Konusunu Oylayın.: Kabe yi neden 7 defa tavaf ederiz bunuaçıklarmısınız?

5 üzerinden 4.00 | Toplam : 12 kişi
Kabe yi neden 7 defa tavaf ederiz bunuaçıklarmısınız?
  1. 25.Ocak.2010, 18:36
    1
    Misafir

    Kabe yi neden 7 defa tavaf ederiz bunuaçıklarmısınız?






    Kabe yi neden 7 defa tavaf ederiz bunuaçıklarmısınız? Mumsema Kabe yi neden 7 defa tavaf ederiz bunu konu hakkında bir yazı açıklar mısınız.


  2. 29.Aralık.2012, 21:44
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Kabe yi neden 7 defa tavaf ederiz bunuaçıklarmısınız?




    İbn Hişam, Atâ b. Ebi Rabah'a: "Ya Ebâ Muhâmmed! Tavaf'ın fazileti hakkında işittiğin nedir?" dedi. Atâ söyle dedi: "Ebû Hureyre, Resulullah (s.a.s)'dan (tavaf hakkında) şöyle buyurduğunu işittiğini bana rivâyet etti. "Kim Kâbe'yi yedi defa (dönerek) tavaf eder ve (tavaf esnasında) "Allah'ın her nevi noksanlıklardan pâk ve nezih olduğuna inanırım. Hamd Allah'a mahsustur. Allah'tan başka ilah yoktur ve Allah (her şeyden) büyüktür. Günahlardan dönüş ve ibadete güç ancak Allah'ın yardımıyladır" sözünden başka bir şey (yani dünya ile ilgili her hangi bir laf) konuşmazsa, onun on günahı silinir, onun için on hasene (sevabı) yazılır ve bu ibadet sayesinde onun mertebesi on derece yükselir. Kim de tavaf eder ve tavaf esnasında (dünya ile ilgili herhangi bir laf) konuşursa, (yalnız) ayakları suya batan kimse gibi onun (yalnız) ayakları rahmete batar, (yani vücudunun kalan kısmı rahmete batmaz)" (İbn Mâce, Sünen, Kitabü'l-Menâsik, Hadis numarası: 2957).


    hacda 7 kez tavafın anlamı nedir

    Kâbe etrafında tavaf, tevhid fikrini temsil etmektedir. Bu hareketin ictimaî hayata ait olan mânâsı, birlikten ayrılmamak ve bu birliği korumaya çalışmaktır. Ferdî hayata ait mânâsı ise daha derin hakikatları ihtiva etmektedir. Çünkü gökler yedi kattır, insandaki nefis de yedi tanedir. Her dönüşte bir merhale, bir menzil aşılarak yedi kat göklerin üstüne çıkmak, maddî âlemin üstüne yükselmek demektir. Ayrıca iç dünyamızda yedi basamaklı olan nefsin en aşağı basamağından en üst basamağına yükselmesidir. Yani nefs-i emmâreden nefs-i mutmainneye çıkarak, hayvanî hayattan kurtulup, ruhânî hayata kavuşmak demektir. Kâbe'yi tavaf, kâinat nizamından alınmış bir ibadettir. Seyyareler güneş, elektronlar çekirdek, pervaneler kandil etrafında döner; böyle bir merkez etrafında dönmek ona aşkla bağlılık anlamına gelir. Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hakk: "Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan her şey O'nu tesbih eder. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz onların tesbihini anlamazsınız..." buyurmaktadır. (İsrâ, 44) Tabiat ilimlerindeki gelişme bu ayetin açıklamasına yardımcı olmuştur. Nitekim, önceleri cansız ve hareketsiz olduğu sanılan varlıklar da dahil olmak üzere bütün eşya atomlardan meydana gelmiştir. İşte Atom çekirdeklerinin etrafındaki elektronlar, sürekli ve muntazam bir şekilde çekirdeğin etrafında dönmektedirler ki, bu durum Kur'an-ı Kerim tarafından Allah'ı tesbih olarak ifade edilmiştir. Bu bakımdan, İslâm'ın sembolü olan Kâbe etrafında dönmekde; dine gönül vermek, onun etrafında pervane kesilmek ve Allah'a bütün kalbiyle bağlanmaktır.

    Tavafı Anlamak: Tavaf, sözlükte bir şeyin etrafında dönmek ve dolanmak demektir. Evrende maddenin en küçük yapısı olan atomdan, en büyük galaksiler varıncaya kadarher şey tavaf halindedir. Atomda elektronlar bir kalp mesabesindeki çekirdek etrafında baş döndürücü bir hızla dönerken, galaksilerde mailyarlarca yıldız sistemleriyle galaksinin merkezi etrafında akıl almaz bir hızla dönmektedirler. Sanki hepsi kendilerini var eden ve yaratan Yaratıcıya ibadet etmektedirler. Kurand ifade edildiği gibi, her biri bir yörüngede seyretmektedir.(Yasin, 40)

    Kabenin etrafında tavaf eden on binlerce müslümanın oluşturduğu tablo, bir galaksinin, milyarlarca yıldızıyla dönüşünü andiran bir manzara gibidir. Bu bakımdan tavaftaki manevi hazzı tam anlamıyla elde edebilmek için kendini yörüngeye bırakmak gerekmektedir. Zaten Kabenin çekim alanında yörüngeye girebilen bu manevi akışa kendini bırakır ve mü’minler denizinden bir damla olabilmenin zevkine erer. Kabe etrafında dönerek gerçekleştirilen tavaf, kainatın ve yaratılışın özeti, teslimiyetin ve ilahi takdire boyun eğişin sembolü sayılır.

    Erkeklerin tavafın ilk üç şavtında daha heybetli yürümelerinde Remel, tavafta ihramlıyken sağ omuzlarını açık bulundurmaklarına Iztıba adı verilir.

    Burada yapılan üç davranışında tarihi anlamı, hasımlara karşı güç ve gövde gösterisiydi. Mekkeli müslümanlar, Medineye hicret edince, oranın havası kendilerini olumsuz etkilemiş ve biraz zayıf düşmüşlerdi. Aradan yedi yıl geçtikten sonra üç günlüğüne geldikleri umre ziyaretinde Mekkeliler tarafından bu durumları dile getirilince Hz. Peygamber, ashabına, o müşriklere karşı güçlü görünmelerini, onların oturduğu tarafa dolandıklarında daha çalımlı ve güçlü görünmelerini emretmiş ve onlar da bunu yapmıştı.

    Şüphesiz o gün için onların bu hareketi güçlü olduklarını ifade etmeye yetmekteydi. Ya bugün hacılar kendilerinin, Müslümanların güçlü olduğunu nasıl gösterebilecekler? Maddi güç, manevi güç, moral güç… Neleri, nerede, nasıl kaybettik ve nasıl kazanacağız? Hiç şüphesiz hac yaparken bunuda düşünmeliyiz.

    İbni Abbasa göre başlangıçta tavaf esnasında sırf kureyşlilere karşı gösteri amacıyla yapılan Remel (heybetli yürüyüş) Hz. Peygamberin veda haccında tavafın ilk iç şavtında yapmasıyla sünnet olmuştur. Yine Hz. Ömer, Haceri Esvedle ilgili sözünün devamında: “Biz neden hala bu remele devam ediyoruz ki? Çünkü vaktiyle biz, bu remel ile (bizim zayıf düştüğümüzü söyleyen) müşriklere karşı (güçlü) görünmek isterdik. Halbuki Yüce Allah onları helak etmiştir.“ (Buhari, Hac, 57) O, müşriklerin helakiyle bu gerkçenin kaybolduğunu düşünmesine rağmen, Hz. Peygamberin yapmış olduğu bir uygulamayı terk etmek istememiş ve aynen ittiba etmiştir. Belki de düşmanları karşısında her dönemde nasıl güçlü olmaları gerektiğini Müslümanların hiçbir zaman unutmamaları için.

    Tavafa kabe sola alınarak başlanır. Bununda simgesel bir anlamı vardır. Nazargahı ilahi olan insanın kalbi, “Beytullah” yani allahın eviyle karşı karşıya gelir tavafta. Allah insanın şekline, kalıbına, malıma mülküne değil, kalbine bakar. Bu yönüyle Kabe ile insan kalbi arasında dikkat çekici bir ilgi avrdır. Bu sebeple tavafta kişinin kalbi Kabe tarafında yer alır. Bunda aynı zamanda tavafın ne kadar kalpten ve gönülden yapılması gerektiğine de bir işaret vardır.

    Kabenin etrafında mümin olmanın zevki yaşanır. Allaha yakın olmanın tattırdığı bu zevki bir başka yerde bu kadar canlı ve bu kadar coşkulu bir şekilde yaşamak çok zordur. Bu kutsal mekanda tanık olunan yakınlaşma duygusu, hacıya kendi evinde olduğunu hissini verir. Burada hacı kendini sılaya kavuşmuş gibi hisseder. Çünkü Kabe’nin yüzü kendisine öylesine tanıdık, kokusu öylesine bildik, sıcaklığı öylesine kuşatıcı gelir ki mümin için, başka hiçbir sevgi bu denli çekici olamaz.

    Tıpkı namaz kılarken olduğu gibi, Kabe’nin etrafında tavaf eden inanlar arasında hiç bir ayrım yoktur. Burada müminler eşitlenir. Kişiyi diğerlerinden ayıran hiç bir işaret veya alamet yoktur artık. Orada tevhidin simgesi olan birlik vardır. Burada müminler denizinde kaybolmak ve toplulukta erimek gerekmektedir.

    Birisinin etrafında dönmek, adeta onun etrafında pervane kesilmek, sembolik olarak yürekten bağlılığı ve onun için her şeyini feda edebileceğini gösteren bir harekettir. Bu bakımdan Beyti Atik-i tavaf, yalnızca yüce yaratıcıya yönelmenin ve yalnızca onun huzurunda eğilmenin ve ondan başasına ibadet etmemenin fiili bir göstergesidir.

    Tavafta hacı allahın huzurunda olduğunun bilinciyle Ona yaraşan bir tazim ve hürmet, korku ve ümit arası bir muhabbet içerisinde olmalıdır. Tavaf ederken Hz. İbrahim oğlu İsmail ile, Allahın evini nasıl döne döne inşa ettilerse hacıda aynı şekilde dne döne iman evini, gönül evini yani kalbini inşa etmelidir. Kabe Allahın evi kalplerde onun nazargahıdır. Hacı orada sürekli kabeye bakar, onu seyreder, onun yüceliğini temaşa eder, Allah da daima kulun kalbini gözetir, onu dikkate alır. Hz. Peygamberin veciz bir şekilde ifade ettikleri gibi “Allah sizin şeklinize, şemailine ve mallarınıza bakmaz. Aksine kalplerinize ve amellerinize bakar. (Müslim, 1,33) Bu dünyada da böyledir, ahrette de. Hani şairin Şuara 88. ayeti esas alarak söylediği gibi hiç bir şeyin fayda vermeyeceği kıyamet gününde yüce Allah altın ve gümüş değil, teslim olmuş bir kalp istemektedir. Sanma ey hacı senden zer u sim i isterler. “Yevme la yenfu” da kalbi selim isterler. Nitekim kültürümüzde sufiler kabe ile lgili kuranda ve hadislerde geçen bütün sıfatları insanın kalbi için kullanmışlar, ve ona beytullah demişlerdir. Yahut beytul haram demişler ve bunuda insanın gönlü için kullanmışlardır. Çünkü gönül Allahın evidir ve sevgiliden başkasının oraya girmesi haramdır demişlerdir. Nitekim Allah resulunun kabeyi tavaf ederken söyldiği şu hadis bunu teyid etmektedir “(Ey kabe!) ne kadar hoşsun, kokun ne kadarda güzel! Şanın hürmetin ne kadarda yüce! Ama canım elinde olan Allaha yemin ederim ki Allah nezdinde malı ile canı ile mümin hürmeti dokunulmazlığı senin hürmetinden daha büyüktür.” (ibni Mace Fiten 2)

    1- Kur'ân'ın Getirdiği - Emin IŞIK.
    2- Kurban Kesmenin Psikolojik Temelleri - Doç Dr. Ali Murat DARYAL.
    3- Kur'ân-ı Kerîm ve Açıklamalı Meâli - Türkiye Diyanet Vakfı.
    4- Diyanet İslâm İlmihali.
    5- Hac Rehberi - İrfan YÜCEL - Türkiye Diyanet Vakfı.
    6- Diyanet yayınları (haccı anlamak)
    Selam ve dua ile...


  3. 29.Aralık.2012, 21:44
    2
    Administrator



    İbn Hişam, Atâ b. Ebi Rabah'a: "Ya Ebâ Muhâmmed! Tavaf'ın fazileti hakkında işittiğin nedir?" dedi. Atâ söyle dedi: "Ebû Hureyre, Resulullah (s.a.s)'dan (tavaf hakkında) şöyle buyurduğunu işittiğini bana rivâyet etti. "Kim Kâbe'yi yedi defa (dönerek) tavaf eder ve (tavaf esnasında) "Allah'ın her nevi noksanlıklardan pâk ve nezih olduğuna inanırım. Hamd Allah'a mahsustur. Allah'tan başka ilah yoktur ve Allah (her şeyden) büyüktür. Günahlardan dönüş ve ibadete güç ancak Allah'ın yardımıyladır" sözünden başka bir şey (yani dünya ile ilgili her hangi bir laf) konuşmazsa, onun on günahı silinir, onun için on hasene (sevabı) yazılır ve bu ibadet sayesinde onun mertebesi on derece yükselir. Kim de tavaf eder ve tavaf esnasında (dünya ile ilgili herhangi bir laf) konuşursa, (yalnız) ayakları suya batan kimse gibi onun (yalnız) ayakları rahmete batar, (yani vücudunun kalan kısmı rahmete batmaz)" (İbn Mâce, Sünen, Kitabü'l-Menâsik, Hadis numarası: 2957).


    hacda 7 kez tavafın anlamı nedir

    Kâbe etrafında tavaf, tevhid fikrini temsil etmektedir. Bu hareketin ictimaî hayata ait olan mânâsı, birlikten ayrılmamak ve bu birliği korumaya çalışmaktır. Ferdî hayata ait mânâsı ise daha derin hakikatları ihtiva etmektedir. Çünkü gökler yedi kattır, insandaki nefis de yedi tanedir. Her dönüşte bir merhale, bir menzil aşılarak yedi kat göklerin üstüne çıkmak, maddî âlemin üstüne yükselmek demektir. Ayrıca iç dünyamızda yedi basamaklı olan nefsin en aşağı basamağından en üst basamağına yükselmesidir. Yani nefs-i emmâreden nefs-i mutmainneye çıkarak, hayvanî hayattan kurtulup, ruhânî hayata kavuşmak demektir. Kâbe'yi tavaf, kâinat nizamından alınmış bir ibadettir. Seyyareler güneş, elektronlar çekirdek, pervaneler kandil etrafında döner; böyle bir merkez etrafında dönmek ona aşkla bağlılık anlamına gelir. Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hakk: "Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan her şey O'nu tesbih eder. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz onların tesbihini anlamazsınız..." buyurmaktadır. (İsrâ, 44) Tabiat ilimlerindeki gelişme bu ayetin açıklamasına yardımcı olmuştur. Nitekim, önceleri cansız ve hareketsiz olduğu sanılan varlıklar da dahil olmak üzere bütün eşya atomlardan meydana gelmiştir. İşte Atom çekirdeklerinin etrafındaki elektronlar, sürekli ve muntazam bir şekilde çekirdeğin etrafında dönmektedirler ki, bu durum Kur'an-ı Kerim tarafından Allah'ı tesbih olarak ifade edilmiştir. Bu bakımdan, İslâm'ın sembolü olan Kâbe etrafında dönmekde; dine gönül vermek, onun etrafında pervane kesilmek ve Allah'a bütün kalbiyle bağlanmaktır.

    Tavafı Anlamak: Tavaf, sözlükte bir şeyin etrafında dönmek ve dolanmak demektir. Evrende maddenin en küçük yapısı olan atomdan, en büyük galaksiler varıncaya kadarher şey tavaf halindedir. Atomda elektronlar bir kalp mesabesindeki çekirdek etrafında baş döndürücü bir hızla dönerken, galaksilerde mailyarlarca yıldız sistemleriyle galaksinin merkezi etrafında akıl almaz bir hızla dönmektedirler. Sanki hepsi kendilerini var eden ve yaratan Yaratıcıya ibadet etmektedirler. Kurand ifade edildiği gibi, her biri bir yörüngede seyretmektedir.(Yasin, 40)

    Kabenin etrafında tavaf eden on binlerce müslümanın oluşturduğu tablo, bir galaksinin, milyarlarca yıldızıyla dönüşünü andiran bir manzara gibidir. Bu bakımdan tavaftaki manevi hazzı tam anlamıyla elde edebilmek için kendini yörüngeye bırakmak gerekmektedir. Zaten Kabenin çekim alanında yörüngeye girebilen bu manevi akışa kendini bırakır ve mü’minler denizinden bir damla olabilmenin zevkine erer. Kabe etrafında dönerek gerçekleştirilen tavaf, kainatın ve yaratılışın özeti, teslimiyetin ve ilahi takdire boyun eğişin sembolü sayılır.

    Erkeklerin tavafın ilk üç şavtında daha heybetli yürümelerinde Remel, tavafta ihramlıyken sağ omuzlarını açık bulundurmaklarına Iztıba adı verilir.

    Burada yapılan üç davranışında tarihi anlamı, hasımlara karşı güç ve gövde gösterisiydi. Mekkeli müslümanlar, Medineye hicret edince, oranın havası kendilerini olumsuz etkilemiş ve biraz zayıf düşmüşlerdi. Aradan yedi yıl geçtikten sonra üç günlüğüne geldikleri umre ziyaretinde Mekkeliler tarafından bu durumları dile getirilince Hz. Peygamber, ashabına, o müşriklere karşı güçlü görünmelerini, onların oturduğu tarafa dolandıklarında daha çalımlı ve güçlü görünmelerini emretmiş ve onlar da bunu yapmıştı.

    Şüphesiz o gün için onların bu hareketi güçlü olduklarını ifade etmeye yetmekteydi. Ya bugün hacılar kendilerinin, Müslümanların güçlü olduğunu nasıl gösterebilecekler? Maddi güç, manevi güç, moral güç… Neleri, nerede, nasıl kaybettik ve nasıl kazanacağız? Hiç şüphesiz hac yaparken bunuda düşünmeliyiz.

    İbni Abbasa göre başlangıçta tavaf esnasında sırf kureyşlilere karşı gösteri amacıyla yapılan Remel (heybetli yürüyüş) Hz. Peygamberin veda haccında tavafın ilk iç şavtında yapmasıyla sünnet olmuştur. Yine Hz. Ömer, Haceri Esvedle ilgili sözünün devamında: “Biz neden hala bu remele devam ediyoruz ki? Çünkü vaktiyle biz, bu remel ile (bizim zayıf düştüğümüzü söyleyen) müşriklere karşı (güçlü) görünmek isterdik. Halbuki Yüce Allah onları helak etmiştir.“ (Buhari, Hac, 57) O, müşriklerin helakiyle bu gerkçenin kaybolduğunu düşünmesine rağmen, Hz. Peygamberin yapmış olduğu bir uygulamayı terk etmek istememiş ve aynen ittiba etmiştir. Belki de düşmanları karşısında her dönemde nasıl güçlü olmaları gerektiğini Müslümanların hiçbir zaman unutmamaları için.

    Tavafa kabe sola alınarak başlanır. Bununda simgesel bir anlamı vardır. Nazargahı ilahi olan insanın kalbi, “Beytullah” yani allahın eviyle karşı karşıya gelir tavafta. Allah insanın şekline, kalıbına, malıma mülküne değil, kalbine bakar. Bu yönüyle Kabe ile insan kalbi arasında dikkat çekici bir ilgi avrdır. Bu sebeple tavafta kişinin kalbi Kabe tarafında yer alır. Bunda aynı zamanda tavafın ne kadar kalpten ve gönülden yapılması gerektiğine de bir işaret vardır.

    Kabenin etrafında mümin olmanın zevki yaşanır. Allaha yakın olmanın tattırdığı bu zevki bir başka yerde bu kadar canlı ve bu kadar coşkulu bir şekilde yaşamak çok zordur. Bu kutsal mekanda tanık olunan yakınlaşma duygusu, hacıya kendi evinde olduğunu hissini verir. Burada hacı kendini sılaya kavuşmuş gibi hisseder. Çünkü Kabe’nin yüzü kendisine öylesine tanıdık, kokusu öylesine bildik, sıcaklığı öylesine kuşatıcı gelir ki mümin için, başka hiçbir sevgi bu denli çekici olamaz.

    Tıpkı namaz kılarken olduğu gibi, Kabe’nin etrafında tavaf eden inanlar arasında hiç bir ayrım yoktur. Burada müminler eşitlenir. Kişiyi diğerlerinden ayıran hiç bir işaret veya alamet yoktur artık. Orada tevhidin simgesi olan birlik vardır. Burada müminler denizinde kaybolmak ve toplulukta erimek gerekmektedir.

    Birisinin etrafında dönmek, adeta onun etrafında pervane kesilmek, sembolik olarak yürekten bağlılığı ve onun için her şeyini feda edebileceğini gösteren bir harekettir. Bu bakımdan Beyti Atik-i tavaf, yalnızca yüce yaratıcıya yönelmenin ve yalnızca onun huzurunda eğilmenin ve ondan başasına ibadet etmemenin fiili bir göstergesidir.

    Tavafta hacı allahın huzurunda olduğunun bilinciyle Ona yaraşan bir tazim ve hürmet, korku ve ümit arası bir muhabbet içerisinde olmalıdır. Tavaf ederken Hz. İbrahim oğlu İsmail ile, Allahın evini nasıl döne döne inşa ettilerse hacıda aynı şekilde dne döne iman evini, gönül evini yani kalbini inşa etmelidir. Kabe Allahın evi kalplerde onun nazargahıdır. Hacı orada sürekli kabeye bakar, onu seyreder, onun yüceliğini temaşa eder, Allah da daima kulun kalbini gözetir, onu dikkate alır. Hz. Peygamberin veciz bir şekilde ifade ettikleri gibi “Allah sizin şeklinize, şemailine ve mallarınıza bakmaz. Aksine kalplerinize ve amellerinize bakar. (Müslim, 1,33) Bu dünyada da böyledir, ahrette de. Hani şairin Şuara 88. ayeti esas alarak söylediği gibi hiç bir şeyin fayda vermeyeceği kıyamet gününde yüce Allah altın ve gümüş değil, teslim olmuş bir kalp istemektedir. Sanma ey hacı senden zer u sim i isterler. “Yevme la yenfu” da kalbi selim isterler. Nitekim kültürümüzde sufiler kabe ile lgili kuranda ve hadislerde geçen bütün sıfatları insanın kalbi için kullanmışlar, ve ona beytullah demişlerdir. Yahut beytul haram demişler ve bunuda insanın gönlü için kullanmışlardır. Çünkü gönül Allahın evidir ve sevgiliden başkasının oraya girmesi haramdır demişlerdir. Nitekim Allah resulunun kabeyi tavaf ederken söyldiği şu hadis bunu teyid etmektedir “(Ey kabe!) ne kadar hoşsun, kokun ne kadarda güzel! Şanın hürmetin ne kadarda yüce! Ama canım elinde olan Allaha yemin ederim ki Allah nezdinde malı ile canı ile mümin hürmeti dokunulmazlığı senin hürmetinden daha büyüktür.” (ibni Mace Fiten 2)

    1- Kur'ân'ın Getirdiği - Emin IŞIK.
    2- Kurban Kesmenin Psikolojik Temelleri - Doç Dr. Ali Murat DARYAL.
    3- Kur'ân-ı Kerîm ve Açıklamalı Meâli - Türkiye Diyanet Vakfı.
    4- Diyanet İslâm İlmihali.
    5- Hac Rehberi - İrfan YÜCEL - Türkiye Diyanet Vakfı.
    6- Diyanet yayınları (haccı anlamak)
    Selam ve dua ile...





+ Yorum Gönder