Konusunu Oylayın.: İbadette nasıl ihlaslı olmalıyız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İbadette nasıl ihlaslı olmalıyız?
  1. 02.Ocak.2010, 19:39
    1
    Misafir

    İbadette nasıl ihlaslı olmalıyız?

  2. 03.Ocak.2010, 23:09
    2
    İsrâ
    İsrâ

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Ekim.2009
    Üye No: 59972
    Mesaj Sayısı: 1,575
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Almanya

    --->: ibadette nasıl ihlaslı olmalıyız?




    İBADETİN ÖZÜ İHLAS

    İhlas; kişinin, itikatta tevhit inancı üzerine olması, ibadette yalnızca Allah Teâlâ’nın rızasını gözetmesi, insanî ilişkilerde de samimi ve dürüst olmasıdır. İhlas; amelin özü ve kalbin ayarıdır. İhlas, işlerin asıl gayesi ve ürünlerin kalitesidir. Yaptığımız işler ve ifa ettiğimiz ameller, ihlasımıza göre değer kazanır. Allah katında ve insanlar arasında iyi bir kimse olarak tanınmak istiyorsak, her işimizde iyi niyetli ve ihlaslı olmak durumundayız. Çünkü Allah, niyeti iyi ve ihlaslı olanları sever.

    Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimiz, Allah yolunda Mekke’den Medine’ye hicret edenleri müjdeleyince bir sahabi, “Ama ya Rasulallah, filan kimse gerçekten müslüman olmadığı halde sırf sevdiği kadın göç ettiği için ardından o da göç etti” deyince Allah Resulü, “Ameller niyetlere göredir, her kim neye niyet ederse ona kavuşur.” buyurdular.

    İhlasın gerçekleştiği yer kalptir. İhlasın yerleşmediği kalbe riya hakim olur. Yaptığımız iş ne kadar büyük ve değerli görünürse görünsün iyi niyetle, ihlaslı bir şekilde yapılmamışsa Allah katında değersizdir. İnsanların görüntüleri, tatlı sözleri bizi aldatmamalıdır. Riyakarlık çoğunlukla tatlı söz ve cazip görüntü kamuflajı ile ortaya çıkar. Bunun için Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimiz, “Allah sizin bedenlerinize ve görüntünüze bakmaz, Allah sizin kalplerinize ve amellerinize bakar” mübarek sözü ile güzelliğin asıl adresini göstermiştir.

    Allah elbette kalplere bakar çünkü Kur’an-Kerimde “O gün ne mal ne de evlatlar bir fayda verir. Ancak Allah’ın huzuruna temiz bir kalple gelenler (kurtulur)” buyrulmaktadır. Buna göre Allah’ın en has kulları ihlaslı kimseler olmaktadır.

    Allah Teâlâ’ bizden kendisine ihlas ile yönelmemizi, ibadet ve dualarımızı ihlas ile ifa etmemizi istemektedir. Çünkü ihlas ibadetin özüdür. Nitekim Kur’an-ı Kerimde şöyle buyrulmuştur:.

    “(Resulüm!) Biz sana Kitabı hak olarak indirdik. Öyle ise dini Allah’a has kılarak (ihlas ile) kulluk et. De ki: Şüphesiz bana, dini Allah'a has kılarak Ona ibadet etmem emredildi. O daima diridir, Ondan başka ilah yoktur. O halde dinde ihlaslı ve samimi kişiler olarak Ona dua edin.”

    İhlas bir yandan kalbi arındırırken diğer yandan kötülüklere karşı sahibini korur. Nitekim Şeytan, “İhlasa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” derken ihlaslı kimselere zarar veremediğini itiraf etmiştir. Allah Teala da “Benim (ihlaslı) kullarım üzerinde senin hiçbir etkin olmayacaktır. Onlara koruyucu olarak Allah yeter” buyurmuştur.

    İhlaslı sayılmak için iyi niyet yeterli değildir. Bununla birlikte; sağlam bir iman, salih amel, ticari faaliyetlerde samimiyet, ve insanlar arası ilişkilerde dürüstlüğün temel prensip olması gerekir. İhlas, kişinin kalbini, beynini, şahsiyetini her türlü boş işlerden sıyırarak, başlangıçta Allah’ın yaratmış olduğu orijinal tabiata, yani fıtrata dönmesidir. İhlas, sağlam bir iman, güçlü bir irade ve temiz bir kalp ile elde edilir.

    HAZIRLAYANIN ADI : Mukadder Arif YÜKSEL


  3. 03.Ocak.2010, 23:09
    2
    İsrâ



    İBADETİN ÖZÜ İHLAS

    İhlas; kişinin, itikatta tevhit inancı üzerine olması, ibadette yalnızca Allah Teâlâ’nın rızasını gözetmesi, insanî ilişkilerde de samimi ve dürüst olmasıdır. İhlas; amelin özü ve kalbin ayarıdır. İhlas, işlerin asıl gayesi ve ürünlerin kalitesidir. Yaptığımız işler ve ifa ettiğimiz ameller, ihlasımıza göre değer kazanır. Allah katında ve insanlar arasında iyi bir kimse olarak tanınmak istiyorsak, her işimizde iyi niyetli ve ihlaslı olmak durumundayız. Çünkü Allah, niyeti iyi ve ihlaslı olanları sever.

    Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimiz, Allah yolunda Mekke’den Medine’ye hicret edenleri müjdeleyince bir sahabi, “Ama ya Rasulallah, filan kimse gerçekten müslüman olmadığı halde sırf sevdiği kadın göç ettiği için ardından o da göç etti” deyince Allah Resulü, “Ameller niyetlere göredir, her kim neye niyet ederse ona kavuşur.” buyurdular.

    İhlasın gerçekleştiği yer kalptir. İhlasın yerleşmediği kalbe riya hakim olur. Yaptığımız iş ne kadar büyük ve değerli görünürse görünsün iyi niyetle, ihlaslı bir şekilde yapılmamışsa Allah katında değersizdir. İnsanların görüntüleri, tatlı sözleri bizi aldatmamalıdır. Riyakarlık çoğunlukla tatlı söz ve cazip görüntü kamuflajı ile ortaya çıkar. Bunun için Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimiz, “Allah sizin bedenlerinize ve görüntünüze bakmaz, Allah sizin kalplerinize ve amellerinize bakar” mübarek sözü ile güzelliğin asıl adresini göstermiştir.

    Allah elbette kalplere bakar çünkü Kur’an-Kerimde “O gün ne mal ne de evlatlar bir fayda verir. Ancak Allah’ın huzuruna temiz bir kalple gelenler (kurtulur)” buyrulmaktadır. Buna göre Allah’ın en has kulları ihlaslı kimseler olmaktadır.

    Allah Teâlâ’ bizden kendisine ihlas ile yönelmemizi, ibadet ve dualarımızı ihlas ile ifa etmemizi istemektedir. Çünkü ihlas ibadetin özüdür. Nitekim Kur’an-ı Kerimde şöyle buyrulmuştur:.

    “(Resulüm!) Biz sana Kitabı hak olarak indirdik. Öyle ise dini Allah’a has kılarak (ihlas ile) kulluk et. De ki: Şüphesiz bana, dini Allah'a has kılarak Ona ibadet etmem emredildi. O daima diridir, Ondan başka ilah yoktur. O halde dinde ihlaslı ve samimi kişiler olarak Ona dua edin.”

    İhlas bir yandan kalbi arındırırken diğer yandan kötülüklere karşı sahibini korur. Nitekim Şeytan, “İhlasa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” derken ihlaslı kimselere zarar veremediğini itiraf etmiştir. Allah Teala da “Benim (ihlaslı) kullarım üzerinde senin hiçbir etkin olmayacaktır. Onlara koruyucu olarak Allah yeter” buyurmuştur.

    İhlaslı sayılmak için iyi niyet yeterli değildir. Bununla birlikte; sağlam bir iman, salih amel, ticari faaliyetlerde samimiyet, ve insanlar arası ilişkilerde dürüstlüğün temel prensip olması gerekir. İhlas, kişinin kalbini, beynini, şahsiyetini her türlü boş işlerden sıyırarak, başlangıçta Allah’ın yaratmış olduğu orijinal tabiata, yani fıtrata dönmesidir. İhlas, sağlam bir iman, güçlü bir irade ve temiz bir kalp ile elde edilir.

    HAZIRLAYANIN ADI : Mukadder Arif YÜKSEL





+ Yorum Gönder