Konusunu Oylayın.: Düğün adabı ve gençliğin önemi ile ilgili hutbe konularına bakmak istiyorum

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Düğün adabı ve gençliğin önemi ile ilgili hutbe konularına bakmak istiyorum
  1. 14.Ocak.2010, 15:16
    1
    Misafir

    Düğün adabı ve gençliğin önemi ile ilgili hutbe konularına bakmak istiyorum






    Düğün adabı ve gençliğin önemi ile ilgili hutbe konularına bakmak istiyorum Mumsema düğün adabı ve gençliğin önemi


  2. 14.Ocak.2010, 15:16
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 26.Aralık.2012, 13:37
    2
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    Cevap: düğün adabı ve gençliğin önemi ile ilgili hutbe konularına bakmak istiyorum




    İSLAMDA EVLENME VE DÜĞÜN ADÂBI

    rumsure21.gif,21


    Muhterem Müslümanlar!

    Her canlının yaratılışında çoğalıp neslini devam ettirme özelliği vardır. Canlıların en mükemmeli olan insanda da bu özelliğin var olması tabiidir. İki ayrı cins olarak yaratılan insanların bu arzularını gerçekleştirmelerinin meşru yolu evlenmektir. Hutbemizin başında okumuş olduğum âyet-i kerimede bu hususa işaretle meâlen şöyle buyurulmaktadır: “Kaynaşmanız için size kendi (cinsi) nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet oluşturması da O’nun (varlığının) delillerindendir.”1

    Erkek ve kadın için çok önemli olan evliliğin ilan ve tesisinde yapılan kutlamaya düğün denir. Bütün davranışlarında ölçülü ve dinine bağlı olması gereken Müslüman,1 evlenirken ve düğün yaparken de aynı özelliğini muhafaza etmeli, israftan, aşırılıktan ve meşru olmayan eğlencelerden uzak durmalıdır. Bu hususta Yüce Allah bizleri şöyle uyarmaktadır: “Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı da aşmayın. Zira Allah sınırı aşanları sevmez...”2

    Şu halde düğünlerde milli ve manevi değerlerimizle bağdaşmayan davranışlardan kaçınmak biz Müslümanlar için zorunlu bir görevdir.

    Aziz Mü’minler!

    Evlilik, yeni bir ailenin kurulması ve hayatın yeni bir dönüm noktasıdır. Bu ailenin kurulması için elbette bir takım harcamaların yapılması gereklidir. Ancak bu harcamalarda ölçülü davranmak, israfa kaçmamak icap eder. Taraflar zorlanmamalıdır. Evliliğin sıkıntıya değil, huzur ve mutluluğa kavuşturması hedeflenmelidir.

    Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) “Evlenmenin hayırlısı, en kolay ve külfetsiz olanıdır.” 3 buyurmuştur. Nitekim Hz. Peygamberin, Hz. Aişe validemizle evlenmesi çok sade olmuş ve bunu gören Müslümanlar, evlenmede yaptıkları gereksiz harcamaları terk etmişlerdir. Geçim sıkıntısı yüzünden dağılmaya yüz tutmuş bir çok aile varken; bunlara duyarsız kalarak akla hayale sığmayacak türden israfın hâkim olduğu düğünleri, insanlık ve Müslümanlıkla bağdaştırmak mümkün değildir. Öyleyse düğünlerde dine aykırı her türlü davranıştan, israf ve gösterişten kaçınmamızın dini bir yükümlülük olduğu bilinciyle hareket etmeliyiz.

    Hutbemi bir âyet meâli ile bitirmek istiyorum: “İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resulün de size şahit olması için sizi (her türlü aşırılıklardan uzak) mutedil bir millet kıldık...”4





    --------------------------------------------------------------------------------



    1 Rum, 21.

    2 Maide, 87.

    3 Ebu Davut Nikah: 32 4 Bakara 143


  4. 26.Aralık.2012, 13:37
    2
    Özel Üye



    İSLAMDA EVLENME VE DÜĞÜN ADÂBI

    rumsure21.gif,21


    Muhterem Müslümanlar!

    Her canlının yaratılışında çoğalıp neslini devam ettirme özelliği vardır. Canlıların en mükemmeli olan insanda da bu özelliğin var olması tabiidir. İki ayrı cins olarak yaratılan insanların bu arzularını gerçekleştirmelerinin meşru yolu evlenmektir. Hutbemizin başında okumuş olduğum âyet-i kerimede bu hususa işaretle meâlen şöyle buyurulmaktadır: “Kaynaşmanız için size kendi (cinsi) nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet oluşturması da O’nun (varlığının) delillerindendir.”1

    Erkek ve kadın için çok önemli olan evliliğin ilan ve tesisinde yapılan kutlamaya düğün denir. Bütün davranışlarında ölçülü ve dinine bağlı olması gereken Müslüman,1 evlenirken ve düğün yaparken de aynı özelliğini muhafaza etmeli, israftan, aşırılıktan ve meşru olmayan eğlencelerden uzak durmalıdır. Bu hususta Yüce Allah bizleri şöyle uyarmaktadır: “Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı da aşmayın. Zira Allah sınırı aşanları sevmez...”2

    Şu halde düğünlerde milli ve manevi değerlerimizle bağdaşmayan davranışlardan kaçınmak biz Müslümanlar için zorunlu bir görevdir.

    Aziz Mü’minler!

    Evlilik, yeni bir ailenin kurulması ve hayatın yeni bir dönüm noktasıdır. Bu ailenin kurulması için elbette bir takım harcamaların yapılması gereklidir. Ancak bu harcamalarda ölçülü davranmak, israfa kaçmamak icap eder. Taraflar zorlanmamalıdır. Evliliğin sıkıntıya değil, huzur ve mutluluğa kavuşturması hedeflenmelidir.

    Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) “Evlenmenin hayırlısı, en kolay ve külfetsiz olanıdır.” 3 buyurmuştur. Nitekim Hz. Peygamberin, Hz. Aişe validemizle evlenmesi çok sade olmuş ve bunu gören Müslümanlar, evlenmede yaptıkları gereksiz harcamaları terk etmişlerdir. Geçim sıkıntısı yüzünden dağılmaya yüz tutmuş bir çok aile varken; bunlara duyarsız kalarak akla hayale sığmayacak türden israfın hâkim olduğu düğünleri, insanlık ve Müslümanlıkla bağdaştırmak mümkün değildir. Öyleyse düğünlerde dine aykırı her türlü davranıştan, israf ve gösterişten kaçınmamızın dini bir yükümlülük olduğu bilinciyle hareket etmeliyiz.

    Hutbemi bir âyet meâli ile bitirmek istiyorum: “İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resulün de size şahit olması için sizi (her türlü aşırılıklardan uzak) mutedil bir millet kıldık...”4





    --------------------------------------------------------------------------------



    1 Rum, 21.

    2 Maide, 87.

    3 Ebu Davut Nikah: 32 4 Bakara 143


  5. 26.Aralık.2012, 13:38
    3
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    Cevap: düğün adabı ve gençliğin önemi ile ilgili hutbe konularına bakmak istiyorum

    GENÇLİĞİN ÖNEMİ

    Muhterem Müslümanlar!

    Gençlik, Yüce Allah'ın insanlara bahşettiği ömür nimetinin, çok iyi değerlendirilmesi gereken önemli bir dönemidir, bulunmaz bir fırsattır. Çünkü gençlik, çalışıp kazanma, evlenip aile kurma, insanlara yararlı olma ve Allah'a ibadet etme bakımından hayatın en verimli çağıdır. Bunun için her insan, Allah'ın verdi*ği bütün nimetlerden ve özellikle de gençliğini nere*de ve nasıl harcadığından sorguya çekilecektir. Nite*kim Cenâb-ı Allah, bu gerçeği Kur'an-ı Kerim'de şöy*le beyan buyurmuştur: "O gün, hepiniz bütün nimet*lerden sorguya çekileceksiniz."(1)
    Hz. Peygamber (s.a.s.)'de, gençliğin önemine dik*kat çekerek, "İnsanoğlu, Kıyamet gününde:

    - Gençliğini nerede ve ne sûretle harcadığından,

    - Yaptığı işleri ne maksatla yaptığından,

    - Malını nereden ve nasıl kazandığından,

    - Nerelere sarf ettiğinden,

    - Vücudunu ve sıhhatini nerede ve ne suretle yıp*rattığından sorguya çekilmedikçe, yerinden ayrıla-maz."(2) buyurmuştur.


    Aziz Müminler!

    Gençlik, milletlerin geleceği ve en önemli güç kaynağıdır. Bunun için her toplum, kendi geleceğini garanti altına almak, millî ve manevî değerlerini yük*seltip geliştirmek maksadıyla bilgili, görgülü, çalış*kan ve üretken nesiller yetiştirmeye önem vermekte*dirler.

    Çünkü, gençlerini iyi yetiştirmiş olan toplum*lar, güçlü ve sağlıklı bir yapıya kavuşmuş olurlar. Eğer gençlik ihmal edilir, iyi eğitilmez, uyuşturucu, alkol, tembellik veya sapık akımların ağına düşmeye müsait bir ortamda kendi başına bırakılırsa, o zaman pek çok problem ve sıkıntılarla karşı karşıya kalınır ve o toplumun geleceği de tehlikeye girmiş olur.


    Değerli Müslümanlar!

    İslâm Dini, çocukların ve gençlerin ilim, fikir ve sanat bakımından iyi yetiştirilmelerini, kendi başları*na düşünebilir ve bağımsız olarak iş yapabilir bir ko*numa getirilmelerini, sorunlarının hoşgörü ve anla*yışla karşılanıp bunlara çözümler bulunmasını ve gençlerin yüksek bir ahlâka sahip olmalarının sağlan*masını istemektedir. Dinimiz, bunun sorumluluğunu da, başta ana baba olmak üzere, yetkililere ve toplu*ma yüklemektedir.

    Sonuç olarak çocuklarımız ve gençlerimiz, bizim ümitlerimiz ve yarınlarımızdır. Onları, ne kadar dinî ve millî değerlerimize göre yetiştirir, ailevî, ekono*mik, kişisel sorunlarıyla yakından ilgilenir, özellikle ruh sağlıklarını bozucu her türlü etkiden koruyup, ai*le hayatını teşvik ederek sağlıklı bir hayat biçimine kavuşturursak, geleceğimizden o oranda emin oluruz.


    Hutbemi, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)'in iki hadis-i şerifinin meâliyle bitiriyorum: "Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiye ve edepten daha değerli bir miras bırakmış olamaz."(3) ve "İnsanlar içinde Al*lah'ın en çok sevdiği kimse, kötülükleri terk edip iyi*liklere yönelmiş olan gençtir."(4)




    ________________
    1-Tekasür, 8,
    2- Tirmizi, Kıyamet, 1; Riyazu's-Salihin, 1/441, H. No: 410.
    3- 250 Hadis, Hadis No : 204.
    4- Ramüzu'l-Ehadis, s. 383.


  6. 26.Aralık.2012, 13:38
    3
    Özel Üye
    GENÇLİĞİN ÖNEMİ

    Muhterem Müslümanlar!

    Gençlik, Yüce Allah'ın insanlara bahşettiği ömür nimetinin, çok iyi değerlendirilmesi gereken önemli bir dönemidir, bulunmaz bir fırsattır. Çünkü gençlik, çalışıp kazanma, evlenip aile kurma, insanlara yararlı olma ve Allah'a ibadet etme bakımından hayatın en verimli çağıdır. Bunun için her insan, Allah'ın verdi*ği bütün nimetlerden ve özellikle de gençliğini nere*de ve nasıl harcadığından sorguya çekilecektir. Nite*kim Cenâb-ı Allah, bu gerçeği Kur'an-ı Kerim'de şöy*le beyan buyurmuştur: "O gün, hepiniz bütün nimet*lerden sorguya çekileceksiniz."(1)
    Hz. Peygamber (s.a.s.)'de, gençliğin önemine dik*kat çekerek, "İnsanoğlu, Kıyamet gününde:

    - Gençliğini nerede ve ne sûretle harcadığından,

    - Yaptığı işleri ne maksatla yaptığından,

    - Malını nereden ve nasıl kazandığından,

    - Nerelere sarf ettiğinden,

    - Vücudunu ve sıhhatini nerede ve ne suretle yıp*rattığından sorguya çekilmedikçe, yerinden ayrıla-maz."(2) buyurmuştur.


    Aziz Müminler!

    Gençlik, milletlerin geleceği ve en önemli güç kaynağıdır. Bunun için her toplum, kendi geleceğini garanti altına almak, millî ve manevî değerlerini yük*seltip geliştirmek maksadıyla bilgili, görgülü, çalış*kan ve üretken nesiller yetiştirmeye önem vermekte*dirler.

    Çünkü, gençlerini iyi yetiştirmiş olan toplum*lar, güçlü ve sağlıklı bir yapıya kavuşmuş olurlar. Eğer gençlik ihmal edilir, iyi eğitilmez, uyuşturucu, alkol, tembellik veya sapık akımların ağına düşmeye müsait bir ortamda kendi başına bırakılırsa, o zaman pek çok problem ve sıkıntılarla karşı karşıya kalınır ve o toplumun geleceği de tehlikeye girmiş olur.


    Değerli Müslümanlar!

    İslâm Dini, çocukların ve gençlerin ilim, fikir ve sanat bakımından iyi yetiştirilmelerini, kendi başları*na düşünebilir ve bağımsız olarak iş yapabilir bir ko*numa getirilmelerini, sorunlarının hoşgörü ve anla*yışla karşılanıp bunlara çözümler bulunmasını ve gençlerin yüksek bir ahlâka sahip olmalarının sağlan*masını istemektedir. Dinimiz, bunun sorumluluğunu da, başta ana baba olmak üzere, yetkililere ve toplu*ma yüklemektedir.

    Sonuç olarak çocuklarımız ve gençlerimiz, bizim ümitlerimiz ve yarınlarımızdır. Onları, ne kadar dinî ve millî değerlerimize göre yetiştirir, ailevî, ekono*mik, kişisel sorunlarıyla yakından ilgilenir, özellikle ruh sağlıklarını bozucu her türlü etkiden koruyup, ai*le hayatını teşvik ederek sağlıklı bir hayat biçimine kavuşturursak, geleceğimizden o oranda emin oluruz.


    Hutbemi, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)'in iki hadis-i şerifinin meâliyle bitiriyorum: "Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiye ve edepten daha değerli bir miras bırakmış olamaz."(3) ve "İnsanlar içinde Al*lah'ın en çok sevdiği kimse, kötülükleri terk edip iyi*liklere yönelmiş olan gençtir."(4)




    ________________
    1-Tekasür, 8,
    2- Tirmizi, Kıyamet, 1; Riyazu's-Salihin, 1/441, H. No: 410.
    3- 250 Hadis, Hadis No : 204.
    4- Ramüzu'l-Ehadis, s. 383.





+ Yorum Gönder