Konusunu Oylayın.: Evlilikle ilgili hutbe

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Evlilikle ilgili hutbe
  1. 15.Ocak.2010, 14:10
    1
    Misafir

    Evlilikle ilgili hutbe






    Evlilikle ilgili hutbe Mumsema Evlilikle ilgili hutbe


  2. 15.Ocak.2010, 14:10
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 15.Ocak.2010, 22:37
    2
    esin-ti
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2009
    Üye No: 46167
    Mesaj Sayısı: 2,863
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33

    --->: Evlilikle ilgili hutbe

  4. 15.Ocak.2010, 22:37
    2
    ♥• ραyLαşмακ güzéLdiя •♥
  5. 16.Ocak.2010, 01:14
    3
    Arsoy
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Şubat.2007
    Üye No: 49
    Mesaj Sayısı: 356
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 8
    Bulunduğu yer: ...................

    --->: Evlilikle ilgili hutbe

    EVLİLİK MÜESSESESİ VE AİLENİN KORUNMASI


    Muhterem Müslümanlar!

    Aile, toplumun çekirdeği, milletin temelidir. Toplumun huzuru, ailede başlar. Bu nedenledir ki milletlerin huzuru ve dirliği ailenin huzuruna, mutluluğuna bağlıdır. Evlenmek ve yuva kurmak şüphesiz ruhen ve bedenen sağlıklı her insanın en tabii hakkıdır. Meşru bir mazeret olmaksızın evlilik sorumluluğundan kaçınmak dinimizce hoş karşılanmamaktadır. Maddi imkansızlıklardan dolayı evlenemeyenlerin evlendirilmesi ise dinimizin topluma yüklediği bir görevdir. Nitekim Cenab-ı Hak bu konuda Kur’an’ı Kerimde, bekârların evlendirilmesini istemiş ve devamında şöyle buyurmuştur: “Eğer onlar fakir iseler, Allah kendi lütfü ile zengin kılar. Allah lütfu geniş olandır, her şeyi hakkıyla bilendir. Evlenme imkanını bulamayanlar ise; Allah, kendi lütfu ile onları varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar”[1].

    Aziz Müminler!

    Evlilik, insanın sağlıklı ve düzenli bir hayata sahip olmasını sağlar. Zina ve gayr-ı meşru ilişkilerin yaygınlaşmasını engeller. Gayr-ı meşru ilişkilerin yaygın olduğu toplumlarda, genç nüfusun giderek azalması ve AIDS gibi hastalıkların yaygınlaşması, evliliğin önemini ortaya koymaktadır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de bu hususa şöyle dikkat çekmiştir: “Size dînî ve ahlâkî yaşantısı hoşunuza giden kimseler geldiğinde, onları evlendirin, aksi takdirde yeryüzünde kargaşa ve büyük bir ahlâkî çöküntü olur.”[2]
    Bunun için gençlerimizi evlendirme konusunda yardımcı olalım. Bütün davranışlarımızda ölçülü olmamız gerektiği gibi, düğün yaparken de aynı özelliğimizi koruyalım, israftan, aşırılıktan ve meşru olmayan eğlencelerden uzak duralım. Evlilik hayatının gereksiz harcamalarla zorlaştırılması, sadece mutlu olmayan insanların sayısını artırır. Sevgili Peygamberimiz (a.s.)’in evlilik hayatının kolaylaştırılması hususunda söylediği şu hadisi-i şerifini unutmayalım : “ Nikahın en hayırlısı, kolay (külfetsiz) olanıdır”.[3]

    Değerli Müminler!

    Yüce Allah, insanlar, huzurlu bir hayat sürsünler diye evlenmeyi meşrû kılmış, aile hayatının devamı için eşlerin birbirleriyle iyi geçinmelerini [4], sabırlı ve hoşgörülü olmalarını tavsiye etmiş, yakın akrabalarına da arabuluculuk görevi vermiştir.[5] Çünkü ortada meşru bir sebep yok iken basit mazeretler ileri sürerek boşanmak, Yüce Allah’ın hoşnut olmadığı bir durumdur.
    Bunun içineşler; kendilerine düşen sorumlukluları yerine getirmeli ve birbirlerine karşı saygılı, dürüst, anlayışlı ve hoşgörülü olmalı, kaba davranıştan ve iffetlerine aykırı düşecek tavırlardan kesinlikle kaçınmalı, aile bütçesini sarsacak harcamalar yapmamalıdırlar. Çünkü toplumun huzuru ailenin huzurundan geçer.


    [1]Nur, 24/32-33
    [2] Tirmizi, Nikâh, Bâb 3, III/394, H.No:1084 [3] Ebu Davud, Nikâh, Bâb 33, 2/591 H.No.2117
    [4]Nisa, 4/19
    [5] Nisa, 4/19, 34


  6. 16.Ocak.2010, 01:14
    3
    Devamlı Üye
    EVLİLİK MÜESSESESİ VE AİLENİN KORUNMASI


    Muhterem Müslümanlar!

    Aile, toplumun çekirdeği, milletin temelidir. Toplumun huzuru, ailede başlar. Bu nedenledir ki milletlerin huzuru ve dirliği ailenin huzuruna, mutluluğuna bağlıdır. Evlenmek ve yuva kurmak şüphesiz ruhen ve bedenen sağlıklı her insanın en tabii hakkıdır. Meşru bir mazeret olmaksızın evlilik sorumluluğundan kaçınmak dinimizce hoş karşılanmamaktadır. Maddi imkansızlıklardan dolayı evlenemeyenlerin evlendirilmesi ise dinimizin topluma yüklediği bir görevdir. Nitekim Cenab-ı Hak bu konuda Kur’an’ı Kerimde, bekârların evlendirilmesini istemiş ve devamında şöyle buyurmuştur: “Eğer onlar fakir iseler, Allah kendi lütfü ile zengin kılar. Allah lütfu geniş olandır, her şeyi hakkıyla bilendir. Evlenme imkanını bulamayanlar ise; Allah, kendi lütfu ile onları varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar”[1].

    Aziz Müminler!

    Evlilik, insanın sağlıklı ve düzenli bir hayata sahip olmasını sağlar. Zina ve gayr-ı meşru ilişkilerin yaygınlaşmasını engeller. Gayr-ı meşru ilişkilerin yaygın olduğu toplumlarda, genç nüfusun giderek azalması ve AIDS gibi hastalıkların yaygınlaşması, evliliğin önemini ortaya koymaktadır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de bu hususa şöyle dikkat çekmiştir: “Size dînî ve ahlâkî yaşantısı hoşunuza giden kimseler geldiğinde, onları evlendirin, aksi takdirde yeryüzünde kargaşa ve büyük bir ahlâkî çöküntü olur.”[2]
    Bunun için gençlerimizi evlendirme konusunda yardımcı olalım. Bütün davranışlarımızda ölçülü olmamız gerektiği gibi, düğün yaparken de aynı özelliğimizi koruyalım, israftan, aşırılıktan ve meşru olmayan eğlencelerden uzak duralım. Evlilik hayatının gereksiz harcamalarla zorlaştırılması, sadece mutlu olmayan insanların sayısını artırır. Sevgili Peygamberimiz (a.s.)’in evlilik hayatının kolaylaştırılması hususunda söylediği şu hadisi-i şerifini unutmayalım : “ Nikahın en hayırlısı, kolay (külfetsiz) olanıdır”.[3]

    Değerli Müminler!

    Yüce Allah, insanlar, huzurlu bir hayat sürsünler diye evlenmeyi meşrû kılmış, aile hayatının devamı için eşlerin birbirleriyle iyi geçinmelerini [4], sabırlı ve hoşgörülü olmalarını tavsiye etmiş, yakın akrabalarına da arabuluculuk görevi vermiştir.[5] Çünkü ortada meşru bir sebep yok iken basit mazeretler ileri sürerek boşanmak, Yüce Allah’ın hoşnut olmadığı bir durumdur.
    Bunun içineşler; kendilerine düşen sorumlukluları yerine getirmeli ve birbirlerine karşı saygılı, dürüst, anlayışlı ve hoşgörülü olmalı, kaba davranıştan ve iffetlerine aykırı düşecek tavırlardan kesinlikle kaçınmalı, aile bütçesini sarsacak harcamalar yapmamalıdırlar. Çünkü toplumun huzuru ailenin huzurundan geçer.


    [1]Nur, 24/32-33
    [2] Tirmizi, Nikâh, Bâb 3, III/394, H.No:1084 [3] Ebu Davud, Nikâh, Bâb 33, 2/591 H.No.2117
    [4]Nisa, 4/19
    [5] Nisa, 4/19, 34


  7. 16.Ocak.2010, 01:17
    4
    Arsoy
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Şubat.2007
    Üye No: 49
    Mesaj Sayısı: 356
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 8
    Bulunduğu yer: ...................

    --->: Evlilikle ilgili hutbe

    EVLİLİK BÜYÜK BİR NİMETTİR


    Aziz Müslümanlar!

    Şüphe yok ki âile,bu dünya hayatında insan için çok önemli bir huzûr, sükûn cenneti, mânevî güç ve mutluluk merkezidir. Aile, aynı zamanda millî özellik ve dînî güzelliklerin hafızası, fert ve toplum kültürünün değeri ölçülmez bir hazînedir. Evlenmek, yeni bir yuva kurmak, sorumluluk üstlenmek ve ciddî bir hayat imtihanına tâbi tutulmak demektir. Çünkü, huzûrlu bir geçimin sağlanması, çeşitli ihtiyaçların helâlinden karşılanması, bu uğurda karşılaşılan güçlüklerin paylaşılması, karşılıklı hakların gözetilip sorumlulukların yerine getirilmesi gibi konularda, gereken tedbirlerin alınması, eşlerin görevidir.
    Evlilik, kadınla erkeğin birbirleriyle uyuşma ve anlaşmasına dayanan nikâh akdi ile başlar, karşılıklı sevgi, saygı, şefkat, merhamet, sadâkat ve güvenle devâm eder. O halde, bu hasletlerin güzelce korunması gerekir. Bakınız Yüce Allah, evlenmenin nasıl bir lütuf olduğunu, Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle açıklamaktadır:
    “Kendileri ile huzur ve sükûn bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda büyük bir sevgi ve merhamet var etmesi de, O’nun (varlığının ve birliğinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda, düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.”[1]
    Allah’ın rahmet ve hikmetinin bir gereği olan evlilik, eşlerin hayatını sükûnete, gönüllerini huzûra erdirir. İnsanî duygularını geliştirir ve onları, evliliğin asıl hikmetine ulaştırır. Yüce Allah da onlara, sevgi ve şefkatle büyütüp beslemeleri için, çocuklar ihsan eder. Bilgili, görgülü ve faydalı birer insan olarak yetiştirilen o çocuklar, ana baba için en büyük mutluluk ve mükâfat vesilesi olurlar.

    Değerli Mü’minler!

    Evlenme akdine nikâh, feshine de boşanma denmektedir. Boşanmak, dinimize göre helaldir. Ancak evli İnsanlar, mecbur kalmadıkça boşanmaya asla razı olmazlar. Evliliğin oyuncak değil, çok ciddi bir iş olduğunu, bilirler. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), şöyle buyurmuşlardır. “Allah katında en sevimsiz helal boşamaktır”.[2]
    Öyle ise boşanma, eşler arasındaki güzel duygulardan ve karşılıklı güvenden bir eser kalmadığı zaman düşünülebilir. Ancak İslâm dini, bu noktaya gelmiş olan eşlere, kendi yakınlarından birer hakem tayin etmelerini, bundan da olumlu bir sonuç alamazlarsa, o zaman boşanma yoluna gidilebileceklerini belirtir. Çünkü eşler arasındaki bağlar artık çözülmüş, evlilik çekilmez olmuş ve boşanmak zorunlu hâle gelmiştir. Böyle bir zorunluluk bulunmadan boşanmak, yukarıda belirttiğimiz nimet ve lütuflardan mahrum kalmak ve çocukları da yalnızlığa terk etmek demektir.Buna da hiçbir vicdan razı olamaz.
    Hutbemi, eşlerin arasını açamaya çalışmanın nasıl bir vebâl olduğunu bildiren bir Hadîs-i Şerîf meâli ile bitiriyorum: “Eşlerin arasını bozan bizden değildir”[3]. Tüm âilelere huzur ve esenlik dolu günler diliyorum.


    [1] Rûm,30/21.
    [2] Ebû Dâvûd, Sünen, Talak 3, (II, 632, H.No:2178).
    [3] Ahmed b.Hanbel, II, 397.


  8. 16.Ocak.2010, 01:17
    4
    Devamlı Üye
    EVLİLİK BÜYÜK BİR NİMETTİR


    Aziz Müslümanlar!

    Şüphe yok ki âile,bu dünya hayatında insan için çok önemli bir huzûr, sükûn cenneti, mânevî güç ve mutluluk merkezidir. Aile, aynı zamanda millî özellik ve dînî güzelliklerin hafızası, fert ve toplum kültürünün değeri ölçülmez bir hazînedir. Evlenmek, yeni bir yuva kurmak, sorumluluk üstlenmek ve ciddî bir hayat imtihanına tâbi tutulmak demektir. Çünkü, huzûrlu bir geçimin sağlanması, çeşitli ihtiyaçların helâlinden karşılanması, bu uğurda karşılaşılan güçlüklerin paylaşılması, karşılıklı hakların gözetilip sorumlulukların yerine getirilmesi gibi konularda, gereken tedbirlerin alınması, eşlerin görevidir.
    Evlilik, kadınla erkeğin birbirleriyle uyuşma ve anlaşmasına dayanan nikâh akdi ile başlar, karşılıklı sevgi, saygı, şefkat, merhamet, sadâkat ve güvenle devâm eder. O halde, bu hasletlerin güzelce korunması gerekir. Bakınız Yüce Allah, evlenmenin nasıl bir lütuf olduğunu, Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle açıklamaktadır:
    “Kendileri ile huzur ve sükûn bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda büyük bir sevgi ve merhamet var etmesi de, O’nun (varlığının ve birliğinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda, düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.”[1]
    Allah’ın rahmet ve hikmetinin bir gereği olan evlilik, eşlerin hayatını sükûnete, gönüllerini huzûra erdirir. İnsanî duygularını geliştirir ve onları, evliliğin asıl hikmetine ulaştırır. Yüce Allah da onlara, sevgi ve şefkatle büyütüp beslemeleri için, çocuklar ihsan eder. Bilgili, görgülü ve faydalı birer insan olarak yetiştirilen o çocuklar, ana baba için en büyük mutluluk ve mükâfat vesilesi olurlar.

    Değerli Mü’minler!

    Evlenme akdine nikâh, feshine de boşanma denmektedir. Boşanmak, dinimize göre helaldir. Ancak evli İnsanlar, mecbur kalmadıkça boşanmaya asla razı olmazlar. Evliliğin oyuncak değil, çok ciddi bir iş olduğunu, bilirler. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), şöyle buyurmuşlardır. “Allah katında en sevimsiz helal boşamaktır”.[2]
    Öyle ise boşanma, eşler arasındaki güzel duygulardan ve karşılıklı güvenden bir eser kalmadığı zaman düşünülebilir. Ancak İslâm dini, bu noktaya gelmiş olan eşlere, kendi yakınlarından birer hakem tayin etmelerini, bundan da olumlu bir sonuç alamazlarsa, o zaman boşanma yoluna gidilebileceklerini belirtir. Çünkü eşler arasındaki bağlar artık çözülmüş, evlilik çekilmez olmuş ve boşanmak zorunlu hâle gelmiştir. Böyle bir zorunluluk bulunmadan boşanmak, yukarıda belirttiğimiz nimet ve lütuflardan mahrum kalmak ve çocukları da yalnızlığa terk etmek demektir.Buna da hiçbir vicdan razı olamaz.
    Hutbemi, eşlerin arasını açamaya çalışmanın nasıl bir vebâl olduğunu bildiren bir Hadîs-i Şerîf meâli ile bitiriyorum: “Eşlerin arasını bozan bizden değildir”[3]. Tüm âilelere huzur ve esenlik dolu günler diliyorum.


    [1] Rûm,30/21.
    [2] Ebû Dâvûd, Sünen, Talak 3, (II, 632, H.No:2178).
    [3] Ahmed b.Hanbel, II, 397.





+ Yorum Gönder