Konusunu Oylayın.: Eşim 3.çocukta çok ısrarlı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Eşim 3.çocukta çok ısrarlı
  1. 11.Ocak.2010, 12:58
    1
    Misafir

    Eşim 3.çocukta çok ısrarlı






    Eşim 3.çocukta çok ısrarlı Mumsema biz on yıllık evliyiz 2 kızımız var,eşim 3.çocukta çok ısrarlı hatta 4 5 6 çocuğa kadar istyor,fakat psikolojik olarak daha fazla çocuk sahibi olmaya müsait olmadığımı anlatsamda küskünlük oluyor ne yapmalıyım,lütfen bana akıl verin,bir yol gösterin,çok zor durumdayım


  2. 11.Ocak.2010, 12:58
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    biz on yıllık evliyiz 2 kızımız var,eşim 3.çocukta çok ısrarlı hatta 4 5 6 çocuğa kadar istyor,fakat psikolojik olarak daha fazla çocuk sahibi olmaya müsait olmadığımı anlatsamda küskünlük oluyor ne yapmalıyım,lütfen bana akıl verin,bir yol gösterin,çok zor durumdayım


    Benzer Konular

    - Dua ederken ısrar etmek... ısrarlı bir şekilde dua edip sonucunu Allah’a havale etmemiz gereki

    - Oğlum asker evim yok 3 aydır kiramı veremiyorum eşim kurban kesmekte ısrarlı

    - Çocukta arpacık

    - Egzama (çocukta)

    - Çocukta Din Duygusu

  3. 11.Ocak.2010, 15:38
    2
    İsrâ
    İsrâ

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Ekim.2009
    Üye No: 59972
    Mesaj Sayısı: 1,575
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Almanya

    --->: eşim 3.çocukta çok ısrarlı




    ÇOCUK İSTEME (İSTİLÂD)

    Bir erkeğin, eşinden çocuk istemesi anlamında kullanılan bir İslâm hukuku terimi.

    İslâm toplumunun güçlü olmasına önem veren dinimiz çocuk ve neslin çoğalmasını benimsemiş ve bunu teşvik etmiştir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.): "Çok doğuran sevimli kadınla evlenin, zira ben (kıyamet gününde) sayınızın çokluğuyla (diğer) ümmetlere iftihar ederim" (Ahmed b. Hanbel, I, 412). buyurmuştur.

    Enes b. Mâlik'in hanımı ümmü Süleym'in Rasûlullah (s.a.s.)'a "Ya Rasûlallah! Enes senin hizmetkârındır, onun için Allah'a dua et." demesi üzerine Rasûlullah (s.a.s.) "Ey Allah'ım, onun malını ve çocuklarını çoğalt ve ona verdiklerine bereket koy" şeklinde dua etmiştir.

    Ayrıca çocuk, bir evin neşesi, anne ve babanın teselli kaynağıdır. Çocuğu olmayan bir aile, geleceğine umutla bakıp şevkle çalışamaz. Nitekim Hz. Zekeriyya (a.s.), neslinin devamı için Allah (c.c.)'a şu duada bulunmuştur:

    "Doğrusu ben, arkamdan iş başına geçecek olanlardan endişe ediyorum. Karım da kısırdır. Tarafından bana bir veli (oğul) ver ki, bana varis olsun. Rabbim, onu rızana lâyık kıl!" (Meryem 19/5-6)

    Çocuk sahibi olmanın diğer iyi bir yönü de şudur ki: Çocuklara hizmet etmek ve onların rızkının peşinde koşmak İslâm nazarında ibadet sayılmıştır. Peygamberimiz şu hadis-i şeritleriyle bu durumu çok güzel bir şekilde ifade etmektedir: "Bir kimsenin harcadığı en faziletli dinar, çoluğuna çocuğuna ve Allah yolunda hayvanına harcadığı dinar, bir de yine Allah yolunda arkadaşına sarfettiği dinardır. " (Müslim, Zekât, 38), "Muhakkak ki çoluk çocuğuna harcadığın bir şey sadakadır" (Müslim Vasiyyet, 8)

    İnsan öldükten sonra geride bıraktığı salih çocuklarının iyi amellerinden de faydalanır. Peygamberimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır: "Dört kişi var ki öldükten sonra sevapları (kesilmez) devam eder: Allah yolunda kendini vakfetmiş olarak nöbet tutarken ölen kişi; ilim öğreten bir kişi (ilminden faydalanıldıkça sevabı devam eder), ölmeyen bir sadaka (hayır) icra eden kişi (sadakası devam etıikçe sevabı da devam eder); kendisine dua edecek salih bir çocuk bırakan kişi" (Ahmed b. Hanbel, V, 268)

    Çocuk, rızkı ile beraber doğar. Müşrikler buna inanmadığı için cahiliyye devrinde bazı Araplar fakirlik korkusuyla ve çocuklarını besleyememe endişesiyle çocuklarının olmasını istemiyorlar ve doğanları da hemen öldürüyorlardı. Tıpkı asrımızda aynı zihniyete sahip insanlar olduğu gibi. Ancak Cenâb-ı Allah herkesin rızkını tekeffül ettiğini beyan ederek, onların bu çirkin düşünce ve hareketlerini yasaklamış ve bundan dolayı onları şiddetle kınamıştır: "Geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Biz, onların da sizin de rızkınızı veririz. Onları öldürmek gerçekten büyük bir suçtur." (el-İsrâ, 17/31); "Bilgisizlikleri yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah'ın kendilerine verdiği rızkı, Allah'a iftira ederek haram kılanlar, muhakkak ki ziyana uğramışlardır. Onlar gerçekten sapmışlardır. Ve doğru yolu bulacak da değillerdir" (el-En'am, 6/140).

    Çocuk, insanı daha fazla çalışmaya sevkeder. Çocuk sahibi bir kişi, çocuklarını en iyi bir şekilde geçindirmek için daha fazla gayret sarfetmeye çalışır; dolayısıyle tembellikten de kurtulmuş olur. Bu durum devlet için de söz konusudur.

    İslâm'da çocuk sahibi olma ve neslin devamını sağlama, ibadet kabul edilmiştir. Bu, önemine binâen ona herhangi bir sebeple zarar verme, rahme düşmüş çocuğu düşürme, zâyi etme; doğan bir çocuğu öldürme gibi kabul edilmiştir. Özellikle anne karnında şekillenmiş, uzuvları belirmiş çocuğun düşürülmesi haramdır: Çünkü Rasûlullah (s.a.s.) kadınlardan bey'at* alırken, onlara: "Çocuklarını her hangi bir şekilde öldürmemeleri" şartını koşmuştur. Bu şart çok önemlidir. Çocuk, doğmadan evvel ananın tasarrufu altındadır. Ama doğduktan sonra artık ana değil baba çocuğundân sorumludur. Öyle ise "çocuklarını herhangi bir sebeple öldürmeme" şartı, rahimlerde bulunan ve henüz cenin olan çocukları öldürmeme şartıdır.

    "Ey Peygamber, inanmış kadınlar sana gelip Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleri ile ayakları arasında bir iftira uydurup gelmemeleri, iyi bir işte sana karşı gelmemeleri hususunda sana bey'at ederlerse onlardan bey'atlarını al ve onlar için Allah'tan mağfiret dile..." (el-Mümtehine, 60/12).

    Çocuk istemenin faziletli oluşu, onu İslâmî bir terbiye ile yetiştirmeye bağlıdır. Aksi takdirde çocuk, gerek anne ve babası ve gerek toptum için faydalı olmaktan ziyade zararlı bir unsur olur. Bu nedenle çocuk terbiyesi de en az çocuk sahibi olmak kadar önemlidir. Dolayısıyla çocuk terbiyesine son derece önem vermek; onu İslâm'ın öngördüğü şekilde ve yaşta ibadete alıştırmak, ona dürüstlüğü öğretmek; onunla iyi ve yumuşak muamele edip başkalarına karşı davranışlarına dikkat etmek; onu görgü kurallarına, cömertliğe ve tutumluluğa alıştırmak, hülâsâ onu İslâm'ın ahlâk ve prensipleri üzerinde yetiştirmek gerekir.

    Abdülkerim ÜNALAN


  4. 11.Ocak.2010, 15:38
    2
    İsrâ



    ÇOCUK İSTEME (İSTİLÂD)

    Bir erkeğin, eşinden çocuk istemesi anlamında kullanılan bir İslâm hukuku terimi.

    İslâm toplumunun güçlü olmasına önem veren dinimiz çocuk ve neslin çoğalmasını benimsemiş ve bunu teşvik etmiştir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.): "Çok doğuran sevimli kadınla evlenin, zira ben (kıyamet gününde) sayınızın çokluğuyla (diğer) ümmetlere iftihar ederim" (Ahmed b. Hanbel, I, 412). buyurmuştur.

    Enes b. Mâlik'in hanımı ümmü Süleym'in Rasûlullah (s.a.s.)'a "Ya Rasûlallah! Enes senin hizmetkârındır, onun için Allah'a dua et." demesi üzerine Rasûlullah (s.a.s.) "Ey Allah'ım, onun malını ve çocuklarını çoğalt ve ona verdiklerine bereket koy" şeklinde dua etmiştir.

    Ayrıca çocuk, bir evin neşesi, anne ve babanın teselli kaynağıdır. Çocuğu olmayan bir aile, geleceğine umutla bakıp şevkle çalışamaz. Nitekim Hz. Zekeriyya (a.s.), neslinin devamı için Allah (c.c.)'a şu duada bulunmuştur:

    "Doğrusu ben, arkamdan iş başına geçecek olanlardan endişe ediyorum. Karım da kısırdır. Tarafından bana bir veli (oğul) ver ki, bana varis olsun. Rabbim, onu rızana lâyık kıl!" (Meryem 19/5-6)

    Çocuk sahibi olmanın diğer iyi bir yönü de şudur ki: Çocuklara hizmet etmek ve onların rızkının peşinde koşmak İslâm nazarında ibadet sayılmıştır. Peygamberimiz şu hadis-i şeritleriyle bu durumu çok güzel bir şekilde ifade etmektedir: "Bir kimsenin harcadığı en faziletli dinar, çoluğuna çocuğuna ve Allah yolunda hayvanına harcadığı dinar, bir de yine Allah yolunda arkadaşına sarfettiği dinardır. " (Müslim, Zekât, 38), "Muhakkak ki çoluk çocuğuna harcadığın bir şey sadakadır" (Müslim Vasiyyet, 8)

    İnsan öldükten sonra geride bıraktığı salih çocuklarının iyi amellerinden de faydalanır. Peygamberimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır: "Dört kişi var ki öldükten sonra sevapları (kesilmez) devam eder: Allah yolunda kendini vakfetmiş olarak nöbet tutarken ölen kişi; ilim öğreten bir kişi (ilminden faydalanıldıkça sevabı devam eder), ölmeyen bir sadaka (hayır) icra eden kişi (sadakası devam etıikçe sevabı da devam eder); kendisine dua edecek salih bir çocuk bırakan kişi" (Ahmed b. Hanbel, V, 268)

    Çocuk, rızkı ile beraber doğar. Müşrikler buna inanmadığı için cahiliyye devrinde bazı Araplar fakirlik korkusuyla ve çocuklarını besleyememe endişesiyle çocuklarının olmasını istemiyorlar ve doğanları da hemen öldürüyorlardı. Tıpkı asrımızda aynı zihniyete sahip insanlar olduğu gibi. Ancak Cenâb-ı Allah herkesin rızkını tekeffül ettiğini beyan ederek, onların bu çirkin düşünce ve hareketlerini yasaklamış ve bundan dolayı onları şiddetle kınamıştır: "Geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Biz, onların da sizin de rızkınızı veririz. Onları öldürmek gerçekten büyük bir suçtur." (el-İsrâ, 17/31); "Bilgisizlikleri yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah'ın kendilerine verdiği rızkı, Allah'a iftira ederek haram kılanlar, muhakkak ki ziyana uğramışlardır. Onlar gerçekten sapmışlardır. Ve doğru yolu bulacak da değillerdir" (el-En'am, 6/140).

    Çocuk, insanı daha fazla çalışmaya sevkeder. Çocuk sahibi bir kişi, çocuklarını en iyi bir şekilde geçindirmek için daha fazla gayret sarfetmeye çalışır; dolayısıyle tembellikten de kurtulmuş olur. Bu durum devlet için de söz konusudur.

    İslâm'da çocuk sahibi olma ve neslin devamını sağlama, ibadet kabul edilmiştir. Bu, önemine binâen ona herhangi bir sebeple zarar verme, rahme düşmüş çocuğu düşürme, zâyi etme; doğan bir çocuğu öldürme gibi kabul edilmiştir. Özellikle anne karnında şekillenmiş, uzuvları belirmiş çocuğun düşürülmesi haramdır: Çünkü Rasûlullah (s.a.s.) kadınlardan bey'at* alırken, onlara: "Çocuklarını her hangi bir şekilde öldürmemeleri" şartını koşmuştur. Bu şart çok önemlidir. Çocuk, doğmadan evvel ananın tasarrufu altındadır. Ama doğduktan sonra artık ana değil baba çocuğundân sorumludur. Öyle ise "çocuklarını herhangi bir sebeple öldürmeme" şartı, rahimlerde bulunan ve henüz cenin olan çocukları öldürmeme şartıdır.

    "Ey Peygamber, inanmış kadınlar sana gelip Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleri ile ayakları arasında bir iftira uydurup gelmemeleri, iyi bir işte sana karşı gelmemeleri hususunda sana bey'at ederlerse onlardan bey'atlarını al ve onlar için Allah'tan mağfiret dile..." (el-Mümtehine, 60/12).

    Çocuk istemenin faziletli oluşu, onu İslâmî bir terbiye ile yetiştirmeye bağlıdır. Aksi takdirde çocuk, gerek anne ve babası ve gerek toptum için faydalı olmaktan ziyade zararlı bir unsur olur. Bu nedenle çocuk terbiyesi de en az çocuk sahibi olmak kadar önemlidir. Dolayısıyla çocuk terbiyesine son derece önem vermek; onu İslâm'ın öngördüğü şekilde ve yaşta ibadete alıştırmak, ona dürüstlüğü öğretmek; onunla iyi ve yumuşak muamele edip başkalarına karşı davranışlarına dikkat etmek; onu görgü kurallarına, cömertliğe ve tutumluluğa alıştırmak, hülâsâ onu İslâm'ın ahlâk ve prensipleri üzerinde yetiştirmek gerekir.

    Abdülkerim ÜNALAN


  5. 11.Ocak.2010, 15:56
    3
    Misafir

    --->: eşim 3.çocukta çok ısrarlı

    İsra kardeş Peygamber efendimizin bu hadisini ve ailede çocuğun önemini biliyorum,benim 3.bir çocuk dünyaya getirecek manevi gücüm yok bu konuda tavsiyelerinizi rica ediyorum,yani 2 çocuk ailede veya dinimizde az mı görülüyor,daha fazla olmsı mı emrediliyor,bu konuda kadının arzusu ve rızasının önemi yokmu


  6. 11.Ocak.2010, 15:56
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    İsra kardeş Peygamber efendimizin bu hadisini ve ailede çocuğun önemini biliyorum,benim 3.bir çocuk dünyaya getirecek manevi gücüm yok bu konuda tavsiyelerinizi rica ediyorum,yani 2 çocuk ailede veya dinimizde az mı görülüyor,daha fazla olmsı mı emrediliyor,bu konuda kadının arzusu ve rızasının önemi yokmu





+ Yorum Gönder