Konusunu Oylayın.: İslamın anlaşılmasının önündeki engeller

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslamın anlaşılmasının önündeki engeller
  1. 05.Ocak.2010, 09:11
    1
    Misafir

    İslamın anlaşılmasının önündeki engeller






    İslamın anlaşılmasının önündeki engeller Mumsema İslamın anlaşılmasının önündeki engeller


  2. 05.Ocak.2010, 09:11
    1
    vedycladway - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    vedycladway
    Misafir
  3. 05.Ocak.2010, 14:21
    2
    Abdullatif
    seyyah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2009
    Üye No: 56182
    Mesaj Sayısı: 954
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 27
    Bulunduğu yer: sınırdan..

    --->: İslamın anlaşılmasının önündeki engeller




    Acizane fikrim, bir fikri, bir inancı, bir ideolojiyi, en iyi anlatan onu benimseyenlerdir.Ne zaman ki bizler İslamiyeti hakkıyla anlayacağız ve yaşayacağız işte o zaman Allahın izniyle bu yüce dinin kitleler tarafından anlaşıldığını ve tüm dünyayı kuşattığını göreceğiz.
    İnsanlar gördükleriyle yorum yaparlar, her ne kadar art niyetli içi kokuşmuş insan müsveddeleri olsa da toplumda, İslam ı gerçek manada etrafta müslüman yaftası altında dolaşan insanların davranış ve tutumları olarak gören insanların varlığını da inkar etmemek gerekilidir.Bu hususta Efendimiz(sav) -arkadaşların son mesajlarında da atıfta bulunduğu gibi- tüm dünya üzerinde tevazu ve kulluk noktasında bir eşi daha gösterilemeyecek bir insan.Sultanlık duruken kulluk etmek, en güzel kuş tüğü yataklarda sabahlamak varken, hasırda uyumak ve "istemezmisin ya Ömer bu dünya onların ahiret bizim olsun diyebilmek", heyhatt.Biz kimin ümmetiyiz.Biz varlığın en şereflisinin ümmetiyiz, önce yaşayacağız örnek olacağız ve O'nu(sav) anlatacağız, O'nu tanıyan Allah'ın izniyle İslamı tanır ve anlaması gerektiği gibi anlar(nokta)


  4. 05.Ocak.2010, 14:21
    2
    seyyah



    Acizane fikrim, bir fikri, bir inancı, bir ideolojiyi, en iyi anlatan onu benimseyenlerdir.Ne zaman ki bizler İslamiyeti hakkıyla anlayacağız ve yaşayacağız işte o zaman Allahın izniyle bu yüce dinin kitleler tarafından anlaşıldığını ve tüm dünyayı kuşattığını göreceğiz.
    İnsanlar gördükleriyle yorum yaparlar, her ne kadar art niyetli içi kokuşmuş insan müsveddeleri olsa da toplumda, İslam ı gerçek manada etrafta müslüman yaftası altında dolaşan insanların davranış ve tutumları olarak gören insanların varlığını da inkar etmemek gerekilidir.Bu hususta Efendimiz(sav) -arkadaşların son mesajlarında da atıfta bulunduğu gibi- tüm dünya üzerinde tevazu ve kulluk noktasında bir eşi daha gösterilemeyecek bir insan.Sultanlık duruken kulluk etmek, en güzel kuş tüğü yataklarda sabahlamak varken, hasırda uyumak ve "istemezmisin ya Ömer bu dünya onların ahiret bizim olsun diyebilmek", heyhatt.Biz kimin ümmetiyiz.Biz varlığın en şereflisinin ümmetiyiz, önce yaşayacağız örnek olacağız ve O'nu(sav) anlatacağız, O'nu tanıyan Allah'ın izniyle İslamı tanır ve anlaması gerektiği gibi anlar(nokta)


  5. 05.Ocak.2010, 14:26
    3
    Misafir

    --->: İslamın anlaşılmasının önündeki engeller

    “İslam’ın anlaşılmasının önündeki engeller”


    Özgür-Der Küçükçekmece şubesinde bu hafta “İslam’ın anlaşılmasının önündeki engeller” konu başlığı altında Tasavvuf ve Tarikat konusu işlendi. Sunumu Recep Şencan yaptı.

    Tasavvuf kelimesinin kökünde "suf" kelimesi yer almakta ve yün anlamına gelmektedir. Kufe de zahidlerin yün giymesinden ötürü tasavvuf kelimesi türemiştir. Tasavvuf kelimesi Kur'an da hiç geçmemektedir. İslam'ın ilk yıllarında Tasavvuf diye bir şey yoktu. İkinci yüzyıldan sonra fetihler ile birlikte İslam coğrafyaları genişledi. İslamın özünde olmayan bir takım fikri sapmalar da bundan sonra başladı. Tasavvuf anlayışı da bunlardan biridir. İlk temsilcilerine baktığımızda Hallacı Mansur, Şemsi Tebrizi, Mevlana Celaleddini Rumi, İmam Gazali, Beyazıdı Bistami, gibi isimler ile karşılaşıyoruz. Bunlarda İran menşeli acemlerdir. İslamın beşiği sayılabilecek Hicaz bölgesinde tasavvuf ile alakalı hiçbir anlayışın olmadığı önemli bir gerçekliktir.
    Tasavvufçular, tasavvufu kalbi saf yapmak, kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmak olarak tanımlamaktadırlar. Tasavvufun hal işi olduğu, yaşayanların bilebileceği, tarif ile anlaşılamayacağını söyler ve anlaşılamama korkusu ile sürekli bir savunma halindedirler.
    Tasavvufun oluşmasına etki eden sebeplere baktığımızda şunları söylemek mümkündür. İslam coğrafyalarının hızlı bir şekilde genişlemesi ile birlikte kitleler halinde insanların İslam'ın özünü anlamadan eski kültürlerindeki sapkınlıları ile birlikte Müslüman olmaları. Hz. Osman'ın şehit edilmesi, toplanan ganimetlerin insanlar arasında adil bir şekilde pay edilememesi ile başlayan siyasi çalkantılar, hilafetin saltanata dönüşmesi ile başlayan sapkınlıklar. Bunların neticesinde bazı Müslümanların bu durumun artık düzelmeyeceğini düşünerek fitneden uzak durmak için toplumsal olaylardan kendilerini kenara çekmeleri ve züht hayatı yaşmaya başlamaları düşünülebilinir. Duranların Yürüyenlerden, Oturanlarında Duranlardan iyi olduğunu söylenilen hadislerin uydurulmuş olması. Bu yanlış tercih neticesinde başlayan hareket zaman ile hayattan koparak mistik bir hal almaya başlamıştır.
    İslami ölçülere göre bilginin kaynakları şöyle sıralanmaktadır: Duyu organları, akıl ve doğru haberdir. Peygamberlerin getirdiği haber kesin ve gerçeğin kendisidir. Yüce Allah tarafından kendisine vahiy ile bildirilir. Allah'ın bildirdiğinin dışında bir peygamberin gayb hakkında bir haber getirmesi mümkün değildir, zira gayb alemi duyu organları ve akıl yolu ile öğrenilen şeyler değildir. Gayb ile ilgili yegâne bilgi kaynağı vahiydir. Bunlar İslam'a göre olan ölçülerdir. Tasavvufta ise keşf ve ilham olarak adlandırılan bilgi kaynakları söz konusudur. Tasavvuf önde gelen kişilerin tamamı keşf yolu ile birçok bilgiye ulaştığını söylemektedirler. Peygamberler ile Allah ile geçmiş ümmetlerden bazı kişilerle keşf yolu ile görüştüklerini, onlardan bilgiler aldıklarını hatta Levhi mahfuzu okuduklarını, Levhi, mahfuzun bazı yerlerine müdahale ettiklerini yazmış oldukları kitaplarında bildirmişlerdir.
    Şencan konuşmasında Muhuddin İİbn-i Arabi'nin Fusul-i Hikem adlı eseri, Mevlana'nın Mesnevileri için, Saidi Nursi'nin Risale-i Nur'u için yazmadım, yazdırıldı veya indilirdi ifadelerini kullanarak kendilerinin eserlerini Rabbimizin tavsif ettiği şekilde ifadelendirerek, kendi düşüncelerini kutsama yollarına gitmiştir.
    Vahyi kuşanıp zamanın Müstekbirlerine karşı girişilmesi gereken mücadele bilincini bizlere veren Kuran'ı anlayış yerine; garip bir mistisizme bulanarak Allahın dinini yaşanmaz hale getirmesinden dolayı tasavvuf; İslam'ın anlaşılmasının önündeki en önemli engellerden biridir. Kur an'ın bize vermiş olduğu tüm Resullerin örnekliğinde; Mütref takımına karşı direnişi, kıyama kalkmayı, hayata müdahil olmayı emretmektedir. Tasavvuf ve Tarikatların anlayışlarında Şeyh Mürit ilişkisi içerisinde bir ruhban sınıfı oluşturmak yatmaktadır. Bu yapılanma sayesinde insanı hayata müdahil olmaya iten din gücü bir takım insanların kontrolünde tutularak işlevselliğini yitirmektedir. Bu yapılanmalar Yunan ve Hindu Felsefelerinden aldıkları Panteizmin benzeri Vahdeti Vücut, Vahdeti Şuhut, Nuru Muhammedi gibi garip bir takım teorilerle tarih boyunca birçok insanın İslam'dan uzaklaşmasın sebep olmuşlardır. İlim, Zikir, Veli, Şehit, Çihat, Mücadele gibi kavramları kendi anlayışlarına göre yorumlayarak Kuran ve islamın önünde önemli bir engel olmayı sürdürmektedirler.
    Haber: Ramazan İleri


  6. 05.Ocak.2010, 14:26
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    “İslam’ın anlaşılmasının önündeki engeller”


    Özgür-Der Küçükçekmece şubesinde bu hafta “İslam’ın anlaşılmasının önündeki engeller” konu başlığı altında Tasavvuf ve Tarikat konusu işlendi. Sunumu Recep Şencan yaptı.

    Tasavvuf kelimesinin kökünde "suf" kelimesi yer almakta ve yün anlamına gelmektedir. Kufe de zahidlerin yün giymesinden ötürü tasavvuf kelimesi türemiştir. Tasavvuf kelimesi Kur'an da hiç geçmemektedir. İslam'ın ilk yıllarında Tasavvuf diye bir şey yoktu. İkinci yüzyıldan sonra fetihler ile birlikte İslam coğrafyaları genişledi. İslamın özünde olmayan bir takım fikri sapmalar da bundan sonra başladı. Tasavvuf anlayışı da bunlardan biridir. İlk temsilcilerine baktığımızda Hallacı Mansur, Şemsi Tebrizi, Mevlana Celaleddini Rumi, İmam Gazali, Beyazıdı Bistami, gibi isimler ile karşılaşıyoruz. Bunlarda İran menşeli acemlerdir. İslamın beşiği sayılabilecek Hicaz bölgesinde tasavvuf ile alakalı hiçbir anlayışın olmadığı önemli bir gerçekliktir.
    Tasavvufçular, tasavvufu kalbi saf yapmak, kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmak olarak tanımlamaktadırlar. Tasavvufun hal işi olduğu, yaşayanların bilebileceği, tarif ile anlaşılamayacağını söyler ve anlaşılamama korkusu ile sürekli bir savunma halindedirler.
    Tasavvufun oluşmasına etki eden sebeplere baktığımızda şunları söylemek mümkündür. İslam coğrafyalarının hızlı bir şekilde genişlemesi ile birlikte kitleler halinde insanların İslam'ın özünü anlamadan eski kültürlerindeki sapkınlıları ile birlikte Müslüman olmaları. Hz. Osman'ın şehit edilmesi, toplanan ganimetlerin insanlar arasında adil bir şekilde pay edilememesi ile başlayan siyasi çalkantılar, hilafetin saltanata dönüşmesi ile başlayan sapkınlıklar. Bunların neticesinde bazı Müslümanların bu durumun artık düzelmeyeceğini düşünerek fitneden uzak durmak için toplumsal olaylardan kendilerini kenara çekmeleri ve züht hayatı yaşmaya başlamaları düşünülebilinir. Duranların Yürüyenlerden, Oturanlarında Duranlardan iyi olduğunu söylenilen hadislerin uydurulmuş olması. Bu yanlış tercih neticesinde başlayan hareket zaman ile hayattan koparak mistik bir hal almaya başlamıştır.
    İslami ölçülere göre bilginin kaynakları şöyle sıralanmaktadır: Duyu organları, akıl ve doğru haberdir. Peygamberlerin getirdiği haber kesin ve gerçeğin kendisidir. Yüce Allah tarafından kendisine vahiy ile bildirilir. Allah'ın bildirdiğinin dışında bir peygamberin gayb hakkında bir haber getirmesi mümkün değildir, zira gayb alemi duyu organları ve akıl yolu ile öğrenilen şeyler değildir. Gayb ile ilgili yegâne bilgi kaynağı vahiydir. Bunlar İslam'a göre olan ölçülerdir. Tasavvufta ise keşf ve ilham olarak adlandırılan bilgi kaynakları söz konusudur. Tasavvuf önde gelen kişilerin tamamı keşf yolu ile birçok bilgiye ulaştığını söylemektedirler. Peygamberler ile Allah ile geçmiş ümmetlerden bazı kişilerle keşf yolu ile görüştüklerini, onlardan bilgiler aldıklarını hatta Levhi mahfuzu okuduklarını, Levhi, mahfuzun bazı yerlerine müdahale ettiklerini yazmış oldukları kitaplarında bildirmişlerdir.
    Şencan konuşmasında Muhuddin İİbn-i Arabi'nin Fusul-i Hikem adlı eseri, Mevlana'nın Mesnevileri için, Saidi Nursi'nin Risale-i Nur'u için yazmadım, yazdırıldı veya indilirdi ifadelerini kullanarak kendilerinin eserlerini Rabbimizin tavsif ettiği şekilde ifadelendirerek, kendi düşüncelerini kutsama yollarına gitmiştir.
    Vahyi kuşanıp zamanın Müstekbirlerine karşı girişilmesi gereken mücadele bilincini bizlere veren Kuran'ı anlayış yerine; garip bir mistisizme bulanarak Allahın dinini yaşanmaz hale getirmesinden dolayı tasavvuf; İslam'ın anlaşılmasının önündeki en önemli engellerden biridir. Kur an'ın bize vermiş olduğu tüm Resullerin örnekliğinde; Mütref takımına karşı direnişi, kıyama kalkmayı, hayata müdahil olmayı emretmektedir. Tasavvuf ve Tarikatların anlayışlarında Şeyh Mürit ilişkisi içerisinde bir ruhban sınıfı oluşturmak yatmaktadır. Bu yapılanma sayesinde insanı hayata müdahil olmaya iten din gücü bir takım insanların kontrolünde tutularak işlevselliğini yitirmektedir. Bu yapılanmalar Yunan ve Hindu Felsefelerinden aldıkları Panteizmin benzeri Vahdeti Vücut, Vahdeti Şuhut, Nuru Muhammedi gibi garip bir takım teorilerle tarih boyunca birçok insanın İslam'dan uzaklaşmasın sebep olmuşlardır. İlim, Zikir, Veli, Şehit, Çihat, Mücadele gibi kavramları kendi anlayışlarına göre yorumlayarak Kuran ve islamın önünde önemli bir engel olmayı sürdürmektedirler.
    Haber: Ramazan İleri


  7. 05.Ocak.2010, 14:31
    4
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,581
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: İslamın anlaşılmasının önündeki engeller

    Kitabın Orjinal Adı: İSLAM`IN ANLAŞILMASININ ÖNÜNDEKİ ENGELLER
    Yayınevi:İHTAR YAYINCILIK
    Yazar:A. ÇOBANOĞLU
    Kategori:İSLAM-ÇAĞDAŞ İSLAM DÜŞÜNCESİ


  8. 05.Ocak.2010, 14:31
    4
    Moderatör
    Kitabın Orjinal Adı: İSLAM`IN ANLAŞILMASININ ÖNÜNDEKİ ENGELLER
    Yayınevi:İHTAR YAYINCILIK
    Yazar:A. ÇOBANOĞLU
    Kategori:İSLAM-ÇAĞDAŞ İSLAM DÜŞÜNCESİ


  9. 05.Ocak.2010, 19:46
    5
    sultanımsın
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Kasım.2009
    Üye No: 65012
    Mesaj Sayısı: 130
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 48

    --->: İslamın anlaşılmasının önündeki engeller

    kayıtsız üye sana kızamıyorum neden hasta olduğun için. hastaya kızılmaz hastalığa kızılır. tasavvufa karşı oldunda başın göğemi erdi. namazda miraca mı erdin. yoksa takvayımı elde ettin. naylon mücahidliğini bırakalım. konunun başlığına ne kadarda uymuş islamın önündeki engellerden biride tasavvuf düşmanlığı yapan sizin gibi naylon mücahidlerdir.


  10. 05.Ocak.2010, 19:46
    5
    kayıtsız üye sana kızamıyorum neden hasta olduğun için. hastaya kızılmaz hastalığa kızılır. tasavvufa karşı oldunda başın göğemi erdi. namazda miraca mı erdin. yoksa takvayımı elde ettin. naylon mücahidliğini bırakalım. konunun başlığına ne kadarda uymuş islamın önündeki engellerden biride tasavvuf düşmanlığı yapan sizin gibi naylon mücahidlerdir.


  11. 05.Ocak.2010, 22:17
    6
    Rüyet-iTaksîr
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Ekim.2009
    Üye No: 61896
    Mesaj Sayısı: 219
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    --->: İslamın anlaşılmasının önündeki engeller

    Hey Ya Rab bi ya. Senin hikmetinden sual olunmaz ama bu ademoğullarına çok güzel bir nimet verdin. Biz adına akıl diye koyduk. Ama bazı insanlar maalesef bu nimeti taşıdığının farkında değil ya en iyisini gene sen bilirsin.

    Günlerin birinde Bir zeka özürlü adam varmış, bu fakir aklı kaybetmeden önce söylediği son bir şey varmış ve akıl elden gidince kim ne derse onlara bu son söylediği sözü söylermiş oda şuymuş. Çamaşırları topladın mı hanım.

    Hani bizim aklı kullanma şeklimizde fıkralar gibi. Sorulan soru ne verilen cevap ne Kayıtsız muallak öyle bir hırs yapmış ki artık kim ne sorarsa cevap hazır.

    Yani sen şimdi imam bayıldının tarifini istesen sitede, bu gavrak hemen şu cevabı vericek. İslamda Tasavvuf diye birşey yoktur Kuran da Sünnetde geçmez, İslamda İmam bayıldıda yoktur Kuranda ve sünnetde bunu göremezsiniz buda bidattır. Hatta İmam bayıldı Tasavvufcuların çıkardığı bir yemektir maksat ümmete fesat sokmak..


  12. 05.Ocak.2010, 22:17
    6
    Hey Ya Rab bi ya. Senin hikmetinden sual olunmaz ama bu ademoğullarına çok güzel bir nimet verdin. Biz adına akıl diye koyduk. Ama bazı insanlar maalesef bu nimeti taşıdığının farkında değil ya en iyisini gene sen bilirsin.

    Günlerin birinde Bir zeka özürlü adam varmış, bu fakir aklı kaybetmeden önce söylediği son bir şey varmış ve akıl elden gidince kim ne derse onlara bu son söylediği sözü söylermiş oda şuymuş. Çamaşırları topladın mı hanım.

    Hani bizim aklı kullanma şeklimizde fıkralar gibi. Sorulan soru ne verilen cevap ne Kayıtsız muallak öyle bir hırs yapmış ki artık kim ne sorarsa cevap hazır.

    Yani sen şimdi imam bayıldının tarifini istesen sitede, bu gavrak hemen şu cevabı vericek. İslamda Tasavvuf diye birşey yoktur Kuran da Sünnetde geçmez, İslamda İmam bayıldıda yoktur Kuranda ve sünnetde bunu göremezsiniz buda bidattır. Hatta İmam bayıldı Tasavvufcuların çıkardığı bir yemektir maksat ümmete fesat sokmak..





+ Yorum Gönder