Konusunu Oylayın.: Öfke ile ilgili hutbe

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Öfke ile ilgili hutbe
  1. 15.Ocak.2010, 07:28
    1
    Misafir

    Öfke ile ilgili hutbe

  2. 26.Aralık.2012, 02:57
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: öfke ile ilgili hutbe




    Öfke hakkında cuma hutbesi


    2012

    الَّذِينَ يُنفِقُونَ فِي السَّرَّاء وَالضَّرَّاء وَالْكَاظِمِينَ الْغَيْظَ وَالْعَافِينَ عَنِ النَّاسِ وَاللّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ
    (Âl-i İmrân, 3/134)

    ÖFKEYE HÂKİM OLMAK
    Aziz Mü’minler!
    Öfke, gazap veya sinirlenmek, kişinin kendi hâkimiyetini yitirerek kendisine veya başkalarına zarar verebilecek bir duruma dönüşmesidir. Öfke, insanları ana ve babadan, kardeşten, eş ve çocuklardan, dost ve akrabadan ayıran hatta katil yapabilen, bir afettir. Öfke kontrol edilemediği takdirde insanın başına büyük dertler açan bu durumu atalarımız: “Öfkeyle kalkan zararla oturur” sözleriyle açıklamışlardır. Öfkeyle yapılan işler, neticeleri itibariyle pişmanlık duyulan işlerdir. Öfkeye hâkim olmak insana bahşedilen aklın gereğidir. İnsanoğlu diğer dinî yükümlülüklerde olduğu gibi öfke konusunda da bir imtihan içindedir. Nitekim Peygamberimiz'e gelerek kendisine öğüt vermesini isteyen bir kişiye Resulullah (s.a.s); "Öfkelenme!" demiş ve bu sözünü birkaç kere tekrarlamıştır.
    Öfkelerini yenebilenler, vicdan azabıyla yaşamaktan, hem dünyada, hem de ahirette zarara uğramaktan kendilerini korumuş olurlar. Bunun içindir ki Rabbimiz, öfkelerini yenebilenleri, hoşgörülü ve affedici olanları, cennetle müjdeleyerek şöyle buyurmaktadır: “O takva sahipleri ki bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.”
    Hadis-i şerif’te “Öfke şeytandandır, şeytan da ateşten yaratılmıştır, ateş ise su ile söndürülmektedir; öyleyse biriniz öfkelenince hemen kalkıp abdest alsın ” buyurularak öfkeye hakim olmanın etkili bir yolu bizlere öğretilmiştir.
    Ayrıca Peygamberimiz Efendimiz (sav) öfkeye hakim olmanın ne büyük bir meziyet olduğunu ifade etmek için şöyle buyuruyor: “Gerçek pehlivan, onu bunu güreşte yenen değildir. Fakat asıl pehlivan, öfkelendiği zaman öfkesini yenendir (nefsine hâkim olandır).”

    Değerli Mü’minler!
    Hz. Aişe (r.a.), Peygamberimizin bir kere olsun, uğradığı haksızlıktan dolayı intikam almaya kalkışmadığını ve hep öfkesine hakim olduğunu ifade etmiştir.
    İmam Gazali “İhyau Ulûmi’d-dîn” adlı meşhur eserinde Hz. Musa (a.s)’ın Allah Teâlâ’ya niyazında:
    -Rabbim, senin yüce katında en aziz kulun kimdir? Diye sorduğunda,
    Allah Teâlâ: “İntikam almaya gücü yeterken affeden kimsedir” 6 buyurduğunu nakleder.
    Gerçekten insanın gücü yeterken intikam almayıp affetmesi ve nefsine mağlup olmaması büyük bir erdemliktir. Böyle yapan kimse hem insanlar yanında saygınlık kazanır, hem de Allah katında yüksek derecelere nail olur.
    Bir menkıbede anlatıldığına göre, Allah’ın aslanı Hz. Ali (r.a), bir savaş esnasında düşmanını yere yıkıp öldürmek üzereyken, düşmanı Hz. Ali’nin yüzüne tükürdü. Bunun üzerine Hz. Ali düşmanını bırakarak ayağa kalktı. “Yürü, yiğit. Seni öldürmekten vaz geçtim.” dedi. Savaşçı bu duruma şaşırdı. “Beni öldürmek üzereyken neden vaz geçtin?” Diye sordu. Hz. Ali: “Ben seninle Allah yolunda, Allah’ın rızasını kazanmak için savaşıyordum ve onun için seni öldürecektim. Sen yüzüme tükürünce sana kızdım; eğer o an öldürseydim sana kızgınlığımdan bunu yapmış olacaktım. Seni, Allah rızası için değil de kendi nefsim için öldürmüş olacaktım. Bu yüzden seni serbest bıraktım.” Bunu duyan adam, bu büyük asalet ve incelik karşısında iman etme şerefine erdi.

    Aziz Cemaat!
    Sonuç olarak, Peygamberimizin öfkelenen bir kişi için, "Ben bir kelime biliyorum ki, eğer şu adam o kelimeyi söylese muhakkak öfkesi geçer. O kelime: Eûzü billahi mineş-şeytânirracîm", sözüdür" ifadesinden hareketle öfkelendiğimizde Allah’a sığınarak öfkenin geçmesini istemeliyiz. Elimizi, dilimizi hâsılı bütün uzuvlarımızı kontrol altında tutmalıyız.
    Böylece, öfkelerimize hakim olarak düşebileceğimiz vicdan azabından, dünyevî ve uhrevî pişmanlıklardan kendimizi korumuş olacağız.
    __________
    Hazırlayan: Osman HARBİ, Sakarya Cezaevi Vaizi.
    Riyazü's-Salihîn, I, 80
    Âl-i İmrân, 3/134.
    Ebu Davud, Edeb, 4.
    Müslim, “Birr ve Sıla”, 107.
    Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-dîn, III, 158.
    Müslim, Birr ve Sıla, 109


  3. 26.Aralık.2012, 02:57
    2
    Administrator



    Öfke hakkında cuma hutbesi


    2012

    الَّذِينَ يُنفِقُونَ فِي السَّرَّاء وَالضَّرَّاء وَالْكَاظِمِينَ الْغَيْظَ وَالْعَافِينَ عَنِ النَّاسِ وَاللّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ
    (Âl-i İmrân, 3/134)

    ÖFKEYE HÂKİM OLMAK
    Aziz Mü’minler!
    Öfke, gazap veya sinirlenmek, kişinin kendi hâkimiyetini yitirerek kendisine veya başkalarına zarar verebilecek bir duruma dönüşmesidir. Öfke, insanları ana ve babadan, kardeşten, eş ve çocuklardan, dost ve akrabadan ayıran hatta katil yapabilen, bir afettir. Öfke kontrol edilemediği takdirde insanın başına büyük dertler açan bu durumu atalarımız: “Öfkeyle kalkan zararla oturur” sözleriyle açıklamışlardır. Öfkeyle yapılan işler, neticeleri itibariyle pişmanlık duyulan işlerdir. Öfkeye hâkim olmak insana bahşedilen aklın gereğidir. İnsanoğlu diğer dinî yükümlülüklerde olduğu gibi öfke konusunda da bir imtihan içindedir. Nitekim Peygamberimiz'e gelerek kendisine öğüt vermesini isteyen bir kişiye Resulullah (s.a.s); "Öfkelenme!" demiş ve bu sözünü birkaç kere tekrarlamıştır.
    Öfkelerini yenebilenler, vicdan azabıyla yaşamaktan, hem dünyada, hem de ahirette zarara uğramaktan kendilerini korumuş olurlar. Bunun içindir ki Rabbimiz, öfkelerini yenebilenleri, hoşgörülü ve affedici olanları, cennetle müjdeleyerek şöyle buyurmaktadır: “O takva sahipleri ki bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.”
    Hadis-i şerif’te “Öfke şeytandandır, şeytan da ateşten yaratılmıştır, ateş ise su ile söndürülmektedir; öyleyse biriniz öfkelenince hemen kalkıp abdest alsın ” buyurularak öfkeye hakim olmanın etkili bir yolu bizlere öğretilmiştir.
    Ayrıca Peygamberimiz Efendimiz (sav) öfkeye hakim olmanın ne büyük bir meziyet olduğunu ifade etmek için şöyle buyuruyor: “Gerçek pehlivan, onu bunu güreşte yenen değildir. Fakat asıl pehlivan, öfkelendiği zaman öfkesini yenendir (nefsine hâkim olandır).”

    Değerli Mü’minler!
    Hz. Aişe (r.a.), Peygamberimizin bir kere olsun, uğradığı haksızlıktan dolayı intikam almaya kalkışmadığını ve hep öfkesine hakim olduğunu ifade etmiştir.
    İmam Gazali “İhyau Ulûmi’d-dîn” adlı meşhur eserinde Hz. Musa (a.s)’ın Allah Teâlâ’ya niyazında:
    -Rabbim, senin yüce katında en aziz kulun kimdir? Diye sorduğunda,
    Allah Teâlâ: “İntikam almaya gücü yeterken affeden kimsedir” 6 buyurduğunu nakleder.
    Gerçekten insanın gücü yeterken intikam almayıp affetmesi ve nefsine mağlup olmaması büyük bir erdemliktir. Böyle yapan kimse hem insanlar yanında saygınlık kazanır, hem de Allah katında yüksek derecelere nail olur.
    Bir menkıbede anlatıldığına göre, Allah’ın aslanı Hz. Ali (r.a), bir savaş esnasında düşmanını yere yıkıp öldürmek üzereyken, düşmanı Hz. Ali’nin yüzüne tükürdü. Bunun üzerine Hz. Ali düşmanını bırakarak ayağa kalktı. “Yürü, yiğit. Seni öldürmekten vaz geçtim.” dedi. Savaşçı bu duruma şaşırdı. “Beni öldürmek üzereyken neden vaz geçtin?” Diye sordu. Hz. Ali: “Ben seninle Allah yolunda, Allah’ın rızasını kazanmak için savaşıyordum ve onun için seni öldürecektim. Sen yüzüme tükürünce sana kızdım; eğer o an öldürseydim sana kızgınlığımdan bunu yapmış olacaktım. Seni, Allah rızası için değil de kendi nefsim için öldürmüş olacaktım. Bu yüzden seni serbest bıraktım.” Bunu duyan adam, bu büyük asalet ve incelik karşısında iman etme şerefine erdi.

    Aziz Cemaat!
    Sonuç olarak, Peygamberimizin öfkelenen bir kişi için, "Ben bir kelime biliyorum ki, eğer şu adam o kelimeyi söylese muhakkak öfkesi geçer. O kelime: Eûzü billahi mineş-şeytânirracîm", sözüdür" ifadesinden hareketle öfkelendiğimizde Allah’a sığınarak öfkenin geçmesini istemeliyiz. Elimizi, dilimizi hâsılı bütün uzuvlarımızı kontrol altında tutmalıyız.
    Böylece, öfkelerimize hakim olarak düşebileceğimiz vicdan azabından, dünyevî ve uhrevî pişmanlıklardan kendimizi korumuş olacağız.
    __________
    Hazırlayan: Osman HARBİ, Sakarya Cezaevi Vaizi.
    Riyazü's-Salihîn, I, 80
    Âl-i İmrân, 3/134.
    Ebu Davud, Edeb, 4.
    Müslim, “Birr ve Sıla”, 107.
    Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-dîn, III, 158.
    Müslim, Birr ve Sıla, 109


  4. 26.Aralık.2012, 02:59
    3
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: öfke ile ilgili hutbe

    Cuma günü için özel hutbe: Öfke ve öfke kontrolu




    الَّذِينَ يُنْفِقُونَ فِي السَّرَّاءِ وَالضَّرَّاءِ وَالْكَاظِمِينَ الْغَيْظَ وَالْعَافِينَ عَنِ النَّاسِ ۗ وَاللَّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ

    ÖFKE KONTROLÜ

    Muhterem Kardeşlerim

    Gayb ve şahadet âleminin bir fihristesi olan İnsan, bir taraftan sevgi, şefkat, sabır, vefa ve af gibi güzel; diğer yandan ise, öfke, kin, haset, intikam gibi olumsuz duyguların arasında gelgitler yaşayan bir varlıktır. Kişinin olgun bir insan ve kâmil bir mümin oluşunun önemli yansımalarından birisi de, hiç şüphesiz öfkesine hâkim olabilmesi, kızdığı anda duygu ve düşüncelerini kontrol edebilmesi, o anda duyguyla değil akılla hareket etmesi ve problemleri konuşarak, uzlaşarak çözmeye çalışmasıdır.

    Aziz Müminler

    Öfkeyi yenmek, önemli bir ahlaki erdemdir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de: "O takva sahipleri ki bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, kızdıklarında öfkelerini yutarlar, insanların kusurlarını affederler. Allah da böyle iyi davrananları sever.” İfadesiyle, takva sahibi müminlerin en dikkat çekici özelliklerinden birinin, "öfkelerini yenmek" olduğu vurgulanmıştır. Peygamber Efendimiz(s.a.v.) de, kendisinden nasihat isteyen bir sahabeye, tek kelimeyle: "Öfkelenme." buyurmuştur." Sahabe birkaç kez bu isteğini tekrar edince, Fahr-i Kâinat yine: “Öfkelenme” buyurdu.

    Kıymetli Cemaat

    Öfke, insanın olayları sağlıklı ve gerçekçi değerlendirmesine, doğru ve adil karar vermesine engel olan ahlaki bir zaaftır. Küçük bir kıvılcım büyük yangınlara neden olduğu gibi, bir anlık öfke de telafisi mümkün olmayan üzücü olaylara sebebiyet verebilir. Öfke, insanın gönül âleminde de büyük tahribatlar yapar. Öfkeli insan söz ve davranışlarında ölçüyü kaybeder. Çoğu zaman ne yaptığını ve ne söylediğini bilmez. Öyle ki öfkesi geçtikten sonra, çoğunlukla sarf ettiği sözlerden ve sergilediği davranışlardan utanır ve pişmanlık duyar.

    Öfkenin zararları bu kadarla da bitmez. Bir defa insan öfkede sınırı aşmaya görsün; bu durumda o, insaftan, merhametten, hoşgörüden yoksunlaşır, kırıcı, yıkıcı hale gelir, hatta ölümle sonuçlanacak kadar aşırı davranışlar sergileyebilir. Kısaca, bir anda son derece zararlı, tehlikeli birisi haline geliverir.

    Çevremize şöyle bir baktığımızda, bir anlık öfkenin ne derece büyük yıkımlara sebep olduğunun pek çok örneğini görebiliriz. Nice aile yuvalarının yıkılmasına, dostluk, akrabalık ve komşuluk ilişkilerinin bozulmasına öfke sebep olmaktadır. Bu yüzden büyüklerimiz; "Öfkeyle kalkan zararla oturur" demişlerdir. Uzun süre cezaevinde yatan birisinin cezaevindeyken söylediği: “Bir dakika sabr etseydim bugün burada olmazdım.” sözü herhalde çok şeyi ifade etmektedir.

    Değerli Müslümanlar

    Hayatın başlı başına bir imtihan olduğu bilincinde olarak; sabırlı olmak, öfke oluştuğunda şeytanın şerrinden Allah'a sığınmak, abdest almak, susmak, gerektiğinde öfkeyi tetikleyen ortamlardan uzak durmak; ayaktaysak oturmak, oturduğumuzda geçmediyse, yanı üzerine yatıvermek, Sünnet-i Nebevi’de, öfkeyi yenebilmek için yapılan bazı tavsiyelerdir. Filvaki Kuran-ı Azim’de: “Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir” diye buyurmaktadır.

    Gönülde Allah sevgisi ne kadar çok olursa, insanın kendisine çeki düzen vermesi o kadar kolaylaşır. Allah'ın öfkelenmeyi sevmediğini, bilakis öfkeye hâkim olmayı emrettiğini bilen ve düşünen insan; her şeyden önce Rabbini memnun etmek, O'nun rızasını kazanmak için öfkesine yenik düşmemeye çalışır.

    Bugün evde, işyerinde, camide, trafikte kısaca; bireysel ve sosyal yaşamın her alanında, sabır ve hoşgörüyü yaşam prensibi edinmeliyiz. Öfkesini yenebilin erdemli, olgun ve kâmil mümin olmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız vardır. Hutbemizi Resulüllah Efendimizin şu uyarısıyla bitirelim:"Gerçek pehlivan güreşte rakibinin yenen değil, öfkelendiğinde öfkesini yenip, kendisini kontrol edebilen kimsedir."

    İsa DEMİRKAYNAK
    Şefik Efendi C. İ.H. -Bağlar


  5. 26.Aralık.2012, 02:59
    3
    Administrator
    Cuma günü için özel hutbe: Öfke ve öfke kontrolu




    الَّذِينَ يُنْفِقُونَ فِي السَّرَّاءِ وَالضَّرَّاءِ وَالْكَاظِمِينَ الْغَيْظَ وَالْعَافِينَ عَنِ النَّاسِ ۗ وَاللَّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ

    ÖFKE KONTROLÜ

    Muhterem Kardeşlerim

    Gayb ve şahadet âleminin bir fihristesi olan İnsan, bir taraftan sevgi, şefkat, sabır, vefa ve af gibi güzel; diğer yandan ise, öfke, kin, haset, intikam gibi olumsuz duyguların arasında gelgitler yaşayan bir varlıktır. Kişinin olgun bir insan ve kâmil bir mümin oluşunun önemli yansımalarından birisi de, hiç şüphesiz öfkesine hâkim olabilmesi, kızdığı anda duygu ve düşüncelerini kontrol edebilmesi, o anda duyguyla değil akılla hareket etmesi ve problemleri konuşarak, uzlaşarak çözmeye çalışmasıdır.

    Aziz Müminler

    Öfkeyi yenmek, önemli bir ahlaki erdemdir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de: "O takva sahipleri ki bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, kızdıklarında öfkelerini yutarlar, insanların kusurlarını affederler. Allah da böyle iyi davrananları sever.” İfadesiyle, takva sahibi müminlerin en dikkat çekici özelliklerinden birinin, "öfkelerini yenmek" olduğu vurgulanmıştır. Peygamber Efendimiz(s.a.v.) de, kendisinden nasihat isteyen bir sahabeye, tek kelimeyle: "Öfkelenme." buyurmuştur." Sahabe birkaç kez bu isteğini tekrar edince, Fahr-i Kâinat yine: “Öfkelenme” buyurdu.

    Kıymetli Cemaat

    Öfke, insanın olayları sağlıklı ve gerçekçi değerlendirmesine, doğru ve adil karar vermesine engel olan ahlaki bir zaaftır. Küçük bir kıvılcım büyük yangınlara neden olduğu gibi, bir anlık öfke de telafisi mümkün olmayan üzücü olaylara sebebiyet verebilir. Öfke, insanın gönül âleminde de büyük tahribatlar yapar. Öfkeli insan söz ve davranışlarında ölçüyü kaybeder. Çoğu zaman ne yaptığını ve ne söylediğini bilmez. Öyle ki öfkesi geçtikten sonra, çoğunlukla sarf ettiği sözlerden ve sergilediği davranışlardan utanır ve pişmanlık duyar.

    Öfkenin zararları bu kadarla da bitmez. Bir defa insan öfkede sınırı aşmaya görsün; bu durumda o, insaftan, merhametten, hoşgörüden yoksunlaşır, kırıcı, yıkıcı hale gelir, hatta ölümle sonuçlanacak kadar aşırı davranışlar sergileyebilir. Kısaca, bir anda son derece zararlı, tehlikeli birisi haline geliverir.

    Çevremize şöyle bir baktığımızda, bir anlık öfkenin ne derece büyük yıkımlara sebep olduğunun pek çok örneğini görebiliriz. Nice aile yuvalarının yıkılmasına, dostluk, akrabalık ve komşuluk ilişkilerinin bozulmasına öfke sebep olmaktadır. Bu yüzden büyüklerimiz; "Öfkeyle kalkan zararla oturur" demişlerdir. Uzun süre cezaevinde yatan birisinin cezaevindeyken söylediği: “Bir dakika sabr etseydim bugün burada olmazdım.” sözü herhalde çok şeyi ifade etmektedir.

    Değerli Müslümanlar

    Hayatın başlı başına bir imtihan olduğu bilincinde olarak; sabırlı olmak, öfke oluştuğunda şeytanın şerrinden Allah'a sığınmak, abdest almak, susmak, gerektiğinde öfkeyi tetikleyen ortamlardan uzak durmak; ayaktaysak oturmak, oturduğumuzda geçmediyse, yanı üzerine yatıvermek, Sünnet-i Nebevi’de, öfkeyi yenebilmek için yapılan bazı tavsiyelerdir. Filvaki Kuran-ı Azim’de: “Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir” diye buyurmaktadır.

    Gönülde Allah sevgisi ne kadar çok olursa, insanın kendisine çeki düzen vermesi o kadar kolaylaşır. Allah'ın öfkelenmeyi sevmediğini, bilakis öfkeye hâkim olmayı emrettiğini bilen ve düşünen insan; her şeyden önce Rabbini memnun etmek, O'nun rızasını kazanmak için öfkesine yenik düşmemeye çalışır.

    Bugün evde, işyerinde, camide, trafikte kısaca; bireysel ve sosyal yaşamın her alanında, sabır ve hoşgörüyü yaşam prensibi edinmeliyiz. Öfkesini yenebilin erdemli, olgun ve kâmil mümin olmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız vardır. Hutbemizi Resulüllah Efendimizin şu uyarısıyla bitirelim:"Gerçek pehlivan güreşte rakibinin yenen değil, öfkelendiğinde öfkesini yenip, kendisini kontrol edebilen kimsedir."

    İsa DEMİRKAYNAK
    Şefik Efendi C. İ.H. -Bağlar


  6. 26.Aralık.2012, 03:00
    4
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: öfke ile ilgili hutbe

    Öfke hakkında hutbeler



    بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    وَلَمَن صَبَرَ وَغَفَرَ إِنَّ ذَلِكَ لَمِنْ عَزْمِ الْأُمُورِ
    ÖFKE KONTROLU

    Muhterem Müslümanlar!
    İnsanoğlunun en çok ihtiyaç hissettiği şey huzur ve güvendir. “İslam” kelimesinde de bu vardır. Oysa son zamanlarda toplumumuzda şiddetin yaygınlaştığını görüyor ve de izliyoruz. Bu durum hepimizi yakından üzmektedir.
    Öfke doğal bir duygudur. Yaratılışımızda var olan bu duygunun tamamen yok edilmesi mümkün değildir. Ama mutlaka kontrol edilmesi gerekir.
    İslam terbiyesini taşıyan bir insan, öfkesine sabretmeyi öğrenmesi gerekir. Peygamber efendimiz s.a.v “En kuvvetli pehlivan öfkesini yenendir”1 buyuruyor. Yumuşak huylu hoşgörülü, affedici özür dilemeyi bilen insanlar dünyada ve ahirette kurtulanlardan olacaktır.

    Muhterem Cemaat!
    Aile çatışmalarının çoğu öfkenin sonucudur. Öfke öyle bir ateştir ki; ne eşler arasında ne evlad ile ana-baba arasında ne akrabalar arasında ve ne de komşular arasında huzur bırakır. Hızla yayılan bir yangın gibi bütün ilişkileri koparır insanlar arasında bir gerginlik oluşturur ve telafisi güç zararlar açar. Atalarımız “Öfkeyle kalkan zararla oturur” diye boşuna söylememişlerdir.
    Şiddeti ve öfkeyi bir kahramanlık olarak göstermek kesinlikle yanlıştır. Çünkü güçlü ve kendine güvenen insanlar sakin, acizlik içerisinde olanlar ise öfkeye meyillidir. Hasta, yorgun ve sıkıntılı zamanlarda daha çabuk öfkelenmemiz bunun kanıtıdır.
    O halde ilişkilerimizi koparan, bize iki dünyada da pişman olabileceğimiz şeyleri yaptıran ve toplumda huzur bırakmayan bu hastalığa karşı ne yapmalıyız?
    Her şeyden evvel bir imtihanda olduğumuzu unutmadan öfkenin panzehiri olan sabrı harekete geçirmeliyiz. Sabırlı ve olgun insanların Kur’an-ı Kerimde övülüp, cenneti kazandıklarını düşünmeliyiz.
    “Her kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir.”2 ayeti ve bu manada ki bir çok ayet öfkesini yenmenin büyüklük ve takva olduğunu bilmeliyiz.
    Hz. Ömer (r.a) kendisine haksız yere hakaret eden birine “Vallahi elimle de dilimle de sana karşılık verebilecek durumdayım. Ama ben Müslüman oldum eskisi gibi her aklıma geleni söyleyemem her aklıma gelenide yapamam. Ben Allah’a ve ahiret gününe inandım. Hesap vereceğimi biliyorum böyle olmasa işler farklı olurdu” demek suretiyle, haklı bile olsa kavgadan vazgeçene cennetten köşk verileceğini müjdeleyen peygamber (s.a.v.) e uymuştur.
    İslamdan önce öfkeli ve hırçın bir ahlakı olan Hz. Ömer’i İslamiyet son derece sabırlı, affedici, merhametli ve adaletli bir hale getirmiştir. O halde hepimiz inancımızın ahlakımıza ne derece etki ettiğini düşünmeliyiz.

    Muhterem Müslümanlar!
    Öfkenin kendisi bir kötülük ateşi olması yanında bir çok kötülüğünde sebebidir.
    Kavga küslük, kin, intikam, gıybet, ayıplama, kötü söz ve hareketlere sebep olduğu gibi bütün insani ilişkileri de bitirir, dostluğu ve güveni yok eder.
    O halde bu öfke ateşini sabırla kontrol etmeli ilimle söndürmeliyiz. Dua ile devamlı kılmalıyız. Kur’an-ı Kerim ve Hadisi Şeriflerdeki övülen ve cennetle müjdelenenlerin öfkesini yenen ve affedenler olduğunu sık sık hatırlamalıyız.
    Meşru zeminde hakkımızı arayabiliriz. Fakat kavga şiddet Müslüman’a yakışmaz. Huzura en çok ihtiyacımızın olduğu şu günlerde,
    Rabbim cümlemizi öfkesini yenenlerden eylesin.



    HAZIRLAYAN : Mehmet ÖZTÜRK
    ÜNVANI : İl Müftü Yardımcısı
    GÖREV YERİ : İl Müftülüğü

    Adıyaman Müftülüğü’nün 26/11/2010 tarihli hutbesidir.




    1 Buhari, Müslim
    2 Şura 43


  7. 26.Aralık.2012, 03:00
    4
    Administrator
    Öfke hakkında hutbeler



    بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    وَلَمَن صَبَرَ وَغَفَرَ إِنَّ ذَلِكَ لَمِنْ عَزْمِ الْأُمُورِ
    ÖFKE KONTROLU

    Muhterem Müslümanlar!
    İnsanoğlunun en çok ihtiyaç hissettiği şey huzur ve güvendir. “İslam” kelimesinde de bu vardır. Oysa son zamanlarda toplumumuzda şiddetin yaygınlaştığını görüyor ve de izliyoruz. Bu durum hepimizi yakından üzmektedir.
    Öfke doğal bir duygudur. Yaratılışımızda var olan bu duygunun tamamen yok edilmesi mümkün değildir. Ama mutlaka kontrol edilmesi gerekir.
    İslam terbiyesini taşıyan bir insan, öfkesine sabretmeyi öğrenmesi gerekir. Peygamber efendimiz s.a.v “En kuvvetli pehlivan öfkesini yenendir”1 buyuruyor. Yumuşak huylu hoşgörülü, affedici özür dilemeyi bilen insanlar dünyada ve ahirette kurtulanlardan olacaktır.

    Muhterem Cemaat!
    Aile çatışmalarının çoğu öfkenin sonucudur. Öfke öyle bir ateştir ki; ne eşler arasında ne evlad ile ana-baba arasında ne akrabalar arasında ve ne de komşular arasında huzur bırakır. Hızla yayılan bir yangın gibi bütün ilişkileri koparır insanlar arasında bir gerginlik oluşturur ve telafisi güç zararlar açar. Atalarımız “Öfkeyle kalkan zararla oturur” diye boşuna söylememişlerdir.
    Şiddeti ve öfkeyi bir kahramanlık olarak göstermek kesinlikle yanlıştır. Çünkü güçlü ve kendine güvenen insanlar sakin, acizlik içerisinde olanlar ise öfkeye meyillidir. Hasta, yorgun ve sıkıntılı zamanlarda daha çabuk öfkelenmemiz bunun kanıtıdır.
    O halde ilişkilerimizi koparan, bize iki dünyada da pişman olabileceğimiz şeyleri yaptıran ve toplumda huzur bırakmayan bu hastalığa karşı ne yapmalıyız?
    Her şeyden evvel bir imtihanda olduğumuzu unutmadan öfkenin panzehiri olan sabrı harekete geçirmeliyiz. Sabırlı ve olgun insanların Kur’an-ı Kerimde övülüp, cenneti kazandıklarını düşünmeliyiz.
    “Her kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir.”2 ayeti ve bu manada ki bir çok ayet öfkesini yenmenin büyüklük ve takva olduğunu bilmeliyiz.
    Hz. Ömer (r.a) kendisine haksız yere hakaret eden birine “Vallahi elimle de dilimle de sana karşılık verebilecek durumdayım. Ama ben Müslüman oldum eskisi gibi her aklıma geleni söyleyemem her aklıma gelenide yapamam. Ben Allah’a ve ahiret gününe inandım. Hesap vereceğimi biliyorum böyle olmasa işler farklı olurdu” demek suretiyle, haklı bile olsa kavgadan vazgeçene cennetten köşk verileceğini müjdeleyen peygamber (s.a.v.) e uymuştur.
    İslamdan önce öfkeli ve hırçın bir ahlakı olan Hz. Ömer’i İslamiyet son derece sabırlı, affedici, merhametli ve adaletli bir hale getirmiştir. O halde hepimiz inancımızın ahlakımıza ne derece etki ettiğini düşünmeliyiz.

    Muhterem Müslümanlar!
    Öfkenin kendisi bir kötülük ateşi olması yanında bir çok kötülüğünde sebebidir.
    Kavga küslük, kin, intikam, gıybet, ayıplama, kötü söz ve hareketlere sebep olduğu gibi bütün insani ilişkileri de bitirir, dostluğu ve güveni yok eder.
    O halde bu öfke ateşini sabırla kontrol etmeli ilimle söndürmeliyiz. Dua ile devamlı kılmalıyız. Kur’an-ı Kerim ve Hadisi Şeriflerdeki övülen ve cennetle müjdelenenlerin öfkesini yenen ve affedenler olduğunu sık sık hatırlamalıyız.
    Meşru zeminde hakkımızı arayabiliriz. Fakat kavga şiddet Müslüman’a yakışmaz. Huzura en çok ihtiyacımızın olduğu şu günlerde,
    Rabbim cümlemizi öfkesini yenenlerden eylesin.



    HAZIRLAYAN : Mehmet ÖZTÜRK
    ÜNVANI : İl Müftü Yardımcısı
    GÖREV YERİ : İl Müftülüğü

    Adıyaman Müftülüğü’nün 26/11/2010 tarihli hutbesidir.




    1 Buhari, Müslim
    2 Şura 43





+ Yorum Gönder