Konusunu Oylayın.: Zikirle ilgili hutbe

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Zikirle ilgili hutbe
  1. 15.Ocak.2010, 09:26
    1
    Misafir

    Zikirle ilgili hutbe






    Zikirle ilgili hutbe Mumsema Zikirle ilgili hutbe


  2. 15.Ocak.2010, 09:26
    1
    ornappikili - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ornappikili
    Misafir
  3. 26.Aralık.2012, 03:11
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Zikirle ilgili hutbe




    Zikir hakkında hutbe


    بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    قال الله تعالي: يَاۤاَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا اللَّٰهَ ذِكْرًا كَثِيرًا وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَصيلاً
    قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللّٰهُ في ظِلِّهِ يَوْمَ لاَظِلَّ إِلاَّ ظِلُّهُ وَمِنْهُمْ رَجُلٌ ذَكَرَ اللّٰهَ خَالِيًا فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ
    ZİKİR
    Muhterem Müminler!
    Müslümanın Rabbine yönelip O'nunla baş başa kaldığı en değerli anlardan biride zikir anıdır. Zikir; anmak, hatırlamak, yâd etmek demektir. Sevgili Peygamberimizin bizlere buyurdukları şekliyle zikir, kulu Allah’a yaklaştıran en güçlü bağ; imanın alâmeti, ibadetin beynidir. Allah’ın sayısız nimetleri karşısında O’nun azametini bütün cihana ilân etmedir.
    Zikir, hem dil, hem kalp, hem de bedenle yapılan bir kulluk görevidir. Dil ile zikir, Allah’ı güzel isimleriyle anmak, O’na hamd etmek, Kur’an okumak ve dua etmektir. Yüce Kitabımız, “Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin, Sabah akşam O’nu tesbih edin”[1] derken, Peygamberimiz (s.a.v.): “Dilin hep Allah’ın zikriyle meşgul olsun”[2] buyurmaktadır. Kalp ile zikir, Allah’ı her an gündeminde tutmak ve O’nu tefekkür etmektir. Kur’an’ı Kerim’de: “Allah’ı anmak hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun!”[3] buyrulur. Beden ile zikir ise tüm azalarla Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından sakınmaktır.
    Aziz Cemaat!
    Zikir, iman alâmetidir. Nifaktan arınış, şeytandan ve onun tuzaklarından korunuştur. İnsanı kabir azabından koruyacak; cehennemden kurtaracak en güzel ameldir.[4] Nitekim, Allah Teâl⠓Her kim Rahman olan Allah’ı zikretmekten yüz çevirirse biz ona, yanından ayrılmayan bir şeytan musallat ederiz”[5] buyurarak zikrin ne derece önemli olduğuna işaret etmektedir.


    Zikir, mağfiret, merhamet ve af kapılarının açılmasına vesile olduğu gibi çirkin ve boş sözlere de engel olur. Zikirle insanın gönlü ferahlar, kalbi nurlanır, kalpteki darlık, katılık, stres ve sıkıntı kaybolur ve kalbin perdeleri zikirle açılır.
    Yüce Rabbimiz: “Haberiniz olsun kalpler, ancak Allah’ı zikirle huzura erişir, olgunlaşır,”[6] “Allah'ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz”[7] “Siz beni zikredin ki ben de sizi anayım. Ve bana şükredin, asla nankörlük etmeyin!” buyurmaktadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de, “Yalnızlıkta Yüce Allah’ı hatırlayıp gözyaşı dökenlerin, kıyamet günü O’nun arşının gölgesinde gölgeleneceklerini”[8] bizlere haber vermektedir. Şöyle buyuran da O değil midir? “Zikirden mahrum olanlar, rahmetten de mahrum olacaklardır”[9] "Rabbini zikredenle etmeyenin farkı, diriyle ölünün farkı gibidir.”[10]
    Aziz Cemaat!
    En kolay zikir “Bismillâh,” en özlü du⠓Elhamdülillâh”dır. Her hayırlı işe “besmele” ile başlanır. Her nimet ve başarının sonunda elhamdülillah söylenir. Her zorluğun karşısında “lâhavle velâ kuvvete illâ billâh,” bir sıkıntıya düşünce “hasbiyallah,” bir kusur işleyince “estağfirullah” demek erkek-kadın her müminin dilinden düşürmeyeceği zikirlerdir.[11] “Kıyamet gününde Allah katında derecesi en üstün olan kulun kim olduğu sorusuna Efendimiz aleyhisselâm: “Allah’ı çok zikredendir” cevabını vermiştir.[12]
    Katılaşan kalplerimiz ancak zikir ve dua ile yumuşatılabilir. Onun için de dua ve zikirle iç içe yaşamamız son derece önemlidir. Hutbemi, bir âyet meâliyle bitirmek istiyorum: “Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah’ı zikirden, O’nu anmaktan alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.”[13]
    Dr. Muhammet YILMAZ
    İmam-ı Buhârî Camii İmam Hatibi/Bahçelievler


    [1] Ahzâb, 33/41-42.

    [2] Buhârî, “Deavât”, 4.

    [3] Zümer, 39/22.

    [4] Buhârî, “Tevhid”, 15; Tirmizî, “Deavât”, 2,5,6; “Zühd”, 62.

    [5] Zuhrûf, 43/36.

    [6] Râ’d, 13/28.

    [7] Cuma, 62/10.

    [8] Buhârî, “Ezân”, 36; “Zekât”, 16; Müslim, “Zekât”, 91; Tirmizî, “Zühd”, 53.

    [9] Tirmizî, “Zühd”, 62.

    [10] Buhârî, “Deavât”, 66.

    [11] Müslim, “Zikir”, 10, 28, 37, 30, 44; “Mesâcid”, 142; İbn-i Mâce, “Edeb”, 56.

    [12] Buhârî, “Deavât”, 65; Müslim, “Zikir”, 31.

    [13] Münafıkûn, 63/9.


  4. 26.Aralık.2012, 03:11
    2
    Administrator



    Zikir hakkında hutbe


    بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    قال الله تعالي: يَاۤاَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا اللَّٰهَ ذِكْرًا كَثِيرًا وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَصيلاً
    قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللّٰهُ في ظِلِّهِ يَوْمَ لاَظِلَّ إِلاَّ ظِلُّهُ وَمِنْهُمْ رَجُلٌ ذَكَرَ اللّٰهَ خَالِيًا فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ
    ZİKİR
    Muhterem Müminler!
    Müslümanın Rabbine yönelip O'nunla baş başa kaldığı en değerli anlardan biride zikir anıdır. Zikir; anmak, hatırlamak, yâd etmek demektir. Sevgili Peygamberimizin bizlere buyurdukları şekliyle zikir, kulu Allah’a yaklaştıran en güçlü bağ; imanın alâmeti, ibadetin beynidir. Allah’ın sayısız nimetleri karşısında O’nun azametini bütün cihana ilân etmedir.
    Zikir, hem dil, hem kalp, hem de bedenle yapılan bir kulluk görevidir. Dil ile zikir, Allah’ı güzel isimleriyle anmak, O’na hamd etmek, Kur’an okumak ve dua etmektir. Yüce Kitabımız, “Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin, Sabah akşam O’nu tesbih edin”[1] derken, Peygamberimiz (s.a.v.): “Dilin hep Allah’ın zikriyle meşgul olsun”[2] buyurmaktadır. Kalp ile zikir, Allah’ı her an gündeminde tutmak ve O’nu tefekkür etmektir. Kur’an’ı Kerim’de: “Allah’ı anmak hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun!”[3] buyrulur. Beden ile zikir ise tüm azalarla Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından sakınmaktır.
    Aziz Cemaat!
    Zikir, iman alâmetidir. Nifaktan arınış, şeytandan ve onun tuzaklarından korunuştur. İnsanı kabir azabından koruyacak; cehennemden kurtaracak en güzel ameldir.[4] Nitekim, Allah Teâl⠓Her kim Rahman olan Allah’ı zikretmekten yüz çevirirse biz ona, yanından ayrılmayan bir şeytan musallat ederiz”[5] buyurarak zikrin ne derece önemli olduğuna işaret etmektedir.


    Zikir, mağfiret, merhamet ve af kapılarının açılmasına vesile olduğu gibi çirkin ve boş sözlere de engel olur. Zikirle insanın gönlü ferahlar, kalbi nurlanır, kalpteki darlık, katılık, stres ve sıkıntı kaybolur ve kalbin perdeleri zikirle açılır.
    Yüce Rabbimiz: “Haberiniz olsun kalpler, ancak Allah’ı zikirle huzura erişir, olgunlaşır,”[6] “Allah'ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz”[7] “Siz beni zikredin ki ben de sizi anayım. Ve bana şükredin, asla nankörlük etmeyin!” buyurmaktadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de, “Yalnızlıkta Yüce Allah’ı hatırlayıp gözyaşı dökenlerin, kıyamet günü O’nun arşının gölgesinde gölgeleneceklerini”[8] bizlere haber vermektedir. Şöyle buyuran da O değil midir? “Zikirden mahrum olanlar, rahmetten de mahrum olacaklardır”[9] "Rabbini zikredenle etmeyenin farkı, diriyle ölünün farkı gibidir.”[10]
    Aziz Cemaat!
    En kolay zikir “Bismillâh,” en özlü du⠓Elhamdülillâh”dır. Her hayırlı işe “besmele” ile başlanır. Her nimet ve başarının sonunda elhamdülillah söylenir. Her zorluğun karşısında “lâhavle velâ kuvvete illâ billâh,” bir sıkıntıya düşünce “hasbiyallah,” bir kusur işleyince “estağfirullah” demek erkek-kadın her müminin dilinden düşürmeyeceği zikirlerdir.[11] “Kıyamet gününde Allah katında derecesi en üstün olan kulun kim olduğu sorusuna Efendimiz aleyhisselâm: “Allah’ı çok zikredendir” cevabını vermiştir.[12]
    Katılaşan kalplerimiz ancak zikir ve dua ile yumuşatılabilir. Onun için de dua ve zikirle iç içe yaşamamız son derece önemlidir. Hutbemi, bir âyet meâliyle bitirmek istiyorum: “Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah’ı zikirden, O’nu anmaktan alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.”[13]
    Dr. Muhammet YILMAZ
    İmam-ı Buhârî Camii İmam Hatibi/Bahçelievler


    [1] Ahzâb, 33/41-42.

    [2] Buhârî, “Deavât”, 4.

    [3] Zümer, 39/22.

    [4] Buhârî, “Tevhid”, 15; Tirmizî, “Deavât”, 2,5,6; “Zühd”, 62.

    [5] Zuhrûf, 43/36.

    [6] Râ’d, 13/28.

    [7] Cuma, 62/10.

    [8] Buhârî, “Ezân”, 36; “Zekât”, 16; Müslim, “Zekât”, 91; Tirmizî, “Zühd”, 53.

    [9] Tirmizî, “Zühd”, 62.

    [10] Buhârî, “Deavât”, 66.

    [11] Müslim, “Zikir”, 10, 28, 37, 30, 44; “Mesâcid”, 142; İbn-i Mâce, “Edeb”, 56.

    [12] Buhârî, “Deavât”, 65; Müslim, “Zikir”, 31.

    [13] Münafıkûn, 63/9.





+ Yorum Gönder