Konusunu Oylayın.: İslamda Caminin ehemmiyeti

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İslamda Caminin ehemmiyeti
  1. 01.Ocak.2010, 19:32
    1
    Misafir

    İslamda Caminin ehemmiyeti






    İslamda Caminin ehemmiyeti Mumsema Islamda Caminin önemi Ve Bölümleri
    Lütffen Açınız ödevim
    Dir


  2. 01.Ocak.2010, 19:32
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 11.Ağustos.2014, 15:40
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Islamda Caminin ehemmiyeti




    CAMİ VE MESCİDLERİN ÖNEMİ/BÖLÜMLERİ
    Islamda Caminin önemi Ve Bölümleri


    Mescid,Secde edilen yer, namazgâh, cami yerine kullanılan namaz yeri. Aşırı saygı göstermek, alnını yere koymak, baş eğmek, eğilmek anlamlarına gelen “sücûd” masdarından yer ismi. Çoğulu “mesâcid” mescitlerin büyüğüne “cami” denir. Çoğulu “cevâmi”dir. Cami; toplayan toplayıcı demektir. Beş vakit namazda cuma ve bayram namazlarında mü’minleri bir araya topladığı için bu isim verilmiştir. İbadet edilen yer, tapınak anlamında “ma’bed” ve çoğulu “meâbid” de kullanılır.Ecdadımız Anadoluda, ibadethanelerin büyük yapıda olanlarına “cami” küçüklerine ise “mescit” adını vermişlerdir.

    Yeryüzünde kurulan ilk mescit Kâbe-i Muazzama’dır. Allahu Teâlâ şöyle buyurur: “İnsanlar için yeryüzünde kurulan ilk ev Mekke’de bulunan mübarek ve âlemler için bir hidayet kaynağı olan Kâbedir” (Âl-i İmran, 3/96).

    Câmi ve mescidler, İslam’ın temel müesseselerinden birisi hatta en başta gelenidir. Yüce Mevla’ya topluca ibadet etmek üzere yapılan bu mabetler birer “beytullah” yani Allah’ın evidir.
    “Câmi: Toplayıcı, toplayan, kaplayan, Müslümanların ibadet gayesiyle toplandıkları yer, ma’bed.
    “Câmi terimi (cemaatleri) bir araya getiren mescid anlamındaki “el-Mescidü’l-Câmi”den kısaltılarak sonradan kullanılmaya başlanmıştır.
    Camiler Müslümanların ibadethaneleridir; ibadethaneler ise toplumumuzun vazgeçilmez dini müesseselerindendir.
    Büyük olanları camii, küçükleri ise mescit adıyla kültür hayatımıza intikal eden bu mekanlar Peygamber Efendimizin ifadesiyle “ Beldelerin Allah’a en sevimli yerleri” olarak bilinmektedir. Tevbe suresinin 17. ayetinde işaret buyrulduğu gibi mescitler ve camiler kimsenin malı değil Allah’ındır. Kabe’nin bir adının da Beytullah olduğu bilinmektedir. Beytullah Allah’ın evi demektir. Bu durum Kabe’nin ve camilerin şerefini belirtmesi bakımından önemlidir. Allah’ın Kabe’si olarak da bilinen camiler, Hadis-i Kutside de belirtildiği gibi “ Yeryüzünde yayılmış Allah’ın evleridir.” Kabeyi ziyaret edenlere Allah’ın ikramının olduğu gibi camileri ziyaret edenlere de (ibadet edenler) ikramı vardır.
    Kur’an’da, hadislerde ve ilk tarihi kaynaklarda “câmi” yerine “mescid” kelimesi geçmektedir. “Mescid”, “secde edilen yer” anlamında bir mekan ismidir. Namazın başka rükünleri de olmasına rağmen, ibadet edilen yer, önemine binaen secdeye izafe edilmiştir. İnsanın daha ilk yaratılışında şahit olduğu secde (Bakara, 2/34) hürmet ve tazimin en güzel ifadesidir. Hz. Peygamber (sav) onu, kulun Allah’a en yakın anı olarak vasıflandırmıştır. (Nesai, Tatbik, 78) İçinde Allah’a ibadet edilen her yere mescid denilmiştir. (Şamil İslam Ans. Cami maddesi)
    Medine’de müminlerin Hz. Peygamber çevresinde birleştikleri merkez, Mescid-i Nebevi idi ve merkez olması sebebiyle Peygamberimiz halkın bütün işlerini bu mescidde görüşür ve hallederdi.
    Daha sonraları ise şartlar değiştikçe, ihtiyaçlara binaen camilerde görülen bazı işler yerini bağımsız yeni kurumlara bırakmıştır.
    Peygamber efendimiz de cami yaptırmakla ilgili olarak şöyle buyuruyor: “Kim Allah rızasını gözeterek, Allah için bir mescid yaptırırsa, Allah da onun için cennette bir köşk yaptırır.” (Müslim, Zühd, 3)
    Mescidlerin manevi imarı ile ilgili olarak Hz. Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor: “Bir adamın mescidlere gidip gelmeyi alışkanlık haline getirdiğini görürseniz, onun imanlı olduğuna şehadet ediniz. Çünkü Cenab-ı Allah: Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimseler imar eder” buyuruyor.” ( (Vehbe Zuhayli, age, V, 343)
    Bir ilahi hadiste ise Allah’u Teala’nın şöyle buyurduğu bildiriliyor: “Ben yeryüzü halkına azap etmeyi murat ettiğimde, mescidleri inşa, tamir, tanzif ve tenvir edenleri, benim rızam için sevişenleri ve seher vakitlerinde istiğfar edenleri görünce onlara azap etmekten vazgeçerim.” (Hasan Hüsnü Erdem, İlahi Hadisler, 28)
    Cami ve cemaatin önemi bu hadislerde açık bir şekilde bildirilmiştir. Camide Müslümanlar günde en az beş defa bir araya gelerek topluca namazlarını eda ederler. Namazlarımızda Mescidü’l-Haram’da bulunan Kabe’ye doğru yöneliriz. Bundan dolayıdır ki camiler de Kabe’nin birer şubesi gibidirler.
    Kur’an-ı Kerim’de Allah Teala “Allah’ın mescidlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir.” (Bakara, 2/114) buyurarak camilere düşmanlık edip, onların harap olmasını isteyen ve orada Allah’ın anılmasına engel olanların en zalim kişiler olduğunu bizlere bildirmiştir.
    Diyanet İşleri Başkanlığımız camilerin, dini ve sosyal hayattaki önemini dikkate alarak 1986 yılından buyana 1-7 Ekim tarihleri arasında camiler haftası, 2003 tarihinden beri de Camiler ve Din Görevlileri Haftası olarak kutlanmaktadır.
    Şüphesiz camilerin yapımı kadar bakım ve temizliği de önemlidir. Peygamber Efendimiz “Temizlik imandandır”, “Allah temizdir, temizliği sever” buyurarak bu hususa dikkat çekmiştir. Bakara suresi 125 ve hac suresi 26. ayetlerinde Hz. İbrahim ve İsmail (a.s.) a “evimi temiz tutun” buyurularak Beytullahın temizliğinin ciddi bir iş olduğu kadar cami ve mescitlerin temizliğinin de gerekli olduğu ifade edilmiştir. Tarihi seyri içerisinde birlik ve beraberliğimizin sembolleştiği, ilim ve kültür merkezi olarak toplumdaki yerini alan camilerimizin mimari bakımından milletimizin hayatındaki yeri de büyüktür. Türk sanat ve zevkinin en güzel ve en harika eserleridir. Müslüman olmuş batılı bir yazar bu hususu şöyle özetlemiştir. “Bütün sanatlar camiye, cami de ibadete götürür”
    Allah isminin elifi gibi adeta göklere yükselen ince minareleriyle camilerimiz ülkemizin simgesi, İslam’ın manevi mührüdür. Şairin dediği gibi

    CAMİLERİN BÖLÜMLERİ VE ÖZELLİKLERİ
    Pencere: Kubbede ve duvarlarda iki-üç sıradır, alttakiler düz atkılı ve düz camlı, üsttekiler kemerli ve renkli işlemeli camlıdır. Işık belli bir miktar ve ölçüyle pencereden sahına girer.
    Mihrap: İmamın durduğu yer, çıkıntılıdır.
    Duvar: Kerpiç, tuğla, kaba yontmataş, tuğla hatıllı taş duvar, kesmetaş. Pencere ve kapı kemerleri ve atkılarındaki duvara ayaklama denir. Dış duvar kaplaması mermer, iç duvar kaplaması çini olur. Duvar üstleri üçgen veya değirmidir.
    Minber: İmamın hutbe okumak için çıktığı yer. Mihrabın sağındadır.
    Kürsü: Vaaz yeri.
    Muvakkithane: Dış avlu kapısı yanındaki vakit tayini binası. Muvakkit, güneş saatiyle ezan saatini ayarlar.
    Hünkar Mahfeli: Selatin camilerinde padişahların namaz kıldığı yer.
    Son Cemaat Yeri: Namazın ilk vaktine gelemeyenler için ayrılmış yer.
    Minare: Müezzinin çıkıp ezan okuduğu yer.
    Şerefe: Minare gövdesindeki bir veya birçok balkon. Müezzinin durduğu yer.
    Mahya: İki minare arasına asılan ışıklı yazı levhası.
    Mahfil: Camilerde parmaklıkla ayrılmış yüksek yer.
    Hazire: Camiyi yaptıranın, ailesinin, devlet erkanının lahitlerinin bulunduğu yer.
    İmam odası: İmam ve müezzinin odası.
    Şadırvan: Elbise askılıkları ve oturma sehpaları, içinde su bulunan hazne, musluklar, takunyaları bulunan avlu ortasındaki abdest yeri.
    Avlu: Caminin giriş kapısına bakan geniş alan.
    Gasilhane: Cenaze yıkamak için ayrılan yer. Ortasında teneşir tahtası, su araçları, yıkayıcı elbisesi, çizmesi, önlüğü, tabut ve tabuta örtülen yeşil örtü bulunur. Tuvalet: Avluda yer alan eski taşlı veya yeni taşlı, tek veya birçok bölümlü ayakyolu.
    Ayakkabılık: Cami kapısı girişinde dışta veya içte, yanlarda bulunan raflı, dolaplı sistem.
    Kitabe: Cami ana kapısı üzerinde, Arap harfleriyle, caminin tarihi ve mimarına ait bilgiler ihtiva eden levha.
    Hat: Cami tavanında, tavan katında bulunan bant halinde yahut levha halindeki yazılar.
    Sütun: Anakubbenin yaslandığı ayaklar. Şadırvan ve dış ya da iç avlunun, son cemaat yerinin direkleri.
    Merdiven: Subasman üzerine yapılmış camilerde, camiye çıkılan basamaklı yer.
    Kapılar: Dış kapılar avluda, son cemaat kapısı ve anakapı.
    Türbe: Genellikle kubbeli, camiye bitişik, etrafı açık mezarlık.
    Kurs odaları: Külliyelerde imamların öğrencilere ders verdiği yerler.
    Yer örtüsü: Hemen her camide halı. Son cemaat yerinde hasır, muşamba örtüler.
    Kapı örtüsü: Kenarları işlemeli kalın muşamba örtü.
    Avize: Yüzlerce tek kandil veya ortada büyük bir avize.
    Vaiz: İbadethanelerde, genellikle camilerde güzel nasihatler veren, kürsüde oturarak her gün veya cuma namazı öncesinde ayet ve hadislerle cemaate dersler veren hoca.
    Kubbe: Camiler başta olmak üzere yapılarda yarım küre şeklindeki dam. Kasnak, kemer, tavan ve pencereleri vardır. En büyük kubbe Selimiye Camii kubbesidir.
    Musalla taşı: Camilerde cenazelerin üzerine konulup cenaze namazının imam tarafından önünde kıldırıldığı taş.
    MİNARENİN BÖLÜMLERİ
    Minarenin bölümleri kaide, gövde, şerefe, petek, külah, alem ve paratonerdir. En üstteki külah, minarenin çatısıdır ve kurşun kaplamadır. Külahın ucunda çoğunlukla bir hilal olan alem bulunur. Külahla şerefe arasına petek denir. Şerefenin altındaki kısım gövde, bunun üzerine oturduğu kısma pabuç ve minarenin oturduğu yere kaide veya kürsü denilir. Minarenin kapısı içtedir ve merdivenle şerefeye çıkılır.


  4. 11.Ağustos.2014, 15:40
    2
    Devamlı Üye



    CAMİ VE MESCİDLERİN ÖNEMİ/BÖLÜMLERİ
    Islamda Caminin önemi Ve Bölümleri


    Mescid,Secde edilen yer, namazgâh, cami yerine kullanılan namaz yeri. Aşırı saygı göstermek, alnını yere koymak, baş eğmek, eğilmek anlamlarına gelen “sücûd” masdarından yer ismi. Çoğulu “mesâcid” mescitlerin büyüğüne “cami” denir. Çoğulu “cevâmi”dir. Cami; toplayan toplayıcı demektir. Beş vakit namazda cuma ve bayram namazlarında mü’minleri bir araya topladığı için bu isim verilmiştir. İbadet edilen yer, tapınak anlamında “ma’bed” ve çoğulu “meâbid” de kullanılır.Ecdadımız Anadoluda, ibadethanelerin büyük yapıda olanlarına “cami” küçüklerine ise “mescit” adını vermişlerdir.

    Yeryüzünde kurulan ilk mescit Kâbe-i Muazzama’dır. Allahu Teâlâ şöyle buyurur: “İnsanlar için yeryüzünde kurulan ilk ev Mekke’de bulunan mübarek ve âlemler için bir hidayet kaynağı olan Kâbedir” (Âl-i İmran, 3/96).

    Câmi ve mescidler, İslam’ın temel müesseselerinden birisi hatta en başta gelenidir. Yüce Mevla’ya topluca ibadet etmek üzere yapılan bu mabetler birer “beytullah” yani Allah’ın evidir.
    “Câmi: Toplayıcı, toplayan, kaplayan, Müslümanların ibadet gayesiyle toplandıkları yer, ma’bed.
    “Câmi terimi (cemaatleri) bir araya getiren mescid anlamındaki “el-Mescidü’l-Câmi”den kısaltılarak sonradan kullanılmaya başlanmıştır.
    Camiler Müslümanların ibadethaneleridir; ibadethaneler ise toplumumuzun vazgeçilmez dini müesseselerindendir.
    Büyük olanları camii, küçükleri ise mescit adıyla kültür hayatımıza intikal eden bu mekanlar Peygamber Efendimizin ifadesiyle “ Beldelerin Allah’a en sevimli yerleri” olarak bilinmektedir. Tevbe suresinin 17. ayetinde işaret buyrulduğu gibi mescitler ve camiler kimsenin malı değil Allah’ındır. Kabe’nin bir adının da Beytullah olduğu bilinmektedir. Beytullah Allah’ın evi demektir. Bu durum Kabe’nin ve camilerin şerefini belirtmesi bakımından önemlidir. Allah’ın Kabe’si olarak da bilinen camiler, Hadis-i Kutside de belirtildiği gibi “ Yeryüzünde yayılmış Allah’ın evleridir.” Kabeyi ziyaret edenlere Allah’ın ikramının olduğu gibi camileri ziyaret edenlere de (ibadet edenler) ikramı vardır.
    Kur’an’da, hadislerde ve ilk tarihi kaynaklarda “câmi” yerine “mescid” kelimesi geçmektedir. “Mescid”, “secde edilen yer” anlamında bir mekan ismidir. Namazın başka rükünleri de olmasına rağmen, ibadet edilen yer, önemine binaen secdeye izafe edilmiştir. İnsanın daha ilk yaratılışında şahit olduğu secde (Bakara, 2/34) hürmet ve tazimin en güzel ifadesidir. Hz. Peygamber (sav) onu, kulun Allah’a en yakın anı olarak vasıflandırmıştır. (Nesai, Tatbik, 78) İçinde Allah’a ibadet edilen her yere mescid denilmiştir. (Şamil İslam Ans. Cami maddesi)
    Medine’de müminlerin Hz. Peygamber çevresinde birleştikleri merkez, Mescid-i Nebevi idi ve merkez olması sebebiyle Peygamberimiz halkın bütün işlerini bu mescidde görüşür ve hallederdi.
    Daha sonraları ise şartlar değiştikçe, ihtiyaçlara binaen camilerde görülen bazı işler yerini bağımsız yeni kurumlara bırakmıştır.
    Peygamber efendimiz de cami yaptırmakla ilgili olarak şöyle buyuruyor: “Kim Allah rızasını gözeterek, Allah için bir mescid yaptırırsa, Allah da onun için cennette bir köşk yaptırır.” (Müslim, Zühd, 3)
    Mescidlerin manevi imarı ile ilgili olarak Hz. Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor: “Bir adamın mescidlere gidip gelmeyi alışkanlık haline getirdiğini görürseniz, onun imanlı olduğuna şehadet ediniz. Çünkü Cenab-ı Allah: Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimseler imar eder” buyuruyor.” ( (Vehbe Zuhayli, age, V, 343)
    Bir ilahi hadiste ise Allah’u Teala’nın şöyle buyurduğu bildiriliyor: “Ben yeryüzü halkına azap etmeyi murat ettiğimde, mescidleri inşa, tamir, tanzif ve tenvir edenleri, benim rızam için sevişenleri ve seher vakitlerinde istiğfar edenleri görünce onlara azap etmekten vazgeçerim.” (Hasan Hüsnü Erdem, İlahi Hadisler, 28)
    Cami ve cemaatin önemi bu hadislerde açık bir şekilde bildirilmiştir. Camide Müslümanlar günde en az beş defa bir araya gelerek topluca namazlarını eda ederler. Namazlarımızda Mescidü’l-Haram’da bulunan Kabe’ye doğru yöneliriz. Bundan dolayıdır ki camiler de Kabe’nin birer şubesi gibidirler.
    Kur’an-ı Kerim’de Allah Teala “Allah’ın mescidlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir.” (Bakara, 2/114) buyurarak camilere düşmanlık edip, onların harap olmasını isteyen ve orada Allah’ın anılmasına engel olanların en zalim kişiler olduğunu bizlere bildirmiştir.
    Diyanet İşleri Başkanlığımız camilerin, dini ve sosyal hayattaki önemini dikkate alarak 1986 yılından buyana 1-7 Ekim tarihleri arasında camiler haftası, 2003 tarihinden beri de Camiler ve Din Görevlileri Haftası olarak kutlanmaktadır.
    Şüphesiz camilerin yapımı kadar bakım ve temizliği de önemlidir. Peygamber Efendimiz “Temizlik imandandır”, “Allah temizdir, temizliği sever” buyurarak bu hususa dikkat çekmiştir. Bakara suresi 125 ve hac suresi 26. ayetlerinde Hz. İbrahim ve İsmail (a.s.) a “evimi temiz tutun” buyurularak Beytullahın temizliğinin ciddi bir iş olduğu kadar cami ve mescitlerin temizliğinin de gerekli olduğu ifade edilmiştir. Tarihi seyri içerisinde birlik ve beraberliğimizin sembolleştiği, ilim ve kültür merkezi olarak toplumdaki yerini alan camilerimizin mimari bakımından milletimizin hayatındaki yeri de büyüktür. Türk sanat ve zevkinin en güzel ve en harika eserleridir. Müslüman olmuş batılı bir yazar bu hususu şöyle özetlemiştir. “Bütün sanatlar camiye, cami de ibadete götürür”
    Allah isminin elifi gibi adeta göklere yükselen ince minareleriyle camilerimiz ülkemizin simgesi, İslam’ın manevi mührüdür. Şairin dediği gibi

    CAMİLERİN BÖLÜMLERİ VE ÖZELLİKLERİ
    Pencere: Kubbede ve duvarlarda iki-üç sıradır, alttakiler düz atkılı ve düz camlı, üsttekiler kemerli ve renkli işlemeli camlıdır. Işık belli bir miktar ve ölçüyle pencereden sahına girer.
    Mihrap: İmamın durduğu yer, çıkıntılıdır.
    Duvar: Kerpiç, tuğla, kaba yontmataş, tuğla hatıllı taş duvar, kesmetaş. Pencere ve kapı kemerleri ve atkılarındaki duvara ayaklama denir. Dış duvar kaplaması mermer, iç duvar kaplaması çini olur. Duvar üstleri üçgen veya değirmidir.
    Minber: İmamın hutbe okumak için çıktığı yer. Mihrabın sağındadır.
    Kürsü: Vaaz yeri.
    Muvakkithane: Dış avlu kapısı yanındaki vakit tayini binası. Muvakkit, güneş saatiyle ezan saatini ayarlar.
    Hünkar Mahfeli: Selatin camilerinde padişahların namaz kıldığı yer.
    Son Cemaat Yeri: Namazın ilk vaktine gelemeyenler için ayrılmış yer.
    Minare: Müezzinin çıkıp ezan okuduğu yer.
    Şerefe: Minare gövdesindeki bir veya birçok balkon. Müezzinin durduğu yer.
    Mahya: İki minare arasına asılan ışıklı yazı levhası.
    Mahfil: Camilerde parmaklıkla ayrılmış yüksek yer.
    Hazire: Camiyi yaptıranın, ailesinin, devlet erkanının lahitlerinin bulunduğu yer.
    İmam odası: İmam ve müezzinin odası.
    Şadırvan: Elbise askılıkları ve oturma sehpaları, içinde su bulunan hazne, musluklar, takunyaları bulunan avlu ortasındaki abdest yeri.
    Avlu: Caminin giriş kapısına bakan geniş alan.
    Gasilhane: Cenaze yıkamak için ayrılan yer. Ortasında teneşir tahtası, su araçları, yıkayıcı elbisesi, çizmesi, önlüğü, tabut ve tabuta örtülen yeşil örtü bulunur. Tuvalet: Avluda yer alan eski taşlı veya yeni taşlı, tek veya birçok bölümlü ayakyolu.
    Ayakkabılık: Cami kapısı girişinde dışta veya içte, yanlarda bulunan raflı, dolaplı sistem.
    Kitabe: Cami ana kapısı üzerinde, Arap harfleriyle, caminin tarihi ve mimarına ait bilgiler ihtiva eden levha.
    Hat: Cami tavanında, tavan katında bulunan bant halinde yahut levha halindeki yazılar.
    Sütun: Anakubbenin yaslandığı ayaklar. Şadırvan ve dış ya da iç avlunun, son cemaat yerinin direkleri.
    Merdiven: Subasman üzerine yapılmış camilerde, camiye çıkılan basamaklı yer.
    Kapılar: Dış kapılar avluda, son cemaat kapısı ve anakapı.
    Türbe: Genellikle kubbeli, camiye bitişik, etrafı açık mezarlık.
    Kurs odaları: Külliyelerde imamların öğrencilere ders verdiği yerler.
    Yer örtüsü: Hemen her camide halı. Son cemaat yerinde hasır, muşamba örtüler.
    Kapı örtüsü: Kenarları işlemeli kalın muşamba örtü.
    Avize: Yüzlerce tek kandil veya ortada büyük bir avize.
    Vaiz: İbadethanelerde, genellikle camilerde güzel nasihatler veren, kürsüde oturarak her gün veya cuma namazı öncesinde ayet ve hadislerle cemaate dersler veren hoca.
    Kubbe: Camiler başta olmak üzere yapılarda yarım küre şeklindeki dam. Kasnak, kemer, tavan ve pencereleri vardır. En büyük kubbe Selimiye Camii kubbesidir.
    Musalla taşı: Camilerde cenazelerin üzerine konulup cenaze namazının imam tarafından önünde kıldırıldığı taş.
    MİNARENİN BÖLÜMLERİ
    Minarenin bölümleri kaide, gövde, şerefe, petek, külah, alem ve paratonerdir. En üstteki külah, minarenin çatısıdır ve kurşun kaplamadır. Külahın ucunda çoğunlukla bir hilal olan alem bulunur. Külahla şerefe arasına petek denir. Şerefenin altındaki kısım gövde, bunun üzerine oturduğu kısma pabuç ve minarenin oturduğu yere kaide veya kürsü denilir. Minarenin kapısı içtedir ve merdivenle şerefeye çıkılır.





+ Yorum Gönder