki dayanışmayı büyütür. Bununla ilgili bir Hadis-i Şerif’i daha aktaralım: Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda Selamı yayınız!”(Müslim, İmân 93; Ebu Davud, Edeb 131; Tirimizi, İsti’zan 1; İbni Mace, Mukaddime 6, Edeb 11) Müslüman, insanlardan kopuk ve çevresine duyarsız olamaz. Bunu büyük şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un Safahat’ından şu mısralarıyla dile getirerek, sözlerimize nokta koyalım:

    “Bir Selam ver be herif, ağzın aşınmaz ya... Hayır,
    Ne bilir vermeyi herif, ne de sen versen alır.”

    “Allah’ın selamı, bereketi ve rahmeti üzerinize olsun!..”





+ Yorum Gönder