Konusunu Oylayın.: İslamda satış akdinin şartları. şafii veya hanefi fıkhı farketmez

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslamda satış akdinin şartları. şafii veya hanefi fıkhı farketmez
  1. 03.Ocak.2010, 15:22
    1
    Misafir

    İslamda satış akdinin şartları. şafii veya hanefi fıkhı farketmez






    İslamda satış akdinin şartları. şafii veya hanefi fıkhı farketmez Mumsema İslamda satış akdinin şartları. şafii veya hanefi fıkhı farketmez


  2. 04.Ocak.2010, 01:25
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    --->: İslamda satış akdinin şartları. şafii veya hanefi fıkhı farketmez




    Satış (Bey') Akdinin Rükûnları


    , Bey'in bir akid olduğunu belirtmiştik. Her akdin de kendisiyle oluş-tuğu rükûnları vardır; temel olmazsa duvar örülemez. Akdin sahih ve bağlayıcı olması için de bu rükûnların birtakım şartlarının olması gerekir. Bağlayıcı olmasından maksat, şeriatın akid için takrir ve tesbit ettiği hü-kümlerdir. Allah'ın izniyle bu hükümleri teker teker beyan edeceğiz. Şimdi bey' akdinin rükünlarına gelelim. Bey' akdinin rükûnları üçtür:

    1. Akdin iki kişi tarafından yapılması

    Bu iki kişiden maksat, satan ile alan kişidir. Akid, bu iki kişinin irade-leriyle gerçekleşir. Bunlarda da birtakım şartların bulunması gerekir:

    a. Akid yapan kişilerin âkil-bâliğ olmaları ve mallarında güzel tasar-rufta bulunabilecek durumda olmaları gerekir. Bu bakımdan çocuğun ve delinin satması da alması da sahih olmaz. Sefihliğinden ötürü hacr altına alman kişinin durumu da böyledir. Bunun delili şu ayettir:

    Yetimleri evlenme çağına gelinceye kadar deneyin! Eğer onlarda ol-gunluk görürseniz, mallarını kendilerine verin!

    (Nisa/6)

    Görüldüğü gibi Allah Teâlâ yetimlerin âkil-bâliğ oldukjannda denen-melerini, onlarda mallarında güzel tasarrufta bulunacak olgunluk görü-lürse mallarının kendilerine teslim edilmesini emrediyor. Bu ayet, reşidli-ğin malın teslim edilmesinin şartı olduğuna delâlet etmektedir. Ayrıca re-şidlik, kişinin malında tasarruf etmesinin sahih olmasının da şartıdır. Alışveriş de malda tasarruf etmektir. Öyleyse reşidlik bey1 akdinde de şarttır. Deli ve çocuk tasarruf ehli değildir, çünkü mükellef değildirler. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

    Kalem üç kişiden kaldırılmıştır: Akilİanıncaya kadar deliden, uyanın-caya kadar uyuyandan, buluğ çağına erişinceye kadar çocuktan.[4]

    b. Akid yapan kişiler bunu istek ve iradeleriyle yapmalıdır.

    Yani satan da alan da, bu tasarrufu istek ve iradeleriyle gerçekleştir-melidir. Bunun delili de şu ayettir:

    Mallarınızı aranızda bâtıl bahanelerle yemeyin! Ancak karşılıklı rıza ile yaptığınız ticaret başkadır.

    (Nisa/29)

    Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur: ;

    Alışveriş ancak rıza ile olur.[5]

    Yani alışveriş akdi, ancak kişilerin rızası olduğunda sahih olur. Bu nedenle zorlanan bir kimsenin -rızası olmadığı İçin- akdi (alışverişi) sahih olmaz. Kişinin rızası gizli birşeydir. Kişinin rızası olduğuna -zorlama sözkonusu olmazsa- ancak fiilî veya kalbî tasarruf delâlet eder. Fakat tehdit ve zorlama sözkonusu olduğunda fiili tasarruf, rızanın varlığına delil olamaz. Böyle bir akid şüpheli veya bâtıl kabul edilir ve bu durumda söz yeterli olmaz.

    Şaka ile aldım veya sattım diyen kişinin sözü, zorlanan kimsenin sözü gibidir. Çünkü ikisinde de satan veya alanın rızası yoktur. Ancak zorlanan kişinin alışverişi bir durumda bundan istisna edilir: Meselâ borçlu olan kişi, borcunu ödeyebilecek mala sahip olduğu halde borcunu ödemezse, kadı onu mallarını satıp borcunu ödemeye zorlar ve bu satış -zorlama olmasına rağmen- sahih olur. Çünkü şâri'nin rızası, akid yapanın da rızası sayılır; yani kadı'nın rızası, maİ sahibinin rızası gibidir ve onun yerine kaim olur. -

    c. Akid iki taraflı olmalıdır.

    Yani hem satıcının, hem de alıcının bulunması gerekir; bir kişi hem satıcı, hem de alıcı olmamalıdır. Çünkü alıcının ve satıcının maslahatları birbirinin zıddıdır; satan pahalı satmak, alan da ucuz almak ister. Ayrıca alışverişin birtakım hükümleri vardır ki bunlar satın alınan malın teslim edilmesine bağlıdır, bazı hükümleri de alınan malın bedelinin ödenme-sine bağlıdır. Bu hükümlerin herbirinin üzerine bazı mesuliyetler terettüb eder. Bütün bunların bir kişiyle olması mümkün değildir. Buna binaen kişi bir başkasını bazı malları teslim almak üzere vekil tayin ederse, vekil o mallan kendi için alamaz. Kişi bir başkasını mal almak hususunda vekil tayin ederse, vekilde de o mallar varsa, vekil kendi mallarını müvekkili için satın alamaz. Bir kişi, iki şahsın da vekili olursa, birinin malını diğeri için alamaz ve birinin malını diğerine satamaz. Bunun nedeni yukarıda geçen şartlardır. Dolayısıyla kişi, aynı anda hem davacı, hem de davalı olamaz. Bu kaideden şu durum istisna edilir: Hem baba hem velî olan kişi, kendini idare edemeyen oğlunun malını kendi kendinden satın alabilir, çünkü baba oğluna zarar vermekle itham edilemez, zira oğluna karşı şefkati çok fazladır. Ayrıca kadı da özürlü ve hacr altında bulunan kişilerin mallarını onlar adına satabilir. Çünkü kadı'nın velayeti umumidir. Bazen kadı bu şekilde hareket etmek zorunda kalabilir.

    d. Bey' akdi yapanların kör olmaması gerekir.

    Kör olan kişinin birşey alması ve satması sahih olmaz, çünkü ne sat-tığının kusurunu, ne de aldığının kusurunu görebilir. Bu bakımdan kör olan kişi, kendisi için alışveriş yapacak bir vekil tayin-etmelidir.

    2. Siga

    Siga, alan ve satan kişinin akde razı olduklarını belirten sözdür. Rızanın, akdin sahih olmasının şartı olduğunu söylemiştik. Siga, alıcı ve satıcının akde razı olduklarını ifade eder ve gizli olan rıza yerine geçer. Meselâ satıcının 'Şu elbiseyi sana 100 liraya sattım1 demesi, alıcının da 'Kabul ettim' veya 'Satın aldım' demesi sigadır.


  3. 04.Ocak.2010, 01:25
    2
    Moderatör



    Satış (Bey') Akdinin Rükûnları


    , Bey'in bir akid olduğunu belirtmiştik. Her akdin de kendisiyle oluş-tuğu rükûnları vardır; temel olmazsa duvar örülemez. Akdin sahih ve bağlayıcı olması için de bu rükûnların birtakım şartlarının olması gerekir. Bağlayıcı olmasından maksat, şeriatın akid için takrir ve tesbit ettiği hü-kümlerdir. Allah'ın izniyle bu hükümleri teker teker beyan edeceğiz. Şimdi bey' akdinin rükünlarına gelelim. Bey' akdinin rükûnları üçtür:

    1. Akdin iki kişi tarafından yapılması

    Bu iki kişiden maksat, satan ile alan kişidir. Akid, bu iki kişinin irade-leriyle gerçekleşir. Bunlarda da birtakım şartların bulunması gerekir:

    a. Akid yapan kişilerin âkil-bâliğ olmaları ve mallarında güzel tasar-rufta bulunabilecek durumda olmaları gerekir. Bu bakımdan çocuğun ve delinin satması da alması da sahih olmaz. Sefihliğinden ötürü hacr altına alman kişinin durumu da böyledir. Bunun delili şu ayettir:

    Yetimleri evlenme çağına gelinceye kadar deneyin! Eğer onlarda ol-gunluk görürseniz, mallarını kendilerine verin!

    (Nisa/6)

    Görüldüğü gibi Allah Teâlâ yetimlerin âkil-bâliğ oldukjannda denen-melerini, onlarda mallarında güzel tasarrufta bulunacak olgunluk görü-lürse mallarının kendilerine teslim edilmesini emrediyor. Bu ayet, reşidli-ğin malın teslim edilmesinin şartı olduğuna delâlet etmektedir. Ayrıca re-şidlik, kişinin malında tasarruf etmesinin sahih olmasının da şartıdır. Alışveriş de malda tasarruf etmektir. Öyleyse reşidlik bey1 akdinde de şarttır. Deli ve çocuk tasarruf ehli değildir, çünkü mükellef değildirler. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

    Kalem üç kişiden kaldırılmıştır: Akilİanıncaya kadar deliden, uyanın-caya kadar uyuyandan, buluğ çağına erişinceye kadar çocuktan.[4]

    b. Akid yapan kişiler bunu istek ve iradeleriyle yapmalıdır.

    Yani satan da alan da, bu tasarrufu istek ve iradeleriyle gerçekleştir-melidir. Bunun delili de şu ayettir:

    Mallarınızı aranızda bâtıl bahanelerle yemeyin! Ancak karşılıklı rıza ile yaptığınız ticaret başkadır.

    (Nisa/29)

    Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur: ;

    Alışveriş ancak rıza ile olur.[5]

    Yani alışveriş akdi, ancak kişilerin rızası olduğunda sahih olur. Bu nedenle zorlanan bir kimsenin -rızası olmadığı İçin- akdi (alışverişi) sahih olmaz. Kişinin rızası gizli birşeydir. Kişinin rızası olduğuna -zorlama sözkonusu olmazsa- ancak fiilî veya kalbî tasarruf delâlet eder. Fakat tehdit ve zorlama sözkonusu olduğunda fiili tasarruf, rızanın varlığına delil olamaz. Böyle bir akid şüpheli veya bâtıl kabul edilir ve bu durumda söz yeterli olmaz.

    Şaka ile aldım veya sattım diyen kişinin sözü, zorlanan kimsenin sözü gibidir. Çünkü ikisinde de satan veya alanın rızası yoktur. Ancak zorlanan kişinin alışverişi bir durumda bundan istisna edilir: Meselâ borçlu olan kişi, borcunu ödeyebilecek mala sahip olduğu halde borcunu ödemezse, kadı onu mallarını satıp borcunu ödemeye zorlar ve bu satış -zorlama olmasına rağmen- sahih olur. Çünkü şâri'nin rızası, akid yapanın da rızası sayılır; yani kadı'nın rızası, maİ sahibinin rızası gibidir ve onun yerine kaim olur. -

    c. Akid iki taraflı olmalıdır.

    Yani hem satıcının, hem de alıcının bulunması gerekir; bir kişi hem satıcı, hem de alıcı olmamalıdır. Çünkü alıcının ve satıcının maslahatları birbirinin zıddıdır; satan pahalı satmak, alan da ucuz almak ister. Ayrıca alışverişin birtakım hükümleri vardır ki bunlar satın alınan malın teslim edilmesine bağlıdır, bazı hükümleri de alınan malın bedelinin ödenme-sine bağlıdır. Bu hükümlerin herbirinin üzerine bazı mesuliyetler terettüb eder. Bütün bunların bir kişiyle olması mümkün değildir. Buna binaen kişi bir başkasını bazı malları teslim almak üzere vekil tayin ederse, vekil o mallan kendi için alamaz. Kişi bir başkasını mal almak hususunda vekil tayin ederse, vekilde de o mallar varsa, vekil kendi mallarını müvekkili için satın alamaz. Bir kişi, iki şahsın da vekili olursa, birinin malını diğeri için alamaz ve birinin malını diğerine satamaz. Bunun nedeni yukarıda geçen şartlardır. Dolayısıyla kişi, aynı anda hem davacı, hem de davalı olamaz. Bu kaideden şu durum istisna edilir: Hem baba hem velî olan kişi, kendini idare edemeyen oğlunun malını kendi kendinden satın alabilir, çünkü baba oğluna zarar vermekle itham edilemez, zira oğluna karşı şefkati çok fazladır. Ayrıca kadı da özürlü ve hacr altında bulunan kişilerin mallarını onlar adına satabilir. Çünkü kadı'nın velayeti umumidir. Bazen kadı bu şekilde hareket etmek zorunda kalabilir.

    d. Bey' akdi yapanların kör olmaması gerekir.

    Kör olan kişinin birşey alması ve satması sahih olmaz, çünkü ne sat-tığının kusurunu, ne de aldığının kusurunu görebilir. Bu bakımdan kör olan kişi, kendisi için alışveriş yapacak bir vekil tayin-etmelidir.

    2. Siga

    Siga, alan ve satan kişinin akde razı olduklarını belirten sözdür. Rızanın, akdin sahih olmasının şartı olduğunu söylemiştik. Siga, alıcı ve satıcının akde razı olduklarını ifade eder ve gizli olan rıza yerine geçer. Meselâ satıcının 'Şu elbiseyi sana 100 liraya sattım1 demesi, alıcının da 'Kabul ettim' veya 'Satın aldım' demesi sigadır.





+ Yorum Gönder